Etiket: Demokrasiyi

  • Kılıçdaroğlu: “Tam demokrasiyi savunuyoruz”

    Kadıköy’de kurulan Türkiye’nin ilk ekolojik çocuk yuvasının açılışını CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu yaptı. Açılış töreninde konuşan Kılıçdaroğlu, “Biz hem darbeye hem diktaya karşıyız, tam demokrasiyi savunuyoruz. Darbe yapmak istediler, hep birlikte karşı çıktık” dedi.

    Kadıköy Belediyesi tarafından hizmete sunulan Türkiye’nin ilk ekolojik yuvasının açılışını CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu yaptı. Açılış törenine Kılıçdaroğlu’nun yanı sıra CHP İstanbul İl Başkanı Cemal Canpolat, Kadıköy Belediye Başkanı Aykurt Nuhoğlu, okul yetkilileri ve çok sayıda vatandaş katıldı. Açılış programı İstiklal Marşı’nın okunması ve saygı duruşu ile başladı.

    Okulun açılış kurdelesini çocuklarla birlikte kesen Kılıçdaroğlu, çocuklarla bol bol sohbet etti. Protokol konuşmalarından sonra CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve beraberindeki heyet Türkiye’nin ilk ekolojik okulu olma özelliğini taşıyan Bahriye Üçok Ekolojik Çocuk Yuvası’nı gezdi. Okul hakkında yetkililerden bilgi alan Kılıçdaroğlu, çocuklarla fotoğraf çekilmesinin ardından okuldan ayrıldı.

    “Bu ülkenin çıkarları için mücadele edelim”

    Mustafa Kemal Atatürk’ün ülkenin geleceğini sadece gençlere emanet ettiğini söyleyen CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Bütün belediye başkanı arkadaşlarıma söyledim, bütün gecekondu mahallelerinden başlayarak, çocuk yuvaları kurun. Anneler, rahatlıkla gelip çocuklarını emanet etsinler, böylece kent kültürünün kendilerine ne verdiklerini öğrenebilsinler. İlk kez böyle bir çocuk yuvası açılıyor. Kent kültürünün geliştiği ülkelerde, demokrasi de çok güçlü olur. Biz hem darbeye hem diktaya karşıyız, tam demokrasiyi savunuyoruz. Darbe yapmak istediler, hep birlikte karşı çıktık. Bu ülkenin çıkarları için mücadele edelim. Biz Türkiye’nin sorunlarını oturup hep beraber parlamentoda çözelim” dedi.

    “Eğer o ülkede kadın gülüyorsa bilin ki o ülkede huzur vardır”

    Türkiye’nin sorunların üstesinden gelebilecek bir ülke olduğunu ifade eden Kılıçdaroğlu, “Ülke mutlu mu değil mi tek ölçüsü var. Eğer o ülkede kadın gülüyorsa bilin ki o ülkede huzur vardır. Anne çocuğunu güler yüzle okula gönderiyorsa, çocuğunun geleceğinden endişe etmiyorsa, belli bir gelir standardını yakalamışsa ne sorunu olabilir. Türkiye güçlü bir ülkedir, özgüveni yüksek bir ülkedir. Bütün az gelişmiş ülkelerin bütün mazlum ülkelerin imrendiği bir demokrasiyi getireceğiz. Mustafa Kemal döneminde Türkiye Cumhuriyeti bütün İslam dünyasının bütün mazlum ülkelerin imrendiği bir ülkeydi” diye konuştu.

    “Yuvamızın ısınması ve aydınlatılması güneş panelleri ile sağlanıyor”

    Ekolojik okulun yapımında tamamen çevreci malzemelerin kullanıldığını ifade eden Kadıköy Belediye Başkanı Aykurt Nuhoğlu, “Sahip olduğumuz tüm kamu alanlarını kamu hizmetine açtık, Kamunun ihtiyaçları için yeni binalar ve araziler satın alıyoruz. Tüm kamu arazileri kamu yararına kullanılmalıdır. Bizim yeşil alanlara, sosyal donatılara çocuklar için yuvalara, gençler için spor salonlarına ihtiyacımız var. Bu yüzden kamu arazilerinin satılmasına karşı olduk, karşı olmaya devam edeceğiz. Bu yuva katılımcı bir yönetimle çalışmanın en güzel örneğidir. Projede emeği geçen tüm arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Ekolojik çocuk yuvamız, çevreci bir yapıyla inşa edildi. Yuvamızın ısınması ve aydınlatılması güneş panelleri ile sağlanıyor” dedi.

