Etiket: Dışa

  • Arıcıların hedefi 3 yılda Türkiye’nin arı sütünde dışa bağımlılığını kaldırmak

    Arıcıların hedefi 3 yılda Türkiye’nin arı sütünde dışa bağımlılığını kaldırmak

    Samsun İli Arı Yetiştiricileri Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Rasim Kaplan, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın yeni projeleri ve arıcılara vereceği destekler ile yılda 20 ton arı sütü ithal eden Türkiye’nin arı sütü ihtiyacını karşılayabileceklerini söyledi.

    Her yıl nisan-mayıs ayı içerisinde sağımına başlanan ve eylül ayına kadar hasadı devam eden arı sütü; bal, polen ve propolisten daha fazla gelir sağlıyor. Arı sütü, ilaç ve kozmetik sektöründe kullanılırken, vücuttaki ölü hücreleri canlandırması nedeniyle oldukça rağbet görüyor. Arı sütü ayrıca çocuğu olmayan çiftlerin de tercihlerinin başında yer alıyor. Özel kaşık kullanılarak, metal ile temas ettirilmeden renkli cam kaplara aktarılan arı sütü, ardından çok bekletilmeden dondurucularda muhafaza altına alınıyor.

    Pandemi sürecinde devletin arıcıların yanında olduğunu ve üretimde hiçbir engelle karşılaşmadıklarını ifade eden Samsun İli Arı Yetiştiricileri Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Rasim Kaplan, bakanlık tarafından yapılacak yeni projeler ile de arı sütü üretimine ağırlık vereceklerini belirterek açıklamalarda bulundu.

    Korona virüsü kısıtlamasının olduğu günlerde bile arıcıların üretime devam ettiğini ifade eden Başkan Rasim Kaplan, “Bu pandemi sürecinde Türkiye’de tarım ve üretim ön plana çıktı. Sürecin yönetilmesinde tarım ve arıcılıkla uğraşan üreticiler korona virüsünden çok etkilenmedi. Üretime engel olacak hiçbir yasal engelle karşılaşmadık. Samsun özelinde alınan kararlarda da büyük kolaylık sağlandı. İlimiz ve il dışından gelen gezginci arıcılara kolaylıklar sağlandı. Bal üretimi ve kovan varlığı sayısında Çin dünya 1.’si, Türkiye ise dünya 2.’si olarak dikkat çekiyor. Şu anda arıcılarımız yaylalarda. Arıcılık faaliyetleri şu anda çok verimli şekilde yürütülüyor. Bu süreçte arıcılar faaliyetlerini çok rahat bir şekilde yürüttü. İlimizde bal peteği üretilmemesine rağmen yapılan kolaylık sayesinde bal peteği üretilen illerden arıcılarımıza bal peteği ulaştırıldı. Arıcılık malzemeleri satış yapılan yerlere eksiksiz ulaştırıldı ve arıcılar bir mağduriyet yaşamadı” dedi.

    “Bakanlık projeleri ile arı sütü üretimi artacak”

    Arı sütü üretimi ile alakalı yeni projelerin gündemde olduğunun altını çizen Rasim Kaplan, “Salgın sürecinde Tarım ve Orman Bakanımız bizlerle konferans yöntemi ile görüştü. Samsunlulara müjdesi olduğunu ifade etti. Arı sütü ile ilgili bakanlık projesinin Samsun’u da kapsadığını söyledi. ‘Tarımın Sultanları Sahada’ diye bir proje düşünülüyor. Türkiye genelinde ortalama bin 500 kişiye arı sütü projesiyle ilgili destek verilecek. Samsun’da ki arıcılardan kaç tanesinin bundan yararlanacağı henüz belli değil. Şu anda Samsun’da da arı sütü üreten arıcılar var. Bakanımıza da söyledik. ‘Bin 500 kişiye destek verilirse 3 yılda Türkiye’nin arı sütü ihtiyacını karşılayabiliriz’ dedik” diye konuştu.

