Etiket: ders

  • MTB Başkanı Özdemir: “Rusya krizinden narenciye sektörü olarak ders çıkarmalıyız”

    Mersin Ticaret Borsası (MTB) Başkanı Abdullah Özdemir, Türkiye ile Rusya arasında yaşanan kriz nedeniyle narenciye sektörünün yüzde 57 kayıp yaşadığına dikkat çekerek, krizin sona erdiğini ancak geçen 10 aylık sürede yaşanan sıkıntılardan herkesin ders çıkarması gerektiğini kaydetti.

    MTB Başkanı Özdemir, yazılı bir açıklama yaparak, Rusya krizinin narenciye sektörü başta olmak üzere yaş meyve-sebze ihracatına yansımaları ve krizin sona ermesiyle başlayan yeni dönemi değerlendirdi. Türkiye’nin 2015 yılında 2,1 milyar dolarlık yaş meyve-sebze ihracatı gerçekleştirdiğini anımsatan Özdemir, “Rusya sahip olduğu yüzde 40’lık pay ile en önemli pazarımızdı. Ayrıca, yaş meyve-sebze ihracatımızın yüzde 58’ini oluşturan narenciye ve domates, Rusya’ya pazarladığımız en önemli ürünler oldu. Uçak düşürme krizinin ardından 1 Ocak 2016’dan itibaren domates, salatalık, portakal, mandalina, nektarin, elma, armut, kayısı, şeftali, erik, üzüm, çilek, kuru soğan, renkli lahana, brokoli, tuz, karanfil, tavuk ve hindi etinin Türkiye’den Rusya’ya ihracatı yasaklandı. Kısıtlamalar sonucunda bu yılın ilk 9 aylık döneminde Rusya’ya gerçekleştirdiğimiz ihracat yüzde 80 oranında düşerek, 545 milyon dolardan 110 milyon dolara geriledi” dedi.

    “Krizden ders çıkarmalıyız”

    Kriz öncesi dönemde 2015 yılı itibariyle 3,9 milyon ton olan narenciye üretiminin yüzde 40’lık bölümünün ihracata gittiğini belirten Özdemir, Rusya’nın mandalinada yüzde 46, portakalda yüzde 31, limon ve greyfurtta yüzde 25’lik pay ile Türkiye’nin narenciyede en önemli pazar olduğunu ve ihracatın üçte birlik bölümünü tek başına karşıladığını vurguladı. Rusya kriziyle Türk yaş meyve ve sebze ihracatına getirilen kısıtlamalar nedeniyle narenciye sektörünün oldukça sıkıntılı bir süreç yaşadığına işaret eden Özdemir, “Bu zaman zarfında Rusya’ya olan narenciye ihracatımız 174 bin tondan 74 bin tona düşerek yüzde 57 oranında azaldı. İki ülke arasındaki gerginlik yasak getirilmeyen ürünlere de yansıdı. Rusya’ya gerçekleştirdiğimiz limon ihracatı yüzde 32 oranında düştü” ifadelerini kullandı.

    Hükümetin zamanında aldığı önlemler sayesinde bu zorlu süreci en az zararla atlattıklarını dile getiren Özdemir, ihracatçıların, Rusya ile kaybettikleri pazar payını yeni pazar arayışları neticesinde telafi ettiklerinin altını çizdi. Ukrayna, Suudi Arabistan, Romanya, Sırbistan ve Polonya’nın bu süreçte narenciye sektörü açısından yeni pazarlar olarak öne çıktığını kaydeden Özdemir, şöyle devam etti: “Geride bıraktığımız bu 10 aylık dönemden hepimizin önemli dersler çıkarması gerekiyor. Birincisi, tarımsal ihracatta tek bir pazara bağımlı olmanın risklerini gördük. Bu kapsamda yarattığımız pazar çeşitliliğini önümüzdeki dönemde korumamız ve mümkünse yeni pazarlara ulaşmamız gerektiği kanaatindeyim. Ayrıca, ülkemizde üretilen hiçbir tarımsal ürün narenciyede olduğu kadar ihracata bağımlı değildir. Bu nedenle narenciye ihracatında yaşanacak olumsuzluklar sektöre büyük zarar vermektedir. Geleceğe yönelik destekleme politikalarında özellikle endüstriyel talebe cevap verebilecek tedbirlere ağırlık verilmesi gerektiğini düşünüyorum.”

