Etiket: Dersini

  • Matematik dersini oyunla öğrenecekler

    Matematik dersini oyunla öğrenecekler

    Burhaniye ilçesinde, Bilim Sanat Merkezi Matematik Öğretmeni Dr. Satı Ceylan tarafından TÜBİTAK-4005 Yenilikçi Eğitim Uygulamaları Destekleme Programı kapsamında hazırlanan “TÜBİTAK-4005 Dijital Oyunlaştırma Çözümleri ve Oyunlaştırma Yoluyla Matematik Kavramları Odaklı Eğitici Eğitimi Projesi” Burhaniye Öğretmenevinde gerçekleştirildi. Burhaniye Kaymakamı İlyas Memiş, İl Millî Eğitim Müdürümüz Yakup Yıldız, Burhaniye İlçe Millî Eğitim Müdürü Bora Zihni, proje ekibi ve öğretmenlerin katılımlarıyla Burhaniye Öğretmenevinde gerçekleştirilen projenin kapanış töreninde katılımcı öğretmenlere sertifikaları verildi.

    09-15 Ağustos 2020 tarihleri arasında 18’i Balıkesir’de 11’i diğer illerde görev yapmakta olan toplam 29 öğretmen ve 24 kişilik akademisyen grubunun katılımıyla Burhaniye Öğretmenevinde gerçekleştirilen projede; temel eğitimde matematik öğretiminin öneminden hareketle, sınıf öğretmenlerinin dijital dünyaya ayak uyduran eğlenceli ve kavramsal bir eğitim ortamı oluşturabilme becerilerini arttırmak amaçlandı. Matematik kavramları odağında, öğretmenlere, öğrencilerinde ilgi ve merak uyandırmak, olumlu tutum geliştirmek, öğrencilerinin motivasyonlarını artırmak ve öğrenmelerini sağlamak için gerekli bilgi ve beceriler, oyunlaştırma yoluyla kazandırılmaya çalışıldı. Proje yürütücüsü Burhaniye Bilim Sanat Merkezi Matematik Öğretmeni Dr. Satı Ceylan’a teşekkür eden İl Millî Eğitim Müdürü Yakup Yıldız; “Öğrencilerimizin korkulu rüyası olan matematiği oyunlaştırma yoluyla anlatma ve sevdirmenin amaçlandığı böyle bir projeye ev sahipliği yapmak bizler için mutluluk vesilesi. İnşallah bu tür proje ve etkinlikler sonrasında matematik eğitiminde temel eğitimden yükseköğretime kadar ülke olarak çok daha iyi bir noktaya erişmiş oluruz. Pandemi sürecine rağmen ’Ben de varım!’ diyerek bu anlamlı projeye katılım sağlayan tüm öğretmenlerimize, değerli akademisyenlerimize, projenin hayat bulmasında katkısı büyük olan kıymetli öğretmenimiz Dr. Satı Ceylan’a teşekkür ediyorum.”dedi. Dr. Satı Ceylan da, törene katılanlara teşekkür etti. Program, katılımcı öğretmenlere sertifikalarının takdimi ve hatıra fotoğrafı çekimi ile sona erdi.

  • Dersini yapamadığı için 6 yaşındaki oğlunu komalık etti

    Hatay’ın İskenderun ilçesinde bir şahıs, 6 yaşındaki çocuğunu dersini yapmadığı için döverek ağır yaraladı. Baba gözaltına alınırken, çocuğun yoğun bakımda tedavisi sürüyor.

    İddiaya göre, Gültepe Mahallesi’nde yaşayan Mehmet Ali Y., 6 yaşındaki oğlu M.Y.’yi dersini yapmadığı için elektrikli süpürgenin demir sopasıyla dövdü. Küçük çocuğun baygınlık geçirmesi üzerine Mehmet Ali Y., bağırarak komşularından ve annesinden yardım istedi. Haber verilmesi üzerine olay yerine gelen 112 ekipleri 6 yaşındaki çocuğu İskenderun Devlet Hastanesine kaldırdı. İlk müdahalesinin ardından cerrahi yoğun bakım servisinde tedavi altına alınan çocuğun kafatasında ve yüzünde ciddi yaralanmalar olduğu ve durumunun ağır olduğu belirtildi. Olayla ilgili inceleme başlatan polis, çocuğuna şiddet uyguladığı iddia edilen baba Mehmet Ali Y.’yi gözaltına aldı.

