Etiket: Depoculuk

  • Kuru Kayısı Lisanslı Depoculuk projesinin ihalesi yapıldı

    Kuru Kayısı Lisanslı Depoculuk projesinin ihalesi yapıldı

    Fırat Kalkınma Ajansı(FKA) ile Malatya Ticaret Borsası arasında 2017 Cazibe Merkezleri Programı kapsamında desteklenecek olan projelerden biri olarak hayata geçirilen ‘Kuru Kayısı Lisanslı Depoculuk Projesi’ için ihale gerçekleştirildi. Borsa binasında yapılan ihaleye 8 firma katılırken, sonucun ilerleyen günlerde açıklanacağı belirtildi.

    Dünya kuru kayısı başkenti konumunda olan Malatya’da, kuru kayısı pazarında var olan rekabet gücünü daha da artırarak ve kentin sosyoekonomik gelişimine katkı sunacak Kuru Kayısı Lisanslı Depoculuğu için Malatya Ticaret Borsasında ihale gerçekleştirildi.

    8 firmanın katıldığı ihalede, kapalı zarf usulü ile komisyona verilen zarflar daha sonra komisyonun huzurunda tek tek açıldı. İhalede en düşük teklif 19 milyon 330 bin TL olurken, en yüksek teklif ise 24 milyon 471 bin TL oldu. İhale sonrası bir açıklama yapan Borsa Yönetim Kurulu Başkanı Ramazan Özcan, 8 firmanın katıldığı ihalede firmaların tekliflerinin komisyonun huzurunda açılarak beyan edildiğini söyledi.

    Teknik açıdan dosyaların incelenmesinin yapılacağını ve evrakların yeterliliklerinin kontrol edileceğini belirten Özcan, “Bizim şartnamede istemiş olduğumuz evrakların tamam olup olmadığını inceleyeceğiz. Tekliflerin de değerlendirilmesinden sonra ihalenin hangi firmaya kaldığını önümüzdeki günlerde kamuoyu ile paylaşacağız” dedi.

    Özellikle kayısı üreticilerinin sağlıklı koşullarda, kaliteli üretimi artırması adına hasat döneminde finansman problemi ile karşılaştığını belirten Özcan, “Lisanslı depoculuk ile bu sorunun ortadan kalkacağını belirtmek istiyoruz. Lisanlı Depoculuğun sunmuş olduğu imkanlardan faydalanacak üreticiler, özellikle faizsiz kredilerden faydalanacak. Bu sistem ile üreticiler, ürününü elektronik satış salonlarında satabilecek. Üreticimizi koruyacak ve ürününde kalitesini artıracak çok önemli bir sistem” İfadelerine yer verdi.

    Türkiye’de ilk defa gerçekleşecek kuru kayısıda lisanslı depoculuğunun verimli olacağını ifade eden Özcan, “Piyasayı regüle edecek bütün aktörleri depo üzerinden harekete geçireceğiz. Sınıflandırıcı laboratuvarlarda ürün yeterli koşullara ait ve deponun kabulüne uygunsa depoya kabul edilecek. Sonra burada üreticimize özellikle Temmuz ve Ağustos aylarında karşılaştıkları işçi giderleri ile ilgili finansman sıkıntısını ortadan kaldırmak adına faizsiz kredi imkanı sağlanacak” şeklinde konuştu.

    En kısa süre içerisinde ihaleyi sonuçlandırarak biran önce inşaata başlanılıp önümüzdeki kayısı sezonunda projeyi hayata geçirme arzusunda olduklarını dile getiren Özcan, “Bugün en düşük teklifin 19 milyon 330 bin TL, en yüksek teklifin ise 24 milyon 471 bin TL olduğunu biliyoruz. Kısa bir süre içerisinde şirketlerin evraklarının şartnameye uygun olup olmadığını inceleyerek kararı tüm kamuoyuna açıklayacağız” diye konuştu.

    1.Organize Sanayi Bölgesinde inşa edilecek Kuru Kayısı Lisanslı Depoculuk Projesinin bütçesi ise TOBB iştiraki LİDAŞ ve FKA tarafından karşılanacak.

