Etiket: Denizcilik

  • Ulaştırma, Denizcilik Ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım:

    Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım, tabliyeleri yerleştirilmeye başlanan Körfez Geçiş Köprüsü’nde incelemelerde bulundu.

    Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım, tabliyeleri yerleştirilmeye başlanan ve Mayıs ayı sonunda kullanıma açılması beklenen Körfez Geçiş Köprüsü’nde incelemelerde bulundu. İnceleme sırasında Bakan Yıldırım’a Kocaeli Valisi Hasan Basri Güzeloğlu, Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı İbrahim Karaosmanoğlu, Kartepe Belediye Başkanı Hüseyin Üzülmez ve Körfez Belediye Başkanı İsmail Baran da eşlik etti. Köprüde yaptığı inceleme sırasında işçilerle sohbet eden Bakan Yıldırım, Körfez Geçiş Köprüsü’nün kendi yoluna da çıkarak çalışmaları yerinde inceledi.

    “KÖRFEZ GEÇİŞ KÖPRÜSÜ’NÜN GERÇEK MİMARLARI İŞÇİLER”

    Yaptığı incelemelerin ardından değerlendirmelerde bulunan Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım, “Yukarıda, işçilerin çalıştığı noktada müthiş bir rüzgar var. Orada büyük bir fedakarlıkla, cefakarlıkla çalışan kardeşlerimizin yaşadığı duyguları bir an bile olsun hissetmek için yanlarına gittim. Büyük iş yapıyorlar. Onlara çok teşekkür ediyoruz. Bu projenin gerçek mimarı orada cefakarca rüzgarda, yüksekte, zor şartlarda çalışan arkadaşlarımızdır. Gördüğünüz gibi 3 yıl önce temeli attığımızda bunların hepsi hayaldi. Ama şu anda köprü şekillendi, otoyolun 40 kilometresi bitti. Az önce otoyoldan İznik’e kadar gidip geldik. Gerçekten muhteşem olmuş. Her ne kadar Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanımızın yaptığı işler kadar olmasa da, yaklaşmış vaziyette” dedi.

    KÖRFEZ GEÇİŞ KÖPRÜSÜ’NÜN İKİ KIYISINA 1 MİLYON AĞAÇ DİKİLDİ

    Otoyolun her iki tarafında 1 milyon civarında ağaç dikildiğini söyleyen Bakan Yıldırım, “Peyzajıyla, her şeyiyle 3 gidiş, 3 geliş Türkiye’nin en uzun 3 şeritli 2 tane tüneli ve yine Türkiye’nin 2 bin 200 metre uzunluk ile en uzun viyadüğü bu otoyol üzerinde yer alıyor. Her yönüyle bir sanat eseri olarak bu köprüyü ve otoyolunu ülkemize, milletimize kazandırmanın mutluluğunu hep birlikte yaşıyoruz ve açılış gününü iple çekiyoruz. Memleketimize, milletimize hayırlı olsun. Sayın Cumhurbaşkanımızın çok büyük vizyonu sayesinde bu proje başladı. Şimdi de Başbakanımızla birlikte tamamlanması için var gücümüzde çalışıyoruz” diye konuştu.

    KÖRFEZ GEÇİŞ KÖPRÜSÜ MAYIS AYINDA AÇILACAK

    Köprünün açılış tarihi ve isminin ne olacağına da değinen Bakan Yıldırım, “Köprünün açılış tarihini o gün kararlaştıracağız ama köprü Mayıs sonu itibariyle köprü İznik Körfezine kadar açılışa hazır hale gelecek. İzmir’den de Kemalpaşa’dan Bornova Otogar’a kadar 22 kilometre hazır hale gelecek. Diğer kısımlar da peyderpey yıl sonuna kadar Bursa’ya kadar açılmış olacak” şeklinde konuştu.

    “EN PAHALI HİZMET OLMAYAN HİZMETTİR”

    Köprüden geçişte alınacak ücrete yapılan eleştirilere de değinen Bakan Yıldırım, “En pahalı hizmet, olmayan hizmettir. Eğer bir yol olmazsa, köprü olmazsa o zaman pahalı yahut ucuz olmasını bile konuşamayız. Ama şimdi muhteşem bir eser var ve bunun ücretleri üzerinden tartışmaya devam etmek bu esere haksızlık olur. Şöyle düşünelim köprü ücretlerine kıyasla Bursa ile İstanbul arasında diğer yolları kullandığınız zaman daha pahalı oluyor. Zaman bir maliyettir. Artık vakit nakittir. Zamanı bol olanlar diğer yollardan gidecek. İşi acil olanlar da bu yolu kullanacak. İstanbul-Bursa arasını düşündüğünüzde bu yol daha ucuza gelecek. Biz yollarımızı yaparız, gerisine bakmayız. Elbet bir isim verilir. Bu köprünün en layık olduğu ismi mutlaka vatandaşımız düşünecektir. Gerekirse bir yarışma açılır ve ona göre de karar verilir. Önemli olan eserin kendisidir. İsmi, öyle bir isim olmalı ki, ülkemizin geçmişine ve geleceğine ışık tutan, kalkınmamıza yön veren şahsiyetler veya yerler isim olarak seçilebilir. Ona önümüzdeki günlerde bir şekilde karar veririz” ifadelerini kullandı.

