Etiket: depremler

  • Bakan Kurum: “Depremler bize Türkiye’nin her yerinde kentsel dönüşümün ne kadar önemli olduğunu gösteriyor”

    Bakan Kurum: “Depremler bize Türkiye’nin her yerinde kentsel dönüşümün ne kadar önemli olduğunu gösteriyor”

    Depremlerin Türkiye’nin her yerinde kentsel dönüşümün ne kadar önemli olduğunu gösterdiğini belirten Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, “Türkiye olarak 80 bin canımızı depremlerde yitirdiğimiz sürece baktığımızda kentsel dönüşümle ilgili sürecimizi ve projelerimizi çok daha kararlı bir şekilde yürütmeye çalışıyoruz. Bu çerçevede bu güne kadar 1,5 milyon konutun dönüşümünü gerçekleştirdik” dedi.

    Geçtiğimiz yıl bugün meydana gelen 6.8’lik depremde Elazığ’da 37, Malatya’da 4 olmak üzere 41 kişi hayatını kaybetti, iki şehirde 25 binden fazla konut ise hasar gördü. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatı, Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum’un koordinesinde Elazığ’da 20 binden fazla konutun inşa edilmesi için çalışma başlatıldı. Bu kapsamda tamamlanan 3 bine yakın konut ise hak sahiplerine kura ile teslim edildi.

    Depremin yıl dönümü kapsamında Elazığ’a gelen Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, yapımı tamamlanan TOKİ konutlarını gezerek incelemelerde bulundu. Bizmişen bölgesinde yapımı tamamlanan konutları inceleyen ve açıklamalarda bulunan Bakan Kurum, ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı.

    En son yaşanan 5.3 şiddetindeki depremden sonra yine AFAD, bakanlık ekipleri sahada çalışmalarını yaptığını belirten Çevre Şehircilik Bakanı Murat Kurum, “Bu çerçevede orta hasar iken en son yaşanan depremde ağır hasara dönen yaklaşık 3 bin 800 bağımsız bölümü içeren konutlarımız var. Yapmış olduğumuz istişarelerde ilk olarak 24 Ocak’taki depremzedeleri konutlarına yerleştireceğiz. Akabinde de AFAD Başkanlığımızın, İçişleri Bakanlığımızla o süreci eş zamanlı yürütüyoruz. Ağır hasarlı ev sahiplerine de yine konutlarımızı bu anlayışla yapmaya devam edeceğiz” şeklinde konuştu.

    “Tüm konutlarımızı sağlıklı ve güvenli hale getirene kadar çalışmalarımızı sürdürüyor olacağız”

    Önceliğin depremzedelerde olduğunu vurgulayan Bakan Kurum, “Hem Sivrice merkezli hem de en son yaşadığımız depremde, depremzede kardeşlerimizi güvenli konutlara yerleştireceğiz. Akabinde de vekillerimiz, belediye başkanımız, İçişleri Bakanlığımızla yapmış olduğum istişareler çerçevesinde Cumhurbaşkanımız, buraya ilave sosyal konut yapılması talimatı verdi. O çalışmayı da TOKİ başkanlığımız yürütüyor. Daha önce bin 200 sosyal konut inşasını, 100 binlik konutluk proje kapsamında açıklanmıştı. Talepler alındı, kuralar çekildi. Bu projelerimize ilimizde devam edeceğiz. Tüm konutlarımızı sağlıklı ve güvenli hale getirene kadar çalışmalarımızı sürdürüyor olacağız” diye konuştu.

    “Elazığ’ın her değeri bizim için kıymetlidir”

    Elazığ’ın her yeri ve ihtiyacına cevap verecek, her soruna koşacak anlamda çalışmaları yürüttüklerini aktaran Kurum, “Vatandaşlarımızın talepleri doğrultusunda yapılması gerekenleri bir bir proje haline getirmek suretiyle yapmaya gayret gösteriyoruz. 136 derslikli toplam 8 okulun ihalesini TOKİ başkanlığımız yaptı. Yine bölgelerimizdeki camilerimizin sosyal donatılarımızın, vatandaşlarımızın ihtiyaç duyduğu tüm alanda yürütüyoruz. Elazığspor’umuz da bizim bir değerimizdir. Elazığ, her zaman duruşu ile tüm Türkiye’ye örnek olmuş bir şehirdir. O yüzden Elazığ’ın her değeri bizim için kıymetlidir. Elazığspor içinde yapılması gereken her türlü adımı atacağımızı ifade etmek isterim” diye kaydetti.

