Etiket: Dermatoloji

  • (Özel Haber) Türk Dermatoloji Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Uzm. Dr. Sema Karaoğlu:

    Adana’da bir kuaförde dudaklarına dolgu yaptıran bir kadının yaşadığı facia ile ilgili olarak halkı uyaran Türk Dermatoloji Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Uzm. Dr. Sema Karaoğlu, “Derimiz kıymetli, dermatologlara emanet edelim” dedi.

    Geçen haftalarda Adana’da meydana gelen olayda, Merve Keleş adındaki genç kadın, bir kuaförde dudaklarına dolgu yaptırmış ve dudaklarını kaybetmişti. Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Türk Dermatoloji Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Uzm. Dr. Sema Karaoğlu, deriye yapılan tıbbi işlemlerin, yalnızca dermatolog ve plastik cerrahlara yaptırılması gerektiğini söyledi. Uzm. Dr. Sema Karaoğlu, “Botoks, dolgu, PRP; mezoterapi gibi derinin içine bir madde enjekte edilen işlemler tıbbi işlemlerdir. Deri altına uygulanan bu maddeler dokularla nasıl etkileşir, o kişide nasıl sonuçlara neden olur, bütün bunlar bir doktorun değerlendirmesi gereken konulardır ve bu tıbbi işlemler asla güzellik ve kuaför salonlarında yapılamaz. Bunların bir uzman tarafından yapılması lazım. Bu konunun uzmanları da dermatoloji ve plastik cerrahi uzmanlarıdır” dedi.

    “Tıpta ‘estetisyen doktor’ diye bir tabir yok”

    Konuyla ilgili olarak kavram karmaşası yaşandığına da dikkat çeken Uzm. Dr. Sema Karaoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Basına yansıyan haberlerde ‘estetisyen doktor’ diye bir tabir kullanılmış. Tıp dilinde böyle bir tabir yok. ‘Estetisyen’ dediğimiz meslek erbabı, güzellik salonlarında güzellik hizmetleri veren ama tıbbi işlem yapma yetkisi olmayan kişiler. Bunlar estetik cerrahlarla karıştırılabilir. Ancak, estetik, plastik ve konstrüktif cerrahlar tıp fakültesini bitirmiş hekimlerdir. Üzerine de dört ya da beş yıl ihtisas almışlardır. Keza dermatoloji doktorları da tıp fakültesi bitirirler ve üzerine dört yıl deri için ihtisas yaparlar. Bu işlemler üzerine sadece bu iki meslek grubu uzmanlık ûnvanı alır. Oysa bizim ülkemizde bir çok durumda herkes kendine uzman nitelemesi yapabiliyor. Yani derimize tıbbi bir işlem yaptıracaksak, bunu yapan kişi mutlaka bir dermatolog ya da plastik cerrah olmalı. Derimiz kıymetli, derimizi dermatologlara emanet edelim.”

    “Halk da bilinçli davranmalı”

    Uzm. Dr. Sema Karaoğlu, halkın da konuyla ilgili bilinçli davranması gerektiğine dikkat çekti. Kendisine uzman diyen herkese inanılmaması gerektiğinin altını çizen Uzm. Dr. Sema Karaoğlu, “Sosyal medyada bir kontrol olmadığı için, herkes kendisine uzmanlık yakıştırması yapabiliyor. Bu konuda bilinçli olmak zorundayız. Gerekirse diplomasını göreceğiz. Basından gördüğümüz kadarıyla, Adana’da meydana gelen olayda, iş yeri uygun olmadığı için evinde uygulama yapmış. Hiçbir dermatolog, hiçbir plastik cerrah hastayı evine götürüp uygulama yapmaz. Biraz bizler de uyanık olmak durumundayız, sorgulamalıyız” ifadelerini kullandı.

  • YDÜ “Kozmetik Dermatoloji Çalıştayı” gerçekleştirildi

    Yakın Doğu Üniversitesi (YDÜ) Hastanesi’nde “Kozmetik Dermatoloji Çalıştayı” gerçekleştirildi

    Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi’nde, gerçekleştirilen Kozmetik Dermatolojik çalıştayı katılımcılar tarafından ilgiyle karşılandı. Çalıştay hakkında bilgiler veren Deri ve Zührevi Hastalıklar Anabilim Dalı Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Pertevniyal Bodamyalızade, amaçlarının son zamanlarda oldukça popüler hale gelen kozmetik dermatoloji uygulamalarından botulinum toksini (botoks), dolgu ve ameliyatsız olarak gerçekleştirilen organik iplikle yüz germe uygulamaları hakkında toplumun bilgisini arttırmak olduğunu söyledi.

    Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi’nde gerçekleştirilen “Kozmetik Dermatoloji Çalıştayı” teorik dersler ve pratik uygulamalar olmak üzere iki aşamalı olarak gerçekleştirildi. Kozmetik dermatoloji uygulamaları hakkında eğitim, bilgilendirme ve anatomi pratik salonunda kadavra üzerindeki çalışmaların gerçekleştirildiği ilk günün ardından, çalıştayın ikinci gününde Deri ve Zührevi hastalıklar Anabilim Dalı Polikliniği’nde hasta başında uygulamalı çalışma ortamı düzenlendi. Botoks, dolgu ve son zamanların oldukça ilgi gören kozmetik dermatoloji işlemi organik iplikle ameliyatsız yüz germe, çalıştaya katılım için başvuruda bulunan hastalara uygulandı.

    Tüm uygulamaların, Deri ve Zührevi Hastalıklar Anabilim Dalı uzmanları Yrd. Doç. Dr. Pertevniyal Bodamyalızade, Yrd. Doç. Dr. Didem Mullaaziz, Uzm. Dr. Serap Maden ve Uzm. Dr. Olcay Korkmazel tarafından gerçekleştirildiği çalıştayda katılımcıların uygulama öncesi fotoğrafları çekilerek, dermatolojik hikayeleri alındı. Sonrasında hastanın cilt tipine ve cildinin ihtiyaç duyduğu işleme karar verilen katılımcılara lokal anestezik krem uygulanarak botoks, dolgu ve organik iplerle cilt germe işlemleri gerçekleştirildi.

    Botoks

    Botulinum toksini cl. botulinum bakterisinden elde edilen bir çeşit nörotoksindir. Yüzde, kasların kasılmasına yol açan sinirsel uyarıları bloke ederek etki etmektedir. Yüz kaslarına az miktarda botulinum nörotoksini enjekte edildiğinde kaslarda paralizi denilen gevşeme meydana gelmekte ve kırışıklıklar kaybolmaktadır. Örneğin gülümseme sırasında göz etrafında oluşan “kaz ayağı” görünümü ortadan kaybolmakta ve daha yenilenmiş bir görüntü ortaya çıkmaktadır. Yaşam boyunca güneş, stres, sigara kullanımı, hava kirliliği, menopoz ve yıllar içinde meydana gelen yaşlanma belirtileri gibi pek çok etken ciltteki kırışıklıkları arttırmakta, Botoks tedavisi ile yüzdeki kırışıklıkların giderilerek, daha genç bir görünüm kazanması sağlanmaktadır. Tedavi sonrasında günlük hayata hemen geri dönmeyi mümkün kılan Botoks, vücutta birikim ve bağımlılık yapmayan, kalıcı yan etkisi olmayan biyolojik bir üründür.

    Dolgu

    Dolgu, çeşitli sebepler ile oluşmuş derin kırışıklıkları, hacim ve kontür kaybı olan bölgeleri doldurmak için yapılan bir estetik uygulamadır. İçeriğinde vitaminler ve asitler bulunan dolgunun en önemli maddesi ise dolgu ve kolajen üretimi özelliği taşıyan hyaluronik asittir. Uygulama alanları iki kaş arası, alın bölgesi, kaşlar, dudak ve dudak çevresi, burun kenarları, eller, dekolte, şakaklar ve yüzdeki derin çukurlardır.

    Organik İplikle Ameliyatsız Cilt Germe Uygulaması (Örümcek Ağı Estetiği)

    Son yıllarda geliştirilen ve Avrupa’da sıkça kullanılan yeni bir cilt germe (lifting), canlandırma ve form kazandırma yöntemidir. İnsan dokusuna uyumlu olan, özel üretilen iplerin ince bir iğne yardımı ile cilt altına yerleştirilmesine dayanan bir uygulamadır. Ayrıca bu yöntemin cilt kalitesini arttırdığı ve bir anlamda hücre yenilenmesi etkisi de gösterdiği tespit edilmiştir. Kadın-erkek tüm hastalarda güvenle uygulanabilir. Tüm vücutta kullanılabilen, uygulandığı bölgede hızlı bir toparlanma etkisi gösteren, lokal anestezi altında uygulanan ve hasta sosyal hayatından uzaklaştırmadan tedavi olanağı sunan bir yöntemdir. Organik ipliklerin vücutta birçok uygulama alanı bulunmaktadır. Yüzde; özellikle yanak, kaş ve göz kapağı sarkmasında, alın germede, bozulmuş çene çizgisinin düzeltilmesinde, dudak çevresinde oluşan form kayıplarında, alt göz kapağı çevresindeki kırışıklıklarda, kaş kaldırmada, gıdının belirgin hale geldiği durumlarda ve boyun germede kullanılabilir. Vücutta ise sarkmış kol altları, bacak içleri ve karın bölgesindeki cildi sağlamlaştırmak ve sıkılaştırmak için kullanılır.

