Etiket: Diyetisyen

  • 300 diyetisyen makarnaya evet deyip tadım yaptı

    Gazi Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü tarafından “Hastalıklarda Beslenme Sempozyumu: Karbonhidrat Sayımı” programı gerçekleştirildi. Düzenlenen sempozyumda 300 diyetisyen eğitim aldı sonrasında da makarna tadımı yaptı.

    Türkiye Makarna Sanayicileri Derneği (TMSD), Obezite Diyetisyenliği Derneği ve Türkiye Diyetisyenler derneğinin katkılarıyla, Gazi Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümünde “Hastalıklarda Beslenme Sempozyumu: Karbonhidrat Sayımı” düzenlendi. Sempozyum kapsamında 300 diyetisyen, diyabet tedavisinde etkin bir şekilde uygulanan karbonhidrat sayımı yöntemi ile ilgili temel prensiplerin ve güncel bilgilerin uygulamalı olarak aktarıldığı, doğal, besleyici ve sağlıklı bir besin olan makarnanın sofralarımızda nasıl önemli değişiklikler yapabileceğini içeren bir eğitim aldı. Eğitimden sonrasında ise diyetisyenler makarna tadımı yaptı.

    Sağlıklı beslenme arttıkça kişi başına düşen tüketim miktarının da arttığını ifade eden TMSD Yönetim Kurulu Başkanı Abdülkadir Külahçıoğlu, “Türkiye makarna üretiminde 3’üncü sırada, makarnanın ham maddesi olan durum buğdayında ise 4’üncü sırada üreticiyiz. Artık dünya Türk makarnasını lezzetiyle biliyor ve dünyadaki ihracatçı 2’inci ülke konumundayız. Uzun yıllar sonra bu yıl kişi başına düşen tüketim miktarı 8 buçuk kiloya çıktı, derneğimizin faaliyetleriyle bunu 10 kiloya taşımak istiyoruz” şeklinde konuştu.

    “Karbonhidrat tüketimi 130 gramın altına düşmemeli”

    ‘Zayıflamak için ekmek veya makarnadan uzak durulaması gerektiği’ algısının yanlış olduğunu vurgulayan Beslenme ve Diyetetik Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Nevin Şanlıer ise, “Yeterli ve dengeli beslenmede karbonhidratların yeri oldukça fazla çünkü biz günlük enerjimizin yüzde 50-60’ını karbonhidratlardan sağlıyoruz, dolayısıyla da karbonhidratlar en çok kullandığımız besin ögesi grubudur. Karbonhidratlar içerisine ekmek, tahıl grubu, buğday unu, arpa, yulaf gibi ürünlerin hepsi bizim ana besin kaynağımız. Dolayısıyla günlük beslenme programlarımızdan makarnayı, ekmeği veya bulguru çıkaralım diye bir şey yok. Zaten günlük olarak karbonhidrat tüketimi yetişkin bir bireyde 130 gramın altına düşmemesi gerekiyor. Biz zayıflama diyetlerimizde de mutlaka tahıl grubunu kullanıyoruz. Ne kadar çok protein miktarını artırırsanız doymuş yağ oranını yükseltiyorsunuz bu da kalp damar hastalıklarının oluşumuna sebep oluyor. Makarnayı her şekilde kullanabiliriz, bizim için önemli olan pişirme tekniğidir. Makarnayı etli ürünlerle tüketecekseniz ana yemek olarak veya sebzeyle birleştirerek tükettiğinizde daha sağlıklı olmuş oluyor. Hepimizin fiziksel aktivitesi, yaşı, özel durumu veya hastalıkları var burada önemli olan gereksinimiz kadar tüketmek” ifadelerini kullandı.

  • Diyetisyen Küçük: “Muzu benekli tüketin”

    Vitamin-mineral içeriği ile bilinen muzun vücuda sağladığı birçok yararı olduğunu belirten Uzman Diyetisyen Aslıhan Küçük, kabukları benekli olan muzların tüketilmesi gerektiğini söyledi.

    Gebze Medical Park Hastanesinden Uzman Diyetisyen Aslıhan Küçük, “Şekerli tadı, güzel aroması, kolay çiğnenebilir olması ve taşımadaki avantajı ile her yaş grubu tarafından çok sevilen muz ülkemizde de Anamur muzu olarak gönüllerimize taht kurmuştur. Herkes tarafından yüksek potasyum içeriği, ishal gibi rahatsızlıklara iyi gelmesi, kemiklere desteği ve vitamin-mineral içeriği ile bilinen muzun vücudumuza sağladığı daha birçok yarar vardır” dedi.