  • Kuru kayısı lisanslı depoculuk yönetmeliği ele alındı

    Malatya’ya kurulacak olan Kuru Kayısı Lisanslı Depoculuğu ile ilgili Malatya Ticaret Borsasında düzenlene toplantıda yönetmelikte bulunan bazı eksiklikler masaya yatırıldı.

    Toplantı ile ilgili bilgiler veren Ticaret Borsası Başkanı Ramazan Özcan, amaçlarının kuru kayısı lisanslı depoculuk yönetmeliğinde var olan bir takım eksikleri masaya yatırmak olduğunu söyledi. Bu kapsamda daha önceden İzmir’de lisanslı depoculuk konusunda deneyimleri bulunan Ege Üniversitesi’nden Prof. Dr. Fatih Şen’i Malatya’ya davet ettiklerini belirten Özcan, “Toplantımızda lisanslı depoculukta kayısının islimlendirilmesinin gerekli olup olmadığını tartıştık, ayrıca ürünün kükürt oranına ne kadar sürede depoda muhafaza edileceği konusunu da görüştük. Burada aldığımız kararları Ticaret Bakanlığının göndereceğiz” dedi.

    Kuru Kayısı Lisanslı Depoculuğu ile ilgili proje firması ile anlaşmaya vardıklarını da belirten Özcan, firmanın 90 gün içerisinde projeyi kendilerine teslim edeceğini ve sonrasında ise inşaat ihalesi sürecine başlayacaklarını söyledi.

    MTB toplantı salonunda gerçekleştirilen toplantıya, Malatya Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Ramazan Özcan, Malatya Ticaret Borsası Meclis Başkanı Erdoğan Ünal, Malatya Turgut Özal Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Bayram Murat Asma, Kayısı Araştırma Enstitüsü Müdürü Abdullah Erdoğan, Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fatih Şen, İnönü Üniversitesi İktisat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Uğur, Malatya Ziraat Odaları İl Koordinatörü Yunus Kılınç, Malatya Yatırım Destek Ofis Başkanı Murat Beyazıt ile Strateji Geliştirme ve Hibe Projeleri Şube Müdürlüğü, Strateji Geliştirme ve Hibe Projeleri Şube Müdürlüğü, Fırat Kalkınma Ajansı, Arguvan, Yeşilyurt, Akçadağ Ziraat Odası başkanları ve Kayısı Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü yetkilileri katıldı.

  • ATB Başkanı Ali Çandır: “Karaborsacılık ile depoculuk ayırt edilmeli”

    Antalya Ticaret Borsası (ATB) Kasım Ayı Olağan Meclis Toplantısında konuşan ATB Başkanı Ali Çandır, karaborsacılık ile depoculuğun ayırt edilmesi gerektiğini söyleyerek, “Mallarını her depolayanı karaborsacı ilan edersek tarımı tamamen bitiririz” dedi.

    ATB Kasım Ayı Olağan Meclis Toplantısı, Meclis Başkanı Erdoğan Ekinci başkanlığında yapıldı. Yönetimin bir aylık çalışması hakkında üyelerin bilgilendirildiği Meclis’te, sektörel konular da gündeme geldi. Antalya Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır, Meclis’te yaptığı konuşmada, ekonomiye ve tarım sektörüne ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Son dönemde yapılan komite toplantılarında üyelerin, ürün hastalıklarını ve buna bağlı verim ve kalite düşüklüğü sorununu çok sık dile getirdiğini bildiren Ali Çandır, soğandaki küf hastalığı, zeytindeki zeytin sineği hastalığı, domatesteki tuta zararlısı, susamda kelebek zararlısı, yer altı sularının çekilmesi gibi çok sayıda sorunla mücadele edildiğine dikkat çekti. Başkan Çandır, son dönemde soğan fiyatının artmasıyla gündeme gelen depoculuğu da değerlendirdi. Türkiye’de tarımsal hasadın ortalama 2 ayda yapıldığını belirten Çandır, “Hasatla birlikte önümüzde iki seçenek vardır. Ya hasadı doğrudan tüketeceğiz ve sonraki aylarda ithalat yapacağız. Ya da gelişmiş ülkelerde olduğu gibi uygun ve yasal koşullarda saklayıp, stoklayıp malların zaman faydasını artıracağız. Karaborsacılık ile depoculuk iyi ayırt edilmelidir. Mallarını her depolayanı karaborsacı ilan edersek tarımı tamamen bitiririz. Sorun baskınlarla çözülemeyecek kadar derindir” diye konuştu.

