Etiket: Dışında

  • Yurt Dışında Pasaportunu Kaybedenlerin Yapması Gerekenler

    Enuygun.com Seyahat Analisti Murat Ekinay, yurt dışında pasaportunu kaybeden ya da çaldıranların ilk anda karakola başvurmaları gerektiğini söyledi.

    Türkiye’nin en büyük uçak bileti sitelerinden olan Enuygun.com’un Seyahat Analisti Murat Ekinay, yurt dışında pasaportunu kaybedenlerin yapması gerekenlerle ilgili bilgi verdi. Ekinay, ’’Yurt dışındayken pasaportunuz kaybolur veya çalınırsa panik yapmanıza gerek yok. Hemen en yakın karakola başvurun” dedi.

    Ekinay, pasaportunu kaybeden ya da çaldıranların seyahatini sorunsuz şekilde tamamlamaları için izlenecek yol haritası hakkında ipuçları verdi. Ekinay, “Birçok evrak topladınız, uzun kuyruklarda beklediniz ve sonunda yurt dışına çıkmak için gerekli olan belgeye yani pasaportunuza kavuştunuz. Peki ya seyahat sırasında bu önemli belgeyi kaybederseniz? Üstelik hiç bilmediğiniz bir ülkede ve dönüşe çok az bir zaman kalmışken bu büyük bir problem olarak görülebilir. Böyle bir durumda panik yapmaya hiç gerek yok. Yurt dışındayken pasaportunuzu kaybeder veya çaldırırsanız bu adımları izleyerek kolayca seyahatinizi tamamlayabilir ve ülkenize sorunsuz bir şekilde dönebilirsiniz” diyerek önerilerde bulundu.

    “PASAPORTUNUZUN BİR KOPYASINI ALIN”

    Ekinay, pasaportun seyahatte bir kopyasının kişide bulunmasının önemine dikkat çekerek “Herhangi bir kayıp veya çalıntıya karşı önceden önleminizi alabilirsiniz. Nasıl mı? Pasaportunuzu alır almaz fotokopisini çekip taratın ve bu kopyaları yanınızda bulundurun. Bu konuda en etkili yöntemlerden birinin de cep telefonunuzla pasaportunuzun fotoğrafını çekmek ve kendinize e-posta ile göndermek. Böylece pasaportunuzla birlikte cep telefonunuz da kaybolur veya çalınırsa e-posta adresinizden kolayca kopyasına ulaşabilirsiniz’’ ifadelerini kullandı.

    “OTELİNİZDEN YARDIM İSTEYİN”

    Pasaportun bir kopyasının alınmadığı durumlarda konaklanan otelden de yardım istenebileceğini dile getiren Ekinay, “Yurt dışında konaklama yaptığınızda, resepsiyon görevlisi güvenlik nedeniyle pasaportunuzun birkaç sayfasının kopyasını alır. Otel yetkilileri ile görüşerek geçici pasaportunuzu veya seyahat belgenizi alana dek bu kopyaları kullanabilirsiniz. Bir diğer yöntemse yine bu belgelerin kopyasını otel odanızda bulunan kasada tutmak. Ancak kasanın kilitli ve güvenli olduğundan emin olun” diye konuştu.

    “KARAKOLDAN TUTANAK ALIN”

    Ekinay, pasaportunuzun kaybolduğunu veya çalındığını fark ettiğinizde en yakın karakola başvurulabileceğinin altını çizerek “Burada pasaportunuzu kaybettiğinize dair tutanak tutturarak konsolosluğa başvurabilir, alacağınız belge ile ülkenize dönebilirsiniz. Bu tutanağın bir diğer önemli faydası da kaybolan veya çalınan pasaportunuzla herhangi bir suç işlenmesi halinde bu suçlardan sorumlu olmanızın önüne geçmek” dedi.

    “KONSOLOSLUĞA BAŞVURUN”

    Konsolosluğa kayıp ilanı verilerek alınan tutanak ile en yakın Türkiye Cumhuriyeti Konsolosluğu’na başvurarak geçici pasaport veya seyahat belgesi alınabildiğine vurgu yapan Ekinay, “Bu belge ile sorunsuz bir şekilde ülkenize dönüş yapabilirsiniz. Yurt dışında yaşayanlar da yine bu tutanak ile en yakın konsolosluğa başvurarak yeni pasaport alabilirler” şeklinde konuştu.