    Sağlıklı potasyum deposu olan muzun tansiyonu düşürme, kalbi aritmilerden koruma, kas güçsüzlüğünü azaltma gibi faydalarının yanı sıra güçlü kemik yapısını da garanti ettiğini kaydeden Küçük, “Çünkü güçlü bir iskelet sistemine sahip olmak tek başına kalsiyum ve D vitaminine bağlı değildir. Sağlam kemik yapısı için vücudumuzun potasyuma da ihtiyacı vardır dolayısıyla potasyumdan zengin bir meyve olması güçlü bir kemik yapısına katkı sağlar. Mutluluk meyvesi diyebileceğimiz muz, strese karşı da iyi çözüm sunmaktadır. Kahvaltı günün en önemli öğünü olmasına rağmen yoğun iş günlerinde aceleden aç karına evden çıkmak yerine pratik olarak yiyebileceğiniz bir küçük boy muz sizin daha keyifli, stressiz ve sakin bir gün geçirmenize yardımcı olacaktır. Aynı şekilde gün içinde aç kalarak performans düşüklüğü istemediğimiz için sabah ile öğle arasında yiyebileceğiniz bir adet yerli muz sizin yorgunluğunuzu ve stresinizi azaltacağını da unutmayın. Lif açısından önemli bir meyve olan muz bağırsak fonksiyonlarını dengeleyerek kabızlığa da ishale de iyi gelmektedir. Bağırsağın probiyotik gücünü de arttırarak bağışıklık sistemine destek olmaktadır” ifadelerini kullandı.

    “Kabuğu benekli muz tüketin”

    Küçük, “Bir dipnot olarak belirtilmelidir ki beğenmeyip kabuğu beneklendiği için almadığımız yumuşamış fazla olgunlaşmış muzlar antioksidan etkisi ile kansere karşı koruyucu yapıdadır. Yani ne kadar benek o kadar antikanserojen-antioksidan madde demek” diye konuştu.

    Bu özellikleri nedeniyle kıymetli olan muzda dikkat edilmesi gereken bazı durumların olduğunu ifade eden Küçük, bu durumları şöyle sıraladı:

    “Kalori ve karbonhidrat oranı yüksektir. Glisemik yük bakımından da dikkatli tüketilmesi gereken bir besindir. Ancak bu durumlar sadece kilo sorunu olanlar, diyabetliler ve böbrek yetmezliği olanlar için geçerlidir. Eğer böyle bir sağlık sorununuz varsa muz tüketiminde porsiyon kontrolü sağlamayı ve yanında protein kaynağı ile tüketmeyi unutmayınız”

  • Diyetisyen Yıldıran’dan grip ve soğuk algınlığından korunmada beslenme önerileri

    Özel Kastamonu Anadolu Hastanesi’nden Diyetisyen İrem Yıldıran, grip ve soğuk algınlığından korunmada beslenme önerilerinde bulundu.

    Yıldıran, yaptığı açıklamada şu bilgileri verdi: “Şu günlerde grip salgını, soğuk algınlığı ve enfeksiyon hastalıklarının görülme sıklığında artış izlenmektedir. Bu hastalıklardan korunmada, bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi için yeterli ve dengeli beslenme de oldukça önemli yer tutar. Öğün atlanmaması, uzun açlıklardan kaçınılmasına dikkat edilmelidir. Öğünler içerisinde en önemlisi ise sabah kahvaltısıdır. Kahvaltı yapmadan güne başlamak verimi düşürür. Sabah kahvaltısında süt, yumurta veya peynir gibi protein içeren besinlerin yanı sıra vitamin ve minerallerden zengin sebze ve meyvelerin tüketiminin bağışıklık sistemi için oldukça önemli. Aynı zamanda, A ve C vitamini gibi antioksidan vitaminlerden zengin, havuç, brokoli, kabak, lahana, karnabahar, maydanoz gibi sebzelerin yanı sıra portakal, mandalina, elma, greyfurt gibi meyveler tercih edilmelidir. Vitamin ve minerallerin çoğu, sebze ve meyvelerin özellikle dış yapraklarında, kabuğunda veya kabuğun hemen altındaki kısımlarında bulunduğundan yenilebilenlerin kabukları soyulmamalı, soyulması gerekiyorsa mümkün olduğunca ince soyulmalıdır. B ve C vitamini gibi bazı vitaminler ısı ile kolayca kayba uğradığından sebzeler mümkün olduğunca kısa sürede ve diriliği korunacak şekilde pişirilmelidir. Suda eriyen vitaminlerin (vitamin C, B2, folik asit vb.) büyük bir kısmında kayıplar olduğu için sebzelerin haşlama suyu kesinlikle dökülmemelidir. E vitamini de bağışıklık sisteminin güçlendirilmesinde etkilidir. Soğuk algınlığı ve diğer enfeksiyonlara karşı vücut direncini arttırmakta, E vitamininin iyi kaynakları olan; yeşil yapraklı sebzeler, fındık, ceviz gibi yağlı tohumlar ve kuru baklagillerin yeterli miktarlarda tüketilmesi önemlidir. Ancak kurubaklagillerin protein kalitesini arttırmak için tahıllarla ve C vitamininden zengin besinlerle tüketilmesi daha yararlıdır. İmkan dahilinde günde 1 avuç fındık, ceviz vb. yağlı tohumlardan yenilmelidir. Korunmak ve daha hızlı atlatmak için; kefir, keçi boynuzu, yeşil çay, ıhlamur, ekinezya, kuşburnu, zencefil gibi spesifik besinleri tüketebilirsiniz.”

