Etiket: Destekliyor

  • Üçge elektronik markaların dijital dönüşüm süreçlerini destekliyor

    Sunduğu yenilikçi ürün çeşitliliğiyle şirketlerin dijital dönüşüm süreçlerini destekleyen Üçge Elektronik, “Dijital Dönüşüme Nasıl Başlamalı?” ana temasının işlendiği Bursa Talks etkinliğinde markaların dijital dönüşüm süreçleriyle ilgili farklılığını ortaya koydu.

    KalDer Bursa Şubesi işbirliği ve Sosyalink ile Medya Vadisi organizasyonuyla KalDer Evi’nde gerçekleştirilen faaliyetin konuğu CDO Turkey İcra Kurulu Başkanı ve Dijital Stratejist Bülent Kutlu oldu. Üçge Elektronik’in de sponsorları arasında olduğu konferansta konuşan Bülent Kutlu, tüm dünyayı etkisi altına alan “Dijital Dönüşüme Nasıl Başlamalı?” sorusunun yanıtlarını Bursa iş dünyasının üst düzeyleriyle paylaştı.

    “Dijital Strateji” olmadan dijital dönüşümün mümkün olmadığını kaydeden Bülent Kutlu, “Dijital dönüşüme başlarken atılması gereken ilk adım, dijital stratejinin belirlenmesi olmalı. Aksi halde şirketin dönüşümde başarılı olup olmadığı da belirlenemez” dedi.

    Kutlu, yalnızca teknoloji ve dijital yatırımlarla dönüşümün gerçekleşemeyeceğini, temelde tüm stratejinin “müşteri deneyimine” odaklanması gerektiğini söyledi. Dijital dönüşüm ana başlıklarının “müşteri deneyimi, servis ve iş modeli, iş prosesleri, dijital kapasite ve dönüşüm hızlandırma” olduğunu dile getiren Bülent Kutlu, tüm bu süreçlerin etkin biçimde ilerleyebilmesi için de “dijital liderliğe” ihtiyaç duyulduğunu ifade etti.

    2019 yılının dijital dönüşüm gündemlerinin “dijital ekosistemler, derin öğrenme ve yapay zeka, blockchain teknolojileri ve ödeme sistemleri” olacağını vurgulayan Bülent Kutlu, sanayide dijital dönüşüm süreçlerinde eksikliklerin ve fırsat alanlarının iyi belirlenip hızlı hareket edilmesi gerektiğini belirtti.

    Endüstri 4.0 tanımlamasıyla dünya ülkeleri arasında teknoloji ve dijital yatırımların büyük bir ivme kazandığını kaydeden Kutlu, Türkiye’nin de ihtiyaç ve çıkar alanlarında kendi politikalarını oluşturmak zorunda olduğunu vurguladı. Kutlu, “Dijitalleşme tüm şirketleri, tüm sektörleri ilgilendirmeyebilir belki ama dijital dönüşüm Türkiye’deki her şirketi ilgilendirir” dedi.

    Üçge Elektronik Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Hayri Tuncer de, Üçge Elektronik’in perakende sektörü başta olmak üzere farklı sektörlerin ihtiyaç duyduğu teknolojik ve dijital ürünlerle markaların dijital dönüşüm süreçlerine etkili çözümler sunduklarını dile getirdi. Digi, GruppoFabbri, Komet, Mado, Vakona, Webomatic, Consol, Rewebo, Medoc markalarının resmi Türkiye temsilcisi olduklarını anımsatan Hayri Tuncer, şirketlerin endüstri 4.0 süreçlerine odaklanan çok sayıda ürünle hem şirketlerin verimliliklerini, karlılıklarını artırdıklarını, hem de dijital dönüşüm süreçlerini desteklediklerinin altını çizdi.

    Bursa Talks Platformu Kurucusu Özcan Yazıcı, organizasyonu Sosyalink ve Medya Vadisi’nin gerçekleştirdiğini kaydederek, ilk etkinliklerinde salonun tamamının dolu olmasının Bursa iş dünyasının teknoloji ve dijital dönüşüme ilgisinin büyük olduğunu gösterdiğini belirtti. Özcan Yazıcı, “Bursa Talks’a katılım gösteren ve destek sunan herkese teşekkürlerimizi sunuyoruz. Bizim başlattığımız çabanın büyüyerek Bursa’nın yeni çağa uyum sağlamasında güçlü bir platform olacağını umut ediyorum” diye konuştu.

    Etkinliğin sonunda Nilüfer Belediyesi Başkanı Mustafa Bozbey, Üçge Elektronik Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Hayri Tuncer’e desteklerinden dolayı teşekkür plaketi sundu.

