Etiket: Dijital

  • Sanlav: “Sosyal medya dijital kimliklerimizdir”

    Etkili Sosyal Medya Kullanımı etkinliğinde konuşan Sosyal Medya Uzmanı Ümit Sanlav, sosyal medyanın Türkiye aleyhine yapılan algı operasyonlarına alet edildiğini ve kalıcı çözümün yerli teknoloji üretiminde olduğunu söyledi.

    Öncü Yöneticiler Derneği ‘Etkili Sosyal Medya Kullanımı’ adlı etkinlik düzenledi. Etkinliğe konuşmacı olan Sosyal Medya Savaşları kitabı Yazarı, Medya Ve PR Danışmanı Ümit Sanlav, Sosyal medyanın sınırsız ve sonsuz faydalarına rağmen, yanlış kullanıldığında oluşabilecek zararlı etkilerine ve sosyal medyada iyi görünmenin yollarına değindi.

    Öncü Yöneticiler Derneği yöneticilerinden Esenyurt Anadolu Lisesi Müdürü Gülsen Figen Fidan’ın ev sahipliğinde gerçekleşen etkinliğe; Esenyurt Kaymakamı Ekrem İnci, Esenyurt İlçe Milli Eğitim Müdürü Paşali Beşli, Esenyurtlu yöneticiler ve okul müdürleri katıldı.

    “Paylaşım yapmadan önce içeriği iyi düşünün”

    Sosyal medyada etkili hesaplar oluşturulması ve sosyal medya hesaplarının kurumsal yönetimini anlatan Sanlav, ‘Sosyal medya kişisel ve kurumsal anlamda dijital kimliklerimizdir’ isimli bir sunum gerçekleştirdi. Sosyal medyada iyi görünmenin belli başlı esaslarını aktaran Sanlav, “Paylaşım yapmadan önce içeriğini iyi düşünün, çünkü sosyal medya hesaplarımız artık CV’lerimiz. Bankalar kredi verirken, işverenler işe alırken, sosyal medya hesaplarımızı inceliyorlar. Sosyal Medya kendimizi ifade etme şekli olduğundan, sevincimizi, öfkemizi, hüznümüzü, acımızı oradan paylaşır olduk. Öfke ile ani mesajlar paylaşmak, telafisi mümkün olmayan sonuçlar doğurabilir” dedi.

    “Sosyal medyada tanımadığınız kişilerden gelen istekleri kabul etmeyin”

    Sosyal medyadan paylaşım yaparken başkalarını rencide etmemek gerektiğini belirten Sanlav, “Kendimize dair hoş paylaşımlar yaparken başkalarını rencide etmemeli, başkalarının mahremiyetlerine saygılı olmalıyız. Arkadaş listemizi güvendiğimiz ve tanıdığımız kişilerden oluşturmalıyız. Sosyal medyada her gördüğümüz erkek erkek olmayabilir, her gördüğümüz kadın kadın olmayabilir, her gördüğümüz çocuk çocuk olmayabilir. Tanımadığımız kişilerden gelen istekleri kabul etmemeliyiz. Evimizin kapısını her çalanı içeri buyur etmiyorsak, sosyal medya hesaplarımıza da her önüne geleni kabul etmemeliyiz. Günlük hayatta geçerli olan nezaket ve etik kurallar sosyal medyada da geçerli olmalı. Gerçek hayatta yapılamayacak hiçbir şey çevrimiçiyken de yapılamamalı, başkasından fotoğraf, fikir ve görüş alırken, kaynağı ya da sahibi belirtilmelidir” diye konuştu.

    Sosyal medyada güvenlik tedbirlerine dikkat ekmek gerektiğinin altını çizen Sanlav, “Temel hedefi bilgiye ulaşmak ve paylaşmak olan sosyal medya ortamlarına atılan bilginin, gizli kalması beklenmemelidir. Özel olan özelde kalmalı, güvenlik tedbirlerine dikkat edilmelidir. Seyahat ve tatillerde yer bildirimi yapmak ve evimizden paylaşımlarda konum bilgisi vermek, hırsızlara davetiye çıkartmak demektir. Sosyal medyada rastladığımız terör propagandası yapan ve terör sempatizanı hesapları, siber@egm.gov.tr, siber.ankara@egm.gov.tr, siber.istanbul@egm.gov.tr adreslerine ihbar ederek milli ve ulusal değerlerimize sosyal medya üzerinde de sahip çıkmalıyız” şeklinde konuştu.

