Etiket: Depremde

  • Özhaseki: “15 yıl sonra insanlar depremde ninni dinler gibi yataklarında dönecek”

    Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki, Türkiye’de gelecek yıldan itibaren 500 bin civarında konutu değiştireceklerini ifade ederek, “15 yıl içerisinde 7.5 milyon konutu değiştireceğiz. Bu konutları değiştirdiğimizde hangi deprem gelirse gelsin, insanlar kımıldamadan, o sallantıda, ninni dinler gibi yataklarında sağa, sola dönecekler” dedi.

    Yıldırım Belediyesi’nin Türkiye’ye örnek olan projelerinden Sular Vadisi Doğa Parkı ve Rekreasyon Alanı temeli atılırken, Planlama ve Kentsel Gelişim Merkezi’nin açılışı yapıldı. Yenimahalle’de 34 bin metrekare alan üzerine yaklaşık 40 milyon harcamayla yapılacak proje kapsamında kamulaştırılan 144 bina da yıkıldı. Yıldırım’ı gelecek nesillerin yaşamaktan mutluluk duyacakları bir şehir olarak planladıklarını vurgulayan Yıldırım Belediye Başkanı İsmail Hakkı Edebali, ilçede başlatılan ve Türkiye’nin en kapsamlı kentsel dönüşüm hamlesi olan çalışmalarının sosyal boyutunu yansıtacak bir örnek olduğuna işaret etti. Projenin sadece Yenimahalle için değil, Karamazak, Piremir, Namazgah, Teferrüç, Umurbey ve Kurtoğlu mahallelerine değer katacağını ifade eden Başkan Edebali, “Bölgeyi beton yığını görüntüsünden kurtararak ve yeşille mavinin buluştuğu tematik bir yer haline getireceğiz. Proje tamamlandığında bölgenin değeri artacağı gibi yaşam standartları da büyük ölçüde yükselecek. Yıldırım’a nefes aldıracak proje tamamlandığında sadece Yıldırım’a değil Bursa’ya değer katacak bir eser ortaya çıkmış olacak” şeklinde konuştu.

    Projenin Türkiye’ye örnek olacağını kaydeden Başkan Edebali, “Sular Vadisi Doğa Parkı ve Rekreasyon Alanı içinde teras kademeli oturma alanları, Babil bahçesi- seyir terasları, doğal göl, gölgeli oturma bölümü, revan köşkleri ve yol boyu dinlenme köşeleri, havuzlar, şelaleler, çocuk oyun alanları, yürüyüş yolları, cami, Osmanlı çeşmesi, belediye hizmet binası, aletli jimnastik köşesi ve maket evcil hayvan bahçesi gibi birimler yer alacak” dedi.

    “Deprem bir gün gelir kapımızı çalar”

    “Vatandaşın hükümet ile el ele yapacağı işler var” diyen Özhaseki, “O da yerin altındaki tehlikeye karşı birlikte olabilmek. Yerin üstündeki tehlike ile mücadele bizim işimiz ve veriyoruz. Ama yerin altındaki tehlikeye karşı da hepimizin dikkatli olması lazım. Onu görmemezlikten gelerek hayatımızı sürdürmeyiz. Deprem bir gün gelir kapımızı çalar. Şu anda deprem yok diyor rahat rahat yapamayız. Hazırlık yapmak zorundayız. İşte bize düşen bakanlığa düşen bu tehlikeyi haber vermek, sonra hazırlıkları yapmak, sonra vatandaşa yardımcı olmak, sonra da evlerimizi yavaş yavaş dönüştürmek. Deprem bu ülkenin bir gerçeği. Son 100 yıl içerisinde bu cennet vatanımızda 6 şiddeti ve üzerinde tam 56 tane deprem var. Bakın bugünlerde sallanıyor ya ikide bir Bodrum’dan haberler geliyor ya ondan literatüre girmiyor. Benim söylediklerim daha şiddetli depremler. Son 100 yıl içerisinde bu ülkede altı ve üzerindeki şiddetli deprem sayısı 56. 83 bin can vermişiz. Maddi olarak neredeyse 100 milyar dolar da kaybımız var. Maddi kayıpları geçtik. O evlerin içerisinde en sevdiklerimizi kaybettik. Niye dünyanın gelişmiş ülkelerinde insanlar depremde evlerinde rahat yatıyorlar da en ufacık şiddetli deprem olduğunda benim insanım kendini sokağa atmak hissediyor. Deprem gerçeğini görmediğimizden, hazırlık yapmadığımızdan, sağlıksız yapılar yaptığımızdan dolayı. İnsanları deprem öldürmez. İnsanları sağlıksız yapılar öldürür” diye konuştu.

