Etiket: Diyen

  • “Oğlumun Gözlerini Gösterin” Diyen Anne Bayıldı

    Manisa’da organ bağışçıları ve organ nakli yapılan hastaların bir araya geldiği programa, trafik kazasında kaybettiği oğlunun organlarını bağışlayan annenin “Oğlumun gözlerini gösterin bana” feryadı damga vurdu. Acılı anne fenalaşarak yere yığıldı.

    Manisa Sağlık Müdürlüğü tarafından organ bağışı haftası nedeniyle düzenlenen organizasyonda organ bağışında bulunan donör aileleri ve organ nakli yapılan vatandaşlar bir araya geldi. Manisa Öğretmenevinde düzenlenen yemeğe Vali Yardımcısı Ünal Çakıcı, Sağlık Müdürü Metin Kaplan ve İl Halk Sağlığı Müdürü Ziya Tay katıldı. Yenilen yemeğin ardından konuşan Manisa Sağlık Müdürü Metin Kaplan, “Ülkemizde 28 bin 260 kişi organ nakli için sırada bekliyor. Bunun 22 bini böbrek nakli için bekleyen hasta sayımız. 2013 yılında biz bu programı başlattık. Toplam 2013’teki bizim organ bağışında bulunan kişi sayısı çok komik bir rakam, 200. Çok ciddi çalışmalar yaptık. Şu an Manisa 7 bin 826 bağışçıyla Türkiye’de 5. oldu” dedi. Kaplan’ın ardından konuşan Vali Yardımcısı Ünal Çakıcı ise organ bağışında bulunan ailelerle birlikte olmaktan çok mutlu olduğu ve çok etkilendiğini söyledi. Çakıcı konuşması sırasında organlarını bağışladığını belirterek kendisi için hazırlanan evrakları imzaladı. Protokol konuşmaları sonrasında organ bağışında bulunan donör aileleri ve organ nakli yapılan kişilere söz verildi.

    “OĞLUMUN BUĞULU GÖZLERİNE BAKMAK İSTİYORUM”

    Geçen yıl Kasım ayında meydana gelen bir trafik kazası sonucu beyin ölümü gerçekleşen oğlu Selçuk Vardarlı’nın annesi Saliha Vardarlı, toplantıya oğlunun böbreğiyle hayat bulan Adnan Mecid’le birlikte geldi. Böbrek hastası olan ve oğlunun böbreğiyle hayata tutunan Mecid’i kendi imkanlarıyla bulan anne Vardarlı, oğlunun 10 kişiye hayat verdiğini ve organların bağışlandığı diğer hastaları da bulmak istediğini söyledi. Beyin ölümü gerçekleşen Vardarlı’nın 10 kişiye umut olduğunu söyleyen anne Vardarlı, oğlunun organlarını ilk başta bağışlamak istemediğini belirtti. Anne Vardarlı, “Oğlumu kaybetmenin acısıyla yaşarken organ bağışında bulunmamı istediler. Benim için çok zordu. O benim bir tanemdi. İstemedim. Ama bir de şöyle düşündüm benim oğlum öldü ama başka canlar kurtulsun istedim. Ciğerim çok yanıyor ama 10 kişiye umut olmuş. Organlarını alan ailelerin 3’üyle tanıştım. Onların yüzüne baktığım zaman Selçuğum aklıma geliyor” dedi.

    Oğlunun kalbiyle gözlerinin bağışlandığı kişilerin bulunması için yardım isteyen anne Vardarlı, “Bir tek istediğim kalbiyle gözü. Yavrumun gözü o kadar güzeldi ki buğulu buğulu bakardı annesine. Yeter ki bana adresini söyleyin. Adres sorar gibi bakayım gözlerine. Ne olur gözüyle kalbini gösterin yalvarırım” diyerek yere yığıldı. Vali Yardımcısı Ünal Çakıcı, Sağlık Müdürü Metin Kaplan ve İl Halk Sağlığı Müdürü Ziya Tay hemen anne Vardarlı’nın yanına gelerek sakinleştirmeye çalıştı. Fenalık geçiren kadın kaldırılarak sandalyeye oturtuldu.

    Anne Vardarlı’nın oğlunun böbreğini bağışladığı Adnan Mecid adlı böbrek hastasıyla teselli bulması dikkat çekti. Anne Vardarlı daha sonra öğretmen evinde boş bir odaya alındı. Selçuk Vardarlı’nın böbreğiyle hayata tutunan Adnan Mecid ise, anne Vardarlı’yı bulduğu için çok mutlu olduğunu söyledi.