  • ’Barış’ için çıktığı bisiklet turuna ’Demokrasi’yi de ekledi

    7 ay önce İzmir’den ‘Barış’ için pedal çevirmeye başlayan bisikletçi, 15 Temmuz sonrası buna ‘Demokrasi’yi de ekledi. 71’inci ili olan Bilecik’e ayak basan Oğuz Öztürk, “Bu darbeden sonra yoluma hem barış hem de demokrasi olarak devam etme kararı aldım” dedi.

    Bisikletçi Oğuz Öztürk, 71’inci ili olan Bilecik’te barış, demokrasi, kardeşlik mesajı verdi. 27 Mart günü çıktığı bisiklet turunda son olarak geldiği Bilecik’te yakın ilgi gördüğünü belirten Öztürk, “Bilecik’te gerek belediyemiz gerekse Hakan arkadaşımız beni çok iyi bir şekilde ağırladı. Bisiklet konusuna bu kadar duyarlı oldukları ve destek verdikleri için teşekkür ederim. Bisiklet bir ulaşım aracıdır. Zaten Türkiye turuna çıkmamın amaçlarından bir tanesi budur. Bunun bir ulaşım aracı olduğunu gösterebilmektir. Ben barış için çıktım yola. Hem kendimiz, hem ailemiz, hem de çevremiz özellikle ülkemin ve dünya barışı için olmazsa olmazımız olan bir kavram. En yakın zamanda da ülkemize bu barışın gelmesini istiyoruz. Güneydoğu’da, insanların artık barışın bir an önce gelmesi gerektiğini, buranın artık terörle anılmamasını söylediklerini gördüm. Umarım doğuyla batı bir an önce bir kaynaşma içerisinde girer” dedi.

    “Darbeden sonra yoluma hem barış hem de demokrasi olarak devam etme kararı aldım”

    15 Temmuz günü Ardahan’dan Artvin’e geçtikten sonra bir darbe gördüğünü belirten Öztürk, “Bu darbeden sonra yoluma hem barış hem de demokrasi olarak devam etme kararı aldım. Çünkü güçlü bir demokrasimiz olursa kalıcı bir barıştan bahsetmek daha doğru olacaktır. Yolumda gerçekten çok güzel insanlarla karşılaştım. Zaten Türkiye turumun teması insan, insanları tanımak, yaşadığımız ülkeyi görmek. Bunlarla da ilgili bütün izlenimleri turum bittikten sonra bir kitapla insanlara ulaştırıyor olmak. Bilecik 71’inci ilim. Yaklaşık 7 ay oldu. Bundan sonra Marmara’nın kalan diğer illerini gezerek, İstanbul’da turuma son vereceğim. İstanbul benim 81’inci ilim olacak. Umarım kazasız, belasız bitiririm. 81 ili tamamlayıp memleketim olan Antalya’ya döneceğim” dedi.

    “Gittiğim illerde ceviz tohumları dikiyorum”

    Oğuz Öztürk, seyahat sırasında bisikletinin arkasında bir römork takılı olduğunu söyledi. Römorkunda kamp malzemeleri olduğunu anlatan Öztürk sözlerine şöyle devam etti:

    “Ben römorkumla seyahat ediyorum. Römorkumda kamp malzemelerim var. Genelde çadır ortamında kalıyorum. Daha çok yemeklerimi kendim yapmaya çalışıyorum. Bunun dışında da gittiğim yerlerde ceviz tohumları dikip, bunları GPRS koordinatıyla haritaya ekleyip, bunların yerini belli ediyorum. Daha sonra geldiğim zaman bunları umarım yetişmiş bir halde görmüş olurum. Belediye bahçesine bir dikim yapacağız, umarım burada da tutar. Bir dahaki geldiğimde onun bir filiz, bir ağaç olduğunu görürüm.”