    “CANLA BAŞLA MÜCADELE EDEN KAHRAMANLARI TEBRİK EDİYORUM”

    Son olarak Güneydoğu’da yaşanan terör sorununu da değerlendiren Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Yıldırım, şöyle konuştu:

    “Bizler Türkiye’nin geleceğini inşa ediyoruz. Biz inşa ediyoruz. Terör örgütü yıkıyor. Yapmak bizim işimiz, yıkmak onların işi. Ben milletimin sağduyusuna güveniyorum ve ülkemizin bağımsızlığı, birliği, beraberliği için hayatını ortaya koyan canla, başla mücadele eden bütün güvenlik güçlerimizi tebrik ediyorum. Tabi ki şehitlerimiz var. Canımız yanıyor. Ama vatanımızın toprak bütünlüğü, milletimizin birliği ve beraberliği için elimizden geleni yapacağız. Bu topraklara Kurtuluş Savaşı’nda da namahrem eli değmedi. Bu ülkenin bağımsızlığına ve birliğine kast eden iç ve dış düşmanlara o dönemde de fırsat verilmedi. Eleman verilmedi. Bundan sonra da verilmeyecek.”

    “KÜRT SORUNUNU ÇÖZMEK OKUL BOMBALAMAK MI?”

    “Bizim doğuda, güneydoğuda yaptığımız hizmetlerin burada yapılanlardan hiçbir farkı yok. Orada da güzel yollar var. Orada da havaalanları var. Hastaneler, okullar, her şey var. Ama o güzelim yolların altına bomba koyarak patlatıyorlar. Kime hizmet ediyorlar? Kürtlerin sorunları ile ilgilenmek, oradaki vatandaşlarımızın çocuklarının gittiği okulları bombalamak mı? Camileri bombalamak mı? Yolları havaya uçurmak mı? Yollara çukurlar kazmak mı? Evleri delik deşik etmek mi? Bunlar mı bölgeye hizmet?.”

    “ÖZYÖNETİM ZIRVALIK”

    “Güneydoğu’nun en büyük sorunu, Kürt vatandaşlarımız ile aramızdaki terör örgütüdür. Terör örgütü vatandaşlarımız ile bizim aramızdan çıkmadığı sürece bu operasyonlar devam edecek. Vatandaşlarımızın güvenliği, huzuru her şeyin önünde gelir. Bunun için canla başla çalışmaya devam edeceğiz. Hiç kimse aklının köşesinden Türkiye’yi bölmeyi geçirmesin. Özyönetimdi, şu yönetimdi, bu yönetimdi, bunların hepsi zırva. Bu millet asla bölücülere izin vermez. Onun için bir an önce bu yoldan dönmelerini bekliyoruz. Önümüzde çok güzel hedeflerimiz var. Ülkemizi cumhuriyetimizin 100. Yılına taşıyacak çok güzel projelerimiz var. O yüzden de enerjimizin bu gibi yollarda harcanması hiç uygun değil. Ben daha güzel günlerde bölgemizde, doğuyla batının, kuzeyle güneyin birleştiği, bütünleştiği, hava yolunun halkın yolu olduğu, yolların bölünüp milletin, hayatların birleştirildiği güzel günleri hep beraber yaşayacağız.”

    Bakan Yıldırım, incelemelerinin ardından programına devam etmek üzere Körfez Geçiş Köprüsü Şantiyesi’nden ayrıldı.

  • Burhaniye’de Amatör Denizcilik Belgesi Hazırlık Kursu

    Balıkesir’in Burhaniye ilçesinde, Mesleki Eğitim Merkezi’nin açtığı Amatör Denizcilik Belgesi Hazırlık Kursu ilgi gördü. 20 kişinin katıldığı 40 saatlik kursun öğretmenliğini Deniz Ayalp yapıyor.

