Etiket: Demokratik

  • Muharrem İnce: “Bütün Türkiye’yi kapsayan ‘Geniş Tabanlı bir Demokratik Sivil Hükümet’ kurulmalıdır”

    CHP Yalova Milletvekili Muharrem İnce, “Karanlık gecede bombalanan mecliste demokrasi mücadelesi veren her partinin içinde yer aldığı, bütün siyasi partileri ve dolayısıyla bütün Türkiye’yi kapsayan ‘Geniş Tabanlı bir Demokratik Sivil Hükümet’ kurulmalıdır” dedi.

    İnce, Yalova’nın Çınarcık Belediyesi binasında basın toplantısı düzenledi. İnce’yi belediye önünde Yalova Belediye Başkanı Vefa Salman, Çınarcık Belediye Başkanı Avni Kurt ve belde belediye başkanları karşıladı. Ardından belediyenin toplantı salonunda açıklamalarda bulunan İnce, “Türkiye Cumhuriyeti’nin bekası açısından tehlike devam etmektedir. Sıkıyönetim ya da olağanüstü hal ilan ederek, idamı yeniden getirerek, kamuda tasfiyeler yaparak bu süreçten kurtulamayız. Türkiye’nin her şeye rağmen hukuk içinde kalarak, demokrasisini koruyarak yapabileceği şeyler var. Bu süreç bu yöntemlerle sürdürüldüğünde, bugüne kadar yaşanan kutuplaşma devam edebilir, Türkiye uluslararası alanda daha da yalnızlaşabilir, ekonomik alanda büyük krizlerle karşı karşıya kalabilir. Terörle mücadele sürdürülemez hale gelebilir” diye konuştu.

    “Ortaya çıkan bilgiler hedefte sadece AKP iktidarının olmadığını, doğrudan Türkiye Cumhuriyeti’nin olduğunu göstermektedir” diyen İnce, konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “Hedefin Türkiye Cumhuriyeti olduğunda anlaşıyorsak, bu mücadelenin sadece AKP inisiyatifiyle yürütülemeyeceğini kabul etmeliyiz. Türkiye Cumhuriyeti’nin bekası, herkesin bu mücadelede sorumluluk almasıyla sağlanabilir. Doğrudur AKP seçilmiş hükümettir. Cumhurbaşkanı seçilmiş cumhurbaşkanıdır. Ancak bunlar sağlıklı ve geniş kapsamlı bir mücadele için yeterli değildir.

    Bize 15 Temmuzu yaşatan güçlerin karşısına daha geniş tabanlı bir hükümetle çıkmalıyız. Ülkeyi bu duruma düşürenlerden, ülkeyi bu halden kurtarmalarını beklemek aşın iyi niyetlilik olur. İçinde bütün siyasi partilerin yer alacağı görev süresi bu tehlikenin atlatılmasına kadar sürecek bir hükümetle mücadele etmeliyiz.”

    Kutuplaşmanın ortadan kaldırılması gerektiğini savunan İnce, şöyle konuştu:

    “Böylece 15 Temmuzu planlayanların kullanmak istedikleri kutuplaşmayı ortadan kaldırabiliriz. Olağanüstü hallere başvurulmadan, hukuku askıya almadan, toplumun tamamını kucaklayan bir hükümetle Türkiye Cumhuriyeti düşmanlarının karşısına çıkabiliriz. Karanlık gecede bombalanan mecliste demokrasi mücadelesi veren her partinin içinde yer aldığı, bütün siyasi partileri ve dolayısıyla bütün Türkiye’yi kapsayan ‘Geniş Tabanlı bir Demokratik Sivil Hükümet’ kurulmalıdır.

