Etiket: ders

  • 15 Temmuz askeri okullarda ders olarak, okutulacak

    Gaziantep’teki demokrasi nöbetine katılan Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Şeref Malkoç, 15 Temmuz’u askeri okullarda ders olarak okutulacağını belirterek, “Bu askeri liselerde harp okullarında ne öğretiliyor, ne yediriliyor ki iki de bir, darbe yapmaya kalkıyorlar. Harp okullarının da, askeri liselerin de müfredatı düzelteceğiz” dedi.

    15 temmuz akşamı FETÖ/PDY’na bağlı bir grup asker tarafından bulunulan darbe girişimine tepki amacıyla Gaziantep’te gerçekleştirilen Demokrasi nöbetinin 12. gününde Cumhurbaşkanı recep Tayyip Erdoğan’ın Başdanışmanı Şeref Malkoç ve Şarkıcı Uğur ışılak, meydandaki vatandaşlarla buluştu. Programda konuşan Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Şeref Malkoç, 15 Temmuz darbe girişimindeki halkın direnişini askeri okullarda ders olarak okutulacağını söyledi. Malkoç, “Bir taarruz olduğunda bu ülkeyi Türk silahları kuvvetleri koruyacaktır. Bu eşkiyalardan da Türk silahları temizlemek boynumuzun borcudur. Türk silahlı Kuvvetleri başımızın tacıdır. Ama bu askeri liselerde, harp okullarında ne öğretiliyor, ne yediriliyor ki iki de bir darbe yapmaya kalkıyorlar. Harp okulların da askeri liselerin de müfredatını düzelteceğiz. 15 Temmuz’u askeri okullarda ders olarak okutacağız. Kimsenin yüreği darbeye yetmeyecek” dedi.

    Ülkedeki çeşitli kurum, kuruluş ve STK’larda darbecilerin olduğunu savunan Şeref Malkoç, hepsinin hesap vereceğini kaydetti. Malkoç, “Bu darbecilerin uzantıları var, yurt dışında bağlantıları var. Miting alanına gelenler var. Biz bunları gözlerinden, alınlarından tanıyoruz. Aranıza karışıp da kendilerini kurtaramayacaklar” ifadelerini kullandı.

    “İngilizler bile Meclis’i işgal etti, ama bombalamadılar”

    Başdanışman Malkoç, 15 Temmuz’da Türkiye’nin tarihinde görmediği bir alçaklıkla karşılaştığını belirterek, Osmanlı’nın son döneminde ülkeyi işgal eden İngilizlerin bile Meclisi bombalamadığını kaydetti. Malkoç, “15 Temmuz gecesi, Türkiye bir felaketi yaşadı. Tarihimizde görmediğimiz bir olayla karşılaştık. 27 Mayıs darbesinin ahlaksız yapıcılarını tanıyoruz. 12 Eylül’de Meclis’i dağıtanları biliyoruz. 28 Şubat’ın ahlaksız generallerini tanıdık. Bunlar başka. Hem aşağılık, hem de katiller. Türk Silahlı Kuvvetlerinin içine sızmış aşağılık katiller. Sizler bu milletimizin direnişin en iyi anlayacak insanlarsınız. Kurtuluş savaşında tarih yazmış yiğit insanların torunlarısınız. Onlar, teröristlere haddini bildiren Özel Harekatımızı, bombaladı, polislerimizi şehit ettiler. Bu hainler TBMM’yi bombaladılar. Bu ülke işgal gördü. O dönemde, Meclisimiz Meclisi Mebusan’dı. İngilizler bile Meclisi işgal ettiler ama bombalamadılar. Bu alçaklar, Meclisimizi bombaladılar. 250 şehidimiz var, yüreğimiz yanıyor ama biz biliyoruz ki şehitler ölmez. İşte tankları yürüttüler, yetmedi, uçakları, helikopterleri uçurup, millete bomba, mermi yağdırdılar. Ama unuttukları bir şey vardı. O da milletin başında başkomutan olduğuydu. O güzel insanın sözüyle ile 80 milyon insan, sizler alanlara çıktınız” şeklinde konuştu.

    “Dünyada İsrail’e özür dileten tek insan Recep Tayyip Erdoğan’dır”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın çok yakınına kadar sızmalarına rağmen hainlerin Tayyip Erdoğan’ı tanıyamadığını belirten Malkoç, Recep Tayyip Erdoğan’ın İsrail’e özür dileten tek insan olduğunu kaydetti. Malkoç, “Onlar cumhurbaşkanımızı tanımıyorlar. O güzel insan, önüne hangi engel konulduysa teker teker aşarak bu günlere geldi. Hapse girdi, parti kurdu, partisi kapatılmak istendi. Bu dünyada İsrail’e özür dileten tek insan Recep Tayyip Erdoğan’dır. Bunu unutuyorlar” ifadelerini kullandı.