  • Bahçeli: “ışide Nankör Diyen Davutoğlu Bu Sözünü Açıklığa Kavuşturmalıdır”

    MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, terörizmin Türkiye’yi kana buladığını, adeta ölüme yatırdığını belirterek “Bölücülük mevki ve mevzi elde etmiştir, Türkiye çıkmazdadır” dedi.

    Bahçeli, konuşmasında, “IŞİD’e ’nankör’ diyen Davutoğlu bu sözünü açıklığa kavuşturmak zorundadır. İyilik bilmeyene nankör denildiği bilinen bir gerçektir. Davutoğlu IŞİD’e hangi iyilikleri yapmış hangi kıyakları geçmiştir de bu terör örgütü nankörce davranmış, kadir kıymet bilmemiştir” diye konuştu.

    MHP, 1 Kasım Milletvekili Genel Seçimi kapsamında son mitingini Anadolu meydanında gerçekleştirdi. Ankara mitinginde partililere seslenen Bahçeli, şunları söyledi: “Huzurumuz darboğazda, iç barış ve kardeşlik ortamı buhrandadır. Terörizm Türkiye’yi kana bulamış, ölüme yatırmıştır. Bölücülük mevki ve mevzi elde etmiştir. Türkiye çıkmazdadır, Türkiye sorun ve sıkıntı yumağıdır ve her değerimiz, her mirasımız, her kutsalımız AKP saldırısına maruz kalmıştır. AKP’nin soysuz politikaları yüzünden milli güvenlik duvarlarımız yıkılmıştır, milli his ve hassasiyetlerimiz aşındırılmıştır, milli kimlik ve geleceğimiz rehin alınmıştır. Tehlike büyüktür.”

    “İNTİHAR BOMBACILARI SURİYE’DEN ANKARA’YA RAHATLIKLA GELİYORSA ORTADA HÜKÜMETİN AĞIR BİR KUSURU VAR”

    Ankara Garında 102 vatandaşın hayatını kaybetmesine neden olan terör saldırısına ilişkin değerlendirme yapan Bahçeli, “Cumhuriyet tarihinde bir ilk yaşanmıştır. 10 Ekim günü Ankara’nın göbeğinde canlı bombalar patlamıştır. Bu sıradan bir hadise değildir. Canlı bombalar hükümetin acziyetinden, güvenlik ve istihbarat zaafiyetinden azami ölçüde yararlanmışlardır. Terör örgütleri AKP’nin kötürüm ve körlüğünü fırsat bilmişlerdir, intihar bombacıları Suriye’den Ankara’ya kadar rahatlıkla geliyor, başkentte saldırılarını icra edebiliyorsa ortada hükümetin ağır bir kusuru ve ihmali var demektir” diye konuştu.

    “Gaziantep’te çarıkçılığa özenen, Şanlıurfa’da dama oynayan, Gazali ve Hegel’le rüyalarda buluşan Davutoğlu, ne iş yapmaktadır?” diye soran Bahçeli, sözlerine şöyle devam etti:

    “Saray’da muhtarlarla düzenlediği toplantılarda yalan ve aldatma kompozisyonu yazan Erdoğan, daha ne kadar sorumluluktan kaçacaktır. Paralel operasyonu ile dengesi bozulan emniyet, Saray’a özel hizmet sunan istihbarat teşkilatı ne ile meşguldür. Böylesi rezil bir yönetim tarihimizin hiçbir döneminde vasat bulmamıştır. Böylesi düşkün ve korkak bir iktidar ne duyulmuş ne de görülmüştür.”

    Bahçeli, Türkiye’nin, teröristlerin cirit attığı, bekamıza, beraberliğimize, birlik hukukumuza meydan okuduğu üçüncü sınıf bir Ortadoğu ülkesi haline gerilediğini söyledi. Suçlunun Başbakanlığı kağıt üstünde kalan Ahmet Davutoğlu olduğunu anlatan Bahçeli, “Suçlu 17-25 Aralık’ta yakayı kurtarmak için devlet hayatını tarumar eden bu da yetmezmiş gibi teröristlere kol kanat geren Recep Tayyip Erdoğan’dır” dedi.

    “BÖYLESİ DEVLET İRADESİ NEREDE GÖRÜLMÜŞTÜR?”