    Herkes bütün gönlüyle ve bütün birikimiyle ülkemizin bu karmaşa döneminden çıkarılmasına katkıda bulunmalıdır. Böyle geniş katılımlı bir hükümetin kurulması ile, ülkenin tehlikeye giren birliğini yeniden tesis edecek bir fırsat da yakalanabilir. Herkesi elzem olanla lüzumlu olan arasında ayrım yapmaya, yakın ve büyük tehlikeyi görmeye çağırıyorum. Ortada iktidar ile muhalefet arasında, geniş halk yığınları arasında geçmiş 14 yıllık uygulamalardan kaynaklanan büyük bir güven sorunu bulunmaktadır. Bu güven sorunu aşılmadan bu tehlikeye karşı mücadele edemeyiz. Bu işi planlayanlara karşı ve uluslararası güçlere demokrasi cephesini var ederek karşı koyabiliriz. Böyle bir birliktelik, bir yandan iç kamuoyunu cesaretlendirirken, diğer yandan uluslararası kamuoyunda bütünlüğümüzün ve kararlılığımızın bir yansıması olarak algılanır. Bu işi yapanlar, karşılarında sadece AKP’yi değil tüm Türkiye’yi bulmalıdır. Geliniz bu belayı Türkiye’de bir daha nefes alamayacak biçimde ortadan kaldıralım. Bir birimize kendi bütünlüğümüzü koruyarak destek olma çağrıları yapma yerine birlik olma, birlikte yapma çağrısında bulunuyorum. Herkesi daha büyük bir birliğe çağırıyorum. Böyle bir birliktelikte herkesin elini somut biçimde taşın altına koymasını ve fedakarlık yapmasını öneriyorum. Bu çağrımı makam, mevki, iktidar ortaklığı gibi kavramlarla bağdaştıracak olanlar bilsinler ki, tehlikenin vehametinin farkında değillerdir. Başta iktidar olmak üzere herkesi eski söylemlerini ve eleştirilerini bu bela atlatılana kadar bir yana bırakmaya davet ediyorum”.

    İnce, kendisi için fezleke hazırlayan hakimin de gözaltına alındığını belirterek, “2013 yılında Silivri’de duruşmalar devam ederken o insanları hapse attıkları günlerde ben de grup başkanvekili olarak milletvekili arkadaşlarımla birlikte Silivri’ye gitmiştik. Orada mahkeme heyetine ‘Zamanı gelince ön sıraya oturacaksınız’ demiştim. Yukarıda oturuyordu mahkeme heyeti. Hakim Özese’yi gün tutuklamışlar. O gün ‘siz mahkeme değilsiniz, burası çadır tiyatrosu’ demiştim. Mahkemeye hakaretten fezleke göndermişler. O gün Silivri’de açıklama yaparken parti adına Bülent Arınç o gün bana elebaşı demişti. Kimin ele başı olduğu belli oldu. Gördünüz şimdi. Hakimin fezlekesiyle göndermiş. Dün de beni Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan arıyorlar bununla ilgili ifade vermeye çağırıyorlar. Bana ödül vermeniz lazım. Ben geleceği görmüşüm. Beni niye ifadeye çağırıyorsunuz” dedi.

  • Bakan Işık: “Milletimiz, Demokratik Bir Anayasa Muhakkak Yapacaktır”

    Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, “Bugün her ne kadar muhalefet partileri, bu süreçten yan çizmek için ipe un sermeye çalışsalar da, milletimiz sivil ve demokratik bir anayasayı muhakkak yapacaktır” dedi.

    Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği’nin (MÜSİAD) Sütlüce’deki Genel Merkezi’nde düzenlenen “AR-GE Reform Paketi” konulu konferansa katıldı. MÜSİAD Genel Başkanı Nail Olpak’ın ev sahipliğinde gerçekleşen konferansta muhalefet partilerini eleştiren Işık, “Bugün her ne kadar muhalefet partileri, bu süreçten yan çizmek için ipe un sermeye çalışsalar da, milletimiz, sivil ve demokratik bir anayasayı muhakkak yapacaktır” şeklinde konuştu.