    “Karizması yüksek sosyal medya hesabı kurulmalı”

    Kurumsal hesapların içerik yönetimi ile ilgili de konuşan Sanlav, Kurumsal bir sosyal medya hesabının önceliklerine ilişkin, “Öncelikle sağlam ve karizması yüksek bir sosyal medya hesabı kurulmalı, bu hesap üzerinden işletmeye dair tutarlı ve amacına yönelik algı oluşturulmalı, daha sonra bu algı yönetilerek hedef kitle harekete geçirilmeli” diye özetledi.

    “Sosyal medya neşter gibidir”

    Katılımcıların sorularını da yanıtlayan Sanlav, bir yöneticinin “Sosyal medya yoluyla yapılan algı operasyonlarını” sorması üzerine şöyle cevap verdi;

    “Sosyal medya neşter gibidir. Doktorun elinde can verir, katilin elinde can alır. Mısır’da Arap Baharında, Türkiye’de Gezi olaylarında, Kobani eylemlerinde provokasyon amaçlı kullanılmışsa da, 15 Temmuz darbe girişiminin önlenmesinde ana enstrüman oldu. Sivil toplum Kuruluşları (STK) ve siyasi partilerin WhatsApp gruplarından örgütlenen vatandaş sokağa çıkarak tankların önüne yattı. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan yine bir sosyal medya mecrası olan FaceTime ile televizyon kanallarına bağlandı, kişisel ve kurumsal sosyal medya hesaplarından milletini demokrasiye ve devletine sahip çıkmaya davet etti. Vatandaş da canını, kanını ortaya koyarak vatan hainlerinin bu kirli planını bozdu.

    Gerek Türkiye’de gerek uluslararası arenada Türkiye ve devlet aleyhine bazı algı operasyonları yapılmakta, sosyal medya mecraları bu operasyonlara alet edilmekte. Bu anlamda hukuki ve teknik yollardan bir takım mücadeleler verilse de, yerli ve milli teknolojimizi üretmediğimiz sürece net bir çözüm bulunamayacaktır. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın mimarı olduğu 2023 Vizyonunda yer alan en önemli çalışma bana göre, teknolojik yönden tam bağımsız bir Türkiye çalışmalarıdır. Kendi arama motorumuzu, kendi sosyal paylaşım sitelerimizi kurmadığımız sürece sosyal medya savaşlarında başarılı olmamız mümkün değildir”.

    Ümit Sanlav kendisinin de bir dönem içinde yer aldığı Yıldız Teknik Üniversitesi, Gebze Teknik Üniversitesi gibi kurum ve kuruluşların, teknoloji üretecek AR-GE personeli yetiştirmek konusunda ciddi çalışmalarda bulunduğunu da sözlerine ekledi.

  • İş dünyasına dijital okur-yazarlık dersi

    ULUTEK Teknoloji Geliştirme Bölgesi, iş dünyasına yönelik olarak dijital okur-yazarlık eğitim programı başlatıyor.

    ULUTEK Müdürü Prof. Dr. Mehmet Kanık, dijital teknolojilerin son yıllarda çok hızlı bir şekilde hayatın ayrılmaz bir parçası haline geldiğini söyledi. ULUTEK Teknopark yönetimi olarak, özellikle iş hayatının yoğun temposu içerisinde teknolojik gelişmelere yeteri kadar zaman ayıramayan işverenler ile yöneticilere yönelik olarak bir dijital okur yazarlık eğitim programı planladıklarını belirten Kanık, eğitimlerin ULUTEK bünyesinde yer alan akıllı “Bilişim Dersliğinde” 15 Nisan 2017 Cumartesi günü uygulamalı olarak başlayacağını söyledi.

    Toplam 16 saat olarak planlanan eğitimler, haftalık 4 saat olmak üzere 4 haftada tamamlanacak. Temel bilgisayar eğitimi ve internet güvenliği, dijital ses, resim ve videolar, mahremiyet ve verilerin korunması, fikri mülkiyet, e-ticaret ve üretkenlik, iş hayatında akıllı telefonların kullanımı gibi başlıklar yer alıyor. Programa katılmak isteyenlerin 13 Nisan 2017 akşamına kadar www.ulutek.com.tr adresinden kayıt yaptırmaları gerekiyor.

