Etiket: Destanıdır”

  • Kozuva: “15 Temmuz bir millet destanıdır”

    Kozuva: “15 Temmuz bir millet destanıdır”

    Tekirdağ’ın Çerkezköy ilçesinde Çerkezköy Ticaret ve Sanayi Odası (Çerkezköy TSO) Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Kozuva 15 Temmuz darbe girişiminin dördüncü yıl dönümü ve 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü dolayısıyla bir açıklama yaptı.

    Çerkezköy TSO Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Kozuva yaptığı açıklamada, “15 Temmuz; ülkemize, demokrasiye, insan haklarına karşı yapılan kirli saldırının aziz milletimizin cesaret ve fedakârlığı karşısında alt üst olduğu gündür” dedi. Başkan Kozuva açıklamasının devamında şu sözleri kaydetti: “4 yıl önce bugün, demokrasiyi, ülkemizin birliğini ve bütünlüğünü, milletimizin iradesini hiçe sayarak darbeye kalkışanlar; egemenliğin kayıtsız, şartsız milletin olduğunu unuttu. O hainler, bu aziz milletin Sarıkamış’tan Çanakkale’ye ülkenin dört bir yanında bağımsızlığı için kanının son damlasına kadar nasıl savaştığını unuttu. Bu milletin asırlardır din, dil, ırk ayrımı yapmadan bir arada ve barış içinde yaşamayı kendine düstur edindiğini unuttu. Vatan savunmasını merkezine koyan milletimiz yine aynı birlik ve bütünlükle bu hain kalkışmanın önünde çelikten bir duvar ördü. Milletimiz; bu şer odaklı ihanet şebekelerinin dün olduğu gibi bugün de, yarın da mutlak hezimete uğrayacağını tüm dünyaya gösterdi” dedi.

    İş dünyasında güven iklimi sağlandı

    “15 Temmuz 2016’dan bu güne devletin çeşitli kademelerinde gizlenen FETÖ mensupları incelikle yürütülen operasyonlar sayesinde temizlenmiştir. Devletimizin bu alandaki yılmaz mücadelesi gerek kamusal alanda gerek iş dünyasında güven iklimi sağlamaktadır. İş insanları olarak bizler bu tip saldırıların üretimi, istihdamı, ihracatı etkilemesine asla müsaade etmedik, etmeyeceğiz. Bu vesile ile hain gecede şehadet şerbetini içmiş kardeşlerimizi ve gazilerimizi rahmet ve minnetle anıyor, Türk iş dünyası olarak önümüze çıkan hiçbir engelden yılmıyor 2023 hedeflerimizi de aşmak için azim ve heyecanla çalıştığımızı belirtiyor, millet destanının 4. yıl dönümünde 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günümüzü kutluyorum. ”

  • Karataş: “15 Temmuz 250 şehidin kanlarıyla yazdığı son kurtuluş destanıdır”

    Karataş: “15 Temmuz 250 şehidin kanlarıyla yazdığı son kurtuluş destanıdır”

    Memur Sen Erzurum İl Başkanı Mustafa Karataş, 15 Temmuz 2016 tarihinde, ülke olarak uluslararası karanlık bir işgal ve darbe girişimiyle karşı karşıya kaldığımızı belirterek, “Arkasında emperyalist güçlerin ve malum odakların olduğu FETÖ tarafından gerçekleştirilen darbe girişiminin amacı millet iradesine zincir vurmak ve Türkiye’yi sömürüye açık hale getirmekti” dedi.

    Memur Sen üyeleri bugün Havuzbaşındaki Atatürk Anıtı önünde basın açıklaması yaptılar.

    Basın açıklamasını okuyan Memur Sen Başkanı Karataş, “Milletin inanç değerlerini istismar ederek, şeytani bir planla, devlet içinde örgütlenen FETÖ, önüne konulan planı harfiyen yerine getirmiş, 17/25 Aralık kumpası, Gezi kalkışması, Kobani olayları sonuç vermeyince askeri bir darbe seçeneğine başvurmuştur.