    Burhaniye’de, amatör balıkçıların uzun zamandan beri beklediği Amatör Denizcilik Belgesi Hazırlık Kursu, Mesleki Eğitim Merkezi Salonu’nda açıldı. Kursiyerlere, 30’u teorik, 10 da uygulamalı olmak üzere toplam 40 saat ders verilecek. Önümüzdeki hafta sonunda tamamlanacak olan kursun sonunda başarılı olanlara Amatör Denizci Belgesi verileceğini anlatan Mesleki Eğitim Merkezi Müdürü Gürhan Kuştutan,” Bu kursları, Ulaştırma ve Denizcilik Bakanlığı ile yapılan protokol gereğince açabiliyoruz. Kursların sonunda, Ulaştırma ve Denizcilik Bakanlığınca sınav yapılacak. Belge alan kursiyerlerimiz, 24 metreye kadar olan tekneleri kullanabilecekler. Bu konudaki kurslarımız başka gruplarla devam edecek. Bu arada, kısa mesafe telsiz operatörlüğü kursu da açacağız.” dedi. Kursiyerler de, Amatör Denizcilik Belgesi Hazırlık Kursu’nun Burhaniye açılmış olmasından dolayı mutlu olduklarını söyledi.

  • Bakan Yıldırım, Denizcilik Sektöründeki Sorunlara Dikkat Çekti

    Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım, dünya genelinde olduğu gibi Türk denizcilerinin de sorunları olduğunu ifade ederek, “Küresel anlamda devam eden krizlerden denizciliğimizin en az etkilenmesi için Bakanlık olarak gereken her türlü çalışmayı yapıyoruz” dedi.

    Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım, İstanbul Teknik Üniversitesi’nin (İTÜ) Tuzla Yerleşkesi’nde bugün gerçekleştirilen “İTÜ Denizcilik Fakültesi 131. Geleneksel Balık Günü” etkinliğine katıldı. Denizcilik sektörü temsilcileri, mezunlar ve öğrencilerinin katıldığı organizasyon öncesi yerleşkede bando takımının performansıyla karşılanan Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Yıldırım, burada bir konuşma yaptı. Hayatı boyunca İTÜ ve denizcilik ailesinin bir mensubu olmaktan hep gurur ve mutluluk duyduğunu anlatan Yıldırım, bütün dünyanın gıpta ve övgüyle bahsettiği Türk aile kavramının sadece çekirdek aileyi kapsamadığını kaydederek, bugün gerçekleştirdikleri bu buluşmada denizciler ailesinin her geçen gün daha da büyüdüğünün görüldüğünü söyledi.

    Denizin bir sevda ve yaşam tarzı olduğunu anlatan Bakan Yıldırım, “Deniz, zorluklarla mücadele etmeyi, kısmetine razı olmayı öğretir. Bu nedenle denize sevdalananlar bir daha iflah olmaz” dedi.

    Bakan Yıldırım, Türkiye’nin deniz sınırlarının kara sınırları uzunluğunun neredeyse 3 katı olduğunu ifade ederek, bu nedenle denizciliğin ülkenin ana konularından biri olduğunu, ecdadın cihana hakim olmasının arkasında da denizcilikle ilgili başarılarının yattığını kaydetti.

    BAKANLIKTAN HEP DESTEK

    Küresel anlamda devam eden krizlerden Türk denizciliğinin en az etkilenmesi için Bakanlık olarak gereken her türlü çalışmayı yaptıklarını da vurgulayan Bakan Yıldırım, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Bugün, bütün dünya da olduğu gibi bizim denizciliğimizin de bazı sorunları var. Dünyada barışın ve istikrarın kaybolması en önce dünya ticaretini ikinci olarak da tüm taşımacılığın yüzde 85’inden fazlasının gerçekleştiği denizcilik sektörünü etkiliyor. Küresel anlamda devam eden krizlerden denizciliğimizin en az etkilenmesi için Bakanlık olarak gereken her türlü çalışmayı yapıyoruz, gereken her türlü desteği veriyoruz ve vermeye devam edeceğiz.”

    Denizlerin verdiğini geri aldığını belirten Bakan Yıldırım, denize yatırım yapmaya devam edilmesi gerektiğini vurgulayarak, “Uzun vadede mutlaka sektörde kararlılığını sürdüren, ayakta kalmayı başarabilen gelecekte çok daha etkin konuma gelecektir” şeklinde konuştu.

    İçinde bulunduğu fakülteye yabancı olmadığını anlatan Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı, fakültenin İTÜ’ye dahil olduğu ilk yıllardan itibaren fakülte ile ilişkilerinin devam ettiğini kaydetti. Yıldırım, fakültenin önemli eksiklerinden olan yurt konusunda başlattıkları çalışma sonucu güzel bir yurdun fakülteye kazandırıldığını anlatarak, yıllarca tüm denizcilik sektörüne hizmet eden Akdeniz gemisinin artık kullanımda olmadığını hatırlattı. Bakan Yıldırım, şunları söyledi:

