Etiket: din

  • Kazakistan’da Uluslararası Kültür Ve Din Merkezi Yenilendi

    Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) tarafından Kazakistan’da Uluslararası Kültür ve Din Merkezi yenilenerek donanım desteğinde bulunuldu.

    TİKA, Kazakistan’da gerçekleştirdiği projelerle faaliyetlerine devam ediyor. Bu kapsamda Kazakistan’da farklı sektörlerde önemli projelere imza atan TİKA tarafından Uluslararası Kültür ve Din Merkezine donanım desteğinde bulunuldu.

    Kazakistan Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev’in inisiyatifi ile 2008 yılında kurulan Uluslararası Kültür ve Din Merkezi, kültür ve din alanlarında bilimsel araştırmalar ile görsel ve yazılı medya aracılığıyla halkı bilgilendirici yayınlar yapıyor.

    Günümüzde Uluslararası Kültür ve Din Merkezi 3,4 ve 5. Dünya ve Geleneksel Din Liderleri Kongrelerini başarıyla düzenlendi. Merkez bünyesinde Metodoloji Konseyi faaliyet gösteriyor. Konsey, medya kuruluşlarını din alanında aydınlatmak, toplantılar ve seminerler düzenliyor. Konsey tarafından medya kuruluşlarına yönelik “Dini terimler ve kavramlar” ve “Radikalizmle ilgili metodolojik öneriler” adlı el kitapları yayımlandı.

    N. Nazarbayev, 3.Dünya ve Geleneksel Din Liderleri Kongresinde Merkez’in “barış, uyum ve adaletin entelektüel laboratuvarı olarak” geliştirileceği; ayrıca Dünya ve Geleneksel Din Liderleri Kongrelerinin çalışma merkezi olarak belirlendiği ve Kongreye farklı kültürlerin diyaloğu, dini medya, gençlik ve kadın dernekleri, bilim adamların katkı sağlayacağını belirtmişti.

    Uluslararası Kültür ve Din Merkezinin faaliyetlerini daha etkin bir şekilde sürdürebilmesi maksadıyla TİKA tarafından temin edilen kitap basımı için gerekli ekipmanlar, ofis mobilyaları ve bilgisayarlar, TİKA Orta Asya ve Kafkaslar Dairesi Başkanı Dr. Ali Özgün Öztürk’ün katıldığı törenle yetkililere teslim edildi.

  • Son Yüzyıl Türkiye Medyasında Din Karşıtlığı Sempozyumu

    Bayburt Üniversitesi’nde düzenlenen “Son Yüzyıl Türkiye Medyasında Din Karşıtlığı Sempozyumu”nun temasının Türkiye’de uzun süreden beri sıkıntılı olan meselelerden biri olduğuna vurgu yapan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu:

    “Ülkemizin mümtaz ilim adamlarının, gazetecilerin, yazarların, akademisyenlerimizin iştiraki ve desteği ile düzenlenen Son Yüzyılda Türkiye Medyasında Din Karşıtlığı Sempozyumu’nun başarılı geçmesini temenni ediyorum. Şimdiden sempozyum boyunca ortaya konacak tenkit, tespit ve tekliflerin Türkiye’nin kanayan bir yarası olan bu konuda aydınlatıcı tartışmalara vesile olmasını diliyorum.

    Kendi ülkesine, kendi milletine, o milletin tarihine, kültürüne, inancına hakaret edenler tamamen yabancılaşmış demektir. Onlar milli değildir, onlar yerli değildir. Nitekim bu günkün sempozyumun da temasını oluşturan Son Yüzyılda Türkiye Medyasında Din Karşıtlığı konusu uzun süredir ülkemizin en sıkıntılı meselelerinden biridir. İçinden geldiği milleti zorla dönüştürülmesi gereken bir kitle olarak gören anlayış yıllar boyu ülkemiz basınının hakim rengi olmuştur. Medya özgürlüğü kavramı çoğu zaman yanlış, hatalı bir şekilde bu toplumu var eden, ayakta tutan milli ve manevi değerlere hakaret hakkı olarak algılanmıştır. Bu ülkenin medyası darbelere giden süreçlerle ve darbe dönemlerinde ortaya koyduğu tutumla da utanç verici bir maziye, bir geçmişe sahiptir. Medyada rastladığımız çok enteresandır, “Kurban Bayramı bu sene de hac mevsimine denk geldi”, “metroda, otobüste, uçakta namaz” türünden haberler hem derin bir cehaleti hem de hastalıklı bir bakış açısını yansıtır. “Şecaat arz ederken sirkatin söyleme” meselesi. Aynı tavrın bugün de devam ettiğini görüyoruz.