    Davutoğlu’nun “Canlı bombaların kimliği bilinmektedir, katillerin listesi de tutulmuştur” dediğini hatırlatan Bahçeli, şöyle konuştu: “Davutoğlu’nun açıklamaları bu yöndedir. Fakat birden hukuk devleti olduğumuzu hatırlayan Davutoğlu, teröristleri kollarcasına ’Eylem yapmadan harekete geçemeyiz’ diyerek Başbakanlığa layık olmadığını, üstlendiği yetkiyi kötüye kullandığını göstermiştir. Canlı bombalar hedeflerini imha için etrafta gezerken Başbakan sabırla eylem yapmalarını beklemektedir. Böyle bir devlet idaresi nerede görülmüştür. Düşmana buyur eden, ikramda bulunan bir hükümete dünyanın neresinde rastlanmıştır. Teröriste gelince hukuk devleti, millete gelince hülle adaleti uygulayan bir Başbakan ve hükümetine nasıl güveneceğiz, nasıl inanacağız? Madem hukuk devletiyiz, o zaman hırsızlar, rüşvetçiler, komisyoncular, yüzdeciler, kasacılar, kutucular, villacılar, arazi yağmacıları, haksız servet edinen soygun çeteleri niçin dışarıdadır? Madem hukuk devletiyiz, o halde kanun kaçakları, altın kaçakçıları, kollarında yüz binlerce liralık rüşvet saat takan ahlaksızlar, Kur’an ile alay eden namertler ne hakla koruma altındadır. Hukuk devletiysek polisleri kovalayan, yandaşlık tasmasını reddetmiş hakim ve savcılara zulmeden adalet katliamcıları nasıl özgürce dolaşmaktadır.”

    “TÜRK MİLLİYETÇİLERİ VARKEN BOMBACILAR KAÇACAK DELİK ARAYACAK”

    Bahçeli, konuşmasında “Davutoğlu sanal hukuk hatırlatmasıyla vakit geçirirken daha kaç insanımızın ölmesi, hangi saldırıların vuku bulması lazımdır?” diye sordu.

    Bunların hukuk diye bir meselesi olmadığını belirten Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü: “Şuan hakim olan, Habur, Kandil, İmralı, Oslo hukukudur. Anayasayı çiğneyen, yasalara baş kaldıran, zulmü alkışlayan, zalimlere kul köle olan AKP ile Türk milletinin işi ve geleceği olamaz, olmamalıdır. Çok şükür ümitler kurumadı, yollar kapanmadı, çareler tükenmedi, özlemler sonlanmadı. Göğsümüzü kabartacak bu ihtişamlı heyecandan görüyorum ki şehitlere sahip çıkmak için, gazileri kucaklamak için, AKP tuzaklarını teker teker bozmak için ve hepsinden önemlisi ’Yıkılmadım ayaktayım’ demek için ülkenin geleceğini güvenceye alacak irade buradadır. Milliyetçi ülkücü hareketin varlığı her kirli kampanyanın parçalanmasına yetecektir. Türk milliyetçileri varken bombacılar, suikastçılar, saldırganlar kaçacak delik arayacaktır. Milliyetçi Hareket Partisi varken Batı planlarına uşaklık yapanlar rahat yüzü göremeyeceklerdir. Ankaralı Seymenler, 1 Kasım’da verecekleri kararla tıpkı milli mücadele yıllarında olduğu gibi, tıpkı ilk Meclis’in açıldığı günlerdeki inançla başkent Ankara’nın gurur ve mirasını, Türkiye’nin hak ve hukukunu müdafaa edeceklerdir.”

    Bahçeli, konuşmasında vatandaşlara şöyle seslendi: “1 Kasım’da bayrağa, vatana, istikbale sahip çıkacak mısınız? 1 Kasım’da terör baronlarına, terörist himayecilerine, yıkım ve himayecilerine, yıkım ve çözülme siyasetine kesin bir darbe vuracak mısınız? 1 Kasım’da AKP’yi kenara ve kızağa çekip MHP’yi seçecek misiniz? Ülkenin geleceğine tertemiz vicdanlarınızla oy verecek misiniz? Bu evetler 1 Kasım’da Türkiye’nin kurtuluş habercisidir. Bu evetler Türk milletinin bağımsızlık ve var olma tercihidir.”