    “Akdeniz gemisi artık yok. Fakültemizin en önemli sorunlarından birisinin ’staj gemisi’ olduğunu biliyorum. Akdeniz de devreden çıkınca genç denizci kardeşlerimizin staj konusunda çok daha büyük sıkıntılar içine düşeceği aşikardır. Bu konuyu buraya gelmeden önce arkadaşlarımızla konuştuk ve bugün burada geleneksel balık gününde sizlere sevgili denizci öğrencilere müjdemi açıklıyorum. Sizin 7 denizde gezebilecek en güzel bir staj gemisini sağlamak için gereken neyse onu yapacağız hayırlı uğurlu olsun. Ayrıca bayan denizci öğrencilerimiz için de pozitif ayrıcalık uygulayacağız eğer izniniz olursa. Onların denizcilik ailesinde daha fazla yer almaları, stajlarda daha fazla imkan bulmaları için özel bir program geliştireceğiz.”

    konuşmasının son kısmında Türk denizcilik sektörünün son 13 yılda aldığı mesafelere de değinen Yıldırım, 2002’de Bakanlığa geldiğinde Türk denizciliğinin kara listede olduğunu, açılan gemilerin en yakın limanda tutulduğunu, denizciliğin sıkıntı yaşadığını kaydetti. Gemi tutulmalarında yüzde 84 azalma sağladıklarını kaydeden Yıldırım, Türk denizciliğinin ve gemilerinin beyaz listenin en üst noktalara çıkardıklarını anlatarak, Türkiye’nin Uluslararası Denizcilik Örgütü’ne (IMO) son yıllarda en yüksek oyla seçilen üye olduğunu söyledi.

    TERSANELERDEKİ İSTİHDAM ORANI

    Tersanelerde hali hazırda 30 bin kişinin istihdam edildiğini kaydeden Yıldırım, “Bu 100 bin kişilik aile demektir. Tüm dünyadaki krize rağmen Türk ticaret filosu dünyanın bütün yükünü taşıyan 15 ülke arasındaki 13’üncü yerini koruyor” dedi. Türkiye’nin 2023’te ilk 10 ekonomi olma hedefini hatırlatan Yıldırım, denizcilerin Türkiye’nin hedeflerinden her zaman bir adım önde gittiğini söyledi.

    Yıldırım, şu anda 384 balıkçı barınağı olduğunu ifade ederek, 2003-2012 yılları arasında 45 adet balıkçı barınağını tamamlayarak balıkçıların hizmetine verdiklerini anımsattı.

    Deniz ticaretinden de önemli mesafeler katettiklerini vurgulayan Yıldırım, dış ticaret taşımacılığında denizciliğin payının yüzde 74’lere ulaştığını aktardı.

    Binali Yıldırım, “Cumhuriyet’in 100. yıl dönümüne giderken 3 denizimizde 3 büyük liman hedefimizi gerçekleştiriyoruz. Karadeniz’de Kilyos, Akdeniz’de Mersin, Ege’de Kuzey Ege limanlarını hayata geçirmek için adımları attık ve böylece Türkiye gelişen ekonomisiyle, gelişen taşımasıyla limanlarını, liman altyapılarını daha da geliştirmiş olacak” diye konuştu.

    İNSANSIZ SU ÜSTÜ ARACI

    Konuşmalardan önce sergi alanını ziyaret eden Bakan Yıldırım, stantları tek tek dolaşarak öğrencilerle projeler üzerine sohbet etti. Yıldırım’ın en çok dikkatini çeken stant ise İTÜ Denizcilik Fakültesi öğrencilerinin yaptığı kendi kendine yönünü tayin edebilen tamamı yerli İnsansız Su Üstü Aracı oldu.

    İnsansız aracı uzun süre inceleyen Bakan Yıldırım, öğrencilere çeşitli sorular sordu.

    Etkinlik sonrasında ise Yıldırım ve diğer konuşmacılar, en genç ve 40, 50, 60 yıllık mezunlara okul nişanını verdi.

  • Türkiye Denizcilik İşletmeleri Genel Müdürü Yığcı’dan Tekirdağ TSO’ya Ziyaret

    Türkiye Denizcilik İşletmeleri (TDİ) A.Ş. Genel Müdürü Mehmet Ali Yığcı, Tekirdağ TDİ Müdürü Cengiz Özkan ve TDİ yetkilileri, Tekirdağ Ticaret ve Sanayi Odası’nı ziyaret etti.

    Tekirdağ Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Toplantı Salonunda gerçekleşen görüşmede Tekirdağ TSO Başkan Yardımcısı Galip Öge, Türkiye Deniz İşletmeleri A.Ş. Genel Müdürü Yığcı ve ekibine ziyaretlerinden dolayı teşekkür etti. Tekirdağ TDİ Limanı’nın işleyişine dair konuların görüşüldüğü toplantıda fikir alışverişinde bulunuldu.

