Etiket: Derken

  • Fotoğraf çekeyim derken canından oldu

    Fotoğraf çekeyim derken canından oldu

    Antalya’nın Gazipaşa ilçesinde fotoğraf çekmek için uçurumun kenarındaki ağaca çıkan ve dengesini kaybederek uçuruma düşen bir kişi hayatını kaybetti.

    Edinilen bilgilere göre, Soğukoluk Yaylası’na ailesiyle birlikte pikniğe giden Kerim Daş (59), manzara fotoğrafı çekmek için uçurumun kenarında bulunan ağaca çıktı. Daş, dengesini kaybederek 20 metre yüksekliğinde uçuruma düştü. Ailesinin sağlık ve güvenlik güçlerine durumu bildirmesi üzerine olay yerine gelen ekipler, Daş’ın cansız bedenine uzun uğraşlar sonucu ulaştı. Daş’ın cenazesi Gazipaşa Devlet Hastanesi morguna kaldırıldı.

  • İyileşeyim derken daha kötü olmayın

    Romatem Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Bursa Hastanesi Başhekimi Uzman Dr. Nurten Küçükçakır, fizik tedavidelerde ‘kırıkçı ve çıkıkçı’ diye tabir edilen ve hiçbir tıbbi bilgisi olmayan kişiler tarafından yapılan egzersizlerin faydasından çok zararı olduğunu söyledi.

    Son yıllarda beyin damar hastalıklarıyla birlikte felçlerin yayınlaştığını belirten Dr. Nurten Küçükçakır, “Bu rahatsızlıklardan kurtulmak adına mutlaka profesyonel bir desteğe ihtiyaç vardır. Özellikle kasları kuvvetlendirmek hareketi tekrar başlatmak için fizyoterapistler eşliğinde yapılan profesyonel egzersizlerin ve robotik rehabilitasyonun egzersizlerin yeri çok önemlidir. Kesinlikle bilinçsiz yapılan, ‘kırıkçı ve çıkıkçı’ diye tabir edilen ve hiçbir tıbbi bilgisi olmayan kişiler tarafından yapılan egzersizlerin faydasından çok zararı vardır” diye konuştu.

    Omurilik ve beynin çok ciddi yapılar olduğunu ifade eden Küçükçakır, “Tüm vücudumuzdaki hareketleri kontrol eden yapılar olduğu için en küçük bir yanlış uygulama daha kötü bir durum olmasına yol açabilir. Bu yüzden kesinlikler doğru ve emin ellerde yapılması gerekiyor. Bunun için iyi araştırmalar sonucu hastanın veya yakınlarının tedavi için adım atması gerekiyor” dedi.

    Türkiye’den ve dünyanın dört bir yanından hastanın kendilerine geldiğini belirten Küçükçakır, “Hasan bey Libya’dan gelen hastalarımızdan bir tanesidir. Beyin damar tıkanıklığına bağlı olarak felç geçirmiş. Geldiğinde en ağar durumda olan hastalarımızdan bir tanesiydi. Yarı koma halindeydi. Konuşma ve yutma bozukluğu da vardı. Sol kol ve bacağında güçsüzlüğü vardı. Öncelikle nörolojik tedavi uyguladıktan sonra aktif fizik tedavi ve rehabilitasyon programına başladık. Özellikle yutma ve konuşma terapisiyle fonksiyonları düzelmeye başladı. Birebir fizyoterapistlerle uygulanan egzersizlerle hasta bir ay içerisinde büyük bir gelişme gösterdi. Hayati tehlikesi olan bir hastaydı. Bağımsızlığını tamamen kazandıktan sonra ülkesine geri dönecek. Kusay ise Irak’tan gelen bir hastamız. Geçirdiği trafik kazası sonrasında omuriliğinde hasar oluşmuş. Geçirdiği başarılı operasyonlardan sonra kollarında ve bacaklarında güçsüzlük ortaya çıkmış. Uyguladığımız el robotundan kol robotuna, parmak robotundan yürüme robotuna kadar birçok özel tedaviye olumlu cevap verdi. Hastamızın boyun kaslarından oturma dengesine kadar her kasının kuvveti yavaş yavaş yerine geldi. Hasta artık kendi başına yürümeye başladı” şeklinde konuştu.

  • (Özel) Kastamonu Pastırması mı?, Kayseri Pastırması mı? derken şimdi de Hindi Pastırması gündeme geldi

    Kastamonu Pastırması mı yoksa Kayseri Pastırması mı? Tartışmalarının devam ettiği günlerde Kahramanmaraş’tan da Hindi Etinden yapılan Hindi Pastırması gündeme geldi. Kastamonulu Pastırma ustaları, pastırmanın kökeninin kırmızı et olduğunu ve kırmızı et olmadan pastırmanın olamayacağını savundu.