    “Diğer ürünler için de yasakların kaldırılmasını bekliyoruz”

    Rusya’nın 11 Ekim 2016’da imzaladığı kararname ile portakal, mandalina, kayısı, şeftali ve erik ithalatına getirilen kısıtlamaları kaldırdığını anımsatan Özdemir, “Hükümetimize bu konudaki yoğun çabaları için teşekkür ediyorum. Diğer ürünler için ise yasaklar devam ediyor. Bu ürünlerin ihracatında Rusya önemli yer tutuyor. Örneğin geride bıraktığımız yılda ülkemizin gerçekleştirdiği domates ihracatının yüzde 62’si, salatalık ihracatının yüzde 55’i ve yaş üzüm ihracatının yüzde 69’u Rusya’ya gitti. Bu ürünlere yönelik yaptırımların da en kısa zamanda kaldırılarak sektörümüze verdiği tahribatın sona ermesini diliyorum. Narenciye sektöründe yeni ihracat sezonunun ilimiz ve ülkemiz ihracatçıları için hayırlı, uğurlu ve bereketli geçmesini temenni ediyorum” diye konuştu.

  • Fatih Projesi eğitim fakültelerinde seçmeli ders haline getiriliyor

    Eğitim ve öğretimde fırsat eşitliği sağlamak ve okullardaki teknolojiyi iyileştirmek amacıyla bilişim teknolojileri araçlarının öğrenme-öğretme sürecinde daha fazla duyu organına hitap edilecek şekilde, derslerde etkin kullanımı için başlatılan Fatih Projesi, eğitim fakültelerinde seçmeli ders haline getiriliyor.

    Bu kapsamda, Balıkesir’in Ayvalık ilçesinde, Milli Eğitim Bakanlığı bünyesindeki Cunda Uygulama Oteli’nde, Balıkesir İl Milli Eğitim Müdürlüğü ile Necatibey Eğitim Fakültesi’nin ortaklaşa düzenledikleri, ‘Fatih Projesi EBA Seçmeli Ders Müfredat Oluşturma Çalıştayı’na katılan Milli Eğitim Bakanlığı Yenilik ve Eğitim Teknolojileri Genel Müdürü Bilal Tırnakçı, Fatih Projesi’nin Türkiye genelinde seçmeli ders olarak verilmesi için çalışmalara başladıklarını söyledi.

    Bilal Tırnakçı gazetecilere yaptığı açıklamada, Fatih Projesi’nin eğitim ve öğretim alanında Türkiye’nin yaptığı teknolojik bir devrim olduğunu savundu.

