Etiket: Demokrasiyi

  • Cumhurbaşkanı Erdoğan: “Yerelde demokrasiyi güçlü tutarsak Ankara’yı da güçlü tutarız”

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Demokrasi yerelde başlar, yerelde eğer demokrasiyi güçlü tutarsak, Ankara’yı da güçlü tutarız. Buna çok dikkat edip hassasiyeti unutmayacağız” dedi.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti İstanbul İl Başkanlığında düzenlenen Teşkilat Toplantısı’na katıldı. Toplantıya Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yanı sıra TBMM Başkanı Binali Yıldırım, Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Mevlüt Uysal, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Numan Kurtulmuş ve partililer katıldı.

    “Teröristleri inlerinde bastık ve imha ettik, imha ediyoruz”

    Toplantıda yaptığı konuşmada Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Türkiye’nin belediyelerde bakacak olursak neredeyse son çeyrek asırlık merkezi hükümette, son 16 yıllık dönemine günahıyla sevabıyla hep birlikte imza attık. Elbette bugünlere kolay gelmedik. Yeri geldi vesayetin kıskacında boğulmaya çalışıldık. Hep birlikte yekvücut olarak bu cendereden çıkmayı başardık. Yeri geldi sokaklardan kaos çıkartılarak, yeri geldi çukurlarla ülkemizin birliği tehdit edilerek, yeri geldi emniyet yargı kumpasıyla, yeri geldi doğrudan darbe girişimiyle yıkılmak istendik. Milletimizle gönül gönüle ele ele vererek hepsinin üstesinden geldik. Yetmedi, envayi çeşit terör örgütünü sınırlarımıza ötesinde üzerimize saldılar. Bir gece ansızın gelebiliriz dedik, sözümüzde durduk teröristleri inlerinde bastık ve imha ettik, imha ediyoruz. En son ekonomi silahını çektiler kur faizi, enflasyonu kurşun gibi üzerimize yağdırdılar. Ülkemizde 16 yıldır temin ettiğimiz güçlü alt yapı ve sürekli bir şekilde aldığımız tedbir sayesinde bunu da kontrol altına aldık. Bütün bu başarıları sizlerle kuruluşundan bu yana birlikte yol yürüdüğümüz değerli dava arkadaşlarımla, kader arkadaşlarımla beraber başardık” dedi.

    “Yerelde demokrasiyi güçlü tutarsak Ankara’yı da güçlü tutarız”

    Seçimler kadar meclisi oluştururken de titizlikle çalışacaklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şu anda tüm ilçelerimize salondaki tüm kardeşlerimiz adayı olarak göndermek mümkün değil. 39 belediye başkan adayı tespitiyle bu yola çıktık. Eledik, seçtik ve karar verdik. Daha önce yapmış kardeşlerim var. Bu dönem bir nöbet değişikliğiyle başka arkadaşlarımızı adaylığa getirildiği yerler var. Yerel seçimler belediye başkan seçimi değildir. Bunun yanında büyükşehirlerde belediye meclis üyelikleri de var. Bu üyeliklerde sık eleyip sık dokuyacağız. Buralarda kariyeriyle, gerek se de ana kademeden kadın kollarından hem de gençlik kollarından bu zincirin içerisinde görev alması gereken arkadaşlarımız olacak. Meclis üyeliklerinde hassasiyetimiz tam göstermek suretiyle güçlü bir meclis listesi ortaya koymalıyız. Başta il başkanımız olmak üzere büyükşehir belediye başkan adayımız, ilçe adaylarımıza ve üyelere açık ve net söylüyorum. Meclis listeleri hazırlanırken, adeta burada bir zincir, hepsi burada temsil edilecek. Engelli kardeşlerimiz bile bu listelerde yerini almalıdır. Bu şekilde güçlü bir meclis listesi oluşturmalıyız. Halk baktığı zaman güçlü olduğunu görmelidir. Ayrıca halkımızın hassasiyetleri var, bu benim memleketlim, gibi düşünenlerde orada kendini görmelidir. İstanbul kozmopolit ve 81 vilayetin adeta rengini gördüğü bir ildir. Böyle bir ilde bu hassasiyetleri de dikkat edeceğiz. Bu hassasiyetlerle meclis listesi hazırlayacağız. Bu toplumun yüzde 51’i bayan, bu hassasiyet üzerinde liste hazırlayacağız. Türkiye de gençlere en önemli yeri veren siyasi parti biz olduğumuza göre buna da dikkat edeceğiz. Gençlerin seçilme hakkını 18’e indirdik. Bunu biz yaptığımıza göre onlara biz adeta yerel parlamentoların içinde yerini vermemiz lazım. Verelim ki gelecekte TBMM’ye bu tecrübe ile hazırlansınlar. Seçim gezisi zaferi milletimizle paylaşarak, yeni bir heyecanla daha çok çalışacağız. Demokrasi yerelde başlar, yerelde eğer demokrasiyi güçlü tutarsak, Ankara’yı da güçlü tutarız. Buna çok dikkat edip hassasiyeti unutmayacağız” dedi.

