Etiket: Diyetisyen

  • Uzman Diyetisyen, Anne Sütünü Arttırmanın Püf Noktalarını Anlattı

    Uzman Diyetisyen Işın Sayın, bebeklerin temel besini olan anne sütünü arttırmanın yollarını anlattı. Sayın, “Bebeğinize yetecek miktarda ve kaliteli içerikte süt üretimi; tek ve en önemli işinizdir. Anne sütü kesinlikle ilk 6 ay, tercihen en az 1 yıl bebeğinizin mutlak hakkıdır” dedi.

    Uzman Diyetisyen Işın Sayın, “Anne sütü, bebeğinizin muhtaç olduğu besindir. Olağanüstü bileşimini karşılamayı başarabilen bir mama hala yoktur. Tüm lif, amino asit, esansiyel yağ asitleri, vitamin ve mineralleri mamalara ekleseler bile mamalar; anne sütündeki bağışıklık faktörü olan antikorları ve anne bebek temasına bağlı pekişen sevgiyi henüz karşılayabilmiş değildir” derken, annelerin cevabını beklediği hayati soruyu da yineledi: “Bunca özelliğine karşılık, acaba anneler beslenmelerine ne kadar özen gösteriyorlar? Annede 9 aylık gebelikten sonra yetecek depo vitamin ve mineral var mı?”

    ANNE SÜTÜ NEDEN KESİLİR?

    “Anne iyi beslense bile, anne sütü dış etkenlere özellikle duygusal ve hormonal değişikliklere çok açıktır” diyen Uzman Diyetisyen Işın Sayın, sütün azalması ya da kesilmesinin en büyük nedeninin stres olduğunu da ifade etti. Sayın,“Süt yetecek mi diye strese girersiniz, kesilir. Birisi sizi üzer, suçlu hormonlarınızdır, süt kesilir. Bebek gece boyunca ağlar, yorulur dinlenemezsiniz, süt kesilir. Harika beslenir, nefis yemekler yapmayı başarırsınız, öğün arası saatler açılır, süt kesilir. Düzenli beslenirsiniz ancak, yeterince su içememişsinizdir; süt kesilir. Fazla kilolardan kurtulsanız mutlu olacağınızı düşünürsünüz, bir diyet, arkasından, süt kesilir. Spor yaparsınız, yorulursunuz, süt gitti” şeklinde konuştu.

    “ANNE SÜTÜ TÜM BEBEKLERİN HAKKIDIR”

    Işın Sayın, “Halbuki bebeğinize yetecek miktarda ve kaliteli içerikte süt üretimi; tek ve en önemli işinizdir. Ancak kolay değildir. Sütünüz bir kere kesildiyse, hemen pes etmek yok. Çok sevdiğim bir söz: “Kaybeden yoktur, vazgeçen vardır.” Anne sütü kesinlikle ilk 6 ay, tercihen en az 1 yıl bebeğinizin mutlak hakkıdır. Düşünün ki; bir daha asla isteseniz de, anne sütü veremeyeceksiniz. Bebeğinizin size temasının tadını çıkarın. İçinizde akıp duran mutluluğa konsantre olun. Yüreğinizden anne sütüne akan aşk, sütünüzün devamlılığını sağlayan en önemli faktördür. Bunu hiç unutmayın. Çünkü; süt salınımı ile ilgili hormonlar beyniniz tarafından organize ediliyor. Düzenli pompa sandığınızdan çok daha etkilidir. Tüm mazeretleri pas geçin, inatla 3 saatte bir 15’er dakika sağın, bir süre sonra tempoya girecektir” diye konuştu.