    Erdoğan’ın Binali Yıldırım ile konuşması

    Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Malkoç, darbe girişimi esnasında Başbakan Binali Yıldırım’ın Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı telefonla aradığını belirterek, aralarında geçen konuşmayı da anlattı. Malkoç, “Olaylar başladığında Başbakanımız Binali Yıldırım, Cumhurbaşkanımıza telefonla aradı. ‘Ne yapıyoruz’ diye sorduğunda Cumhurbaşkanımız, ‘Bu ahlaksızlara karşı ölene kadar direneceğiz’ cevabını verdi. Görüşmeden sonra da milleti sokağa çıkıp, direnmeye çağırdı” dedi.

    Genel Kurmay ile Külliye arasında yaşadıklarını anlattı

    Malkoç, darbe girişiminin olduğu akşam Genel Kurmay ve Cumhurbaşkanlığı külliyesi arasında yaşadıklarını ve gördüklerini de anlattı. Malkoç, “Millet bu kanlı katillere, bu hükümeti değiştirmek istersem, ‘sandıkta ben değiştiririm, siz dokunamazsınız dedi. O gece Ankara’yı dolaştım. Genel Kurmay ile Cumhurbaşkanlığı arasında 100 kişi şehit oldu. Millet ölümü pahasına direndi. Mermi yemiş, yaralı yaşlı insanlar gördüm, 55 yaşında merminin önüne atlayan insanlar gördüm, gençler gördüm tanka yumruk atıyorlardı. Yumruk atarak tankı durdurmaya çalışıyordu. Ey rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu, ey Necmettin Erbakan hocamız, rahat uyuyun, Antep, Türkiye ayakta, sizin davanıza sahip çıkıyor” şeklinde konuştu.

    Erbakan’ın FETÖ’cülere yaklaşımı

    Necmettin Erbakan’ın da danışmanlığını yaptığını hatırlatan Malkoç, o dönemde de FETÖ’cülerin bulunduğunu belirtti. Erbakan’ın yanına gelen insanlara sık sık çocuklarını ve eğitimlerini sorduğunu belirten Malkoç, şöyle devam etti:

    “Gelenlerin bir kısmı FETÖ örgütünden geliyordu. Çocuklarını sorduğunda, ‘onların okullarına verdim’ diyenlere, ‘çocuğunu o okuldan al. İyi eğitim falan bunlar hikaye, çocuğun okursa, İsrail’e asker olur’ derdi”. Allah rahmet eylesin. Bu millet ayağa kalkmıştır, hukuka, demokrasiye, Cumhuriyete sahip çıkmıştır.”

    “Suikasta giden askerler lağım çukurunda yakalandı”

    FETÖ gibi ne eşkiyalar gördük. Anadolu’da bin yıldır varız. Bilmiyorlarsa, Osmanlı, Selçuklu tarihini okusun. Okumadıysa bu millet okutacak inşallah. PKK’yı açtığı çukurlara gömdüysek bu eşkiyaları da demokrasi çukuruna gömeceğiz inşallah. Bu katiller, bu eşkiyalar, hani Cumhurbaşkanımızı vurmaya gidiyorlardı, en iyi eğitilmişlerdi hani. Allah Recep Erdoğan’a yürü ya kulum dedi. Ne bunlar ne ağababaları karşısında duramıyor. Cumhurbaşkanımızın kaldığı otele suikaste giden askerler hani nerde? Lağım çukurunda yakalandılar. Hani o boğaz köprüsünü kesip de onlarca kişiye katledenler, nerde? Dolabın içerisinde yakalandılar. Lan eşkiyalar inlerinize gireceğiz. Girdik, gireceğiz değimli? Öyle bir evet deyin ki, ABD’deki eşkıya başı duysun yüreği ağzına gelsin” dedi.

    Alandakilerin “idam isteriz” sloganları üzerine Malkoç, “Bu talebinizi tüm Türkiye duydu. TBMM duydu. Cumhurbaşkanımız duydu, diğer partiler de gereken cevabını vereceklerdir” diye konuşmasını sürdürdü.

    “Aklınız varsa, eşkıya başını bir an önce verin”

    Türkiye’nin ABD’den resmi olarak Fethullah Gülen’i istediğini belirten Malkoç, ABD’nin bu talebe olumlu yanıt vermemesi halinde uluslar arası hukuka göre suç işleyeceğini savundu. Malkoç, “Bu eşkıya başı ABD’de. İstiyoruz, ‘delil gösterin’ diyorlar. Gözüne girsin o deliller. ABD’de Hukuku çiğneyenler var. Uluslararası hukuka uymayanlar, suç işleyenler var” diye konuşmasını sürdürdü. ABD Başkanı Obama’ya da seslenen Malkoç, “Obama’ya sesleniyorum. Diğer yetkililerine sesleniyorum. Ey ABD yöneticileri, Biraz empati yapın. Türkiye’de yaşayan bir ABD vatandaşı,nın talimatı ile Obama’ya suiskast için özel birlikler gönderilseydi, aynı talimatlarla Washington’da ABD vatandaşlarına tank, helikopter ve uçaklarla ateş açılıp, bombalar yağdırılsaydı. Meclisiniz, özel birliklerine mermiler sıkılsaydı. Si ne yapardınız. Böyle bir durumda siz bu kişiyi istemekte ne kadar haklı iseniz, biz de o kadar haklıyız. Vereceksiniz, onu bize vereceksiniz. Azıcık hukuka inançları varsa, bu aziz milletin öfkesine muhatap olmasınlar. Aklınız varsa bir an önce verin” ifadelerini kullandı.

