Etiket: Derdi

  • Şamil Tayyar: “Atatürk yaşasaydı muhtemeldir ki evet derdi”

    AK Parti Gaziantep Milletvekili Şamil Tayyar, referandumla ilgili yaptığı değerlendirmede, “Atatürk yaşasaydı muhtemeldir ki evet derdi” dedi.

    AK Parti Gaziantep Milletvekili Şamil Tayyar, bir televizyon programında gündemdeki konuları değerlendirdi. Milletvekili Tayyar, anayasa değişikliği için yapılacak referandumla ilgili, “Atatürk yaşasaydı muhtemeldir ki evet derdi” dedi.

    Yeni anayasa teklifini de değerlendiren Tayyar, “Yeni anayasa metninde Cumhurbaşkanın sadece bütçe teklifi sunma yetkisi var, diğer kanun tekliflerini milletvekilleri verecek. Cumhurbaşkanlığı modeli devlet içindeki paralel yapılanmaların da önüne bariyer kuracak” ifadelerini kullandı.

    El Bab operasyonunda Türk askerlerinin bulunduğu bölgenin bombalanmasının tesadüf olmadığını savunan Tayyar, “El Bab’da askerlerimizin bulunduğu bölgenin bombalanması kesinlikle kaza değildir. Olayın biran önce aydınlatılması gerekir” şeklinde konuştu.

    CHP’nin AYM’ye gitmeme kararı

    Tayyar, CHP’nin Anayasa Mahkemesine gitmeme kararını değerlendirerek, “AYM’ye gitmeme kararını pozitif buluyorum, yanlışlarını geç de olsa idrak ettikleri kanaatindeyim” dedi.

    Tayyar, başörtüsü nedeniyle bir lise öğrencisi genç kıza yapılan saldırıya ilgili, “Lise öğrencisi genç kıza başörtüsü nedeniyle yapılan saldırının savunulacak hiçbir yanı yoktur, alçakça bir saldırıdır. Saldırı demokrasiye bir müdahaledir, hesabı sorulmalıdır” dedi.

    Milletvekili Tayyar, sunucu İrfan Değirmenci’nin görevine son verilmesiyle ilgili, “İrfan Değirmenci hayır dediği için değil, izlenmediği için gönderildi, aksi olsa Emin Çapa’yı getirmezlerdi” diye konuştu.

  • Hasibe Nine’nin Derdi Yaşından Daha Büyük

    Aydın’da okulların yarıyıl tatiline girdiği günden bu yana torununa iş arayan eski toprak bir nine yaşadıkları karşısında adeta isyan etti. Çocukların hayat mücadelesinde başarılı olabilmesi için küçük yaşlardan itibaren bir meslek edinmesi gerektiğini özellikle erkeklerin mutlaka iş tutması gerektiğine inanan 75 yaşındaki Hasibe Sezgin, “Küçüklüğünde çalışmayan ve çalıştırılmayan çocuk büyüyünce çalışmak ister mi? ‘Çocuğun yaşı küçük çalıştırmak yasak’ diye işe almıyorlar. Bu nasıl bir sistem anlayamadım. Çocuklarımıza yiyip içmekten başka bir şey öğretmeyen bu düzen ülkeyi batırır” diyerek yetkililere sitem etti.

    Kolundan tuttuğu yetişme çağındaki torunu Murat’ın elinden tutup iş ve meslek öğrenmesi için gittiği fabrika ve mesleki faaliyet icra eden dükkanlardan geri döndüğünü belirten yaşlı kadın artık umutlarının tükendiğini söyledi. Bir insanın dünyadaki huzur ve mutluluğunun iş ve ekmek mücadelesindeki başarı ile paralel olduğunu ancak günümüzde pek çok gencin geleceğe yönelik planlarının sadece pembe hayallerden ibaret olduğunu belirten 75 yaşındaki Hasibe Sezgin, “Geleceğe yönelik endişeliyim” dedi. Eğitim sisteminden devletin çocuklara bakış açısına kadar pek çok yanlışların olduğunu ifade eden 75 yaşındaki Hasibe Nine, “Bizim çocukluğumuzda eli ayağı tutan gücü kuvveti olan herkes çalışırdı. Şimdi delikanlı olana kadar çocuklara sadece yiyip içmek öğretiliyor. Ondan sonra da kimse çalışmayı öğrenmiyor. Ne olacak bu memleketin tembelliği. Okumakla tembelliği birbirine karıştırdılar” diye mevcut yasa ve yönetmeliklere dert yandı.