    “Bisikletin iyi bir ulaşım aracı olduğu gibi sağlıklı yaşam için öncü bir ulaşım aracıdır”

    Bisikletçi Oğuz Öztürk’ü Bilecik Belediye bahçesinde karşılayan Bilecik Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Müdürü İsmail Cihan, “Ecdat diyarı, taşı mermer, yaprağı seramik, kuruluş, kurtuluş ve dirilişin şehri Bilecik’e hoş geldiniz” diyerek sözlerine başladı. Cihan, “Barış ve Demokrasi temalı bireysel olarak Oğuz beyin yapmış olduğu güzel ve örnek çalışmayı bizlerde Bilecik Belediye Başkanlığı olarak destekliyoruz. Sağlıklı yaşam ve çevre faktörü ön planda olduğu zaman bizler de Bilecik’te Belediye Başkanlığı olarak Bisikletçiler Derneği ile birlikte güzel projelere imza attık. Bunlardan Sağlık Bakanlığımız ciddi destekler verdi. Bisikletin iyi bir ulaşım aracı olduğu gibi sağlıklı yaşam için öncü bir ulaşım aracı olduğunu bir kez daha Bilecik’te sizlerin aracılığınla tüm Türkiye’ye duyurmuş olduk. Bizler Bilecik Belediye Başkanımız sayın Selim Yağcı adına böylesine güzel bir projeye imza atan Bilecik’imizi ziyaret eden Oğuz beye çok teşekkür ediyoruz. Bunlar sonraki yolculuklarında kendisine kazasız, belasız güzel günler diliyoruz. Ayrıca değinmiş olduğu bir özellik daha var. Her gittiği ilde bir ceviz dikiyor Oğuz. Diktiğin cevize çok iyi bakacağız. Sonraki günlerde Bilecik’i ziyaret ettiğin günlerde bunu göreceksin” dedi.

    Son olarak Bisikletliler Derneği Bilecik İl Temsilcisi olan Hakan Yavuz ise, Bilecik’te yeni bir misafiri ağırlamanın mutluluğu yaşadıklarını belirterek, “Bilecik Belediyesinin yardımlarıyla misafirimizi Bilecik’te ağırlayacağız. Dün gece kendisi ilimize geldi. 71’inci ili Bilecik’te misafirimizi kenttin tarihi yerlerini gezdireceğiz” diye konuştu.

    Konuşmaların ardından Bilecik Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Müdürü İsmail Cihan, Bilecik Belediye Başkanı Selim Yağcı adına Oğuz Öztürk’e hediye takdim ederken, Bilecik Belediyesi Basın Yayın Halkla İlişkiler Müdürü Serkan Bircan ise Türk Bayrağı hediye etti.

    Oğuz Öztürk, Bilecik Belediye bahçesine kazdığı çukura bir ceviz tohumu ekerek, cep telefonundan GPRS ile diktiği yeri haritaya ekledi.

  • Aşut’tan, “Darbe girişimi ile yıkamadıkları demokrasiyi ekonomi ile yıkmaya çalışacaklar” uyarısı

    Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) Yönetim Kurulu Başkanı Şerafettin Aşut, FETÖ’nün, 15 Temmuz’da kaybettiği savaşı başka alanlara taşıyacağına, bunun en önemlisinin de ekonomi sahası olacağına dikkat çekerek, “Darbe girişimi ile yıkamadıkları devleti, seçilmiş hükümeti, demokrasiyi bu kez ekonomi ile yıkmaya çalışacakları aşikardır. Askeri, emniyet güçleri ve istihbarat anlamında ne kadar güçlü olmamız şart ise ekonomik anlamda da o kadar güçlü olmak zorundayız” uyarısında bulundu.