    Türkiye genelindeki bir çok okullarda; akılı tahtalar, teknolojik alt yapılar, internet erişimlerinin faali bir şekilde yapılandırıldığını kaydeden Tırnakçı, “Bugün Ayvalık’ta gerçekleştirdiğimiz çalıştayın temel amacı; öğretmen adaylarımız eğitim fakültelerinde eğitim alıyorlar. Bu okulları bitirdikten sonra da Milli Eğitim Bakanlığımız bünyesindeki okullarda çalışmaya başlıyorlar. Öğretmen adaylarımızın bu süreçte kullandıkları en önemli araçlardan biri de Fatih Projemizin parçaları olan Etkileşimli Tahtalarımız ve Eğitim Bilişim Ağı yani kısaca EBA’dır. Amacımız, öğretmen adaylarımız okullardaki görevlerine başladıklarında, bu akıllı tahtaları en iyi şekilde kullanılabilir hale gelmeleridir. Bunun içinde bugün bu çalıştayımız da hazırladığımız eğitim fakültelerine yönelik müfredat çalışmasında; öğretmen adaylarımızın eğitim süreçleri içerisinde Fatih Projesi’ni şimdilik seçmeli ders olarak görmesini, ileriki aşamalarda ise bu dersin zorunlu olmasını öngörüyoruz. Böylelikle öğretmen adaylarımızın akıllı tahtalarımızı ve EBA’yı nasıl kullanacaklarını ve öğrencilere bunları nasıl istifadeye sunacaklarını öğrenmelerini istiyoruz. Biz; öğretmen adaylarımızın bu anlamda eksikliklerini hizmet içi eğitimlerimizle yada öğretmen adaylarına staj süresi içerisinde kendilerine vermeye çalışıyoruz. Ama bizim asıl istediğimiz; Fatih Projesi’nin unsurlarının eğitim fakültelerinde kullanımını öğretebilirsek, bu anlamda bir adım öne geçmiş olacağız. Öğretmen adaylarımız hizmet hayatına atıldıklarında, artık Türkiye’deki eğitim hayatının vazgeçilmezi olan bu teknoloji ile barışık bir şekilde öğretmenlik hayatlarına başlamış olacaklar. Amacımız budur. Olması gerekende; bu dersin üniversitelerimizle, özellikle eğitim fakültelerinde zorunlu olmasıdır. Çünkü bu anlamda; hem talep, hem de gereklilik vardır. Öğretmen adaylarımız bu noktada zorlanıyorlar ve biz onların bu eksikliklerini hizmet içi eğitimlerle doldurmaya çalışırken, çoğunlukla ciddi vakit kaybı ile de karşılaşıyoruz. Oysa öğretmen adayları dört yıllık eğitim fakültesi yıllarında bu eğitimi almış olsalar bu vakit kaybına mahal bırakılmadan direkt eğitim hayatlarına başlamış olacaklardır. Zaten bu konuda öğretmen adaylarımız da bu eğitimlerin alınmasından yana olduklarını belirtiyorlar. Bizde bakanlık olarak bunu istiyoruz. Yani bizler hep birlikte; etkileşimli tahta kullanımını ve EBA kullanımını öğretmen adaylarımızın üniversite sıralarında eğitim görürken öğrenmelerini istiyoruz. Bu konuda diğer üniversitelerimizin de bizimle hemfikir olduklarını biliyorum. Bu konuda önümüzdeki günlerde diğer üniversite ve YÖK ile çalışmalarımız olacaktır” diye konuştu.

    Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Balıkesir Üniversitesi Eğitim Görevlisi Ümit Yel de, öğretmenlere Fatih Projesi unsurları olan etkileşimli tahta ve EBA kullanımının hizmet içi eğitim yada internet üzerinden verilmesi yerine yüz yüze eğitimle öğretilmesi gerektiğini ve her öğretmen adayının eğitim hayatına başladığında bu dersleri almış halde görevlerine başlamasının önemine işaret etti.

    Çalıştayda eğitim gören Balıkesir Kayabey Ortaokulu Matematik Öğretmeni Didem Esin Neşer ise Fatih Projesi bünyesindeki akıllı tahta EBA eğitimlerinin işin mutfağında öğrenilmesi gerektiğini ve bu yüzden de bu eğitimlerin eğitim fakültelerinde zorunlu olarak verilmesi gerektiğini ifade etti.

  • Açıköğretim Sistemi ders programlarında yepyeni bir dönem başladı

    Anadolu Üniversitesi TV Yapım Merkezi tarafından, çağın öğrenci kitlesine yönelik olarak geliştirilen yeni öğretim tasarımı ve farklı tekniklerin kullanımıyla ilk kez hayata geçirilen yeni ders programlarının tanıtım toplantısı, Öğrenci Merkezi Çok Amaçlı Salon’da gerçekleştirildi.

    Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Naci Gündoğan, Açıköğretim Sisteminden Sorumlu Rektör Yardımcısı ve Açıköğretim Fakültesi Dekan Vekili Prof. Dr. Yücel Güney, TV Yapım Merkezi Koordinatörü Yrd. Doç. H. Selçuk Kıray’ın yanı sıra Anadolu Üniversitesi Öğretim Elemanları ve TV Yapım Merkezi çalışanları ile çok sayıda basın mensubunun katıldığı tanıtım toplantısında, yeni ders videoları görücüye çıktı.

    “Açıköğretim Sistemi, Anadolu Üniversitesi personelinin bir meyvesi gibi”

    Toplantıda konuşan Rektör Prof. Dr. Naci Gündoğan, “Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Sistemi, 30 yılı aşan tarihiyle sadece sınırlarımızdaki değil sınırlarımız dışındaki vatandaşlarımıza da çok değerli hizmetler sunan, çok önemli bir sistem. Bugün, bizler de bu sistemi bir adım daha ileriye götürme kararlılığı içerisinde çalışıyoruz.” ifadelerini kullandı.

    “Açıköğretim Sistemi, adeta tüm Anadolu Üniversitesi personelinin bir meyvesi” diyen Rektör Gündoğan, konuşmasına şöyle devam etti: “Açıköğretim Sistemi başlangıçta ders materyali olarak sadece bir kitapla yola çıktı belki ama zaman içerisinde ders materyalleri noktasında ciddi gelişmeler yaşandı. Televizyon devreye girdi, ders programları yapılmaya başlandı. Bu programlar gitgide iyileşerek nitelikli programlar hâline geldi. Ve geçtiğimiz yıl da Anadolum e-Kampüs sistemi adı altında bir e-öğrenme portalı hizmete girdi. Buradaki amacımız ise var olan tüm ders materyallerimizi tek bir kampüs sistemi altında toplamaktı.”

    Önümüzdeki yıllarda ders havuzunun ve öğrenme materyallerinin daha da zenginleşmesini umduğunu belirten Prof. Dr. Gündoğan, “Günümüz gelişen teknolojilerini kullanarak öğrencilerimizin daha kolay anlayabilmesi için uğraşıyoruz. Bu noktada başta TV Yapım Merkezi Koordinatörümüz Yrd. Doç. H. Selçuk Kıray olmak üzere bütün TV Yapım Merkezi çalışanlarına çok teşekkür ediyorum. Programların öğrencilerimize çok faydalı olmasını diliyorum.” cümleleriyle sözlerini noktaladı.

    “Yeni ders videoları öncekilerden çok farklı”

    Açıköğretim Sisteminin çok geniş bir öğrenci profiline sahip olduğunu belirterek konuşmasına başlayan Açıköğretim Sisteminden Sorumlu Rektör Yardımcısı ve Açıköğretim Fakültesi Dekan Vekili Prof. Dr. Yücel Güney, “Şu anda İktisat, İşletme ve Açıköğretim Fakültelerimizde, aktif ve pasif olmak üzere 2 buçuk milyon kişilik çok ciddi bir kesime öğrenme hizmeti veriyoruz. Bu sistem içerisinde, 36 ön lisans ve 17 lisans programıyla şu an 53 programa ulaştık.” dedi.

    Açıköğretim Sistemi bünyesinde yer alan TV Yapım Merkezinin bu zamana kadar yapmış olduğu hizmetlerden de bahseden Prof. Dr. Güney, “Bu hizmetler özellikle TRT Okul’la daha da gelişti. Artık dünyanın her yerine TRT Okul’la ulaşabiliyoruz.” diyerek şöyle ekledi: “Şu anda da öğrencilerimizin dersleri daha iyi anlayabilmesi için hazırladığımız videoları yayınlayacağız. Bu videolar; 10’ar dakikalık, grafik anlatımı çok olan, öğrencinin anlayabilme seviyesini yükselten videolar olması bakımından daha öncekilerden çok farklı.”

