Etiket: diyarbakır

  • Diyarbakır Baro Başkanı Elçi Öldürüldü

    Diyarbakır Baro Başkanlığı’nca Dört Ayaklı Minare’de düzenlenen basın açıklaması sonrasında çatışma çıktı. Olayda, Baro Başkanı Tahir Elçi hayatını kaybetti, 1 polis şehit oldu, 2 polis de yaralandı.

    Önceki gün YDG-H üyeleri ile polis arasında çıkan çatışmada Dört Ayaklı Minare, kurşunların isabet etmesi sonucu tahrip oldu. Olayın ardından bugün Diyarbakır Barosu’nca Dört Ayaklı Minare’nin önünde basın açıklaması düzenlendi. Basın açıklamasında yapılan konuşmaların ardından Dört Ayaklı Minare’nin girişinden gruba silahlı saldırı düzenlendi.

    ELÇİ BAŞINDAN VURULDU

    Polislerin karşılık vermesi ile çıkan çatışmada Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi, başından silahla vurularak, hayatını kaybederken, 1 polis şehit oldu, 2 polis de yaralandı. Saldırıyı gerçekleştirenlerin ara sokaklara kaçmasının ardından polis ekipleri, zırhlı araç desteği istedi. Görüntü almaya çalışan basın mensupları, çatışmanın ortasında kaldı.

    SON SÖZLERİ ÇATIŞMASIZLIK OLDU

    Öte yandan, Tahir Elçi’nin son sözleri çatışmasızlık oldu. Elçi, vurulmadan önce yaptığı basın açıklamasında, “Tarihi bölgede bir çok medeniyete beşiklik etmiş, ev sahipliği yapmış kadim bölgede, insanlığın bu ortak mekanında silah çatışma operasyon istemiyoruz savaşlar çatışmalar operasyonlar bu alandan uzak olsun diyoruz” ifadelerini kullandı.

    TAHİR ELÇİ KİMDİR

    Tahir Elçi, 1966 yılında Şırnak’ın Cizre ilçesinde doğdu. İlk, orta ve lise tahsilini Cizre’de tamamlayan Tahir Elçi, 1991 yılında Dicle Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun oldu. Tahir Elçi, 1992 yılından beridir Diyarbakır’da serbest avukatlık yapıyor ve mesleğinde yoğunlaşıyordu.

    Tahir Elçi, Türkiye’de gündemde kalan çok sayıda davayı yurt içindeki mahkemeler ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi önünde temsil ederek bölgede en çok tanınan avukatlar arasında yerini almıştır. Almanya’da bulunan Avrupa Hukuku Akademisinde (ERA) uluslararası ceza hukuku ve ceza yargılaması eğitimi gören Tahir Elçi, 1998’ten beridir staj eğitimi ve meslek içi eğitimlerde ceza ve insan hakları hukuku alanında seminerler vermektedir. Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) Kurucular Kurulu üyesi ve birçok sivil toplum örgütünün kuruluşu ve çalışmalarında yer alan Elçi, evli ve iki çocuk babasıydı.

  • Diyarbakır Barosu’ndan Tüyler Ürperten Rapor

    Diyarbakır Barosu Kadın Hakları Danışma ve Uygulama Merkezi Koordinatörü Serap Yiğit Erkuş, Türkiye’de son 11 ay içerisinde 255 kadının öldürüldüğünü, 112 kadının ise tecavüze uğradığını vurguladı.

    Diyarbakır Barosu Kadın Hakları Danışma ve Uygulama Merkezi’nce, “25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü” nedeniyle basın açıklaması yapıldı. Diyarbakır Adliyesi önünde yapılan açıklamaya çok sayıda kadın katıldı. Burada, baronun kadınlara yönelik raporunu açıklayan, Kadın Hakları Danışma ve Uygulama Merkezi Koordinatörü Serap Yiğit Erkuş, Türkiye’de 2015’in ilk 11 ayında erkeklerin 255 kadını öldürdüğünü, 112 kadına tecavüz ettiğini, 157 kadının fuhşa zorlandığını, 319 kadının ise yaralandığını kaydetti. 319 kadının da şiddet olaylarında yaralandığına dikkat çeken Erkuş, 179 kadının taciz edildiğini ifade etti.

  • HÜDA-PAR Diyarbakır İl Başkanı Şeyhmus Tanrıkulu:

    Hür Dava Partisi (Hüda-Par) Diyarbakır İl Başkanı Şeyhmus Tanrıkulu, bütün yasaların İslam çatısı altında ve İslam üst kimliği altında hazırlanması gerektiğini savundu.