    AB ile ilişkiler

    Malkoç, Türkiye’nin AB’ye alınmamasını ve ilişkilerin dondurulacağı yönündeki söylemlere de tepki gösterdi. Malkıoç, “Bu katillerin üzerine binecekleri tank olsa bile, helikopterlerle mermi, uçaklarla bomba atsalar bile onları durduracak, yiğit, cesur insanlar var. Siz böyle olduğunuz müddetçe, AB’nin ilişkileri dondursa ne olur. AB senin göbeğinde Müslümanları katledildi, Sesin çıktı mı? Daha içerideki ekonomik sorunları çözemedin. 10 gün sonra ne olacağın belli değil. Aklınız varsa bu milletle dost olmaya bakın” dedi. .

    Elif tablosu hediye edildi.

    Şeref Malkoç’un konuşmasının sonunda tertip komitesini oluşturan STK’ların, partilerin il başkanları, temsilcileri ile Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, Şehitkamil Belediye Başkanı Rıdvan Fadıloğlu, Şahinbey Belediye Başkanı Mehmet Tahmazoğlu sahneye davet edildi. Tertip komitesi üyeleri tarafından Malkoç’a Elif harfinin yer aldığı tablo hediye edildi.

    Malkoç hediye nedeniyle teşekkür ederek, “Sapa sağlam dimdik, ayakta duran elif harfi hediyesini aldım. Bunu Cumhurbaşkanlığında ki odamın girişine asacağım. Siz gazientepliler geldiğinizde bu tablo da sizi karşılayacak” şeklinde konuştu. Tertip komitesi adına konuşan Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin ise, “Elif olmak zordur. Yuvarlanan dönen dünyada mücadele etme dik durmak gerekir. Aynı sizler gibi. Elif sizlersiniz” dedi.

    CHP, MHP, BBP, Hüdapar ve Ak Partililer, kol kola Türkiyem şarkısını söyledi

    Tertip komitesi adına konuşanlardan CHP İl Başkanı Hayri Sucu ise “Darbenin karşısında nasıl durulduğunu, tüm dünyaya, Türkiye’ye gösterdiniz. Hepinizi kutluyorum. Biz de böyle dik durmaya devam edeceğiz” diye konuştu. Platformdaki Malkoç ve AK Parti, CHP, MHP; BBP, Hüdapar il başkanları ve belediye başkanları birlikte Türk Bayraklarını sallayarak, çalınan Türkiye şarkısına eşlik etti.

    Sahneye çıkan Uğur ışılak ise vatan temalı şiir ve şarkılar okudu. Işılak konuşmasında ise ”15 temmuz itibariyle hem hüznü hem zafer sevincini yaşamanın bahtiyarlığını yaşıyoruz. Pankartta, kirada oturuyorum, ama memleket benim “ yazılı pankartı gördüm. Çok önemli. Bize özgürlük, yaşama bilinci, güvence sunan devlet ve memleket bizim. Onun için bu meydanlar dolu. Meydanlar hınca hınç dolu. 15 temmuz bir taraftan hüznümüze acımıza derdimize neden oldu. Bir taraftan sevinç zaferi yaşattı. 246 vatan evladını kahpelerin kurşunlarına feda ettik” dedi.

    Işılak’tan Erol Olçak’ın adının yaşatılması isteği

    15 Temmuz akşamı köprüde şehit edilen Reklamcı Erol Olçak’ın 15 senedir, arkadaşı ve yoldaşı olduğunu belirten ışılak, Erol Olçak’ın adının Gaziantep’in önemli bir yerine verilmesini istedi. Işılak, “Şehit edilenlerin arasında 15 senedir tanıdığım, bana yoldaşlık eden biri vardı. Allah hepsine rahmet eylesin. Erol Olçak 1994 yılında n itibaren Cumhurbaşkanın da yanındaydı. Partinin ve Cumhurbaşkanımız ile ilgili tüm reklam ve tanıtım filmlerinde onun imzası vardır. Şehitlerimizin adı mutlaka caddelere, meydanlarına veriliyor. Erol Olçak isminin Gaziantep’in de önemli bir yerinde görmek istiyoruz” ifadelerine yer verdi.

    “Birinci dalga söylemlerine sert tepki”

    Işılak, darbe girişiminin birinci dalga olduğunu söyleyerek, algı operasyonu yapıldığını belirterek, söylemlere sert tepki gösterdi. Işılak, “Darbe girişiminde bu birinci dalgaydı, provaydı diye bizi tehdit ediyorlar. Bunu söyleyenler bilsin ki, bizim direnişimizde provaydı. Türk halkının, milletinin gerçek gücünü görmediniz. Sakın ha ikinci etaba yönelmeyin. İkinci etaba yönelirseniz, ikinci direniş de çok farklı olur” diye konuşmasını sürdürdü.

