Etiket: DİTİB

  • DİTİB, Müslümanları ve camileri hedef alan Bild gazetesini kınadı

    Diyanet İşleri Türk İslam Birliği (DİTİB), Müslümanları ve camileri hedef alan Alman Bild gazetesini kınadı.

    DİTİB, Almanya’da yayın yapan Bild gazetesinin Müslümanlar ve camiler ile terör arasında bağ kuran taraflı haber manşetlerini kınadı. Konuya ilişkin DİTİB tarafından yapılan yazılı açıklamada, “Manşetinde terörün yer aldığı bir haberde hoşgörü, şeffaflık, barış ile Köln’de huzur içindeki hayatın bir sembolü olan Köln Merkez Camii’nin fotoğrafının yerleştirilmesi, son zamanlarda İslam ve DİTİB hakkındaki linç kampanyasının zirve noktasını oluşturmuştur. Ancak karalamanın bu yeni şekli, ne fikir hürriyeti ne de basın hürriyeti olarak kabul edilebilir. Bu şekilde gazete okuyucuları ve kamuoyu nezdinde DİTİB ve genelde camiler hakkında kabul edilemez umumi bir algı oluşturulmaya çalışılmaktadır. Bu amaçla Almanya’daki toplumsal barışı da derinden sarsarak toplumda tehdit oluşturacak şekilde insanlar Müslümanlara karşı kışkırtılmaya, Müslümanlarla toplum arasına kin ve nifak tohumları ekilmeye çalışılmaktadır. DİTİB olarak Bild gazetesinin yazı işlerinin derhal bu art niyetli çarpıtmayı düzelterek manşetin yayınlandığı aynı yerde belirgin bir şekilde haberi tekzip etmesini talep ediyoruz. Ayrıca Bild gazetesinin yazı işlerinden radikallerin, aşırılık yanlılarının ve özellikle de İslam ve göçmen düşmanları ile popülistlerin değirmenlerine su taşımamasını talep ediyoruz” denildi.

    Haber yaparken sorumlu davranmanın gerekliliğinin, gazetecilik ahlakı ile meslek ahlakının muhafazasının da demokrasinin önemli kazanımlarından olduğu vurgulanan açıklamada, “Yayın prensipleri basının meslek ahlakını daha somut hale getirmektedir. Bu ilkeler, anayasa kapsamında ve anayasaya uygun olarak oluşturulan kanunlar çerçevesinde basının itibarını korumaya yönelik sorumlulukları tarif etmektedir. Basın ahlak ilkelerinin birinci maddesinde şu ifade edilmektedir; ’Hakikate olan saygı, insan onurunun korunması ve kamuoyunun gerçeğe uygun olarak bilgilendirilmesi, basının en üst derecedeki görevi ve sorumluluğudur’“ ifadelerine yer verildi.

    DİTİB, Bild gazetesinin yaptığı taraflı haberlerle basın ahlak ilkelerini ihlal ettiğini, Alman Basın Konseyi nezdinde şikayette bulunacağını ve DİTİB’in itibar ve imajının zedelenmesi gerekçesiyle hukuki yollardan hakkını arayacağını duyurdu.

  • DİTİB, Almanya’da yeni eğitim-öğretim yılına yeni yayınlarla başlıyor

    Diyanet İşleri Türk İslam Birliği (DİTİB) Yayınevi tarafından Almanya DİTİB camilerindeki Kur’an-ı Kerim ve Temel Dini Bilgiler Kursları için hazırlnan yeni eğitim-öğretim yılında kullanılacak kitaplar yayınlandı.

    Diyanet İşleri Türk İslam Birliği (DİTİB) Yayınevi tarafından Almanya DİTİB camilerindeki Kur’an-ı Kerim ve Temel Dini Bilgiler Kursları için hazırlanan “Camiye Gidiyorum 1” din dersi kitabının ardından 7-9 yaş düzeyi için “Camiye gidiyorum 1 – Öğretici Kitabı”, 7-15 yaş düzeyi için “Kur’an-ı Kerim ve Temel Dini Bilgiler Öğretim Programı” ile çocuk diliyle imanın şartlarını anlatan serinin kaderin Allah’tan geldiğine dikkat çeken “Allah kennt mein Schicksal” isimli kitabı yayınlandı.