    Olay haber alınca hastaneye gelen şahsın eski eşi Gülistan Ö., “Ben olayı haber alarak hastaneye geldim oğlumun her yeri morarmıştı. Dersini neden yapmadın diyerek elektrikli süpürgenin demir borusu ile kafasına vurarak dövmüş. Oğlum ölmek üzere beni de her gün dövüyordu bu yüzden boşandık. Çocukları bana vermedi öldürmekle tehdit etti şimdi çocuğumun birini devlet aldı diğeri de ölümle pençeleşiyor” dedi.

    Oğlunu demir boru ile döverek hastanelik eden şahsın annesi Halide Ö. ise, “Oğlum her gün beni de dövüyordu. Şikayetçi oldum öldürmekle tehdit etti ve şikayetimi geri almak zorunda kaldım. Torunlarım beraberken dersini yapmadı diye M.Y’yi öldüresiye dövmüş küçük olan Y.Y. ise korkudan ne yapacağını şaşırmış. İki ay önce M.Y’yi yine dövdü ve kendisini dövdüğünü kimseye söylememesi için tembihlemiş ve bu kez öldüresiye dövmüş. Şimdi ölümle pençeleşiyor küçüğü ise çocuk esirgeme kurumu tarafından alındı çaresiz bekliyoruz” şeklinde konuştu.

  • Başkan Deniz: “Haysiyet cellatları hem delegeden hem mahkemeden dersini alacaktır”

    Eğitim-bir-Sen Adıyaman Şube Başkanı Ali Deniz, kendisi ile ilgili bir internet sitesinde çıkan haberin gerçeği yansıtmadığını belirterek, haysiyet cellatlığı yapanların gereken dersi alacağını vurguladı.

    Eğitim-Bir-Sen Adıyaman Şube Başkanı Ali Deniz, bir internet sitesinde kendisinin Eğitim-Sen’e 2003 yılında üye olduğu yönünde haber yayınlanması üzerine bunu sert dille yalanladı. Ali Deniz ayrıca, mahkemeden bu haberin kaldırılması için karar çıkarttı. Ali Deniz, kendisinin 2003 yılından beri Eğitim-Bir-Sen üyesi olduğunu, Eğitim-Sen’e hiç üye olmadığıyla ilgili belge ve yazıları basınla paylaştı.

    Konuyla ilgili açıklamada bulunan Ali Deniz, “Zirveden Yeni Ufuklara yol almak için dört yıl süren bir yönetim sürecinden sonra sendikal mücadelemize yol arkadaşlarımızla birlikte devam etme kararı almış ve bu kararımızı kamuoyu ile paylaşmıştık.

    Yaklaşık bir aydır sahada üyelerimizi ziyaret ederek, destek ve teveccühlerini talep ettik. Öncelikle bu süreçte bize destek veren ve teveccüh gösteren herkese teşekkür ediyorum. Hiç kimseyi hedef almadan, ötekileştirmeden, kutuplaşmaya sebep olacak herhangi bir ifade kullanmaktan haya ederek, Şube Başkanı olmanın yüklediği sorumluluğun farkında olarak bir demokrasi şöleni havasında seçim çalışmalarımızı yürütüyoruz.

    Ancak delege seçimlerine birkaç gün kala delege iradesinin aleyhlerinde oluştuğunu gören ve telaşa kapılan bazı nifak merkezleri hareketlenmeye başlamış, sendikamıza ve şubemize her fırsatta saldıran bir haber sitesini tetikçi olarak kullanarak, son süreçte devletimizin bekasına taarruzda bulunan FETÖ’nün kumpaslarını andıran yöntemlerle, yalan ve iftira içerikli, mesnetsiz ve düzmece iddialarla haysiyet cellatlığına soyunmuştur” dedi.

    Ali Deniz açıklamasını şöyle sürdürdü:

    “Söz konusu nifak merkezleri eliyle 3.10.2018 tarihinde bir internet sitesinde ‘Eğitim-Sen Üyeliğinden Utanan Eğitim-Bir-Sen Şube Başkanı Kayıtlarını Sildirmiş. Eğitim-Bir-Sen Adıyaman Şube Başkanı Ali Deniz, Eğitim-Sen üyeliğini MEBBİS hesabından ve özlük dosyasından kaldırtmış’ başlıklı bir haber yayınlanmıştır. Bahse konu haberde, şahsımın adı açıkça zikredilmek suretiyle gerçekte var olmayan sendika üyeliğim gerekçe gösterilerek şahsıma yönelik gerçekte var olmayan birtakım siyasi görüşler ileri sürülmüştür. İktidar değişikliği gerekçe gösterilerek ‘iktidarsız’ tabiri kullanılarak sendika değiştirdiğim ileri sürülmüş, hiçbir bilgi, belge ve delil olmaksızın geçmişimi sildiğim iddia edilmiş, özlük kayıtlarıyla oynadığım ileri sürülmüş, kayıtları yok etmeye çalıştığım iddia edilmiştir. Söz konusu iddialar, belgesiz, mesnetsiz, dayanaksız, gerçeğe aykırı ve afaki olmakla beraber kamuoyu nezdinde şahsımın yıpratılması hedeflenmekte, şahsımın itibarı zedelenmekte, haber verme kastı aşılıp iftira boyutuna varılmakta ve kişisel haklarıma karşı bir saldırıda bulunmaktadır. Adı geçen haber sitesinin elinde iddialarına ilişkin ne bir belge ne de bir somut ve teyit edilmiş bilgi yoktur. Tamamen ‘çamur at izi kalsın’ düsturuyla hareket edilmiştir.