  • Berko ilaç ’Dermatoloji Köprüsü Toplantıları’ başladı

    İlaç firması ve AHEF (Aile Hekimleri Dernekleri Federasyonu) iş birliği ile ’Dermatoloji Köprüsü-Deri Bakımı ve Çinko, Sık Görülen Deri Hastalıkları’ konulu toplantı serisinin ilki İstanbul’da gerçekleştirildi. Dermatolojik hastalıkların tanı ve tedavileri konusunda aile hekimlerinin bilgilendirilmesinin amaçlandığı toplantıda, dermatolojik hastalıklarda sistemik ve topikal çinkonun faydaları anlatıldı.

    İlaç firması ve AHEF işbirliği ile ’Dermatoloji Köprüsü – Deri Bakımı ve Çinko, Sık Görülen Deri Hastalıkları’ konulu toplantı serisinin ilki, 1 Ekim tarihinde 58 aile hekiminin katılımıyla İstanbul’da gerçekleştirildi. Prof. Dr. Ertuğrul Aydemir tarafından verilen toplantının ilk bölümünde ’Deri Bakımı ve Çinko’, ikinci bölümünde ise ’Sık Görülen Deri Hastalıkları’ anlatıldı. Vaka örnekleri üzerinden ’Antifungal Tedavi’ ve ’Akne Tedavisi’ ile ilgili güncel bilgilerin paylaşıldığı toplantıya hekimlerin ilgisi yoğundu.

    Dermatoloji Köprüsü toplantıları devam edecek

    İlaç firması ve AHEF iş birliği ile ilk olarak İstanbul’da organize edilen ve yoğun ilgi ile karşılanan ’Dermatoloji Köprüsü’ toplantıları sırasıyla Bursa, Adana, Ankara, İzmir, Van, Giresun, Antalya, Şanlıurfa ve Artvin’de yapılması planlanıyor.

  • Dermatoloji Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Yüksek: “Vücuttaki kaşıntıyı dikkate alın”

    Dermatoloji Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Jale Yüksek, vücudun uyarı sisteminin bir parçası olan kaşıntının bazen nedeni bilinen, bazen de nedeni belli olmayan bir etmene karşı vücut tarafından verilen yanıt olduğunu söyledi.

    Şiddetli kaşıntıların kişinin sosyal yaşantısını etkileyecek düzeye kadar çıkabildiğine dikkat çeken Dr. Yüksek, bu tür durumlarda kaşıntı sebebinin mutlaka tespit edilerek tedavi edilmesinin pek çok rahatsızlığın erken tedavisinde önemli olduğunu ifade etti. Dermatolog Dr. Yüksek şöyle konuştu:

    “Kaşıntı genellikle deride kuruma gibi basit nedenlerle gelişir ancak bazen de önemli bir hastalığın belirtisidir. Kişinin yaşının ilerlemesi, sıcak su ile sık sık duş alma alışkanlığı, duş jeli, sıvı sabun, dezenfektanlar gibi kimyasallara derinin maruziyeti sonucu derinin su tutma kapasitesi azalır ve cilt kurur. Bu durum bazen cilt döküntüsünün eşlik etmediği bir yaygın vücut kaşıntısı ile kendini gösterir. Kimi zaman ise sadece el gibi daha sınırlı deri bölgesinde izlenebilir. Bu durumlarda kimyasal maruziyetlerin kesilmesi ve vücudun ılık suyla yoğun liflenme yapmadan yıkanması, sık sık nemlendirilmesi ile kaşıntı tamamen kaybolabilmektedir.”

    Dermatoloji Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Yüksek, kaşıntının yanı sıra cilt döküntüleri de görülebildiğini, bacakların alt kısmında şişme, kızarıklık, sulu yaralar ve kaşıntı varsa bunun bacakta kötü kan dolaşımı göstergesi (staz dermatiti) olabileceğini kaydetti. Bu durumda kan damarlarının ultrasonu yapılarak sebebin kolayca anlaşılabileceğini ifade eden Dr. Yüksek, “Dolaşımın iyileştirilmesi, sulantılı yaraların pansumanı, nemlendirici kullanma ve antihistaminik (kaşıntı önleyici) hap tedavileri ile rahatsızlık tedavi edilebilir” dedi.

    Stres kaşıntıya yol açıyor

    Dr. Jale Yüksek, stres sonucu da tetiklenen kaşıntılar olduğunu belirterek, “Kaşıntı ile birlikte bacak, kol ense gibi elin rahatça ulaşabildiği bölgelerde kalınlaşmış kahverengi renge dönmüş deri varsa (Liken simpleks kronikus) kişinin stres sonucu tetiklenen kaşıntısı söz konusudur. Tedavinin en önemli adımı stresin iyi yönetilmesi, nemlendirici kremler, kaşıntıyı azaltıcı kremler ve antihistaminik haplardır. Hastalığın belirlenmesi, tedavi şekli ve süresi için mutlaka bir Dermatoloji uzmanına muayene olunması gereklidir.”