    Almanya’daki DİTİB camilerinde okutulacak

    KÖLN – DİTİB Akademi tarafından alanında uzmanların katılımıyla hazırlanan, 7-15 yaş düzeyine yönelik yeni öğretici ve öğretim programı kitapları bu eğitim döneminden itibaren tüm DİTİB camilerinde kullanılacak. Ayrıca çocuklara yönelik Almanca olarak hazırlanan okuma kitabı da okutulacak.

    Almanya’da Müslüman çocuklara yönelik din eğitimi alanında büyük bir adım atıldı

    Almanya’da Müslüman çocuklara yönelik din eğitimi alanında büyük bir adım atıldığını ifade eden DİTİB Genel Başkanı Prof. Dr. Nevzat Aşıkoğlu konu hakkında şu bilgileri verdi: “Söz konusu “Camiye Gidiyorum 1 Öğretici Kitabı” öğreticiler için bir kılavuz kitabıdır. Kitapta, öğreticilerimizin daha önce yayınlanan beceri, kazanım ve öğrenci merkezli olan, “Camiye Gidiyorum 1” kitabını nasıl kullanacakları sayfa sayfa anlatılmış, nerede hangi metodu uygulayacakları açıklanmıştır. Alman eğitim sistemine alışkın çocuklarımıza dini konularımızın daha anlaşılır şekilde anlatılması büyük önem taşımaktadır. Bu nedenle sahih bilginin modern şekilde ve nasıl verileceği konusu da eğitimin önemli baş konularındandır. Bu hedefe yönelik olarak kitabın girişinde eğitim metodu, derste karşılaşılan sorunlara çözümler, sosyalleşme ve cami derslerine adaptasyon gibi konulara da yer verilmiştir. Kitapta aynı zamanda ek etkinlik örnekleri hazırlanmış, kaynak bilgiler de TDV İslam Ansiklopedisi ve DİB İlmihallerinden derlenerek eklenmiş, bu bilgilerin öğreticilerimizin elleri altında bulunması sağlanmıştır.

    Almanca dilinde hazırlandı

    Aşıkoğlu, Kur’an-ı Kerim ve Temel Dini Bilgiler Öğretim Programının ise camilerde verilen din dersleri müfredat programı olup günümüz ihtiyaçlarına göre hazırlandığını belirterek, “Öğretici ders kitabında verimliliği artırmak üzere din görevlilerine ve cami derneklerine gönderilmek üzere basıldı” dedi. Yayınlanan bu kitaplar sayesinde, derslerin değişik etkinlik ve pratik görevlerle daha verimli ve renkli geçeceğine dikkat çeken Aşıkoğlu, “Kur’an-ı Kerim ve Temel Dini Bilgiler Öğretim Program kitapçığı ve çocuklar için özel olarak hazırlanmış İman Serisinin “Allah kennt mein Schicksal” isimli Almanca okuma kitabı ile DİTİB camilerindeki çocuklara yönelik eğitim kalitesinin günümüz ihtiyaçlarına cevap verecek seviyede şekilleneceğini de belirtti.

  • Almanya, Köln DİTİB Merkez Camii’nde ilk bayram namazı eda edildi

    Sabahın erken saatlerinde Almanya’nın Köln DİTİB Merkez Camii’ne akın eden Müslümanlar ile ilk bayram namazını eda etti. Köln DİTİB Merkez Camii’ni dolduran müminler, Ramazan ayında ibadete açılan camide bayram namazı kılmanın mutluluğunu yaşadı.

    Almanya’nın Köln DİTİB Merkez Camii’ndeki bayram vaazını, Başkanlık Vaizi Nurettin Muhtar Acar ve Köln Din Hizmetleri Ataşesi Ahmet Dilek verdi. Bir aylık eğitimin ardından Ramazan ayında kazanılan hasletlerin seneye Ramazan ayına kadar aynı hassasiyet ile devam ettirilmesinin önemine vurgu yapan Acar, tüm dünyada huzur ve barışın egemen olması için dua ve niyazda bulundu. Bayram vaazının ikinci safhasında kürsüye çıkan Köln Din Hizmetleri Ataşesi Dilek de, “Bir aylık Ramazan ikliminde, orucun derin manevî eğitimini, sahur ve iftarın bereketini, teravihin coşkusunu ve Kur’an tilâvetinin kalbimizde huşû uyandırmasının sevincini derinden hissederek gönüllerimizi coşturup maneviyatımızı canlandırdık. Köln DİTİB Merkez Camii’nde de ilk Ramazan ayını, ilk kadir gecesini şimdi de ilk bayram namazını eda ediyoruz. Rabbim camileri cemaatsiz bırakmasın” dedi.