    “Bunlara hepimiz kandık”

    Paralel çetenin 40 yıldır tüm milleti dini duyguları sömürerek, kandırdığını belirten Işılak, “Bir sürü badire atlattık. Ne oyunlar oynanmış, bu ülkede. Koca bir milleti, hepimizi paralel çete uyuttu. Din, peygamber diyene milletimiz, kanar milletçe inanırız. Bunlara çok güvendiğimiz için değil.allah’a dine ve peygambere güvendiğimiz için. Onlar bu duyguyu suistimal ettiler. Onlar kadar dini sustimal eden bir grup, örgüt çıkmadı. İlk dergisinin adı sızıntı, çıkışta niyetleri belli. Hepsi A’dan Z’ye projeymiş. Din peygamber, kitap deyince biz kanarız. Sakına kanmadım demeyin. Hepimiz kandık. Bu bizim saf ve temizliğimizi, onların da alçaklığına gösterir” ifadelerini kullandı.

    Türkçe olimpiyatlarına katılması nedeniyle eleştirildiğini hatırlatan Işılak,eleştirilere, “Türkçe olimpiyatlarına katılmayan mı kaldı. Onların B planını düşünmedik Bu hainler bizde ne saflık, ne temizlik bıraktılar. Yatıyoruz, kalkıyoruz, gündemimizde bunlar. Entrika, takiye ve yalanı, bunlardan öğrendik. İftira bilmezdik hepsine bunlardan gördük” cevabını verdi.

    “Hak edene idam isteriz”

    Işılak, hak edene idam istediğini belirterek, “256 şehit verdik. Bu şehidi, darbeye kaşı durduk da verdik. Karşı durmasaydık. 10 bin kişinin infazına kara vermişler. 20 milyon adamı fişlemişler. 20 milyon inasanın ocağına incir ağacı dikecektiler. Bunlar efsunlanmış, gözleri dönmüş. Bir daha mağdur olunmaması için, darbe girişimi olmaması bu işin müsebbiplerin asılmasını istiyoruz. Biz kan meraklısı değiliz. Tam tersine barış istiyoruz. Daha fazla masum ve mazlumun cana mal olması diye idamı istiyoruz. Ergenkon da yargılananlar vardı. Cezeevinden ölüsü çıkacaktı. HSYK’daki ufak değişimle dışarı çıktılar. Bunların ele geçirdiği hukuk sisteminde yargılanmak hiçbir şey değişmiyor. Müebbetten yargılanan hakim seni yargılayabilir” dedi.

    “İdam yasasına gerek yok”

    Işılak, darbecilerden gerçekten suçlu olanların asılması için idam yasasına gerek olmadığını söyledi.

    Işılak, “Bana kalırsa idama yasasının çıkmasına gerek yok. Sanatkar perspektifi ile konuya bakıyorum. Siyasiler oturup tartışırlar. Bunlar, meclisi bombalamadı mı? Bunlar, tankları, savaş uçak ve helikopterleri uçurup, milletimize kurşun sıkmadı mı? Özel harekat ekiplerimize mermi yağdırmadı mı? Bunlar, savaş ilanıdır. Savaşta ceza kanunu olmaz, savaş hukuku geçerlidir. Savaş hukukunun olduğu yerde idam serbesttir. Tekrar, tekrar yaşanmasını istemiyoruz. Önceki darbeleri yapanlar idam edilseydi sonrakiler yaşanmaz, son olaylarda ise 246 kişi de şehit olmazdı. Bunları yapanlar 3-5 terörist. Asker demiyorum. Çünkü asker kıyafeti ile asker olunmadığını, bazen şerefsizlerin de asker kıyafeti giyebildiğini gördük” ifadelerini kullandı.

    Darbecilere savunan bazı köşe yazarlarını da eleştiren Işılak, “Bir köşe yazarı 246 şehidimizi koymuş kenara, 3-4 şerefsizin derdine düşmüş. Bunların şimdi ne olacağını soruyor. Sözde barış havarileri. Ben bunlar gibi değilim. Kısasa kısa. Hak ettiği şekilde idam edilmesini istiyorum” şeklinde konuştu.

    “İp milletin elinde, isterseniz sallandırırsınız”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın idam talebi ile ilgili sorulara açıkça cevap verdiğini belirten Işılay, “Adamın kafasında hinlik yok. Pırıl pırıl. Ne düşünüyorsa kafasında o var. Kafasında olanı da açıkça söylüyor. Cumhurbaşkanımız bir röportajında, “Ben kral değilim. Demokrasi ile yönetiliyoruz. Millet talep ederse, oylarsa buda gelmiş olur. İp milletin elinde. İsterseniz sallandırırsınız” dedi.

    “Bu iş referandumda çözülecek”

    Sanatçı Işılay, idam kararı için referanduma gidileceğini düşündüğünü belirterek, referandumun ardından idam kararının geri geleceğine inandığını ifade etti. Işılay, “Öyle görünüyor ki bu iş referanduma gidecek. Benim tahminime Bu iş referandumda çözülecek. Avrupa’ya ne kadar demokrat olduğumuzu göreceğiz” dedi.