    “IŞİD’E ’NANKÖR’ DİYEN DAVUTOĞLU BU SÖZÜNÜ AÇIKLIĞA KAVUŞTURMAK ZORUNDA”

    Davutoğlu’nu eleştiren Bahçeli, “Serok Ahmet ustasından öğrendiği yalanlara bel bağlamıştır, saptırma konusunda uzmanlaşmıştır” ifadesini kullandı. Davutoğlu’nun öğüttüğünün iftira, savurduğunun hayal olduğunu anlatan Bahçeli, sözlerini şöyle tamamladı:

    “Yalanla yaşayan, yalana yaslanan, yalancılığı kılavuz yapan, yalandan bir başbakan karşımızdadır. Davutoğlu, Şanlıurfa’da IŞİD’e nankör demektedir, PKK’yı korkaklık ve hainlikle itham etmektedir. Davutoğlu, Ankara’daki bombadan sonra oylarının arttığını söyleyecek kadar aklını ve ahlakını kaybetmiştir. IŞİD’e nankör diyen Davutoğlu bu sözünü açıklığa kavuşturmak zorundadır. İyilik bilmeyene nankör denildiği bilinen bir gerçektir. Davutoğlu IŞİD’e hangi iyilikleri yapmış hangi kıyakları geçmiştir de bu terör örgütü nankörce davranmış, kadir kıymet bilmemiştir.”

  • Bakan Kılıç: “Erdoğana Diktatör Diyen 20 Sene Öncesine Baksın”

    Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a diktatör diyenlerin 20 sene önce üniversite öğrencilerine okuma hakkını vermediğini söyledi.

    Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç, Samsun’da görev yapan sivil toplum kuruluşlarıyla akşam yemeğinde bir araya geldi. Büyükşehir Belediyesi Mavi Işıklar Eğitim, Dinlenme ve Rehabilitasyon Merkezi Kampı’nda düzenlenen yemeğe Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç’ın yanı sıra Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Ziya Yılmaz, sivil toplum kuruluşu temsilcileri katıldı.

    Yemek sonrası konuşan Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Ziya Yılmaz, Mavi Işıklar Eğitim, Dinlenme ve Rehabilitasyon Merkezi Kampı hakkında STK’lara bilgi verdi. Yılmaz, “Fiziksel engelli insanlar evlerine hapsoluyorlar. Bu insanlar evlerinin dışına bir tek sağlık merkezlerine geliyorlar. O da nakle müsait bir araç varsa, o da yoksa taksi ile gidiyorlar. Böyle birçok insanımızın şehirlerde yaşadığına ve bunların hastanelere öyle apar topar götürüldüğüne tanıklık ettik. İnsanlarımızın yazın deniz kenarlarında gezerken bu engelli insanlarımız da evlerindeki 4 duvar arasına mecbur ve mahkum oluyorlardı. Bizde onlar için en azından ayaklarını suya sokabilecekleri bir ortam oluşturmak için düşünmeye başladık. Sonra biz burada havuzu, terapi alanları olan tamamen engelliye yönelik bir tesis oluşturduk. Buradan çok hayır duası aldık” dedi.

    “ERDOĞAN’A ’DİKTATÖR’ DİYEN 20 SENE ÖNCESİNE BAKSIN”

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a bazı sıfatların yakıştırılmaya çalışıldığını belirten Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç, “Ülkemizin en üst makamı, milletimizin oyları ile seçilerek ülkemizin, cumhuriyetimizin en üst makamında olan Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a bazı sıfatlar yakıştırılmaya çalışılıyor. Bu sıfatları yakıştırmaya çalışanlar ve onun arkasındaki zihniyet sadece çok uzak değil, 15-20 sene öncesini düşünsün. Bizim milletimiz ve devlet geleneğimiz başkalarına, bizim gibi düşünmeyenlere karşı müsemma ile anlayışla yaklaşmayı emreder. Biz peygamberimizden de böyle öğrendik. Şuanda Cumhurbaşkanımıza yakıştırılmaya çalışılan bazı sıfat, bunların içeride değil, dışarıda da uzantıları var. Ben bunları tekrarlamaktan aslında ciddi anlamda hicap duyuyor ama kelimeyi dile getirmem gerekiyor ki, ne dediğimizi anlayalım. Cumhurbaşkanımıza ‘diktatör’ diyorlar. İnsan bunu söylerken birazcık utanır. Şöyle bir geçmişe bakar. Bundan 20 sene önce özgürlük diye, demokrasi diye ortaya koyduğunuzun içerisinde bu ülkenin evlatlarını vatandaşlarına okuma hakkı vermediniz. Üniversite kapılarından geri çevirdiniz. Siz hangi özgürlüklerden bahsediyorsunuz. Siz hangi demokrasiden bahsediyorsunuz. Sizin o zaman yaptığınız zulmün adı zulümdü. Biz her zaman dik duracağız ama diklenmeyeceğiz. Cumhurbaşkanımız Başbakanlık döneminde hep dile getirdi, toplumun içerisinde böyle bir ayrışma yok. Böyle bir fikir ayrılığı yok. Böyle birbirine karşı tahammülsüzlük asla yok. Şu anda bütün ülke vatandaşlarımız, bütün gençlerimiz, evlatlarımız hür bir şekilde, istedikleri gibi gidip eğitimlerini alabiliyorlar. Bunları aynı okullarda, aynı üniversitelerde, aynı sıralarda yapıyorlar. El ele, kol kola, yan yana yapıyorlar. Birbirlerinin haklarını koruyarak yapıyorlar. Birbirlerine destek olarak yapıyorlar. Bizde başı açık, başı kapalı diye bir ayrım asla olmadı. Hiçbir zaman bu ayrımla biz yol yürümedik. İnternetten 25-30 sene önceki gazete manşetlerini bir tarayın. O kelimenin kimler için ne kadar rahat kullanıldığına bir bakın. O kelime aynı kişi, aynı zihniyet tarafından farklı farklı insanlara kullanılmak için uğraşılıyor. Çünkü sindiremiyorlar, kabullenemiyorlar. Milletin değerleri ile bir araya gelemiyorlar, sıkıntı burada. Rahat olun, bu milletin değerleri sizi de korur. Bundan hiç şüpheniz olmasın” diye konuştu.

