Etiket: Dijital

  • Birevim YKB Murat Çiftçi: “Dijital lazım; tasarruf elzem anlayışındayız”

    Birevim YKB Murat Çiftçi: “Dijital lazım; tasarruf elzem anlayışındayız”

    Birevim Yönetim Kurulu Başkanı Murat Çiftçi, VİZYONER19 Zirvesinde yaptığı konuşmasında, “Bugün Türkiye nüfusunun en az yüzde 70’i, konvansiyonel finans kaynaklarına erişemiyor. Bu nedenle, dijital lazım; tasarruf elzem anlayışındayız.” dedi.

    Geliştirdiği tasarruf odaklı faizsiz finans modeliyle ev veya araba sahibi olma hayaline çözüm üreten Birevim, Vizyoner Zirvesi’ne ana sponsor oldu. Birevim Yönetim Kurulu Başkanı Murat Çiftçi zirvede yaptığı konuşmasında etkinliğin ana sponsoru olmaktan duydukları memnuniyeti dile getirdi.

    Şirket olarak kendilerinin bu sürecin neresinde olduklarına da değinen Çiftçi, “Artık tüm endüstriler deneyimi merkeze alarak yeniden konumlanıyor. Dilerseniz hep birlikte 2025 yılında modern bir ev hayal edelim. Tabi ki akıllı cihazların, sanal sesli asistanların varlığı artacak. Bunlar, elbette ki, ev yaşamına büyük faydalar sağlayacak. Bırakalım 2025’i, gelecek yıl nesnelerin interneti sayesinde 30 milyar cihazın birbiriyle bağlantılı olması ve 40 zettabayt veri üretmesi bekleniyor. Peki acaba bu evlerde büyüyen çocuklar, ne tür deneyimlere ve hatıralara sahip olacak? Yani nerede ve ne tür kolaylıklarla yaşadığınız değil, güven hissiniz, hatıralarınız ve deneyimleriniz bir evi, ev yapacak. Görünen o ki, dijitalleşmede fiziksel unsurlara kıyasla, bir evi tam anlamıyla sıcak bir yuvaya dönüştüren tek şey ’insani değerler’ olacak. Konu tasarruf kültürü olduğunda da, finans olduğunda da, teknoloji olduğunda da gelecek olduğunda da değişmiyor; odağımız hep ‘insan’ oluyor. Bizim de odağımızda insan, insan odaklı finans ve tasarruf var. Ve bulunduğumuz her ortamda böyle hatırlatmalar yapmayı görev sayıyoruz. Kısacası, dijital lazım; tasarruf elzem anlayışındayız.” dedi

    İnsanın en büyük hazinesinin, sahip olduğu değerler olduğunu, eğer insanın elinden bu değerlerin simgesi olan anlamı alırsak, yerine ne verirsek verelim, haklı olarak, mutlu olmayacağını vurgulayan Çiftçi, sözlerine şöyle devam etti: “Tam da bu nedenle biz, Birevim olarak, hep insan odaklılıktan söz ediyor, bu konuda ödün vermeden yol almaya gayret ediyoruz. Türkiye’de 23 milyon aile var. Biz şu an, her ay 100 bin kişiyi tasarruf anlayışı ve kültürüyle tanıştırıyoruz. Hedefimiz 5 yılda 5 milyon ailenin birlikte tasarruf finansmanıyla ev veya araba hayallerine kavuşmasına vesile olmak. Ve bunun için dijitalleşme yolunda önemli yatırımlar yapıyoruz. İnsanı merkeze alan çözüm odaklı sosyal politikalar geliştirmek için de gayret sarf ediyoruz. Çünkü bu, sadece ticari bir iş değil, aynı zamanda milli bir kalkınma modeli bizim için. Bakın, tam bu noktada, Cumhurbaşkanımızın 9 Eylül 2019 tarihli bir konuşmasından alıntı yapmak isterim. Diyor ki; “Alternatif finans konusunda cesur adımlar atacağız. Bizim medeniyetimiz ve kültürümüz insanı merkeze alır. Faize ve borçlanmaya dayalı sisteme karşı çıkmamızın nedeni inancımızın yanı sıra sistemin insani yükünün ağırlaşmış olmasıdır.”” şeklinde konuştu