    Hüda-Par Diyarbakır İl Başkanı Şeyhmus Tanrıkulu, İHA’ya yaptığı açıklamada, yeni anayasanın kesinlikle etnik vurgulardan uzak olarak hazırlanması gerektiğine dikkat çekti. Tanrıkulu, “Bütün yasaların İslam çatısı altında, İslam üst kimliği altında hazırlanması gerekiyor. Bugüne kadar bizi bir arada tutan İslami yasalardır, İslam kardeşliğidir, İslam’ın bize vermiş olduğu değerdir. Bunun göz ardı edilmemesi gerekiyor. Hazırlanacak olan anayasanın özgürlükçü, insan haklarına saygılı, herkesi kuşatıcı olması gerekiyor. Bunun için de toplumsal bir mutabakatın oluşması gerekiyor, bu konuda büyük bir destek var. Artık 1980 darbe anayasasından kurtulmamız gerekiyor. Kısacası bu konuda kamuoyuyla paylaştığımız önerilerimiz var yani biz bugün bu anayasayı hazırlarken kendi halkımızın değerlerinden uzak, örf ve adetlerimizden uzak tamamen Avrupa’nın yasalarını tercüme ederek eğer halka bir anayasa hazırlarsak ve dayatırsak bu büyük bir zulüm olacaktır. Bundan dolayı halkımızın inancıyla uyuşmayan halkımızın tarihsel bağını kopartacak olan Avrupa yasaların bire bir tercüme edilip halkımızın önüne yasa olarak getirilmesine biz karşıyız yani İtalya’dan ceza hukukunun alınması gibi ya da İsviçre’den medeni hukukun alınması bunlar yanlış şeylerdir doğru değildir. Avrupa’daki insanlara uyabilir ama Ortadoğu’ya Türkiye’ye uymaz. Bu yüzden kendi değerlerimizle barışarak kendi değerlerimizle uyuşan bir anayasanın yapılması gerekiyor” dedi.

  • Diyarbakır Masterler Valilik Karmasıyla Karşılaştı

    Diyarbakır Masterler Derneği Futbol takımı, dostluk maçında Valilik Karması Futbol takımıyla karşılaştı. Çekişmeli geçen müsabakada Valilik Karması Futbol takımı rakibi Diyarbakır Masterler Derneği Futbol takımını 1-0 mağlup etti.

    Spor etkinlikleri kapsamında dostluk maçlarıyla bölgede sık sık isminden bahsettiren Diyarbakır Masterler Derneği Futbol takımı, dostluk maçında Valilik Karması Futbol takımı ile karşılaştı. Diyarbakır Atatürk Stadyum’unda oynanan müsabaka çekişli geçti. Spordan sorumlu Vali Yardımcısı Mimar Sinan Batmaz’ın yanı sıra, iki takımda da bir çok eski profesyonel ve amatör futbolcunun forma giydiği maçta valilik karması maçı 1-0 kazandı.

    Maç sonunda değerlendirmede bulunan Diyarbakır Masterler Derneği Başkanı Veysi Akar, yaş ortalamasının 44 olan ve masterlerin gerçek amacına uygun bir takımla bugün sahada yer aldığını belirterek, kentte hazırlık maçları oynayarak takımlarını yıl içinde yurt içi ve yurt dışında katılacakları çeşitli masterler futbol turnuvalarına hazır tutmaya çalıştıklarını söyledi. Akar,“Bugün Valilik Karması Futbol takımı ile çok güzel bir maç organizasyonunda beraber olduk. Kazanmaktan çok dostluğun ön planda olduğu karşılaşmaya iştirak eden derneğimizde ki futbolcu arkadaşlarıma ve yönetim kurulumuza teşekkür ediyorum, ayrıca maç teklifimizi kabul eden valilik karması da bugün çok iyi mücadele etti ve çok centilmence oynadılar, kendilerine de ayrıca teşekkür ediyorum’’ dedi.

    ’’HEM SPOR YAPIYORUZ HEM DE EĞLENMEYE ÇALIŞIYORUZ’’

    Vali Yardımcısı Mimar Sinan Batmaz ise, Valilik Karması Futbol takımlarının özellikle hafta sonları spor yapma amacıyla Diyarbakır’da daha önceleri futbol oynamış ve aktif futbol hayatını noktalamış sporcu arkadaşlarla bir araya gelerek spor yaptıklarını ifade etti. Vali Yardımcısı Batmaz, “Eğlenmeye çalışıyoruz. Bugün de Diyarbakır Masterler Derneği futbol takımımızla güzel geçen bir maçta karşılaştık.Bu güzel etkinlikte bizleri bir araya getiren Diyarbakır Masterler Derneğine teşekkür ediyorum. Ayrıca rakibimizi de sahada centilmence oynadı’’ diye konuştu.