    “İnsanlar ninni dinler gibi depremde yataklarında yatacak”

    Türkiye’de gelecek yıldan itibaren 500 bin civarında konutu değiştireceklerini dile getiren Özhaseki, “15 yıl içerisinde 7.5 milyon konutu değiştireceğiz. Bu konutları değiştirdiğimizde, hangi deprem gelirse gelsin, insanlar kımıldamadan, o sallantıda, ninni dinler gibi yataklarında sağa, sola dönecekler. Daha önce 2012’de bir yasa çıktı. Bu yasaya bağlı olarak epeyce dönüşüm yapıldı. Bunu yeterli görmüyoruz. Özellikle muhalefete sesleniyorum. Deprem geldiğinde A partili, B partili, C partili demez. Deprem geldiğinde Türk, Kürt, Laz, Çerkez demez. Sünni, Alevi demez. Alır götürür. O yüzden kimse bakanlık benim işimi yapmaz mı demesin. Çalışsın, gayret etsin, hazırlasın, kapımız sonuna kadar onlara açık. Deprem karşısında ülke olarak hep birlikte gayret edelim. Ortaya da çok hoş ortamlar çıksın” şeklinde konuştu.

    Konuşmaların ardından dualar eşliğinde temel atıldı.

  • Yurt: “Depremde en çok betonarme binalar yıkılıyor”

    Samsun Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Mustafa Yurt, depremde en çok betonarme binaların yıkıldığına, kagir, yığma ve eski binalarda o kadar hasar olmadığına dikkat çekerek, “İleri teknoloji ürünleri yüksek mukavemetli betonları kullandığımız binalarda bir sürü yıkılma, can ve mal kaybı yaşanıyor. Bunun da tek nedeni var. Biz inşaat mühendisleri olarak arazide ve inşaatın başında daha fazla olmamız kanaatindeyim” dedi.

    Türkiye Hazır Beton Birliği (THBB), Samsun Büyükşehir Belediyesi ve İnşaat Mühendisleri Odası tarafından Samsun’da “Beton Teknolojileri ve Doğru Beton Uygulamaları Semineri” düzenlendi. Kaliteli beton üretimi ve beton uygulamasının doğru yapılması amacıyla düzenlenen seminere, Türkiye’nin çeşitli yerlerinden alanında uzman kişiler katıldı.

    Programda ilk olarak konuşan İMO Samsun Şube Başkanı Cevat Öncü, seminerin herkes için hayırlı olmasını diledi. Daha sonra programda konuşan Samsun Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Mustafa Yurt, “Beton, dünyada ve özellikle de bizim ülkemizde sudan sonra en fazla tüketilen mamuldür. Dağları, taşları, ovaları, ormanları hep betonlaştırmadık mı? Oysa bizim geleneksel maddelerimiz vardı. Bunlarla da bazı inşaatları yapabilirdik. Ama biz betonun çok vefalı bir malzeme olmasını ve bundan insanlığın istifade etmesinden dolayı betonlaşmaya gittik. Biz betonun yerli ve yerinde kullanılmasından yanayız. Tünellerde, köprülerde, viyadüklerde ve binalarda kullanılmasını istiyoruz. Ülkemiz 1. derecede deprem kuşağı üzerinde bulunuyor. Yıkılan binaların birçoğuna bakıyorsunuz, betonarme binalar. Kagir ve yığma binalarda o kadar hasar yok. Eski binalarda da fazla hasar yok. Ama ileri teknoloji ürünleri kullandığımız, çekme donatılı ve yüksek mukavemetli betonları kullandığımız binalarda bir sürü yıkılma, can ve mal kaybı yaşanıyor. Bunun da tek nedeni var. Biz inşaat mühendisleri olarak arazide ve inşaatın başında daha fazla olmamız gerektiği kanaatindeyim. Beton geliyor. Her türlü katkı malzemesi gramı gramına tartılıyor ve yerine ulaştırılıyor. Suyla temas ettiği andan itibaren betonun izlenmesi ve takip edilmesi gerekiyor. Yerleştirene ve sertleşene kadar kontrol edilmesi gerekiyor. Ama piyasadaki kanaat bunların hiç kontrol edilmediği ile alakalı. İstediğiniz kadar betonun kalitelisini kullanın, donatısını istediğiniz kadar kullanın, betonun prizini alıp suyla teması başladığından itibaren yapılan taşınma, yerleştirme ve kür müddetince korunmasını kontrol etmediyseniz, betonun hiçbir özelliği yoktur” dedi.