    “Merkel İstanbul’a Binali Yıldırım’ın adaylığını tebrik etti”

    Almanya Şansölyesi Angela Merkel’le yaptığı telefon görüşmesinden bahseden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İstanbul sadece sanatıyla, kültürüyle, ekonomisiyle, sporuyla değil, insanıyla ve onunla mana bulan siyasetiyle de Türkiye’nin en renkli, en zengin, en kapsayıcı ve en büyük şehridir. Bu şehrin mahalli idareler yönetimine sahip olmak demek, sadece sıradan bir belediye başkanlığına sahip olmak değildir. Hepimizde biliyoruz ki İstanbul bunun çok ötesinde, bir anlama sahiptir. Bugün sayın Merkel’le bir görüşmem vardı. Binali beyi ilan ettiğimiz duymuş. İstanbul’a da Binali Yıldırım beyi aday olarak koymuşsunuz dedi. Tebriklerini bildirdi. Olay burası İstanbul, İstanbul’a seçilecek olan ismin ne kadar olduğunu anlatmak için bunu ifade ediyorum. İstanbul sıradan bir şehir değil. Bu seçimde inşallah 39 ilçede gümbür gümbür gelmemiz lazım” diye konuştu.

    “Ülkenin geçmişi gibi geleceğine de damga vuracağımıza inanıyorum”

    Gençlere çok görevin düştüğünü söyleyerek konuşmasını sürdüren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “1994 yılında öylesine harap, perişan, ihmal edilmiş şekilde aldım ki yaptığımız her hizmeti gösterme ve anlatma imkanı bulduk. Bu şehirde belediyeyi devraldığımızda ilkokula başlayan çocuklar şimdi 30 yaşına bastılar. Eski İstanbul’u ve o dönemi hatırlayan insanların sayısı her geçen gün azalıyor. İstanbul halkıyla kurduğumuz parametreleri değiştirmemiz gerektiğini söylüyor. Dünya, Türkiye, İstanbul değişirken, bizim yerimizde saymamız işin tabiatına aykırıdır. Özellikle 18-35 arasındaki kuşağa kendimizi daha iyi anlatmak birinci önceliğimiz olmalıdır. Onun için gençler göreviniz ağır. Genç arkadaşlara o çöp yığınlarını, o havayı soluyamadığımız günleri. Susuzluğu anlatmanız lazım. Eski Türkiye’yi bizzat yaşamamış olanlara anlatmaya devam edeceğiz. Biz öyle bir Türkiye’den geldik ki yaşamadan bilinmesi mümkün değildir. Yeni nesillerin beklentilerine cevap verecek bir siyaset dili ve tarzı geliştirmeliyiz. İstanbul bu yeni açılım için en önemli yerdir. Burada başarırsak her yerde yaparız. Bütün adayların kampanyalarında bunlar olmalıdır. İnşallah ülkemizin geçmişi gibi geleceğine de damga vuracağımıza inanıyorum. Her AK Partili büyük ve güçlü Türkiye davasının hesapsın kitapsız kayıtsız şartsız bir neferidir. Bu öyle bir davadır ki tarih boyunca devlet adamları çile çekmiş eser ortaya koymuşlardır” şeklinde konuştu.

