Etiket: ‘Devletin

  • Mardinli hububatçılar devletin arkasında

    MARDİN (İHA) – Kızıltepe Zahireciler Derneği ve Hububat Ticaret Merkezi Başkanı Mehmet Şerif Öter, ABD’nin Türkiye’ye karşı ekonomik savaş başlatmasının beklenen bir durum olduğunu belirterek Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ABD’ye karşı dik duruşunun sonuna kadar arkasında durulması gerektiğini söyledi.

    Kızıltepe Zahireciler Derneği ve Hububat Ticaret Merkezi Başkanı Mehmet Şerif Öter, binlerce dönüm bereketli Mezopotamya Ovasında ekilen ürünlerin tüm ülkenin geçimini sağlayabilecek boyutta olduğunu ve buna bağlı olarak hükümetin faiz lobisine izin vermeden ABD karşında dimdik duruşunun arkasında olduklarını ifade etti. Öter, her şeyin bugün gün yüzüne çıktığını belirterek, “ABD, istediği şekilde Ortadoğu’da siyasi dayatmaları uygulayamamasından dolayı acımasız bir şekilde ekonomi silahıyla saldırmaktadır. Artık savaşlar ne yazık ki er meydanlarında değil kirli parayla saldırı şeklinde oluyor. Karşılığı olmayan bir dolar. Dünyada karşılığı olmadan bir para bugün ekonomimizi tehdit edebiliyor. Önemli olan ülkemizin ekonomik istikrarıdır, geleceğidir” dedi.

    “Faiz fırsatçılarına hükümetimiz dikkat etsin”

    Faiz fırsatçıların dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayan Öter, “Pusudalar. Pirinç ve çay gibi ürünleri marketlerde fırsatçıların raflardan indirdiğine şahit oluyoruz. Bazı alışveriş merkezlerinde dışarıdan gelen ürünlerin bir kısmının etiketini değiştirmişler. Hatta bazıları raflarda bir kısım ürünleri indirmişler. Bunlara fırsat vermemek için acilen hükümetin önlem alması gerekiyor. Denetimleri bu yönde sıklaştırmaları gerekiyor. Fırsatçılara meydan vermemek gerekiyor. Bugün birileri ülkemizi yakmak istiyor. Biz de bu ateşin içinde ganimet toplamaya kalkarsak bence bu fikirde olanlar cahildir, büyük bir gaflet ve ihanet içindedirler” diye konuştu.

    “Üretimi arttırmak için sahada çiftçi desteklenmeli”

    Dünyanın en bereketli, en verimli ve kaliteli topraklarına sahipken ne yazık ki tahıl ve baklagiller gibi ürünlerin ithal edilir duruma geldiğini aktaran Öter, şunları kaydetti:

    “Dövizimiz dışarı çıkıyordu. Bugün mısırımız, buğdayımız, barbunyamız bütün ürünlerimiz topraklarımızda yeteri kadar üretiliyor. Dünyanın bir tarım ülkesiydik ama bunların hepsini bir kaç tane ithalat lobisi yüzünden azalttık. Bunlara kapı açılsın diye gümrük duvarları indirildi ve bu ürünleri ithal ettiler. Tarımımız çok güçlüdür ve üretimi arttırmak için sahada çiftçiyi desteklenmeli. 4 kez üst üste organize sanayi bölgesi en çok un ihracatı ödülü aldı. Kendi ürettiğimiz ile idare edeceğiz. Amerika birkaç gün daha oynayacak biz de dolar almayacağız ne olacak sanki kendi ülkemizde üretilenle idare edeceğiz. Mesele papaz meselesi değil. Devlet papazı salsa başka istekleri devamında getirecekler. Çünkü Amerika’ya taviz verenin sonu gelmiştir. Saddam da taviz verdi ama ne oldu Müslümanların onurunu ayakları altına aldı. Ümmete saldırı yaptı. Biz bu süreci el ele atlatacağız. Bunu da aşacağız panik yapmanın bir anlamı yok.”