    Sıcak karşılanmalarından dolayı Tekirdağ Ticaret ve Sanayi Odası Yönetimi’ne teşekkür eden Yığcı, TDİ’nin projelerine dair bilgiler paylaştı. Gerçekleşen toplantı günün anısına toplu fotoğraf çekimi ile sona erdi.

    Ziyarete, Tekirdağ Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkan Yardımcıları Galip Öge, Erhan Tanrıöver, Yönetim Kurulu Üyeleri Göksel Karaevli, Cemil Koçaş ve Genel Sekreter İrfan Ekici katıldı.

  • Eski Ulaştırma, Denizcilik Ve Haberleşme Bakanı Lütfi Elvan:

    Eski Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Lütfi Elvan, ““Yeni bir anayasa konusunda biz son derece samimi bir yaklaşım sergiledik. Diğer partilerin de aynı samimiyet içerisinde hareket etmesini bekliyoruz. Artık bu vesayetçi anayasayı bir an evvel terk etmemiz gerekiyor” dedi.

    Eski Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı ve Mersin Milletvekili Lütfi Elvan, TGRT Haber ekranlarında yayınlanan “Neler Oluyor” adlı programa konuk oldu. İhlas Haber Ajansı ve TGRT Haber Ankara Temsilcisi Batuhan Yaşar’ın sorularını cevaplayan Elvan, gündeme ilişkin önemli açıklamalarda bulundu.

    Türkiye’nin yeni bir anayasaya ihtiyacı olduğunu kaydeden Elvan AK Parti dışındaki siyasi partilerin anayasa konusunda samimi davranmadıklarını dile getirdi. AK Parti’nin yeni bir anayasa oluşturmak için fedakarlıklar yaptığına dikkat çeken Elvan, “Yeni bir anayasa konusunda biz son derece samimi bir yaklaşım sergiledik. Diğer partilerin de aynı samimiyet içerisinde hareket etmesini bekliyoruz. Artık bu vesayetçi anayasayı bir an evvel terk etmemiz gerekiyor. Biz bu konuda diğer partilerin samimi olup olmadıklarını, bu yeni süreçte göreceğiz. Geçtiğimiz dönemde bu samimiyeti göremedik. Biz parti olarak her türlü fedakarlığı yaptık. Komisyon kurduk, 50-60 maddede hemfikir olundu. ‘Madem siz 50-60 maddeye evet diyorsunuz, hadi yapalım’ denildiği zaman kabul etmediler. ‘Hiç olmazsa bu 50-60 maddeyi geçirelim’ dedik, buna da ‘hayır’ dediler. Bu konuda onlar da bir samimiyet testinden geçecekler, bunu hep birlikte göreceğiz” diye konuştu.

    BAŞKANLIK SİSTEMİ TARTIŞMALARI

    Elvan, muhalefet partilerinin ve bazı basın organlarının Başkanlık Sistemi tartışmaları üzerinden Cumhurbaşkanı Erdoğan’a hakaret ettikleri belirtti. “Sayın Cumhurbaşkanımız, şu 13 yıllık, 14 yıllık süreçte gecesini gündüzüne verdi ve tabu niteliğinde olan bir çok hususun üzerine gitti” diyen Elvan, şöyle devam etti:

    “Bugün Demirtaş konuşuyorsa, siyaset yapabiliyorsa kalkıp Sayın Cumhurbaşkanımıza teşekkür etmeli. Ama öyle bir yöntem, öyle bir mekanizma geliştirdiler ki bu muhalefet liderleri, ‘Başbakanlık sistemi eşittir diktatörlük.’ Böyle bir anlayış yok. Bazı basın yayın organları ile özellikle muhalefet partilerinin yaklaşımı şu; ‘Ben nasıl ve ne şekilde, hangi kavramı kullanarak, Sayın Cumhurbaşkanı aleyhine ve AK Parti aleyhine bir kampanya oluşturabilirim.’ Stratejileri bu; iş derdi yok, aş derdi yok, üretim derdi yok, yatırım derdi yok, muhalefetin bir derdi yok. Saldırma, hakaret dışında ne öne getirdiler? Biz bugüne kadar hep samimi olduk. Bu ülkenin kronik meselelerini teker teker çözen bir parti var ve güven de var. Halkımız şunu söylüyor: ‘Ben daha iyi eğitim, daha iyi hastaneler istiyorum, yatırım istiyorum, üretim istiyorum, iş, aş istiyorum. Bunu da yapabilecek tek parti var, o da AK Parti.’ Ama buna karşılık bir kavram üzerinden diktatörlükle eş değer hale getirmek istiyorlar. Obama diktatör mü? Bizim derdimiz; biz bu ülkeyi daha güçlü hale nasıl getirebiliriz? Siyasi partilerin liderlerinin ‘gelin tartışalım, konuşalım’ demesini beklerim. Tartışmaktan, konuşmaktan niye çekiniyorsunuz? Toplumun her meselesini konuşalım. Sayın Cumhurbaşkanımız aleyhine oluşturdukları kampanyalar, hakaretler dünyanın hangi ülkesinde var? Bir tane muhalefet lideri de çıkıp ‘yap bu yapılanlar yanlıştır’ demedi. Demediği gibi, onlara eşlik ettiler. Bu konuda da ahlaki açıdan çok kötü bir sınav verdiler. İnşallah önümüzdeki dönem çok daha iyi olacak, parlak olacak.”