    “Bizim bir görevimizde Allah’tan korkmaz kuldan utanmaz diyen zihniyetin mensuplarında korumaktır”

    AK Partililerin sürekli olarak geliştirilmeliyiz diyerek konuşmasını sürdüren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Allahtan korkmaz, kuldan utanmaz diye tip vardır. Her yerde olduğu gibi siyasette vardır. Bizim görevimiz de ülkemizi ve milletimizi ‘Allah’tan korkmaz, kuldan utanmaz diyen bu zihniyetin mensuplarından korumaktır. Kendimizi her alanda sürekli olarak geliştirmeliyiz. Bizim gözümüzde her AK Partili seçim sürecinde milletimizi birikim ve çalışkanlığımızın yanı sıra değerlerimizle etkilemeliyiz. Kendi değerlerini yaşamayan insan mutlaka bir değer silsilesini hayatına aktarıyor demektir. Sadece sözde değil, özde milli ve yerli olduğumuzda milletimizin bizi daha fazla hüsnü kabulle kucakladığını göreceğiz. İnşallah bu tür vesileler böyle bir fayda sağlayacaktır” ifadelerini kullandı.

  • İçişleri Bakanı Soylu; “Dünyada bir ülke varsa demokrasiyi hak eden o Türkiye’dir”

    İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Çanakkale’de eski Demokrat ve Anavatan partililerle bir araya geldi. Kendilerinin hiçbir zaman milletin çizgisinden ayrılmadığını söyleyen Bakan Soylu, dünyada demokrasiyi hak eden tek bir ülke varsa onun da Türkiye olduğunu kaydetti.

    İçişleri Bakanı Soylu, Çanakkale Programı kapsamında, eski Demokrat ve Anavatan partililerle akşam yemeğinde bir araya geldi. Burada bir konuşma yapan Bakan Soylu, hiçbir zaman milletin çizgisinden ayrılmadıklarını söyledi. Bakan Soylu, “Bu ülkede esasen 2 büyük siyasi çizgi var. Biz hep bir tanesinden gittik. Hani bir laf söylerler ya, hatırlarsanız, o zaman da bugün de, ana muhalefet partisinin mensupları, o zamanlarda bir takım değerlendirmelerde bulunurlardı. Derlerdi ki; Demokrat partiden önce her kes CHP’liydi. Hiçbir zaman CHP’li olmadı bizim takım. Bunu net söylemek istiyorum. Bizim takım, hürriyet ihtilafçı oldu, bizim takım serbest fırkacı oldu, bizim takım terakki perverci oldu. Çok net. Bu saydığım çizginin hepsi, millet çizgisidir. Hiç millet çizgisinden ayrılmadık. Altını net çiziyorum. Yakın tarihi bilen birisi olarak söylüyorum. Hep millet neredeyse bu halk, biraz önce Ayvacık’ta Tuzla’da gördüğümüz halk, Bayramiç’te gördüğümüz, o elini eline verirken sanki bütün duasıyla veren, sanki bütün şefkatiyle veren, yüzünde riya olmayan, neredeyse seni kucaklarken evladından, kardeşinden, babasından ayırmayan bu halk, değerlerinden başka hiçbir şey aramayan, güler yüzden başka sığınacak bulmayan bu halk, bu büyük millet, hep bir çizginin içerisinde durmuştur” dedi.