    MTSO Başkanı Aşut, yaptığı yazılı açıklamada, Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) 15 Temmuz darbe girişimini değerlendirdi. Aşut, darbe girişimini, bir terör örgütünün yıllarca devlet içinde yapılanmasının sonucu olan ‘adi ve alçakça bir kalkışma’ olarak niteledi. Darbe girişiminin, Türk milletinin 2023 hedefleri için toplumsal bir mutabakatla ortaya koyduğu ekonomik ve sosyal hedeflere yönelik her şeye rağmen mücadele ederken, küresel ve bölgesel büyük sorunlara, siyasi sıkıntılara, ekonomik buhranlara ve bölgesel savaşlara rağmen Türkiye’nin bir yandan güçlü bir şekilde ayakta kalmak, bir yandan da ülkeyi demokrasi, hukuk üstünlüğü ve evrensel insanlık değerleri ile geleceğe taşımaya çalışırken yapıldığına dikkat çeken Aşut, “Darbe girişimi, bu milletin her bir ferdiyle yıllardır ilmek ilmek ördüğümüz, alın teri döktüğümüz değerlerimize, tüm kazanımlarımıza karşı, aslında milletin emeğine karşı bir darbedir” ifadelerini kullandı.

    “Türk milleti, üst aklın üstünde gerçek bir üst aklın olduğunu gösterdi”

    FETÖ’nün bir üst akıl tarafından idare edildiğine işaret eden Aşut, milletin aklının ve ferasetinin bu üst aklı yendiğini vurgulayarak, şunları kaydetti: “Bu alçaklar demokrasimize darbe vurmak istemişlerdir. Bu alçaklar 100 yıldır her bir ferdiyle fedakarlıklar yaparak bu noktaya getirdiğimiz güçlü ekonomimize darbe yapmak istemişlerdir. Bu alçaklar, yüzlerce yıldır her dış etkene, küresel oyunlara rağmen topyekun millet olarak kardeşliğimize darbe vurmak istemişlerdir. Ancak, Sayın Cumhurbaşkanımızın konuşmalarında sıkça kullandığı ve aslında olayı veciz bir şekilde özetleyen ‘kaderin üstünde bir kader var’ inancı bu alçakların unuttuğu bir konuydu. Aklıselim herkes bu FETÖ’nün ve aslında ülkemiz içinde şer odağı olan tüm terör örgütlerinin bir üst akıl tarafından idare edildiğini biliyor. Ancak, 15 Temmuz gecesi tankların önüne yatan, ülkesinin geleceği için korkmadan bombaların arasına dalan, esir olmamak için kurşunların önüne çıkan yüce Türk milleti aslında o gece bu malum üst aklı da çaresiz bırakan gerçek bir en üst aklın olduğunu gösterdi; o da yüce Türk milletinin feraseti, cesareti, vatan ve millet adına gözünü kırpmadan görevini yapma bilincidir. Genlerimize işleyen Kurtuluş Savaşı ruhudur, Çanakkale ruhudur. İşte en üst akıl bizce budur ve tüm akıllara dur demiştir. Bu milletin bir ferdi olmakla bir kez daha gurur duyuyorum.”

    “Darbe girişimi ile yıkamadıkları demokrasiyi ekonomi ile yıkmaya çalışacaklar”