    “Bu güne kadar 1,5 milyon konutun dönüşümünü gerçekleştirdik”

    Bakan Kurum açıklamasının devamında, “Orta hasarlı binaların güçlendirilmesi adına, kentsel dönüşümde vatandaşlarımızın kendi konutlarını uygun şartlardaki kredilerle yapabilmeleri adına 125 bin liralık kredi tutarını 200 bin liraya çıkaracak düzenlemeyi Cumhurbaşkanlığımıza gönderdik. Onaylanmasını müteakip 200 bin liraya kadar vatandaşlarımız, uygun şartlarda kredilerini kullanarak dönüşüm sürecini hızlandıracaklar. Tabi bu depremler bize Türkiye’nin her yerinde kentsel dönüşümün ne kadar önemli olduğunu gösteriyor. Burada afetzede ailelerimizin bu depremlerde ne kadar acılar çektiğini yaşayan biliyor. Dolasıyla Türkiye olarak 80 bin canımızı depremlerde yitirdiğimiz sürece baktığımızda kentsel dönüşümle ilgili sürecimizi ve projelerimizi çok daha kararlı bir şekilde yürütmeye çalışıyoruz. Bu çerçevede bu güne kadar 1,5 milyon konutun dönüşümünü gerçekleştirdik. Verilmesi gereken her türlü desteği Cumhurbaşkanımızın talimatları çerçevesinde vatandaşlarımıza vermeye çalışıyoruz. Her yerde gidip yerinde hızlı, gönüllü prensipleriyle dönüşüm projeleri arttırıyoruz. Bugün Türkiye’nin hemen hemen her ilinde dönüşüm projelerimiz mevcuttur. Tarihi alanlarda, kent meydanlarında, sanayi alanlarında, riskli binaların dönüşümü başlıkları altında birçok alanda dönüşüm projelerimiz var. Biz bir daha bu acıları yaşamak istemiyoruz. Biz vatandaşımızın her türlü ihtiyaç duyduğu desteği verebileceğimizi, her türlü projede vatandaşımızın yanında olduğumuzu burada bir kez daha ifade etmek isterim. Kararlı bir şekilde belirlediğimiz hedefler doğrultusunda dönüşüm sürecini tamamlayacağız” ifadelerine yer verdi.

  • Van’daki depremler Batı bölgesini tetikliyor

    Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) Mühendislik Fakültesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Onur Köse, Van’da her zaman deprem riski bulunduğunu belirterek, “Van’daki depremler Batı bölgesini tetikliyor” dedi.

    Türkiye’nin bütünüyle Alp-Himalaya Dağ kuşağında yer aldığını ve Van’ın ise çarpışmanın olduğu noktanın eşiğinde olduğunu söyleyen Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Onur Köse, iki plağın çarpışma noktası olan Van’da deprem olmadıkça Batı’da deprem beklemediklerini belirtti. Yrd. Doç. Dr. Onur Köse, 2011 yılında Van’da meydana gelen 7.2 büyüklüğündeki depremi anımsatarak, sadece Van’da değil, Türkiye’nin birçok yerinde deprem olmasının her zaman söz konusu olabileceğine dikkat çekti. Yrd. Doç. Dr. Köse, “Vatandaşlarımızın bu konuda bilinçlenmesinde fayda vardır. Yarın Van’da, Erzincan’da, Elazığ’da ve Batı Anadolu’da da deprem olabilir. Ülkemiz Avrupa’nın en yüksek kodlarına gelen bir zeminin üzerinde yer almaktadır. Burada iki plağın çarpışması sebebiyle yükselmenin hala devam ettiği bir bölgedir. Van böyle bir bölge içerisinde yer aldığı için her zaman deprem riski vardır. Şunu da unutmamak gerekir ki cumhuriyet tarihinde, son yüzyıl içerisinde 35 yıl aralıkla iki deprem yaşayan tek ildir Van. 1976 yılında 7.3 büyüklüğünde Çaldıran depreminde 3 bin 845 vatandaşımız hayatını kaybetmiştir. 2011 yılında meydana gelen 7.2 büyüklüğündeki depremde ise yaklaşık 700 vatandaşımız hayatını kaybetmiştir. Van’ın depremsellik açısından risk taşıdığı göz ardı edilemez” dedi.