    Ramazan güzelliklerini bütün yıla yayalım

    Köln Din Hizmetleri Ataşesi Ahmet Dilek ise, vaazında birlik ve beraberlik duygusuna vurgu yaptı. Bayramların kardeşlik, dostluk, sevgi, saygı, muhabbet gibi insani ilişkilerin pekiştirildiği günler olduğunu hatırlatan Dilek şöyle konuştu: “Ailemizde, mahallemizde, ülkemizde ve yaşadığımız ülkemizde kavga, huzursuzluk, kin ve nefret olmasın. Bile bile kimse kimseye dokunmasın, kanını akıtmasın, canını acıtmasın, kasten kimse kimseyi üzmesin. Biz beraberiz, kardeşiz. İslam hayattır, kardeşlik, barış ve sevgi dinidir. Ramazan’da yaşadığımız güzellikleri bütün yıla yayalım“ dedi.

    Bayram hutbesini okumak için tekbirlerle minbere çıkan Köln DİTİB Merkez Camii Din Görevlisi Emre Şimşek de, “Bayramların ilki olan Ramazan Bayramı’na bizleri eriştiren, bizlere bayram sevincini ve coşkusunu yaşatan, bu mübarek bayram sabahında imanları bir, gönülleri bir, gayeleri bir kardeşler olarak bu yüce mabette, aynı kubbe altında bizleri buluşturan Rabbimize şükürler olsun. Bu bayram vesilesi ile varlık sebebi anne-babalarımızı hatırlayalım. Akrabalarımızın, komşularımızın bayramını tebrik edelim. Dargınlık ve kırgınlıklarımızı bayramı vesile ederek aradan kaldıralım. Ramazan’da edindiğimiz güzel alışkanlıklarımızı devam ettirelim. Şu mübarek bayram gününde, hayatlarını sevinç ve neşeden uzak, binbir sıkıntı içesinde sürdürmeye çalışan masum ve mağdur kardeşlerimizi unutmayalım, onlar için dua edelim” dedi.

    Hutbe sonrası eller semaya açılarak dünyanın çeşitli bölgelerinde sıkıntı yaşayan, gözyaşı döken ve Ramazan Bayramı coşkusunu yaşayamayan Müslümanlar ve tüm İslam âlemi için dua edildi.

    Kılınan bayram namazının ardından Köln Başkonsolosu Hüseyin Emre Engin, Köln Din Hizmetleri Ataşesi Ahmet Dilek, Başkanlık Vaizi Nurettin Muhtar Acar ve Merkez Camii din görevlileri, camiyi dolduran müminler ile teker teker bayramlaştı.

    Yaşlısından gencine binlerce insanın akın ettiği DİTİB Merkez Camii’nde namaz sonrası tatlı ikram edildi.

  • Köln DİTİB Merkez Camii’nin hilalleri takıldı

    Almanya’nın Köln kentinde yapımı devam eden Köln DİTİB Merkez Camii ve Kültür Merkezi’ne ait kubbe ve minarelerin hilalleri (alem) yerlerine takıldı.

    Cami inşaatının sona doğru geldiğini gösterme amacı ile takılan hilallerden birisi, zeminden 26 metre yüksekliğe ve 28 metre çapındaki kubbenin üzerine takıldı.

    DİTİB Genel Başkanı Prof. Dr. Nevzat Yaşar Aşıkoğlu, Köln DİTİB Merkez Camii ve Kültür Merkezi’nin tamamlanma aşamasına geldiğini söyledi. Buranın sadece bir cami olmadığını, içerisinde konferans ve sergi salonu, kütüphane, alışveriş merkezi ve otopark gibi sosyal donatıların bulunduğunu ve bin 200 kişi kapasiteli olduğunu ifade eden Aşıkoğlu, “Kültürümüzde inşa edilen eserin örneğin bir evin çatısı tamamlandığında veya bina tamamlandığında bitişini belgelemek için bir bayrak asılır” dedi.

    Aşıkoğlu, “Camilerimizde de inşaatın sona doğru geldiğini göstermek bağlamında kubbe ve minare üzerine konulan alemler bir semboldür. Biz de büyük bir hızla camimizin iç tezyinatının büyük bir bölümünü tamamladık. Caminin sona geldiğini göstermek bağlamında kubbemizin üzerine konulacak alemin yerleştirilmesi için bir hazırlık yaptık. Bugün sevinçliyiz. İnşallah Ramazan ile birlikte camimizde ibadete başlayacağız. Burası sadece cami değil, içerisinde çok değişik sosyal alanları barındıran bir mabed, bir kültür merkezidir. Köln şehrine renk katacak bir silüet olma özelliğini taşıyor. Camimizin resmi açılışını, hazırlıkları tamamladıktan sonra muhteşem bir törenle yapmayı planlıyoruz” diye konuştu.