    Osmanlı Türkçesinin, Kur’an ve siyer derslerinin seçmeli olarak okullarda okutulması tartışmalarında bunu hep gördük. Diyanet İşleri Başkanlığımızla ilgili tartışmalarda, bir önceki hükümette görev alan Aile Bakanımızla ilgili haberlerde bu sakat bakış açısını maalesef tekrar tekrar müşahede ettik. Bazı medya organlarının milletimizin değerlerine karşı takındığı düşmanca tutum üzerinde hep birlikte durup düşünmemiz gerekir. Ben bu sempozyum vesilesiyle medya mensuplarımızın, üniversite öğrencilerimizin ve kıymetli akademisyenlerimizin bu önemli konuyu enine boyuna tartışacaklarına inanıyorum.”

    Bayburt Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nin organizesiyle gerçekleştirilen ve 2 gün süren Son Yüzyıl Türkiye Medyasında Din Karşıtlığı (1915-2015) Sempozyumu’na Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Bayburt Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Selçuk Coşkun, ilim adamları, akademisyenler ve öğrenciler katıldı.

    Sempozyumda Bayburt Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nasrullah Hacımüftüoğlu, tüm peygamberlerin ortak sloganının Allah’a ortak koşmamak ve Allah’a kul olmak olduğunu anımsatarak, “Allah’a kul olmayan nefsine ya da kendisi gibi bir faniye kul olur. Türkiye’de bir zamanlar netice itibariyle eğer Allah ile savaş yapmazsanız, dini inkar etmezseniz aydın olmazsınız, modern olamazsınız anlayışının hakim olduğu bir dönem başladı ve yaşandı. Maalesef birçok badirelerden geçtik. Şimdi bu cephe yazarını, gazetecisini, fikir adamını yetiştirdi. Biz de varız diyerek bugün buradayız. Bu sempozyumda da milli ve yerli kalemlerimizi dinleyeceğiz ”dedi.

    Sempozyumun ilk oturumunu Ak Parti Ankara Milletvekili Siyaset Bilimcisi Prof. Dr. Vedat Bilgin yönetti. Bayburt Üniversitesi’nin akademik faaliyetleri yanında Türk düşüncesine katkı yapacak etkinliklerinin yeni olmadığını üniversitenin de bu tür etkinlikler demek olduğunu ifade eden Bilgin, bundan dolayı Bayburt Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Selçuk Coşkun’u ve İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nasrullah Hacımüftüoğlu’nu tebrik etti. Medyadaki din karşıtlığının eski bir hikâye olduğunu anımsatan Bilgin, sempozyumun bunların anlaşılması adına önem taşıdığını kaydetti.

    Sempozyumun ilk oturumunda TYB Vakfı Genel Başkanı D. Mehmet Doğan, Son Yüzyıl Türk Medyasında Din Karşıtlığı konusu üzerine konuştu. Gazeteci-Yazar Yusuf Kaplan, Meşruiyetten Cumhuriyete Basında Din Karşıtlığını anlattı. Ak Parti Siirt Milletvekili Prof. Dr. Yasin Aktay’ın müstemleke aydınının İslam karşıtlığını anlattığı ilk oturuma Emekli Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sadık Kemal Sandıkçı da katkıları ve tenkitleriyle destekte de bulundu.