    “Beton konusunda inşaat mühendislerine çok iş düşüyor”

    Betonun sağlam olmasında inşaat mühendislerine çok iş düştüğünün altını çizen Yurt, “Beton ülkemizde ve dünyada çok eskiden beri kullanılan geleneksel bir malzemedir. Beton sizden hiçbir şey istemez. Yeter ki siz onu uygun şartlarda karıştırıp, taşıyıp, yerleştirin. Ne sizden boya ister ne de cila ister. Tek bir şey ister. Betonun suyla temasını sağladıktan sonra teknik şartnamelerde belirtilen şartların sağlanması gerekiyor. Biz, değişik yerlerde betonlar döküyoruz. Adamlara soruyoruz, ‘bu beton ne zaman geldi, ne zaman karıştırıldı, ne zaman çıktı?’ diye. Ama adamlar onun bilincinde değiller. Oradaki beton transmikserindeki irsaliye şoförün eline verilmiş irsaliyeyi eline alsa, betonun hangi işlemlere ne zaman uğradığı bilinse betonlar da ona göre kullanılır veya hiç kullanılmadan geri gönderilir. Ama böyle bir şeyin farkında bile olunmuyor. Bizim inşaat mühendisleri olarak bu konuda farkındalık oluşturmak zorundayız. Bu nedenle Türkiye Hazır Beton Birliğinin, İMO’nun ve Samsun Büyükşehir Belediyesinin katkılarıyla bu toplantıyı düzenledik” diye konuştu.

    Seminer, açılış konuşmaların ardından THBB Genel Sekreter Yardımcısı Aslı Özbora Tarhan’ın “Türkiye’de ve Dünyada Hazır Beton Sektöründeki Son Gelişmeler”, İTÜ İnşaat Fakültesi Prof. Dr. Mehmet Ali Taşdemir ‘in, “Beton Teknolojisinde Son Gelişmeler 1-2” ve THBB Kalite Güvence Sistemi Direktörü Selçuk Uçar’ın, “Betonda Kalite Denetimleri” sunumları ile sona erdi.

  • Bursagaz’dan depremde gaz akışını keserek hayat kurtaracak sistem

    Türkiye’deki en büyük üçüncü doğalgaz yatırım şirketi Bursagaz, doğalgaz şebekesinin durumunu ortaya koyacak sistemi devreye aldı.

    Doğalgaz dağıtım bölgesinin Kuzey Anadolu fay hattı üzerinde olması sebebiyle kurduğu Deprem Risklerinin Yönetimi Sistemi (ERMS) projesinde de sona yaklaşan Bursagaz, her iki projesiyle ilgili son durumu paylaşmak için EPDK ve sektör oyuncularını bir araya getirdiği bir organizasyona ev sahipliği yaptı.

    Bursagaz tarafından yürütülen ve EPDK tarafından Ar-Ge projeleri kapsamında desteklenen Boru Hattı Bütünsellik Yönetim Sistemi (SPRING) ve Deprem Risklerinin Yönetim Sistemi (ERMS) projeleri kapanış ve devreye alma toplantısı Bursagaz Genel Müdürlük binasında yapıldı. Organizasyona Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) Ar-Ge Komisyonu Başkanı Ali Rıza Dinç ve sektör profesyonelleri ile birlikte Bursagaz yöneticileri ve çalışanlar katıldı.

    Bursagaz İşletme ve Bakım Müdürü Nurettin Erikci, Bursagaz’ın Ar-Ge ve inovasyon çalışmalarına önem verdiğini ve sektöre rol model teşkil edecek projeleri hayata geçirdiğini söyledi. Bursagaz’ın, EPDK’ya 3 senede 19 proje başvurusu yaptığını belirten Erikci, “EPDK’nın objektif değerlendirmeleri sonucunda 4 projemiz Ar-Ge kapsamına alınmıştır. Bu vesileyle EPDK’ya vizyonu ve işbirliği için teşekkürü borç biliriz. Bu projelerden, tamamlanma noktasına gelen iki tanesini bugün siz değerli konuklarımızla paylaşmaktan onur duyarız” dedi.