    37 bin TL talep ettiği iddialarına cevap verdi

    Işılak, paralelciler ve paralelcilere destek veren bir gazetede 37 bin TL almadan demokrasi nöbetlerine çıkmayacağını söylediğine dair hakkında haberin yayınlandığını belirtti. Işılak, “Ben de bunun üzerine çok net bir şey söyledim. Paralel çete ve işbirliklerine dedim ki, demokrasi nöbetlerinden para alan, talep eden şerefsizdir. Almadan aldı diyen de namussuzdur dedim. Sonra boşuna söylediğimi düşündüm. Olmayan bir şeyi için bu cümleyi sarf ettim. Olmayınca üzerine bile alınmamıştır. Meydanı fırsata dönüştürmek isteyenler de vardı. Tabi kazananlar da olacak. Bu onların tarzı. Bir şey diyemem. 30 yıldır sahnedeyim. Siyasete girdim. Gitmediğim yer kalmadı. Bu isme bir halel getirmedik.Bundan sonra da getirtmem” cevabını verdi.

    Darbenin olduğu günü annesi ile yurt dışında bulunduğunu belirten Işılay, o günü yurt dışında olması nedeniyle sürekli hayıflandığın ifade etti. Işılak, annesi ile yaşadığını şöyle anlattı:

    “Darbenin olduğu gün, niye yurt dışındayım diye hayıflanıyorum. İlk uçakla memlekette olmak istiyorum. Memlekete dönmeye çalışıyorum. Mesele memlekette olmak değil, ölmek. Annem olanları izlerken ağlıyor, ben de uçak arıyorum. Annem gitme dedi. Anne bize insanlık gibi ne kadar nimet varsa bu ülke nasip etti. Bunun karşında da bir can borcumuz olmasın mı’ dedim.”

    “Erol Olçak ile kol kola ölüme gidecekti”

    Işılak, 15 Temmuz akşamında yurt dışında değil de İstanbul’da olması halinde ise kendisinin de şehit edileceğine inandığını belirterek, “Erol abi ile sıkı sıkıydık. İstanbul da olsaydım, Erol abi ile kol kola olanlardan biri olacaktım. Tabi şahadet nasip meselesi. Demek ki bizim nasibimiz yoktu. Bu meydanda da bulunmak ta şahadet mertebesinden pay almaktır, inşallah” diye konuştu.

    Işılak, dombra şarkısının Recep Tayyip Erdoğan versiyonunu okuyacağı esnada, platforma Fatma Şahin, Mehmet tahmazoğlu ve Rıdvan Fadıloğlu’nu da davet etti. Işılak ve başkanlar, hep birlikte dombra şarkısını okudu.

    Suriyelilerden büyük destek

    Gaziantep Demokrasi Meydanındaki nöbete, Gazianteplilerin yanı sıra çok sayıda Suriyelinin de katıldığı dikkat çekti. Nöbete katılan Suriyeli Vaat Partisi Genel Sekreteri ve Türkmen Lider Saad Wafaı, alandakilere hitaben yaptığı konuşmasında darbe girişiminde bulunan cuntacılara tepki gösterdi. Wafaı, “Tüm dünyaya ders verdiniz. Zalim Esad tankları insanların üzerine göndermişti. Tayyip Erdoğan ise tankların üzerine sizleri gönderdi. Bizler, Çanakkaleyi, Osmanlıyı, Selçukluyu unutmadık. Gerçek Müslümanları hatırlarsak yine birlik be beraberlik içinde kardeş olacağımıza inanıyoruz’ dedi. Suriyeli Minberi Şam Derneği Başkanı Cemal Mustafa ise “Bu zafer sadece sizlerin değil, sizlere umut gözüyle bakan, özgürlük mücadelesi verenlerin ve mazlumların zaferidir. Örnek oldunuz Işık oldunuz. Allah size Erdoğan gibi canını ortaya koyan, bir lider nasip etmiş. O’da sizin gibi bir halk nasip etmiş. Bizimki ise kendi silahları yetmezmiş gibi, Çin’den Rusya’dan getirilen silahlarla bizi vurmuştur. Allahım,bizlere sahip çıkan bu ülkeye sahip çık ve koru” dedi. Demokrasi nöbetine katılan Ak Parti Gaziantep Milletvekili Mehmet Erdoğan ise, darbe teşebbüsüne karşı darbede bulunan Türk milletinin tüm dünya Müslümanlarına örnek olduğunu kaydetti. Erdoğan, “Bir olduğumuzu tüm dünyaya gösterdik. 7’den 70’e baş komutanımızın arkasında duruyoruz. Türkiye ilk defa birlik gerçekleşti.Bizler ve bizler öncesindeki kuşaklar Menderes için ağladı. Sizler, geç kalmadınız, ağlamak istemediniz. İrade koydunuz. Tankların altına yattınız, helikopterlerden sıkılan mermilere, uçaklardan atılan bombalara karşı durdunuz, helal olsun size. ABD’den gelenleri mi dersiniz, Avrupa’dan gelenlerimi dersini, hepsi bu hainlerle bir olup, Cumhurbaşkanımızı derbent etmek istediler. Tankların altına yatan, mermilerin bombaların önüne atlayan başka bir millet var mı. Tıpkı Osmanlı, Selçuklu gibi bizler yedi düvele adaleti getireceğiz” diye konuştu.