    Gerek Osmanlı’da gerekse Cumhuriyet’in ilk yıllarından son 20 yıla kadar çocukların küçüklükten itibaren meslek edindiğini ve delikanlı olan herkesin elinin iş, evinin aş bulduğunu belirten Hasibe Sezgin, “Okullar yarıyıl tatiline girdikten sonra torunumu meslek öğrensin diye sanayide iş arıyorum. Daha önceden görüşüp söz aldıklarım oldu. Ancak koskoca fabrika sahipleri bile verdikleri sözde durmadı. 18 yaşına kadar iş tutmayan bir çocuk 18 yaşından sonra ne eder. Benim ömrüm bitti bitecek ama bu sistem böyle devam ederse gelecekte tüketmekten başka hiçbir şey bilmeyen bir nesil yetişir. Günlerdir toruna iş arıyorum. Ama bulamıyoruz. Çünkü çalıştırmak da yasakmış” diyerek bir yandan sisteme tepki gösterip diğer yandan geleceğe yönelik endişelerini dile getirdi.

  • Fındığın derdi bitmiyor

    Dünyanın fındık ihtiyacının yüzde 75 gibi bir oranını sağlayan Türkiye’de fındığın derdi bitmek bilmiyor.

    Fındık fiyatlarının tartışıldığı 2016 yılı ve fındığın sadece 50 kuruşluk zamla başladığı 2017 yılının bu ilk günlerinde fındık şimdide kabuğu ile gündeme geldi.

    Giresun Ziraat Odası Başkanı Nurittin Karan, fındık kabuğu ile ilgi yaptığı açıklamada sınır kapılarından fındık kabuğu ithalatının yasaklanması gerektiğini söyledi. Geçtiğimiz günlerde bakanlar kurulu kararıyla sınır kapılarından fındık ithalatının yasaklandığını hatırlatan Karan, aynı kararın fındık kabuğu içinde uygulanmasını gerektiğini ifade etti.

    “Fındık kabuğunun ithalatını doğru bulmuyoruz”

    Dünya fındık üretiminin yüzde 75’ini elinde bulunduran Türkiye’nin fındık kabuğu ithal etmesine bir anlam veremediklerini belirten Karan, “Öncelikle şunu merak ediyoruz, ülkemizde fındık kabuğuna çok büyük talep mi var ki, dışarıdan ithalat gerçekleştiriyoruz? Bölgemizi ve ilimizi baz alacak olursak fındık kırma fabrikalarından çıkan kabuk miktarı ihtiyacı karşılıyor ve hatta başka illerde gönderiliyor. Fındık kabuğu daha çok fırınlar tarafından tercih ediliyor ve evlerde soba tutuşturmak için kullanılıyor. Bizim bildiğimiz kadarıyla büyük oranda talep gören bir yakacak değil. Bu nedenle ithalatını da doğru bulmuyoruz” dedi.

    “Fındık kabuğu ithalatı suistimal edilebilir”

    Fındık kabuğu ithalatının art niyet doğurabileceğine vurgu yapan Karan, “Sınır kapılarından fındık kabuğu ithalatı suistimal edilmeden bir an önce yasaklanmalıdır. Hiç kimseyi suçlamak ve töhmet altında bırak istemeyiz ama fındık o kadar değerli bir tarım ürünü ki, dolaylı yoldan Türk fındık üreticisinin hakkını gasp etmek isteyenler çıkabilir. Bunların önüne geçebilmek için nasıl sınır kapılarından fındık ithalatı yasaklandıysa fındık kabuğu ithalatı da yasaklanmalıdır” diye konuştu.

    İthalatı serbest olduğu için zaman zaman Azerbaycan ve Gürcistan’dan Türkiye’ye fındık kabuğu sokulduğu yönünde bilgiler aldıklarını ifade eden Karan, “fındık kabuğu ithalatının Azerbaycan ve Gürcistan fındığına sahip çıkmak anlamına gelmektedir” ifadelerini kullandı.

  • TBMM Başkanı Kahraman: “Büyük Başın Derdi Büyük Olur”

    Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı İsmail Kahraman, Türkiye’nin sıkıntılı günler yaşadığını belirterek, “Büyük başın derdi büyük olur” dedi.

    ASFA İnşaat Firması sahibi Ali Fuat Çerçer’in oğlunun düğün törenine katılmak üzere dün akşam uçakla Adana’ya gelen Kahraman, bugün de Birlik Vakfı Adana Şubesi’nin verdiği kahvaltıya katıldı. Birlik Vakfı Adana Şube Başkanı Naci Kazan yaptığı konuşmada, Kahraman’ın hayatını ve Türkiye için yaptıklarını duygusal bir biçimde anlattı. Kazan, daha sonra konuşmasını yapmak üzere Kahraman’ı davet etti.

    TBMM Başkanı İsmail Kahraman burada yaptığı konuşmada, “Siyasetin sahasına girdiğimizde konuşmalar biraz dalgalı oluyor. Hele günümüzde oraya hiç girmeyelim” diye konuştu.