    “Geçmişten aldığımız tecrübeyle ders programlarına yeni bir yorum kattık”

    Ders programları hakkında detaylı bilgiler veren TV Yapım Merkezi Koordinatörü Yrd. Doç. H. Selçuk Kıray ise “Televizyon Yapım Merkezi, 34 yıldır çok önemli çalışmalara imza attı. Esas görevi ders ve eğitim programları olan TV Yapım Merkezi, geçmişe bakıldığında sinemadan dizi filme, tanıtımdan reklam filmine kadar birçok çalışmayı başarıyla gerçekleştirdi. Her dönem, çağın gerektirdiği gereksinimlere uygun, modern araçlar kullanılarak birçok ders programı yönetildi. Bizler de geçmişten aldığımız bu tecrübeyle, ders programlarına yeni bir yorum kattık. Çağın öğrenci kitlesini, alışkanlıklarını göz önüne alarak yeni bir teknikle yeni bir öğretim tasarımı geliştirdik.” dedi.

    Anadolu Üniversitesi TV Yapım Merkezi Koordinatörü Yrd. Doç. Kıray konuşmasında, söz konusu yeni ders programlarının hangi aşamalardan geçerek hazırlandığına da değindi. TV ders programlarının çekim öncesi, çekim ve çekim sonrası olmak üzere üç süreçte hazır hâle getirildiğini belirten Kıray, senaryoların ders kitaplarının editör ve editör yardımcılarıyla beraber TV senaristlerinin iş birliğinde hazırlandığını, senaryo yazımlarının ise bir İnternet portalı aracılığıyla yapıldığını aktardı: “Editörler için bir içerik senaryosu oluşturma şablonu hazırladık ve editörler tarafından hazırlanan içerik senaryoları, senaristler tarafından TV senaryosu hâline getirildi. Gerekli kontrol ve denetimler sonrası çekime uygun hâle gelen TV ders senaryolarının çekimi, yönetmen ve ekibi tarafından gerçekleştirildi. Bu çekim sürecini takip eden çekim sonrası süreçte ise görüntü ve ses kurguları tamamlanan TV ders programları, yayına hazır hâle getirildi”

    “50 derse ait 500 bölümün üzerinde TV dersi tamamlandı”

    2016 yılı Mart ayında yeni dönem TV ders programlarının hazırlık süreçlerinin sona erdiğini ve 50 dersin hızla üretimine başladıklarını vurgulayan Yrd. Doç. Kıray, 7 aylık süreçte 50 derse ait 500 bölümün üzerinde TV ders programının çekimlerinin tamamlandığını aktardı. Yrd. Doç. Kıray, programları çekerken temel alınan ana kaynağın ders kitapları olduğunu kaydederek, “Kitaplarımız genelde 8 bölümden oluşuyor. Biz de kitapta kaç bölüm varsa o kadar program üretmeye karar verdik ve editörlerimizden o kitaplardaki öne çıkan bölümleri istedik. Böylece süreyi kısıtlamış olduk. Yani ünitelerden 10’ar dakikalık programlar ürettik. Sonuçta bir ders kitabından en az 8, en fazla da 24 tane ders programı ortaya çıktı. Bu 10’ar dakikalık programlar daha modüler, daha geliştirilebilir hâle gelirken aynı zamanda ders kitaplarında yapılan bir değişiklikte programlarda da hemen düzenlemeye gidilmesi kolaylaştırıldı.” ifadelerini kullandı.

    Ayrıca TV ders programlarının çekimlerinde sunucu olarak diksiyon ve beden dilini daha etkili kullanabilen akademisyenlerin yanında ilk kez profesyonel sunucularla da çalıştıklarını belirten Kıray, “TV ders programlarının bütün çekimleri TV Yapım Merkezi’nin stüdyolarında yer alan yeşil fonlar önünde yapılmıştır. Bu teknik yeni değil elbette; ancak TV Yapım Merkezi tarafından geçmişten günümüze değin üretilen ders videolarında kullanımı açısından yeni. Yeşil kutu olarak da tanımlanan bu çekim tekniğindeki en büyük avantaj, harici bir dekor kullanılmaması ve stüdyo dışı bir mekâna gereksinim duyulmamasıdır.” dedi.