    Çeşitli kahramanlık şarkıları, şiirlerin okunduğu programda darbe girişimini gerçekleştiği 15 Temmuz’da yaşananların anlatıldığı klip de izletildi. Cumhurbaşkanın okuduğu şiirlerin de dinletildiği program sabaha kadar sürdü.

    (SD-MK-Y)

    .

  • Doktor Tarafından Azarlanan Yaşlı Adamdan Ders Gibi Cevap

    İzmir’in Kemalpaşa ilçesinde Aile hekiminin odasına girip beklediği için doktor tarafından bir bebek gibi azarlanan ve görüntülerin sosyal medyaya düşmesi ile büyük tepki çeken olayın mağduru 70 yaşındaki Erdoğan Gül, “Ben ona bayan olduğu için saygı gösterdim ama o benim yaşlılığıma saygı gösteremedi ve bana hakaret etti” dedi.

    Kemalpaşa ilçesinin Bağyurdu mahallesinde ikamet eden 70 yaşındaki Erdoğan Gül, geçtiğimiz Cuma günü ilaçlarını yazdırmak için Bağyurdu Aile Sağlığı Merkezine gitti. Dışarıda bekleyen hemşirenin içeri girip beklemesini söylemesi üzerine Gül, kapısı açık olan doktorun odasına girip bekledi. Doktorun gelmesiyle neye uğradığını şaşıran Gül, bayan doktor tarafından azarlanıp ve hakaret edilmesi yetmezmiş gibi bir de hırsızlıkla suçlandı. Bir vatandaşın bu olayları cep telefonu ile kayıt altına alması ve sosyal medyada paylaşmasıyla büyük tepki çeken olay sonrası Gül, “Eğer karşımda bir bayan değil de erkek olsaydı bastonu geçirmiştim kafasına. Ben onun bayan olmasına saygı gösterdim ama o benim yaşlılığıma saygı göstermedi” dedi.

    HAPLARINI YAZDIRMAK İÇİN GİTTİ YEMEDİĞİ HAKARET KALMADI

    Sol tarafından kısmi felç olan üç çocuk babası Erdoğan Gül, ilaçlarını yazdırmak için gittiği sağlık ocağında doktor ile arasında yaşananları anlattı. Aile doktorları izinli olduğu için başka doktora yönlendirildiğini aktaran Gül, “Bizim aile doktoru izinliymiş. Birsen hanım varmış, gittim ona, daha Sağlık Ocağı’na varmadan önce kanepede iki tane hemşire mi, ebe miydi neydi oturuyorlardı. Dedim erken mi geldim falan filan, yok amca dedi, gir dedi doktor içeride hesabı. Bu sefer dedim ilaç yazdıracaktım tamam dedi yazdır dedi gittim baktım kapı açık doktor yok bende oturdum kanepede 5 dakika sonra falan bu geldi kapı açık ama ben kapıyı kapatmadım. Geldi sen dedi ne hakla buraya giriyorsun kime sordun niye giriyorsun dedi. Benim özel eşyalarım var bir şey kaybolursa senden bilirim diyor senden davacıyım diyor çantası varmış masasının üstünde çantası duruyor. Hemen çantasına baktı gene öyle bir bıraktı. Başhekimin odasına giremezsin de buraya nasıl girersin Baş hekimin odasına giremezmişim açık kapı bulduktan sonra dedim ben girerim. Kapının kilidi var kitlersin kapını kimse giremez. Bana hakaretlerde bulundu çok hakaret etti ben kadın olduğu için bir şey yapmadım. Erkek olsaydı valla bastonu vururdum kafasına. Ben onun kadınlığı için saygı duydum, o benim yaşlılığıma saygı duymadı” diyerek yaşadıklarını anlattı.

    “ŞİKAYETTE BULUNACAĞIM”

    Erdoğan Gül’ün damadı Recep Turfan ise kayın pederinin hakkını savunacağını ve doktoru şikayet edeceğini söyledi. Yaşlı bir adama saygı gösterilmesi gerekildiğinin altını çizen Turfan, “Bir özürlü insan doktora çıktığı zaman özürlü insan olduğu zaman herkese saygımız sonsuz değil mi? Yaşlı olduğu zaman herkese saygımız sonsuz oradaki doktor bağırmakla, çağırmakla, hırsızlıkla o adamı ne hitapla hırsızlıkla suçluyor. Bunun için ne gerekiyorsa sağlık bakanlığına her tarafa ben başvuracağım. Çünkü bu adam emekli bir adam yaşlı özürlü bir insan kimseye bir şeyi yok” diyerek tepkisini dile getirdi.