    “DİREKT UÇUŞLARI TERCİH EDİN”

    Konsolosluktan alınan geçici seyahat belgesinde, geri dönerken hangi güzergahın izleneceğinin belirtilmesinin gerekebileceğini söyleyen Enuygun Seyahat Analisti Ekinay, “Bu nedenle konsolosluğa başvurmadan önce dönüş biletlerinizi almanızda yarar var. Rotanızı belirledikten sonra konsolosluğa başvurabilir ve geçici seyahat belgesi veya pasaportunuzu alabilirsiniz. Eğer dönüş uçuşunuz aktarmalı ise havayolu şirketi ile görüşüp direkte çevirebilirsiniz. Uçuşunuzu değiştiremiyorsanız yolculuk sırasında herhangi bir sorun yaşamamak için aktarma yapacağınız ülkelerin konsolosluklarıyla da görüşmeyi unutmayın” diyerek aktarmalı uçuş yapacak yolcuların dikkat etmesi gereken konuların da altını çizdi.

  • Ümit Özat: “Babamın Dışında Kimsenin Elini Öpmedim”

    Mersin İdmanyurdu Teknik Direktör Ümit Özat, “Ben babamın dışında kimsenin elini öpmedim. El öpmekle ağız aşınmaz. Bu çocuklar için gerekirse onu da yaparım. Bundan da gocunmam” diyerek, Mersinlilerin duyarlı olmasını istedi.

    Spor Toto Süper Lig’in 27. haftasında deplasmanda Medipol Başakşehir ile karşılaşacak olan Mersin İdmanyurdu, bu maçın hazırlıklarını Macit Özcan Spor Tesisleri’nde sürdürüyor. Teknik Direktör Ümit Özat yönetimindeki bugünkü antrenmana, Pedriel, Sadiku ve Mitrovic’in dışındaki diğer yabancı oyuncular katılmadı. 5-2’e pas çalışmasıyla idmana başlayan kırmızı-lacivertliler, daha sonra çift kale maç yaptı.

    “8 MAÇIMIZ DA FİNAL MÜSABAKASI OLACAK”

    Antrenman öncesi basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Özat, Medipol Başakşehir ile zor bir maça çıkacaklarını belirterek, önlerinde 8 final müsabakası olduğunu, Medipol Başakşehir ve Fenerbahçe karşılaşmalarının ise diğer rakiplere göre daha zorlu olacağını söyledi. Milli maç arasından dolayı futbolculara 4 gün izin verdiğini hatırlatan Özat, “Welliton ve Güven cezalı. Gelecek oyuncular var. Yabancı oyuncuların bir an önce aramıza katılmasını bekliyoruz. Onlar da katıldıktan sonra az bir zamanımız kalıyor ama inşallah en hazır şekilde maça çıkacağımıza inanıyorum” dedi.

    “BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANI KOCAMAZ’DAN DESTEK SÖZÜ VERDİ”

    Antrenmana gelmeden önce Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Burhanettin Kocamaz ile görüştüğünü dile getiren Özat, “Bizi ağırladı ve gereken bütün ilgi ve alakayı gösterdi. Yardım konusunda da zaten bundan önce yaptığı gibi yine yapacağı sözünü verdi. Bu bizim için çok önemliydi. Kendisine bu anlamda önce şahsım adına sonra da kulübüm adına teşekkür ediyorum. Çok nazik bir şekilde bizi ağırladı, kulübün dertlerini dinledi. Yapılabilecek en maksimum yardımı yapabileceğinin sözünü verdi. Bu anlamda kendisine tekrar teşekkür ediyorum. Zaten hafta sonuna kadar, Cuma gününden önce futbolcularla ilgili bütün ödemeleri yapıp, yolumuza devam edeceğiz” diye konuştu.

    “HİÇ KİMSE DÜŞEN BİR TAKIMIN HOCASI YA DA OYUNCUSU OLMAK İSTEMEZ”

    Konuşmasında oyunculara da mesaj veren Özat, sözlerine şöyle devam etti:

    “Bu saatten sonra oyuncuların şunu bilmesi lazım, olmazsa olmaz onlar. Bu bir gerçek ama neticede bu alacaklar sezon sonu federasyondan da alınabilir. Hiç kimse küme düşün bir takımın hocası veya futbolcusu olmak istemez. Ben buraya 5. hoca olarak geldim ama oyuncular iki senedir buradalar. Biz geldiğimizde bu takımın 10 puanı vardı. Şu anda fazlasını toplamış durumdayız. Dolayısıyla onların bugüne kadar gösterdiği mücadele ve özveriyi bundan sonra da göstereceklerine inanıyorum. Bu hafta içi de gereken ödemeyi yaparsak sezon sonuna kadar sıkıntı yaşayacağımızı düşünmüyorum.”