    Çandır, konuşmasında vatani görevini yerine getirirken şehit olanları saygıyla andı. Hafta başında İstanbul’da eğitim uçuşu yapan helikopterin düşmesi nedeniyle şehit olan askerler ile Batman’da şehit olan polise Allah’tan rahmet dileyen Çandır, Türk milletine baş sağlığı diledi.

    Asya Pasifik Ticaret ve Sanayi Odaları Konfederasyonu (CACCI) Başkan Yardımcılığı görevine yeniden seçilen TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu’nu da tebrik eden Çandır, “Desteğini her zaman yanımızda hissettiğimiz TOBB Başkanımız Sayın Rifat Hisarcıklıoğlu, Asya Pasifik Ticaret ve Sanayi Odaları Konfederasyonu (CACCI) Başkan Yardımcılığı görevine yeniden seçildi, kendisini tebrik ediyorum, başarıları daim olsun” dedi.

    “Zorlukları aşmak için çaba sarfediyoruz”

    Sonbaharın tarım ve ticarette zorlu geçtiğini belirten Çandır, “Zorlu bir sonbaharı ardımızda bırakırken, umudumuzu koruyarak kış mevsimine giriyoruz. Kasım ayı, tarım sektörü için sancılı geçti. İçerisinde bulunduğumuz zorluklara karşı bir yılgınlık ya da teslimiyet içinde değiliz. Zorlukları aşmak için hep birlikte canla başla çalışıyoruz, çalışacağız. Çünkü stratejik sektör olan tarımı, el birliğiyle hak ettiği yere getirmeli, tarıma itibarını yeniden kazandırmalıyız” diye konuştu.

    Tarımın enflasyonun baş sorumlusu olarak gösterildiğine dikkat çeken Çandır, tarımsal üretim ve ticaretin enflasyonunun (ÜFE) yıllık yüzde 16 civarında olduğunu, buna karşın yurt dışı üretici enflasyonunun (YD ÜFE) yüzde 55’ten fazla, yurt içi üretici enflasyonunun ise yüzde 40’tan fazla olduğunu belirtti. Çandır, şunları kaydetti:

    “Bu fiyat artışlarını yaşamış olan üretici ve ticaret kesimi, tüketiciye bunu yüzde 25 olarak yansıtabilmiştir. Bu dönemde tarımsal üretim ve ticaret ile uğraşanlar ilan edilen tüketici enflasyonunu aşağıya çeken bir görev üstlenmiştir. Eğer bu karşılaştırmayı yıllar boyunca yaparsak göreceğiz ki aslında tarım sektörü, diğer sektörlerden çok daha az düzeyde enflasyonu etkilemiştir. Tarım sektöründen çekilme eğiliminin bir sebebi de budur. Maliyetlerini, fiyatlarına yansıtamayan bir sektör büyüyemez. Nitekim son açıklanan büyüme rakamlarında küçülen tek sektör tarım sektörüdür. Herkes şundan emin olsun ki, bu küçülme üreticinin tembelliğinden değildir.”

    Karşılıksız çekte artış

    Son açıklanan verilerinin Antalya ekonomisi açısından önemli uyarılar içerdiğini kaydeden Çandır, “Özellikle karşılıksız çek ve protestolu senet adetleri ve tutarları konusunda şimdiye kadar karşılaşmadığımız sonuçlarla yüz yüzeyiz” dedi. Çandır, resmi verilere göre karşılıksız çek adedinde yüzde 50 artış varken, karşılıksız çek tutarında yüzde 150’lik artış yaşandığını bildirirerek “Yani büyük tutarlı çeklerde ödeme zorluğu daha çok yaşanmıştır. Karşılıksız çekte, Türkiye ortalamasının altında kalmamız bizlere teselli olmuştur. Borcuna sadakatte bildiğiniz gibi kentimiz öteden beri hep ön sıralarda bulunmuştur. Yani zorluklara karşın, borçlarımız konusunda hala nispi yüksek ödeme oranlarına sahibiz. Kentimizin borcuna sadık olma özelliği, kredi talep etme eğiliminde de etkisini göstermektedir. Ülkemiz ortalama kredi büyümesi yüzde 30 iken kentimizde bu oran yüzde 32 olarak gerçekleşmiştir. Sektörel kredilerde, kentimizde en yüksek büyüme toptan ticarette yüzde 140 ile gerçekleşmiştir. Ziraatte ise yüzde 20’lik bir artış olmuştur” ifadelerini kaydetti.