    Türk halkının demokrasi için çok bedel ödediğini de söyleyen Bakan Soylu, “Bu fırsatı Türkiye bir daha yeniden bir 10 yılı, 20-30-40-50 yıl geri giderek kullanmak istemiyor. İşte tam bu fırsat. Millet, bütün dünyaya, demokrasiye nasıl sahip çıktığını gösterdi. Ne büyük bir asalet ortaya koyduğunu, hele bir de yukarıdan aşağıya böyle, demokrasi, insan hakları, temel hak ve hürriyetlerden bahsedenlere demokrasiye, insan haklarına nasıl sahip çıktığını, yaratanımıza şükürler olsun. Bize yıllardan beri yapmadıkları zillet, yapmadıkları baskı kalmadı. Bizi demokrasiden anlamaz hale getirdiler. Bu güzel toplumun önünde söylemek istiyorum. Dünyada bir ülke varsa demokrasiyi hak eden o Türkiye’dir. Çok bedel ödedik biz. Bedel ödeye ödeye geliyoruz. Sizler, her biriniz siyaset yaptınız. Hangi biriniz peşinizde hanlar, hamamlar, apartmanlar götürdünüz. Her biriniz kaybettiniz. Ama bilin ki; o kayıpların hepsi bir duadır. Çünkü hepsi milletin çoluğunuz, çocuğunuz için, musibetlerden muhafaza için. Bu ülke dünyaya lazım bir ülkedir. Tam fırsatıdır. Bunu, sayın Cumhurbaşkanımızın dışında hiç kimseyle aşamayız. Aştırmazlar bize. İrademizi ters teptirirler. Her türlü tehdidi yaparlar. Her türlü anlayışı ortaya koyarlar. Per perişan ederler” diye konuştu. Bakan Soylu, daha sonra Çanakkale 1915 Derneğine giderek yöneticilerle görüştü, ardından Çanakkale Valiliğini ziyaret etti.

  • Bakan Zeybekci: “Türkiye demokrasiyi, insan hakkını hiç kimseden öğrenecek değildir”

    Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, Denizli’de Hocalı katliamının 25. yıldönümü nedeniyle düzenlenen anma programına katıldı.

    Hocalı katliamının 25. yıldönümü nedeniyle Denizli Büyükşehir Belediyesi, Azerbaycan Karabağ Parkı’nda bir anma programı düzenledi. Programa; Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, Denizli Valisi Ahmet Altıparmak, Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Zolan, İl Jandarma Komutanı Cengiz Yıldız, İl Emniyet Müdürü Mevlüt Demir, Pamukkale Belediye Başkanı Hüseyin Gürlesin, Merkezefendi Belediye Başkanı Muhammet Subaşıoğlu, Bakü Üniversitesi’nden Prof. Dr. Adalet Tahirzade, Doç. Seyfettin Altaylı, siyasi parti temsilcileri ve öğrenciler katıldı.

    Program, Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Zolan’ın Hocalı katliamı anıtına çelenk bırakmasıyla başladı. Şehitler için saygı duruşunun ardından Azerbaycan Milli Marşı ile İstiklal Marşı okundu.

    Ardından açılış konuşmasını yapan Başkan Zolan, “Nasıl Bosna’daki dram gözler önüne serildi. Hocalı’da da aylarca yaşanan vahşeti tüm dünya seyretti. Bir gece oraya giderek, çoluk çocuk demeden, genç yaşlı demeden, öldürmekten ziyade gözleri oyularak, cesetler paramparça edilerek, bir vahşeti bir katliamı yaşattılar. Bunları unutmamamız gerekiyor. Biz Azerbaycan ile kardeşiz. İki devletiz ama kardeşiz” dedi.