    Yrd. Doç. H. Selçuk Kıray, emeği geçen herkese teşekkür ederek konuşmasını sonlandırdı.

  • Bakan Akdağ, gençlere ders verdi

    Çeşitli temaslarda bulunmak üzere Erzurum’a gelen Sağlık Bakanı Recep Akdağ, “Siyaset Akademisi” gençlere ilk dersi verdi.

    Erzurum’da bir dizi temaslarda bulunan Bakan Akdağ, sivil toplum örgüt temsilcileriyle Müceldili Konağında biraraya geldi.

    Sağlık Bakanı Recep Akdağ, burada yaptığı konuşmada, “Başbakanımız Binali Yıldırım, Maliye Bakanımız Naci Ağbal ve bana bir vazife verdi. Erzurum, Bayburt, Erzincan ve Gümüşhane bölgesi, hükümetimizin 23 ilden oluşan cazibe merkezi olarak ilan ettiği 5 bölgeden biri. Amacımız, bölgenin belirli alanlarda rekabet gücünün arttırılması, yatırım, üretim ve istihdamın arttırılması.” dedi.

    Bakan Akdağ, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde ekonomik açıdan gelişme ihtiyacı bulunan illere yönelik yatırım teşvik planı olduğunu hatırlatarak, “Erzurum’da bu meselenin üstünde durmaya devam edeceğiz. AK Parti’nin Doğu ve Güneydoğu’ya yaptığı yatırımlar, bu son cazibe merkezleri programıyla taçlanacak. Bir bölgenin kalkınması için oranın altyapısının tanzim edilmesi gerekir. Orada sağlık, eğitim, ulaşım altyapısının iyi olması önemlidir. Doğu ve Güneydoğu’da çok ciddi yatırımlar yaptık. Sadece Erzurum’a 14 milyar lira yatırım yapıldı. Bunu gerçek bir ekonomik kalkınmayla taçlandırmak lazım.” diye konuştu.

    Bakan Akdağ, bir gazetecinin “Ankara’nın Haymana ilçesindeki terör operasyonunda ölü ele geçirilen 2 canlı bombanın kamufle olmak için bulundukları araca Türk bayrağı astığını” hatırlatması üzerine de şunları kaydetti:

    “Bu hainlerin istismar etmeyeceği hiçbir değer yok. Vatandaşımızın, güvenlik kuvvetlerinin bayrağa hassasiyetini bildikleri için böyle sahtekarlık ve alçaklıklara başvuruyorlar. Allah’a şükürler olsun iyi bir istihbarat, iyi bir takip ve vatandaşın duyarlı olmasıyla mesele çözülmüş oldu.” dedi.

    Bakan Akdağ, buradaki toplantının ardından Necip Fazıl Kısakürek Kültür Merkezinde düzenlenen “Siyaset Akademisi” programına geçerek gençlere ilk dersi verdi.

    Gençlere söyleşi halinde ders veren Bakan Akdağ, önümüzdeki yerel seçimlere şimdiden start verdiklerini kaydetti.

  • İlk ders Rektör Gündoğan’dan

    Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Naci Gündoğan, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’ne bu yıl yerleşen öğrencilerle bir araya gelerek, 2016-2017 eğitim-öğretim yılının ilk dersini kendisi verdi.

    Gündoğan, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi amfisinde gerçekleştirilen ilk ders konuşmasında, fakültenin bir üyesi olduğu için gurur duyduğunu belirtti. Rektör Gündoğan, “Üniversitemizin temel fakültesi diyebileceğimiz İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, 1958 yılından bu yana Türkiye’ye çok önemli mezunlar vermeye devam ediyor. Anadolu Üniversitesinin bu kadar büyümesinde, sadece Türkiye’ye değil dünyanın her yerine ulaşmasında, Türk kökenli vatandaşlarımıza eğitim-öğretim hizmeti sunmasında İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi mezunları inkâr edilemez bir paya sahip” dedi.