    15 Temmuz’da milletin gösterdiği bu feraset ve fedakarlıkların artık iş dünyasını ülke ve millet adına daha çok çalışmaya, daha çok emek sarf etmeye zorladığını ifade eden Aşut, MTSO olarak demeçlerinde sürekli, ‘Devletimiz ve güvenlik güçlerimiz bu alçak terör örgütleri ile mücadele ederken, bizler, toplumun tüm kesimleri, kendi görevlerimize odaklanmalı, herkes kendi cephesinde kanının son damlasına kadar mücadelesini vermeli ve ülkenin normalleşmesini sağlamalıyız’ dediklerini anımsattı. İş dünyası olarak, bu terör örgütlerinin ve destekçilerinin deşifre olması, devletin kılcal damarları içinden atılması adına tüm desteği verdiklerini, vermeye de devam edeceklerini kaydeden Aşut, şöyle devam etti: “Ama öte yandan iş dünyasının sorunlarını, bizi geleceğe taşıyacak olan, bir anlamda sosyal huzurumuz olan ekonomimizin zarar gören kısımlarını onarmak ve geliştirmek anlamında artık bu konulara odaklanmamız gerekmektedir. Düşen ihracata, artan işsizliğe çare bulmaya çalışmak, bunlar için projeler ve çözümler üretmek, en az bu terör örgütleri ile mücadele etmek kadar önemlidir. Ekonomimizin yüksek teknolojili ve katma değer üreten bir sanayi devrimini yaşaması, bunun alt yapısını hazırlamak, ar-ge ve inovasyonla dünyanın ilk 10 ülkesi arasına girmeye çalışmak, en az bu terör örgütleri ile mücadele etmek kadar önemlidir. Çünkü biliyoruz ki, dış destekli bu alçak terör örgütleri millet önünde kaybettikleri mücadeleyi, devletimizin önünde kaybettikleri bu savaşı başka alanlara taşıyacaklardır. Bunun en önemlisi ekonomi sahası olacaktır. Darbe girişimi ile yıkamadıkları devleti, seçilmiş hükümeti, demokrasiyi bu kez ekonomi ile yıkmaya çalışacakları aşikardır. Bundan dolayı askeri anlamda, emniyet güçleri ve istihbarat anlamında ne kadar güçlü olmamız şart ise ekonomik anlamda da o kadar güçlü olmak zorundayız.”

    “Üst akılara verilecek en güzel cevap güçlü bir ekonomiyi tesisi etmektir”

    Mersin iş dünyasının artık tek görevinin, önce kentin sonra da ülkenin ekonomik gelişmesi adına projelerine devam etmesi olduğunu belirten Aşut, “Tüm çabamız kentimizin ve ülkemizin üretimini, ihracatını artırmaya yönelik olacaktır. Bu işin arkasındaki o malum üst akılara verilecek en güzel cevap güçlü bir ekonomiyi tesisi etmektir. Bu dış mihraklara verilecek en güzel cevap demokrasimizi, evrensel insan haklarını, hukukun üstünlüğünü daha da güçlendirmektir. ‘Her şerde bir hayır vardır’ düsturuna olan inancımızla bu olumsuz olayların milletimiz arasında oluşturulmak istenen yapay kutuplaşmaları yok ettiğine, vatan ve demokrasi ortak paydasında tüm siyaseti bir araya getirdiğine şahit olmak bizleri olağanüstü mutlu etmektedir. Bu atmosferin korunması adına her bir ferdimiz gayret etmelidir. Mersin Ticaret ve Sanayi Odası olarak bu millete hizmet etmenin artık sadece bir sorumluluk değil, bir ibadet olduğunu daha da iyi görüyoruz ve bu ülkenin parlak geleceğinin küçük bir parçası olmanın gururunu yaşamaya ve yaşatmaya devam edeceğiz. Gördük ki, söz konusu vatansa, gerisi teferruatmış” dedi.

  • Bakan Soylu: “Demokrasiyi Kirletiyorlar”

    Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Süleyman Soylu, terör destekçisi siyasilerin Meclis’te demokrasiyi Truva atı olarak kullanıp, sabahtan akşama kadar terör propagandası yaptığını belirtti. Bakan Soylu, terör örgütünün kız çocuklarını dağa kaçırarak taciz ettiğini, kız çocuklarını dağa getirip ağa babalarına sunduklarını söyledi.