    “Bugün Türkiye nüfusunun en az yüzde 70’i, konvansiyonel finans kaynaklarına erişemiyor”

    Abdurrahman Kaan’ın da da her fırsatta faizsiz ve değerlere uygun alternatif finans modellerinin bir an önce hayata geçirilmesi ve yaygınlaştırması gerektiğini ifade eden Murat Çiftçi, “Bugün Türkiye nüfusunun en az yüzde 70’i, konvansiyonel finans kaynaklarına erişemiyor. Bu kaynaklara erişebilenler ise faiz oranlarını yüksek buluyor ya da faizle işlem yapmayı tercih etmediği için, alternatif çözüm arayışına giriyor. Birevim işte bu arayışın sonucunda doğmuş bir kuruluştur. Biz insanlara, alternatif bir finansman hizmeti sunuyoruz. Ve tasarruf kültürünün yaygınlaşması için elimizden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyoruz. Çünkü tasarruf bilinci, bizim kuşağın ivedilikle hatırlaması ve genç kuşaklara öğretmesi gereken bir konu. Tasarruf ahlakının, paylaşma, dayanışma bilinciyle birlikte geliştiğini; mutluluğun, verdikçe, bölüştükçe, paylaştıkça arttığını; paylaştıkça çoğaldığını, bir fiil yaşayarak öğrendik. Kaynakların hızla tükendiği bir yüzyılda, tasarruflu yaşamanın ne denli elzem olduğu tartışılmaz. Birlikte tasarruf finansmanı bağlamının ulusal bir politika olarak ele alınması ve bunun da bir an önce hayata geçirilmesi gerekiyor. Mesela Sıfır Atık Projesi önemli bir farkındalık oluşturdu ve oluşturmaya da devam ediyor. Birevim olarak önceliklerimizi biliyor; dijitalleşmek lazım, tasarruf kültürü elzem diyoruz.” ifadelerini kullandı

    İnsan Odaklı Finans ve Tasarruf Zirvesi Ocak ayında

    Değerlerin hızla tüketildiği dünyada, Ahsen’i Takvîm olarak tanımlanıp, şereflendirilen insanın değerinin, yeniden hatırlanmasına; bir olmanın birlik olmanın öneminin yeniden farkına varılmasına vesile olmak istediklerinin altını çizen Çiftçi, sözlerini şöyle tamamladı: “Üzerimize düşen sorumluluğu yerine getirmek, birlikte tasarruf ekonomisini ve anlayışını; karar vericiler, bireyler ve toplum nezdinde yaygınlaştırmak adına her fırsatta tasarruf odaklı ulusal ve uluslararası toplantılar düzenliyoruz. 2020 Ocak ayı içinde yapacağımız İnsan Odaklı Finans ve Tasarruf Zirvesi’nin de bu konuda önemli adımlar atılması için vesile olacağını umuyor ve sizleri oraya da davet etmek istiyorum.”

  • TÜRMOB Genel Sekreteri Arıkan: “Dijital dünyada mali müşavirler de alacaklarını banka yoluyla almalı”

    TÜRMOB Genel Sekreteri Arıkan: “Dijital dünyada mali müşavirler de alacaklarını banka yoluyla almalı”

    Türkiye Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirler Odaları Birliği (TÜRMOB) Genel Sekreteri Yahya Arıkan, tahsilatların banka aracılığı yapılmasının kendi açılarından önemli olduğuna değinerek, “Madem her şey bankaya gidiyor, mali müşavirler de alacaklarının her ay bankaya yatırılmasını kayıtlı olarak ekonomiye de katkısı olacaktır. Mali müşavirlerin ve tüm vergi mükelleflerinin yaptığı harcamaların vergi matrahına inmesini talep ediyoruz” dedi.

    TÜRMOB Genel Sekreteri Yahya Arıkan, Ordu’da bir otelde düzenlenen toplantıda meslektaşları ile buluştu. Yoğun katılımın olduğu toplantıda mali müşavirlerin sıkıntıları ve çözüm yolları ele alındı. Toplantı sonrası açıklamalarda bulunan TÜRMOB Genel Sekreteri Arıkan, yaklaşık 120 bin üye sayısı ile Türkiye’nin en büyük odalarından birisi olduklarını hatırlattı. Arıkan, seçimi kazanmaları ile birlikte müşterilere daha iyi hizmet vermek adına çalışacaklarını belirterek, “Özellikle bu dijital dönemde kayıt tutmanın yanı sıra, uzmanlıklarımızı genişleterek müşterilerimize değer ortaya koyan TÜRMOB olacak, bunun altını çizmek istiyorum. İkincisi de meslektaşlarımızın bu değişim ve dönüşüm sürecinde daha rahat etmeleri gerekiyor” dedi.

