Etiket: Diyabetli

  • Son 20 yılda diyabetli hasta sayısı 7 kat arttı

    Son 20 yılda diyabetli hasta sayısı 7 kat arttı

    Adatıp Sağlık Grubu Sakarya Hastanesi Dahiliye Uzmanı Uz. Dr. Ahu Oğur, diyabet hastalığının kalp krizi, felç, böbrek yetmezliği gibi istenmeyen sonuçlarının olabileceğini ifade ederek, “Son 20 yılda diyabetli hasta sayısı 7 kat arttı” dedi.

    Adatıp Sağlık Grubu Sakarya Hastanesi Dahiliye Uzmanı Uz. Dr. Ahu Oğur, diyabet hastalarının iyi takip edilmemesi durumunda hastalığa bağlı yan etkilerle savaşmak durumunda kalacaklarını hatırlattı. Oğur, “Son 20 yılda diyabetli hasta sayısı 7 kat arttı. Kalp damar hastalığı, hipertansiyon, gebelikte şeker hastalığı, obezite, anormal kan yağ seviyeleri ve birinci derece akrabalarda diyabet öyküsü olan kişilerde diyabet gelişme riski fazladır. Özellikle sağlıklı beslenme önerilerine uyulması ve fiziksel aktivitenin önemsenmesi diyabetin önlenmesi ve diyabetli hastalarımızın kan şekerlerinin kontrolü çok önemlidir. Hem tip 1 diyabetin hem daha sık gördüğümüz tip 2 diyabetin kontrolünde kişiye özgü beslenme programının, kişiye özgü fiziksel aktivitenin ve kişiye özgü tedavilerin ve tedavi hedeflerinin belirlenmesi hastalığın takibinde fayda sağlayacaktır” diye konuştu.

  • Türkiye’de 7 milyon diyabetli var

    Yozgat Şehir Hastanesi’nde, ’Dünya Diyabet Günü’ etkinlikleri kapsamında, ücretsiz kan şekeri ölçümü yapılarak bilgilendirici broşürler dağıtıldı, Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Dr. Mahmut Apaydın tarafından da diyabet konulu sunum gerçekleştirildi.

    Dünyada görülme sıklığı hızla artan ve önemli bir halk sağlığı sorunu haline gelen diyabet hastalığına dikkati çekmek amacıyla hastanenin poliklinik girişinde açılan stantta, dileyen tüm ziyaretçilere ücretsiz kan şekeri ölçümü yapıldı. Dağıtılan bilgilendirici broşürlerde ise halk arasında şeker hastalığı olarak bilinen diyabetin tanımı, sebepleri ve kontrol altında tutulması için yapılması gerekenler hakkında bilgiler sunuldu.

    Hastanenin konferans salonunda ise Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Dr. Mahmut Apaydın tarafından sunum gerçekleştirildi. Apaydın, sunumunda, “İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi tarafından Sağlık Bakanlığı’nın sahada lojistik işbirliği ile gerçekleştirilen ’Türkiye Diyabet, Hipertansiyon, Obezite ve Endokrinolojik Hastalıklar Prevalans Çalışması’ 2010 yılı raporuna göre, Türkiye’de 7 milyon diyabet hastası bulunuyor. Bir başka ifadeyle her 11 kişiden 1’i diyabetlidir. Bu sayının 2035 yılında 12 milyonu bulacağı tahmin edilmektedir” dedi.

    Diyabetin ciddi sağlık sorunlarına neden olan kronik bir hastalık olduğunu ifade eden Uzm. Dr. Mahmut Apaydın, şöyle devam etti:

    “Tüm dünyada ve ülkemizde sıklığı gittikçe artmaktadır. Bu artış hızına dikkat çekmek ve diyabet farkındalığını arttırmak için 1991 yılından itibaren her yıl tüm dünyada ’Dünya Diyabet Günü’ kapsamında çeşitli etkinlikler düzenlenmekte ve her yıl farklı bir mesaj işlenmektedir. 2018 yılında ’Diyabet ve Aile’ teması ön plana çıkarılmaktadır. Uzun süreli, ilerleyici bir hastalık olan diyabet ciddi komplikasyonlara neden olmaktadır. Hastalığın her döneminde hastalarımızın desteğe ihtiyacı olabilmektedir. Bu destek ihtiyacı bazen fiziksel yardım şeklinde bazen ise psikolojik destek şeklindedir.”