    “UZMAN DİYETİSYENDEN SÜTÜ ARTTIRAN ÖNERİLER”

    Anne sütünü arttırmanın püf noktalarını paylaşan Işın Sayın şunları söyledi:

    “Evin en sık turladığınız odalarında sürahi ve 400-500 ml su dolu bardak bulundurun. Gördükçe bardağı mutlaka bitirin. Veya yarımşar litrelik cam veya çelik mataralarınız olsun. Unutmayın, ne yerseniz yiyin, hiç su içmeden süt üretemez, üretilen sütü akışkan hale getiremezsiniz. Anne sütünün yüzde 85’i sudur. Gün boyu: içeceğiniz toplam 4 litre suya da toplamda 1 su bardağı pekmez ekleyin. En işlev gören, en iyi karışım budur. Bu yüzden öğünlerde çok sınırlı karbonhidrat alın. Süt bezlerinde süt üretimi için kullanılan en temel yakıt ne yazık ki şekerdir. Böylece bol su ve 1 bardak sudaki tadı belli olmayan şekeri azar azar tüm güne kesintisiz yaymış olduk. Sütte kesinti riskini önlemeye yardımcı olduğunu söyleyebilirim. Bunu uygularken kilo ve sağlık için aşağıda belirtilenin dışında gün boyu hiç pirinç, patates, hamur işi, başka tatlı veya bol ekmek yok. Kahvaltıda yumurta (tercihen organik) tüketin. Yeterli protein almalısınız ki; sütün protein kalitesi artsın. 1 ince dilim sıkı yapılı, kof olmayan çavdarlı/kepekli/tam tahıllı/tam buğday/karışık tahıllı vb esmer ekmekleri tercih edin. Mevsim yeşilliklerinden her öğün iyi yıkanmış olarak tüketin. İçerdiği B vitaminleri karbonhidrattan aldığınız enerjiyi yakmanıza yardımcıdır. 1 parça peynirdeki kalsiyum ve yeşillikteki lifler kemiklerinizin en değerli ihtiyacıdır”.

    “Ceviz, yer fıstığı ve bademi ara öğün olarak tüketin. Toplamda 10-15 adet yemeniz yeterlidir” diyen Işın Sayın, “Öğle yemeğinde 8-10 çorba kaşığı sebze yemeği ile 5 çorba kaşığı (tercihen probiyotik) yoğurt olsun. 1 dilim ekmekte durun, bol yeşillik ve çiğ havuçtan devam edin. Ara öğün olarak, 1 bardak sıcak süte taze kakao ve çubuk tarçın ekleyin. Hem çikolata hem de tatlı isteğinizi yatıştırmaya yardımcı olacaktır. Bir diğer formül de şöyle: Süte muz ve toz tarçın ekleyerek parçalayıcıdan geçirin. Köpük köpük muzlu tarçınlı sütünüz afiyet olsun. Akşam yemeğinde: Mutlaka etli sebze yemeği, köfte, et, kıymalı veya kuşbaşı etli bir yemek tercih edin. Yanında da bol yoğurt ile yeterince protein aldığınızdan emin olun. Yoğurt tokluk verecek, kan şekerinizi dengeleyecektir. 2-3 çorba kaşığı bulgur pilavı eklenebilir. Bol yeşillik tüketin, üstünde en çok 1 çorba kaşığı çiğ natürel sızma zeytinyağı olsun. Haftada 2 kez yalnız 1 dilim ekmekle yiyeceğiniz, balık ve az yağlı salata da omega yağ asitleri alımınızı idealize edecektir. Bebeğinizin zihinsel gelişimi için iyot sayesinde de önemli bir bileşimi vardır. Dikkat: Bol yeşilliği unutmayın. Gece yatmadan, pişmeden rendelenmiş ayva/armut/elmadan biri üzerine toz tarçın ve  ceviz ekleyip kaşıkla yiyin. Üzerine 10 adet yer fıstığı yiyin. Antioksidan etki ile bebeğinizdeki hücre yenilenmesi hızlanacak, siz de tazeleneceksiniz. Diğer bir formül ise; ayva/elma/armuttan birinin çekirdeklerini atın, limon damlası ve toz tarçınla pişirme kağıdı üstünde fırınlayın. Soğuk ya da sıcak olarak cevizle tüketebilir, üzerine fıstık yiyebilirsiniz. Bitki çayları ve kahveden uzak kalın. 2-3 bardak açık şekersiz limon dilimli çay içilebilir. Deneyin, bu bildiğimiz ve elimizden gelen en iyi iş çıkaran formüldür.”