  • “Türkiye’deki şirketler dijital felaketlere hazır değil”

    Yapılan araştırmaya göre; Türkiye’deki her 3 şirketten biri son 1 yıl içinde en az bir dijital felaket yaşamasına rağmen, felaketlere karşı hazırlıklı olmadığı açıklandı. Çalışmaya katılan, ortalama 50 sunucuya sahip yaklaşık 200 şirketin yarısından fazlası, BT sistemlerini son 6 ay içinde test etmemiş. Yarısının felaket kurtarma ve iş sürekliliği çözümü yok.

    Felaket kurtarma ve iş sürekliliği alanında çalışmalarını sürdüren Clonera, ’Türkiye’deki BT sistemleri felaketlere hazır mı’ başlıklı bir anket düzenledi. Farklı sektörlerden BT yöneticilerinin ankete verdiği yanıtlar, Türkiye’deki şirketlerin dijital felaketlere karsı hazırlıklı olup olmadığı konusunda önemli bilgiler sağlıyor. Türkiye’de faaliyet gösteren şirketlerde görev yapan toplam 430 BT yöneticisinin yanıtlardan derlenen rapor önemli verilere işaret ediyor.

    Rapora göre, son 1 yılda her 3 şirketten biri dijital felaket yaşarken, her 2 şirketten birinin felaket kurtarma çözümü ve felaket senaryosunun olmadığı görüldü. Bunun yanında rapor, her 4 şirketten birinin felaket kurtarma testi yapmadığını ve çözümlerinin efektif olup olmadığını bilmediğini gösterdi. Araştırmaya katılan her 3 şirketten ikisi, mevcut sisteminin kendisini felaketlerden koruyacağına inanmadığını söyledi.

    Hizmetlerinin kesintiye uğramaması için bir çözüm kullanmayanların yüzde 65’i felaket kurtarma çözümlerinin maliyetinin yüksek olduğu yanılgısına sahip. Yaşanan kayıpların, şirketlerin iş süreçlerini durdurma seviyesine getirirken bu durum itibar ve gelir kaybı olarak geri döndüğü belirtildi.

    Anket sonuçları, dijital felaket yasayan şirketlerin yüzde 65’inin sistemlerini yedekten geri döndürse de uygulamalarını sürdüremediğini,yüzde 8’inin sistemlerini hiç geri getiremediğini, her 4 şirketten birinin, sisteminin en az yüzde 10’unu kaybettiğini ortaya koydu.

    İş kesintilerinin temel sebebi dijital felaketler

    Raporda dikkat çeken bilgilerden bir diğeri ise son 1 yıl içinde dijital felaket yasayan şirketlerin yalnızca yüzde 3’ünün iş süreçlerinin doğal afetler nedeniyle kesintiye uğramış olması. İş kesintilerinin büyük bir çoğunluğu kullanıcı hatası, sistem arızası, siber saldırı ya da güç kesintisi sebebiyle oluşuyor.

    Anket sonuçlarının, felaket kurtarma konusunda yapılan uluslararası araştırmaların çıktılarıyla da uyum gösterdiğini belirten Clonera Genel Müdürü Evren Ballı, “Türkiye’nin işi durmasın diyerek başlattığımız anket sonucunda ortaya çıkan rapor da gösteriyor ki kurumlar felaket kurtarma ve iş sürekliliği konusunda gerekli önlemleri almıyorlar. Dünya çapında yapılan araştırmalara göre, son 5 yılda dünyadaki her 3 şirketten biri dijital felaket yaşadı. Bu şirketlerin yüzde 93’ü 5 yıl içinde yok oldu. Felaketler nedeniyle şirketlerin yaşadığı operasyonel kesintilerin maliyeti 3,5 milyon doların üstünde” dedi.

  • Öğrenciler dijital dünyayı yakından tanıyor

    Uğur Okulları, altı modüllü Bilgi ve İletişim Teknolojileri dersi ile Türkiye’de ilk kez okul öncesinden ilkokul 8’inci sınıfa kadar olan kademelerdeki tüm öğrencilerini dijital dünyaya hazırlıyor.

    Yenilikçi bakış açısıyla eğitim sektöründe öncü adımlar atan Uğur Okulları, teknolojiyi doğru ve etkin kullanan nesiller yetiştirmeyi hedefliyor. Bu misyondan hareketle Uğur Okullarında okul öncesinden 8’inci sınıfa kadar verilen Bilgi ve İletişim Teknolojileri dersleri ile öğrencilere algoritma mantığının öğretilmesi; problem çözme, işbirlikçi çalışma becerilerinin kazandırılması, bilişimsel ve algoritmik düşünmelerinin sağlanması amaçlanıyor.