    Şahsım hakkında 31.05.2003 tarihinde 191047 Eğitim-Sen Adıyaman Şubesine üye olduğum yönünde ekran görüntüsü verilerek haber yapılmıştır. Eğitim-Sen’e üye olmak amacıyla doldurduğum ve imzaladığım herhangi bir üyelik başvuru formu olmamıştır. Konuyla ilgili müracaatımıza cevaben Eğitim-Sen Adıyaman Şubesi’nin 04/10/2018 tarih ve 51 sayılı yazılarında şahsıma ait üyelik ve istifa formunun arşivlerinde bulunmadığı belirtilmiştir.

    Kaldı ki şu anda Şube Başkanlığını sürdürdüğüm Eğitim-Bir-Sen’e 31/05/2003 tarihinde üyeliğim söz konusu olup bunu belgeleyen bilgi ve ıslak imzalı üyelik formu sendikamız arşivinde mevcuttur. 2007-2014 yılları arasında Eğitim-Bir-Sen Adıyaman Şube Yönetim Kurulunda görev aldım. 2014 yılından bu yana Şube Başkanlığı görevini yürütmekteyim ve başkanlığa yeniden adayım.

    Hiçbir zaman Eğitim-Sen geçmişim olmadı. Ben buradan hodri meydan diyorum. Elinizde ne kadar iftira malzemesi varsa buyurun. Bu iftira kampanyalarının Ankara boyutunu da iyi biliyorum. Burada tutunamayanlar iftira ile de asla menzillerine varamayacaklar, hedeflerini tutturamayacaklar.

    Kişisel bilgilerimin bu sendikaya nasıl ulaştığı ve kamuoyuyla paylaşılması hakkında hukuki süreçleri de başlattım. Bu iftirayı atanlar hakkında da dava açacağım. Bugün sözde habere erişimin engellenmesi için Sulh Ceza Hakimliği’ne başvuruda bulundum ve Adıyaman Sulh Ceza Hakimliğinin 2018/3481 sayılı kararı ile söz konusu habere erişimin engellenmesi ve haber içeriğinin yayından çıkarılmasına karar verilmiştir. Benim evrakta sahtecilik yaptığımı, Eğitim-Sen’e üye formunu yok ettiğimi, MEBBİS kayıtlarını sildirdiğimi söyleyenler bu iddialarını ispatlamazlarsa müfteridirler.”

  • Yeni akademik yılın ilk dersini Eski Bakan Rrof. Dr. Nabi Avcı verdi

    İstanbul Yeni Yüzyıl Üniversitesi’nin 2017-2018 Akademik Yılı Açılışı, Eski Milli Eğitim, Kültür ve Turizm Bakanı Eskişehir Milletvekili Prof. Dr. Nabi AVCI’nın ilk dersi vermesiyle başladı.

    Açılış Törenine İstanbul Yeni Yüzyıl Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Dr. Azmi OFLUOĞLU, İstanbul Yeni Yüzyıl Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İ. Yaşar HACISALİHOĞLU, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı İrfan FİDAN, iş ve akademik camiadan çok sayıda davetli ile İstanbul Yeni Yüzyıl Üniversitesi akademisyenleri ve öğrencileri katıldı.

    İstanbul Yeni Yüzyıl Üniversitesi 2017-2018 akademik yılının ilk dersini veren Eski Milli Eğitim, Kültür ve Turizm Bakanı Eskişehir Milletvekili Prof. Dr. Nabi Avcı, yeni eğitim öğretim yılında güzel bir akademik yıl geçirilmesi temennisinde bulundu.