  • Diyetisyen Fatma Baysal: ’’Düzensiz Anne Sütü Alan Çocuk Yemek Seçiyor’’

    İzmir Üniversitesi Hastanesi Diyetisyeni Fatma Baysal, beslenme alışkanlığının bebeklik çağında başlayan bir davranış şekli olduğunu belirterek, ’’Bebeğin anne sütünü düzensiz alması ve ek besinlerin karışım halinde verilmesi sonraki dönemde çocukların yemek seçmesine neden oluyor’’ dedi.

    Beslenme konusunda ailelerin yaşadığı en büyük problemlerden biri çocuklarının yemek seçmesidir. Aileler, çocuklarına sağlıklı ve dengeli beslenmeyi öğretmek ve yemek seçme alışkanlığından vazgeçirmek için bebeklik çağında harekete geçmelidir. İzmir Üniversitesi Hastanesi Diyetisyeni Fatma Baysal, ailelerin bebeklerine olan yaklaşımın çocuğun beslenme alışkanlığı üzerinde etkili olduğunu kaydederek, ’’Anne sütü ve ek besinlere geçilmesiyle birlikte dil üzerindeki tat hücreleri zenginleşmeye başlar. Beslenme sorunlarının oluşmasında bebeklik çağından itibaren annenin bebeğe yaklaşımı ve anne sütünün düzensiz alınması büyük etki gösterir. Ek besinlere geçilmesi ile birlikte besinlerin karışım halinde verilmesi bebeğin, besinlerin tadını ayrı ayrı almasına engel olduğu için yemek seçmesine neden olabilir. Çocuğun her tadı alması sağlanmalıdır” dedi.

    ÖĞRETMENLERİ YÖNLENDİRİCİ OLMALI

    Diyetisyen Fatma Baysal, ’’Okul çağından itibaren öğretmen ve arkadaşlık ilişkileri de çocuğun yeme davranışını etkiyebilir. Çocuk çoğu kez aileden çok öğretmenin sözünü dinleyebilir ve onu rol model olarak alabilir. Öğretmen bu durumda beslenme eğitimini de önemsemelidir. Örnek olarak ‘mevsim sebzeleri nelerdir, sağlıklı beslenmenin vücudumuz önemi nedir’ gibi bilgileri de öğrencilere vermelidir. Ayrıca okuldaki kantinler ve yemekhane mutlaka sağlıklı beslenmeye uygun hale getirilmeli, çocukların aralarda atıştırmalar yerine daha sağlıklı tercihler de bulunmasını sağlamalılardır’’ diye konuştu.

    SEVMEDİĞİ YEMEĞİ SÜSLEYİN

    Çocuğunuza sofrayı neşeli hale getirin diyen Diyetisyen Fatma Baysal, ’’Çocuğunuz sebze yemiyorsa sevdiği yemeklere, çorbalara, köftelere rendelenmiş sebze eklenebilir bu şekilde fark etmeden tüketmesi sağlanabilir. Bu sebzeler, sevdiği yemeklere çocuğun seveceği şekilde süsleme olarak kullanabilir. Yemek masasında ona özel renkli çatal kaşık ve tabak kullanımı ilgisini çekebilir. Yemekten önce çocuğa atıştırmalık (cips, çikolata) besin verilmemelidir. Çocuğun sofraya aç oturulması sağlanmalıdır. Ailenin beslenme tarzı da çocuğun alışkanlıklarını etkilemektedir. Bir yaşından sonra çocuk aile ile birlikte sofraya oturmalıdır. Yemekler çeşitlendirilerek çocuğun farklı besinlerin tadını alması sağlanmalıdır’’ diye konuştu.