    Bu arada, Bursa Talks etkinliği öncesi Uludağ Üniversitesi Eğitim Fakültesi Müzik Bölümü öğrencisi ve Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği Gönüllüsü olan, Dilan Azad, Gökhan Gürbüzer, NailyaKhamitova ve Yasin Demir kontrbas, keman flüt ve gitar eşliğinde dinleti sundu. Başarıyla birçok eseri seslendiren Çağdaş Gençlik temsilcileri, konuklara keyifli anlar yaşattı.

  • Batuhan Yaşar:”ABD İdlib operasyonunu destekliyor mu?”

    İhlas Haber Ajansı ve TGRT Haber Ankara temsilcisi Batuhan Yaşar Türkiye Gazetesindeki köşesinde, “2015 yılında ABD Büyükelçisi John Bass ne demişti, şimdi ne yapıyor”, “ABD’nin İdlib operasyonu öncesinde Rakka’dan DEAŞ militanlarını İdlib’e taşıdı mı/”, “ABD “Hayat Tahrir-i Şam” (HTŞ) içinde veya dışında yer alan grupları TSK’ya saldırmaları için yönlendirir mi?”, “İdlib harekâtının 5 ana nedeni ne?”, “Türkiye, İdlib konusunda ABD ve Batılı müttefiklerden destek aldı mı?”, “Afrin’deki PKK varlığının tasfiyesi gündeme gelecek mi?” sorularına cevap aradı.

    Batuhan Yaşar’ın “ABD İdlib operasyonunu destekliyor mu?” başlıklı yazısının tamamı ise şöyle:

    “Bu soruya ‘evet’ cevabını vermek çok zor.. Ama diyeceksiniz ki bak Pentagon açıklama yaptı; İdlib operasyonunu ABD’nin çok net bir şekilde desteklediğini belirtti..

    Son günlerde ABD ile yaşadıklarımız malum..

    – Vize krizi

    – PKK/PYD’nin silahlandırılması

    – FETÖ’nün himaye edilmesi ve Türkiye’nin verdiği 84 klasörün kapağının bile açılmaması

    – 15 Temmuz’un karanlık noktaları

    2015 yılında ABD Büyükelçisi John Bass, Star gazetesinden Saadet Oruç’a özel mülakat veriyor ve şöyle diyordu:

    – “Bölgenin demografisini değiştirmeye yönelik bir komplo ya da plan hazırlığımız yok. Kürt Devleti ya da özerk bir bölge oluşturma amacında değiliz..”

    2 yıl sonra bugün Afganistan’a tayin edilen Büyükelçi Bass’ın bu sözlerinin tam tersinin gerçekleştiğini görüyoruz..

    Bütün bu yaşananlardan sonra ABD Türkiye’nin yanında yer alabilir mi? Hele hele PKK/PYD ile poz vermekten bile çekinmeyen McGurk Suriye’deyken..

    Türkiye artık söylenenlerle değil saha bilgileri ile hareket ediyor..

    Resmî açıklamalarının 180 derece tersinin gerçekleştiğini yaşayarak öğrendi..

    CIA Suriye’de ne kadar etkiliyse MİT de en az onun kadar etkili..

    Fazlası var eksiği yok..

    İstihbarat son 3-4 yıldır Suriye’de güzel işler yapıyor..

    Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) bunlardan sadece biri..

    Sahada hangi dolapların döndürüldüğünü detayları ile biliyor..

    Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar ile MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın İdlib operasyonu öncesi bölgedeki yakın mesaisi önemli ve dikkat çekiciydi..

    Türkiye en az Fırat Kalkanı kadar zorlu bir başka operasyona daha start verdi..

    Ankara’daki güvenilir kaynaklardan son durumla ilgili önemli bilgiler edindik..

    “ABD DEAŞ’LI TAŞIYOR” BİLGİSİ DOĞRU DEĞİL

    Bazı haberler yayınlanmıştı.. ABD’nin İdlib operasyonu öncesinde Rakka’dan DEAŞ militanlarını İdlib’e taşıdığı iddia edilmişti..

    Türkiye’nin elinde böyle bir bilgi yok..

    Yani bu haberler doğru değil..

    Ancak ABD “Hayat Tahrir-i Şam” (HTŞ) içinde veya dışında yer alan grupları TSK’ya saldırmaları için yönlendirir mi, yönlendirmez mi, bunu şu an için bilmiyoruz..