    Planladıkları değişim ve dönüşüm sürecinde odalardan gelen sorunları çözmek adına 24 saat esasına uygun çalışmaya hazır olduklarına değinen Arıkan, “En son yaşadığımız berat yükleme sorununda bile geç vakitlere kadar insanlar çalışabiliyorlar. Özellikle devletimizden, maliye bakanlığımızdan, bürokratlarımızdan ve diğer bakanlıklarımızdan beklentilerimiz biraz mali müşavirlerin sorunlarına kulak verilmesi, onların sorunlarının çözülmesi bizi motive edecektir. Çok fazla sorunlarımızı dile getirmek istemiyorum ama evimize zamanında gitmek istiyoruz. Özellikle değişim ve dönüşüm sürecinde bizimle birlikte TÜRMOB ile işbirliği yapıldığı takdirde biz odalarımızdan gelen her türlü sorunları anında bakanlıklara aktaran, onların sorunları çözme noktasında 24 saat uyumayan anlayışla sürdürüyoruz, birinci talebimiz budur” şeklinde konuştu.

    Arıkan, mali müşavirlerin alacaklarının da banka üzerinden yapılmasının hem kendileri açısından hem de ekonomik anlamda faydalı olacağını belirterek, şunları söyledi:

    “İkincisi ise meslektaşlarımız ekonomik sıkıntıları düşünmezlerse evine götürecekleri ekmek lokması ile ilgili acaba nereden tahsilat gelecek diye sıkıntıya girmezse daha güzel bir yaşamları olacak. Bu anlamda da madem dijital bir dünyaya gidiyoruz, madem her şey bankaya gidiyor, mali müşavirler de alacaklarının her ay bankaya yatırılmasını kayıtlı olarak ekonomiye de katkısı olacaktır. Mali müşavirlerin ve tüm vergi mükelleflerinin yaptığı harcamaların vergi matrahına inmesini talep ediyoruz. Bizim önümüzde hem daha iyi hizmet üreten ve daha kaliteli bir mali müşavir ama TÜRMOB camiası olarak da ülkemize daha faydalı bir süreç olacaktır.”

  • KARDEMİR’de dijital dönüşüm

    KARDEMİR’de dijital dönüşüm

    Karabük Demir ve Çelik Fabrikaları AŞ. (KARDEMİR), mevcut kurumsal kaynak planlama sistemi (ERP) olan SAP R3’ü, güncel ihtiyaçlarına uygun şekilde S/4 HANA sistemine yükseltmek amacıyla dijital dönüşüm projesini başlattı.

    KARDEMİR Eğitim Kültür Merkezinde düzenlenen açılış toplantısı ile startı verilen ve gelecek yıl sonu tamamlanması planlanan projenin danışmanlığını Itelligence Türkiye yürütecek. Tüm iş süreçlerinin daha etkin ve verimli yönetilmesini amaçlayan S/4 HANA projesi, insan kaynaklarından üretim planlamaya, otomasyon sistemlerinden satış, pazarlama ve mali performans ölçümlerine kadar birçok yeni modülün dijital entegrasyonunu kapsıyor.

    Törende konuşan KARDEMİR Genel Müdürü Hüseyin Soykan, işletme faaliyetlerini sürdürürken rekabet gücünün korunması ve daha ileriye taşınması için dijital teknolojilerden en etkin ve verimli şekilde faydalanmanın kaçınılmaz olduğunu söyledi.