    YEMEYE ZORLAMAYIN

    Çocukların yiyecekle korkutulmaması gerektiğini ifade eden Baysal, ’’Eğer çocuk bir besini tüketmeyi reddettiyse, başka bir besin tükettirilmemeli ve sonraki öğüne kadar herhangi bir besin verilmemelidir. Ailede herkes çocuğa karşı tutarlı bir davranış içerisinde olmalıdır. Çikolata gibi besinler ödül olarak kullanılmamalı, sevmediği besinler asla ceza olarak basık unsuru haline getirilmemelidir. Çocuğun yemeği kendisinin yemesine izin verilmelidir. İlk seferde sevmediği bir besinin tüm porsiyonunu bitirmesi için ısrar edilmemelidir. Çocuğun sonraki sofra düzenine kadar acıkması beklenilmelidir. Acıkan çocuk yeme isteği duyacak ve tüketimlerini arttıracaktır. Yapılan çalışmalarda beslenme bozukluğu yaşayan çocukların ailelerinde ısrarcı ve sürekli yemek yemesi üzerinde durması gözlenmiştir’’ dedi.

    UZMANA DANIŞIN

    Diyetisyen Baysal, sözlerini şöyle sürdürdü: ’’Çocuklarda yemek seçme fizyolojik olarak tadını beğenmemesi ile birlikte ailenin dikkatini çekme veya kızgınlık belirtisi olarak da ortaya çıkabilir. Sabırla ve şefkatle çocuğa yaklaşmaya devam edilip, altında yatan psikolojik nedenlerle ile ilgili pedagog ve pediatri uzmanlarından yardım alınmalıdır.’’

  • Uzman Diyetisyen Işın Sayın: “Çocukları Mutlu Etmek İçin Şekerli Gıdalar Vermeyin”

    Uzman Diyetisyen Işın Sayın, mutlu etmek ya da ağladığında susturmak için verilen şekerli gıdaların çocukların bilinç altında ‘şeker acıları dindirir’ algısı oluşturduğunu söyledi. Sayın, “Çocuğunuz için en büyük ödül sevgidir. Kendini mutsuz hissettiğinde şekere hamur işlerine yönelen, gittikçe şişmanlayan, hatta diyabete doğru giden çocuklarınız olsun istemiyorsanız şekerli gıdalar ve hamur işlerine sınır koyun” dedi.

    Anne ve babalar, çocukların beslenme alışkanlıkları üzerinde belirleyici oluyor. Onların ellerinde gördüğünü, onların yediklerini doğru kabul eden çocuklar, aynı beslenme alışkanlıklarını kendileri de sürdürüyor. Uzman Diyetisyen Işın Sayın, çocukların beslenmelerinde anne ve babaları uyararak, “Çocukların karşısında çikolata gofret yemek, sürekli bir çekmecede bunları topluca bulundurmak, ağlayınca susması için çikolata, şeker, bisküvi, dondurma vermek, ’uslu durursan makarna pişireceğim, patates kızartacağım’ demek; karne hediyesi olarak yaş pasta sunmak, ergenlik dönemine gelen çocukların hem bedenlerini hem de psikolojilerini olumsuz etkiliyor” şeklinde konuştu.

    Sayın, “Çocukluktan gelen ’mutsuzluğu yenmek için tatlı ye’ alışkanlığına dayanarak iş başvuruları geri çevrilen, kendini mutsuz hisseden genç, koca bir dilim çikolatalı pasta yiyerek rahatlıyor. Sevgilisi tarafından terk edildiğinde, kalbi kırıldığında, hayal kırıklığına uğradığında koca bir paket çikolatayı ya da büyük bir kutu dondurmayı, ne yediğini bile fark etmeden bitiriyor. Bunların altında aslında tatlıya yüklediğimiz rahatlatıcı anlam var. Tıpkı çocukken ağladığımızda, üzüldüğümüzde annemizin teselli etmek için verdiği tatlılar gibi geliyor bize. Yedikçe yiyoruz. Duygusal boşluğu doldurmaya/bastırmaya çalışırken çocukluk anılarında olduğu gibi tatlılardan yardım istiyoruz. Sadece üzüntülü anlarda değil, mutlu zamanlarda da kutlama şekillerimiz hep tatlı ve hamur işi ile yapılıyor. Maç için toplanıyoruz. En büyük boy beyaz undan kalın pizza, şekerli meşrubatlar sipariş ediliyor” dedi.

