Etiket: Desteğini

  • Bakan Zeybekçi: “Türk Eximbank ihracata toplam desteğini yüzde 24.2’ye yükseltti”

    Türk Eximbank’ın ilk 6 aylık performansı ve yılsonu hedeflerinin açıklandığı toplantıda konuşan Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekçi, “Eximbank’ın Haziran sonu itibarıyla kredi bakiyesi yıllık yüzde 34 artışla son 4 yılın en yüksek artışını yakaladı ve 66,1 milyar TL’ye yükseldi” dedi

    Türk Eximbank’ın İstanbul Ümraniye’de bulunan genel merkezinde gerçekleşen ve ilk 6 aylık faaliyet sonuçları ile yılsonu hedeflerinin açıklandığı toplantıya, Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekçi, Türk Eximbank Genel Müdürü Adnan Yıldırım, ihracatçı birlikleri başkanları katıldı. Toplantıda konuşan Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekçi, 2017 yılında ihracatta bir seferberlik yılı ilan ettiklerini ve alınan sonuçlarla da artış kaydettiklerini belirterek, “İlk 6 ayda yüzde 8.2’lik bir ihracat büyümesi elde ettik. Tabiki bu 2016 yılında 15 Temmuz ihaneti işgal girişimine rağmen başlatmış olduğumuz o ihracat destekleri yatırım teşvikleri ile hedeflemiş olduğumuz 2017 yılına ihracatta yeniden bir atılım yılı yeniden bir seferberlik yılı ilan etmemiz sebebiyle 2016 yılının son iki ayında yaşamaya başladık biz bunu yani ihracattaki artışı en son 5 aylık 6 aylık aldığımız sonuçlarla da 8 aydan beri de bu artışı devam ettiriyoruz. Temmuz ayı ve yıl sonu itibariyle de inşallah ihracatta da güzel sonuçlar alacağız. Bugün bu buluşmada da ihracatın atılım yılında biraz önce dediğim gibi Türk Eximbank’ın ihracatçılarımızın hemen hepsi burada, ihracatçı birlik başkanlarımız burada başkan vekillerimiz burada çünkü Eximbank onların bankası onların gözlerinin içine baktıkları ve göz bebekleri gibi de korudukları banka. Onun için Eximbank’ın ilk 6 ayında ne yaptık? Performansımız ne? bunları kamuoyuna paylaşmak son derece iyi ve önemli. Öncelikle kendinizi ölçmüş oluyorsunuz. Bir şekilde değerlendirmiş oluyorsunuz kendinizi kamuoyunun beğenisine sunmuş oluyorsunuz” dedi.

    “Her yüz dolarlık ihracatın 24 dolarını Eximbank kredilendirmiş oldu”

    Türk Eximbank’ın ihracata desteğini dolar bazında yüzde 15 artırdığını ifade eden Zeybekçi, “2017 yılının ilk yarısında 10.1 milyar dolar kısa vadeli, 1.6 milyar dolar orta vadeli. Orta ve uzun vadeli olmak üzere toplam 11.7 milyar dolarlık bir kredi kullandırdı. Yine aynı dönemde alacak sigortasıyla gerçekleştirilen ihracat tutarıysa 7 milyar dolar oldu. Böylece toplam destek tutarı yüzde 15 oranında artarak 18.7 milyar dolara ulaştı. Bu rakamlar Eximbank’ın ilk 6 ayda Türkiye’nin ihracatına destek oranını yüzde 1.1 oranında artırmasını sağladı. Bu sayede de toplam ihracatın kredilendirilme oranında da yüzde 24.2’ye ulaştı. Bir başka ifadeyle her yüz dolarlık ihracatın 24 dolarını Eximbank kredilendirmiş oldu. Eximbank’ın Haziran ayı sonu itibariyle kredi bakiyesi bir önceki yıla göre yüzde 34 oranında artışla son 4 yılın en yüksek artışını yakalamış oldu. 66.1 milyar TL’lik kredi bakiyesine ulaşmış oldu. Tabi bu dönemdeki 2016 ve 2017 yılındaki kurdaki oynamaları da belki aklımıza şu soru gelebilir yüzde 34 TL bazındaki artış peki dolar bazında ne yapıyor diye. Bu da dolar bazında yüzde 10’luk bir artış. Bu da hakikaten son derece önemli bir artış. Ve toplamda da bakiye olarak 18.8 milyar dolarlık bir bakiye demek. Bu rakamlar gösteriyorki Eximbank’ın ihracatçılarımız için risk almaya elini taşın altına koymaya eskisinden çok daha istekli hale geldi” diye konuştu.