    PARALEL YAPIYLA MÜCADELE

    Elvan, gerçekten masum, kendi halinde, inançlı insanların paralel yapıyla bağlarını koparmalarının önemine vurgu yaptı. İstihbarat örgütlerinin paralel yapıyı kullandığını, paralel yapının, terör örgütü PKK kadar tehlikeli olduğuna inandığını söyleyen Elvan, “Özellikle 2013-2015 sürecine baktığımızda, Türkiye’nin büyüme, gelişme trendini olumsuz anlamda etkileyebilecek gelişmeler oldu. Özellikle 17-25 Aralık’ta yaşadıklarımızın Türkiye üzerinde çok olumsuz etkileri olduğunu düşünüyorum. Zaman zaman iş yaparken de gücünüzün bir kısmını bu alana sarf etmek zorunda kalıyorsunuz. Özellikle paralel yapıyla mücadele sonuna kadar devam edecek. Gerçekten inançlı ve kendi inancını yaşamak isteyen, masum, kendi halinde olan vatandaşlarımız; bunlarla bağınızı koparın lütfen. Bu insanlarla, bu paralel terör örgütüyle bağınızı koparın. Dininizi yaşayın; biz dininize karışmayız, inancınıza karışmayız, istediğiniz şekilde yaşayabilirsiniz, bu sizin en doğal hakkınız. Biz özgürlük alanınızı daha da geliştirmek isteriz ama bu yapı Türkiye’de son derece tehlikeli, bir PKK terör örgütü neyse o ölçüde tehlikeli bir örgüt. Bunları birileri kullanıyorlar, artık bunun farkına varın. İstihbarat birimleri kullanıyor, o kullanıyor, bu kullanıyor; bunların farkına varın. O sizin yurtdışında açtığınız okullar, istihbarat birimlerinin yuvası haline gelmiş. Bu mücadele sonuna kadar devam edecek ve kökü kazınacak” şeklinde konuştu.

    “AVRUPA BİRLİĞİ, DEĞERLERİNDEN SÜREKLİ OLARAK UZAKLAŞIYOR”

    PKK, DEAŞ ve diğer terör örgütleriyle mücadelenin kararlılıkla devam edeceğine dikkat çeken Elvan, gelişmiş ülkeleri terörle aralarına mesafe koymamakla suçladı. Avrupa Birliği’nin içerisindeki demokratik ve adil yaklaşımdan şüphe duyduğunu aktaran Elvan, şunları ifade etti:

    “Terör örgütleriyle mücadele konusunda kararlılığımız sonuna kadar devam edecek. Biz bu terör örgütlerini bitirmedikçe, sadece Türkiye’nin değil, dünyanın da, Avrupa’nın da, gelişmiş ülkelerin de başı dertte olacak. Maalesef bu güne kadar gelişmiş ülkeler, bu konuda net bir tavır ortaya koymadılar. Yeri geldi A terör örgütüyle işbirliği yapmaya kalktılar, yeri geldi ona buna destek vermeye kalktılar. Bunlar doğru şeyler değil. Bugün Orta Doğu’da bu sıkıntılar yaşanıyorsa, değişik ülkelerde terör eylemleri yapıyorlarsa, bunlar yarın sizin kapınızı da çalacaklar, bunlar sizin başınıza bela olacaklar. Başta ABD olmak üzere, gelişmiş ülkelerin, Avrupa ülkelerinin bu konuda çok daha hassas davranmaları gerektiğini düşünüyorum. Şimdi siz eğer Türkiye’ye gelip, Türkiye’deki gelişmeleri yerinde inceleme, görme yerine PKK terör örgütünün Avrupa’daki mensuplarıyla oturur, onların görüşlerini alır, ilerleme raporuna yansıtırsanız, bu doğru olmaz, bu Avrupa Birliği’ne (AB) yakışmaz. Avrupa Birliği, değerlerinden sürekli olarak uzaklaşıyor. O kültürel çeşitlilik, o kültürel çeşitlilik içerisindeki bütünlükten uzaklaşıyor Avrupa Birliği. Avrupa Birliği’nin kendi içerisindeki kurumlarının da demokratik ve adil yaklaşımı konusunda da benim şüphelerim var. Bakıyorsunuz 27 tane üyesi var, bir iki ülke bütün kararları tek başına verebiliyor. O zaman sorarlar size; nerede kaldı 27 ülkenin birlikte hareket etmesi?”