    Uzm. Dr. Apaydın, diyabet hastalığının uygun tedavi, sağlıklı beslenme, düzenli fiziksel aktivite ile kontrol altına alınabildiğini ve olası komplikasyonları önlemenin de mümkün olduğunu ifade ederek, hastalara düzenli hekim kontrolünün önemini bir kez daha hatırlattı.

  • Diyabetli çocuklar ve aileleri kahvaltıda buluştu

    Çorum İl Sağlık Müdürlüğü tarafından Dünya Diyabet Günü kapsamında diyabetli çocuklar ve ailelerine kahvaltı verdi.

    Diyabetin aile üzerindeki etkisi konusunda farkındalık oluşturmak ve bu hastalıktan etkilenen ailelerin desteklenmesinin hedeflendiği etkinlikte kahvaltıya katılan çocuklara İl Sağlık Müdürlüğü’nce çeşitli hediyeler verildi. Kahvaltının ardından programa katılanlar yürüyüş yaptı.

    İl Sağlık Müdürü Dr. Ömer Sobacı, günümüzde 425 milyondan fazla insanın diyabetle yaşadığını belirterek, bu bireylerin çoğunun düzenli fiziksel aktivite, sağlıklı ve dengeli beslenme ve sağlıklı yaşam ortamlarının teşvik edilmesi yoluyla hastalığa yakalanma riskinin büyük oranda önlenebilir olduğu Tip 2 diyabetli bireyler olduğunu söyledi.

    Ailelerin, Tip 2 diyabet için değiştirilebilir risk faktörlerini önlemede kilit rolü olduğunu ve sağlıklı bir yaşam tarzını yaşamak için eğitim, kaynaklar ve uygun ortamlarla desteklenmesi gerektiğini dile getiren Sobacı, “Hala diyabetle yaşayan 2 kişiden 1 ‘i tanı almamıştır ve bu bireylerin çoğu Tip 2 diyabetlidir. Diyabetin komplikasyonlarını önlemek ve sağlıklı sonuçlara ulaşmak için erken tanı ve tedavi önemlidir. Tüm aileler diyabet hastalığından potansiyel olarak etkilenmektedir ve bu nedenle her tür diyabet için belirti, semptom ve risk faktörleri hakkında farkındalık erken teşhis etmede hayati öneme sahiptir. Ayrıca diyabet bireyler ve aile için pahalı olabilmektedir. Birçok ülkede, insülin enjeksiyonu ve günlük izlemenin maliyeti, bir ailenin ortalama gelirinin yarısını tüketmektedir ve temel diyabet ilaçlarına düzenli ve ekonomik erişim yeterli değildir. Bireyler ve aile için artan maliyeti engellemek için uygun fiyatlı diyabet ilaçlarına ve bakımına erişimin iyileştirilmesi acilen gerekmektedir. Her 4 aile üyesinden 1’inden azı diyabet eğitim programlarına erişebilmektedir” dedi.

    Diyabet bakımında aile desteğinin, diyabetli insanlar için sağlık sonuçlarının iyileştirilmesinde önemli bir etkiye sahip olduğunun kanıtlandığına dikkat çeken Sobacı, “Bu nedenle diyabetli bireyler ve aileleri için yaşam kalitesini olumsuz yönde etkileyebilecek bu hastalığın duygusal yöndeki olumsuz etkisini azaltmak amacıyla sürekli diyabet tedavisi ve desteğinin erişilebilir olması önemlidir. Ülkemizde diyabet 2011 yılından itibaren Sağlık Bakanlığı tarafından toplumda diyabet farkındalığını arttırarak, gelecek nesilleri diyabetten korumayı ve tanı alan hastalara sunulan diyabet bakım kalitesinin yükseltilmesini, komplikasyonların ve diyabete bağlı ölümlerin azaltılmasını amaçlayan “Türkiye Diyabet Programı 2015-2020” uygulanmaktadır” ifadelerini kullandı.