    KARDEMİR’in Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından yayınlanan 2023 Sanayi ve Teknoloji Stratejisinde belirtilen “Milli Teknoloji, Güçlü Sanayi” vizyonuna uygun şekilde dijital dönüşüm hareketini başlattığını ifade eden Soykan, “Üretim kapasitemizi artırırken eş zamanlı olarak Ar-Ge ve yeni ürün geliştirme faaliyetlerimiz ile katma değerli ürün çeşitliliğimizi de günden güne artırıyoruz. Faaliyetlerine bu yıl başlayan Ar-Ge merkezimizin çalışmaları ile süreçlerimizde önemli inovasyon ve katma değer elde etmeyi hedefliyoruz. Cumhuriyetimizin 100. kuruluş yıl dönümü ve ülkemizin stratejileri ile uyumlu olarak ’KARDEMİR 2023: Dijital Dönüşüm Projesi’ olarak başlattığımız bu dönüşüm yolculuğunun ilk adımına, şirketimizde kullanılmakta olan kurumsal kaynak planlaması yazılımlarının SAP S/4 HANA sistemine dönüştürülmesi ile başlıyoruz. Yeni devreye alacağımız sistemde daha önce hayatımızda bulunmayan birçok yenilik olacaktır. Otomasyon, üretim planlama, satış, insan kaynakları, eğitim ve mali süreçleri de kapsayan bu yenilikler tüm iş süreçlerimizin daha etkin ve verimli yönetilmesini sağlayacaktır. Gerekli organizasyon yapıları oluşturulmuş, süreç liderleri ve anahtar kullanıcılar belirlenmiştir” dedi.

    SAP S/4 HANA sisteminin tasarım ve test aşamalarında görev alacak çalışanlardan projeye aktif katılım ve katkı beklediğini aktaran Soykan, şunları kaydetti:

    “Maliyetlerimizi azaltmaya, gelirlerimizi artırmaya odaklandık. Alın teri ve akıl teri birlikteliğimizle, fabrikalar kuran fabrika ruhumuzla, köklü geçmişimizle, güçlü bir geleceğe emin adımlarla yürüyoruz.”

    SAP sisteminin SAP S/4 HANA sistemine dönüştürülmesinde KARDEMİR’e proje ortaklığı yapacak olan Itelligence Türkiye CEO Dr. Abdülbahri Danış, projenin sadece KARDEMİR ve sektör için değil, aynı zamanda Türk sanayisi içinde önemli olduğunu belirtti.

    SAP sisteminin demir çelik sektöründe en çok kullanılan kurumsal kaynak planlama sistemi olduğunu belirten Danış, “Bu yeni versiyonda SAP, tüm iş süreçlerini kapsayacak şekilde yazılımlarını yenilemiştir. Dünyadaki en iyi uygulamaları içeren bu yeni sistemi Itelligence ve KARDEMİR olarak bir ekip ruhuyla dünyaya da örnek olacak şekilde hayata geçireceğiz” dedi.

    Düzenlenen açılış töreni Itelligence Proje Yöneticisi Davut Özdemir’in uygulanacak projenin yol haritasına ilişkin sunumu ve proje mimarı Sarhan Polatateş’in takım ruhuna ilişkin konuşmasından sonra, tüm katılımcıların sahnede asker selamı vermesiyle sona erdi.

  • ETÜ’de dijital dönüşüm başladı

    ETÜ’de dijital dönüşüm başladı

    İnternet ve dijital teknolojilerin baş döndürücü bir hızla gelişip tüm sektörleri temelinden sarstığı bir dönemde, Erzurum Teknik Üniversitesi bu değişime ayak uydurarak “Karma Öğrenme (Blended Öğrenme)”, “Ters-yüz Sınıf (Flipped Classroom)” gibi eğitimde dijital yaklaşımları uygulamak için çalışma başlattı.

    Dijital nesil olarak adlandırılan öğrencilere daha iyi eğitim vermek amacıyla, dünyanın en iyi Öğrenme Yönetim Sistemlerinden (Learning Management System) biri olan “Blackboard” programının eğitimi, öğretim elemanlarının katılımıyla Uzman Mr. Mike Highfield tarafından verilmeye başlandı. Dört gün sürecek eğitim sonucunda, dijital eğitim teknolojilerinin Erzurum Teknik Üniversitesinde uygulanmasında önemli bir aşamaya gelinmiş olacağı belirtildi.

    Eğitim-öğretim alanında başlatılan dijital dönüşüm ile derslere aktif katılımı sağlanacak olan öğrencilerin, dersteki motivasyonlarını ve başarılarını artırmanın yanı sıra günümüzün en önemli yetkinliklerden biri olan dijital okur-yazarlık yeteneği de kazanmış olacağı ifade edildi.