    20 kilo ağırlığında ve 165 santim çapında olan hilaller ayrıca, 2 metre 70 santimetre çapındaki iki minareye de takıldı.

  • Başbakan Yardımcısı Prof. Dr. Numan Kurtulmuş, DİTİB mensuplarına karşı yapılan baskılarına değinerek:

    Başbakan Yardımcısı Prof. Dr. Numan Kurtulmuş, Avrupa’da Diyanet İşleri Türk İslam Birliği (DİTİB) mensuplarına karşı yapılan baskılarına değinerek, “Bu tamamen, siyasi bir amaçla yapılıyor. Şu anda Avrupa’da, özellikle Almanya başta olmak üzere faşizmin ayak seslerini duyuyoruz. İslam, göçmen karşıtlığıyla, yabancı düşmanlığıyla birlikte bunları siyasi argüman olarak kullanan son derece katı bir milliyetçi tavrının Avrupa’yı baştan sona kasıp kavurmaya başladığı ortadadır” dedi.

    Diyanet İşleri Başkanlığı’nın 4 gün sürecek olan “2. İlçe Müftüleri Kongresi” Afyonkarahisar’da başladı. Termal bir otelde gerçekleştirilen toplantıya Başbakan Yardımcısı Prof. Dr. Numan Kurtulmuş, Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez, Afyonkarahisar Valisi Aziz Yıldırım, Belediye Başkanı Burhanettin Çoban ve çok sayıda ilçe müftüsü katıldı.

    Gerçekleştirilen toplantının açılışında konuşan Kurtulmuş, dünyada yaşanan gelişmelere değinerek, dünyanın büyük bir alt üst oluşun ve yeni oluşların içerisinde olduğunu kaydetti. Dünyanın bir tarafta olağanüstü yüksek zenginliklerin diğer tarafta ise olağanüstü derin yoksullukların içerisinde adeta bir türbülanstan geçtiğini dile getiren Prof. Dr. Kurtulmuş, “Esas itibarıyla bu oluşlar ve alt üst oluşlar noktasında çok geniş İslam coğrafyası, içinde yaşadığımız bu dönemin muhatabıdır ve sadece ekonomik ve siyasi olarak değil, aynı zamanda zihinsel olarak, algı olarak da İslam adının ortada olduğu ve Müslüman coğrafyasını hedef alan bir çözülmenin yaşandığı sürecin içerisinden geçiyoruz. BU, esas itibarıyla birtakım dışsal faktörlerden kaynaklandığı gibi; sömürüler, işgaller, haksızlıklar, emperyalizm gibi, esas itibarıyla büyük oranda da İslam ümmetinin kendi içerisinden kaynaklanan sebeplerden dolayıdır. Dolayısıyla özellikle Türkiye’de ve Türkiye’ye bağlı olarak yakın coğrafyamızda başta olmak üzere İslami düşüncenin, yaşantının yeniden inşa edilmesiyle memur olan buradaki topluluk, bu gidişatı değiştirmek ve kendi içimizden kaynaklanan sebepleri yeninden değerlendirerek bunları olumluya çevirmek mecburiyetindeyiz.”

    “İmamlarımız, namaz kıldırma memuru değildir, siz müftüler de fetva memurları değilsiniz”

    Konuşmasında dün görevlilerine seslenen Kurtulmuş, İslam dünyasının, İslami hayat ve düşünce olarak yeniden ihya ve inşasıyla birinci derecede görevli olduklarını anımsatarak, bu konuda kendilerine büyük bir vazife düştüğünü kaydetti. Diyanet camiasının, yaklaşık 90 bin camisi olan, DİTİB, Diyanet Vakfı ve diğer kuruluşlarıyla 150 bin kişilik ordunun mensupları olduğunu Kaydeden Kurtulmuş şunları söyledi:

    “Ben siyaseten, sizler bu işin içerisinde olan gönüllüler olarak, bu işin mücadelesini yapan insanlar olarak tarihi bir sorumlulukla karşı karşıyayız ve çok ağır bir vebalin altındayız. Hiçbir yerdeki kamu hizmetlerindeki eksiklikler, yanlışlıklar hiçbir şekilde tolere edilmez ama özellikle İslam dünyasının düşünce olarak, İslami hayat ve düşünce olarak yeniden ihya ve inşasıyla birinci derecede görevli olan bu kadronun, gerçekten işimizi eksiksiz yapmamız, hiçbir boşluk bırakmadan bu milletin, bu ümmetin ve bizden bir şeyler bekleyen mazlum milletlerin derdine derman olacak şekilde bütün vaktimizi bu işe vakfetmemiz gerekiyor. Onun için, içinde bulunduğumuz şartları iyi değerlendirmek, bu şartları iyi okuyarak sorumluluklarımızı yerine getirmemiz gerekiyor. İmamlarımız, namaz kıldırma memuru değildir, siz müftüler de fetva memurları değilsiniz. Ne müftülüklerimiz ne camilerimiz bizim çalışma alanlarımız, iş yerlerimiz değildir. Bizler her birimiz dinin adamı, kendi hayatını dine adamış insanlar olmak mecburiyetindeyiz. Bizim iş yerimiz falan yok. Bizim mes’uliyetimiz olan devlet memurluğunu icra ettiğimiz bir makamımız yok. Bizim sorumlu olduğumuz alan bütün yer küredir. Dolayısıyla hiçbir şekilde camilerimizi ve müftülüklerimizi iş yerlerimiz olarak, bürokratik işlerimizle meşgul olduğumuz mekanlar olarak görmeyeceğiz. Eğer böyle görürsek kendimizi dört duvar arasındaki bir mekana hapsetmiş, İslami hayatın ve düşüncenin yeniden ihyası ve inşasıyla ilgili çalışmalarımızı ihmal etmiş oluruz.”

    “FETÖ’nün 15 Temmuz’daki darbe girişimi büyük resmin parçalarından sadece birisi”

    Türkiye’nin içince bulunduğu coğrafyada yer alan sorunlara değinen Kurtulmuş, Ortadoğu’nun bir asır evvel oynanan oyunun ikinci perdesini seyrettiğini ifade etti. Sykes-Picot’yu bir asır evvel uygulayanların şimdi ikinci Sykes-Picot’yu uyguladığını anımsatan Kurtulmuş, “Büyük resmi göremediğimiz takdirde, milletimize anlatacak hiçbir sözümüzün de olmadığını ifade etmek isterim. Büyük resim, tek başına olayların anlaşılmasından ibaret olamaz. Özellikle irfanın, hikmetin, ihsanın ve marufun topluma yayılmasının aracısı olan sizlerin mutlaka ve mutlaka büyük resmi iyi okumanız lazım. FETÖ’nün 15 Temmuz’daki darbe girişimi büyük resmin parçalarından sadece birisi. Bu hain darbe girişiminin, Anadolu topraklarının tarih boyunca gördüğü en büyük ihanet hareketi olduğu kavranmalı ve böyle anlatılmalıdır. PKK terör örgütü Cizre, Silopi, Hakkari’de çukurlar kazarak ve o çukurlara bombalar koymasının ne anlama geldiğinin iyi anlaşılması gerekiyor. Bu eylemler dahi puzzelın bir parçası olduğunun bilinmesi gerekiyor. Aynı şekilde Türkiye sınırları dışında, İslam’ın muazzez, mukaddes adını kullanarak İslam’ı bir terör haline indirgemeye çalışan DEAŞ’ın niçin kurulduğunu, niçin kurdurulduğunu, ellerine silahların kimler tarafından hangi amaçla verildiğini çok iyi anlayacağız ama bileceği ki DEAŞ da bu puzzel’ın sadece bir parçasıdır” şeklinde konuştu.

    “Bizim sorumluluğumuz tam da burada başlıyor”