    Konuşmasının başında 28 Şubat sürecine ve merhum başbakanlardan Necmettin Erbakan’ın o süreçteki duruşunu da değerlendiren Bakan Işık, “Değerli dostlarım; bugün 27 Şubat. Rahmetli Erbakan hocamızın vefatının beşinci sene-i devriyesi. Bu vesileyle merhum Erbakan hocamıza bir kere daha Allah’tan rahmet diliyorum. Erbakan hocamız, bilgi ve birikimiyle, siyasi duruşuyla, öncü bir dava adamı kimliğiyle Türk siyasetinde unutulmaz izler bıraktı. Milli bir sanayinin, üretimin, yerli teknolojiler geliştirmenin ne kadar kritik olduğunu zihinlere kazıyan ilk isimlerden biri oldu. Bugün maalesef vefatının ardından sağlığında Erbakan Hocanın fikirleriyle değil de takkesiyle, tesbihiyle, takunyasıyla, seccadesiyle uğraşan insanların bile bu hakkı teslim ediyor olması kayda değerdir. Onun her türlü statükoya karşı milletin safında giriştiği mücadele, bugün bize örnek teşkil etmeye deva ediyor. Bir 28 Şubat’ın daha arifesinde olduğumuz bu günde, Erbakan hocamıza ve dolayısıyla milletimize yapılan haksızlıkları burada tekrar uzun uzun anlatmayacağım. Bugün bir gazetede okudum; bir savcı başbakanı, başbakanken aldırma cüretini gösteriyor. Allah bir daha o günleri yaşatmasın. O günleri bir daha yaşamamak için hem o günleri unutmamak hem de unutturmamak lazım. Ancak huzurlarınızda, 28 Şubat sürecinde dik duruşundan asla taviz vermeyen MÜSİAD’a burada teşekkür etmek isterim” dedi.

    “MEŞ’UM GÜNLERİN KARANLIĞI 2002’DEN SONRA YERİNİ UMUDA BIRAKTI”

    Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Işık, MÜSİAD’ın kendileri için yalnızca ekonominin kahramanlarından biri olmadığını ifade ederek, “MÜSİAD, bizim için sadece ekonominin kahramanlarından biri değildir, aynı zamanda demokratikleşme sürecimizin de en önemli aktörlerinden birisidir. Bin yıl sürecek denilen o meş’um günlerin karanlığı, 3 Kasım 2002’den itibaren yerini umuda, başarıya ve aydınlığa bıraktı. Türkiye o tarihten itibaren demokrasi çıtasını sürekli yükseltti, sosyal ve ekonomik yapısını sürekli güçlendirdi. İnşallah, yeni anayasayı da hayata geçirdiğimizde demokrasi tarihimizin en önemli başarısını da milletçe gerçekleştirmiş olacağız. Bugün her ne kadar muhalefet partileri, bu süreçten yan çizmek için ipe un sermeye çalışsalar da, milletimiz, sivil ve demokratik bir anayasayı muhakkak yapacaktır” açıklamasında bulundu.

    “İNŞALLAH 41’İNCİ BÜTÇEYİ YAPMAK DA NASİP OLUR”

    Dün gece geç saatlere kadar süren TBMM Genel Kurulu’ndaki 2016 bütçe görüşmelerini de değerlendiren Işık, “Dün, TBMM Genel Kurulu’nda 2016 bütçesinin görüşmelerine başladık. 2016 bütçesinin ülkemizdeki tüm ekonomik ve sosyal taraflar için hayırlı olmasını diliyorum. AK Parti iktidarları olarak, 14’üncü bütçemizi hazırlamış olmanın onurunu, gururunu, heyecanını yaşıyoruz. Dün Naci Bostancı 14’ü tersine çevirip, ‘41 diye de alabilirsiniz’ dedi. İnşallah 41. Bütçeyi yapmak da AK Parti iktidarına nasip olur. Bu muhalefet varken 41. Bütçeyi de yapacağız inşallah. Bugün 13 yıllık AK Parti iktidarına rağmen muhalefetin güç kaybediyor olmasının nedeni bir yandan AK Parti’nin başarılı çalışmaları ama bir taraftan da muhalefetin bu noktadaki çapsızlığıdır. Herkesin bu çağda bilgiye kolay ulaşabildiği bir dönemde Sizin önce kendi yalanınıza kendinizi uydurup sonra da yalanınıza milletin inanmasını bekleme hakkınız yok. Artık kendi evinizdeki çocuk bile sizin söylediğiniz yalanan inanmıyor. Genel kabul gören kriterlere göre açıklama yapacaksınız. Dün sayın Kılıçdaroğlu’ndan bunların hiçbirini göremedik. Üslubundaki nezaket seviyesi bir ana muhalefet partisine hiç yakışmadı. Bir taraftan merhum Ecevit’i örnek alıyoruz diyeceksiniz, ama merhum Ecevit’in sahip olduğu o nezaketli üsluptan hiç nasibinizi almamış olacaksınız. Bu açıdan muhalefetin inşallah bu vesileyi bütçe görüşmelerini eleştirilerini nezaket letafet içerisinde dile getirmesi açısından bir fırsat olur diye değerlendiriyorum” şeklinde konuştu.