    “BABAMIN DIŞINDA KİMSENİN ELİNİ ÖPMEDİM”

    “Ben babamın dışında kimsenin elini öpmedim. El öpmekle ağız aşınmaz. Bu çocuklar için gerekirse onu da yaparım. Bundan da gocunmam” diyen Özat, oyuncuların bir şeyler yapmak için mücadele ettiğini, karşılığında Mersinlilerin de biraz daha duyarlı olmasını istedi. Son haftaya kadar mücadeleyi sürdüreceklerini vurgulayan Özat, “Düşmek ayıp değil ama düştüğünüzde yaşadıklarınızdan ders alıp, çok daha iyi şekilde çıkabilirsiniz. Ders almayarak daha kötü günler de yaşayabilirsiniz. Onun için bu onurlu mücadeleyi son haftaya kadar vermek lazım. Bunu yaparsak vicdanen ligde kalırsın. Ligde kalırsan şampiyon gibi olursun. Herkesin düştü gözüyle baktığı takım Kayseri ile arasındaki 12 puanlık farkı 3’e düşürmüş bir takım. Bu üç maçı iyi geçirirsek, kalan 5 maçın 3’ü içeride oynayacağız. Üç maçtan 4-5 puan yakalarsak önümüzün açık olacağına inanıyorum” ifadelerini kullandı.

  • Kayıt Dışında Umut Geçici Serbest Bölgelerde

    Yaşar Üniversitesi Uluslararası Ticaret ve Finansman Bölüm Başkanı Yrd. Doç. Dr. Mehmet Umutlu, Geçici Serbest Bölgelerin kurulabilmesi için öncelikli olarak sınır güvenliğinin sağlanması gerektiğini söyledi.

    Türkiye’deki serbest bölgelerin işleyişinde yaşanan sorunların giderilmesine yönelik değişiklikleri içeren tasarı TBMM’ye sunuldu. Meclis Sanayi Komisyonu’nda ele alınacak olan tasarıda ’Geçici Serbest Bölgelerin’ kurulması yönünde yeni bir düzenleme de yer aldı.

    Yapılan bir araştırmaya göre Türkiye, ekonomisindeki yüzde 25’i geçen kayıt dışılık oranı ile ülkeler arasında ilk sıralarda yer alıyor. Son yıllarda alınan önlemlere ve kaydedilen aşamalara rağmen kayıt dışı ekonomi, ülke açısından halen önemli sorun alanlarından birisi olmaya devam ediyor. Kayıt dışı ekonominin azaltılması, orta ve uzun dönemde ekonomik istikrar, gelir dağılımı ve istihdam gibi birçok makroekonomik unsurun iyileşmesine, ekonomide verimlilik düzeyi ve rekabet gücünün yükselmesine, ayrıca kamu gelirlerinin artmasına katkıda bulunması anlamına geliyor. Kalkınma Bakanlığı’nın hazırladığı ve 2015 Ocak’ta açıklanan Kayıt Dışı Ekonominin Azaltılması Programı Eylem Planı’na göre, 2016’da rakamın yüzde 24’e gerilemesi hedefleniyor. Türkiye’de hedeflenen yüzde 24’lük kayıt dışı ekonomi seviyesine ulaşılsa bile bunun rakamsal karşılığı yaklaşık 450 milyar TL olarak ortaya çıkıyor.

    Ekonomi Bakanlığı verilerine göre 2015 yılında 20 milyar 260 milyon dolar ticaret hacmine ulaşan 19 serbest bölgenin ihracatı ve döviz girişini artırdığını belirten Yaşar Üniversitesi Uluslararası Ticaret ve Finansman Bölüm Başkanı Yrd. Doç. Dr. Mehmet Umutlu, “Serbest bölgelerde vergi, resim, harç, kambiyo, gümrük vergisi gibi muafiyetler uygulandığından ticaret daha cazip hale gelmektedir. Ülkemizdeki mevcut serbest bölge örneklerine bakıldığında bu bölgelerin ihracatı ve döviz girişini arttırdığı, yabancı sermaye girişini teşvik ettiği ve istihdam olanakları yarattığı görülmektedir. Sınır bölgelerinde kurulması gündemde olan ’Geçici Serbest Bölgeler’ ise uluslararası ticareti hızlandırarak kaçakçılığın önünü kesme ve kayıt dışılığı azaltma gibi etkiler yaratabilir” dedi.