  • İzmir, ‘dijital göçebeleri’ gözüne kestirdi

    İzmir, ‘dijital göçebeleri’ gözüne kestirdi

    İzmir Ticaret Odası (İZTO) meclisinde konuşan İZTO Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener, yeni ülkeleri ve kültürleri keşfederken çalışma imkanı yakalayan ‘dijital göçebeleri’ İzmir’e çekmek için tanıtım atağında bulunacaklarını belirtti.

    İzmir Ticaret Odası, Temmuz ayı olağan meclis toplantısı, İZTO Meclis Başkan Yardımcısı Yavuz Ateşalp idaresinde gerçekleşti. Meclis toplantısında ekonomiye ilişkin değerlendirmelerde bulunan İZTO Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener, ‘dijital göçebe’ kavramı üzerinden İzmir ile ilgili hedefleri de sıraladı. Yeni ülkeleri ve kültürleri keşfederken çalışma imkanı yakalayan dijital göçebelerin güzergahlarına İzmir’in de eklenmesi için çalışmalar yapmayı hedeflediklerini ifade eden Özgener, İzmir’in inovasyon ve girişimcilik açısından güçlü yönleri, sahip olduğu avantajlar, hizmet sağlayan kurumlar ve sağlanan hizmetlerle ilgili bilgi alınmasını sağlayacak bir tanıtım atağı hedeflendiğini söyledi.

    Tanıtım atağı hedefleniyor

    İZTO olarak Temmuz ayında Girişimcilik Zirvesi gerçekleştirdiklerini, girişimcilik ve inovasyon ile ilgili bir başka çalışmalarının da ‘dijital göçebeler’ olduğunu ifade eden Özgener, “Tam zamanlı, yarı zamanlı, ‘freelance’ yani serbest çalışma, mobil çalışma, home office yani evden çalışma, remote yani uzaktan çalışma gibi kavramlar ile birlikte çalışma türlerine bir yenisi daha eklendi; ‘digital nomad’ yani ‘dijital göçebe’. Söz konusu çalışma tarzı ile yeni ülkeleri ve kültürleri keşfederken çalışma imkanı yakalamak; huzurlu ve sakin alanlarda odaklanarak çalışmak mümkün olabiliyor. Dijital göçebelerin en çok ziyaret ettiği ülkeler ve kentler genelde egzotik mekanlar. Endonezya, Tayland, Hindistan, Meksika hemen dikkat çekiyor. İzmir’in inovasyon ve girişimcilik kentine dönüşümü vizyonumuz kapsamında dijital göçebelerin seyahat güzergahlarına İzmir’in eklenmesinin sağlanması, dolayısıyla İzmir’e geldiklerinde uygun ortamların kendilerine sunulması hususunda çalışmalar yapılması önem taşıyor. Kente yabancı girişimcileri ve dijital göçebeleri çekmek amacıyla yabancı girişimcilere özel avantajlar sağlayan bir program geliştirilmesine yönelik lobi çalışmaları yapılması hedefleniyor. Bu özel avantajların başında girişimci vizesi, oturum ve çalışma izni alınmasındaki kolaylıklar ve barınma imkanları geliyor. İzmir’in inovasyon ve girişimcilik açısından güçlü yönleri, sahip olduğu avantajlar, hizmet sağlayan kurumlar ve sağlanan hizmetlerle ilgili bilgi almasını sağlayacak bir tanıtım atağı hedefleniyor” dedi.

    Girişimcilik kasabaları

    İzmir için ortaya konulan inovasyon ve girişimcilik kentine dönüşüm vizyonunun, dünyadaki girişimcilik ekosistemi paydaşlarına aktarılmasının çok önemli olduğunu dile getiren Özgener, şöyle konuştu: “İzmir’in turizmini artırmaya yönelik faaliyetleri kapsamında, ‘inovasyon turizmi’ stratejisinin ortaya konması da çok kritik. Yerel yönetimler ile işbirliği halinde, belirlenecek özel alanlarda girişimcilik kasabalarının oluşturulması hedefleniyor. Dünyada dijital göçebelerin uçak biletinden barınacağı yere, çalışacağı ortama kadar tüm ayarlamaları yaparak seyahatlerini organize eden tur şirketleri mevcut. Bu tür şirketlerin rotalarına İzmir’in de eklenmesini sağlayıcı faaliyetler yapılması da dijital göçebelik planlarımız arasında.”