    “Türkiye Diyabet Programı 2015-2020”de diyabet hastalığı ile ilgili genel bilgilerin özetlendiğini, diyabetin Dünya’da ve Türkiye’de mevcut durumunun ortaya konduğunu ve diyabetle etkin mücadele edilebilmesi için ulaşılması gereken 5 amaç belirlendiğini açıklayan Sobacı, “Bu amaçlar etkin diyabet yönetimi için politika geliştirmek ve uygulamak. Diyabetin önlenmesini ve erken tanı konmasını sağlamak. Diyabet ve komplikasyonlarının etkin tedavisini sağlamak. Çocukluk çağında diyabet bakım ve tedavisini geliştirmek. Tip 2 diyabet ve obeziteyi önlemek ve diyabet ve diyabet programını etkin izlemek ve değerlendirmektir” diye konuştu.

  • Diyabetli çocuklar İznik’te tatil yapıyor

    Bu yıl 23-29 Temmuz 2017 tarihleri arasında DSİ İznik tesislerinde başlayan şeker hastası çocukların “Arkadaşım Diyabet Kampı” sona erdi.

    Bu yılki kampa farklı illerden 10-18 yaş aralığında 90 tip 1 diyabetli çocuğun yanı sıra tip 1 diyabetli basketbolcu Alper Saruhan da katılım sağladı. Diyabetli çocuklar, kamp sonunda İznik’teki tarihi yerleri gezdiler. Gezi sırasında diyabetle ilgili farkındalık oluşturmak amacıyla tip 1 diyabetli çocuklar hastalıkla ilgili tişörtler giydi ve ellerinde diyabetle ilgili dövizler taşıdı.

    Diyabetli Çocuklar Vakfı Başkanı Koç Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim üyesi Prof. Dr. Şükrü Hatun, “Arkadaşım Diyabet Kampı diyabetli çocukların eğitim ve sağlıklarını iyileştirmek amacıyla 1997’den beri İznik’te, 2011’den beri de Diyarbakır’da düzenlenmektedir. İznik’te yapılan kampımıza farklı illerden 10-18 yaş aralığında 90 civarında tip 1 diyabetli çocuk katıldı. Yaşlara göre dağılımı yapılan grupların; ’diyabet tedavisine genel yaklaşım, diyabetle barışık olmak ve baş edebilmek, tip 1 diyabet ve egzersiz, insülin pompa tedavisi ve yeni teknolojiler, karbonhidrat, protein ve yağ sayımı, insülin dozlarının ayarlanması, evde hiperglisemi ve ketonemi yönetimi’ konularında bilgilenmesi ve deneyim paylaşımının yapılması amaçlanmakta. Eğitimlerin mutfak atölyeleri, grup çalışmaları, oyun ve yarışmalarla pratiğe dökülerek kalıcı hale getirilmesi hedefleniyor. Eğitimlerin yanı sıra yüzme başta olmak üzere çeşitli spor, eğlence ve sanat aktiviteleri düzenlenmektedir. Kampta 3 öğretim görevlisinin sorumluluğunda çocuk endokrinoloji uzmanları, Çocuk Sağlığı ve Çocuk Ruh Sağlığı hekimleri, diyetisyenler, diyabet hemşireleri, psikologlar, tıp, diyetisyenlik ve hemşirelik okulu öğrencileri ve aktivite liderlerinden oluşan bir ekip 24 saat görev yapıyor. Ayrıca deneyimli diyabetli ağabey ve ablalar grup liderleri de ’rol model’ olarak kampta 24 saat çocuklarla her anı paylaşmakta” diye konuştu.

  • Diyabetli bir çocuk yılda en az 4 bin 750 kez iğneye maruz kalıyor

    Tip 1 Diyabetli Çocuklar ve Aileleri Derneği üyesi Oğuz Emre Sarıca, tip 1 diyabetli bir kişinin günde 9 kez ölçüm yapmak zorunda olduğunu belirterek, “Bunda da sürekli parmaklarını delmek zorunda. 4 defada minimum insülin yapmak zorunda. Günde 13 defa vücutta delik açılıyor. Bu da yılda en az 4 bin 745 delik demek. Bu yüzden hem acıyı azaltmak hemde delik sayısını düşürmek için devletimizin sensörlü pompa ve libre cihazını ücretsiz karşılamasını istiyoruz” dedi.