    “LOJİSTİK ELVERİŞLİ, SINIR GÜVENLİĞİ TAM OLMALI”

    Olumsuz etkilerin önüne geçebilmek için alınması gereken tedbirlere değinen Yrd. Doç. Dr. Umutlu, “Serbest bölgelerde görülen olumlu etkilerin Geçici Serbest Bölgelerde de görülebilmesi için öncelikle bu bölgelerde sınır güvenliğinin sağlanması, altyapının uygun hale getirilmesi, erişilebilirliğin yeterli düzeye çekilmesi ve lojistik olarak elverişli bir lokasyonun belirlenmesi gibi faktörler göz önünde bulundurulmalı. Ayrıca ticareti destekleyen bankacılık, sigortacılık gibi sektörlerin gelişmişlik düzeyi de Serbest Bölgelerin beklenen faydaları sağlaması konusunda önemli rol oynayacaktır” şeklinde bilgi verdi.

    EN FAZLA TİCARET EGE SERBEST BÖLGESİ’NDE

    Ekonomi Bakanlığı verilerine göre, 2015 yılında Serbest Bölgelerde 20 milyar 260 milyon dolar ticaret hacmine ulaşıldı. En fazla ticaret 3,8 milyar dolarla Ege Serbest Bölgesi’nde gerçekleşti. Son verilere göre serbest bölgeler aracılığıyla en fazla ticaretin yapıldığı ülkeler, 8 milyar 106 milyon dolar ile Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı (OECD) ve Avrupa Birliği (AB) ülkeleri oldu. Bunun 6 milyar 378 milyon dolarlık kısmı AB ülkelerine yapılan ticaretten oluştu.

  • Amedspor Kafilesi Güvenlik Nedeniyle Şehir Dışında Konaklıyor

    Spor Toto 2. Lig Kırmızı Grup’un 20. hafta erteleme mücadelesinde Sivas Belediyespor ile deplasmanda karşılaşacak Amed Sportif Faaliyetler’e güvenlik nedeniyle şehre yakın bir yerde otel tahsis edildi.

    Spor Toto 2. Lig Kırmızı Grup 20. hafta erteleme maçında Amed Sportif Faaliyetler, Sivas Belediyespor’a konuk olacak. Mücadele için Sivas’a giden Amed kafilesine şehirde otel verilmediği iddia edilmişti. Ancak olayın öyle olmadığı, Sivas’ta olabilecek olayları önlemek ve güvenlik amacıyla Amed Sportif Faaliyetler’e şehre yakın bir yerde konaklamaları için yer tahsis edildiği öğrenildi.

    Konuyla ilgili Amed Sporfif Faaliyetler’in taraftarlarına ait sosyal medya adresinden ise şunlar yazılmıştı:

    “Sivas Belediyespor maçı için deplasmana giden takımımıza Sivas’ta hiçbir otel yer vermedi. Takımımız şehre 40 kilometre uzaklıkta bir otelde kalmak zorunda kaldı.”

  • Tarih Ve Dil Araştırmaları İçin Ayrılan İş Bankası Hisselerinin Amacı Dışında Kullanıldığı İddiası

    Karadeniz Teknik Üniversitesi Dekanı Prof. Dr. Kemal Üçüncü, Mustafa Kemal Atatürk’ün Türkiye İş Bankası hissesinden tarih ve dil araştırmaları için ayırdığı payın amacında kullanılmadığını öne sürdü.

    Prof. Dr. Üçüncü, Türk Ocağı’nın davetiyle geldiği Hatay’ın Dörtyol ilçesinde “Tarihten Günümüze Türk Kültürü” adlı bir konferans verdi. Gelişmiş ülkelerde kültürel kırılmalara bakıldığında ortak kültüre siyasetin etki etmediğini anlatan Prof. Dr. Üçüncü, şöyle devam etti:

    “Gelişmekte olan ve bizim ülkemizde tarih ve kültür şuuru gelişmediğinden siyasi ayrışmalar etkili olmaktadır. Politik kimlikler yüzeyseldir. Kültürel kimlikler kalıcıdır. Zengin tarihi ve kültürel kimliğimizi oturtamadık. Kitap ve gazete okumada çok gerilerdeyiz. Batı ile doğuyu karşılaştırmak gerekirse; Avrupa, 6-7 bin yazma kitabı varken, Rönesans ve Reform dönemini yaşamış; Türk ve İslam ülkelerindeki yazma kitap sayısı 90 bin civarında iken, bir atılım yoktur. Günümüzde Türk Üniversitelerinde 14 milyon kitap varken, sadece ABD’deki Şikago Üniversitesinde 16 milyon kitap vardır. İlk yüze giren bir kütüphanemiz yok. Bir milyonun üstünde kitabı olmayan kütüphaneler, sıralamaya girmiyor. Günümüzde finanstan önce proje gelmektedir. Proje de kültürel eğitimden ve bilgi birikiminden geçer. Bugünkü eğitim sistemimizle yeni teknolojilere sahip olamaz ve gerileriz. Dünya, hastalıkları ortadan kaldıracak teknolojilere sahip olurken ve 2090 yılında dünya nüfusunu 2,5 milyara indirmeyi planlarken; bizim hiçbir planımız yok. Bu, tükenen ve kirlenen dünyayı kurtarma projesidir. Kişi olarak da millet olarak da kim ve ne olduğumuzu sorup, öğrenmek zorundayız. Türkiye, bu eğitim sistemiyle ortaçağa dönüş halindedir.”

    Eski dünyanın 85 milyon metrekare olduğunu ve bunun 55 milyon metrekaresinin Türk Dünyası olduğunu kaydeden Prof. Dr. Kemal Üçüncü konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “Şu anda bile 12 milyon kilometrekare alanda Türkler var. Macaristan’dan Hindistan’a bu alan ‘Aşk ve Gönül Medeniyeti’dir. Bu alanın yüzde 40’ında Türkler özgür ama yüzde 60’ında esirdirler. Bu coğrafya, Türk Hafızası mekanıdır. Kutuplara kadar. İngilizce’nin yayıldığı alandan sonra 2. sıra Türk Dili alanıdır. Türk dili 6. konuşulan dildir. Türk Kültür ve medeniyeti çok geniş iklim ve alana sahiptir. İran’ı bile 1040 tan 1928 e kadar Türkler yönetti. Türk Kültürü 1000-1200 yıllarında Harezm Akademisi en parlak dönemindedir. Türk Kültürünü İngilizler 300; Rusya 250 yıldır araştırırken; biz, 100 yıldır araştırmaya başladık. ‘Çadırdan Saraya; Çin’den Avrupa’ya 5000 yıllık Türk Sanatı’ müzesini beş saatte gezdim. Avrupalıların kökenini arayan İtalyan Mario, Karadeniz Türklerinden etkilendiklerini öğrenmiş. İskitlerin Türklükten çıkarılması, Avrupa’nın yayılmacılığındandır. Arkeogenetik üniversitelerin araştırma alanıdır. Bizim üniversitelerimizde böyle şeyler yok. Rusya’da varken, Türkiye’de ‘Türk Arkeoloji Bölümü’ yoktur. Atatürk, İş Bankası hissesinden Tarih ve Dil araştırmaları için ayırdığı pay, amacında kullanılmıyor. Araştırmaları destekleyecek burjuvalarda yok. ‘Altın Elbiseli Adam’ 3 bin yıl önceden kalmadır. Dünyada ilk halıyı Türkler milattan önce 5. yüzyılda dokumuştur. Türk Kitabelerini 300 yıl tartıştıktan sonra Türkler, tesadüfen öğrenmişlerdir. İmkan ve potansiyelimizin olduğunu gören Atatürk, Balkanlarda, Kafkaslarda ve Ortadoğu’da nüfuz edinmiştir. Avrupa, 1950 yılında Çelik Birliği ile yola çıkıp bütünleşmiştir. Bizler, politik ayrışmadan uzaklaşmak ve kültürel birleşmeyi sağlamak zorundayız. Ülkemizi, Eğitim-Bilim ve Sanatta ileriye götürmek zorundayız. Televizyonlar talep edilenleri programa koyar. Bilimsel bir talebimiz olmadığı için evlenme programları koyuyorlar. Suriye Savaşını henüz okuyamadık. Çin, Rusya, İran, AB, amaçları okunmalıdır. AB’nin Çin’e uzanacak bir demiryolu Türkiye’den geçsin istiyor. 2 Trilyonluk bir lojistikten payını alacak bir Türkiye, ileriye daha güvenle bakabilir. Bilgi, bilim, uygulamada tutarlılık olmalı. Hayatın merkezinde bilim, kültür ve sanatı koymak zorundayız.”

    Çok sayıda davetlinin dinlediği konferansa sonunda Türk Ocağı Dörtyol Şubesi Başkanı Sami Ocak tarafından katılımlarından dolayı Prof. Dr. Kemal Üçüncü’ye çiçek ve plaket verdi.