Etiket: Didem

  • Kaybolduktan 11 gün sonra cesedi bulunan 17 yaşındaki Didem son yolculuğuna uğurlandı

    Kaybolduktan 11 gün sonra cesedi bulunan 17 yaşındaki Didem son yolculuğuna uğurlandı

    Erzurum’un Aşkale ilçesinde ailesiyle tartıştıktan sonra evi terk eden ve 11 gün sonra cesedi donan Karasu Nehri’nde bulunan Didem Turan son yolculuğuna dualarla uğurlandı.

    17 yaşındaki Didem Turan, 10 Şubat Pazartesi günü ailesiyle tartıştıktan sonra evden ayrılmış ve 11 gün sonra Karasu nehrinde cansız bedenine ulaşılmıştı.

    Didem Turan’ın cenazesi bugün Cuma Namazına müteakip Merkez Çarşı Cami’inde kılınan cenaze namazının ardından ilçe mezarlığında toprağa verildi.

    Cenaze namazına İlçe Kaymakamı Mehmet Aksu, Belediye Başkanı Dr. Ahmet Yaptırmış, Ak Parti İlçe Başkanı Abdulkerim Polat, CHP İlçe Başkanı Celal Top, MHP İlçe Başkanı Toksöz Kartal, Mili Eğitim Müdürü Serhat Erdem ve yakınları katıldı.

  • Didem son yolculuğuna uğurlanıyor

    Didem son yolculuğuna uğurlanıyor

    Erzurum’un Aşkale ilçesinde 11 gün önce ailesiyle tartıştıktan sonra evi terk eden ve cesedi dün Karasu Nehri’nde bulunan Didem Turan son yolculuğuna uğurlanıyor.

    Dün, Jandarma Komando ekiplerince bulunan Didem Turan’ın cenazesi Erzurum Adli Tıp Kurumunda yapılan otopsisinin ardından bugün toprağa verilmek üzere Aşkale’ye getirildi.

    Üvey Baba Yüksel Duman cenazenin başında gözyaşlarına boğulurken, namaza katılan vatandaşlar tarafından teselli edilmeye çalışıldı.

    Genç kız cuma namazı sonrası kılınacak cenaze namazının ardından ilçe mezarlığında toprağa verilecek.

  • Uzman Dr. Didem Er: “El titremesini hafife almayın”

    El titremesinin günlük hayatın stresinden nörolojik rahatsızlıklara pek çok farklı sebeple ortaya çıkabildiğini belirten Uzman Dr. Didem Er, stres, heyecan, aşırı kafein alımı, fiziksel yorgunluk el titremesini artırırken, bazen ciddi hastalıkların da bu durumu tetikleyebildiğini söyledi.

    Medicana Samsun Hastanesi Nöroloji Bölümünden Uzman Dr. Didem Er, el titremesiyle ilgili önemli açıklamalarda bulundu. El titremesinin ciddi nörolojik hastalıkların ilk belirtisi olabileceğini belirten Uzman Dr. Er, “Bilimsel adı ’tremor’ olan titreme, istemsiz oluşan, ritmik, sallanma şeklindeki bir eklem hareketi olarak tanımlanıyor. Dolayısıyla sadece ellerde değil, kollarda, başta, bacaklarda ve ses tellerinde de görülebiliyor. Bazen yoğun stres altında ya da tiroit hormonunun artmasına bağlı olarak ortaya çıkabilen ellerdeki titreme sorunu altta Parkinson gibi çok daha ciddi nörolojik sorunlara da işaret edebiliyor. Titreme vücudun bir kısmındaki kasların istemsiz olarak ritmik bir şekilde kasılması ve gevşemesi sonucu ortaya çıkan hareketlerdir. En sık ellerde görülen titreme sağlıklı diyebileceğimiz normal kişilerde görülebilir ve belirginleşmediği sürece fark edilmez. Kişinin ellerdeki titremesi fark edilir düzeye gelince normal olmaktan çıkar. Stres, yoğun çay ve kahve içmek, açlık, yorgunluk, ani sinirlenme gibi bazı durumlar titremeyi fark edilir hale getirebilir. Bu faktör ortadan kalkınca kişi eski haline dönebilmektedir. Basit bir titreme gibi görünen bu sorunun birçok nedeni olmakla birlikte sıklıkla; stres, korku, hipertiroidizm ya da hipokalsemi (vücutta kalsiyum miktarının azalması) gibi metabolik durumlarla bazı ilaçlar ve uyarıcılara bağlı olarak geliştiği görülüyor. Bununla birlikte Parkinson hastalığı ve bazı hareket bozukluklarının karakteristik belirtisi de ellerde ortaya çıkan titreme oluyor. Tremorun nedenleri çeşitli olduğu için görülme sıklığı da buna bağlı olarak değişiklik gösteriyor ve bu konuda net bir bilgi verilemiyor” dedi.