    İDLİB HAREKÂTININ 5 ANA HEDEFİ

    Ankara uzun süredir harekâtın hazırlıklarını yapıyordu.. Güvenlik toplantılarında İdlib harekâtının gerekçeleri 5 madde hâlinde belirlendi:

    1- PKK/YPG’nin İdlib’e girmesini önlemek..

    2- Kürt koridorunun önünü kapatmak..

    3- İdlib halkını rejimin saldırılarından korumak.

    4- PKK/YPG’nin Suriye’nin sahil bölgelerine yaklaşmasının önünü kesmek.

    5- PKK/YPG kontrolündeki Afrin’i abluka altına almak.

    TÜRKİYE, ABD VE BATIDAN DESTEK ALMADI

    Astana sürecinde Türkiye, Rusya ve İran’la İdlib operasyonunu masaya yatırdı. Çatışmasızlık alanları belirlendi.

    Bölgenin zaten öteden beri Ankara’dan beklentileri var. İdlib halkı ABD’nin kontrol ettiği PKK/YPG/SDG’yi istemiyor.

    “Müslüman kuvvet gücü” beklentileri var.

    Bu beklentilere cevap verebilecek tek aktör de Türkiye..

    İdlib halkı, Hayat Tahrir-i Şam’ın (HTŞ) Türk askerine direnç göstermesini istemiyor.

    Şu ana kadar HTŞ’den bir saldırı gelmedi..

    Ayrıca Türkiye, İdlib konusunda ABD ve Batılı müttefiklerden destek almadı.

    RUSYA VE İRAN’A BİLGİ VERİLİYOR

    Kafa karışıklığının giderilmesi için yazmakta fayda var:

    – “İdlib harekâtı tamamen Türkiye tarafından yürütülüyor.. Harekât aşamalarında Rusya ve İran’a bilgi veriliyor.”

    – Planlama süreci

    – Sahadaki aktörler

    – Gruplar arasındaki iletişim ve arabuluculuk

    – Anlaşma metinlerinin çerçevesi ve anlaşmaların sağlanması… işleri tamamen Türk istihbaratı üzerinden yürüyor.

    BUNDAN SONRA NE OLACAK?

    Ankara, İdlib harekâtı ile birlikte Suriye görüşmelerinin hız kazanacağını düşünüyor.

    Masada daha güçlü şekilde pozisyon alacak.

    Sürece katkı sağlayan ılımlı muhalefet de korunmuş olacak.

    Asıl önemlisi de Afrin’deki PKK varlığının tasfiyesi gündeme gelecek.

    AFRİN AFRİN AFRİN…

    Türkiye’nin İdlib harekâtı ile birkaç kuş vurduğu gözden kaçırılmamalı..

    Ama asıl önemlisi Afrin kaynaklı terör tehdidi ablukaya alınmış oluyor.

    Muğla’da yakalanan PKK’lı grubun Suriye’den tekne ile Türkiye’ye geçişi unutuldu.

    Her operasyonun riskleri tabii ki vardır ve olacaktır..

    Bu harekâtı şimdi yapmazsanız yarın gelir sizi sırtınızdan vururlar..

    Ankara, İstanbul ve Gaziantep’teki gibi..

    Türkiye ulusal güvenliğinin hangi boyutlarda tehdit edildiğini çok iyi gördü!” (BC –

  • Filipinler polisi sıkıyönetimin uzatılmasını destekliyor

    Filipinler’de Emniyet Genel Müdürü Ronald Dela Rosa, Marawi şehrindeki durum normale dönene kadar sıkıyönetimin uzatılmasını destekleyeceğini açıkladı.

    Filipinler’de Emniyet Genel Müdürü Ronald Dela Rosa, Marawi şehrindeki durum normale dönene kadar sıkıyönetimin uzatılmasını desteklediğini açıkladı. “Marawi şehrindeki durum normale döndürülemediğinde mümkünse başkana tavsiyelerde bulunabiliriz, Marawi’yi eski haline getirme sürecinde sıkıyönetimi genişletmek daha iyi olacak” dedi. Rosa, şehirdeki terör eylemleri devam ettiği sürece sıkıyönetimin 60 gün uzatılacağını ve yine de ihtiyaç duyulursa 60 gün daha uzatılabileceğini ifade etti.

    Öte yandan, bugün Mindanao Adası’na bağlı Marawi şehrinde aktivistler, “Sıkıyönetimi şu anda kaldırın” yazılı pankartlar taşıyarak sıkıyönetimin kaldırılması için protesto yaptı.