    “ARTIK SÜRÜMDEN KAZANARAK BİR YERE VARMA İMKANIMIZ YOK”

    Ar-Ge, inovasyon ve tasarım çalışmalarını daha etkin bir şekilde destekleyebilecek güce ulaşıldığını da anlatan Bakan Işık, sözlerini şöyle noktaladı:

    “Bu sayede Türkiye, iş kurmak isteyen girişimcilerine 50 bin lira destek sağlayabiliyor. Bu sayede Türkiye, Ar-Ge, inovasyon ve tasarım çalışmalarını daha etkin bir şekilde destekleyebilecek güce ulaşıyor. Bakın artık Türkiye’nin sürümden kazanarak büyüme imkanı yok. Bir Alman otomotiv markasının ihracatı, Türkiye’nin toplam ihracatından fazla. Bir Güney Koreli cep telefonu markasının ihracatı bizim ülke olarak yaptığımız tüm ihracattan fazla. Artık bizim sürümden kazanarak bir yere gitme imkanımız yok. Artık katma değeri yüksek ürün üretmeden yolumuza devam edemeyiz. Daha nitelikli ve sürdürülebilir üretim yapısına geçmeden yolumuza devam edemeyiz. Bunun için KOBİ’lerimizin AR-Ge ve inovasyona odaklanması lazım. Kendi yapabiliyorsa tüm destekleri veriyoruz. Kendi yapamıyorsa da sipariş usulüyle yaptırsın. Orada da AR-Ge indiriminden yüzde 50 yüzde 50 faydalansın.”

    Programın sonunda MÜSİAD Genel Başkanı Nail Olpak, Bakan Işık’a katılımlarından dolayı MÜSİAD Hatıra Ormanı’na bağışlanan 50 adet fidanın plaketini takdim etti.

  • Davutoğlu: “Türkiye’de Yürütülen Mücadele Kesinlikle Demokratik Hukuk Devleti İçinde Yürütülen Mücadeledir”

    Başbakan Ahmet Davutoğlu, Almanya Başbakanı Angela Merkel ile gerçekleştirdiği toplantıda PKK’nın Suriye’den aldığı cesaretle Türkiye’de ciddi terör saldırıları yürüttüğünü kaydederek, “Türkiye’de yürütülen mücadele kesinlikle demokratik hukuk devleti içinde yürütülen mücadeledir” dedi.

    Başbakan Ahmet Davutoğlu, Almanya Başbakanı Angela Merkel ile gerçekleştirilen ortak basın toplantısında açıklamalarda bulundu. Konuşmasına terör saldırında hayatını kaybedenlere baş sağlığı dileyen Davutoğlu, “Terör saldırısı sadece Türkiye’ye sadece Almanya’ya yönelik bir terör saldırısı değil bütün insanlığa dönük saldırıydı. Sorumluları mutlaka yakalanacak ve gerekli cezaya çarptırılacaktır. Aslında bu terör saldırısı karşı karşıya kaldığımız büyük tehlikeleri ve riskleri ortaya koyuyor. Bugün Berlin’de gerçekten son derece tarihi bir adım atıldı. Türkiye ve Almanya tarih boyunca müttefik olmuş iki ülke. İlk hükümetler arası istişare düzeyinde zirvede birçok bakanlarımızla birlikte ortak bir kabine toplantısı mantığı ile bir araya geldik. Ben Sayın Merkel’e gösterdiği misafirperverlik özelikle çalışma toplantımız esnasında ortak ekip bilinci ile davranmamızı sağladığı için teşekkür bir borç biliyorum” dedi.