    Bakan Soylu, “Demokrasiyi Truva atı olarak kullanıp Meclis’te kirli sözleriyle ülkenin demokrasiye olan sadakatini ve bağlılığını bir şekilde ortadan kaldırmaya çalışıyorlar. Tek bir şey söylemek istiyorum. Evet, milletvekili oldular, Meclis’e geldiler, sabahtan akşama kadar terörün orada propagandasını yapıyor ve demokrasiyi kirletiyorlar. Onların demokrasiyi kirletmelerine elbette ki müsaade etmeyeceğiz. Dün 23 Nisan törenlerindeydik. Cumhurbaşkanımızın karşısında çocuk haklarından bahsediyorlar. Orada çocuklarımıza yanlış yapıldığını söylüyorlar. Diyarbakır’da, Şırnak’ta, Mardin’de, Nusaybin’de güya bizi kusurlu buluyorlar, güya bizi suçlu buluyorlar. Bu utanmazlıktır, bu aymazlıktır. Türkiye Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanının karşısında utanmadan bunları söylüyorlar. Şu soruyu sormak bizim hakkımızdır. Annelerinin daha sevgilerini alamadan kucaklarından, yanlarından aldıkları kız çocuklarını dağa getirip, ellerine silah tutuşturup kendi milletine ve kendi devletine karşı bir şekilde kullananların çocuk sevgisinden bahsetmeye hakları da yoktur, sözleri de yoktur. Biz neler olduğunu biliyoruz, o çocukları, kız çocuklarını dağa getirip dağdaki ağalarına sunuyorlar. Bunu ben hep söylüyorum, orada çocukları taciz ediyorlar, gençleri taciz ediyorlar. Sadece ülkemizi teröristlerden temizlemeyeceğiz, bu ahlaksızlardan da ülkemizi temizleyeceğiz. Milletimizi bunlardan da kurtaracağız” dedi.

    “BUGÜN OLAY ÇOK FARKLI”

    Bugün ortada bambaşka bir tablonun bulunduğunu açıklayan Bakan Soylu, “Evet terörle mücadele geçmişte de yapıldı. Kırsalda teröristlerle mücadele yapıldı, onları her yerde ve bir şekilde kovaladılar ve etkisiz hale getirdiler. Ama bugünkü olay çok farklıdır, bilmenizi istiyorum, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin nezdinde gerçekleştirilmemiştir. Bizim onun için Meclisimize gazi meclis diyoruz. Bugün Güneydoğu’da vatan evlatları aynı anlayışla mücadelesini sürdürüyor. Allah şahittir ki benim bakanlığımın hiçbir kıymeti yoktur. Bugün vatan sevgisinin en yüksek noktasını orada kurşuna ve ölüme karşı özgürlüğümüz ve bu özgürlüğün istikrarı mücadelesini yapan o evlatlarımız göstermektedir. Allah onlardan bin kere razı olsun. Onlara borçluyuz, onlara minnet doluyuz” dedi.

    “AVRUPA İKİYÜZLÜ”

    Birilerinin 2023, 2053, 2071 hedeflerine karşı çıktığını belirten Soylu, “Ne yaparlarsa yapsınlar kendi uçağımızı da yapacağız. Kendi arabamızı da yapacağız ve dünyanın 10 büyük devletinden birisi olacağız Allah’ın izniyle. Dün AB Parlamentosu’nda ortaya konulan tabloyu biz çok net bir şekilde gördük. Neymiş, biz terörizme biraz daha müsamaha gösteriyormuşuz. Biz terörizmle yıllardan beri çatışıp mücadele ediyoruz. Hem de her türlüsüyle. Ama Sabancı’yı katleden insanı Avrupa’nın göbeğinde Belçika’da Brüksel’de biz saklamıyoruz. Ey demokrasi diyen Avrupa siz saklıyorsunuz ve teröriste siz sahip çıkıyorsunuz. Bunu saklayamazsınız. Suriye’de çocuklar katledilirken hiçbir şekilde sesinizi çıkarmadınız. Ne zaman şuradaki denizlerden Avrupa’ya çocuklar gitmeye başladı huzurumuz bozulacak, yaşantımız bozulacak, istihdamımız tehlikeye girecek diye yardım ediyormuş anlayışıyla buralarda dolaşıyorsunuz. Samimi olacaksınız ve Avrupa’nın evrensel değerleri varsa ona sahip çıkacaksınız. Yıllardan beri söylediğiniz demokrasi ile insan hakları temel hak ve özgürlüklerine sahip çıkacaksınız. Bunu yaparken de ikiyüzlü bir davranış içerisinde olmayacaksınız. PKK’nın Avrupa’da nereden beslendiğini, hangi dernekler üzerinde beslendiğini, hepsini teker teker biliyoruz. Biz dünyada kendi coğrafyamız içerinde dengeyi sağlamak için bir büyük çabayı ortaya koyuyoruz” dedi.