  • Ziraat Odası Başkanı Çetindağ:”Çiftçilerimiz her zaman devletin yanında olmuştur”

    Sivas Ziraat Odası Başkanı Hacı Çetindağ ve yönetim kurulu üyeleri, Adalet Bakanlığı Bakan yardımcılığı görevine atanan Hilmi Bilgin ile Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Bakan Yardımcılığı görevine atanan Selim Dursun’a hayırlı olsun ziyaretinde bulundu.

    Bakan yardımcıları Hilmi Bilgin ve Selim Dursun’a hayırlı olsun dileklerini ileten Ziraat Odası Başkanı Hacı Çetindağ,”Sivas’ın ve Sivaslı çiftçilerimizin bundan sonraki süreçte sizden beklentileri daha da artmıştır. Sivaslı çiftçilerimizin sorun ve sıkıntılarını çözümünde bugüne kadar sarf etmiş olduğunuz çaba ve gayretlerinizden ötürü odam ve üyelerim adına teşekkür ediyorum. Bu yıl ki hasat döneminde ilimizde rekolte beklenenin üzerindedir. Gelecek yıl için şimdiden bazı önlem ve tedbirler alınması gerekmektedir. Çiftçilerimizin borçlarının ertelenmesi ve Sivas bölgesinde tarım ve hayvancılığın daha da geliştirilmesi konusunda sizlerle ortak çalışmalar yürüterek bunların hayata geçirilmesi için desteklerinizi bekliyorum. Çiftçilerimiz zor günlerde her zaman devletimizin ve hükumetimizin yanında yer almıştı. Bundan sonra da olmaya devam edecektir. Görevinizde başarılar diliyor Sivas’a ve ülkemize hayırlı olmasını temenni ediyor” dedi.

    Adalet Bakanı Yardımcısı Hilmi Bilgin ile Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Bakan Yardımcısı Selim Dursun ise ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getirerek Sivas’ın tarım ve hayvancılık alanında Türkiye’de önemli bir yere sahip olduğuna dikkat çektiler.

    Çetindağ ve yönetim kurulu üyeleri, bakan yardımcıları Bilgin ve Dursun’a çeşitli hediyeler takdim ederek misafirperverliklerinden ötürü teşekkür etti.

  • İTO Başkanı Öztürk Oran: “Devletin eli ikinci el otomotiv ticaretinin içine girmeli”

    ‘İkinci El Otomotiv Ticaretinin Türk Ekonomisindeki Geleceği’ konulu toplantıda konuşan İstanbul Ticaret Odası Başkanı Öztürk Oran, “Birlikte öyle bir konuya parmak basalım ki bu ülkede ikinci el araç alanları da ilgilendirsin, alıcıları daha mutlu etsin, satıcıları da huzurlu etsin. Ben derim ki devletin eli ikinci el otomotiv ticaretinin içine girmeli” dedi.

    İstanbul Ticaret Odası (İTO), ‘İkinci El Otomotiv Ticaretinin Türk Ekonomisindeki Geleceği’ konulu bir toplantı gerçekleştirdi. İTO’nun Eminönü Merkez Binasında gerçekleşen toplantıda, İkinci El Otomotiv Satış Danışmanı Eğitim Programı’nı başarıyla tamamlayanlara da sertifikaları takdim edildi.