    “Hastalar titremenin genellikle uykuda kaybolurken stres altında arttığını belirtiyor”

    Ellerdeki titremenin altında yatan etkenleri maddeler halinde sıralayan Uzman Dr. Er, “Esansiyel tremor; genellikle her iki elde başlayan bu durum en sık rastlanan tremor türü olarak gösteriliyor ve 100 binde 350 gibi bir sıklıkla dünyada en fazla görülen hareket hastalığı olarak nitelendiriliyor. Bazı durumlarda önce tek elde başlamış bile olsa yaklaşık üç yıl içinde diğer elde de titreme başlıyor. Gündelik yaşam içinde ince motor hareketlerini gerektiren, yazı yazmak, eşyaları tutmak gibi durumlarda titreme daha belirgin bir hal alıyor. Hatta, ellerdeki titremeye ses veya dil tremorunun da eşlik ettiği görülüyor. Hastalar titremenin genellikle uykuda kaybolurken stres altında arttığını belirtiyor. Parkinson tremoru; Pankinson hastalığının karakteristik belirtisi olan bu titreme genellikle tek elde başlıyor. 60-65 yaşından sonra görülme riski artıyor. Hastanın baş ve işaret parmağı birlikte titriyor. Para saymaya benzer bir özellikte olan bu titreme çoğunlukla dinlenme sırasında ortaya çıkıyor. Serebellar (beyincikle ilişkili) tremor; bu titreme türünün yaşanmasında temel etken, beyinciği etkileyen damarsal, tümöral, dejeneratif ya da kalıtsal hastalıklar oluyor. Hastalar, günlük yaşam içinde asansör ya da elektrik düğmesine basmak gibi istemli bir hareket yaptıkları sırada titremenin belirgin hale geldiğini anlatıyor. Pozisyonel tremor; dinlenirken ya da vücudun belli bir duruşunda, hareketle ortaya çıkabilen bu titremenin sadece ellerle sınırla kalmıyor, vücudun farklı yerlerinde ortaya çıkabiliyor. Fizyolojik tremor; stres, korku, sıkıntı, hipoglisemi, hipertiroidi, alkolün bırakılması ve ateş gibi durumlarda gözle görülür hale gelen bu titreme türü herkeste ortaya çıkabiliyor. Titremenin salınımı, parmağın ileri geri hareketi gibi küçük yaşanıyor. Çok büyük olmuyor” diye konuştu.

    “Titremenin sebebi araştırılmalı”

    Titremenin tipinin, karakteri, şiddeti ve dağılımı belirlendikten sonra sebebe yönelik araştırma planlayarak tedavi sağlanabileceğini dile getiren Uzman Dr. Er, “Kan tahlilleri, beyin, omurilik ve sinir sistemine yönelik tetkikler yapılabilir. Elektromiyografi aletiyle yapılan özel yöntemlerle titreme analizleri yapılabilir. Altta yatan sebep saptandıktan sonra buna yönelik ilaç ve tedaviler seçilmektedir. Titreme, altında yatan sebebe bağlı olarak geçici veya kalıcı olabilmektedir. Örneğin; ‘esansiyel tremör’ genellikle kalıcı bir titremedir. Guatr veya ilaç yan etkisine bağlı bir titreme geçici olabilir, yani düzelebilir. Kalıcı el titremelerinde titremenin şiddetine ve yaşamını etkilemesine göre tedavi düzenlenir. Şiddetli ve yaşamını etkileyen tipteki titremelerde kişiye sürekli kullanacağı ilaçlar verilir. İlaç seçiminde en az dozda ve en az yan etkisi olabilecek tek bir tip formüldür. El titremesinin ilaç tedavisinde ‘beta bloker’ dediğimiz kalp ritim düzenleyiciler başta olmak sara ilaçları uygulaması kullanılmaktadır. Ellerde titreme yapabilen diğer nörolojik hastalıklar; multiple skleroz (MS), inme, travmatik beyin hasarı, beyincik ve beynin yıkımı ile giden ilerleyici hastalıklardır. Ayrıca vücuda dağılan sinir liflerinin hasarlandığı durumlarda, bazı omurilik hastalıklarında da ellerde titreme olabilir. Astım ilaçları, amfetamin gibi uyarıcılar, psikiyatrik hastalıkların tedavisinde kullanılan bazı ilaçlar da yan etki olarak ellerde titremeye yol açabilir” şeklinde konuştu.