    “TÜRKİYE’NİN AB SÜRECİNDE ÖNÜ TIKANMAYA ÇALIŞILDI”

    Birkaç Avrupa ülkesinin, Türkiye’nin AB’ye üyeliği konusunda önünü tıkamaya çalıştığını kaydeden Elvan, “Biz müzakerelere başladığımızda bize şunu söylediler: ‘Bundan sonraki süreç siyasi bir süreç değildir, bundan sonraki süreç teknik bir süreçtir.’ ‘Siz, kendi müktesebatınızı, Avrupa Birliği müktesebatını yerine getirdiğiniz anda Avrupa Birliği’nin üyesisiniz’ dendi bize. Ama ne yaptı AB; teknik yönde yapılan müktesebata uyumu ön plana çıkarmak yerine, siyasi münazaralarla bizim fasıllarımızın açılmasını engellemeye çalıştılar. İlk kez Türkiye’ye uygulanan yöntemler, sistemler, mekanizmalar kuruldu. Bu adil miydi, bu demokratik miydi? AB Komisyonu’nun onca çabalarına rağmen, bu sürecin teknik bazda yürümesi gerektiğini ifade eden çabalarına rağmen, maalesef birkaç ülkenin kendi bireyselsel yaklaşımlarının ön plana çıkmasıyla, Türkiye’nin AB sürecinde önü tıkanmaya çalışıldı” değerlendirmelerinde bulundu.

    1 Kasım seçimlerinde Mersin’den milletvekili olan Elvan, Mersin’deki zorlu seçim yarışına değinerek, “7 Haziran seçimlerinde Mersin’de CHP bizden 3 puan öndeydi. Akdeniz Bölgesi’nde turuncuya boyayamadığımız illerden bir tanesiydi Mersin. 3 puan bizden önde olmalarına rağmen CHP’yi Mersin’de aşağı yukarı 2 puan geçtik. Geceli gündüzlü çok yoğun çalıştık; aşağı yukarı 65 bin oyumuz arttı. 2011 seçimlerine göre de aşağı yukarı 30-40 bin civarında fazla oy aldık. Çok iyi bir seçim süreci geçirdik. Belki başlangıçta biraz tereddütler vardı ama özellikle 3 haftalık süreçte neyin sözünü verdiysek her birini teker teker yerine getirdik. Kısa vadede hemen yapılabilecek olanları, daha seçim öncesinde gerçekleştirdik. Bu tabi toplum üzerinde çok olumlu bir mesaj oldu. Toplumun her kesimini kucaklamaya çalıştık” ifadelerini kullandı.

    “BEYANNAMEMİZDE YER ALAN HER BİR KELİMENİN SONUNA KADAR ARKASINDAYIZ”

    AK Parti’nin seçim beyannamesinin titizlikle hazırlandığına vurgu yapan, beyannamede yer alan bütün vaatlerin yerine getirileceğini söyleyen Elvan, “Bizim özellikle 7 Haziran sonrası sahada anket çalışmalarımız oldu. Toplumun çok değişik kesimleriyle görüşmelerimiz oldu. Bunların hepsini bir bütün olarak değerlendirdik ve seçim beyannamesi oluşturduk. Gerçekten büyük destek alan, vatandaşlarımız tarafından beğenilen bir seçim beyannamesiyle vatandaşlarımızın karşısına çıktık. O süreçte biz vaatlerimiz, yapacağımız reformlar, bunların her birini saatlerce, geç saatlere kadar günlerce tartıştık. Bir anlamda kendi iç muhasebemizi yaptık. Zaman zaman ‘şunları yaptık, şunları yapamadık, şunları yapmamız gerekiyor’ diye kendi içimizde tartıştık. Gerçekten ertesi günün sabahı iktidar olacakmışız gibi hazırlığımızı yaptık. Yapmış olduğumuz hazırlıklarda hiçbir zaman popülist bir yaklaşımla bütçemizi bozacak, dengelerimizi bozacak bir yaklaşımla hareket etmemiz gerektiği konusunda hep gözümüzün önünde tuttuk, bu çerçevede çalışmalarımızı sürdürdük. Bizim temel referans dokümanımız elbette seçim beyannamemiz olacak. Biz vatandaşlarımız huzuruna bu beyannameyle çıktık. Dolayısıyla bu beyannamemizde yer alan her bir cümlenin, her bir kelimenin sonuna kadar arkasındayız, her birini teker teker yerine getireceğiz” diye konuştu.