    “Karaborsacılıkla depoculuk ayırt edilmeli”

    Başkan Çandır, son dönemde soğan fiyatının artmasıyla gündeme gelen depoculuğu da değerlendirdi. Türkiye’de tarımsal hasadın ortalama 2 ayda yapıldığını belirten Çandır, “Hasatla birlikte önümüzde iki seçenek vardır. Ya hasadı doğrudan tüketeceğiz ve sonraki aylarda ithalat yapacağız. Ya da gelişmiş ülkelerde olduğu gibi uygun ve yasal koşullarda saklayıp, stoklayıp malların zaman faydasını artıracağız. Çünkü malların zaman faydasını artırdığınızda, oluşturduğunuz katma değer de artar. Katma değeri en fazla artıran yöntem, mesela lisanslı depoculuktur. Yine meyvelerimizin pek çoğu soğuk hava depolarında, hububat ve benzeri ürünlerimiz depolarda stoklanır ki yıl boyu tüketebilelim” diye konuştu.

    Stoklama faaliyetinin manipülasyon ya da rant aracı olarak kullanılması halinde mutlaka cezalandırılması gerektiğini kaydeden Çandır, “Stoklama faaliyeti, karaborsacılığa giriyorsa o bir suçtur ve cezası sonuna kadar verilmelidir. Burada dikkat edilmesi gereken hayati konu; suç işleyenle yasalara uygun olarak emeği, alın teri ve namusuyla çalışanları kesin ifadelerle ayrı tutabilmektir. Mallarını her depolayanı karaborsacı ilan edersek tarımı tamamen bitiririz. Sorun baskınlarla çözülemeyecek kadar derindir. Tarımda hastalıklarla mücadele, planlama, üretim ve ticaretin yeniden ele alınması gerekmektedir” dedi.

    “Önümüzdeki dönemde tarımsal hastalıkları çok konuşacağız”

    Son dönemde yapılan komite toplantılarında üyelerin, ürün hastalıklarını ve buna bağlı verim ve kalite düşüklüğü sorununu çok sık dile getirdiğini bildiren Ali Çandır, soğandaki küf hastalığı, zeytindeki zeytin sineği hastalığı, domatesteki tuta zararlısı, susamda kelebek zararlısı, yer altı sularının çekilmesi gibi çok sayıda sorunla mücadele edildiğine dikkat çekti. Çandır, “Uzmanlara göre, iklim değişikliklerinin de etkisiyle önümüzdeki yıllarda bu tür zararlıları ve hastalıkları daha fazla konuşur hale geleceğiz. Zaten türlü zorlukları yaşayan tarım sektörünün bir de bu hastalıklarla karşı karşıya kalması başta Tarım ve Orman Müdürlükleri olmak üzere herkesi önlem almaya, yeniden bilgileri ve paylaşımları gözden geçirmeye zorunlu hale getiriyor. Bu konuda karar vericilerin iş işten geçmeden önlem alacağına inanıyorum” diye konuştu.

    “Hal yasa tasarısında sektörün görüşü alınsın”

    Değiştirilmesi gündemde olan Hal Yasası’yla ilgili de konuşan Çandır, Hal Yasasının en çok değiştirilen yasalardan biri olduğunu belirtti. Her değişiklikte, mevcut sorunların giderileceğinin belirtilmesine rağmen sorunların daha derinleştiğini kaydeden Çandır, “Yeni düzenleme ile hal sistemi içerisindeki komisyonculuğun kaldırılması öngörülüyor. Yapılan düzenlemeyi sektörün diğer paydaşları gibi bizler de ikinci, üçüncü ağızdan öğreniyoruz. Hazırlanan taslağın, önce sektörün görüşüne sunulması, geri bildirimler de dikkate alınarak yeniden ele alınması gerektiğini düşünüyorum” dedi.