    Kahramanmaraş’ta ikamet eden Mustafa Uludağ isimli vatandaşın et fiyatlarının yüksek olmasından dolayı hindi etinden pastırma yapması meşhur Kastamonu Pastırması ustalarının dikkatini çekti. Kastamonu’da 5 kuşaktan bu yana pastırma üretimi ve ticareti ile uğraşan Ali Korkoroğlu, gerçek pastırmanın kırmızı etten üretilebileceğini ifade etti. Pastırmacı Ali Korkoroğlu, kırmızı etin protein açısından daha zengin olduğunu belirtti.

    Orta Asya’da yaşayan Türklerin savaş dönemlerinde tükettikleri kuru et olarak bilinen ve zamanla sarımsak, çemen ve tuz karışımından elde edilen pastırma, gündemdeki yerini korumaya devam ediyor. Kastamonu Pastırma mı yoksa Kayseri Pastırması mı? ile ilgili yaşanan tartışmaların bir yenisine de Hindi Pastırması eklendi.

    Kahramanmaraş’ın Onikişubat ilçesi Necip Fazıl Mahallesi’nde ikamet eden Mustafa Uludağ (57), eşi Aysel Uludağ ile birlikte pastırma fiyatlarının yüksek olması nedeniyle yaptıkları Hindi Pastırmasına Kastamonulu Pastırma Ustası Ali Korkoroğlu’ndan cevap geldi.

    108 yıldan bu yana pastırma üretimi ve ticareti ile uğraştıklarını ifade eden Pastırma Ustası Ali Korkoroğlu, Kastamonu Pastırmasının doğallığını kaybetmeden üretildiğini ifade etti.

    Korkoroğlu, “1910’lardan beri ben 4’üncü kuşak, oğluma devrettik 5’inci kuşak. Yaklaşık 100 seneden fazla bu işle iştigal ediyorum. Kastamonu Pastırmasının en büyük özelliği; tamamen etin doğallığını bozmadan etin kendi öz suyunu içinde tutarak kaybetmeden rüzgarla bir ayda kurutarak yapılıyor olması.Bir aylık süre içerisinde kuruyarak etin kendi öz doğal tadını müşterilerimize sunuyoruz. En büyük farkımız Kastamonu havasının kuru ve nemsiz olmasından dolayı pastırmalarımız çok güzel kızıyor. Ve pastırma kendi doğallığını kaybetmeden satışa sunabiliyoruz. En büyük özelliğimiz bu” dedi.

    “Makine ile kesilirse kesmemiz her halükarda sert olur”

    Kastamonu Pastırmasının elle kesildiğini ifade eden Ali Korkoroğlu, “Kastamonu Pastırmasının elle kesilmesi en büyük yöntem. Makine ile kesilirse her halükarda sert olur. Sert olmasının sebebi, suyu pres ile dışarı atmadığımız için etin suyunun içinde muhafaza ettiğimiz için makinede kestiğimiz zaman o pastırma kesinlikle sert olur. Türkiye’de satılan diğer pastırmalarla mukayese edersek onlar pastırmanın suyunu presle dışarı atıyorlar ve fırınlarda kurutarak bir haftalık bilemediniz 10 günlük bir süre zarfında satışa sunuyorlar. Biz bunun aksi yönünde hareket ediyoruz. Etin suyunu muhafaza ediyoruz. Presle falan dışarı atmıyoruz. Kendi kokusunu muhafaza ediyor. Fırınlarda kurutmuyoruz. Açık havada kurutuyoruz. Bu da bir aya tekabül ediyor. Taşköprü sarımsağımız olmazsa olmazımız. Türkiye’de ki vilayetler içerisinde ki bilinen bir gerçek Taşköprü Sarımsağı bizim çemenimizin en büyük aroması” şeklinde konuştu.

    “Pastırmanın kökeni kırmızı ettir”

    Pastırmanın kökeninin kırmızı et olduğunu ve kırmızı et olmadan pastırma yapılamayacağını savunan Ali Korkoroğlu, hindi etinin kırmızı etin yerini tutmayacağını belirterek, “Hindi eti kırmızı etten yapılan pastırmanın yerini asla tutmaz. Çünkü hindi eti, tavuk eti bunlar beyaz et cinsinden. Pastırmanın kökeni kırmızı ettir. Bu değişmez. Kırmızı et olmadan pastırma olmaz. Oradaki arkadaşımız kendince değişik bir sunum yapmış öyle kabul ediyorum ben hindi etinden pastırma olacağını düşünmek bile istemiyorum olmaz. Hindi etinden olsa olsa sucuk olur. Bizim pastırmanın dayanma ömrü 6 aydır. Hindi etinin pastırması ancak 1 aydır. Beyaz et olduğu için bir aylık bir zamana tekabül eder. Lezzet olmaz. Kırmızı et her zaman tercih edilen bir ürün. Yani protein açısından çok fazla” ifadelerini kullandı.