    Azerbaycan ile Türkiye’nin iki devlet olmanın ötesinde bir hukuklarının olduğunu belirten Vali Ahmet Altıparmak ise, “Azerbaycan denildiğinde iki devlet deniliyor ama bana göre iki devlet bile değil. Çünkü birinin sıkıntısı diğerinin gücü aynı zamanda diğerini otomatik olarak etkiliyor. Dolayısıyla biz bunu şimdi yaşamadık, 18.yüzyıldan itibaren yaşadık. Zira o döneme baktığınız zaman, Seyit Onbaşı önderliğinde Rus işgaline karşı, Erzurum’da birebir savaşıyorlar. Yine her zaman olduğu gibi yine Ermeni ve Rus’un tuzaklarına gelerek katlediliyorlar. Bunun gibi daha çok olay var” diye konuştu.

    “Türkiye, Azerbaycan’a yan bakana sessiz kalmayacaktır”

    Tarih boyunca milyonlarca şehidin olduğunu belirten Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, Türkiye ile Azerbaycan’ın tüm güzellikleriyle aynı olduğunu ifade etti. Zeybekci, “Son dönemde dost ve müttefik görünen birçok ülke, ‘soykırım’ safsatasıyla Türkiye bazı şartlara uygun hale getirilmişti. Biz bu toprakları kanlarımızla aldık. Biz bu toprakları derken de her iki devleti kastediyorum. Her kimin bir talebi varsa, gözü alabiliyorsa, buyursun gelsin. Ama yiğitçe gelsin. Sınırlar konulmuş aramıza, iki ayrı devlet haline gelmişiz. Halbuki baktığımız zaman da birbirimizin tıpatıp aynısıyız. Her şeyimizle aynıyız, güzelliklerimizle aynıyız. Bundan sonra herkes bilsin ki, her kim Azerbaycan’a yan baktı, Türkiye o kadar da sessiz kalmayacaktır. Hiç kimse bunu da unutmasın” ifadelerini kullandı.

    “İnsanlık ikiyüzlü olmamalı”

    Müslümanlara karşı ne zaman bir katliam işlense insanlığın sessiz kaldığını belirten Zeybekci, “İnsanlık çift yüzlü olmamalı, iki yüzlü, üç yüzlü, dört-beş yüzlü olmamalıdır. İnsanlık, Srebrenitsa’da, Bosna’da on binlerce Müslüman katledilirken seyredip de, ondan sonra başka yerlerde özgürlük, demokrasi ve insan hakları havarisi haline gelmemelidir. İnsanlık, yüz küsur tane kadın, 80 tane çocuğuyla, 600 tane masum insan katledilirken seyredip de ondan sonra metanet, sakinlik veya başka şeylerin çağrısında bulunmamalı. İnsanlık ve insan hakları ikiyüzlü olmamalıdır” dedi.

    “Türkiye demokrasiyi, insan hakkını hiç kimseden öğrenecek değildir”

    Dünyanın birçok yerinde Türkiye’yi sıkıştırmak için kıvranan devletlerin olduğunu belirten Zeybekci, “Görüyoruz, dünyanın her yerine gittiğimizde kıvranıyor, bir yerlerinden bir şeyler çıkarmaya çalışıyor. Hukukun üstünlüğü de, insan hakları da, demokrasiden ve demokrasi ilkelerinden ayrılmamak da eyvallah. Türkiye’nin kimseden demokrasiyi, insan hakları, hukukun üstünlüğünü öğrenecek yeri yoktur. Ama sizin bu konuda hassasiyetiniz varsa eğer, Avrupa’daki dostlarımızın 15 Temmuz’da milyonlarca insanımızın o muhteşem zaferine karşı Türkiye’ye yürümüş olması gerekiyordu. İki gün sonra, üç gün sonra; ’ama’, ’fakat’, ’lakin’lerle destek verip de, bugün Türkiye’ye kimsenin başka şeyler söylemeye hakkı yoktur. Türkiye haklı bir mücadele veriyor. Devlete ve millete kastedenlere karşı hukuk çerçevesinde mücadelesine devam edecektir” diye konuştu.