    İkinci ve üçüncü oturumlar İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nasrullah Hacımüfütoğlu tarafından yönetildi. Bu oturumlarda Tarihçi-Yazar Koray Şerbetçi, Türkiye’de Laik Ulus-Devlet İnşaasında Gazetenin Rolü; Yazar İsmail Hacıfettahoğlu, 1915-1926 Yılları Matbuatında İslam Karşıtlarından Bazı Örnekler; Gazeteci-Yazar Talat Uzunyaylalı, Türkiye’de Basının Din-Siyaset İlişkisine Bakışı: Tanzimattan Günümüze; 29 Mayıs Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tahsin Görgün, Din Düşmanlığının Tarihi ve İdeolojik Arka Planı; Yıldız Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi Sosyolog Prof. Dr. Bedri Gencer, Dinin İdeolojileştirilmesinde Basının Rolü; Gazeteci Yazar Abdurrahman Dilipak ise Son Yüzyıl Türkiye’de Medyanın Din Karşıtlığı Üzerine Düşünceler konularındaki bildirilerini katılımcılarla paylaştı.

  • Sivas’ta İşitme Engellilere Din Eğitimi Anlatıldı

    Sivas Belediyesi tarafından “Türkiye’de İşitme Engelliler ve Din Eğitimi” konulu panel düzenledi.

    Fidan Yazıcıoğlu Hanımlar Kültür merkezinde gerçekleştirilen panele Cumhuriyet Üniversitesi (CÜ) İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hüseyin Yılmaz başkanlık etti. Panelde CÜ İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Yardımcı Doç. Dr. Halis Demir “İslam Hukukunda İşitme ve Konuşma Engellilerle İlgili Hükümler”, Araştırma Görevlisi Mustafa Başkonak “Türkiye’de İşitme Engellilerin Din Eğitiminde Karşılaşılan Güçlükler”, Karamanoğlu Mehmet Bey Üniversitesi İslami İlimler Fakültesi Öğretim Üyesi Ahmet Erol “Türkiye’de İşitme Engellilerin Din Eğitimi Uygulamaları”, Sivas Belediyesi İşaret Dili Eğitim Merkezi Eğitmeni Mustafa Epik ise “İşitme Engellilerin Dünü, Bugünü ve Yarını” konuları hakkında katılımcılara bilgi verdi.

    Panelde konuşan Sivas Belediye Başkanı Sami Aydın, birçok kurum ve sivil toplum örgütlerinin gönüllülerle birlikte Sivas’la ilgili önemli bir projede yer almış olmalarının, birlik ve beraberlik açısından önemli bir çalışma olduğunu söyledi. Aydın, ”Biz bu şehrimizde istediğimiz hedeflerimize ulaşmamız için önce bu şehirde yaşayan bütün bireylerin mutlu olmasını sağlamamız lazım. Engelli kardeşlerimizin büyük bir önemde olduğunu biliyoruz” dedi.

    Ülke nüfusunun yaklaşık yüzde 12’sinin engellilerin oluşturduğunu söyleyen Aydın, “Her insan bir engelli adayıdır ve engelli olmak kişilerin tercihi olan bir durum değildir. Ama bizim engelleri ortadan kaldıracak adımlar atmamız asıl önemli ve gerekli olandır” şeklinde konuştu.

    Panel Başkanı Prof. Dr. Hüseyin Yılmaz, işitme engellilerin üniversitelerde milli eğitim kurumlarında eğitim öğretim aldıklarını ifade ederek, “Diyanet İşleri Başkanlığımızın da son yıllarda bu kardeşlerimizin inançlarının daha sağlıklı öğrenmelerine yönelik ciddi çalışmalar yaptığını da biliyoruz” dedi.

    Sivas Belediyesi İşaret Dili Eğitim Merkezi Eğitmeni Mustafa Epik, 11 yaşında işitme engelli olduğunu söyleyerek, “ Ben 11 yaşıma kadar sizler gibi konuştum, duydum, oynadım. 11 yaşımdan 17 yaşıma kadar hiç işaret dili kullanmadan dudak okuma eğitiminde yer aldım. Ben 11 yaşıma kadar konuşabildiğim için bu eğitim benim için önemliydi. Ancak doğuştan işitme engelli arkadaşlarım için çok büyük bir zarardır” dedi.