    “Uğurlular kendi oyunlarını tasarlıyorlar”

    4’üncü sınıfa kadar Legolar, sonrasında ise Arduino ile derslerin işlendiğini belirten Eğitim Teknolojileri ve IT Direktörü Metin Akça “Bilgi ve İletişim Teknolojileri dersleri okul öncesi ve 1’inci

    sınıfta bir ders saati, 2., 3., 4’üncü sınıf ve ortaokulda iki ders saati olarak uygulanıyor. Ders içeriği; Bilgi ve İletişim, Dijital Vatandaşlık, Kodlama, Animasyon, Robotik, Oyun Tasarımı olmak üzere toplamda 6 modülden oluşuyor. Türkiye’de ilk kez altı modülün bir arada yer aldığı bir müfredatı hayata geçiren Uğur Okullarında öğrenciler ilk modülde temel bilgisayar eğitimi alarak bilgisayarın temel parçalarını tanıyorlar; ardından dijital etik, güvenlik, sağlık, hak ve sorumluluklar, hukuk, erişim, iletişim ile okuryazarlık konu başlıklarını içeren Dijital Vatandaşlık modülüyle de dijital dünyanın farkına varıyorlar. Kodlama modülü ile okul öncesinde araçsız kodlama, ilkokulda blok kodlama ve ortaokulda nesnel kodlama yapan öğrencilerimiz edindikleri kazanımlar ile animasyon ve robotik modüllerinde kodlama mantığını kullanarak proje çıkartıyorlar. Son olarak oyun tasarımı modülü ile de oyun elementlerini tanıyarak kendi oyunlarını tasarlayabiliyorlar” dedi.

    Sınavlarda ve iş dünyasında başarı

    Gelecek nesiller adına üreten ve geliştiren bireylerin yetiştirilmesi amacıyla kodlama dersine ağırlık verilmesinin umut vaat ettiğini belirten Akça “Program incelendiğinde tüm düzeylerde bilgi ve iletişim teknolojileri, etik ve güvenlik, iletişim araştırma ve işbirliği, dijital ürün oluşturma, hesaplamalı düşünme ünitelerinin yer aldığı gözlemlenmiştir. Özellikle dijital etik ve güvenlik başlığının öğrencilerimize kapsamlı bir şekilde verilecek olmasının öğrencilerimizin sanal ortamda kendilerini korumalarının ve karşısındaki bireylere karşı nasıl davranması gerektiğinin öğretilmesi dijital ortamın sağlığının ve öğrencilerimizin güvenliğinin korunması adına önem arz etmektedir. Bunun yanı sıra dijital ürün oluşturma alanında öğrencilerimizin kendilerini geliştirmelerinin önünün açılması girişimci nesiller yetiştirilmesi yönünde atılan değerli bir adımdır. Hesaplamalı düşünme alanında öğrencilerimize algoritmik düşünme becerilerinin kazandırılacağını gözlemlemekteyiz. Tüm bunların sınavlara dahil edilen açık uçlu sınavlarda öğrencilerin daha başarılı olmasını sağlayacaktır. İletişim, haberleşme ve işbirliği kazanımları öğrencilerimizin iş yaşamına daha hızlı uyum sağlamasına olanak tanır” şeklinde konuştu.

  • Kaan Terzioğlu Türkiye’de ’güvenli dijital imza’ uygulamasını başlattı

    Turkcell, teknolojik altyapısını kullanarak ’güvenli dijital imza’yı hayata geçirdiğini açıkladı. Evraklı işlemlerin daha güvenli, hızlı ve kolay yapılmasının yanı sıra kâğıt tüketiminin azaltılmasını ve maliyetlerin düşürülmesini sağlayan uygulamayla Turkcell şirket olarak ülke ekonomisine yıllık yaklaşık 40 milyon TL katkıda bulunmayı planlıyor.

    Turkcell, Türkiye’nin dijitalleşmesi konusunda önemli bir adım atarak ’güvenli dijital imza’yı hayata geçirdiğini açıkladı. Şirketten yapılan açıklamada, teknolojik altyapısını kullanarak hazır hale getirdiği ve tüm Türkiye’de yaygınlaştırmayı planladığı uygulamayla evrak işleri bundan böyle hem daha güvenli hem de hızlı ve kolay bir şekilde tamamlanabileceğini belirtirken, öncelikle kendi bayilerinde pilot uygulamasını başlattığı ’güvenli dijital imza’ ile tüm evrakların dijitalleşmesi ve bu şekilde arşivlenmesi planlandığı kaydedildi.