    “PEYGAMBER EFENDİMİZİN VEDA HUTBESİ BİZİM İÇİN BİR İNSAN HAKLARI EVRENSEL BEYANNAMESİDİR”

    Her zaman demokrasinin ve insan haklarının savunucusu olduklarının altını çizen Bakan Kılıç, “Çünkü alemlere rahmet olarak gönderilen Peygamber Efendimizin ’Veda Hutbesi’ bizim için aslında bir insan hakları evrensel beyannamesidir. Bu kadar da seçik olarak söylüyorum. Dolayısıyla bizim medeniyetimizden, inancımızdan hiçbir çekincemiz yok. Alnımız ak, yüreğimiz ak. Biz bu yolda böyle yürüyeceğiz. Değerlerimizi ve her zaman inançlarımızı savunacağız. İstanbul, medeniyetin en önemli şehirlerinden birisidir. Kilisenin, havranın ve caminin beraber olduğu bir şehir. Caminin kiliselerle duvar paylaştığı ve Fatih Sultan Mehmet Han’ın 1453 yılında fethinden sonra bugüne kadar şehrin içerisindeki ve bu şehirde yaşayan farklı dine ve inançlara mensup insanların beraberce ve kardeşçe yaşadığı şehirdir. Geçmişimizle ilgili olarak da bazıları olumsuz şeyler söyleyip, dil uzatıyorlar. Ama bizim geçmişimizde, bizim ecdadımızda kucaklamak var. Bizim ecdadımızda İspanya’dan kovulan Yahudileri kabul etmek var. Onlara kucak açmak var. Biz bu medeniyetten geliyoruz. Dolayısıyla bundan gurur duyuyoruz. İşte bu medeniyetin, bu inançların temsili noktasında sizlerin çok büyük önemi var” şeklinde konuştu.

  • Başbakan Davutoğlu: “Bizden Başka, Meydanları Teröristlere Bırakmayız Diyen Var Mı?”

    Başbakan Ahmet Davutoğlu, “Bakın bizden başka meydanları dolduranlar var mı, ‘biz bu meydanları teröristlere bırakmayız’ diyerek meydanları millet aşkıyla dolduran var mı? Hepsi kenara çekildiler. Geride bir tek biz varız, biz olacağız. Kimsenin olmadığı yerde AK Parti Türkiye’nin her yerinde olacak” dedi.

    AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Ahmet Davutoğlu seçim çalışmaları kapsamında gittiği İzmir’de Bergama mitinginin ardından İzmir’de partililere seslendi. Büyük coşkuyla karşılandığı İzmirlilere Türkiye’nin dört bir yanında miting düzenlediklerini hatırlatan Davutoğlu, “Şimdi de tekrar iş başına diyoruz. Bakın bizden başka meydanları dolduranlar var mı ‘biz bu meydanları teröristlere bırakmayız’ diyerek meydanları millet aşkıyla dolduran var mı hepsi kenara çekildiler. Geride bir tek biz varız, biz olacağız. Kimsenin olmadığı yerde AK Parti Türkiye’nin her yerinde olacak” diye konuştu.