    Çağa ayak uydurmanın son derece önemli olduğuna değinen Eski Bakan Prof. Dr. Avcı, “’Zamanın ruhu’ diye bir tabir var toplumsal konuları karşılıklı olarak belirliyor askeriye, maliye, ilmiye ona göre biçimleniyor. Bu biçimlendirmeler çağdan çağa değişiyor. Günümüzde bu değişimin hızı çok arttı. Teknolojinin gelişimiyle ivme kazanıyor. Artık eskisi gibi insanlar hayata atıldıkları meslekle emekli olmuyorlar. Teknolojinin gelişimiyle pek çok ara elemana veya uzmana ihtiyaç bırakmayarak makinelerle, bilgisayarla yapılacağı bir döneme girdik. Bu değişim ve gelişime ayak uydurmamız gerekiyor” diye konuştu.

    Üniversitelerin dağınık yapısına değinen Avcı, ” Türkiye’de bugün ki üniversite düzenin temelinde biliyorsunuz 1982 yürürlüğe giren YÖK Yasası ve merhum İhsan Doğramacı’nın yaptığı düzenlemeler var daha sonra o düzenlemeler muhtelif revizyonlardan geçti YÖK yasası 30’un üstünde değişikliği uğradı ve artık başlangıçta var olduğunu var sayabileceğimiz o iç bütünlüğünü de tutarlığını yitiren bir dağınıklık ortaya çıktı. Hem bu nedenle hem de 82’ de Merhum Doğramacı bu düzenlemeleri yaparken Türkiye’de 27 üniversite vardı hem de nitelik olarak bugünle mukayese edemeyeceğimiz bir manzaradan bahsediyoruz. Dolayısıyla bugün 200’e yaklaşan üniversitemiz var. Ayrıca o gün olmayan vakıf üniversitelerimiz var. O zamanlar özel üniversite kurmak pek mümkün olmadığı için vakıf üniversitesi formatında örgütlenmiş ama yasal düzenleme müsait olsa özel üniversiteye dönüşmesi gerek kurumlardı. Dolayısıyla 15 yıldır bunun uğraşı veriliyor. Fakat nihai bir sonuca ulaşamadık” açıklamalarında bulundu.

    “Biz değer üreten üniversite olmak istiyoruz”

    İstanbul Yeni Yüzyıl Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İ. Yaşar Hacısalihoğlu, yapmış olduğu açılış konuşmasında öğrencilerinden ve akademik kadrolardan neler beklediğine değindi. Rektör Prof. Dr. Hacısalihoğlu, “Sevgili gençler sizler bizim varlık nedenimizsiniz bu yüzden temel düsturumuzla hemhal olmanızı isteriz. Tek kelimeyle bunun altını üstünü saçaklarını zenginleştirerek bu temel düsturu yaşatacağız. Biz değer üreten üniversite olmak istiyoruz. Ürettiği değeri de paylaşan, bunu insanlık adına bu toprağın insanlarına, ülkesine ve geleceğe karşı sorumlulukla yapmak istiyoruz. Sizler bu konuda çok önemli bir paydaşısınız asla pasif bir konumda olamazsınız. Bir üniversite sonuçta yeniliklerin ve üretimin merkezidir. Sorgulamak ve soru sormak büyük bir iştir aslında. Önemli olan kıymetli soru sorabilmektir. Hocasını sürekli motive etmeliyiz. Bizim hocalarımızın her biri alanında en kıymetlidir. Onlardan alabileceğiniz maksimum düzeyini alın ama aynı zamanda sorularla da terletin. Çünkü üniversite hocası o yüksek kapasiteli soruları göğüsleyendir. Bu anlayışla bir zinciri kurmak istiyoruz. O açıdan burada bilgiyi de üreteceğiz her şeyi de birlikte yapacağız. Üniversite olmak iddialı iştir. Büyük binaları yaparsınız tabela asarsınız üniversite olduğunuz sanırsın, asla bunun kabul etmiyoruz! Sabır işidir. Meşakkatli iştir. Önemli olan da üniversite olmaya karar vermektir. Biz karar verdik olacağız en iyisini yapmaya çalışacağız. Sabırlı olun enerjinizi maksimize edin o cevheri açığa çıkartın lütfen ona yol gösterin ve o cevherin işlenmesinde ortak olun bunu sizden istiyoruz. Bunu sabırla yapacağınızdan eminiz size güveniyoruz ve bütün gençlerimizi size emanet ediyoruz” dedi.

  • Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye’yi yok farz eden Kuzey Irak MGK’da dersini alacaktır”

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Türkiye’yi yok farzeden Kuzey Irak Milli Güvenlik kurulundan dersini alacaktır” dedi.