    Toplantıda bir konuşma yapan İTO Başkanı Öztürk Oran, ikinci el araç işinde en önemli hususun güven olduğunu ve bunun güvenilir bir şekilde yapıldığında ülke seviyesinin yükseleceğini belirterek, “Altıncı ve yedinci etapta eğitim alarak programı tamamlayan katılımcılar şuanda aramızda. Onlar, artık sektörde çok daha yetkin, çok daha deneyimli ve teorik düzeyi yükselmiş nitelikli insanlar olarak çalışıyorlar. Sizleri tebrik ediyorum. Başarılarınızın devamını diliyorum. Rektörümüzde burada diyorum ki inşallah bu eğitim sürekli devam eder ve bu eğitime teveccüh artar. Buna hem ülke hem de sektör olarak ihtiyacımız var. Eğitim programında edindiğiniz bilgi ve deneyimin çalışma hayatınızdaki verimi artırmasını sağlıyor. Yalnız şunu belirtmekte büyük fayda var; ikinci el araç işinde en önemli husus güven. Malumunuz, ‘ikinci el bir araç alacağım ama güvenebilir miyim?’ Sürekli başınıza gelen bir konu. Satış danışmanları aracın her türlü yönünü, avantajlarıyla birlikte eksiklerini ve kusurlarını da alıcılara iletmeli. Bunu yaptığımız an bu ülkenin seviyesini yükseltiriz” diye konuştu.

    “Pazar büyük, satışlar artıyor, piyasa canlı”

    İkinci el araç pazarının büyük, piyasanın ise canlı olduğunu ifade eden Başkan Öztürk Oran, şu ifadeleri kullandı: “İkinci el araç piyasası, Türkiye’de hakikaten çok büyük bir hacme sahip. Sadece rakamlardan dahi, bu hacmin büyüklüğünü anlayabiliriz. Ocak- Kasım döneminde Türkiye’de, 6 milyon 700 binden fazla araç el değiştirdi. Geçen yılsa bu rakam, 6 milyon 200 bin seviyelerindeydi. Yani yıllık bazda yüzde 10’un üstünde artış var. Veriler gösteriyor ki pazar büyük, satışlar artıyor, piyasa canlı. Dolayısıyla bu kadar büyük bir ekonomik hareketliliğin olduğu yerde nitelikli insan kaynağı ihtiyacı da bir o kadar güzel bir kriter olmalı. Böylesi önemli bir ticari hacim; gerekli eğitimlerin verilmesi ve bilgilendirmelerin yapılması ile beslenebilir. Nasıl ki hizmet sektörünün hemen her alanında nitelikli satış danışmanları, piyasaların sağlıklı işlemesi için elzemdir. Burada da net bir şekilde görüyoruz ki bu satış elemanları çok önemli. Onların nitelikli kişilerden oluşması ve güven verici olması lazım. İkinci el araç satışıyla ilgili olarak da bu hususu net şekilde görüyoruz”.

    “Devletin eli ikinci el otomotiv ticaretinin içine girmeli”

    Devletin ikinci el araç piyasasına el atması gerektiğini söyleyen İTO Başkanı Oran, “Birlikte öyle bir konuya parmak basalım ki bu ülkede ikinci el araç alanları da ilgilendirsin, alıcıları daha mutlu etsin, satıcıları da huzurlu etsin. Ben derim ki devletin eli ikinci el otomotiv ticaretinin içine girmeli. Devletin eli bu işin içine girmediği zaman siz kendiniz alıp kendiniz satıyorsunuz. Pazarı kendiniz oluşturuyorsunuz. Yeminli mali müşavirler gibi bu sektöründe ekspertizini yapacak, devletin de bir elemanının içinde olacağı bir sistem kuralım. Sektörünüzün büyümesini istiyorsanız, sektörünüzün kalitesini artırmak istiyorsanız bu işe günün birinde sıcak bakacaksınız” dedi.

    Açılış konuşmaların ardından ikinci el otomotiv ticaretinde KDV konusu ile ikinci el motorlu kara taşıtlarının ticareti hakkındaki yönetmelik sunumlarla ele alındı.

  • Hisarcıkoğlu: “Hukuk sistemi sadece devletin değil ekonomin de direğidir”

    Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıkloğlu, yargı sisteminin yavaş çalışmasından herkesin şikayetçi olduğunu belirterek, “Hukuk sistemi sadece devletin değil ekonominin de direğidir. Çünkü hukuk demek, güven demektir. Su ve ekmek nasıl bir ihtiyaçsa hukuk da aynen öyle bir ihtiyaçtır” dedi.