    “Türkiye yılda 20 ton arı sütü ithal ediyor, 3 yılda bunu karşılamak istiyoruz”

    Türkiye’nin arı sütü ihtiyacını karşılamak için çaba sarf ettiklerini vurgulayan Kaplan, şunları söyledi:

    “Şu anda Türkiye’ye yurt dışından yılda 20 ton kayıtlı arı sütü giriyor. Bu ciddi bir rakam. Katma değeri yüksek olan arı sütü çok büyük bir rakamlar tutuyor. Arı sütünün kilosu 10 bin TL civarında satılıyor. Bakanımız da müjdeyi verdi. İnşallah yapılacak projenin finansal kısmını il müdürlüklerimize aktardıkları zaman biz de birlikler olarak devletimize verdiğimiz sözü yerine getireceğiz. 3 yılda Türkiye’nin arı sütü ihtiyacını karşılayacağız ve Türkiye’nin arı sütünde dışa bağımlılığı kalmayacak. Bal üretimi ve kovan varlığı tarafından dünyada 2. sırada olmamıza rağmen arı sütünde dışa bağımlı olmamız tartışılır. Biz bu konuda geç kalmışız. İnşallah yeni projeler ile arı sütü konusunda da dünyanın önde gelen ülkelerinden biri olacağız.”

  • 1.5 milyar tonluk taşkömürü rezerviyle dışa bağımlılığın azaltılması hedefleniyor

    1.5 milyar tonluk taşkömürü rezerviyle dışa bağımlılığın azaltılması hedefleniyor

    Zonguldak’ta maden işçileriyle yerin-560 metre altında iftar yapan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakan Yardımcısı Mithat Cansız, bölgedeki 1.5 milyar tonluk taşkömürü rezerviyle dışa bağımlılığı azaltmayı hedeflediklerini ifade etti. Cansız, “Üretim seviyesiyle bunu bizim tüketmemiz bin 500 yılı alacak” dedi.

    Türkiye Taşkömürü Kurumu’na ait Kozlu Müessese Müdürlüğü’nde yerin -560 metre altında mekanize ve yarı mekanize sistemlerini inceleyen Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakan Yardımcısı Mithat Cansız, burada işçilerle iftarda buluştu. 23 Mayıs 2019 günü yapılacak olan kura çekimiyle de 500 madencinin TTK’da üretime katkı sağlayacağını hatırlatan Bakan Yardımcısı Mithat Cansız, havzadaki kömür rezervine de değindi.

    “Kömürü tüketmemiz bin 500 yılı alacak”

    Bölgede 1.5 milyar tonluk taşkömürü rezervi olduğunun altını çizen Bakan Yardımcısı Mithat Cansız, kurumun mekanize ve yarı mekanize sistemlerini yerinde incelediklerini belirterek, “Her şeyden önce değerli arkadaşlar bugün ramazan ayı. Bu ay vesilesiyle mutat olması vesilesiyle emektar maden işçisi arkadaşlarımızı ziyaret ettik. İftarımızı açtık. Orada yaptığım konuşmada kendilerine de ifade ettim. Hakikaten bütün inancımla ve ikna olmuşlukla söyleyebilirim ki dünyanın en kutsal mesleklerinden bir tanesi madencilik. En helal kazançların temin edildiği alan. Bu duygularımızı da arkadaşlarla paylaştık. Yarın malum ilave 500 kişiyle ilgili kura çekimi var. Burada yöre halkımızla beraber bu kurayı tecrübe edeceğiz. Biz her şeyden önce başta enerji olmak üzere belirli alanlarda bağımlı olan bir ülkeyiz. Zonguldak havzasında da 1.5 milyar tonluk taşkömürü mevcut. Üretim seviyesiyle bunu bizim tüketmemiz bin 500 yılı alacak. TTK Genel Müdürlüğü’nün başlattığı mekanize ve yarı mekanize sistemin uygulanabilirliğini bizatihi kendimiz görmüş olmaktan mutlu olduk. Bunu kullanan arkadaşlarımızın da içselleştirmiş olduklarını görmek de ayrıca mutlu etti. Biz dışa bağımlılığımızı orta vadede büyük bir oranda Zonguldak’ın kömürüyle azaltmış olacağız. Bu vesile ile burada gördüğüm manzara, genel müdürlüğün inovatif uygulamaları devreye alması, çalışanlarımızın motivesi bizleri ziyadesiyle mutlu etti” dedi.

    “Hem kömür çıkartacağız hem de madencilerin sağlıklarından emin olacağız”

    Zonguldak Valisi Erdoğan Bektaş da yeraltındaki mekanize sistemleri yerinde gördüklerini belirterek, “Bakanımız anlattı, izah etti. Vesile oldular. Kendilerine teşekkür ediyorum. Bu vesile ile aşağıya indik. Madenci arkadaşlarımızın çalışma şartlarını birebir görme imkanımız oldu. TTK Genel Müdürlüğümüzün denemekte olduğu yarı mekanize sistemin uygulamasını da gördük. İftar sofralarını paylaştık. Bizim için güzel bir akşam oldu. Olan biten bizatihi yerinde gördük. Hem arkadaşlarımızla beraber olduk. Bütün madenci arkadaşlarımıza kazasız belasız hayırlı başarılı çalışmalar diliyorum. TTK’nın da başlattığı yarı mekanize sistemin gerçekten de çok önemli olduğu ortaya çıkıyor. İnşallah o proje de başarılı olur. İnşallah giderek daha az kazalarla karşılaşırız. Biz bu kömüre ihtiyacımız varsa çıkartacağız. Hem kömür çıkartacağız hem de madencilerin sağlıklarından emin olacağız” ifadelerine yer verdi.