    Tedavi seçenekleri

    Tedavi yöntemlerine değinen Uzman Dr. Didem Er, “Herhangi bir ilacın yan etkisi olarak başlayan titreme dozaj düzenlenmesi ya da kullanımının durdurulması ile düzeltilebilirken, Parkinson tanısı konan hastalar için tedavi yönü buna göre belirleniyor. En sık rastlanan esansiyel tremorun tedavisinde farklı ilaç gruplardaki ilaçlardan yararlanılıyor. Öte yandan eğer titreme strese bağlı ise psikolojik destek ve stres yönetimi konusunda hastanın bilgilendirilmesi önem taşıyor. Metabolik bozukluklardan kaynaklanan tremorda ise sorunun giderilmesi tremorun da ortadan kalkmasını sağlıyor. Bazı seçilmiş vakalarda da cerrahi yöntemler uygulanabiliyor” diyerek açıklamalarını sonlandırdı.

  • Helikopter kazasında hayatını kaybeden Didem Bayhan son yolculuğuna uğurlandı

    Giresun’da askeri helikopterin düşmesi sonucu hayatını kaybeden Giresun Jandarma Bölge Komutanlığı Kurmay Başkanı Kurmay Albay Ünal Bayhan’ın eşi Didem Bayhan son yolculuğuna uğurlandı.

    Giresun’daki askeri helikopterin düşmesi sonucu hayatını kaybeden Didem Bayhan için Ankara Kocatepe Camii’nde ikindi namazına müteakip cenaze töreni düzenlendi. Törene, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, Ankara Valisi Mehmet Kılıçlar, Ankara Emniyet Müdürü Mahmut Karaaslan, kuvvet komutanları, babası Yakup Bahşi, annesi Zehra Bahşi, kız kardeşi İrem ve çok sayıda vatandaş katıldı.

    Helikopter kazasında yaralanan ve GATA’da tedavi gören Giresun Jandarma Bölge Komutanlığı Kurmay Başkanı Kurmay Albay Ünal Bayhan, kızı Işıl ve oğlu Erdal cenaze törenine katılamadı. Törenin ardından Didem Bayhan’ın naaşı Ankara’da toprağa verildi.

  • Didem Engin: “Bu Kanun Toplum Vicdanında Silinemez Bir İz Bırakacak”

    CHP İstanbul Milletvekili Didem Engin, TBMM’de görüşmeleri 04 Haziran sabah saat 06.30’a kadar devam eden Elektrik Piyasası Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin Genel Kurulda kabul edildiğini hatırlatarak, düzenlemenin toplum vicdanında silinemez bir iz bırakacağını belirtti.

    Kanun teklifinin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak tarafından Meclise sunulan ilk kanun teklifi olduğunu söyleyen Didem Engin, teklifin Türkiye’nin geleceği için son derece önemli olan enerji konusunda, dışa bağımlılığı azaltacak ve kaynak çeşitliliğini sağlayacak vizyoner adımlardan yoksun olduğunu belirtti.

    Didem Engin, gelecekte Türkiye’yi enerji alanında daha güçlü bir konuma getirecek, örneğin enerji alanında teknolojik yatırımları ve inovasyonu teşvik edecek, Ar-Ge yatırımları içinde enerji teknolojilerine ayrılan payın artmasını sağlayacak ve enerji verimliliğine öncelik verecek adımların hükümetin öncelikleri içinde yer almamasını eleştirdi.