    EPDK Ar-Ge Komisyonu Başkanı Ali Rıza Dinç ise, “Enerji sektöründeki şirketler arasında Bursagaz Ar-Ge projelerine verdiği önemle diğer şirketlerden ayrışıyor. Bundan dolayı kendilerine teşekkür ederiz. Ar-Ge alanında yapılan çalışmalara önem veriyoruz, bu alanda atılan her adımı, yapılan her harcamayı Türkiye’nin geleceğine yapılmış yatırım olarak görüyoruz. Şirketlerin daha iyi, daha kaliteli ve daha sürdürülebilir faaliyet göstermeleri, yeni teknolojileri kullanmalarıyla mümkün. Bunun için de Ar-Ge yapmaları gerekiyor. Biz de EPDK olarak, dağıtım şirketlerimizin Ar-Ge faaliyetlerini destekliyoruz” diye konuştu.

    Doğalgaz dağıtım sektöründe bir ilk olan SPRING projesinin sunumu, projenin lideri olan Yönetim Sistemleri Müdürü Halit Yılmaz tarafından yapıldı. Yılmaz, “SPRING, Bursagaz’ın hali hazırda kullanmakta olduğu SAP PM, GIS, SCADA, SAYS ve ERMS sistemleri ile bağlantılı olarak kurgulanan ve operasyonel verileri kullanarak sonuç üreten bir sistemdir. Operatör ve teknik personelin yaptığı faaliyetler sonucunda oluşan veriler otomatik olarak SPRING’e akar, sistem içinde oluşturulmuş bir modelleme ile analiz edilir ve risk bazlı, detaydan bütüne istenen tüm raporlar üretilir. Bu sistem, saha personelinin, kullanmaya alışık olduğu ekranlara girilen verileri kullanması yönüyle sadeliği koruduğu gibi operasyonel faaliyetlere getirdiği yeniliklerle teknik süreçlerde iyileştirme fırsatı da sağlamıştır. 2015 yılının sonlarında başlayan projedeki mühendislik çalışmaları tamamen Bursagaz’ın mühendisliği ve bilgi birikimi ile oluşturulmuş, yazılımı ise projenin ana paydaşı olan BTC Türkiye tarafından geliştirilmiştir.” diyerek, sistem tarafından üretilmiş ilk sonuçları paylaştı.

    Depremde gaz akışını keserek hayat kurtaracak ERMS sistemi

    Bursa’nın sismik hareketler konusunda hassas bir noktada olduğu bilinciyle hareket eden Bursagaz, toplantıda bu riske yönelik kurmakta olduğu ERMS sistemini de tanıttı. Proje Lideri Gökalp Kaman,“ERMS sayesinde, tehlikeli dereceye gelen bir yer hareketinde şebekenin üzerindeki bölge regülatörlerinin tamamını otomatik olarak kapatıp güvenli olarak doğalgaz tahliyesi yapılabilecek. Bununla birlikte çelik hat vanaları ERMS Sisteminin çıktılarına göre uzaktan ve otomatik olarak kapatılabilecek. Sistem, böylesine tehlikeli ve riskli bir durumda gaz akışını kesebilecek ayrıca istediği takdirde güvenli noktalarda tahliyesini de sağlayabilecek. Böylece gaz kaynaklı patlama, yangın gibi tehlikeler de bertaraf edilebilecek. Bu projede 25 noktaya sismik ivme sensör montajı yapıldı, Kocaeli Ünivesitesi 15 adet ArNET istasyonu ile Kandilli Rasathanesinin istasyonları ile veri entegrasyonu gibi aşamalar tamamlanarak sona gelindi. SCADA ile entegrasyonunu sağladıktan sonra her şey tamamlanmış olacak ve projeyi devreye alabileceğiz” diye bilgi verdi.

  • Depremde hasar gören minareler tehlike oluşturuyor

    Bodrum’da meydana gelen 6.6 şiddetindeki depremin ardından hasar gören ve yıkılan cami minareleri tehlike oluşturuyor. Yerli ve yabancı turistler sahil kenarında ve işletmelerin yanında bulunan hasarlı ve yıkık minarelere aldırmadan denize girip güneşleniyor.

    Gökova körfezinde meydana gelen ve Bodrum’da da 6.6 şiddetinde hissedilen depremin ardından birçok bina hasar gördü. En çok hasarı ise Bitez ve Ortakent mahallelerinde bulunan camiler gördü. Depremin ardından cami etrafına yetkililer tarafından sadece koruma amaçlı şerit çekildi. Depremden sonra 3 günün geçmesine rağmen yıkılan ve derin çatlaklar oluşan cami minareleri onarılmadı. İbadete kapatılan camilerin önünde bulunan güvenlik şeritlerinin de koparıldığı ve vatandaşların caminin yanında bulunan sahilde tehlikeye aldırmadan denize girmeye devam ettiği görüldü.