    Borsa tarafından düzenlenen ve sektörün tüm paydaşlarını bir araya getirildiği ’Yaş Meyve- Sebze Sektörü Sezona Başlarken’ başlıklı sektörel analiz toplantısına katılanların, yerine daha iyi bir sistem getirilmeden komisyonculuğun kaldırılmasına tepki gösterdiğini anımsatan Çandır, “Sektör temsilcileri, yeni tasarının sektörü daha da sıkıntıya sokacağını hatta çiftçiyi üretimden vazgeçireceğini belirtiyor. Bu görüşlerin karar vericiler tarafından dikkate alınacağına inanıyor, aileleriyle birlikte binlerce insanımızı ilgilendiren komisyonculuk mesleğinin tek kalemde bitirilemeyeceğine inanıyorum” diye konuştu.

    “Hayvan borsası ticaretin merkezi olacak”

    Canlı Hayvan Borsası’nın Borsa gündeminde olduğunu belirten Çandır, ilk etap çalışmalarını Kurban Bayramı öncesinde tamamlanan Kömürcüler’deki Canlı Hayvan Borsası’nın, hayvan ticaretinin merkezi olması için yoğun şekilde çalıştıklarını bildirdi. Çandır, Antalya Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri ve Antalya Hayvancılık Ticaret Anonim Şirketi Yönetim Kurulu Başkanı Birol Ekici ile üyelerin ve sektör paydaşlarının katılımıyla alanda bir toplantı gerçekleştireceklerini kaydetti. Çandır, “Toplantıya katılan arkadaşlarımın önerileri ve göstereceği ilgi, Hayvan Borsası’nın etkin olarak çalışmasına katkı sağlayacaktır. Hayvan Borsası’nın 2. etabıyla ilgili ise proje fiyatlandırma çalışmalarımız devam etmektedir” dedi.

    “Aile tarımı desteklenmeli”

    Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) verilerine göre, dünyadaki tarımsal üretimin yaklaşık yüzde 56’sının, toplam gıdanın yüzde 80’inin küçük çiftçiler tarafından üretildiğini bildiren Çandır, “Bizde ise küçük üretici her geçen gün üretimden elini çekmek zorunda kalıyor. Bunun tarımın sürekliliği ve devamı açısından risk olarak görüyoruz, başta kooperatif modeli olmak üzere küçük üreticinin bir an önce örgütlenmesi gerekiyor. Kooperatif sisteminin yenilenerek etkili performans kriterleriyle denetiminin sağlanması, örgütlenme modelinin başarıya ulaşmasını sağlayacaktır” diye konuştu.

    Çandır, şunları söyledi:

    “Tarımsal biyoçeşitliliğin sürdürülmesine yardımcı olan aile çiftçiliği, geleneksel ürün ve gıdaların korunmasını sağlıyor, yerel ekonomilerin gelişmesine katkı sunuyor. Çünkü onlar, tarımı sadece ekonomik faaliyet olarak görmüyor, yaşam biçimi olarak da görüyor. Tarımdaki depremleri yapısı nedeniyle daha hafif atlatan aile çiftçiliğinin geliştirilmesi ve sürdürülebilir olması için pazarlara erişimin kolaylaştırılması, teknoloji ve yayım hizmetlerine erişimin sağlanması, sosyo-kültürel koşulların geliştirilmesi gerekiyor. Bu nedenle aile çiftçiliği destekleyen politikaların acilen hayata geçirilmesi gerekiyor. Küçük çiftçi yaşatılmalı, aile tarımı desteklenmelidir.”

    Çandır, her ay düzenli olarak düzenlenen komite toplantılarında üyelerin, sektörlerinde yaşanan gelişmeleri ve sorunları değerlendirdiğini belirtirken, “Bizim de yol göstericimiz olan komite üyelerimize buradan teşekkür ediyorum” dedi.

    Mecliste, üyeler sektörel konularda değerlendirmelerde bulundu.