    Program yapılan konuşmaların ardından sona erdi.

  • Kılıçdaroğlu: “Referanduma gidip demokrasiyi oylayacağız”

    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Bu seçim hepimizin ortak seçimidir. Referanduma gidip demokrasiyi oylayacağız. Ya demokrasi ya tek adam rejimi” dedi.

    CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM’deki grup toplantısında konuşmasına başlamadan önce partisinden istifa ederek CHP’ye katılan Tokat Ataköy Belediye Başkanı Servet Durmuş’a ve 4 belediye meclis üyesine rozetlerini taktı. Daha sonra konuşmasına başlayan Kılıçdaroğlu, Çanakkale’de devam eden depremlere değinerek, yaralılara acil şifalar diledi.

    Cumhuriyet gazetesinden hapiste olanların eşlerinin grup toplantısında olduğunu ifade eden Kılıçdaroğlu, “Onlar şunu gayet iyi bilsinler onların şuanda cezaevinde bulunmaları hepimiz açısından üzüntü verici ama biz onlar onurlarıyla ve dik duruşlarıyla kimseye ödün vermedikleri için oradalar. Onlarla hepimiz onur gurur duyuyoruz. Akın Atalay, Murat Sabuncu, Hakan Kara, Önder Çelik, Mustafa Kemal Güngör 100 gündür tutuklu, aynı zamanda 39 gündür onlarla beraber Ahmet Şık’ta hapiste. Şu sorunun cevabını almış değiliz. Gözaltına aldınız, tutukladınız 100 gündür iddianame yok. Nasıl bir adalet bu? Belli ki bir yerden olur bekliyorlar. İddianameyi geciktirerek gözdağı vermeye çalışıyorlar. O savcılara şunu söylüyorum, eğer siz cumhuriyetin savcısıysanız Cumhuriyetin gereklerini yapın. Birilerinin kölesi ve kulu olmayın. Birilerinin iktidar sopası olmayın. Geç gelen adalet en büyük adaletsizliktir. Sadece Cumhuriyet gazetesi yazarları değil, hiçbir gazetecinin hapiste olmasını istemeyiz. Bütün gazeteler gazeteciler özgür olmalı. Atilla Taş, Murat Aksoy, Nazlı Ilıcak, Ali Bulaç, Altan Kardeşler niye hapiste? 100 gündür Cumhuriyetin yazarları tutuklu hapisler onların bir an önce kapalı cezaevinden yarı açık cezaevine dönmelerini bekliyoruz. Çünkü Türkiye şuanda yarı açık cezaevi konumunda” ifadelerini kullandı.

    “15 yıldır parlamentoda çıkaramadığınız bir kanun oldu mu?”

    Geçtiğimiz pazar günü 81 il ve ilçe başkanı ile toplantı yaptığını hatırlatan Kılıçdaroğlu, “Referandumda nasıl bir strateji izleyeceğimizi oturduk, konuştuk, tartıştık. Neden hayır diyeceğimizi, hayırın ne kadar önemli olduğunu bunun bir parti meselesi değil, memleket meselesi olduğunu dolayısıyla siyasi görüşü, inancı, kimliği ne olursa olsun birlikte yaşama irademizin bir sembolü olarak ‘hayır’ dememizin ne kadar değerli olduğunu hep birlikte tartıştık. Arkadaşlarıma şunu söyledim; Şu soruyu her gittiğiniz yerde sorun. 15 yıldır iktidarsınız.15 yıldır koalisyon yok, 15 yıldır parlamentoda çıkaramadığınız bir kanun oldu mu? O zaman bu anayasa değişikliğinin sebebi ne? Neden parlamento yetkisini bir kişiye devrediyor? Bu sorunun cevabını her vatandaşa sorun. Şimdi tek adam rejimi getiriyorlar. 2010’da ne diyorlardı. Üstünlerin hukukunu değil, hukukun üstünlüğünü sağlayacağız, yargının bağımsızlığını sağlayacağız diyorlardı. Her vatandaşa devlet eşit yaklaşacaktır diyorlardı. Ne oldu? Yargıyı kime teslim ettiler, FETÖ terör örgütüne. Devleti teslim aldılar ve paralel bir devlet kurdular. Şimdi bütün yetkiler bir kişide. 15 yıldır iktidarlar. Başbakan, bakanların tamamı kendilerinden. Arzu edip de alamadıkları bir karar var mı? Şimdi Başbakanlığı kapatıyorlar. Ne olacak başkan ve yardımcıları olacak” açıklamasında bulundu.