    ’Mavi Kalpler Tanışıyor’ etkinliği kapsamında Tip 1 Diyabetli Çocuklar ve Aileleri Derneği üyesi aileler ve çocuklar, Mersin’de kahvaltıda bir araya geldi. Selda Özyar Kaya ev sahipliğinde gerçekleşen kahvaltıda tip 1 diyabetli çocuklar birbirleriyle sohbet edip eğlenirken, ailelerde yaşadıkları sorunlar, yapmaları gerekenlerle ilgili fikir alışverişinde bulundu. Burada üyeler adına açıklama yapan Oğuz Emre Sarıca, 3,5 yaşında tip 1 diyabetli çocuğunun olduğunu belirterek, “9 aydır çocuğumuzun durumundan haberimiz var. Geleneksel olarak yaptığımız pazar buluşmalarında bugünde Selda Hanımın misafiri olduk. Sesimizi duyurmaya çalışıyoruz. Tip 1 diyabetli bir kişi günde 9 kez ölçüm yapmak zorunda. Bunda da sürekli parmaklarını delmek zorunda. 4 defada minimum insülin yapmak zorunda. Toplamda 13 defa günlük vücudumuza delik açıyoruz. Yılda 4 bin 700 delik demek bu. Empati kurarak karşıdaki bir toplu iğneyi getirip kendi parmağına batırsa ne kadar acı duyduğunu hisseder. Bunu 3 yaşında 5 yaşında 9 yaşında çocuklar yapıyor” şeklinde konuştu.

    Devletin birçok konuda destek verdiğini vurgulayan Sarıca, “Ama tip 1 unutulmuş durumda. Türkiye’de de bildiğimiz kadar 400 bin civarında diyabetli var. Bunlar için özellikle sensörlü pompanın devlet tarafından karşılanmasını istiyoruz. Bunun dışında yurt dışından getirilen libre cihazı var. Bir firma bunu Türkiye’ye getireceğini söylüyor. Devletimizde bu cihazı karşılarsa çocuklarda özellikle okullarda diğer öğrenciler tarafından dışlanmadan, psikolojik etki altında kalmadan hayatlarını devam ettirebilirler hemde canları yanmaz diye düşünüyoruz. Bu çocuk başına 480 lira gibi bir maliyet. Zaten parmaklarını deldikleri striplerin maliyeti de devlete aşağı yukarı aynıya geliyor. Devletimiz bunun yerine bize libreyi, pompa sensörünü karşılasa daha efektif olur diye düşünüyoruz. Birde 18 yaşından sonra tip 1 diyabet sanki geçiyormuş gibi bir algı da var. 18 yaşından sonra birçok yardım kesiliyor. Ancak tip 1 diyabet 18 yaşından sonra iyileşmiyor. Ömür boyu devam ettiği için bunun yaş sınırlandırılmasının da kaldırılmasını istiyoruz” diye konuştu.

    Şeker hastası çocukların bakımı konusunda da bilgi veren Sarıcı, şöyle devam etti:

    “Anneler şeker hastası çocuklarıyla birebir yanında olmak zorunda. Her dakikalarını ona ayırmak zorundalar. Bu da ailelerde iş gücü kaybı, gelir kaybına neden oluyor. Bununla ilgili de bir çalışma yapılsa iyi olur. Çünkü bu anneler hiçbir şekilde istihdama katılamıyorlar. Evde sonuçta bir hasta bakıyorlar. Tabi aileler de çocuklarını sürekli kontrol etmeli. Bizim çocuğumuzda olmaz demesinler. Sık idrara çıkma, sık susama ve kilo kayıpları olduğu zaman mutlaka çocuklarımızı doktora götürmemiz gerekiyor. Beslenmeye illa diyabetli olması gerekmiyor. Çocuklarda beslenmeye dikkat etmek gerekiyor. Özellikle ambalajlı, doğal olmayan ürünlerden kaçınmak gerekir. Tip 1 ile tip 2 diyabetin arasındaki farkın farkında olunması gerekiyor. Tip 2 diyabette vücut insülin üretiyor ama bozuk ürettiği için şeker yüksek seyrediyor. Tip 1 diyabette pankreas hiçbir şekilde insülin üretmiyor, o yüzden sürekli insülin kullanmak zorundayız. Ancak tip 2 diyabette yüksek seyrettiği için bitkisel ilaçlarla, başka yollarla düşürülüyor. Bizde hem şeker düşümü hem şeker yükselimi riskleri taşıdığımız için bize ayrı bakılması gerekiyor.”