    Bu meş’um ihanet eyleminin görünen tarafında FETÖ, arkasında ise bir takım küresel güçlerin olduğunu artık bugün daha kesin bir şekilde biliyoruz. Açık ve net olarak söylüyoruz: FETÖ’yü ve FETÖ’cü teröristleri darbe girişiminden sonra hangi güçler koruma altına aldıysa darbe girişiminin arkasında o güçler vardır.

    Türkiye’ye karşı girişilmiş uluslararası bir kumpas olan ve FETÖ’nün taşeronluğunu üstlendiği 15 Temmuz Darbe Girişimine, 250 şehid ve 2 binden fazla gaziye rağmen “kontrollü darbe” diyen bir zihniyetin bu ülkede varlığını sürdürüyor olması Türkiye için büyük bir talihsizliktir.

    Darbecilerin değirmenine su taşıyan bu karanlık söylemin bir gaflet hali olduğunu düşünüyoruz. Buna karşın sular durulup hakikati bütün çıplaklığıyla gösteren belge, bilgi ve gelişmeler ortaya çıktıktan sonra hâlâ bu düşüncede ısrar edilmesini de ancak ihanet olarak görüyoruz.

    Nitekim Türkiye’yi büyük bir kaosa ve iç savaşa sürüklemeyi hedefleyen bu hain planda 8 binden fazla askeri personel, 35 uçak, 37 helikopter, 74 tank, 246 zırhlı araç, 3 askeri gemi millete karşı kullanılmıştır.

    Meclis, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi, Özel Harekât Daire Başkanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü, MİT, TRT vericileri ve birçok kurum saldırıya uğramış; Genelkurmay, 15 Temmuz Şehitler Köprüsü, TRT ve onlarca kurum işgal edilmiştir.

    Darbe girişimine direnen 250 kahraman kardeşimiz şehit, 2 bin 193 kardeşimiz de gazi oldu.

    Evlerinde oturup çekirdek çitleyerek gelişmeleri televizyondan izleyen ve darbe girişiminin sonucuna göre pozisyon almayı hesaplayanlar, 15 Temmuz hain darbe girişiminin ne olduğunu anlayamazlar.

    Darbe tehlikesi geçene kadar milletin 29 gün boyunca tuttuğu direniş nöbetlerine burun kıvıranlar, meydanlarda gösterilen kahramanlığın bize bir vatan kazandırdığını bilemezler, kavrayamazlar” diye konuştu.

    “15 Temmuz’u anlamak isteyenler; o geceyi meydanlara çıkan milyonlara, canlarını veren şehitlere, kanlarıyla meydanları kızıla boyayanlara sorsunlar” diyen Karataş açıklamasını şöyle sürdürdü;

    “Darbe başarılı olsaydı 16 Temmuz sabahı ülkenin nasıl bir felakete uyanacağını -gafiller anlamasa da- bu millet görmüş ve gereğini yapmıştır.

    Hep söyledik yine söylüyoruz: Hiçbir insani, İslamî, ahlaki değer taşımayan bu Bâtınî sapkınların bu millete yapabileceği kötülükler tasavvur ve muhayyilemizi aşar.

    O gece okyanus ötesinden planlanan bu hain darbe başarılı olsaydı, Türkiye bir kaosa, bir karanlığa uyanacaktı. Ümmetle ve İslam dünyasıyla ilişkimiz kesilecek, Siyo-Emperyal eksenin parçası olacaktık. Darbe başarılı olsaydı, Türkiye bir sömürü ve yağma ülkesine dönüşecekti. Muhacirlerin, mazlumların, mağdurların sığınağı olan tek yurt da ortadan kalkacaktı. O gece millet bu oyunu gördü. “Hangi çılgın bana zincir vuracakmış şaşarım” diyerek kükremiş sel gibi, önüne örülmüş tanklardan bentleri çiğneyip aştı.

    Üniforma giymiş teröristlerin millete karşı kullandıkları tanklara, uçaklara, bombalara iman dolu göğsünü siper etti.

    O gece abdestini alıp namaz kılarak meydanlara çıkan, tanklara, uçaklara, helikopterlere karşı çıplak elleriyle direnen milletin kahraman evlatları bu vatanı; Allah’ın yardımıyla, büyük bir işgalden, karanlık bir iç savaştan ve emperyalizme uşaklıktan kurtararak bize yeniden hediye ve emanet etmiştir. Bu hakikati çocuklarımıza, gençlerimize anlatmak emanete sadakatin bir gereği ve şehidlerimize karşı boynumuzun borcudur.