    Açıklamasında teknolojik gelişmelerin hızına değinen Didem Engin, Amerika’nın kaya gazı ve petrolü teknolojilerine yatırım yaparak, 40 yıl sonra sıvılaştırılmış doğalgaz ve petrol ihraç edebilen bir ülke konumuna gelmesini örnek olarak gösterdi. İktidarın ise bu gelişmeleri seyretmekle yetindiğini, yenilenebilir enerji ve nükleer alanında olduğu gibi, teknolojiyi ve bilgi birikimini başka ülkelerden ithal etmek mecburiyetinde kaldığını sözlerine ekledi.

    Mersin ve Sinop’ta yapımı planlanan nükleer santrale de değinen Didem Engin, Türkiye’nin nükleer teknolojisi yeterli seviyede olmadığı için nükleer santralleri, ithal ettiği teknolojilerle yabancı şirketlere kurdurduğunu vurgulayarak, Bakan Albayrak’ın örnek verdiği Amerika, Fransa, Japonya, Çin ve Rusya’nın kendi teknolojileriyle, başka hiçbir ülkeye bağımlı olmadan bu santralleri kurabildiği söyledi.

    “ENERJİ VERİMLİLİĞİ NEDEN ÖNCELİKLER İÇERİSİNDE DEĞİL?”

    Teklifin enerji verimliliği konusuna hiç değinmediğini söyleyen Didem Engin, Avrupa Birliği’nin 2015 Yılı Türkiye İlerleme Raporu’nda, Dünya Bankası’nın ise “Türkiye Cumhuriyeti Enerji Verimliliği Kurumsal İncelemesi” raporunda enerji verimliliği konusunda Türkiye’yi uyardığını hatırlattı. AKP’nin enerji verimliliğini önemsemediğini söyleyen Didem Engin, “Halbuki inşaat sektörü odaklı bir kalkınma planı uygulayan AKP, son 14 senede, sadece yeni yapılan binalarda bile enerji verimliliğine önem veren bir vizyon geliştirebilmiş olsaydı, ülkemiz bugün enerji tüketiminde çok farklı bir noktada olurdu” dedi.

    Yerli kömürden elektrik üretimi yatırımlarına öncelik verilmesi ve alım garantisi verilmesi konusunu da eleştiren Didem Engin, tüm ülkelerin elektrik üretim portföylerinde kömürün payını azaltmak için planlar yaptığını, AKP’nin ise tam tersine portföyünde kömürün payını artıracak adımlar attığını söyledi. Yerli kömürün kalitesinin düşük olduğunun, bu nedenle daha fazla yatırım gerektirdiğinin ve diğer kaliteli kömür türlerine göre insan sağlığına, doğaya, tarıma daha fazla zarar verdiğinin bilinmesine rağmen bu kararların alındığını kaydeden Didem Engin “Uluslararası sözleşmeler ve bu konudaki küresel duyarlılık sebebiyle, zaten artık ihracat kredi kuruluşları, Eximbank’lar bile bu tür kömür yatırımlarını ve projeleri finanse etmiyorlar. Hükümet bu projeler için sanıyorum Çin’den finansman isteyecek. Kömür yatırımları nedeniyle Çin şehirlerinin ne hale geldiği, hava kirliliği nedeniyle Çin’de ortaya çıkan sağlık sorunları herkesin malumu.” diye konuştu.

    2015 yılında küresel yenilenebilir enerji yatırımlarının 286 milyar dolara ulaşarak, 2004 yılına göre 6 kat arttığını söyleyen Didem Engin, yine 2015 yılında küresel anlamda elektrik üretimindeki yeni kapasite artışının yarısından fazlasını yenilenebilir enerjilerin oluşturduğunu sözlerine ekledi. Yenilenebilir enerji alanındaki teknolojik gelişmelerin maliyetleri de hızla düşürdüğünü söyleyen Didem Engin “Uluslararası danışmanlık şirketlerinin küresel enerji trendlerine yönelik raporlarında rüzgâr enerjisi maliyetlerinin yüzde 32, güneş enerjisi maliyetlerinin de yüzde 48 azalacağı öngörülüyor.” ifadelerini kullandı.