    “Eximbank kendi inisiyatifiyle kredi verecek duruma geldi”

    Eximbank ihracatı destekleme misyonunu daha iyi yerine getirebilmesi amacıyla yeniden yapılandırıldığını da vurgu yapan Bakan Zeybekçi, “Bu süreçte banka teminat mektubu dışında teminatlarla da kredi verilmeye başlandı. İlk Eximbank’ın Ekonomi Bakanlığı’na bağlanmasıyla yapmış olduğumuz istişarelerde o gün ki Eximbank Genel Müdürü ve yönetimindeki arkadaşlarımızla da bu konunun altını çok önemle çizmiştik. Dedikki Türkiye’de belki bazı kamu kuruluşları, Türkiye’de bir çok kredi derecelendirme kuruluşunun çok üst düzeyde değerlendirdiği ihracatçı firmalardan yüzde 100 banka teminat mektubu isteyerek kredi vermek Türkiye’deki kredi hatlarının boşu boşuna israfı, işgali anlamı taşır onun için artık Eximbank’ın bu firmalara kendi inisiyatifiyle kendisi risk alarak kredi vermesini sağlayacak bir döneme geçmemiz gerekiyor dedik. Bunun için olması gereken bazı yasal çalışmalar da vardı. Yani, Merkez Bankası’nın kanunun değişmesi gerekiyordu, onu da değiştirdik. Dolayısıyla artık Eximbank bu şekilde bir kredi imkanına ve inisiyatifine kavuşmuş oldu” şeklinde konuştu.

    “Dünyada bir numara olmak Türk Eximbank için en önemli hedeftir”

    Dünyada bir numara olmayı hedeflediklerini dile getiren ve Eximbank’ın diğer hedeflerinden de bahseden Bakan Nihat Zeybekçi, “Sağladığı finansman desteğinin ihracata oranını artırarak dünyada bir numara olmak Türk Eximbank için en önemli hedeftir. Bu yıl için konuşacak olursak Eximbank yılın 6 ayında ihracata toplam 21.3 milyar dolar destek vermeyi hedefliyor. Yılın ikinci yarısında atacağımız adımlarla bu hedefe yönelik olacak. Türk Eximbank finansman desteğinin komisyonu üzerinde de çalışmalarını sürdürecek. Bu çerçevede ihracatçılara sunulan orta vadeli destek miktarının bilanço içindeki payı yüzde 38’den yüzde 40’a çıkarılacak. Aynı şekilde bankanın bilançosundaki son derece önemli bir alan burası İslami bankacılık esaslarına uygun ürünlerin payının yüzde 10’nun üzerine çıkarılması da sağlanacak. İslami finansman imkanlarıyla kaynak çeşitliliği sağlanırken banka tarihinde ilk defa sukuk yani İslami tahvil ihracı yapılacak. İslami enstrümanların kullanımıyla hala yüzde 8 civarında olan katılım bankalarının Türk Eximbank’ın toplam ihracat kredi portfoyü içindeki payının yıl sonuna kadar yüzde 10’un üzerine çıkarılması sağlanacak. Aktif yapısıyla orta uzun vadenin payında görülen artışa paralel olarak fonlamada da vade uzatımı sağlanacak. Bu çerçevede Dünya Bankası, Avrupa Konseyi Kalkınma Bankası ve İslam Kalkınma Bankası’ndan toplam 750 milyon tutarında uzun vadeli kredi temin edilecek. Ayrıca, yaz döneminde bir Çin bankasından 3 yıl vadeli ilave bir kaynak girişimi sağlanacak. Bununla beraber uluslar arası piyasalardan bir yıl vadeli 500 milyon euro sendikasyon kredisi sağlama çalışmalarına da devam ediliyor. Ek olarak Körfez ülkelerindeki bankalardan ilave kaynak temini hususunda önemli adımlar atıldı. Bununla ilgili sonuçları da yakın sürede alacağız ve göreceğiz” ifadeleri kullandı.