    Bakan Yardımcısı Mithat Cansız, yarın gerçekleştirilecek kura çekimi dolayısıyla geceyi kentte geçirecek.

  • Göz kapaklarının içe ve dışa dönmelerinedikkat

    Göz Hastalıkları Uzmanı Op.Dr.Şeyda Atabay, göz kapaklarının gözümüzü çevreleyen, kurumaya karşı koruyan, göz yaşının göz yüzeyine yayılmasını sağlayan aynı zamanda dışarıdan gelecek darbelere karşı koruyan bir bariyer olduğunu söyledi. Atabay, “Göz kapaklarının içe veya dışa dönmesi durumlarında gözkapakları görevlerini tam olarak yapamazlar ve gözlerimiz korunmasız kalırlar” dedi.

    Göz kapaklarının içe dönmesinin entropium olarak adlandırılan ve gözde ciddi sorunlara neden olan bir durum olduğunu dile getiren Göz Hastalıkları Uzmanı Op.Dr.Şeyda Atabay, “Göz kapakları herhangi bir enfeksiyon veya kapaklardaki kasların gevşemesi neticesinde içe doğru döner ve kirpikli kenar gözyüzeyine sürter. Bu durumda göz yüzeyinde olmaması gereken çizilmeler ve yaralanmalar meydana gelir. Bu olay kronikleştikçe skar dokuları ve lekeler oluşmaya başlar ve geri dönüşümsüz olarak görme etkilenir. Ancak çoğunlukla gözlenen göz kapaklarında dışarıya dönmelerdir. Bu durum genelde alt kapaklarda sık olarak görülür. Çoğunlukla yaş ve yerçekimi etkisiyle alt kapaktaki retraktör kaslar yeterli çalışamaz ve göz kapağı dışarıya doğru dönmeye başlar. Nadiren geçirilmiş travmalar, yanıklar buna sebep olabilir. Bu durumda normalde ıslak olarak kalması ve gözyaşını yayması gereken göz kapağı iç mukozal yapı sertleşmeye başlar. Bu durum daha fazla gözyaşı üretilmesi ile sonuçlanır. Göz kapağında dışa dönme aynı zamanda gözyaşı yolları başlangıcı olan halk arasında gözyaşı pınarı olarak adlandırılan bölgenin gözyaşı bölgesinden uzaklaşıp dışarı dönmesiyle gözdeki gözyaşını tahliye edemez hale gelmesiyle neticelenir. Bu gözyaşı yolu zamanla dış havayla kronik temas ve kronik travma sonucu tıkanır. Ve kişide sürekli göz sulanması meydana gelir. Ve sulandıkça gözünü aşağıya doğru bastıran kişide kapak bozukluğu şiddeti artar. Bu durum daha çok sulanma, daha çok silme, daha çok kapak bozukluğu şeklinde zincirleme sorunlara sebep olur. Sürekli gözünü silen bir kişide ise göz yüzey çizilmeleri, enfeksiyonlar gibi birçok rahatsızlık görülmekte ve sonuçta görme bozulmaktadır” diye konuştu.

    Göz kapağı içe veya dışa dönmelerinde tedavinin cerrahi olduğunu söyleyen Göz Hastalıkları Uzmanı Op.Dr.Şeyda Atabay, “Hastalığın ağırlığını değerlendirerek tedavi planlanır. Çoğunlukla yapılan cerrahi retraktörlerin sıkılanması ile anatominin yeniden kazandırılmasıdır. Küçük bir kesi ile yapılacak bu tedavi ile göz kapaklarımız yeniden şekline kavuşurken aslında görmeyi de koruma altına almış oluruz” dedi.

  • Prof. Dr. Alkin: “2019’da, dışa dönen şirketler kazanacak”

    Ekonomist Prof. Dr. Kerem Alkin, 2019 için şirketlere ‘İhracata yönelin’ önerisinde bulundu.