    17 yaşından bugüne kadar işaret dili eğitimi alanında yer aldığını belirten Mustafa Epik, hayatının 3 pencereden oluştuğunu söyledi. Engelliğin tecrübe istediğini ifade eden Epik, “Önceden ezan sesini duyarak camiye gittiğimi hatırlıyorum. Ama şimdi duymadığımı da biliyorum. Bunları bilmek yaşamak lazım.”diye konuştu.

  • Aydın’da Din Görevlileri Bilgilendirildi

    Türkiye Diyanet Vakfı (TDV) Mütevelli Heyeti İkinci Başkanı Mazhar Bilgin, TDV’nin İslam coğrafyasında ümmetin umudu haline geldiğini belirtti.

    Türkiye Diyanet Vakfı ve Aydın İL Müftülüğü işbirliğinde Aydın’da görev yapan din görevlilerine yönelik olarak bilgilendirme toplantısı düzenlendi. Adnan Menderes Üniversitesi Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen Aydın Din Görevlileri Bilgilendirme Toplantısı Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başladı.

    Programın açılış konuşmasını yapan TDV Mütevelli Heyeti İkinci Başkanı Mazhar Bilgin, Türkiye Diyanet Vakfı’nın din görevlilerinin alınteri ile büyüyerek Türkiye’de bin şubesi ve 108 ülkedeki faaliyetleriyle uluslararası bir iyilik hareketine geldiğini kaydetti. Bilgin, vakıf olarak Diyanet İşleri Başkanlığının yurt içinde ve yurt dışında, irşad, hac ve umre, müftülük, Kur’an kursu, eğitim merkezleri ve cami hizmetlerine imkânlar ölçüsünde her türlü desteği sağladıklarını belirtti. Eğitime öncelik verdiklerini vurgulayan Bilgin, “Diyanet İşleri Başkanlığı Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü ile Avrupa, Amerika ve Avustralya’da yaşayan gurbetçi ailelerin, din eğitimi alanındaki ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla 2006 yılında başlayan program kapsamında bugüne kadar bin 70 öğrencinin ilahiyat fakültelerinde eğitim görmelerini sağladık. Halen 864 öğrenci UİP kapsamında öğrenimlerine devam etmektedir. Bu kapsamda bugüne kadar 273 öğrenci mezun olmuştur. Ayrıca yurt dışından 2 bin 371 Kur’ân Kursu öğrencisi, bin 683 hizmet içi eğitim kursiyeri 90 dini yüksek ihtisas eğitimi için öğrenci getirilmiştir. Eğitim kurumları ve öğrencilerinin bütün masrafları Vakfımızca karşılanmaktadır” diye konuştu.

    Konuk öğrencilerin maddi ve manevi gelişimlerine katkı sağlamak amacıyla İstanbul, Ankara, Bursa, Konya, Kayseri ve Samsun’da 7 adet Eğitim Koordinatörlüğü açtıklarını vurgulayan Bilgin, TDV’nin yurt dışında 10 ülkede 16 eğitim kurumunda halen 2 bin 954 öğrencinin eğitim gördüğünü, bugüne kadar da 4 bin 289 öğrencinin mezun olduğunu sözlerine ekledi.

    Aydın Müftüsü Ömer Kocaoğul ise, Diyanet Vakfı’nın ülkemizde din hizmetlerine önemli katkılar sunduğunu belirterek, “Vakfımız ülkemizde ve 200’e yakın ülkede bizi gururla temsil ediyor. Güzel faaliyetlere imza atıyor. Vakfımızı kuran yaşatan hizmet eden herkesten Allah razı olsun” dedi.

    Programda TDV Kurumsal İletişim Müdürü Kerim Küçüksarı, vakfın faaliyetleriyle ilgili sunum yaptı.