    Başkan Hisarcıklıoğlu, Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) Tahkim ve Arabuluculuk Merkezi açılışına katıldı. Açılışa Başkan Hisarcıklıoğlu’nun yanı sıra Adalet Bakanlığı Arabuluculuk Daire Başkanı Hakan Öztatar, Mersin Barosu Başkanı Ali Er, MTSO Başkanı Şerafettin Aşut ile iş dünyası temsilcileri katıldı. MTSO Başkanı Aşut’un konuşmasının ardında kürsüye çıkan TOBB Başkanı Hisarcıkloğlu, Çanakkale’de şehit olanları minnetle andıklarını söyledi. Bugün Türk milletinin istiklal ve istikbal mücadelesinin Afrin’de Zeytindalı Harekatında devam ettiğini belirten Hisarcıkloğlu, “Orada mücadele eden askerlerimize de buradan selamlarımı gönderiyorum. Şehitlerimizi rahmetle yad ediyor, gazilerimize acil şifalar diliyoruz. Allah kahraman Mehmetçiğimizi korusun, ordumuzu muzaffer kılsın, birlik ve beraberliğimizi de muzaffer eylesin” diye konuştu.

    “Hukuk sisteminin yavaş çalışmasından herkes şikayetçi”

    Bugün MTSO’nun Mersin’e yeni bir eser daha kazandırdığını belirten Hisarcıklıoğlu, “Odamız inisiyatif alarak tahkim ve arabuluculuk merkezini kurması çok önemli. Zira yargı sisteminin yavaş çalışmasından hepimiz şikayetçiyiz. Hukuk sistemi sadece devletin değil ekonominin de direğidir. Çünkü hukuk demek, güven demektir. Güven olursa girişimcilerimiz önünü görür, daha kolay risk alıp yatırım yapar, istihdam sağlar. Adil ve etkin bir hukuk sistemi olması bu noktada çok önemli. Aslında bizim kültürümüzde, inancımız da hukukun yeri ayrı. Mülkün temelinde adaletin olduğuna inanan bir milletiz. Bireylerin haklarını savunan, insanı yaşat ki devlet yaşasın ilkesi bu topraklardan çıktı. Eğer hukuk sistemi iyi işlerse toplumda da güven duygusu artar. Kişilere, kurumlara ne kadar çok güven duyulursa ekonomide o kadar iyi ve adil işler. Dolayısıyla su ve ekmek nasıl bir ihtiyaçsa hukuk da aynen öyle bir ihtiyaçtır. Yani hukuk demek ekmek demek” şeklinde konuştu.

    “Mahkemelere her sene 7 milyona yakın dosya gelmektedir”

    Mahkemelerin, hakimlerin her geçen gün iş yükünün arttığını vurgulayan Hisarcıklıoğlu, şöyle devam etti:

    “Yargıdaki en önemli sorunda iş yükü. Burada hem süre uzamaktadır hem de kalite düşmektedir. Buda vatandaşın adalete erişimini zorlaştırmaktadır. Adalet zamanında ve doğru tecelli etmeyince adalet sistemine olan güven azalmaktadır. Avrupa’da bir hakim yılda ortalama 200 dosyaya bakarken, ülkemizde bir hakim ise yılda 700-800 dosyaya önüne gelmektedir. Bir yılda 250 iş gününün var olduğunu sayarsak, hakimlerimiz sabah bir dosya, öğlen bir dosya, akşamda eve gitmeyip bir dosyaya bakıp karar vermelerini bekliyoruz. Mahkemelere her sene 7 milyona yakın dosya gelmektedir. Bunların 4 milyonu o sene karara bağlanıyor, 3 milyon dosya ertesi seneye kalmaktadır. Peki bizleri en çok ilgilendiren iş davalarında durum ne. Mahkemeye gelişiyle, karar verilmesi arasındaki geçen süre son 5 senede 250 günden 450 güne çıktı. Bazı mahkemelerde duruşma tarihleri 6 ay sonrasına bırakılıyor. Bu kadar uzun süren yargılamadan da herkes zarar görmektedir. Bir önemli sıkıntı da uygulamada yaşanmaktadır. İş mahkemelerindeki davaların neredeyse yüzde 99’ununu iş veren aleyhine sonuçlanmaktadır. Bu durumda insanın aklına şu soru gelmiyor değil. Bu ülkede iş verenlerin müteşebbislerin hepsi mi haksız, hepsi mi hatalı. Bu mümkün mü? İşin doğrusu hak edene hak ettiğin vermektir.”