  • Eski hükümlü girişimci, besi hayvancılığı için ilk desteğini devletten aldı

    Eski hükümlü bir girişimci, Kırklareli Denetimli Serbestlik Müdürlüğü aracılığı ile besi hayvancılığı için ilk desteğini devletten aldı.

    Kırklareli Denetimli Serbestlik Müdürlüğü aracılığı ile Türkiye İş Kurumu tarafından eski hükümlülere yönelik proje desteği kapsamında eski hükümlü M.Ö, KOSGEB Kırklareli Müdürlüğü işbirliğinde gerçekleştirilen Girişimcilik Eğitim Programına dahil edilerek girişimcilik eğitimi sertifikası alarak, kendi işini kurması için projesi hazırlandı.

    Türkiye İş Kurumu Genel Müdürünün başkanlığında toplanan komisyonca değerlendirilerek onaylanan proje kapsamında eski hükümlü M.Ö’ ye besi hayvancılığı yapabilmesi için toplam 11 bin 500 TL karşılığında kuruluş desteği amacıyla 1 süt ineği ve 3 süt buzağı hibe olarak alarak, kendi işini kurdu.

    25 Kasım 2016 tarihinde gerçekleştirilen Projenin Kapanış Törenine Kırklareli Cumhuriyet Başsavcısı Sayın İlyas Yavuz, Kırklareli Denetimli Serbestlik Müdürü Mustafa Güday, Kırklareli Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürü Hasan Aksoy ve KOSGEB Kırklareli İl Müdürü Mahmut Özkaya katıldı.

    “Ülkeye katkı vermesi ve suçtan uzak yeni bir hayat kurabilmesi için destekte bulunuyoruz”

    Törende konuşan Kırklareli Cumhuriyet Başsavcısı İlyas Yavuz, “Bizler, suç işleyerek kamuya zarar veren kişilerin hak ettikleri cezayı almalarının sağlanması kadar, bu kişilerin tekrardan suç işlemelerinin önüne geçici ekonomik, sosyal veya ruhsal iyileşmelerini sağlayacak imkanların sunulmasının da çok önemli olduğunu düşünüyoruz. Bu kapsamda bugün cezasını tamamlayarak infaz eden bir eski hükümlüye kendi işini kurarak geçimi sağlayabilmesi, üreten bir birey olarak ülkeye katkı vermesi ve suçtan uzak yeni bir hayat kurabilmesi için destekte bulunuyoruz. Bu vesile ile hem eski hükümlü vatandaşımız hem de toplumumuz için hayırlı olmasını diliyorum” dedi.

    “Topluma entegre olmalarını sağlıyoruz”

    Kırklareli Denetimli Serbestlik Müdürü Mustafa Güday, “Kurum olarak biz de bu bireylerin geleceğe güvenle bakmalarını sağlayarak gerçek ihtiyaçlarının karşılanması ile birlikte suçtan uzak durmalarının ve topluma entegre olmalarının sağlanmasında kendilerine destek olmanın mutluluğunu yaşıyoruz” ifadelerini kullandı.

    “Geleceğe güvenle bakmasını istiyoruz”

    Kırklareli Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürü Hasan Aksoy ise “Genel Müdürlüğümüzün katkıları ile eski hükümlümüze geleceğe güvenle bakan ve üreten bir birey olması yönünde destek olmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Hayırlı olmasını temenni ediyorum” şeklinde konuştu.