  • Uluslararası Din Eğitimi Çalıştayı’nda Teröre Karşı ‘Birlik’ Çağrısı:

    Amerika, Fransa, Arnavutluk, Belçika, İngiltere, Cezayir, Kenya, Kuveyt, Ürdün, Tunus ve ülkemizden toplam 150 katılımcının sunum yaptığı Uluslararası Engelliler Din Eğitimi, Metot ve Hizmetleri Çalıştayı’nda Paris’te meydana gelen terör saldırıları ortak bir deklarasyonla kınandı. Değişik ülkelerden ve dinlerden katılımcıların sunum yaptığı Çalıştay’da açıklanan deklarasyonda, terör şiddetle kınanırken, nefret uyandırıcı bir saldırı olduğunun altı çizildi.

    Bağcılar Belediyesi, Diyanet İşleri Başkanlığı ve Engelsiz Dünya Platformu’nun Bağcılar Belediyesi Engelliler Sarayı’nda ortaklaşa düzenlediği Çalıştay’ın ikinci gününde Paris’te meydana gelen ve 100’ü aşkın kişinin hayatını kaybettiği ve yaralandığı terör saldırısı sert bir dille kınandı.

    Bağcılar Belediye Başkanı Lokman Çağırıcı yaptığı konuşmada, bir araya geldikleri Çalıştay vesilesiyle terör saldırısında hayatını kaybedenlerin acısını paylaştıklarını ifade etti. Terörün dili, dini ve ırkı olmadığının altını çizen Çağırıcı, “Çalıştay’a farklı ülkelerden ve farklı dinlerden katılımcılar yer alıyor. Dünyanın neresinde olursa olsun terörü lanetliyorum. Dünyada terör olaylarından en fazla muzdarip olan ülkelerden birisi de Türkiye Cumhuriyeti’dir. Terör olaylarından dolayı büyük üzüntü duyuyorum. Dinimiz, ‘bir insanı öldüren tüm insanlığı öldürmüştür’ der. Dünyanın dört bir tarafındaki masum insanlara yönelik terör saldırılarını lanetliyorum, Fransa’ya baş sağlığı dileğinde bulunuyorum. “

    “HİÇ BİR İNSAN BAŞKA BİRİSİ TARAFINDAN ÖLDÜRÜLMEMELİ”

    Çalıştay Başkanı Prof.Dr. Hakan Sarı ise konuşmasında Fransa’da masum insanların katledildiğini belirterek, çok üzgün olduklarını ifade etti. Sarı, “Hangi dine mensup ve hangi ülkeden olursa olsun tüm insanlar Cenab-ı Allah’ın yarattığı varlıklardık. Hiçbir insan hiçbir insan tarafından öldürülmemelidir. Bu terör saldısını şiddetle kınıyoruz.” dedi. Amerika George Town Üniversitesi’nden bedensel engelli Julia Watts Belser ise terörist saldırıyı lanetleyerek, “Yahudi inancına göre dua yaptığını belirterek, ‘Bu acılar bir daha yaşanmasın’ dedi. Fransa’dan Josep Haspıro Sedky de Fransa’daki terörist saldırıdan dolayı üzgün olduklarının altını çizerek, duygularını şöyle paylaştı:

    “Bu ilk defa olmadı. Dünyamız maalesef emin bir yer olmaktan çıktı. Bu tarz terörist atakların bir an önce durmasını temenni ediyorum. Bu insanlar arasında nefret duygularını ortaya çıkarıyor.”

    “NEFRET UYANDIRICI“

    İngiltere ’den Prof. Dr. Philip Garner da ülkesindeki anma programlarında 2. Dünya Savaşı’nda ölen insanları hatırladıklarını vurgulayarak, “Paris ve Londra’da bu konuyla ilgili konuları liste yapmıştık. Üzüntüyle belirteyim ki; bu listeye Paris’teki saldırılarda ölen masum insanları da eklemek zorunda kaldık. Bu gayri insani nefret uyandırıcı terörist ataktan dolayı ölenlerin yakınlarına üzüntülerimizi iletiyoruz.” dedi. Kuveyt Devleti ve Kuveyt Görme Engelliler Cemiyeti adına taziyelerini ileten görme engelli Sjnh Alanezı Fahad ise “Son yıllarda gerek İslam gerek diğer ülkelerde meydana gelen terör saldırılarında hayatlarını kaybeden insanların yakınlarına taziyelerimizi iletiyorum” şeklinde konuştu.