    Saçlı deride görülen kaşıntılarla ilgili olarak Dr. Yüksek, bu tür kaşıntılarla birlikte yoğun kepeklenme, saç dibinde kızarıklık, sivilce benzeri döküntünün de hastalığın seyrine eşlik edebileceği uyarısında bulundu. Bu durumda yağlı egzemanın (seboreik dermatit) söz konusu olduğunu belirten Dr. Yüksek, yağlanmayı azaltan şampuanlar, steroidli saç losyonları, şiddetli durumda ise dermatiti azaltan ağızdan alınan hap tedavileri ile başarılı sonuç alınabileceğinin altını çizdi.

    Şeker hastalığı da kaşıntıya neden olabilir

    Dr. Yüksek, özellikle saçlı deride döküntü olmadan uzun süreli dirençli kaşıntı varsa, saç diplerinde kuruma ve hassasiyet hissediliyorsa bunun sebeplerinden birinin de şeker hastalığı olabileceğini söyledi. Bu durumda aç karnına bakılan kandaki şeker düzeyi ile tanı konulabileceğini belirten Dr. Yüksek, şeker düzeyinin dengelenmesi ile kişinin rahatlamaya başlayacağını bildirdi. Dermatolog Dr. Yüksek, açıklamasını şöyle sürdürdü:

    “Mevsimsel değişiklikler de kaşıntıya neden olur. Güneş ışığına bağlı alerjik kaşıntıda özellikle yüz, boyun kollar gibi güneş gören bölgelerde kızarık döküntü ile birlikte kaşıntı görülür. Sıcak iklimlerde yoğun klima maruziyetinin ciltte kuruma yapması da sık görülür. Bazı kişilerde ise soğuğa bağlı alerjik kaşıntılar söz konusudur, vücudun uç bölgeleri olan eller, ayaklar, parmaklar, burun ucu, kulak gibi bölgelerde karıncalanma, yanma, kızarıklık, kabarıklık ve kaşıntı izlenebilir. İklim şartlarına bağlı kaşıntıda sıcak veya soğuktan kaçınmak en önemli tedavi basamağıdır. 30 faktörün üstünde güneş koruyucu kremlerin kullanımı etkili olur.”

    Vücut bölgesinde ayakta, kasıkta, gövdede, boyunda sık görülebilen bir cilt enfeksiyonunun da mantar olduğuna dikkat çeken Dr. Yüksek, bu rahatsızlığın özellikle ciltte nemli ortam oluşmasıyla ortaya çıktığını vurguladı. Dermatolog Dr. Yüksek, cildin kuru tutulması ve mantar önleyici krem ve hap tedavileri ile rahatsızlığın tamamen ortadan kaldırılabileceğini ifade etti.

    İlaç alerjisi ve iç hastalıklara dikkat

    Vücuttaki kaşıntı nedenleri arasında ilaç alerjisinin de yer aldığına değinen Dr. Jale Yüksek şöyle konuştu:

    “Aspirin, penisilin türevi antibiyotik kullanımı, tansiyon ilaçları, doğum kontrol hapları alerjik kaşıntıya neden olabilir. Uzun süreli antibiyotik hap kullanımı vücutta mantar enfeksiyonunu tetikleyerek kaşıntı yapabilir. Bazen vücuttaki yaygın kaşıntı iç hastalıkların bir bulgusu olabilir. Kişi düzenli nemlendirici kullanmasına rağmen uzun süren dirençli kaşıntı sorunu yaşıyorsa karaciğer, böbrek, guatr (troid), sarılık (hepatit), kansızlık, vitamin eksikliği, kanserle ilgili ayrıntılı kan tetkiklerinin yapılması önem arz eder. Kan tetkiklerinde anormal bir değer saptanırsa dahiliye uzmanına danışılması gerekir. Bu durumlara bağlı kaşıntı uzun süreli ve şiddetli ise ışık tedavisi (fototerapi) başarı sağlayabilmektedir.”

    Dermatolog Dr. Yüksek kaşıntı ile ilgili genel önerilerini de şöyle sıraladı:

    “Vücut kaşıntısı olan kişilerin dikkat etmesi gereken adımlar; iyi bir nemlendirici edinmek ve düzenli kullanmak, kimyasal ve tahriş edici, alerjen maddeler ve kıyafetlerden uzak kalmak, ılık su ile banyo yapmak, doğal beslenmeye özen göstermek, katkı maddesi içeren besinlerden uzak kalmak. Dirençli ve uzun süreli kaşıntı varsa dermatoloji uzman doktoruna başvurmak gerekir.”