    Başarılı bir girişimci olacağına inancımız tamdır”

    KOSGEB Kırklareli Müdürlüğü’nün yetkilisi İl Müdürü Mahmut Özkaya ise “KOSGEB tarafından verilen Uygulamalı Girişimcilik Eğitimleri girişimcilerinin iş kurma ve yürütme konularında bilgi ve beceri sahibi olmaları, bu süreçte kendi rol ve sorumluluklarının farkına varmaları ve kendi iş fikirlerine yönelik iş planı hazırlayabilecek bilgi ve deneyim kazanmaları amacıyla düzenlenir. Verilen eğitimi başarıyla tamamlayan M.Ö beyin, kurduğu yeni işinde bilgi ve becerisini ortaya koyup, iş hayatı boyunca kendi rol ve sorumluluğunun farkına vararak başarılı bir girişimci olacağına inancımız tamdır. Kendisine yeni işinde başarılar dilerim” dedi.

    “Mutlu ve gururluyum”

    Son olarak söz alan eski hükümlü M.Ö. de “Böyle anlamlı bir törende bana söz hakkı vererek duygularımı dile getirmeme vesile olan sayın Başsavcım İlyas Yavuz bey’e huzurunuzda teşekkürü bir borç biliyorum. Benim buradan vermek istediğim mesaj şu;geçmişte yaşadığım olumsuzlukları geride bırakarak devletimizin de desteği ile geleceğe güvenle bakabilmem için önemli bir adım atmış bulunmaktayım. Ayrıca üreten bir insan olmanın gururunu yaşıyorum. Daha söyleyecek çok söz var ama yaşamış olduğum duygusal yoğunluktan dolayı maalesef ne diyeceğimi bilemiyorum. Sadece çok mutlu ve gururlu olduğumu söylemek istiyorum” diye konuştu.

    Eski hükümlü M.Ö, proje kapsamında yapılan destek ile kurduğu işi en az 3 yıl süre ile devam ettirecek. Bu süreç içerisinde Kırklareli Denetimli Serbestlik Müdürlüğü ile İşkur İl Müdürlüğü tarafından 6 aylık periyotlarla denetim yapılacak ve gerekli şartlara uyulmaması durumda ise verilen destek yasal faiziyle birlikte geri alınacak.

  • Sınır Tanımayan Doktorlar, AB Desteğini Reddetti

    Sınır Tanımayan Doktorlar, Avrupa Birliği Üye Devletleri ve kuruluşlarından fon almama kararı aldı.

    Uluslararası tıbbi insani yardım kuruluşu Sınır Tanımayan Doktorlar (MSF), bugün Brüksel’de düzenlenen basın toplantısında bundan böyle Avrupa Birliği (AB) ve Üye Devletleri’nin sunduğu maddi kaynaklardan faydalanmayacağını açıkladı. AB devletlerinin uyguladığı caydırıcı göç politikalarına ve yardıma ihtiyacı olan insanları Avrupa kıyılarından uzaklaştırma girişimlerine karşı bir tepki olarak alınan bu karar, hemen yürürlüğe girecek ve MSF’nin dünya çapındaki tüm projelerinde uygulanmaya başlanacak.

    Kuruluştan yapılan açıklamada, Avrupa hükümetlerinin bir başarı olarak değerlendirdiği AB-Türkiye anlaşmasından üç ay sonra korunma ihtiyacı olan kişiler, söz konusu anlaşmanın yol açtığı gerçek insani sonuçları daha iyi anladıkları, aralarında reşit olmayan yüzlerce refakatsiz çocuğun da bulunduğu 8 binden fazla kişinin, AB-Türkiye anlaşmasının doğrudan bir sonucu olarak Yunan adalarında mahsur kaldığı bildirildi. Bu insanlar, kalabalık kamplarda bazen aylarca vahim koşullar altında yaşadıkları, şu anda da toplu geri gönderilmelere karşı tek savunmaları olan temel yasal yardımdan yoksun kaldıkları için, Türkiye’ye zorla gönderilme endişesiyle karşı karşıya oldukları vurgulandı. Avrupa’nın kapalı kapılar ardında haklarında yasa çıkardıkları bu ailelerin çoğunun, Suriye, Irak ve Afganistan’daki çatışmalardan kaçan kişilerden oluştuğu bilgisi verildi.