    “Vatandaşlarımızın kaygıya kapılmaması gerekir”

    Yüzyıllardır üzerinde gerilim birikimi olan fay hatların birbirini tetiklemesi ve beklemedik bir noktada depremlerin yaşanmasının söz konusu olabileceğini belirten Köse, vatandaşların ise bu durumu sürekli düşünerek kaygıya düşmemesi konusunda uyardı. Köse, “Vatandaşlarımızın bu konuda bilinçlenerek, yaşadıkları yeri düzenlerken, kentsel planlamaları yaparken bu gerçeği göz önünde bulundurması gerekir. Evlerini mümkün olabildiğince kaya zeminlerin üzerinde yapmalarında fayda var. Kaya zeminlerin üzerinde ev yapmanın artı bir özelliği, tarım arazilerini de böylelikle öldürmemiş oluruz. Gelecek nesillere tarım arazilerini sağlıklı bir şekilde bırakmış oluruz. Dolayısıyla bizler hangi şehirde olursak olalım, evlerimizi yaparken mutlaka kaya zeminlerin üzerine yapmayı tercih etmeliyiz” diye konuştu.

    “Van, depremi artı yönde kullanabilmiş bir şehir değildir”

    Van’ın deprem sonrasında depremi pozitif değerlerle çıkabilen bir şehir olamadığını ifade eden Köse, “Türkiye’de büyük depremler sonrasında depremden pozitif değerlerle çıkabilen çok az sayıda yer vardır. Türkiye bu konuda yeni bilinçlenmiş bir ülkedir. Bununla birlikte biz Van’ın depremden pozitif değerlerle çıkmasını beklerdik. Van depremi artı yönde kullanabilmiş bir şehir değildir. Van birçok caddedeki sorunlarını deprem fırsatıyla imarlaşmaya giderek kullanabilirdi. Ancak Van bunu kullanamadı. TOKİ’nin seçmiş olduğu zeminler daha doğru zeminlerdir” şeklinde konuştu.

    “Van, çarpışmanın olduğu noktanın eşiğindedir”

    Van Gölü’nün güneyindeki dağların Arap plakası ile Avrasya plakasının çarpışma noktasında yükselen dağlar olduğunu söyleyen Köse, bu yükselmenin aktif olarak devam ettiğini belirterek, “Türkiye bütünüyle Alp-Himalaya Dağ kuşağında yer alır. Bu iki plağın çarpıştığı yer olan Van ve Van’a paralel diğer iller de deprem olmadıkça Batı’da da deprem olmasını bekleyemeyiz. Van, depremlerin kaynak noktasıdır. Doğu Anadolu’da deprem olabilmesi için iki plakanın birbirini ittiriyor ve sıkıştırıyor olması zorunluluk arz etmektedir. Buradaki hareketlerden dolayı diğer plakalar Batı’ya doğru hareket ederken, Doğu Anadolu fayında deprem meydana gelir” ifadelerini kullandı.

    Van Gölü’nün hem içerisinde hem de dışında depremlerin olduğunu kaydeden Köse, şunları söyledi:

    “Van Gölü eski bir okyanus kalıntısının jeomorfolojik çökelme havzasıdır. Van Gölü’nün içerisinde de faylar var. Bu çukurluğun oluşmasında Van Gölü’nün tektonik kontrollü olduğunu biliyoruz. Bugün lokasyonları verilebilmektedir. Van ili çevresinde olan fayların uzantıları zaten gölün içerisinde geçmektedir. Bunlarda birbirlerini tetikleyebilir.”

  • Samsat’ta artçı depremler devam ediyor

    Adıyaman’ın Samsat ilçesinde geçtiğimiz günlerde meydana gelen 5.5 büyüklüğündeki deprem sonrasında artçı depremler devam ediyor.

    Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü (KRDAE)Bölgesel Deprem-Tsunami İzleme ve Değerlendirme Merkezinden alınan bilgilere göre, Adıyaman’ın Samsat ilçesinde saat 01.23’te yerin 13 kilometre derinliğinde 4.1 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Yaşanan deprem Adıyaman ve bütün ilçelerinde de hissedildi. 4.1 büyüklüğünde meydana gelen depremden sonra sabah saat 10.54’e kadar büyüklükleri 1.7, 3.1, 2.5, 3.1, 1.6, 2.1, 2.2, 2.0, 2.5 olmak üzere toplam 9 adet artçı deprem yaşandı.

    Yaşanan artçı depremlerden dolayı ölen ya da yaralananın olmadığı öğrenilirken, bazı evlerin duvarlarında 5.5 büyüklüğündeki depremde oluşan çatlakların daha da büyüdüğü öğrenildi.

  • Çanakkale’deki depremler

    Çanakkale’nin Ayvacık ilçesi yakınlarında yaşanan deprem fırtınası vatandaşları tedirgin ediyor. Çadırda kalan vatandaşlar bile, korkudan yaktıkları ateşin başında dışarıda oturuyor.