    Amerika Birleşik Devletleri’nde gazetecilere kaldığı otele girerken açıklamada bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, S-400 füzeleri konusunda NATO Genel Sekreteri ile Stoltenberg ile aynı görüşleri paylaştığını belirterek, “Herkes kendi iç düzenlemelerinde serbesttir. Bu noktadaki kararı herkes kendi verir. Ve bu şekilde de bu görüşmemizi yaptık. Bu konuda ayrıca da herhangi bilgi alışverişi ile alakalı da Genelkurmayı Brüksel’e gönderip ayrıca bilgilendirileceklerdir” şeklinde konuştu.

    ABD Başkanı Donald Trump ile yapacağı görüşme üzerine sorulan bir soruyu cevaplayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yemek masasında o kadar detaylı konuları görüşme imkanımız olmadı. Sadece Perşembe günü kendisiyle ikili, kısmen de heyetler arası ama ağırlıklı ikili olur bir görüşmemiz olacak. Ondan sonra karşılıklı olarak açıklamamızı yaparız” ifadelerine yer verdi.

    “BM Myanmar konusunda eskiye göre farkındalık içerisinde”

    Birleşmiş Milletlerin Myanmar konusunda eskiye göre bir farkındalık içerisinde olduğunu gördüğünü vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan şunlara yer verdi;

    “Düzenlediğimiz toplantıya devlet başkanı olarak İran Devlet Başkanı Hasan Ruhani, Başbakan olarak Pakistan ve Bangladeş, Endonezya Devlet Başkanı Yardımcısı katıldı. Bunun dışında devlet başkanı yardımcıları ve Dışişleri Bakanları katıldılar. Orada başta şahsım olmak üzere toplantımızı yaptık. Ben toplantılar için ayrıldım. Daha sonra toplantının sonunda bir deklarasyon yayınlandı. Temenni ederiz ki bu deklarasyonu hayata geçiririz.”

    “K. Irak’ın yaptığını kendilerini sıradan değil candan sayan Türkiye Cumhuriyeti Devletini adeta yok farz etmek olarak görüyoruz”

    22 Eylül’de yapılacak Milli Güvenlik Kurulu toplantısının içeriği ile ilgili açıklama yapmasının yanlış olacağını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan şöyle devam etti;

    “Neler görüşüleceğini MGK toplantısından önce açıklama durumuna gelirsek bu ciddi bir yanlış olur. MGK toplantısında malum gerek hükümetin gerekse silahlı kuvvetlerin temsilcileri var. Hepsi orada konu ile ilgili düşüncelerini açıklayacaklar. Bu düşüncelerin açıklanması olarak Milli Güvenlik Kurulu olarak hükümete kararımızı teklif edeceğiz. Daha sonra da bakanlar kurulunda görüşmeler yapılmak suretiyle, hem bunu değerlendirecek. Biz kararlılığımızı ortaya koyacağız.

    Kuzey Irak yerel yönetimini bugüne kadar hiç yalnız bırakmadık. Her zaman yanında olduk. Her türlü desteği verdik. Bu kadar desteği veren ve kendilerini sıradan değil candan sayan Türkiye Cumhuriyeti Devletini adeta yok farz etmek olarak görüyoruz bu yaklaşımı. Bu konudaki son nihai düşüncelerimizi Milli Güvenlik ve Bakanlar Kurulu kararıyla açıklayacağız. Bunu görmelerinde fayda var diye düşünüyoruz.

    “Artık TEOG ile ilgili nokta konulmuştur. Sırada Üniversite imtihanları var”

    Ortaokul öğrencilerini ve ailelerini yakından ilgilendiren TEOG konusuna da değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “TEOG ile ilgili düşüncemi açıkladım. Sayın Başbakan ile de konuştum. Milli Eğitim Bakanı da imtihan olmayacağını söylemiştir. O zaman mesele bitmiştir. Konuyla ilgili olarak biz bir defa çocuklarımızı bindirilmiş kıtalar olarak görmek istemiyoruz. İmtihan kıskacı altında çocuklarımızın bitmesini tükenmesini görmek istemiyoruz. Hazırlıklarımız var ve bu hazırlıklarımızın hepsini Milli Eğitim Bakanlığımız vasıtasıyla zaten açıklayacaktık. Ama aileler çocuklar rahat etsin derslerine odaklansınlar. Gerek Orta öğretimde gerek Lisede canla başla kendi performanslarını ortaya koyarak üniversiteye gidecekler.”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasının sonunda Üniversite sınavları konusunda da bir çalışmamız olacağını, YÖK’ün bu konuda çalıştığını bildirdi.