    Prof. Dr. Kerem Alkin, Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Genel Sekreterliği görevine getirildiği gün Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) Adana Şubesi’nin konuğu oldu. MÜSİAD Adana Şubesi’nin düzenlediği ‘2019’a 5 Kala Türkiye ve Dünya Ekonomisindeki Fırsatlar ve Tehditler’ başlıklı toplantıda konuşan Prof. Dr. Kerem Alkin, yeni yılın iş dünyası için zor bir dönem olacağını ancak, dışa odaklanan şirketler için de farklı fırsatlar sunacağını söyledi.

    Yeni Ekonomi Programı’nda 2019 yılı büyüme hedefinin 2.3 olduğuna vurgu yapan Alkin, “Bunun 1.8’i net ihracattan bekleniyor. İç piyasanın büyümeye katkısı 0.5 olarak öngörülüyor. O zaman her sektörün gözünü daha fazla dışarıya çevirmesi gerekiyor. İç piyasada hizmet sektörü de dışarı açılmak zorunda” dedi.

    “Hac turizmuna dahil olmalıyız”

    Konuşmasında Türkiye’nin karşısındaki bazı fırsatlara da değinen Prof. Dr. Kerem Alkin şunları söyledi:

    “Avrupa ve ABD, Asya’nın, Afrika’nın çocuklarına yan gözle bakarken, ülkelerinde almakta tereddüt ederken, Türkiye bu çocukların eğitimini üstlenebilir. Eğitim büyük bir pazar olarak karşımızda duruyor. Yaklaşık 400 bin nüfuslu KKTC’de dışarıdan gelen öğrenci sayısı 100 bini aştı. Bu gelirden Türkiye de yararlanabilir. Sağlık turizminde hala alabileceğimiz yol var. Malezya’dan, Endonezya’dan hac organizelerine Türkiye destinasyonu eklenebilir. Onlara İstanbul’u, Konya’yı ve Şanlıurfa’yı gezdirdikten sonra Kudüs programı yaptırtacak sonra Mekke ve Medine’ye taşıyacak turizm şirketlerimiz olmalı.”

    “Hızlı balık olabiliriz”

    Türkiye’nin ihracatının yüzde 60’nın Avrupa’ya gerçekleştirildiğini ancak Avrupa’nın ithalatında Türkiye’nin yerinin hala yüzde 1’lerde olduğunu belirten Prof. Dr. Alkin, “Sarı yelekliler sokaklarda. Bunlar sadece Avrupa’nın işsizleri değil. Aralarında esnaf, KOBİ temsilcileri var. Birçok Avrupalı yaşam standartlarının düştüğünü, geçim sıkıntısının daha da artacağını düşünüyor. Avrupalı bakıyor. Marka mağazaları, ülkelerine göçmen ya da turist olarak gelenler doldurduğunu görüyor. Ciddi bir rahatsızlık var. Avrupalı finans kuruluşları kendi KOBİ’lerine kredi musluklarını hayli kıstı. Tüketicisinin talebi daralıyor. Çin’e milyon bazında verilen siparişler binler bazına düştü. Çinli üretici binler bazına düşen siparişten mutlu olmayacak. Bu çerçevede Türk KOBİ’leri hızlı balık rolünü üstlenebilir ve pazar payını artırabilir” dedi.

    Türk bankalarının şu anda topladıkları mevduatın üzerinde kredi kullandırdığını artık eskisi gibi libor üzerinde birkaç puan faizle sendikasyon kredisi bulamadığını anlatan Alkin, şirket yöneticilerine finans kuruluşlarıyla ilişkilerini iyi yönetmeleri tavsiyesinde bulundu. Hem reel sektörün hem bankacıların süreci birbirlerini anlayarak geçirmeleri önerisinde bulunan Alkin, “Kredi imkanlarının daha daralacağı yeni yılda bankacılarınıza süreçten birlikte çıkabileceğiniz mesajını verin” dedi.

    “Üretmeye devam ediyoruz”

    Adana Sanayi Odası Toplantı Salonu’nda gerçekleştirilen toplantının açılışında konuşan MÜSİAD Adana Şube Başkanı Burhan Kavak da dünyanın yeniden şekillendiğine dikkat çekerek, “Dünyanın en büyük ekonomileri ticari kuralları değiştiriyor. Kota koyuyor, gümrük vergilerini yükseltiyor. Yani ticari savaşların hamleleri her geçen gün değişiyor. Küresel dünyada en küçük işletmeler bile bu yaşananlardan etkileniyor. Türkiye ekonomisinde de bazı sıkıntılar yaşanıyor. Üretim ve ticaret zorlaşıyor. Tüm yaşananlara rağmen MÜSİAD Ailesi olarak bizler ülkemiz ve geleceğimiz için üretmeye devam ediyoruz. Moralimizi yüksek tutarak, motivasyonumuzu güçlendirerek yola devam ediyoruz. Çünkü, üretmediğimiz zaman refahı yakalayamayacağımızı, tam bağımsızlığı sağlayamayacağımızı biliyoruz” diye konuştu.