    GÜL’ÜN EŞİ DE GEÇEN SENE HAKARETE UĞRAMIŞ

    İnsanların bu doktordan şikayetçi olduğunu ve herkese böyle hakaret ettiğini söyleyen Hatice Gül, aynı doktor ile geçen sene kendi başından geçen bir olayı da anlattı. İğne vurdurmak için sağlık ocağına gittiğini söyleyen Hatice, “İğne vurur musun, ben ölüyordum panik ataktan, ben dedi iğne dedi vuramam dedi edemem dedi bana küfür etti. Bende seni attıracağım buradan dedim ve söylendim çıktım“ dedi.

  • Tren Kazalarından Sürücüler Ders Çıkarmadı

    Diyarbakır’da hemzemin geçitte trenin geçmesine dakikalar kala yapılan uyarıya rağmen sürücülerin kontrolsüz şekilde geçitten geçmeye devam etmesi kameraya yansıdı.

    Diyarbakır’ın merkez Kayapınar ilçesi Üç Kuyular mevki hastane kavşağında bulunan hemzemin geçidinde trenin geçmesine dakikalar kala herhangi bir kaza yaşanmaması için bariyerler indi. Bunu gören sürücüler bariyerlere ve siren sesine aldırış etmeden hemzemin geçitte geçmeye devam etti. Yolcuların, canlarını hiçe sayarak uyarıları dikkate almayan araçların arasında toplu tasıma otobüsleri de yer aldı. Ölüme davetiye çıkaran olayda sürücülerin duyarsızlığı an be an kameraya yansıdı.

  • Öğrencilerin Yaktığı Ders Notları Yangın Çıkardı

    Sivas’ta üniversite öğrencilerinin şöminede ders notlarını yakarak dışarı çıkması nedeniyle çatıya sıçrayan alevler 3 dairenin teras katında hasara neden oldu.

    Yangın, saat 23.00 sıralarında Pulur Mahallesi Hilal Sokak’ta bulunan Tokgöz Apartmanı’nda çıktı. Teras katında kiracı olarak oturan üniversite öğrencileri Kamuran Zığarlı ve Fevzi Yalçın, okullarının bitmesi nedeniyle iftardan sonra şöminede ders notlarını yaktı. Kağıtların söndüğünü düşünen öğrenciler daha sonra dışarı çıktı. Ancak şömine bacasının kapalı olması nedeniyle alevler dışarı sıçrayarak teras katın ahşap çatısını tutuşturdu. Çatıdaki alevleri gören vatandaşlar durumu itfaiye ekiplerine bildirdi. Alevler ise bu sırada rüzgarın etkisiyle aynı apartmanın yan bloklarına sıçradı. Kısa sürede olay yerine gelen Sivas Belediyesi’ne ati itfaiye ekipleri alevlere müdahale etti. Yangın itfaiye ekiplerinin yaklaşık 2 saat süren müdahalesiyle söndürülürken Ümit Bağ, Ramazan Sarıgül ve Serdar Yeşilkaya’ya ait teras katları ile bazı apartman daireleri hasar gördü. Yangın sırasında kahvehanede oturan vatandaşların hiç bir şey olmamış gibi oyun oynamaya devam etmeleri dikkat çekti.

    Öğrenciler ifadeleri alınmak üzere polis merkezine götürülürken olayla ilgili soruşturma başlatıldı

  • Ders: Köksal Baba

    ’Köksal Baba’ ismi ile ünlenen Sosyal Medya fenomeni Köksal Bektaşoğlu, sosyal sorumluluk projesi kapsamında düzenlenen 41. yaş günü etkinliğinde davetlilerden elde ettiği gelirle ihtiyaç sahibi öğrencileri sevindirdi.

    Trabzon’un Arsin İlçesi’ndeki 3 mahalle okuluna giden Köksal Baba, beraberinde getirdiği ayakkabı, çanta, kırtasiye ve spor malzemelerini okullardaki ihtiyaç sahibi öğrencilere dağıttı.

    Paylaştığı videolar ile sosyal medyada fenomen olmayı başaran ve takipçi sayısı bir milyonu aşmasıyla da bir çok ünlü siyasetçi, sanatçı ve futbolcuyu geride bırakan ’Köksal Baba’ lakaplı Köksal Bektaşoğlu, Sosyal Sorumluluk Projesi kapsamında 41. yaş gününde elde ettiği gelirle ihtiyaçlı öğrencilere verdiği sözü tuttu.

    Arsin İlçesi’nde taşımalı eğitim yapılan uzak mahallelerdeki 15-20 öğrenciden oluşan 3 okula giden Köksal Baba’ya sosyal medya fenomeni olmasının yanı sıra her şeyiyle ilgilenen Süleyman Köse de eşlik etti. Minik öğrencilerin yardım çantalarını kendi elleri ile hazırlayan Köksal Baba, her çantayı tek tek inceleyerek eksiksiz olmasını istedi. İhtiyaç sahibi minik öğrencilere ayakkabı, okul çantası, kırtasiye malzemesi ve çeşitli oyuncaklardan oluşan hediye paketi hazırlayan Köksal Baba toplam 60 öğrenciye sevindirirken, okullara ise futbol, basketbol ve voleybol topları hediye etti.