    Şirket, ’güvenli dijital imza’yla kâğıt tüketiminin azaltılması ve maliyetlerin düşürülmesi sağlanacağını; uygulamanın diğer sektörlerde de yaygınlaşması durumunda ülke ekonomisine yılda yaklaşık 300 milyon TL’nin üzerinde katkıda bulunulacağını vurguladı. Turkcell’in tek başına yıllık katkısı ise yaklaşık 40 milyon TL olurken; tek bayi ile pilot olarak başladığı ’güvenli dijital imza’ sistemini Nisan ayı ortasında Türkiye’deki tüm Turkcell İletişim Merkezleri (TİM) ve bin 30 bayisini de dahil ederek yaygınlaştırmayı planlıyor. İşlemler sırasında kimlik ve imzanın Turkcell elektronik arşiv sistemine kaydedildiği uygulamayla, çalıntı ya da taklit kimlik ile açılan hat problemlerinin de önüne geçilmesi hedefleniyor. Böylelikle kötü niyetli kişilerin bir başkası adına hat alarak, bu hatlar ile suç teşkil eden faaliyetlerde bulunması riskinin de önlenmesi planlanıyor. Bu uygulamanın, suiistimallerin ve mağduriyetlerin engellenmesine hizmet edeceğine ve ülke güvenliğine de katkı sağlayacağına dikkat çekiliyor.

    “Güvenli dijital imza sektörün ve Türkiye’nin dijitalleşmesinde önemli bir adım”

    Bu yeni uygulamayla Türkiye’de ilk ve öncü olduklarını belirten Turkcell Genel Müdürü Kaan Terzioğlu, konuyla ilgili şu değerlendirmede bulundu: “Sahip olduğumuz teknolojiyle A’dan Z’ye müşterilerimizin hayatına dokunduğumuz her noktada, onları memnun etmek ve işlemlerini kolaylaştırmak için yenilikler üzerinde çalışıyoruz. Yine öncü bir girişimde bulunarak pilot uygulamasını başlattığımız ’güvenli dijital imza’ sistemimizle müşterilerimiz daha güvenli ve daha hızlı bir şekilde evrak işlemlerini tamamlarken, büyük bir kâğıt israfının da önüne geçmiş olacağız. Amacımız başlattığımız bu uygulamanın bankacılık ve sigorta başta olmak üzere tüm sektörlere yayılmasını sağlamak. Böylece ülke ekonomisine Turkcell olarak sadece bizim sağladığımız yıllık yaklaşık 40 milyon TL’lik katkı, diğer sektörlerin de dâhil olmasıyla yılda yaklaşık 300 milyon TL’ye ulaşacak. Bu muazzam katkının göz önünde bulundurularak hem bizim sektörümüzde hem de diğer sektörlerde yaygınlaştırılmasını ve teşvik edilmesini ümit ediyoruz. İşlem sürelerini yüzde 20 ile yüzde 40 arasında azaltarak hepimizin zamandan da tasarruf etmesine imkan verecek güvenli dijital imza uygulamasının dijitalleşme adına ülkemiz için çok değerli bir uygulama olduğunu düşünüyorum”.

    Hattıyla ilgili işlem yapmak isteyen ve Turkcell’e başvuran müşterilerin işlemi tablet üzerinde tamamlanıp sistemsel kontrolleri gerçekleştiriliyor. Satış temsilcisi, hat sahibinden kimliğini alıp fotoğrafını çekiyor. Daha sonra MERNİS sorgusuyla kimliğin güncelliği ve doğruluğu kontrol edilip kimlik üzerindeki abone fotoğrafı da sisteme kaydediliyor. Bu şekilde çalıntı veya taklit kimlikle aktif hale getirilen hat problemlerinin önüne geçilmesi hedefleniyor. Sözleşme tablet üzerinde açılıyor ve müşteriden kontrol etmesi, ardından imzalaması isteniyor. Müşterinin imzası dijital olarak kilitlenerek, sözleşme ile birlikte güvenli şekilde kaydediliyor. Aynı zamanda bu işlemle birlikte imzanın hız, ivme ve basınç değerleri, zaman damgası, konum bilgileri de kayıt altına alınıyor. İmza sözleşmeye entegre, kopyalanamaz ve başka yerde kullanılamaz şekilde, kimlikle birlikte bir bütün olarak saklanıyor. İmzalanan dokümanın bir kopyası talep edilirse müşteriye e-posta olarak da gönderilebiliyor. E-posta kullanmayan müşteriler ise yazılı kopyayı bayilerden alabiliyor.