    Türkiye’nin sıkıntılı günler yaşadığına dikkat çeken Kahraman, “Bunu her zaman söyleriz. Türkiye tarihinin en zor günlerini yaşıyor. Zor günler hep devam etti. Niye? Türkiye güçlü bir ortak, büyük başın derdi büyük olur. Ancak biz her sıkıntının üzerinden gelmeye alışmış ve başarmış bir milletiz. Bu sıkıntılardan birisi de dışarısı yetmiyormuş gibi, içeride de gelişmemizi önlemek isteyen odakların mevcudiyetidir” dedi.

    Kahraman’ın katıldığı toplantı daha sonra basına kapalı olarak gerçekleştirildi.

    Toplantıya Adana Valisi Mustafa Büyük, AK Parti Adana milletvekilleri Mehmet Şükrü Erdinç, Necdet Ünüvar ve Tamer Dağlı, AK Parti İl Başkanı Fikret Yeni ve çok sayıda iş adamı ve AK Parti’li eski ve yeni yönetici katıldı.

  • Şeref Malkoç: “Erbakan Hoca, ‘Yahudiye Asker Yetiştirirsiniz, Göndermeyin’ Derdi”

    Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Şeref Malkoç, merhum Başbakan Necmettin Erbakan’ın paralel yapıya ait olduğu iddia edilen okullarla ilgili yaptığı yorumu anlatarak, “Hoca oraya çocuklarını göndermek için kendisine soranlara, ‘Göndermeyin Yahudi’ye asker yetiştirirsiniz’ derdi” dedi.

    Esenler Belediyesi, Türkiye Cumhuriyeti 54’üncü Başbakanı Merhum Prof. Dr. Necmettin Erbakan için bir anma programı düzenledi. Vefatının 5’inci yılında Esenler Dr. Kadir Topbaş Kültür Merkezi’nde düzenlenen anma programına konuşmacı olarak, Refah Partisi dönemimde milletvekilliği ve Erbakan’ın avukatlığını yapan Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Şeref Malkoç katıldı. Malkoç, konuşmasında Erbakan’ın siyasi yaşamı ve duruşunu anlattı.

    Erbakan’ın hayatını anlatan belgesel film gösterimi ardından programın açılış konuşmasını yapan Esenler Belediye Başkanı M. Tevfik Göksu, Erbakan’ın geçmişte söylediklerinin günümüzde gerçekleştiğini söyleyerek, “Erbakan’ı bugün öyle anlıyoruz ki, 21 yüzyılın dünyasında 20 yıl önce 30 yıl önce bize söylediklerinin ne kadar da ufuk dolu bir söylemmiş. Bugün 20 yıl önce 25 yıl önce bize ne söylediyse bugün dünya onu yaşıyor. Ama çok acılar çekti. Çok zorluklar çekti. Öyle acılar öyle zorluklar çekti ki, bir televizyon kanalı belgesel için benden görüş almaya geldiklerinde bir soru sordular. ’Erbakan deyince aklınıza ne gelir’ diye. Ben de dedim ki ’Erbakan dediğimde aklıma gelen en önemli şey şudur, hayatta lügatında yenilgi diye bir kavram kabul etmeyen dava adamıdır’ dedim” ifadelerini kullandı.

    “HOCA, ‘YAHUDİYE ASKER YETİŞTİRİRSİNİZ GÖNDERMEYİN’DERDİ”

    Konuşmasında rahmetli Erbakan’ın hayata bakış açısını anlatan Malkoç, “Gayemiz Allah’ın rızasını kazanmaktır, hedefimiz hak nizamı hakim kılmaktır, arzumuz tüm insanlığın saadetini temin etmektir. Metodumuz kaba kuvvet silah değil ikna metodudur. Allah ondan razı olsun Türkiye’de sağ sol çatışmaların da yüzlerce binlerce insan heba olurken, çok şükür o kendisi ile beraber hareket eden hiç kimsenin burnunu kanatmamaya çalıştı” dedi.

    Erbakan’ın öğrencilik yıllarındaki başarısını aktaran Malkoç, “İstanbul Teknik Üniversite kurulduğu günden beri, hele ki o dönemde Türkiye’nin en zeki en yetişmiş öğrencilerini alan bir üniversitede, İstanbul Teknik Üniversitesi kurulduğu gün dahi bugüne kadar rahmetli Erbakan hocamızın not ortalamasını tutturan başka bir öğrenci gelmedi, bundan sonra gelir mi bilmiyorum” diye konuştu.

    Malkoç, Erbakan’ın 90’lı yıllarda paralel yapıya ait olduğu iddia edilen okullara öğrenci göndermek isteyen aileleri uyardığını da anlatarak, “Bizim arkadaşlarımızın önemli bir kısmı çocuklarını imam hatipten alıp değişik yerlere veriyorlar. Özellikle de bir kısmı paralel yapının okullarına gönderiyordu. Hocaya gelenlere hoca nasihat ederdi derdi ki ’Göndermeyin, göndermeyin Yahudi’ye asker yetiştirirsiniz göndermeyin’ derdi. Bunu 17 Aralık’tan sonra değil, 1997- 98 yıllarında söylerdi” şeklinde konuştu.