    AB DEVLETLERİ SIĞINMA KAVRAMINI RİSKE ATIYOR

    Basın toplantısında açıklama yapan MSF Uluslararası Genel Sekreteri Jerome Oberreit, “Sınır Tanımayan Doktorlar olarak, Avrupa’nın caydırıcılık temelli göç politikalarını ve utanç verici uygulamalarını her fırsatta dile getirdik. İnsanların ihtiyacı olan yardım ve korumayı onlara sunmak yerine, AB – Türkiye anlaşmasıyla bu insanlık dışı durumu bir adım daha ileriye götüren Avrupa, bu haliyle ‘mülteci’ ve ‘sığınma’ kavramlarını dünya genelinde riske attığı gibi, ‘korunma’ kavramını da tehlikeye atmış oldu. Bugün Avrupa’nın mültecilere sunduğu tek teklif, bu insanların umutsuzca kaçtıkları ülkelerde kalmaları mı? Avrupa bu söylem ve politikalarla bir kez daha temel endişesinin, mültecileri kendi sınırlarından uzaklaştırmak olduğunu kanıtladı” dedi.

    TİCARİ VE KALKINMA YARDIMLARI KESİLEBİLİR

    Avrupa Komisyonu, geçen hafta AB-Türkiye anlaşmasında izlenen mantığı Afrika ve Orta Doğu’daki 16’dan fazla ülkeye uyarlamak için yeni bir öneri sundu. Bu anlaşmalar, Avrupa’ya göçü engellemeyen veya zorunlu geri göndermeleri kolaylaştırmayan ülkelere, ticari ve kalkınma yardımlarını kesmeyi öngörüyor. Sözkonusu kurallara uyan ülkeleri ise ödüllendirmeyi hedefliyor. Bu potansiyel partner ülkeler arasında, dünyanın en çok göç veren ilk 10 ülkesinden dördü olan Somali, Eritre, Sudan ve Afganistan yer alıyor.

    AB-Türkiye anlaşması, mültecilere ev sahipliği yapan diğer ülkeler için tehlikeli bir emsal teşkil ediyor. Bu anlaşma, zorla yerlerinden edilmiş kişilerle ilgilenmenin ’isteğe bağlı’ olabileceğini ve iltica hakkı sağlama haricinde herhangi bir çözüm yolunun ’satın alınabileceğine’ dair dünyaya bir mesaj gönderiyor.

    Kenya hükümetinin geçen ay dünyanın en büyük mülteci kampı olan Dabaab’ı kapatma ve kamp sakinlerini Somali’ye geri gönderme kararını haklı göstermek için Avrupa’nın göç politikasına atıfta bulunduğunu hatırlatan Oberreit, AB-Türkiye anlaşmasının aynı zamanda, halihazırda milyonlarca mülteciye ev sahipliği yapan Suriye çevresindeki ülkeleri, mültecilere sınırlarını açma konusunda hiçbir teşvikte bulunmadığını aktardı ve sözlerini şöyle sürdürdü: “Avrupa’nın göç yönetimi ve kontrolünü başka ülkelere devretme girişimi, Suriye’ye dönüş yolu boyunca uzanan kapalı sınırlarla her geçen gün dünya çapında domino etkisi yapıyor. İnsanların geri dönecek bir yeri kalmıyor. Örneğin bugün Azez’de 100 bin kişinin kapalı sınırlar ve cephe hatları arasında mahsur kalması, dünyanın dört bir yanında bir istina değil, bir kural haline mi geliyor?”

    İNSANİ YARDIM ARAÇ HALİNE GETİRİLEMEZ

    AB-Türkiye anlaşmasının mali paketinin bir trilyon avro olan kısmı insani yardıma yönelik desteği içeriyor. Kuşkusuz, üç milyona yakın Suriyeli mülteciye ev sahipliği yapan Türkiye’de bu tür bir maddi yardıma ihtiyaç var. Fakat bu yardım, ihtiyaçların giderilmesinden çok, sınırların denetimi ve kontrolü karşılığında bir ödül olarak müzakere edilmiş durumda.