    Türkiye’nin önünü kesmek isteyenlerin, hoca kılıklı bir eşkıyayı öne çıkarıp 40 sene beslediğini vurgulayan Kurtulmuş, “Avrupa’da, batı dünyasında, hatta İslam coğrafyasında İslamofobi’nin nasıl teşvik edildiğini, niçin geliştirildiğini anlayacağız, onu da büyük resmin bir parçası olarak göreceğiz. Büyük resim çok açıktır. Büyük resim bir asır evvel, coğrafyası bölünmüş olan İslam ümmetinin, özellikle bu coğrafyanın insanlarının, şimdi gönülleri ve zihinleri bölünerek, mezhep ve meşrep üzerinden, etnik yapı üzerinden, lime lime edilerek parçalanması, bir daha ayağa kalkmayacak şekilde tarih sahnesi dışına itilmesidir. Bizim sorumluluğumuz tam da burada başlıyor. Bu büyük planı bozabilecek tek ülke Türkiye’dir, Türkiye’nin irfanı, vicdanıdır. Zaten onun için Türkiye’nin başına bu kadar şey bela ediliyor. Onun için Türkiye’nin ayaklarına pranga vurmaya çalışıyorlar. Onun için Türkiye’nin önünü kesmeye çalışıyorlar. Zaten onun için hoca kılıklı bir eşkıyayı öne çıkarıp 40 sene besliyorlar ve bu milleti sokacak en tehlikeli, zehirli yılan haline getiriyorlar. Onlardaki akılsa bizdeki de akıldır. Ayrıca bizde feraset, hikmet ve irfan var” dedi.

    “O cezalara rağmen yine aynı melaneti işlemeye devam ediyorlar”

    Konuşmasında, televizyonlara yayınlanan ve aile hayatını ortadan kaldırmaya yönelik olan programlara da değinen Kurtulmuş, bu tür programlara RTÜK tarafından bir sürü cezalar verildiğini, ancak bu programların çok para kazandıkları için cezalara rağmen yine aynı melaneti işlemeye devam ettiklerini aktardı. Kurtulmuş, “Aileyi ortadan kaldıracak yıkım programlarının maalesef televizyonlarda da gösterildiğini biliyoruz. Bunlar, Türk örfüne, bizim milletimizin dinine, yaşantısına uymayan hususlar. Ama maalesef haiyane bir şekilde, açık söylüyorum, aileyi tahrip edecek şekilde bu programlar, evlilik programları, televizyonlarda gösteriliyor. RTÜK bir sürü cezalar veriyor. O kadar çok para kazanıyorlar ki, o cezalara rağmen yine aynı melaneti işlemeye devam ediyorlar. Bu ve benzeri programlar bir taraftan, diğer taraftan insanı dinden, diyanetten, Allah’a bağlı olmaktan, kendi geleneklerinden ayıracak bir sürü mesele var. Bütün bunların karşısında Türkiye’de aile hayatının ciddi bir tehlike ile karşı karşıya kaldığı açıktır. Bunun için Diyanet İşleri Teşkilatı mensuplarının aileyi yeniden güçlendirecek çalışmalar için mutlaka çok ciddi şekilde hareket etmesi gerekiyor” ifadelerine yer verdi.

    “DİTİB’den, Diyanet İşleri Teşkilatından korkmayın”

    Avrupa’da DİTİB mensuplarına karşı yapılan baskılarla ilgili değerlendirmelerde de bulunan Kurtulmuş, olayın artında yatan gerçeğin ise Avrupa’nın şu an içinde bulunduğu siyasi şartlar olduğunu ifade etti. Kurtulmuş “Fergana Vadisinden itibaren gelip, yüzlerce sene Anadolu topraklarında yaşanan bu nezih geleneğin günümüz dünyasında batı toplumlarında da yaşamasını çalışan DİTİB ve Diyanet mensuplarının birtakım baskılar altında bulunması asla kabul edilemez. Bu tamamen, siyasi bir amaçla yapılıyor. Şu anda Avrupa’da, özellikle Almanya başta olmak üzere faşizmin ayak seslerini duyuyoruz. İslam, göçmen karşıtlığıyla, yabancı düşmanlığıyla birlikte bunları siyasi argüman olarak kullanan son derece katı bir milliyetçi tavrının Avrupa’yı baştan sona kasıp kavurmaya başladığı ortadadır. Biz Alman ve Avrupa’daki dostlarımıza tavsiyede bulunuruz. Oradaki DİTİB’in, Diyanet Teşkilatının varlığından sizlerde yararlanın. Orada Diyanet Teşkilatının varlığı barışa, birlikte yaşamaya katkı sağlar. Dolayısıyla DİTİB’den, Diyanet İşleri Teşkilatından korkmayın” şeklinde konuştu.

    16 Nisan’da yapılacak referandum konusuna da değinen Kurtulmuş, Türkiye’nin, bu zorluklar içerisinde, güçlükler içerisinde büyük Türkiye, güçlü Türkiye, yeni Türkiye olma istikametinde yoluna devam ettiğini anımsatarak, referandumda da sözünde kararında milletin olduğunu söyledi.

    Konuşmaların ardından toplantının ilk oturumu sona erdi.