    YENİ EYLEM PLANI HAZIRLIĞI

    Yasal düzenleme gerektirmeyen, Bakanlar Kurulu kararıyla gerçekleştirilebilecek vaatlerin 3 aylık süreçte yerine getirileceğini belirten, yeni bir eylem planının hazırlanacağını kaydeden Elvan, şöyle konuştu:

    “Seçim beyannamemizde bir reformlar bölümümüz var. Demokratikleşme alanında, kamu maliyesi alanında, kamu yönetimi alanında, eğitimde yapacağımız reformlar bir bütün olarak sıralandı, daha sonrada da bizim yapacağımız icraatlar, vaatlerimiz, neleri gerçekleştireceğiz… Tabi bunlar reform bölümümüz değil ama reformla ilişkili, reformla birlikte gerçekleştirilecek hususlar. Çalışma hayatında yapacağımız reformlar, alacağımız önlemler varsa; asgari ücret gibi, bununla ilgili yapacağımız reformlar da var. Üçüncü bölümde de projelerimize yer verdik. Hükümet programımızda da biz beyannamemizi esas alıyoruz, reformlara yer vereceğiz, vaatlerimiz neyse hepsi hükümet programımızda da yer alacak. Bunun da ötesinde bir şey yapıyoruz yeni dönemde; 2002 yılında bir acil eylem planıyla yola çıktık; şimdi bir eylem planı hazırlıyoruz. Bu eylem planında neler yapacağımızı vatandaşlarımızla paylaşacağız. Hangi sürede yapacağımızı, hangi eylemi hangi sürede yapacağımızı paylaşacağız. Sayın Başbakanımız da açıkladı, 3 aylık süreçte herhangi bir yasal düzenleme gerektirmeyen, ihtiyaç olmayan yönetmelikler, Bakanlar Kurulu kararıyla çözülebilecek hususlar var. Örneğin; taşeron işçilere yönelik düzenleme. Burada biz yasal düzenlemeyi yaptık, geriye asli hizmetlerle yardımcı hizmetlerin belirlenmesi hususu kaldı. Bunu belirlemeye yetkili olan yapı Bakanlar Kurulu’dur. Bakanlar Kurulu süratle belirleyecek, bu uygulamaya konulacak. Bu, bunlardan bir tanesiydi. Tabi ki bu 3 aylık süreçte yasal düzenlemelerimiz olacak ama vaatlere hemen başlayacağız. Bu bizim vermiş olduğumuz vaatler nelerse, her birini teker teker gerçekleştirmeye başlayacağız. Bu 3 aylık süreç içerisinde özellikle yasal düzenlemeyi gerektirmeyen vaatlerimizi bütün olarak bitirmek istiyoruz.”

    ASGARİ ÜCRETİN BİN 300 TL YAPILMASI

    Asgari ücrette yapılacak iyileştirmenin, işletmelere olumsuz olarak yansımaması için tedbirlerin alınacağını belirten Elvan, “Biz hep şunu savunduk; işletmelerimizin ve Türkiye’nin rekabet gücünün arttırılması bizim için son derece önemli ve biz işletmelerimizin rekabet gücünü ne kadar arttırırsak, uluslararası piyasalarda, uluslararası arenada, Türkiye’nin gücü, ihracatı o kadar artar. Bunu yaparken, bir diğer taraftan da gelir dağılımının iyileştirilmesi, sosyal politikalarımızın çok daha etkin bir şekilde uygulanması ve insanımızın gerçekten yaşanabilir bir hayat standardında hayatlarını devam ettirmesi son derece önemli. Burada iki kesim var; işçi kesimi ve diğer tarafta da işveren kesimi. Elbette biz, özellikle işçi kesimimizin haklarını korumak durumundayız. Bunu korurken diğer tarafta işletmelerimizin yapısını bozucu bir mekanizmayı ortaya koymamız düşünülemez. Biz ‘bin 300 TL’ dedik, bunun sonuna kadar arkasındayız ve bunu gerçekleştireceğiz ama işletmelerimizin de rekabet gücünü artırıcı, direnç sahibi olmalarını sağlayıcı önlemlerimiz olacak. Biz işletmelerimize gerçekten çok güveniyoruz. Elbette onların zor durumda kalmalarını istemeyiz ve onlara yönelik de teknik çalışmalar yapılıyor. Bugün zaten Sayın Başbakanımız iş dünyasıyla bir araya geldi; onların da görüşleri alınıyor. Bu çerçevede biz ülkemizin önünü açabilecek, uygun yatırım ortamının devamını sağlayacak, üretimimizi arttıracak mekanizmalara sağlanacaktır” şeklinde konuştu.