    İLK DURAĞI BAŞDURAK İLKOKULU OLDU

    Köksal Baba’nın ilk durağı ise Trabzon’un Arsin İlçesi’ne 40 km uzaklıktaki Başdurak Mahallesi’nde bulunan Başdurak İlkokula oldu. Sosyal Medya’dan severek takip ettikleri Köksal Baba’yı karşısında gören minik öğrenciler şaşkınlıklarını gizleyemedi. Sempatik tavırlarıyla minik öğrencilerle kaynaşan Köksal Baba, yanında getirdiği hediyeleri öğrencileri, tek tek yanına çağırarak verdi. Minik öğrencilerin ayağındaki kara ve naylon lastikleri çıkartıp, yerlerine yanında getirdiği ayakkabıları giydiren Köksal Babab, “Bunlarla artık okula daha rahat gelip gideceksiniz. Güzel kullanın. Yırtılırlarsa karışmam” diyerek öğrencilere takıldı.

    Başdurak İlkokulu’ndan sonra Köksal Baba’nın ikinci okul durağı ise yine Arsin İlçesi’nin ücra mahallelerinden biri olan Yolaç Mahallesi’ndeki Yolaç İlkokulu oldu. Okula araç ile gitmek zor olduğu için öğrenciler Köksal Baba’yı yol kenarında bekledi. Kendisini bekleyen ihtiyaçlı öğrencilere hediyelerini yol kenarından veren Köksal Baba, minik öğrencilerle burada fotoğraf çektirdi.

    KÖKSAL BABA ÖĞRENCİLERE NASİHAT ETTİ

    Köksal Baba’nın son durağı ise Üçpinar Mahallesi’nde bulunan tek katlı Mehlika Ahmet Üstel İlkokulu oldu. Burada öğrencilere hediyelerini veren, öğrencilerle birlikte sıraya oturan Köksal Baba, ileride ne olmak istediklerini sorunca keyifli bir sohbet ortamı yaşandı. Aldığı cevaplar karşısında zaman zaman gülen ve sinirlendiği gözlenen Köksal Baba “Okulda yaramazlık yapmayın sakın. Güzel güzel toplarla ve oyuncaklarla oynayın sonra gelin dersinizi yapın. Öğretmenlerinizi dinleyin. İleride ne olmak isterseniz olun ama okuyon ve adam olun” ifadelerini kullandı.

    DERS ZİLİNİ ÇALDI, ŞARKI VE ŞİİR OKUTTU

    Okullarda eski dönemlerde kullanılan zil ile dersin başladığını öğrencilere duyuran Köksal Baba, tahta da dersin konusu bölümüne ise ’Köksal Baba’ yazdırdı. Minik öğrencilere şarkı ve şiir okutan Köksal Baba, Yunus Emre’nin şiir kitabından bölümler seçerek öğrencilerden okumasını istedi. Öğrencilerin okuduğu şiirler karşısında duygularını gizleyemen sosyal medya fenomeni, şiirlerin kendisini ifade ettiğini anlatan tavırlar sergileyerek şiir okuyan her öğrenciyi alkışladı.

    Sosyal Medya Fenomeni Köksal Baba, kendisi gibi ’özel’ olan arkadaşı Mürsel’e ’Eminem’ türküsünde eşlik etti. Öğrencilerin ısrarı karşısında şarkı ve şiir okumaktan kaçan Köksal Baba, yakın arkadaşı Mürsel’in şarkı söylemesine dayanamayarak eşlik etti.

    “ÇOK MUTLUYUZ”

    Köksal Baba’nın sosyal medya fenomeni olmasının yanı sıra her şeyiyle ilgilenen Süleyman Köse, yaşadıkları mutluluğu anlatmakta zorluk yaşadı. Köse, “Bu etkinliği yapmamızın nedenini anlatmaya gerek yok gördüğünüz gibi yaşamak lazım. Ne konuşacağımı da bilmiyorum artık. Mutluluktan mı ?, Allah bize yardım edenlerden razı olsun. Sosyal Sorumluluk Projesi altında Köksal Baba’ya doğum günü yapmıştık. Bazı nedenlerden dolayı geç de olsa bunu yerine getirdiğimiz için mutluyuz. Bize destek olan emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Trabzon’un en ücra köşelerinde kalmış okullar ulaşmak bizim için çok önemliydi. Farklı bir şey yapmak istedik. Gördüklerimiz ve yaptıklarımızla amacımıza ulaştığımızı düşünüyorum. Uzay bile çıkabiliriz. Bizim için bir sorun yok. Neresi olur ise olsun ihtiyaçlı olan her öğrencinin yanında olmaya gayret edeceğiz. Köksal Baba’da çocukları çok seviyor. O da çok duygulandı” ifadelerini kullandı.