  • MHP Giresun İl Başkanı Dizdar: “Genel Başkanımızın Türkiye İçin İstediği Demokrasiyi Partimizde De İstiyoruz”

    GİRESUN (İHA) – MHP Giresun İl Başkanı İbrahim Dizdar, “Genel başkanımızın Türkiye için istediği demokrasiyi partimizde de istiyoruz. Genel Başkanımızdan ülkücü iradeye inanarak ve güvenerek Milliyetçi Hareket Partisini en kısa zamanda olağanüstü kongreye götürmesini arzuluyoruz” dedi.

    Akşam saatlerinde toplanan MHP Giresun İl Yönetim Kurulu karar alarak genel merkezi olağan üstü kurultaya davet etti. İl Yönetim Kurulu adına İl Başkanı İbrahim Dizdar yaptığı açıklamada, 47 yıllık şerefli bir maziye sahip olan Milliyetçi Hareket Partisi’nde il başkanı ve il yönetim kurulu üyeliği nasip olmuş kişiler olarak 7 Haziran 2015 genel seçimlerinde 48 bin 970 oy alarak 1 milletvekili çıkardıklarını belirtti. Giresun’da 1 Kasım seçimlerinde 10 bin 658 oy kaybederek seçim mağlubiyeti yaşadıklarını ve bunun neticesinde 1 milletvekilliğimizi kaybettiklerini söyleyen Dizdar, “1 Kasım seçimlerinde milletvekili ve oy kaybı sadece Giresun’da olmamıştır. Türkiye genelinde de 2 milyon oy ve 40 milletvekili kaybedilmiştir. Bu sonuçlar il ve ilçe teşkilatlarımızın başarısızlığı olmayıp tüm Türkiye genelindeki illerimizde de benzeri sonuçlar alınmıştır” dedi.

    Dizdar açıklamasının devamında, “Seçimlerden sonra bazı il başkanlarının dahil olduğu üst kurul delegeleri olağanüstü kongre isteklerini belirterek Genel Merkezimize müracaat etmiş ancak genel merkezimiz tarafından bu isteğe karşılık imza veren il ve ilçe başkanları görevden alınarak teşkilatlar kapatılmıştır. Kongre isteyen delegelere teşkilatları kapatarak cevap vermek ülkücüleri yaralamaktan başka bir işe yaramamıştır” ifadelerine yer verdi.

    “GENEL BAŞKANIMIZIN TÜRKİYE İÇİN İSTEDİĞİ DEMOKRASİYİ PARTİMİZDE DE İSTİYORUZ”

    Dizdar, “Genel Başkanımız ve Genel Merkez yöneticilerimizden beklenilen olağan üstü kongre kararı alarak MHP’nin tartışılır hale gelmesi ve mahkeme kapılarına düşen parti olmaktan kurtaracaktır. Olağan üstü kongre Ülkücü Hareketi bir biri ile yeniden kucaklaştıracaktır.Birleştirici olmak Genel Merkezin görevidir. Fesihçi bir Genel Merkez ileride telafisi zor durumlarla karşı karşıya kalacaktır. Genel Başkanımızın Türkiye için istediği demokrasiyi partimizde de istiyoruz. Genel Başkanımızdan ülkücü iradeye inanarak ve güvenerek Milliyetçi Hareket Partisini en kısa zamanda olağanüstü kongreye götürmesini arzuluyoruz” ifadelerini kullandı.