    Şehidlere en büyük vefa bu olacaktır. Bu ülkenin geleceği bu bilincin yaşatılmasına bağlıdır. Hainleri de anlatacağız çocuklarımıza, kahramanlarımızı da! Her bir şehidimizi tek tek genç dimağlarımıza tanıtacağız.

    Tarihe sığmayacak yiğitlikler, kabirlere sığmayacak yürekler, kitaplara ve filmlere sığmayacak kahramanlıklar gösterildi o gece meydanlarda.

    O gece 250 şehidin akıtılan muazzez kanları; bu ülkenin kalbini besleyen bir bereket, hainler için felaket oldu.

    O gece Memur-Sen olarak 1 milyon üyemizle sokaklara çıkarak o muazzam direniş destanının önemli bir parçası olduk. O gece bu teşkilat “hesabî” değil “hasbî” bir teşkilat olduğunu bir kez daha gösterdi. O gece tek bir bedene dönüşüp; pazarlıksız bir fedakarlığın, “amasız”, “fakatsız” bir bilincin mücessem hali olarak, “Kim demiş her şeyin bitişi ölüm / Destanlar yayılır mezarımızdan” diyerek direnişe, şehadete, özgürlüğe koştuk.

    Bütün sendikalarımızla, komisyonlarımızla meydanlardaydık. Cuma Dağ’larımızla, Ali Alıtkan’larımızla, Yusuf Elitaş’larımızla, İlhan Varank’larımızla meydanlardaydık. Şehidler kervanına ve gaziler meclisine dostlarımızı kattık. Milyonlarca vatan evladıyla birlikte yorulmaz, susamaz, acıkmaz, korku bilmez bir bedenin parçası olduk. O gece İslam coğrafyasının her köşesinde ümmet bizimle birlikte tek yürek olarak meydanlara yürüdü, tek yürek oldu. Ümmetin yaralı yüreği bizim yüreğimizle birlikte attı, mübarek elleri semada duaya durdu.

    Ankara’yla birlikte Kudüs, Bağdat, Kahire; İstanbul’la birlikte Halep, İslamabad, Kabil, Gazze, Erzurum ile birlikte Hartum, Bosna, Trablus, Mekke; O nedenle diyoruz ki geleceğimizin teminatı daha fazla milletleşme, ümmetleşme ve kardeşleşmedir.

    O gün nasıl ki meydanlarda darbeyi püskürttüysek bugün de yeni sinsi stratejilere karşı teyakkuz ve sürekli bir bilinç halini kuşanmanın gayreti içindeyiz. Türkiye’nin entelektüel birikimi ve bu coğrafyanın erdemliler hareketi olarak; emperyalizmin her türlü kirli plan ve kumpaslarına yüksek bir bilinç, akıl ve imanla karşı koyacağız. 15 Temmuz’u unutmadık, unutturmayacağız. 15 Temmuz’un 3. seneyi devriyesi vesilesiyle şehitlerimize Yüce Rabbimizden rahmet diliyoruz. Gazilerimize şükran ve minnetlerimizi ifade ediyoruz.”

  • ABB Erzurum Şube Başkanı Çakır: “15 Temmuz, demokrasi destanıdır”

    ABB Erzurum Şube Başkanı Çakır: “15 Temmuz, demokrasi destanıdır”

    Anadolu Basın Birliği Erzurum Şube Başkanı Mehmet Musa Çakır, 15 Temmuz Şehitlerini Anma Demokrasi ve Milli Birlik Günü dolayısıyla yazılı bir açıklama yaptı.

    Anadolu Basın Birliği (ABB) Erzurum Şube Başkanı Mehmet Musa Çakır, “15 Temmuz’un bizim için ifade ettiği anlam; demokrasi bayramıdır, milli iradenin kayıtsız-şartsız millete ait olduğunun sembolüdür” dedi.