  • Fransız Bakanın Açıklamasına Diyarbakır Müftüsünden Tepki

    Fransa’da geçtiğimiz gün meydana gelen patlamanın ardından Fransa İçişleri Bakanı Bernard Cazeneuve’nun, saldırının sorumluları olduğunu ileri sürdüğü kin ve nefret çağrısı yapan camilerin kapatılacağı yönündeki açıklamasına Diyarbakır Müftüsü Burhan İşliyen tepki gösterdi. İşliyen, “Dünyada cami sayısı ne kadar fazla olursa dünyaya camilerden yayılan huzur daha çok insanları bürür. Camilerde ne kadar çok hakkın hakikatin sesi duyulursa insanlar daha çok dünya ve ahiret mutluluğunu kazanırlar” dedi.

    Diyarbakır Müftüsü Burhan İşliyen, Paris’te 132 kişinin hayatını kaybettiği, 349 kişinin de yaralandığı saldırıların ardından yaptığı açıklamada, saldırıların sorumluları kin ve nefret çağrısı yapan camilerin kapatılacağını söyleyen Fransa İçişleri Bakanı Bernard Cazeneuve’ya tepki gösterdi. İHA muhabirine açıklamalarda bulunan İşliyen, son aylarda öncekilere ilaveten daha yoğun terör olayları ile karşı karşıya kaldıklarını söyledi. Yakın zamanda, Ankara’da benzer toplu terör olayı ile karşılaştıklarını hatırlatan İşliyen, “Düşen Rus uçağı, Lübnan’da meydana gelen hadiseler, Mısır’da meydana gelen hadiseler, Suriye’de Irak’ta meydana gelen hadiseler hepsi tamamen Fransa’da meydana gelen terör olayı ile birlikte değerlendirilmeli. Şu bakış açışının sakat bir bakış açısı olduğunu ifade etmek istiyorum, Fransa’da hepimizin telin ettiği hüzne boğan ve kimsenin tasvip etmesi mümkün olmayan bir terör hadisesi gerçekleşmiştir. Bu bizi üzdüğü kadar her gün Suriye’de meydana gelen terör hadiseleri de Irak’ta Bağdat’ta Lübnan’da, Filistin’de ve dünyanın başka bölgelerinde meydana gelen terör hadiseleri de bizi üzüntüye sevk etmelidir. Bir taraftaki insanlar diğer taraftaki insanlara göre daha az değerli ya da daha çok değersiz değildir. Sebepler ne olursa olsun İslam’ın insan hayatına verdiği değer bellidir. Maide suresinde rabbimiz, bir insanı katleden bütün insanlığı katletmiştir olacağını, bir insanı diriltenin bütün insanlığı diriltmiştir gibi olacağını ifade buyuruyor. Haksız yere bin insanın hayatına son vermek arşı titretecek kadar elim dehşet verici bir tablodur. Dolayısıyla İslam ile şiddeti Müslümanlık ile nefreti bir araya getiren yaklaşımlar sürekli problemli yaklaşımlardır. Bu gibi hadiselerin arkasında İslam’dan kaynaklanan etkileri aramak bence fevkalade yanlıştır. Olsa olsa burada kendilerini İslam’a mal etmeye çalışan yanlış insanların yapmış olduğu yanlış ve kınanması gereken eylemlerdir” dedi.

    “CAMİLER KİN, ÖFKE VE NEFRETİN BESLENDİĞİ MEKANLAR DEĞİLDİR”

    Camilerin kesinlikle kin, öfke ve nefretin beslendiği, büyütüldüğü mekanlar olmadığına dikkat çeken İşliyen, şunları kaydetti:

    “Eğer camileri, kine öfkeye nefrete alet etmek isteyen kesimler varsa, çevreler varsa bu çevrelerle mücadele etmelidir. Dünyada cami sayısı ne kadar fazla olursa dünyaya camilerden yayılan huzur daha çok insanları bürür. Camilerde ne kadar çok hakkın hakikatin sesi duyulursa insanlar daha çok dünya ve ahiret mutluluğunu kazanırlar. Dolayısıyla hemen kolaycı tavırlarla camileri kapatmak lazım şeklindeki yaklaşımlar, din bir ihtiyaç olduğuna göre bu sefer insanların daha fazla yer altına çekilmesine, daha çok yanlış işler yapmasına daha denetimsiz bir alan bulmasına sebep olur. Bunun yolu camileri kapatmak değil, camilerde sahih Kur’an ve sünnete dayalı din bilgisinin İslam’ın öğretilmesinin yolunu açmaktır.”