    “Son 2,5 ayda arabuluculuğa 21 bin dosya gitti”

    Arabuluculuk sisteminin devrim niteliğinde olduğunu kaydeden Hisarcıklıoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Biz bu sisteme geçen en son ülkelerden biriyiz. Esasında fikrin patenti de bize ait. Arabuculuğun temelinde ahilik kültürümüz vardır. O dönem 2 kişi anlaşamazsa o günkü ticaret ve sanayi odası başkanı ahi babaya giderdi ve ahi baba onları anlaştırırdı. Sonra biz bu anlayışı terk ettik, gelişmiş ekonomiler sahiplendi. Bunu modernize ettiler. En az bir sene sürecek bir mahkeme hükmü arabuluculuk sistemiyle bir günde elde edilebilmektedir. İş dünyası olarak bu tür alternatif çözümlerin ülkemizde olmasını yıllardır hayal ederdik ve ısrarla isterdik. Nihayet bizim de hukuk sistemimize girdi. İşçi, işveren arasındaki arabuluculuk artık zorunlu hale geldi. Biz arabuluculuğu adalete hızlı erişim olarak görüyoruz. İş, işveren arasındaki anlaşmazlıkların çözümünde iş adamların arasındaki alacak, verecek davalarında da arabulucukla süreçler kısalacak. 2,5 ayda 21 bin anlaşmazlık arabuluculuğa gitti. Bunların yüzde 68’i uzlaşmayla bitti. Başarılı anlaşma oranını artırmak için bu sistemi geliştirip, yaygınlaştırmamız lazım. MTSO gibi odalarımız bu konuda hemen adım attılar. MTSO 3 pilot bölge konusunda hemen sorumluluk üstlendi. Odamızın hukukçuları da gerekli eğitimi alarak arabulucu oldular. Bu merkezi de kurarak hizmeti üyelerimizin ayaklarına kadar getirdiler. Hukuk sistemini daha sağlıklı hale getirdiğimizde ülkemiz ve ekonomimizde o derece güçlenir. Öyle bir hukuk sistemimiz olmalı ki herkes adaletten emin olmalı, adaletin terazisinden kimse şüphe duymamalı. Eğer adalet doğru tartar, kılıcı doğru keser, adalet doğru zamanda tecelli ederse devlet ve sisteme inançta o ülkede kuvvetlenir. İşte o zaman daha güçlü bir ülke, daha zengin bir millet oluruz.”

    “Artık en fazla 28 gün içinde sorun çözülüyor”