    Yeni bir dönem olduğunu kaydeden Davutoğlu, bakanlar arasında toplantılar, projeler olduğunu belirtti. Davutoğlu, dünya ekonomisinin oynaklık içinde odluğu dönemlerde Türk ve Alman ekonomilerinin hem kendi hem de çevre ekonomilerine katkı sağladığını kaydetti. Türkiye’nin 37 milyar dolar civarındaki ticaret hacmini daha ileriye götürmek için Almanya ile işbirliği yapamaya hazır olduğunu ifade etti. Davutoğlu, “Terör saldırıları bu ilişkilerini ne kadar bozmak isterse istersin hep birlikte olacaklar, hep birlikte barış içinde Türkiye ve Almanya’da dostluğumuzu derinleştirip yaşayacaklar” dedi.

    Son dönemde Türkiye ile AB ilişkilerinde ivemeye değinen Davutoğlu, Merkel’e teşekkür ederek 29 Kasım’da gerçekleşen Türkiye -AB Zirvesi’nin önümüzdeki dönem için dönüm noktası olduğunu kaydetti.

    “TÜRKİYE VE ALMANYA OMUZ OMUZADIR “

    “Olumsuz gündem veya riskler ve tehditler bağlamında da Türkiye ve Almanya omuz omuzadır” diyen Davutoğlu, bugün verilen mesajlarla ülkelerin huzurunu ve AB’nin, insanlığın huzurunu bozmaya çalışanların karşılarında Türkiye ve Almanya’yı birlikte omuz omuza bulacaklarını ifade etti. Terörle mücadele konusunda sağlam iradenin olduğunu kaydeden Davutoğlu, “Türkiye ve Almanya’nın DAEŞ, PKK, DHKPC gibi örgütlere karşı tam bir iş birliği içinde barışı istikrarı ve demokrasiyi korumak konusunda kararlıdır. DAEŞ’e karşı yürütülen mücadele konusunda Almanya’nın Türkiye’ye vermiş olduğu desteğe teşekkür ediyoruz. Suriye ve Irak’ta yakın bir istişare içindeyiz. Suriye’deki istikrarsızlığın Türkiye’yi etkilemesi karşısında Almanya’nın ağladığı destek ve gösterdiği dayanışma özellikle de İncirlik’e gelen Alman uçaklarıyla bütün bölgeye, bütün dünyaya zor günlerde Almanya’nın Türkiye’nin yanındadır mesajı vermesi açısından da son derece önemli ve takdir ettiğimiz bir adım olmuştur. Alman Savunma Bakanı da İncirlik’e yaptığı ziyaretle bunu bir kez daha göstermiştir. DAEŞ insanlığa yönelik bir tehdittir. Türkiye ve Almanya bu tehdide karşı Irak’ta Suriye’de Türkiye’de Almanya’da her yerde mücadele etmeye hazırdır. Aynı şekilde PKK’da son dönemde özellikle Suriye’deki gelişmelerden aldığı cesaretle Türkiye’de çok ciddi bir terör faaliyetine başlayıp sivil halka ve güvenlik güçlere karşı saldırlar gerçekleştiriyor. Bu konuda meslektaşıma kapsamlı bilgiler aktardım” ifadelerini kullandı.

    “TÜRKİYE, SURİYE’DEN GELEN MÜLTECİLERİ BİR BARBAR REJİMİN VE BARBAR BİR TERÖR ÖRGÜTÜNÜN BASKISINDAN KAÇAN MASUMLAR OLARAK GÖRMEKTEDİR”

    “Türkiye’de yürütülen mücadele kesinlikle demokratik hukuk devleti içinde yürütülen mücadeledir. Sadece terörist grupları hedef alan ve onların demokrasimize, ülkemizin huzuruna dönük tehdidini engellemeye çalışan bir mücadeledir” diyen Davutoğlu mültecilerle ilgili insanlık krizinin üzerinde durulduğunu kaydetti. Mülteci krizinin sadece Suriye’de kalmadığını Türkiye üzerinden Avrupa’da sosyal istikrarsızlık unsuruna neden olduğunu kaydetti. Başbakan Davutoğlu, “Türkiye, Suriye’den gelen mültecileri bir barbar rejimin ve barbar bir terör örgütünün baskısından kaçan masumlar olarak görmektedir” dedi.