    Model Fabrika geliyor

    Özgener, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından yürütülmekte olan ve Avrupa Birliği tarafından desteklenen proje kapsamında İzmir’de kurulması programa alınan ‘KOBİ Yetkinlik ve Dijital Dönüşüm Merkezi’ (Model Fabrika) konusunda, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, İZTO, EBSO ve İzmir Ekonomi Üniversitesi arasında işbirliği yapılmasına karar verildiğini sözlerine ekledi. Model Fabrika’nın, kamu-üniversite-özel sektör ortaklığında verimlilik artışından kaliteye, yalın üretimden dijital dönüşüme kadar birçok alanda işletmelere rehberlik yapma hedefi ile kurulması planlanıyor. Model Fabrika’nın, yerli firmalardan temin edilen tezgahlar ve robot sistemleriyle, Türkiye’nin milli teknoloji ve güçlü sanayi atılımına katkı sağlayacağını söyleyen Özgener, “AB Bölgesel Güven Fonu’ndan İzmir Uygulamalı Yetkinlik ve Dijital Dönüşüm Merkezi projesinde kullanılmak üzere 9 milyon 900 bin TL bütçe tahsis edildi. Bütçe kapsamında ödenecek masraf kalemleri; Model Fabrika’nın kurulumu için gerekli olan tüm teknik destek, makine ve ekipman, bina tadilat maliyetleri, ‘Uygulamalı Yetkinlik ve Dijital Dönüşüm Merkezi’nin içinde yer alacak sınıf ve ofislerin donatımına ilişkin maliyetler, merkezde görevlendirilecek personelin maaşları, teknik gezi masraflarıdır” bilgisini verdi.

    S-400 ve faiz indirimi değerlendirmesi

    Dünya, Türkiye ve İzmir ekonomisinin Temmuz ayında da olağanüstü gelişmelere sahne olduğunu, Türkiye ekonomisinin jeopolitik olaylardan etkilenmeyi sürdürdüğünü belirten Özgener, ekonomi gündemine ilişkin şu değerlendirmede bulundu: “S-400’lerin Türkiye’ye teslimatının başlamasının ardından ABD ve NATO’nun buna vereceği tepkiler, piyasalar tarafından merakla bekleniyordu. Yapılan açıklamalar Türkiye’ye sert bir yaptırım uygulanmayacağına olan inancı perçinledi. Bu gelişme doların genel olarak zayıflamasıyla dolar/TL’de düşüşe yol açtı. Hepinizin bildiği gibi yüksek faiz, iş dünyasının yatırım iştahının ve üretkenliğinin azalmasına neden oluyor. Yatırım, üretim, istihdam ve ihracatın önündeki en büyük engel olan yüksek faiz, firmalarımızın uluslararası rakipleriyle eşit şartlarda yarışmasını zorlaştırıyor. Bu durumdan kurtulmak için Merkez Bankası geçtiğimiz hafta içinde bir hamle yaptı ve 4,25 puanlık faiz indirimine gitti. Merkez Bankası politika faizi yüzde 24’ten yüzde 19.75’e geriledi ve Merkez Bankası 1 haftalık repo oranlarında 4,5 yıl sonra faiz indirdi. Merkez Bankasının yaptığı faiz indiriminden hemen sonra, bankaların da kredi faizlerini indirmelerini beklediğimizi ifade etmiştim.”

    “İzmir, enerji pastasından daha çok pay alabilir”

    Uluslararası Enerji Ajansı Başkanı Fatih Birol’un, Türkiye’nin son 5 yıl içerisinde yenilenebilir enerjideki kurulu güç artışında Avrupa’da üçüncü sırada olması ile ilgili açıklamasını hatırlatan Özgener, İzmir’in rüzgar, güneş, jeotermal, dalga ve benzeri temiz ve yenilenebilir enerji kaynaklarında ciddi potansiyeli bulunduğunu, kentin yenilenebilir enerji pastasından daha çok pay alabileceğini belirtti.

    Özgener ayrıca, turizmde işlerin iyi gittiğini belirterek Kurban Bayramı tatili süresinin uzatılmaması temennisinde bulundu.