    “ÖDÜL VE CEZADA ŞEKER OLMASIN”

    Sakinleşmek için, gevşemek için ve bir şeyi her elde edemediğinde, ödülde ve cezada hep şeker, un ve patates kullanıldığını söyleyen Işın Sayın, “Çocukları mutlu etmenin yolu şekerli gıdalar değildir. Size öyle öğretilmiş olsa da, bunun iyilik olmadığına emin olun. Ödül kadar cezalar da, çocukların “şekeri değerli ve mutluluk kaynağı” olarak görmesine yol açar. Yanlış bir şey yaptığında sana bundan sonra şeker yok derseniz, o mahrumiyet duygusu şekeri daha da değerli hale getirir. Çocuk için alıyorum/pişiriyorum sözlerini unutun. Çocukları bahane ederek kendinizi kandırmayın ve çocuklarınızı kendinizden bile koruyun. Unutmayın çocuğunuzu ödüllendirip cezalandırma biçiminiz, onun ileride karşılaşabileceği hastalıkların temelini oluşturur. İnsulin direnci, reaktif hipoglisemi, diyabet, kalp hastalıkları, hipertansiyon, karaciğerde yağlanma; safra kesesi, barsak hastalıkları, obezite, yaşam boyu bitmeyen zayıflama diyetleri, davranış bozuklukları, ruhsal sorunlar bunların sadece bir kaçıdır” şeklinde konuştu.

    “ÖDÜL VE CEZA ANLAYIŞINIZI DEĞİŞTİRİN”

    “Çocuğunuzun mutluluğu da, sorunların çözümünü de şeker, un ve patateste arayan, hasta ve obez bir jenerasyonun parçası olmasını istemiyorsanız çocuklarınız için ödül ve cezada farklı motivasyon ögeleri kullanın” diyen Uzman Diyetisyen Işın Sayın, “Yeni bir oyuncak, kitap, beceri geliştiren aktiviteler, lunapark, akvaryum, havuz, dans okulu, hobi kursları gibi motivasyon kaynakları kullanılırsa daha iyi bir anne baba olacağınızı söylemeliyim. Böylece çocuklarımız ileride bilinçaltında iyi hissetmek için yalnızca bir yiyecek/içeceğe değil, bir aktiviteye, spora, hobiye, dansa yönelme ihtiyacı duyacaktır. Bu şekilde daha doğru ve faydalı bir şeye kanalize olmaları da uzun vadede fiziksel, sinirsel ve ruhsal olarak her bakımdan daha sağlıklı bireyler olmaları anlamına gelir. Bence bu önerilere kulak asmaya hemen bugünden başlayın. Abur cubur çekmecesini temizleyin. Alış veriş sepetinize pirinç, patates, beyaz un ve şekeri bir daha asla koymayın” diye konuştu.

  • Kepezli Kadınlara Spor Ve Diyetisyen Hizmeti

    Kepez Belediyesi tarafından hizmete açılan Kepezpark spor merkezi, belediye binasında hizmet veren diyetisyen ile ortak çalışarak vatandaşlara sağlık hizmeti veriyor.

    Kepez Belediyesinin hizmete açtığı Kepezpark Varsak içerisinde yer alan spor merkezi, belediye binasında hizmet veren diyetisyen ile ortak çalışarak vatandaşlara sağlık hizmeti veriyor. Spor merkezinde sağlıklı bir yaşam için uzmanlar eşliğinde spor yapan Kepezli kadınlar, Uzman Diyetisyen Aslı Alanay’a yönlendirilerek profesyonel destek alıyor.

    DİYET VE BESLENME PROGRAMI

    Bunun yanında belediye sağlık laboratuvarında kan veren vatandaşlara gerekli testler yapılıyor. Uzman diyetisyenler, kan değerleri ve vücut ölçümlerini göz önünde bulundurarak vatandaşlara diyet ve beslenme programı hazırlıyor.