    Adalet Bakanlığı Arabuluculuk Daire Başkanı Hakan Öztatar ise uyuşmazlık yaşandığında bir an önce adalete erişmek istediklerini kaydederek, “Çünkü geç gelen adalet, adalet değildir. İşte bir an önce adalete erişim anlamında arabuluculuk gerçekten çok önemli bir alternatif olarak karşımıza çıktı. Şu ana kadar geçen yıl çözdüğümüz 27 bin 500 dosya var. Bunların yüzde 89’u bir günde ve bir günden daha az zamanda çözümlenmiş zamanda. Artık iş uyuşmazlıklarını kanunda en fazla 27 günde çözebileceğimizi açıklamış olduk. Bu yılda şu ana kadar bize ulaşan uyuşmazlıklardan 15 bin uyuşmazlığı olumlu bir şekilde sonuçlandırdık. Geçen yıl itibarıyla baktığımızda iş mahkemelerindeki ilk derece mahkemesindeki görülme süresi 542 gün. Şimdi arabuluculukta ise 28 gün içinde sorun çözülüyor. İkinci olarak baktığımızda arabuluculuk süreci ekonomik olarak da karşımıza çıkıyor. Çünkü arabuluculuk sonucunda iş veren dünyası davayı kaybettiğinde yargılama ücretleri, harç, karşı vekalet ücreti, diğer ücretlerle birlikte 1 ise 3 ödemek zorunda kalıyor davanın sonucunda. Oysa arabuluculuk bir yargılama olmadığı için sadece arabuluculuk ücreti dışında bir masrafı da olmadığı için daha ekonomik bir sistem olarak da iş verenimize hizmet vermektedir. Yine ticari dünya için arabuluculuğun en önemlisi de damga vergisinin getirdiği vergi muafiyetidir. Arabuluculuğun en önemli konusu da gizlilik olarak karşımıza çıkmakta. Ticaret için ticari sırların korunması, itibarları önemlidir. İşte arabuluculuk sisteminde konuşulanlar, bilgi, belgeler arabuluculuk sürecinde olan her şey arabuluculuk sürecinden sonra açıklanamaz. Bu bilgileri ortaya çıkan kişi 6 ay hapis cezasıyla cezalandırılır” dedi.

    Konuşmaların ardından tahkim ve arabuluculuk merkezinin açılışı yapıldı. Açılışın ardından protokol üyeleri merkezi gezerek, bilgi aldı.

  • Sekmen: “Bir millet ve iki devletin sevinci de acısı da birdir”

    Erzurum’un düşman işgalinden kurtuluşu ve Azerbaycan’ın kuruluşunun 100. yıldönümü, düzenlenen etkinliklerle kutlandı.

    Erzurum Büyükşehir Belediyesi, Azerbaycan Ankara Büyükelçiliği, Eko Avrasya Derneği ile Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği (TDED) Erzurum Şubesi’nin işbirliğinde düzenlenen “100’ümüz Özümüz Bir” programı kapsamında ilk olarak kortej yürüyüşü düzenlendi. Cuma namazının ardından Narmanlı Cami önünde bir araya gelen vatandaşlar, ellerindeki Azerbaycan ve Türk bayraklarıyla mehteran takımının seslendirdiği marşlar eşliğinde İbrahim Erkal Dadaş Kültür ve Sanat Merkezi’ne kadar yürüdü. Kortej yürüyüşü sonrası İbrahim Erkal Dadaş Kültür ve Sanat Merkezi’nde “100’ümüz Özümüz Bir” adlı şura toplantısına geçildi. Toplantıya Erzurum Valisi Seyfettin Azizoğlu, AK Parti Erzurum Milletvekili İbrahim Aydemir, Azerbaycan Milletvekili Ganire Paşayeva, Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen, AK Parti Erzurum İl Başkanı Mehmet Emin Öz, TDED Erzurum Şube Başkanı Murat Ertaş, Eko Avrasya Derneği Başkanı Hikmet Eren, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ve vatandaşlar katıldı. Kültür merkezinde devam eden programda, İstiklal Marşı ile Azerbaycan Milli Marşı, ardından iki ülke arasındaki kardeşliği anlatan şiirler seslendirildi, türküler okundu. Vali Azizoğlu, programda yaptığı konuşmada, Azerbaycan Cumhuriyeti’nin kurucusu Mehmed Emin Resulzade’nin “Bir kere yükselen bayrak, bir daha inmez” sözünü hatırlattı. Azizoğlu, şunları kaydetti: “Bizi kimse teslim alamayacak. Dünyanın bütün orduları, tankları, uçakları, gemileriyle beraber üzerimize gelseler, bütün mazlum milletlerin tek istinatgahı olan Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni ve bu büyük aziz Türk milletini hiçbir müstevli esir edemeyecektir, bunu bütün dünya böyle bilsin. Çünkü bu topraklar, dünyadaki bütün mazlumların tek istinatgahıdır. Bu topraklar, bütün ezilmiş milletlerin, kırılan, dökülen, hor görülen, yıkılan, yakılan, öldürülen bütün mazlumların tek sığınağıdır. Allah bu Anadolu toprağı üzerindeki ay yıldızlı bayrağı dalgalandırdığı sürece bilesiniz ki, dünyadaki bütün mazlum ve mağdur milletlerinin koruyucusu ve kollayıcısı bu büyük millet ve devlet olacaktır.” AK Parti Erzurum Milletvekili İbrahim Aydemir de, “Ganire Hanım Nene Hatun ismini çok değerli buluyor onu da her toplantıda zikretmeye çalışıyor milli duruş daha güçlü olsun diyor. Burada çok sayıda Nene Hatun var. Bu millette doğuştan Nene Hatun ruhu var Allah’ın izniyle bu ruh hiç bitmeyecek. Azerbaycan bizim kardeş ülkemiz şehrimizin kurtuluşunun Azerbaycan’ın kuruluşuyla aynı olması bizi mutlu ediyor ‘Tek millet iki devlet’ diyoruz her zaman kurtuluşumuz ve kuruluşumuz kutlu olsun” diye konuştu.