    Çakır, 15 Temmuz 2016 gecesi yaşananların, aslında Türkiye’yi işgal ve derdest etme girişimi olduğunu vurgulayarak, “Şükürler olsun ki, aziz milletimiz, ülkemiz üzerinde hain emeller besleyen FETÖ/PDY örgütüne ve bu örgütün mensuplarına geçit vermemiştir. O gece 251 vatan evladı şehit düşmüş, binlerce vatandaşımız yaralanmış ve tarihe altın harflerle 15 Temmuz destanını yazmıştır” diye konuştu.

    “FETÖ, hain bir yapılanmadır”

    Türkiye’nin yakın tarihte bile çeşitli siyasi ve askeri komplolarla karşı karşıya kaldığını ve bunların tamamının, emperyalist güçler ve onların işbirlikçileri tarafından organize edildiğini kaydeden Çakır, 15 Temmuz hain darbe girişiminin ise, diğerlerinden çok farklı bir konsepte sahip olduğunu dile getirdi.

    ABB Şube Başkanı Çakır, “Tipi bizden olan ancak çipi başkalarının elinde bulunan hain FETÖ yapılanması, yıllarca dini değerlerimiz üzerinden beslendi, inançlarımızı kullandı, milleti istismar etti. Adına hizmet dedikleri yapılanmayla yıllarca Sevr’cilere hizmet etti, emperyalistlere uşaklık etti. Yine bu yapılanma adına himmet dediği mali örgütlenmeyle hain emeller tesis etti, altyapısını güçlendirdi. Ama 15 Temmuz’da yaşananlar gösterdi ki; bunların hizmeti de, himmeti de bu milleti esaret altına almak ve vatanı işgal etmek üzerineymiş” ifadelerini kullandı.

    15 Temmuz’da yazılan kahramanlık destanının, millet iradesinin tek sahibinin yine millet olacağının en somut kanıtı olduğunu dile getiren ABB Erzurum Şube Başkanı Mehmet Musa Çakır, “O gece havada barut kokusu olmasa da, Erzurum’da da müthiş bir uyanış gerçekleşmiş, Nene Hatun’un torunlarının ortaya koyduğu milli duruş, tüm yurda adeta örnek teşkil etmiştir. Bu ülkenin sahibi necip Türk milletidir ve hiç kimse bu hakikati değiştiremeyecektir. İşte bu duygu ve düşüncelerle 15 Temmuz’da şehit düşen vatan evlatlarını rahmetle niyaz ediyor, gazilerimize de hayırlı uzun ömürler diliyorum” şeklinde konuştu.

  • Taşkesenlioğlu: “12 Mart Bayraklaşan Şehrin Diriliş Destanıdır”

    AK Parti Erzurum Milletvekili ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Avrupa Birliği Uyum Komisyonu Sözcüsü Zehra Taşkesenlioğlu, 12 Mart Erzurum’un Düşman İşgalinden Kurtuluşu’nun 98. yıldönümü dolayısıyla bir mesaj yayımladı.

    Milletvekili Taşkesenlioğlu, mesajında şöyle dedi: “Kahramanlar diyarı Erzurum; bundan tam 98 yıl önce Ermeni Hınçak, Taşnak ve Ramgavar çetelerine geçit vermeyip, vatan savunmasında gösterdiği onur, liyakat ve cesaretle şanlı tarihimize bir zafer daha kazandırmıştır. Bu zafer; vatan ve milleti için adeta bayraklaşan, şehitlerin kanlarıyla oluşan bir dirilişin destanıdır. Vatanı, bayrağı ve ezanı için düşmana göğsünü siper eden Dadaşın kurtuluş günü 12 Mart, nice destanların yazıldığı Dadaşların bu büyük ovada şahlanışı, istiklal, hürriyet ve iman gücünü bizlere hatırlatır. Milli birliğimize 98 yıl önce sunulan bu zafer, aziz milletimizin kaderini değiştirmiştir. Esaret dolu günlerde bayrağı, namusu ve vatan toprağını koruyan Erzurum, 12 Mart’ta düşmana geçit vermemiştir. İşgal kuvvetlerine öz yurdunu mezar yapan bu asil şehir, 12 Mart’ta tüm dünyaya bir mesaj vermiştir. Bu mesajın adı; ‘Erzurum, vatan ve milleti için canını feda edenlerin şehridir.’ Her zaferle beraber medeniyet ışıklarını ruhunda taşıyan ordumuza nice kahramanlar, nice kınalı kuzular veren Erzurum; dün olduğu gibi bugün de vatanı için canını seve seve vermekten hiçbir zaman çekinmez. Erzurum; sade bir şehir değildir. Erzurum; diriliştir, Erzurum ‘Cumhuriyet’ demektir. Böylesine mukaddes vatan emaneti Anadolu yurduna sahip olan bu mübarek şehirde, biz siyasetçilere düşen şey, şanlı bir geçmişe sahip, şehit kanlarıyla örülü aziz vatan toprağının gelişip, kalkınması için gece gündüz demeden çalışmaktır. Bu vesileyle tüm hemşerilerimin Kurtuluş Günü’nü kutluyor, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere vatan toprağı için şahadet şerbetini içen şehitlerimizi rahmet ve minnetle anıyorum.”