  • Evden Online Diyetisyen Hizmeti

    İzmir’de bir üniversitenin Beslenme ve Diyatetik bölümünden mezun olduktan sonra topluma daha sağlıklı bir beslenme olanağı sağlamayı hedefleyen Çağla Aladağ, internet sitesi kurarak diyetisyen hizmetini online olarak vermeye başladı.

    Özel bir üniversitenin Beslen ve Diyatetik Bölümü’nden geçtiğimiz dönem mezun olan 22 yaşındaki Çağla Aladağ, çok sevdiği mesleğinde topluma yararlı olmak, mesleğini daha iyi yapmak ve çok kişiye ulamak için evindediyet.com’u kurarak, sağlıklı beslenmeyi evlere kadar getirdi. Genç yaşta kendi işinin patronu olan Çağla Aladağ, sadece İzmir’deki danışanlarına değil Türkiye’nin dört bir yanında danışanlarına ulaşarak hizmet ağını genişletti. 3 aylık bir süre içinde çok ayıda kişiye ulaşan Aladağ, yoğun iş temposu nedeniyle vakti olmayan çalışanlara, evlerinde çocuk bakan annelere, uzak mesafede olan kişilere internet üzerinden birer bir görüşme imkanı buluyor.

    BESLENMEYİ UZMANLIK VE BİLİMSELLİK IŞIĞINDA SUNULUYOR

    Hedeflerinin topluma evlerinde de bir diyetisyene gitmeksizin sağlıklı beslenebileceklerini sistematik olarak aktarmak olduğunu belirten Diyetisyen Çağla Aladağ, ’’Evinde diyet ile gelişen teknolojik çağın getirisine göre farklı iletişim araçları kullanılmaktadır. Projemizin online diyet kapsamında Türkiye de bir ilk olma özelliği bulunuyor. Bu sayede bunun mutluluğunu ve gururunu yaşıyorum. Online olarak şuan için diyet uygulayan çeşitli site ya da kuruluşlar bulunmaktadır ancak projemiz kapsamında bizler online diyeti tamamen uzmanlık ve bilimsellik ışığında sunuyoruz. Bu bağlamda danışanlarımızdan rutin bilgileri alınıp, beslenme uzmanı tarafından değerlendirip kişiye özel kalorili sağlıklı beslenme programı oluşturuluyor’’ dedi.

    VAKTİ OLMAYANLAR İÇİN BULUNMAZ FIRSAT

    Hedef kitlelerini anlatan genç Diyetisyen Aladağ, ’’Projemiz genel olarak toplumumuzda ev hanımlarına,yoğun iş temposuna sahip ofis çalışanlarına, gebelik döneminde olan anne adaylarına, kronik yada metabolik rahatsızlığı olan bireylere yani tüm bireylere hitap etmektedir. 7 den 70 e her kesimi kulaktan duyma sağlıksız beslemeden uzak tutmak istiyoruz. Güncel bilgilerle sağlıklı beslenmeyi sunarak etrafımızı saran gıda terörüne karşı toplum mantalitesini değiştirmek istiyoruz’’ dedi

    ADAPTE OLMALARI KISA SÜRÜYOR

    Online diyete genel olarak bireylerin ilk görüşleri olumsuz olabileceğini belirten Çağla Aladağ, ’’Bireylerin ofis ortamında diyetisyen ile daha etkili görüşebilecekleri kanısına varmalarıdır. Ancak danışanlarımız ile yaptığımız sistematik görüşmeler sayesinde adapte olmaları kısa sürmüştür. Çünkü projemiz sayesinde kişiler tamamen takip altına alınıyor ve beslenme uzmanı tarafından diyet havasından uzak sağlıklı beslenme eğitimleri veriliyor. Biliyoruz ki diyet denildiği vakit akla yasaklar gelmekte biz eğitimlerimiz ile yasakları kaldırıp ölçüleri getiriyoruz. Sonuç olarak, verilen eğitim ile kişi tekrar kilo alabilirim endişesinden uzak, yaşamına huzurlu bir şekilde devam etmektedir’’ dedi.