    “MİLLİ MARŞLARIMIZ MÜREKKEPLE DEĞİL ŞEHİT KANIYLA YAZILMIŞTIR”

    Azerbaycan Milletvekili Ganire Paşayeva da, Azerbaycan ile Anadolu Türklerini birbiriyle kardeş olduğunu bildirdi. Paşayeva, “Bu programın adı ’100’ümüz Bir Özümüz Bir’, ben belediye başkanımıza rica edeceğim önümüzdeki yıl bu programı yine yapalım ve ismini ’101’imiz Bir, Özümüz Bir’ bırakalım. Her iki milli marşımızı beraber okuyamayan adamlar da buraya gelmesin diyeceğim. Biz her zaman ’bir millet, iki devlet’ diyoruz, demek ki bu marşın ikisi de bizim marşımızdır. Her iki marşı da bizler severek ve yürekten okuyacağız. Çünkü bu marşlarımızın ikisi de mürekkeple değil on binlerce şehidimizin kanıyla yazılmıştır” dedi. Parlamenter Paşayeva, Zeytin Dalı Harekâtı’nda görev yapan Mehmetçiklere de selam gönderdi.

    “SAZIMIZ DA BİR, AVAZIMIZ DA BİR, ÇAYIMIZ DA ÇORBAMIZ DA BİR”

    TDED Erzurum Şube Başkanı Murat Ertaş da, Erzurum’un tarihi misyonu olan büyük bir şehir olduğunu ifade etti. Başkan Ertaş, şöyle dedi: “Bir şehirde 50 ve üzerinde tabya varsa orası şehirden öte bir yerdir. Orası vatandır. Bu da gösteriyor ki Erzurum, Anadolu coğrafyasını Azerbaycan’a bağlayan öz vatanımız Asya’ya bağlayan ciddi bir boğazdır. Erzurum’da şehit olan insanlar bir şehri korumak için değil vatanı korumak için şehit oldular. İsmail Habip Sevük 1930’larda Erzurum’a geldiğinde ‘Erzurum vatandan alacağı olan şehirdir’ der. Erzurum’un böyle bir tarihi misyonu var. Erzurum harp meydanıdır. ‘Ruslar Anadolu’ya girmesin’ diye, ‘Doğu’dan gelen tehlikeler Anadolu’yu etkilemesin’ diye kendisini siper etmiş bir şehirdir. Genceli Seyidov, Erzurum’da milli direniş için şehit olmuştur. Erzurumlu Mürsel Paşa Bakü’nün, Ermeni çeteleri ve Rus işgalinden kurtarılmasında ciddi katkılar sağlamıştır. Bu nedenle düşmanımız, kederimiz ve mutluluğumuz aynıysa bizim yüzümüz değil özümüz de bir. Biz kardaşız… Sazımız da bir avazımız da bir çayımız da çorbamız da bir. Canımız da kanımız da bir”