    Adana Ticaret Odası (ATO) Meclis Başkanı İsmail Acı, Adana Vergi Dairesi Başkanı Ahmet Tunalı, AYAMDER Başkanı Nadir Vurankaya, ASKON Adana Şube Başkanı Recep Çalışkan, Girişimcilik Ekosistemi Derneği Başkanı Esra Özden, iş dünyası STK yöneticileri ve çok sayıda iş insanının ilgi gösterdiği toplantının sonunda MÜSİAD Adana Şube Başkanı Burhan Kavak, TİM Genel Sekreterliği görevine getirilen Prof. Dr. Kerem Alkin’e yeni görevinin hayırlı olmasını dileyerek bir çini plaket armağan etti.

  • Başkan Kale; “Dışa bağımlılık milli kaynaklarla son bulacak”

    İncirliova Belediye Başkanı Gürşat Kale, geçtiğimiz günlerde Danimarka’da düzenlenen “Düşük Karbonlu ve Verimli Isıtma Soğutma Projesi” çalışmalarını yerinde incelemek üzere Türkiye’den katılan heyet ile birlikte gittiği Danimarka gezisi ile ilgili olarak dikkat çeken açıklamalarda bulundu.

    Türkiye’nin fosil atık kullanımını tamamen sonlandırarak bölgesel ısıtma ve soğutma sistemleri ile enerji tasarrufunu üst seviyelere çıkartabileceğini vurgulayan Başkan Kale, uzman gözüyle Türkiye’nin ivedi şekilde Enerji strateji ve politikalarının belirlenerek 2020-2050 vizyonunun oluşturulması gerektiğini söyledi.

    Türkiye’nin enerji konusunda dışa olan bağımlılığının ortadan kaldırılmasının tek yolunun milli ve bölgesel enerji kaynaklarının ülke ekonomisine kazandırılarak gerçekleşeceğini vurgulayan Başkan Kale; “ Danimarka’ da gerçekleşen bu teknik gezinin bir hastaya ilaç olabilecek nitelikte bir reçetenin oluşturulmasında, çok yerinde ve verimli bir olmuştur. Danimarka özellikle yerel yönetimlerin Ulusal enerji politikasından daha hızlı hedefler oluşturmuş olup bugün hanelerin ısı ihtiyacının %64’ünü bölgesel olarak karşılamaktadır. Türkiye’de özellikle son zamanlarda yaşanılan ekonomik sorunlar ile dışa olan bağımlılık yerli ve bölgesel kaynaklarımızla son bulur ” dedi.

    “Bölgesel ısıtma ve soğutma teşvik edilmeli”

    Ülkemizde bu hususta nihai tüketim sektörlerinde ısı planlamalarının yapılmasının bu alanda Enerji tasarruf potansiyelinin hayata geçirilmesi için ilk adım olacağını belirten Kale; “Ülkemize Belediyelerin Jeotermal ve Güneşten enerjilerini karşılayabilmeleri hususunda usul ve esasların belirlenebileceği bölgesel ısıtma ve soğutma sistemlerine teşvik edildiği ikinci bir mevzuat oluşturulmalıdır” ifadelerine yer verdi.

    Danimarka’da Bölgesel ısıtma ve soğutma sistemlerinde üretilen ısının yüzde 52’sinin yenilenebilir tabii kaynaklar olduğuna dikkat çeken Kale, “Danimarka, Mayıs ve Ağustos aylarında güneş enerjisi ile ısınan su yüzde 50 üzerinde tüketimi karşılıyor. Bölgesel ısıtma ve soğutmaya yönelik tesislerin bulunduğu bu ülke güneşlenme süresi yıllık 700 saat iken ülkemizde bu süre 2 bin 741 saat. Bu tesislerin ülkemizde kurulması ve bölgesel ısıtma soğutma sistemlerinin hayata geçirilmesi sadece enerji tasarrufundaki verimle sınırlı kalmayacak ve istihdam konusunda da büyük fayda sağlayacaktır” dedi.