    Bitez Yalı Camii önünde işletmesi bulunan Mehmet Ali Akkoyun isimli vatandaş, cami minaresinin depremde hasar gördüğünü, sahil ve işletmelerin yanında olduğu için tehlike oluşturduğunu belirtti. Depremin ardından 3 gün geçmesine rağmen yetkililerin gelmediğini belirten Akkoyun, müşterilerin ve turistlerin tedirgin olduğunu ifade etti.

    Hasar gören minare artçı depremde yıkıldı

    Depremde minaresi kopan Ortakent Yahşi Yalı Camii’nin de 6.6’lık depremde minaresinin çatladığı ve artçı depremlerde minarenin yıkıldığı öğrenildi. İbadete kapatılan cami önündeki güvenlik şeritlerinin çıkarıldığı ve yolun trafiğe açıldığı görüldü.

    Caminin bulunduğu mahallede yaşayan vatandaşlar minarenin yarısının yıkıldığını ve gövdesinde bulunan çatlaklar nedeniyle tehlike oluştuğunu ifade etti. Depremin ilk günü Diyanet’ten yetkililerin geldiğini ve belediye ekiplerinin de şerit çekip gittiklerini ifade eden vatandaşlar, ibadete kapatılan caminin bir an önce onarılması gerektiğini belirtti.

  • Bilal Erdoğan depremde hasar gören bölgeleri gezdi

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın oğlu ve Türkiye Gençlik Vakfı (TÜGVA) Yüksek İstişare Kurulu Üyesi Bilal Erdoğan, TÜGVA Genel Başkanı İsmail Emanet ve beraberindeki heyet deprem Adıyaman’da deprem bölgesini gezdi.

    Türkiye Petrollerinde STK temsilcileriyle yemekte bir araya gelen Bilal Erdoğan, TÜGVA Genel Başkanı İsmail Emanet, TBMM Başkan Vekili Ahmet Aydın, Adıyaman Milletvekillerinden İbrahim Halil Fırat, Adnan Boynukara, Salih Fırat, Adıyaman Valisi Abdullah Erin, Belediye Başkanı Hüsrev Kutlu, AK Parti Adıyaman İl Başkanı Abdurrahman Dimez, Merkez İlçe Başkanı Mehmet Hanifi Erdem, Gençlik Kolları Başkanı Oğuz Mutlu ilk olarak Adıyaman Valiliğini ve daha sonra Adıyaman Belediyesini ziyaret etti.

    Valilik ve Belediyeyi ziyaret eden Bilal Erdoğan, TÜGVA Genel Başkanı İsmail Emanet ile beraberindeki heyet, Samsat ilçesinde bulunan Sahabe Safvan Bin Muattal Türbesine geçerek burada ikindi namazı kıldı. Heyet daha sonra geçtiğimiz günlerde yaşanan depremde en çok zarar gören Samsat ilçesine bağlı Taşkuyu köyüne geçti. Depremde zarar gören köyü gezen Bilal Erdoğan ve beraberindeki heyeti vatandaşlar zılgıt ve alkışlarla karşıladı.

    Heyet bölgede incelemelerde bulunduğu esnada Taşkuyu köyünden 13 yaşındaki Abdulmuttalip Küçük’ün çaya davet etmesiyle heyet, çocuğun evine giderek bir süre oturdu. Çocuklarla ve köy halkıyla bir süre oturan heyet daha sonra köyde bir süre daha gezdi. Köyde yaptıkları incelemelerin ardından heyet köyden ayrıldı.

    Bilal Erdoğan’ın kendisini kırmayarak evine gelmesine oldukça mutlu olduğunu vurgulayan Abdulmuttalip Küçük, “Kendisini davet ettik o da beni kırmadı evimize geldi. Sanki Bilal Erdoğan değil de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan geldi gibi sevindik. Kendilerini çok seviyoruz ve çok mutlu olduk” şeklinde konuştu.

    Köyden ayrılan heyet daha sonra Adıyaman Organize Sanayi Bölgesinde faaliyet gösteren bir fabrikayı gelerek burada iş adamlarıyla bir araya geldi. Toplantı basına kapalı bir şekilde gerçekleştirildi.