    Yenilenebilir enerjilerle ilgili patentlerde Amerika, Japonya, Almanya, Kore ve Tayvan’ın kıyasıya bir rekabet içerisinde olduğunu söyleyen Didem Engin, Almanya’nın 2050 yılında elektrik enerjisinin yüzde 80’ini güneş ve rüzgârdan elde etmeyi hedeflediğini, bu sebeple temiz enerjiye büyük yatırımlar yaptığını, özellikle yenilenebilir kaynaklardan ürettiği enerjiyi depolamak için yeni teknolojilere teşvik verdiğini belirtti. Hükümetin ise bu gelişmeleri yalnızca seyretmekle yetindiğini, bu nedenle birkaç sene sonra bu sefer de yenilenebilir enerjiyi depolama teknolojisini Almanya’dan ithal etmek durumunda kalacağını söyledi.

    Düzenlemede nükleer santrallerin bahane gösterildiğini ve askeri bölgelerin, kıyıların, sahillerin, zeytinlik alanlarının imara ve yapılaşmaya açılmak istendiğini ifade eden Didem Engin, ayrıca nükleer santral için gerekli olup, üretim tesisiyle doğrudan ilgili olmayan yapıların inşasına üretim lisansı alınmadan önce başlanabilmesine olanak verilerek; izin, onay, lisans, ruhsat ve benzeri belgelerin sonradan alınabileceğini kaydetti. Engin “Diğer taraftan yenilenebilir enerjiler bahane edilerek, acele kamulaştırmayı yaygınlaştırmaya yönelik bir madde var, bu da AKP’nin rant odaklı yaklaşımının bariz göstergelerinden biridir.” açıklamasında bulundu.

    “KAYIP KAÇAK BEDELİNİN VATANDAŞA İADESİ ENGELLEMEYE ÇALIŞIYOR”

    Teklifin bütün vatandaşları yakından ilgilendiren kısmının, elektrik faturalarındaki kayıp-kaçak bedellerinin vatandaşlara iadesini engelleyen bir dizi düzenleme içerdiğini de iddia eden Didem Engin, her elektrik faturasında vatandaşın kayıp-kaçak bedeli ödediğini söyledi. “Örneğin 50 TL’lik elektrik kullanan bir abonenin faturası, vergilerle, TRT payıyla, kayıp-kaçak bedeliyle birlikte toplamda yaklaşık 100 TL’ye yükseliyor.” diyen Didem Engin, bundan bir süre önce bazı vatandaşların “Elektriği kaçak kullanan biz değiliz, niye bunun parasını bizden alıyorsunuz.” diyerek dava açtığını ve Yargıtay tarafından haklı bulunduklarını hatırlattı. Didem Engin “Tabii Yargıtay’dan böyle bir karar çıkınca, dağıtım şirketleri son derece rahatsız oldular. Çünkü 2006-2010 yılları arasında bizlerin, vatandaşların dağıtım şirketlerine ödediğimiz kayıp-kaçak bedeli 33 milyar TL. Dolayısıyla böyle bir bedeli vatandaşa geri ödemek istemiyorlar.” diye konuştu. Bu düzenleme ile mahkemelerin vatandaşın lehine verdiği tüm iade bedellerinin ve mahkeme masraflarının tekrar tüm abonelere faturalarda yansıtılmasını istendiğine dikkat çeken Didem Engin, “Dikkatinizi çekiyorum, mahkeme masraflarını bile abonelere, yani bizlere ödetmek istedi Hükümet.” şeklinde konuştu.

    Hükümetin getirdiği kayıp kaçak elektrik düzenlemesinin, anayasaya aykırı olduğunu söyleyen Didem Engin “Anayasamızın 2’inci maddesindeki ‘Sosyal Hukuk Devleti’ ilkesine, 5’inci maddedeki ‘devletin temel amaç ve görevlerine’, 38’inci maddedeki ‘ceza sorumluluğu şahsidir’ hükmüne, 172’inci maddedeki ‘devlet, tüketicileri koruyucu ve aydınlatıcı tedbirler alır, tüketicilerin kendilerini koruyucu girişimlerini teşvik eder’ hükmüne açık aykırılık vardır” dedi.