    İnsani yardımın bu tür bir vaat ile bir araç haline getirilmesinin kabul edilemez olduğunu dile getiren Oberreit, basın toplantısını şu sözlerle noktaladı: “Dünya kamuoyuna ‘insani çözümler’ olarak tanıtılan caydırıcılık politikaları, güvenlik, sığınma ve korunma ihtiyacı olan insanların acılarını daha da şiddetlendiriyor. Bu politikalarda insani yardıma dair hiçbir iz yok. Bunlar norm olarak kabul edilemez ve eleştirilmelidir” dedi.

    Oberreit, “Sınır Tanımayan Doktorlar, bu derece zarar verici politikaları benimseyen kurum ve hükümetlerin fonlarından faydalanmayacak. Avrupa hükümetlerini önceliklerini değiştirmeye davet ediyoruz. AB devletleri, geri göndermeye tabi olacak kişilerin sayılarını arttırmak yerine, ev sahipliği yapacakları ve koruyacakları kişilerin sayılarını en üst seviyeye çekmelidir” diye sözlerini tamamladı.

  • Projelendirme Desteğini DAP İdaresi Veriyor

    Doğu Anadolu Projesi (DAP) Bölge Kalkınma İdaresi ile Uzundere Belediyesi arasında ‘DAP Bölgesi’nde Rekreasyon Alanlarının Geliştirilmesi Programı’ kapsamında “Tortum Şelalesi Rekreasyon Projesi” için protokol imzalandı.

    DAP Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı’nda gerçekleştirilen protokol imza törenine Uzundere Kaymakamı Hacı Arslan Uzan, Uzundere Belediye Başkanı M.Halis Özsoy, DAP İdaresi Başkan Yardımcıları Volkan Güler, Mehmet Özdoğan ile Ekonomik Kalkınma, Sanayi ve Hizmetler Koordinatörü M. Akif Suluoğlu katıldı.

    DAP İdaresi Başkanı Adnan Demir, imza töreni öncesi yaptığı konuşmada, söz konusu projenin hayata geçirilmesiyle, Tortum Şelalesinin doğal güzelliğiyle Uzundere’ye kazandırdığı turizm potansiyelinin gelen yerli ve yabancı turistlere kaliteli hizmetleri sunulacağından başta Uzundere ilçemize ve dolayısıyla Erzurum İlimizin cazibe merkezi çalışmalarına katkı sağlayacağını belirterek, “Hayırlı olsun” dileğinde bulundu. Başkan Demir, “Günümüzde insanlar, yaşam kalitelerini arttırabilmek, daha sağlıklı bireyler olabilmek için serbest zamanlarında fiziksel ve ruhsal rahatlamalarına imkan sağlayan bu tür alanları tercih etmektedirler. Bu nedenle, DAP Bölgesi’nde genç, yaşlı tüm vatandaşlarımızın faydalanabilecekleri bir yaşam alanı oluşturmaya vesile olduğumuz için mutluyuz. Amacımız, projeye ilk etapta Tortum Şelalesinin Koruma Planına uygun olarak rekreasyon uygulama projelerinin 2015 yılı sonuna kadar DAP idaresinin sağlamış olduğu finansmanla hazırlanması ve 2016 yılında yapım işlerine başlanmasıdır.” dedi.

    Uzundere Belediye Başkanı M.Halis Özsoy, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, “Hizmetlerin odağına insanı koyan bir belediye olarak, yediden yetmişe herkesin yararlanacağı projeler üretmeye çalışıyoruz. Uzun yılların özlemi olan böylesine bir projelendirmeye desteğinizden dolayı Uzundereliler adına DAP İdaresi’ne teşekkür ediyorum. Sayenizde, halkımıza verdiğimiz sözü yerine getirmenin mutluluğunu yaşıyoruz. Çağdaş belediyecilik anlayışına destek olduğunuz için iyi ki varsınız. Uzundere Belediyesi olarak bu tür çalışmalarımız bundan sonra da devam edecektir” dedi.