    Filipinler Devlet Başkanı Rodrigo Duterte, terör örgütü DEAŞ’la bağlantılı Maute grubu ve hükümet güçleri arasında çıkan çatışmalar nedeniyle 23 Mayıs’ta Mindanao Adası’nda sıkıyönetim ilan etmişti.

  • Olumlu küresel görünüm Türkiye ekonomisini destekliyor

    Deloitte Türkiye’nin yayımladığı ekonomik görünüm raporu, küresel ekonomideki toparlanmayı umut verici olarak değerlendiriyor. Bununla birlikte kısa vadede hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ekonomilerde artan siyasi belirsizlikler önemli bir risk unsuru olarak görülüyor.

    Deloitte Türkiye Ekonomi Danışmanı Dr. Murat Üçer tarafından hazırlanan ‘Ekonomik Görünüm – Yeni Dönem, Eski Sorular Raporu’ yayımlandı. Rapor, küresel ekonominin siyasi risklere rağmen toparlanmaya işaret ettiğine dikkat çekiyor. Türkiye tarafında ise önümüzdeki dönemde dış finansman koşuları ile içeride ekonomi politikalarının seyri izlenmesi gereken konular arasında ilk sırada sayılıyor.

    Deloitte Türkiye Stratejik Planlama, İş Geliştirme ve Pazarlama Lideri Hasan Kılıç, konuyla ilgili değerlendirmesinde şunları söyledi: “Türkiye, ekonomisinin, Hükümetin aldığı önlemler sayesinde yılın ilk yarısında güçlü bir büyüme kaydettiğini göreceğiz. Ancak bu güçlü seyrin sürdürülebilir olması için yatırımlarda ve güven ortamında belirgin ve kalıcı bir iyileşme olması gerekiyor. Bu da büyük oranda reformlar konusunda atılacak adımlara bağlı olacak. 16 Nisan referandumunun ardından bunun için uygun bir fırsat yakalanmış oldu. Bu adımların atılmadığı bir ortamda küresel likidite koşullarının da daraldığı göz önüne alındığında, büyümenin yeniden yavaşlama göstermesi ve enflasyon ile cari açık, yabancı yatırımcı iştahındaki azalma gibi malum kırılganlıklarımızın yükselmesi olası görünüyor”.

    Küresel ekonomide toparlanma umut verici

    Rapor, küresel ekonomide özellikle son dönemde yaşanan toparlanmanın umut verici olduğunu iletiyor. Korku endeksi olarak bilinen VIX, tarihsel olarak en düşük seviyelerde; bu durum da risk algısının son derece olumlu olduğunu gösteriyor. Büyüme, beklenen seviyede olmasa da hızlanıyor. Petrol fiyatlarındaki yükselişin ve emtia fiyatlarındaki görece istikrarın desteğiyle gelişmiş ekonomilerde enflasyon, hedeflenen seviyelere kalıcı bir yükseliş sergilemiyor fakat deflasyon riski şimdilik ortadan kalkmış görünüyor.

    Küresel ekonomide zayıf seyreden üretkenlik artışları, demografi ve yüksek borçluluk oranları en önemli yapısal sorunları oluşturuyor. Kısa vadede ise hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ekonomilerde artan siyasi belirsizlikler önemli bir risk unsuru.

    Türkiye ekonomisi

    Deloitte raporuna göre Türkiye ekonomisi, yılın ilk yarısında görece güçlü seyrettikten sonra, ikinci yarıda özellikle yılın sonuna doğru belirgin şekilde ivme kaybetme riski barındırıyor. Gelecek yıl ise yavaşlamanın bir miktar daha sürmesi bekleniyor. An itibariyle istihdam seferliğinin etkisi henüz rakamlara sınırlı yansımışken, önümüzdeki aylarda bir miktar toparlanma bekleniyor. Yine de seferberliğin tek başına sonuç getirmeyeceği, tek haneli işsizlik rakamı elde etmek için büyümede ve yatırımlarda gözle görülür ve kalıcı bir toparlanmanın olması gerekliliği öne çıkıyor.

    Uzun vadeli enflasyon beklentilerinin TCMB’nin belirsizlik bandının da üzerinde seyretmesi ve temel enflasyon göstergelerindeki katılık, enflasyondaki yüksek seyrin dönemsel olmadığı, hatta son yıllarda alışılan ortalama yüzde 8 seviyesinin üzerine sıçradığını gösteriyor. Rapora göre enflasyon, yıl sonunda tek haneli seviyeye gerileyecek ancak yüzde 9’lar düzeyinde kalacak.