    Hindi etinden pastırma olmayacağını söyleyen Dilek İğdirli ise, “Her şeyin güzelinin, doğalının olması gerekir. Pastırma kırmızı etten olur. Ama doğal şekillerde olur her zaman kendi sisteminde kendi orijinaline göre yapılır. Beyaz etten pastırma olmaz. Kırmızı etten olur. Tadına baktığınız zamanda aradaki farkı anlarsınız. Beyaz etten yapılan pastırmanın pek uzun süreli ve sağlıklı olacağını tahmin etmiyorum. Pastırma doğal yollardan kırmızı etten olur. Tabii usuller ile olur. Buda çok uzun süre dayanır. Tahminim sonbaharda yapılan bir pastırma ilkbahara kadar kendini ve doğallığını muhafaza eder”

  • Kuş avlayayım derken 9 yaşındaki çocuğu vurdular

    Malatya’da silahla kuş avladıkları iddia edilen 2 kişinin açtığı ateş sonucunda 9 yaşındaki bir çocuk yaralandı.

    Olay Yeşilyurt ilçesine bağlı İlyas Mahallesi’nde meydana geldi. İddiaya göre, İlyas Mahallesi Emirgan Caddesi üzerinde bulunan bir metruk binanın bahçesinde havalı tabanca ile kuş avlamaya çalışan 2 kişi, ağaçtaki kuşlara ateş açtı. Açılan ateş sonucunda metruk evin yan kısmında bulunan bir sitenin çocuk parkında ikiz kardeşi Ö.F.Ş ile oyun oynayan A.Ş.’nin (9) omuzuna saçma isabet etti. Sırtında bir sıcaklık hisseden 4’üncü sınıf öğrencisi A.Ş., eve giderek durumu annesine anlattı.

    İhbar üzerine olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Yaralı çocuk Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesine kaldırılarak tedavi altına alınırken, olayla ilgili inceleme başlatıldı.

  • “Tedavi olayım” derken sakat kalmayın

    Manuel tedavinin masajla hiçbir ilgisinin bulunmadığını ifade eden Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Ali Şahabettinoğlu, halk arasında kırıkçı-çıkıkçı denilen kişilerin insan anatomisini, fizyolojisini, hastalık, teşhis ve tedavilerini bilmeden, rastgele uygulamalarının sakatlıklara davetiye çıkardığını söyledi.

    Aşırı kilo, az hareketli yaşam, stres ve kas zorlamaları yüzünden, bel ve boyun ağrısı şikâyetlerinin her geçen gün arttığını belirten Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Ali Şahabettinoğlu, özellikle bel ve boyun fıtıklarının yaşam kalitesini etkilemesi açısından ayrı bir önem taşıdığını söyledi. Bel fıtığında, bel veya bacağa yayılan ağrı-uyuşma, hareket kısıtlılığı, ileri vakalarda kas gücü azalması, hatta küçük veya büyük abdest tutamama gibi belirtilerin olduğunu ifade eden Şahabettinoğlu, “Boyun fıtığında ise ense veya kollara yayılan ağrı-uyuşma, baş dönmesi, kulak çınlaması, konsantrasyon bozukluğu, unutkanlık, ellerde güç kaybı ve dengede bozulma belirtileri görülmektedir. Fizik tedavisi aletli ve manuel tedavi yöntemleri olmak üzere iki şekilde yapılmaktadır. Manuel tedavinin masajla hiçbir ilgisi yoktur. Manuel tedavide, rahatsızlığın bulunduğu bölgeye ellerle bir takım germe, bastırma, döndürme manevraları uygulanmaktadır. Tedavi hastalığın derecesine göre 2 ile 10 seans arasında sürebilir” diye konuştu.

    Hastaların yüzde 98’inin ameliyatsız fizik tedavi yöntemleriyle iyileştiğini, sadece yüzde 2’sinde ameliyat gerektiğini belirten Dr. Şahabettinoğlu, “Tedavi sırasında genellikle herhangi bir ilaç kullanılmamaktadır. Manuel tedavi, uzman bir hekim tarafından doğru ve tam bir teşhis sonrası yapılması gerekir. Teşhis koyma ve tedaviyi planlama yetkisi sadece hekimlere aittir. Burada unutulmaması gereken husus, halk arasında (kırıkçı-çıkıkçı) denilen kişilerin insan anatomisini, fizyolojisini, hastalık, teşhis ve tedavilerini bilmeden, rastgele uygulamalar ile yol açtıkları sakatlıklardır. Bu sakatlıklar ya da komplikasyonlar, eklem bağ- tendon gibi yumuşak doku zedelenmelerinden, ilerleyen nörolojik bulgu ve felçlere kadar ilerleyebilir. O yüzden bu tür tedavilerin deneyimli uzman ve rehabilitasyon hekimlerine yaptırılması gerekir” dedi.

    Manuel tedaviyi 30 yıldır uygulayan ve bilinirliği için uğraş veren Dr. Ali Şahabettinoğlu, “Manuel tedavi kesinlikle klasik batı tıbbı tedavisidir. Alternatif tedavi yöntemi değildir. Türk tıbbında resmi ve bilimsel olarak yıllardır yer almasına rağmen bilinirliliği ve popülaritesi ancak son yıllarda artmaya başlamıştır’’ şeklinde konuştu.