  • İbaş: “TMO lisanlı depoculuk kavramı oluşana kadar destek vermelidir”

    Giresun Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Yaşar İbaş, basın mensupları ile bir araya gelerek fındıkta yaşanan sıkıntılara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

    Fındığın en ucuz kuruyemiş haline geldiğini ifade eden İbaş, “TMO, 2018 Yılında Fındık satmayacağını açıklayınca, zaten düşük bantta seyreden ve en ucuz kuruyemiş ürünü haline gelen Türk Fındığının fiyatını düşürmek için fırsat kollayanlar, 1 Ocak 2019 Tarihinde TMO’nun fındık satacağı dedikodusunu yaparak piyasayı baskı altına almışlardır. Fındık fiyatları ise son 15 günde bir lira 25 kuruş daha gerileyerek 14 lirada, 12 lira 75 kuruş bandına gerilemiştir” dedi.

    TMO’nun elindeki fındıkların satışına ilişkin Nisan 2019 tarihini gösteren bir açıklama yapmasının piyasa açısından iyi olacağını kaydeden İbaş, “TMO Yöneticileri ve Siyasilerden ricamız, satışın en erken seçimlerden sonra yani Nisan 2019 tarihinde yapılabileceği veya değerlendirmelerin bu şekilde olacağı yönünde değiştirilmesidir. İnanın piyasaların toparlanması ve şekillenmesinde bunun iyi yansımaları olacağını düşünüyoruz. Çünkü Devletimizin çok önemli bir kurumu olan Toprak Mahsulleri Ofisi’nin eldeki bu stok yönetimini başarı ile yönetmesi halinde üreticimizin yüzünün gülmesi ve piyasanın rahat işlemesi sağlanabilecektir” ifadelerini kullandı.

    Yüksek kredi faizlerinin alıcıyı olumsuz etkilediğinin altını çizen İbaş, “Bizler sezon başında, başlangıçta yığılan arz fazlası 30-40 bin ton fındığı TMO alsın derken bu günleri yaşamamak için söylemiştik. Çünkü önceki senelerde, arz fazlası olan fındıklar, faizlerin yüzde 14-16 bandında seyretmesinden dolayı, tüccar, fabrikacı, entegreci ve ihracatçı tarafından satın alınıp stoklanabiliyordu. Bu sezonun başında, ülkemizde yaşanan veya yurt dışı bağlantılı yaşatılan ekonomik sıkıntılar, faizleri yüzde 40’lara çıkarmış ve sektör temsilcileri bu fiyattan fındık stoklayamamış ve piyasa adeta sıkışmış bir vaziyete dönüşmüştür” şeklinde konuştu.

    TMO’nun lisanlı depoculuk kavramının tam olarak anlaşılana kadar destek olası gerektiğini savunan Yaşar İbaş öyle devam etti:

    “Biz, TMO her sene fındık alsın demiyoruz. Türkiye genelinde lisanslı depoculuk yeterli derecede gelişip üreticilerimizin lisanslı depoculuğun avantajlarını tam manasıyla kavrayabilmesi ve öğrenmesi için gerekli olan orta vadede bir zaman diliminde destek versin istiyoruz. Üretici, ürününü satmadan, lisanslı depoya koyduğunda fındığın yüzde 75’lik bir kısmına, ürün senedi karşılığında 9 ay vade ile sıfır faizli krediyi kullanacağını bilsin istiyoruz. Üretici bu konuyla ilgili bizleri dinlerse ve lisanslı depoculuk sistemine güvenirse nakit ihtiyacını 0 faizle karşılayabilir ve piyasa da 1 kilogram fındık inmez. Fındık şu an için söylemek gerekirse muadillerine göre bedava bir ürün haline getirilmiş bulunmaktadır. Rekoltenin geçen seneye göre en az yüzde 30 eksik olduğu bu sezon döneminde maalesef fiyatlar, Dolar bazında yüzde 35 düşmüş veya düşürülmüştür. Badem, Kaju, Ceviz ve Fıstık fiyatları artarken, az rekolte de fındık değer kaybetmiş veya kaybettirilmişti.”