  • Vali Büyük: “İstiklal Marşımız, Milletimizin Yazdığı Kahramanlık Destanıdır”

    Vali Mustafa Büyük, “İstiklal Marşımız, milletimizin yazdığı kahramanlık destanıdır” dedi.

    Vali Büyük, 12 Mart 1921’de Birinci Türkiye Büyük Millet Meclisi Tarafından Kabul Edilen İstiklal Marşı’nın 95. Yılı ve Mehmet Akif Ersoy’u Anma Günü nedeniyle yayınladığı mesajda, milletimizin, tarihte eşi ve benzeri görülmemiş şekilde çok zor şartlar ve imkânsızlıklara rağmen parlak bir zaferle taçlandırdığı İstiklal Mücadelesinin kutsiyetini İstiklal Marşı’nın muhteşem cümlelerle anlattığına dikkat çekti. İstiklal Marşının kabulünün 95. Yıldönümünü coşku ve gururla kutlamanın mutluluğunu yaşarken, yazarı Mehmet Akif Ersoy’u da rahmet ve minnetle anan Vali Büyük, şunları kaydetti:

    “Tarihten tamamen yok edilmek istenen bir milletin, özgürlük ve bağımsızlığına ne denli bağlı olduğunun somut bir ifadesi olan, Vatan Şairimiz Mehmet Akif Ersoy’un, ’Hayal ile yoktur alkış verişim, her ne demişsem görüp de söylemişim. O şiir bir daha yazılamaz, O’nu ben de yazamam. O’nu yazmak için o günleri görmek, o günleri yaşamak lazım. O şiir artık benim değil, milletin malıdır. Benim, millete en kıymetli hediyem budur. Allah bir daha bu millete bir İstiklal Marşı yazdırmasın” dediği İstiklal Marşı, Aziz Milletimizin yazdığı kahramanlık destanıdır. İstiklal Marşı’mız, milletimizin vatan ve yurtseverlik aşkıdır.

    Milli Şairimiz Mehmet Akif Ersoy, o dönemde milletimizin çektiği acıları, sıkıntıları bizzat yaşamış, kalbinden geçenleri bütün dünyaya haykırarak, istiklal aşkıyla yanıp tutuşan gönüllere tercüman olmuştur.

    Vatanına, bayrağına, bağımsızlığına aşkla bağlı olan İstiklal Şairimiz Mehmet Akif Ersoy’un yazdığı bu destan, Kurtuluş Savaşında istiklal ateşini alevlendirmiş, mücadele azmini güçlendirmiş, milletimizi tek yürek, tek yumruk haline getiren manevi bir güç haline dönüşmüştür.

    Tüm mazlum milletlere örnek olan, tarihsel onurumuzu, bağımsızlık aşkımızı, umudumuzu ve geleceğimizi simgeleyen kahramanlık destanımız olan İstiklal Marşımızın kabulünün 95. yıl dönümünde, başta Kurtuluş Mücadelesinin ateşini yakan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, silah arkadaşlarını, Milli Şairimiz Mehmet Akif Ersoy’u, bu vatan uğruna canlarını veren şehitlerimizi şükran ve rahmetle anıyorum.”