    Çanakkale’nin Ayvacık ilçesine bağlı Taşağıl köyünde, artçı depremler nedeniyle vatandaşlar çadırlara bile giremiyor. Soğuk hava nedeniyle çadırların dışında ateş yakarak bekleyen vatandaşlar, depremler nedeniyle tedirgin olduklarını söyledi. Bugün saat 16.48’de meydana gelen depremde bazı evlerde yıkılmalar meydana geldiğini de söyleyen vatandaşlar, “Korkudan içerilere giremiyoruz, dışarıda bekliyoruz” dediler.

    Öte yandan, bölgede hava sıcaklığının düşmesi nedeniyle çadırlarda kalan vatandaşlardan kadın ve çocuklar, bu gece konaklamaları için Ayvacık ilçe merkezindeki göçmen geri gönderme merkezine gönderildi.

  • Malatya’da artan depremler kaygılandırıyor

    Malatya’da son bir hafta içerisinde artan depremler halkı kaygılandırıyor. Prof. Dr. Mehmet Önal, “Malatya’nın bu kırsal kesimindeki yapı stoku çok çürük olduğu için 5.1 büyüklüğündeki deprem yaklaşık bin civarında binanın hasar görmesine neden oldu” dedi.

    Malatya’nın Hekimhan ilçesinde art arda meydana gelen depremlerin sebebini Malatya-Ovacık fay hattının aktif olmasına bağlayan İnönü Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Maden Mühendisliği Bölümü Başkanı Prof. Dr. Mehmet Önal, “Bu deprem fırtınası sırasında 1.5 ile 5.1 arasında yüzlerce deprem oluştu. Malatya’nın bu kırsal kesimindeki yapı stoku çok çürük olduğu için 5.1 büyüklüğündeki deprem yaklaşık bin civarında binanın hasar görmesine neden oldu. Bu bin binadan büyük kısmı şu anda oturulamayacak durumda olduğu için büyük hasar oluşturdu” diye konuştu.

    Prof. Dr. Önal, son günlerde Çanakkale’nin Ayvacık ilçesinde meydana gelen depremin bölgeden geçen Kuzey Anadolu Fay hattından kaynaklandığını dile getirerek, “Kuzey Anadolu Fay Hattı’nın Çanakkale civarından çok sayıda sekmeleri ve parçaları var. O parçalar da zaman zaman enerji boşaltıp deprem oluşturuyor” ifadelerini kullandı.

    Prof. Dr. Önal, gelişmiş ülkelerde çok büyük depremler yaşanmasına rağmen kayıp ve zararların az yaşandığına dikkat çekerek, Türkiye’de de son yıllarda TOKİ vasıtasıyla uygulanan kentsel dönüşüm projeleriyle binaların yenilendiğini belirtti. Türkiye’de depremlerin devam edeceğini belirten Prof. Dr. Önal, “Doğu Anadolu ve Kuzey Anadolu faylarımız aktif halde. Aktif hal demek, sürekli deprem üreten fay demek. Onun için gelecekte de mutlaka büyük depremler olacak. Biz bunun zamanını bilemiyoruz. Zamanı bildiren herhangi bir mekanizma, bir fiziksel veri yoktur” şeklinde konuştu.

    Önal, Doğu Anadolu Fay Hattı’nın ortalama 250, Kuzey Anadolu Fay Hattı’nın ise ortalama 230 yılda büyük bir deprem ürettiğini kaydederek, “Şu anda ülkemizde büyük deprem beklenen yerlerden birisi Malatya-Hatay arasıdır. Diğeri de İstanbul Marmara Denizi’nden Çanakkale’ye doğru olan bölgede büyük deprem bekleniyor ama bunun zamanını kimse söyleyemiyor” dedi.

    Büyük depremlerin önceden tahmin edilmesine yarayacak verilerden birinin öncü depremler olduğuna değinen Prof. Dr. Önal, şunları kaydetti:

    “Son günlerde Çanakkale civarındaki 5-5.5 büyüklüğündeki depremlerde bilim insanlarına göre büyük depremin öncüsü olarak kabul edilebiliyor. İkinci veri ülkemiz çok sayıda sensörle izleniyor. Metan gazı çıkışları yine bu deprem bölgesindeki radon gazı çıkışları depremin öncüsü olarak kabul ediliyor. Malatya birinci derece deprem bölgesi. Ayrıca binanızın içinde yaşarken deprem öncesi yapılması gerekenleri bileceksiniz. Binanızda çürüklük varsa bunu destekleyeceksiniz. Yine işte TOKİ yoluyla eski binalar yıkılıp yenileniyor. Bu konuda devletimiz öncülük yapıyor. Bu Malatya’da, Elazığ’da yoğun biçimde uygulanıyor. Devletimizin haberi olmadan kaçak yapılardan kaçınacağız. Mutlaka ruhsatlı yapıları oluşturacağız.”