    “Türk Fındığı Orman Ürünü değildir, Milli ve Stratejik bir üründür” diyen Yaşar İbaş, “Hala Ülkemizin İthal etmediği az sayıda üründen birisidir. Avrupalı alıcılar fındığın değerini bizden daha iyi bilmektedir. Fındık alternatifi bulunamayacak kadar değerli ve Allah’ın bize lütfettiği bir üründür ve anavatanı yine Allah vergisi güzel Ülkemizdir. Dört mevsim on iki ay taze ürün almak için diğer ülkelere dikim alanları oluşturanlar ve buralarda Türk Fındığına alternatif arayanlar ve buralarda Türk Fındığının maliyetini çok yüksek bulup ucuz maliyetle fındık üreteceğini sananlar, aynı kalitede fındığı alamayarak hayal kırıklığına uğramışlardır. Biz buna kısaca şunu diyoruz ‘ağlayanın malından gülene fayda olmaz.’ Türkiye’deki realiteyi görmezden gelip piyasaları baskılayıp fındığı ucuzun ucuzu fiyata alacağını zannedenler yine hayal kırıklığına uğrayacaklardır” diye konuştu.

  • Lisanslı depoculuk da imzalar atılıyor

    Malatyalı kayısı üreticileri için büyük önem arz eden lisanslı depoculukta yarın imzalar atılıyor. Malatya Ticaret Borsası Başkanı Ramazan Özcan, Bakan Bülent Tüfenkci ve Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu’nun katılı mı ile imzaların atılacağını söyledi.

    Yarın düzenlenecek geleneksel Malatya Ticaret Borsası iftar yemeği öncesi bir basın toplantısı düzenleyen Borsa Başkanı Ramazan Özcan, bu yıl ilkini gerçekleştirecekleri iftar yemeğinde lisanslı depoculuk ile ilgili de sözleşmenin imzalanacağını söyledi.

    Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci’nin katkıları ile sonuçlanan projenin sona geldiğini belirten Özcan, “Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğiyle birtakım görüşmeler yaptık. Görüşmelerin sonunda Kalkınma Bakanlığının bize tahsis etmiş olduğu 12 milyonluk hibe kredi şu anda hesaplarımızda bloke edilmiş durumda bekliyordu. Bunun devamında eksik kalan 6 milyon 800 bin liralık bir kredi vardı. Bunu da Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin Lisanslı Depoculukta öncü şirket olan ve lisanslı depoculukta uzman olan LİDAŞ’ın bu krediyi bu proje için tahsis ettiğini kamuoyuna bildirmiş olalım. Yapacağımız iftar programının hemen öncesinde Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Başkanımız Rifat Hisarcıklıoğlu ile beraber TMO Genel Müdürümüz, Turizm Genel Müdürümüz ve Bakanımız Malatya’da olacaklar. Ve iftar programında bunu bir törenle imza altına alacağız. Sözleşmeyi karşılıklı olarak imzalayacağız. Hemen akabinde Fırat Kalkınma Ajansımız bu konuda bir ihale süreci başlatacak. Ve en kısa süre içerisinde planlamış olduğumuz 10 bin ton kapasiteli lisanslı depomuzu Ürün İhtisas Borsasıyla birlikte inşa edeceğiz” şeklinde konuştu.

    Lisanslı deponun organize sanayi bölgesinde yapılacağını ifade eden Özcan, “Özellikle Temmuz, Ağustos ve Eylül aylarında piyasadaki arz ve talep dengesinin bozulduğu dönemlerde çiftçinin çok rahatlıkla faydalanabileceği mahsulünü kaldırıp, depolayıp depo fişiyle bankalardan çok rahatlıkla istediği kadar kredi temin edeceği bir sistem planlanıyoruz. Şehrimizdeki fiyat istikrasızlığını ortadan kaldıracak bir programlamayla Malatya’ya, ülkemize hayırlı olur” ifadelerine yer verdi.

    Deponun önümüzdeki yıl hizmete gireceğini kaydeden Özcan, “Lisanslı depoculuğu bu yıl iyi programlarsak 10 bin ton kapasiteli depoda sağlıklı bir süreç işlerse, hemen ek olarak yanına yeni bir depo yapmak kolay olacak. Türkiye’de ilk defa kayısıda bir lisanslı depo yapılacak. Bu yüzden sistemi çok iyi kurup kurumsallaştırırsak akabinde bir 10 bin ton daha yapabilecek duruma getirebiliriz” diye konuştu.