    Yaşanan gelişmeler ışığında, bütçe açığının GSYH’ya oranla yüzde 2,1 olacağına ilişkin resmi beklentinin aşarak yüzde 2,5 seviyesinde gerçekleşeceği değerlendiriliyor. Açığın, 2018 yılında ise yüzde 2 seviyesinde olması bekleniyor. 2019 yılının yeni bir seçim yılı olması nedeniyle 2018 bütçesinde belirgin bir sıkılaşma olmayacağı, hatta yeni teşviklerin devreye sokulabileceği öngörülüyor. Cari açık seviyesinin ise 2017 sonunda 35 milyar dolar seviyesine doğru bir artış kaydetmesi bekleniyor.

    Önümüzdeki dönemde Türkiye’ye yönelik sermaye girişlerinde ani duruş riski gözlenmese de süreç esnasında finansman koşullarının zorlaşacağı ve dış finansman maliyetlerinin artacağı bir dönem öngörülüyor. Türkiye’nin yüksek finansman ihtiyacı, düşük rezerv miktarı ve global ortam göz önüne alındığında kurda nominal olarak değerlenme ve genelde lira üzerindeki baskının kırılmasını beklemek pek olası değil.

    Avrupa’da toparlanma devam, ancak siyasi riskler endişe oluşturuyor

    Euro Bölgesi’nde ekonomik toparlanma güçlü seyrini sürdürüyor. Riskler tarafında, Hollanda ve Fransa seçimlerinde popülist-Euro karşıtı adayların kaybetmesi belirgin bir rahatlama oluştursa da siyasi endişeler tam olarak ortadan kalkmadı. Fransa’da yapılacak Parlamento seçimleri, İtalya’da erken genel seçim riski, Almanya’da Eylül’de yapılacak genel seçimler bu siyasi endişelerin başında geliyor.

    Çin’de teşvik ve hızlı kredi büyümesi ile gelişen büyüme oranına rağmen, IMF gibi uluslararası kuruluşlar, büyümenin 2018’de aşağı yöne geçeceğini öngörüyor. Yılın sonuna doğru yapılacak Komünist Parti Kongresi’nin ülkede orta vadeli adımlar ve görünüm açısından kritik olacağı düşünülüyor.

    Rusya’da petrol fiyatlarındaki yükseliş ve Brezilya’daki siyasi belirsizliğin azalması sonucu 2015 ve 2016’da daralan Brezilya ve Rusya ekonomilerinin ise bu yıl büyümeye dönebileceği ifade ediliyor.

  • TİKA, Kosova’da kadın istihdamını destekliyor

    Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) Kosova’da kadınların meslek sahibi olmalarını ve ekonomide kadın istihdamının arttırılması çalışmalarını gerçekleştirmeye hız kesmeden devam ediyor.

    TİKA, Kosova’nın tarihi şehirlerinden biri olan Gilan’da Türk ve Arnavut kardeşliğini geliştirmek ve kadınların meslek sahibi olmalarını sağlamak amacıyla 2012 yılında kurulan Gilan Kültür Derneği bünyesinde düzenlenmesi planlanan dikiş kurslarına dikiş makineleri ve ekipman desteğinde bulundu.

    Söz konusu proje ile kadınların meslek sahibi olmaları, aile ekonomilerine destek sunmaları ve bölgede kadın istihdamının arttırılması hedefleniyor. TİKA‘nın katkılarıyla açılan dikiş atölyesinde düzenlenen kurslara çok sayıda kadın ilgi gösterdi. Dikiş atölyesinin açılış törenine Kosova Sağlık Bakanı Yardımcısı Kadir Hüseyin, Gilan Kültür Derneği Başkanı Filiz Sllamniku, TİKA Priştine Koordinatör Yardımcısı Fulya Aslan, çok sayıda davetli ve kursiyer katıldı.

    Gilan Kültür Derneği Başkanı Filiz Sllamniku, kursun açılması konusunda sağladıkları desteklerden dolayı TİKA’ya teşekkürlerini sunarak, kursa katılan bir grup Kosovalı kadının da Türkiye’nin Karabük ilinde meslek eğitimi gördüklerini ifade etti. Dikiş kursunun başladığı, Eylül ayından itibaren 180 kadının eğitim aldığını ifade eden Sllamniku, kurslara katılan kursiyerlerden bazılarının kendi atölyesini açtığını, bazılarının ise bölgedeki mevcut atölyelerde çalışmaya başlayarak iş ve meslek sahibi olduğunu kaydetti.

    Açılışın ardından kursiyerler tarafından tasarlanan ve hazırlanan kıyafetler Gilan Belediye Kültür Merkezinde sergilendi.