  • Diyetisyen Darıcı, Kurban Bayramı öncesinde vatandaşları uyardı:

    Bülent Ecevit Üniversitesi (BEÜ) Uygulama ve Araştırma Hastanesi Diyetisyeni Yiğit Osman Darıcı, Kurban Bayramı öncesinde vatandaşları et ve tatlı tüketimi konusunda uyardı.

    Kurban eti’ni kendi yağında pişirmenin en doğru yöntem olacağını belirten Darıcı, et’e esktra yağ eklemenin kronik hastalıkları tetikleyeceğini söyledi. Günde 90 ila 120 gram arasında et tüketilmesi gerektiğinin altını çizen Darıcı, fazla et tüketiminin ise kandaki kolestrol seviyesinin yükselmesine neden olacağını ifade etti. Vatandaşların bayramda şerbetli tatlılar yerine de sütlü tatlıları tercih etmelerine vurgu yapan Darıcı yaptığı açıklamada, “Özellikle kronik rahatsızlığı olanlar beslenmelerine dikkat etmelidirler. Kurban Bayramı’nda aşırı yağlı et, tatlı ve şeker tüketimine karşı dikkat etmeleri gerekmektedir. Tek tip beslenme yerine temel beslenme kuralları doğrultusunda beslenme yapılmalı. Bunlara dikkat edilmediği takdirde çeşitli mide rahatsızlıklarına neden olabilir. Düzensiz beslenme kronik rahatsızlıkları olanların hastalıklarının daha çok artmasına neden olabilir. Et içerdiği doymuş yağlardan dolayı kan kolestrol seviyesini yükseltebilir. Sağlıklı bir bireyinde gün içinde 90 ila 120 gram arasında et tüketmesi gerekmektedir. Bu seviyenin üzerine çıkılması da sağlık açısından doğru değildir. Kurban Bayramı’nda vatandaşlarımız bu nedenle fazla et tüketmemeleri gerekmektedir. Yoksa, kanlarında kolestrol seviyeleri yükseleceğinden sağlıksal problemler yaşayabilirler. Et’i pişirikende kendi yağında pişirmek doğru olacaktır. Ekstra yağ eklemek sağlık açısından uygun değildir. Izgara veya fırında pişirmek doğru bir yöntemdir. Et’i kızartmak ise doğru bir yöntem değildir. Bayramların vazgeçilmezi olan tatlıları da fazla tüketmemek gerekir. Eğer illa da tatlı tüketme arzusu varsa, sütlü tatlılar tercih edilmelidir. Şerbetli tatlılardan uzak durmak daha doğru olacaktır. Bu vesile ile de tüm islam aleminin mübarek Kurban Bayramını en kalbi duygularımla kutluyorum” düşüncelerine yer verdi.

  • Diyetisyen Işın Sayın: “Bayram tatlınızı şekersiz yapın”

    Uzman Diyetisyen Işın Sayın, Kurban Bayramı’nda tatlıların şekersiz yapılmasını önerdi.

    Bayramın vazgeçilmezi tatlılar konusunda uyarılarda bulunan Işın Sayın, misafirlerine tatlı ikram etmek isteyenlere “şekersiz tatlı” önerisinden bulundu.

    “Yağlı etlerin çoğunun evde pilavlarla beraber yenildiği Kurban Bayramı’nda, hamur tatlısı yerine meyveden veya sütten yapılan tatlılara ağırlık verin ya da yaptığınız hamur tatlısını iki ayrı tepsiye bölün ve 1 tepsiyi şerbetsiz servis için ayırın” diyen Uzman Diyetisyen Işın Sayın, “Bazı konuklarınıza önden sorarak baklavayı, kalburabastıyı ‘kurabiye gibi’ yani şerbetsiz isteyip istemediğini sorun. Deneyin ve görün. Mutlaka şerbetsiz yemeyi tercih edebilecek konuklar çıkacaktır. Bayram gelmeden etrafınızdakilere ‘Baklavanın üstteki çıtır kısmı ile ortadaki ceviz-fındık-fıstığını mı seviyorsunuz; yoksa alttaki şerbetli hamur kısmını mı?’ diye sorun, cevaba siz bile şaşıracaksınız. Misafirlerin büyük bir kısmı aslında şerbete fazla değmemiş, üstteki çıtır kısmı ve orta tabakadaki fındık-fıstık- cevizi seviyor.” şeklinde konuştu

    İlla şerbetli tatlı yapmak isteyenlere de daha az şeker kullanmalarını tavsiye eden Sayın “Gelin sevdiklerinize bir iyilik yapın ve tatlınıza en azından tariftekine göre çok çok daha az şeker ekleyin ve tabaklara üçer dörder servis etmeyin. porsiyonları küçültmenin de günlük yenen tatlı miktarını azaltır. Biz ‘tabakta kalmasın günahtır’ denilerek büyümüş bir toplumuz. Sevdiğimiz insanlar yiyince mutlu oluyoruz. Fakat porsiyonu küçültüp, az şekerli şerbetle yaparsanız ya da şerbetsiz yaparsanız misafirleriniz çok mutlu olacak biliyorum. Bayram bitmeden şerbetsiz tepsideki tatlı bitebilir. Benden söylemesi” ifadelerini kullandı.