    “AZERBAYCAN VE TÜRKİYE’NİN ACISI DA MUTLULUĞU DA BİRDİR”

    Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen de, “Bir millet ve iki devletin kardeşleri olarak bizim sevincimiz de acımız da birdir” dedi. Başkan Sekmen, şunları kaydetti: “Tarihin her döneminde birbirine kardaş olan Azerbaycan ve Türkiye arasındaki bu sarsılmaz dostluğun temelinde mukaddesat, hürriyet ve istiklal azmi vardır. Sevinci ve ortak kaderi aynı olan Azerbaycan ve Türkiye’nin acısı da birdir. Bundan 1 asır önce Ermeni Hınçak ve Taşnak çeteleri, Erzurum’da 50 bin Müslüman-Türk ahaliyi katletmiştir. Ermeni çeteleri tarafından yapılan bu insanlık dışı katliamlar, Ortaçağdaki engizisyon mahkemelerinde dahi görülmemiştir. İşte bu cani zihniyete mensup alçak çetecilerin torunları olan aynı Ermeni güçleri, 25 Şubat’ı 26’ya bağlayan gece, Azerbaycan Cumhuriyeti’nin Dağlık Karabağ bölgesindeki Hocalı kasabasında Azerbaycanlı vatandaşlarımızı hunharca katletmiştir.

    Yakın tarihimizde hafızalardan asla silinmeyen bu mezalim, halen daha yüreklerimizi dağlamaktadır. Erzurum’un düşman işgalinden kurtuluşu ve kardeş devlet Azerbaycan’ın kuruluşunun 100’ncü yıldönümünü ‘Yüzümüz Özümüz Bir’ adlı bu güzel programla kutlamaktayız. Erzurumlu Mürsel Paşa’nın Kafkas İslam Orduları’nda gösterdiği kahramanlığı ve Bakü’nün kurtuluşunda üstlendiği vazifeyi hatırlamak, tarih şuurunu idrak etmek, milli mücadele ruhunu diri tutmak, milli ve manevi değerlerimize sahip çıkmak hepimizin ortak vazifesidir. Bugün, eğer Türkiye ile Azerbaycan arasında kopmayacak sıkı bağlar oluşmuşsa bunda hiç kuşkusuz Bilge Lider Haydar Aliyev’in çok önemli rolü ve katkısı vardır. Böylesine büyük bir devlet adamını bağrında yetiştiren Azerbaycan Cumhuriyeti’ne olan sevgi, Dadaşlar diyarında adeta doruktadır. Zira Erzurum’un yokluk ve kıtlıkla mücadelesine 1916’da Azerbaycanlı kardeşlerimiz yetişmiştir. Bakü Müslüman Cemiyet-i Hayriyesi, ‘Kardaş Kömeği’ adı altında Erzurumluların dar gün dostu olmuştur. Erzurum; Can Azerbaycan’ı, milli mücadelede aziz vatanımız için bizimle birlikte omuz omuza düşmana karşı savaşan Genceli Yiğit Seyidov’u ve Bilge Lider Haydar Aliyev’i asla unutmadı ve unutmayacaktır.” Şura da Başkan Sekmen’e Azerbaycan nişanı hediye edildi. Program akademisyenlerin sunumuyla sona erdi.