    Davutoğlu, mülteci konusunun her zaman gündem olduğunu Aylan Kurdi’nin cansız bedeninde kıyıya vurduğunda anne baba olarak aile fertleri olarak bu acıyı hissettiğini kaydetti. 29 Kasım’da Türkiye-AB arasında Eylem Planı açıklandığını ve Türkiye’nin bu eylem planı çerçevesinde kararlı bir şekilde adım attıklarını belirten Davutoğlu, üçüncü ülkelerden gelen Suriyeli mültecilere karşı vize uygulanması yönünde adımlar atıldığını bildirdi. Davutoğlu, mülteci krizi konusunda birlikte hareket edilirse krizin sonuçlarının en iyi şekilde kontrol altına alınabileceğini bildirdi. Türkiye ve Almanya olarak bugünlerde başlaması için Suriye Barış görüşmelerinin başarılı olmasının mülteci akınlarını engelleyecek önemli bir unsur olarak gördüklerini ifade eden Davutoğlu, “Mültecilerin gelişleri yavaşlarsa var olan mülteciler en iyi şekilde entegre edilir ve meseleleri çözülürse bu konuyu insanlık trajedisine dönüşmeden ve ülkelerimizin iç istikrarını bozmadan çözmeye kavuşuruz” dedi.

    Davutoğlu, Merkel’i Dünya İnsani Zirvesi’nde ağırlamaktan memnuniyet duyduğunu belirterek, “18 Şubatta AB-Türkiye Fikirdaş Ülker Toplantısı’nda birlikte olacağız” dedi.

  • Nevşehir’de Demokratik Süreçlerde Kadın Konulu Seminer Düzenlendi

    Kapadokya Gelişim Derneği tarafından Nene Hatun Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi konferans salonunda ‘’ Demokratik Süreçlerde Kadın’’ konulu seminer düzenlendi.

    Kanada ve Türkiye Cumhuriyetleri arası kalkınma işbirliği programı çerçevesinde Kanada Cumhuriyeti Yerel Girişimler Kanada Fonu (CFLI) tarafından desteklenen ve Kapadokya Gelişim Derneği’nce yürütülen ’Karar alma süreçlerinde birincil aktör olmaları için kadınların mücadele etme kapasitesini geliştirmek’ projesinin ’Demokratik Süreçlerde Kadın’ konulu semineri Nene Hatun Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Konferans Salonunda gerçekleştirildi.

    Seminere Nevşehir’de bulunan sivil toplum kuruluşlarından temsilciler, Valilik Eşitlik Birimi üyeleri kurumlar ve liselerin eşitlik kulübü öğretmen ve öğrenciler katıldı. Nene Hatun Mesleki Teknik ve Anadolu Lisesi konferans salonunda düzenlenen seminer dernek başkanı Okan Ekinci’nin sunumu ile başlarken, Nevşehir HBV Üniversitesi Kadın Araştırmaları Merkezi’nden Yrd. Doç. Dr. Aysel Kekillioğlu ve Yrd. Doç. Dr. Mehmet Biçkes’in sunumları ilgi ile izlendi.

  • CHP’li Pekşen: “Demokratik Özerklik Diye Bir Kavramı Anlamak Mümkün Değil”

    CHP Trabzon Milletvekili Haluk Pekşen, DTK’nın yayınladığı ’özerklik deklarasyonu’nun yaslandığı hiçbir haklı gerekçesi olmadığını belirterek, “demokratik özerklik” diye bir kavramın anlaşılmasının mümkün olmadığını söyledi.

    Parlamentoda düzenlediği basın toplantısında; DTK’nın yayınladığı ’özerklik deklarasyonu’ hakkında sorulan sorulara cevap veren Haluk Pekşen, deklarasyonun bazı maddelerinin yaslandığı hiçbir haklı gerekçesi olmadığını söyledi. Irka dayalı devlet iddiasının en son siyasetçisinin Hitler olduğunu belirten ve “Bugün ne yazık ki Türkiye’deki bir bölgeye ilişkin tuzak söz konusu” ifadelerini kullanan Haluk Pekşen, “demokratik özerk” diye bir kavramı anlamanın mümkün olmadığını ifade ederek, “Ben demokratik özerkliğin ne olduğunu dünyadaki hiçbir kitapta bulamadım. İdari özerklik var, Türkiye’nin hukuk devleti sorunları arttıkça bu tür söylemler de artıyor, ama demokratik özerklik diye bir kavramı anlamak mümkün değil, kendi içerisinde mantıksız. Zaten özerklik demokratik bir yapıdır. Bu kadar özensiz, bu kadar ne istediğini bilmekten uzak bir iddia, böyle bir talep. Türkiye bir idari özerkliği konuşacaksa, bu konuşulabilir, konuşulmalı bence. Ama demokratik özerklik… Hiçbir mantığı yok. Birisi bana bunu anlatsın ne demek bu demokratik özerklik. Talep haklı değil. Haklı talep olursa toplum da bunun arkasında durur” açıklamasında bulundu.

    HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş hakkında soruşturma açılmasını kabul etmediğini de belirten Pekşen, “Demokrasi, hukuk devleti yerleştiğinde bu tür işler konuşulmaz. Soruşturma açmak, hukukla insanları tehdit etmek giderek bumerang etkisi yaratan vahim durumlar. Demirtaş hakkında Savcılığın soruşturma başlatmasını hiçbir şekilde hukukçu olarak kabul etmem söz konusu değil. Sayın Demirtaş’ın görüşlerini beğenmiyorum, onunla aynı kulvarda olmam söz konusu değil” dedi.

    “UYUMASINLAR, BURASI UYUMA YERİ DEĞİL”

    TBMM’de milletvekillerinin uyurken ve uzanırken görüntülerinin basına yansıdığı gerekçesi ile kulislerin gazetecilere kapatılacağı yönünde iddialar olduğunun sorulması üzerine Pekşen, “Parlamentoda görev yapan hukukçu olarak gördüğüm manzaralardan büyük bir şaşkınlık duyuyorum. Bu parlamento ne zaman kendi kimliğine kavuşacak merak ediyorum. Yavaş yavaş parlamentoyu da kapatmak istedikleri için bir yerlerden başlıyorlar. Gazeteciyi kim engelleyecek? Sizi engellemeye kalktıkları zaman beni cep telefonundan arayın ben sizi nereye istiyorsanız oraya götüreceğim. Uyumasınlar, burası uyuma yeri değil. Milletvekili yemeyecek, içmeyecek, uyumayacak. Kimse bizi iteklemedi, biz geldik bu görevleri aldık. Bu görevin gereğini yapmak zorundayız” diye konuştu.

    “HAZİNENİN ARAZİLERİ HAZİNENİN BANKASINA TEMİNAT GÖSTERİLMEYE KALKILMIŞ”

    Bir bankada zimmete para geçirme suçu işlendiğini iddia eden ve suç duyurusunda bulunduğunu söyleyen Haluk Pekşen, elindeki evrakı göstererek suç duyurusunda bulunduğunu söyledi. “Bir kamu bankası neredeyse erken kalkanın dolandırdığı bir banka haline gelmiş, ama hiçbir devlet kurumu bunun gereğini yapmıyor” açıklamasında bulunan Pekşen, hazine arazilerinin hazinenin bankasına teminat gösterilmeye çalışıldığını iddia ederek, “Sayıştay yıllarca inanılmaz bir şekilde feveran etmiş, kurumsal bir görevden daha öteye gitmiş, feryat ediyor. Bir seferde yapılan böylesine büyük bir soygunu BDDK bugüne kadar görmemiş. Bu dosya önümüze geldiğinde acaba banka bununla ilgili hukuki süreci başlatmış mı diye bir araştırma yaptım, herkes başlatmış, bir tek Halk Bankası hiçbir şey yapmamış. Hazinenin arazileri hazinenin bankasına teminat gösterilmeye kalkılmış. Bu suç duyurusu ile ilgili Cumhuriyet Savcılığı’nın gereğini yapmasını beklemiyorum, bu örtbas edilebilir, çünkü çok büyük bir yolsuzluk. Bugün Avrupa Ceza Hakimleri Kurulu’na da başvuru yapacağım. Çünkü Türkiye’deki yargının böylesine büyük bir yolsuzluğu, bir iktidarı indirecek bir yolsuzluğu hukuki sürece sokacağından hiçbir umudum yok. Burası, kamu bankalarının nasıl bir siyasi partiyi finanse ettiğinin göstergesi” ifadelerini kullandı.