    “MARMARA DEPREMİNDE YARALARI SARAMAMIŞLARDI”

    Van depremin dördüncü, Muharrem ayının 10’uncu günü olduğunu hatırlatan Davutoğlu, “Ne olursa olsun kim ne yaparsa yapsın, hedefleriniz, istikbalimizi asla yitirmeyeceğiz. Her bir canımız muhabbetle seviyoruz. Can demişken bugün özel bir gün. Muharremin 10’ncu günü, Kerbela şehitlerini andığımız gün. Gül kokulu Hz. Hüseyin’i rahmetle anıyoruz. Biz AK Parti siyaseti olarak Hz. Hüseyin’in siyasetini takip ediyoruz. Dünyanın her yerinde Yezidlere ve zalimlere karşı dimdik ayakta olacağız. Nerede zalim varsa zalimlerin karşısında, mazlumların yanında olacağız. Ayrıca bugün Van depreminin dördüncü yılı. Van depreminde kaybettiğimiz kardeşlerimize de rahmet diliyoruz. 1999’da Marmara’da deprem olduğunda Ankara’daki devlet Marmara’ya, Kocaeli’ ye ulaşamamıştı, oradaki yaraları sararamamıştı. Günlerce enkaz altında vatandaşlarımızın kaldı, yıllarca konut sahibi olamadılar. Ama biz 1 yıl içinde deprem olduktan sonra Van’da yepyeni bir şehir inşa ettik. İşte bu AK Parti farkı” ifadelerini kullandı.

    “TÜRKİYE UYUMSUZ KOALİSYONLARLA ZAMAN KAYBETTİ”

    Türkiye her geçen gün büyüdüğünü ve güçlendiğini belirten Başbakan Davutoğlu, “Son yıllarda çok büyük atılımlar yaptık. Durmak nedir bilmedik, bilmiyoruz. Diğerleri yan gelip yatarken biz 25 saat çalışıyoruz. Bizim yeraltında petrol ve doğalgaz zenginliğimiz yok, bizim zenginliğimiz yer üstünde bizim zenginliğimiz vatandaşlarımız. Bu ülkenin en değerli hazinesi genç ve dinamik nüfusumuz, kadınlarımız ve vatandaşlarımızdır. Türkiye her geçen gün kalkınıyor, yeni ihtiyaçlar çıkıyor. 1 Kasım’da projelerimiz size sorduk masa başında hazırlamadık, danışarak oluşturduk. Allah’ın izniyle tıpkı geçmişte yaptığımız gibi reform üzerine reform yapacağız. Bu al bayrak gölgesinde yaşayan aziz insanları dünyanın her köşesinde izzetli kılacağız. Yeni anayasa yapacağız. Artık darbe anayasaları ile bu ülke yönetilemez. Geleneksel irfan merkezlerine, cem evlerine hukuki statü kazandıracağız. Aksaklıkları gidereceğiz, ilçe belediye kaynaklarını artıracağız. 1 Kasım ikinci hamle dönemi başlangıcı olacak. Türkiye kötü yönetimlerle, uyumsuz koalisyonlarla çok zaman kaybetti. Yeniden o istikrarsızlık günlerine dönmemek için çalışacağız. Tekrar o koalisyon dönemlerine dönmemek için biz sınırlarımız belirledik. Ne diyoruz? İlk günkü aşkla haydi bismillah. Şevkimizi, kararlılığımızı hiç kaybetmeden sizlere hizmet edeceğiz” diye konuştu.

    “ONLAR KÖŞELERİNDE OTURSUN BİZ ÜÇ DEVRİM YAPTIK”

    Devleti milletle buluşturduklarını belirten Davutoğlu şöyle devam etti:

    “Bunlar köşelerinde otururken üç devrime imza attık. 4G uydusu Türk mühendislerin katkıda bulunduğu uydu uzaya bırakıldı. Onlar yollara mayın döşer, birileri köşede bekler. Biz ise uzaya uydu fırlatırız. KKTC’ye deniz üstünden su götürüyoruz su. İşte cumhuriyete, milliyetçiliğe sahip çıkmak bu. Cumhuriyetçilik, milliyetçilik lafla olmaz, hizmetle olur. Bırakın onlar köşelerde otursun, bize oturmak yakışır mı? Hasan Tahsin oturdu mu? Gazi Mustafa Kemal oturdu mu? Adnan Menderes oturdu mu?”