    Projelendirme desteği verilen proje, Tortum Gölü çevresi ve Tortum Şelalesi’ni kapsayacak ve içinde Denizbaşı, Yarımada, Ogeçe, Gizli, Su dökülen, Kılangıç ve Teyin Bahçelerinin bulunduğu yedi bölgeyi içine alan 600 dönümlük alanda gerçekleştirilecektir. Rehabilite edilecek alanlarda kuş gözlem kulesi, oturma yerleri, teras, otopark, yürüyüş ve bisiklet yolları, plaj, kır lokantası, bungalov evler, konaklama tesisi, kamelyalar, festival alanı, anfi tiyatro, ürün satıcı stantlar, piknik alanı, camii, ahşap ve betonarme köprülerin yer alması planlanmaktadır.

  • Mersin İdmanyurdu Şehrin Desteğini Bekliyor

    Mersin İdmanyurdu Teknik Direktörü Bülent Korkmaz, Mersin İdmanyurdu’nun desteğe ihtiyaç duyduğunu ifade ederek, “Mersin İdmanyurdu hep buradadır, bu şehrin takımıdır, burada yaşayan insanların camiasıdır. Hafta sonu tüm stadın dolmasını umut ederek hep beraber gerçek bir zafere imza atmak istiyoruz. Çünkü buna hepimizin ihtiyacı var. Bütün şehir bu iş için ayaklanmalı” dedi.

    Haftalık gerçekleştirdiği basın toplantısında konuşan Mersin İdmanyurdu Teknik Direktörü Bülent Korkmaz, şehre destek çağrısı yaptı. Süper Toto Süper Lig’in Mersin için bir değer olduğunu vurgulayan Korkmaz, “Bu mücadelede herkesin bize maddi, manevi destek olması gerekir ama bu desteği maalesef ki biz göremiyoruz. Haftalardır yaşadığımız problemler çözüm bulamamakla beraber bu problemler katlanarak devam etmektedir. Dün oynadığımız Karagümrük maçında ben, ekibim ve bize yardımcı olan personel haricinde başka kimse yoktu. Sadece biz bizeydik. Bu da geldiğimiz süreçte son noktaydı” diye konuştu.

    “BÜTÜN ŞEHİR AYAKLANMALI”

    Bundan sonraki zorlu süreçte şehrin tüm desteğini yanlarında hissetmeleri gerektiğinin altını çizen Korkmaz, “Her zaman yanımızda olan, bizi destekleyen bir taraftarımız var ama bu sayının daha da artması gerekiyor. Bunun yanında şehrin tüm sinerjisini hissetmek için iş adamları, şehrin önde gelen isimlerinin, şahsiyetlerinin kısacası bu şehri seven herkesin bu takıma olduğundan fazla destek olması gerekmektedir. Fenerbahçe maçından öncesi ve sonrası yapmış olduğum açıklamalarda görevi bırakacağımı açık bir şekilde söylemiştim. Fakat oyuncularımın büyük çoğunluğuyla bu kriz durumuna yüreğimizi hatta gövdemizi koyduk. Yarın bu oyuncular veyahut biz teknik ekip burada olmayabilir yada değişebilir ama Mersin İdmanyurdu hep buradadır, bu şehrin takımıdır, burada yaşayan insanların camiasıdır. Bu toplantıyı yapmamızın amacı hafta sonu Mersin şehrini ve Mersin İdmanyurdu’nu gerçekten seven, gerçekten sahip çıkan gerçek taraftara ne kadar çok ihtiyacımız olduğunu dile getirmektir. Hafta sonu tüm stadın dolmasını umut ederek hep beraber gerçek bir zafere imza atmak istiyoruz. Çünkü buna hepimizin ihtiyacı var. Hep beraber bir şeyi başarabilir. Bütün şehir bu iş için ayaklanmalı” şeklinde konuştu.