    Üniversitemizdeki örgün bölümlerin bu yıl yaklaşık 6 bin yeni öğrencisi olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Gündoğan, “Bu öğrencilerimizin yüzde 85’i de başta Ankara olmak üzere diğer illerimizden geldi. Türkiye’nin her vilayetinden mutlaka bir öğrencimiz var. Anadolu Üniversitesi’nin bu kadar gelişmesini ve büyümesini sağlayan ise güçlü kurumsal kimliğidir” şeklinde konuştu.

    Gündoğan, yükseköğrenim döneminin, öğrencilerin sonraki hayatlarını belirleyen en önemli zamanlar olduğunu vurgulayarak, bu dönemde elde edilecek yeteneklerin ve birikimlerin çok belirleyici olacağını kaydetti.

    “Öğrencilerimizin kendilerini çok yönlü geliştirmesi oldukça önemli”

    İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi öğrencisi olmanın büyük bir şans olduğunu ve öğrencilerin fakülte yılları boyunca kendilerini çok yönlü geliştirmeleri sayesinde, mezun olduklarında geniş bir istihdam alanına sahip olacaklarına da değinen Gündoğan, şöyle devam etti:

    “İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, yerleşkemizin en eski fakültesi. Anadolu Üniversitesi, öğrencilere gerek altyapı gerekse sosyal tesisleri anlamında çok fazla olanak sunan bir üniversite. Fakültemizdeki amfilerimizi yeniledik. Önümüzdeki yıllarda bu binaları da tamamen yenileyeceğiz. Yani eğitim ve fiziksel altyapı anlamında hiçbir sıkıntımız yok. Bunun yanında yeni bir finans laboratuvarı hazırlığımız var. Bundan sonra sizlerin de bir laboratuvarı olacak ve buralarda serbestçe çalışma olanağı bulacaksınız.”

    “Üniversitemizde eksikliğini duyduğumuz pek bir şey yok”

    Prof. Dr. Naci Gündoğan, Anadolu Üniversitesi’nin diğer olanaklarından da söz ederek, “Bu yıl da kütüphanemiz haftanın 7 günü 24 saat açık olacak. Ayrıca ikinci yemekhanemizi de açıyoruz. Şu anda eski yemekhanemizde 970 kişilik oturma kapasitesi varken yeni yemekhaneyle bu sayıya bin 200 kişi daha ilave edeceğiz. Aynı zamanda yeni yemekhanemizin açılışıyla birlikte üniversitemizin iki kampüsünde de kahvaltı vermeye başlayacağız. Yani öğrencilerimiz, 3 öğün yemek ihtiyaçlarını kampüslerimizde rahatlıkla karşılayabilecekler. Bunların dışında spor tesislerimiz de belli kurallar çerçevesinde öğrencilerimizin kullanımına açık durumda. Dolayısıyla üniversitemizde eksikliğini duyduğumuz pek bir şey yok” ifadelerini kullandı.

    “İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesinin çok güçlü bir akademik kadrosu var”

    Rektör Gündoğan, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’nin çok güçlü bir akademik kadrosu olduğunu anlatarak, şöyle konuştu:

    “Sadece bu fakültenin kadrosu bile birçok üniversitenin kadrosundan daha güçlü. Fakültemizde 200’ün üzerinde öğretim elemanımız var. Hocalarımızın her biri son derece deneyimli. Akademik olarak hocalarınız, idari yönden de bizler, sizler için elimizden geleni yapmaya çalışacağız. Sizlerin akademik olarak yetişmesi bizler açısından çok önemli. 2016-2017 eğitim-öğretim yılının hepiniz için başarılı ve mutlu bir yıl olmasını diliyorum.”

    Prof. Dr. Naci Gündoğan’ın konuşmasının ardından altyapı çalışmalarında emeği geçen herkese teşekkür edilerek, yenilenen amfi ve derslikler gezildi.