    “Bu kadar yetkiyi bir kişiye verirseniz yarın Türkiye’yi bir maceranın içine sürüklemiş olursunuz”

    Kılıçdaroğlu, konuşmasına şöyle devam etti:

    “Bu değişikliği niye getiriyoruz? Bu sorunun cevabı yok. Bu iki soru en temel sorun. Sayın Binali Yıldırım’a, Sayın Bahçeli’ye soruyorum, cevap yok. ‘Ben Adalet ve Kalkınma Partisi’ne oy veriyorum, o partinin üyesiyim’ diyen vatandaşıma da soruyorum ondan da cevap yok. O zaman bu milletin önüne niye bunu getirdiniz, hangi gerekçeyle getirdiniz? Hatta şu teklifte de bulundum. Arzu ettikleri bir televizyon kanalında, siyasi partilerin liderleri biraraya gelsinler birlikte medeni bir şekilde tartışalım. Onlar niye getirdiklerini ve hangi gerekçeyle getirdiklerini anlatsınlar. Biz de neden bununla olmaz ya da olamaz olduğunu bizde anlatalım. Vatandaşımız evinde televizyonunu seyrederken, yemeğini yerken bizi dinlesin, bilgi sahibi olsun. Bir demokraside olması gereken şeyleri söylüyorum. Diyorlar ki ‘Bu değişikliği istikrar için yapıyoruz.’ Bu ne demektir? 15 yıldır biz bu memleketi yönetiyoruz, 15 yıldır istikrar getiremedik, yani Türkiye’yi yönetemedik. Neyin istikrarı? Diyorlar ki ‘Çift başlılığı önleyeceğiz.’ Aslında yaptıkları, çift başlığı anayasaya uyumlu hale getirmek. Devletin sigortası yok oluyor. Cumhurbaşkanlığı yok edilmiş oluyor. İllerde kavga çıkacak, yönetimde kavga çıkacak. Parlamento ile başkanlık arasında kavga çıkacak. Başkana diyorlar ki ‘sen devletin yapısını ve işleyişini tek başına değiştirebilirsin.’ Bir kararname yazacak bütün bakanlıkları kapatabilir. Muhtarlıkları kapatabilecek. Yetkisi var. Böyle bir yetki devlette bir kişiye verilir mi? Verilemez. Bu kadar yetkiyi bir kişiye verirseniz yarın Türkiye’yi bir maceranın içine sürüklemiş olursunuz. Bu yetkiler yoktur diyemiyorlar. Bu böyle kullanılmaz. Birisi gelir kullanır. Niye bütün yetkileri veriyoruz. Bir kişi devletin işleyişini yapısını sıfırdan yeniden belirleyecek. Meclis malulen emekli oluyor, hiçbir görevi yok meclisin. Maaş alacaklar oturacaklar. Yargı bağımsızlığı bitiyor. Bu felaketin boyutlarını herkesin öğrenmesi lazım. Türkiye ucu açık bir maceraya sürüklenmemelidir. Neyin ne olacağını kimse bilmiyor.”

    “Referanduma gidip demokrasiyi oylayacağız”

    “Bu anayasa değişikliği milletin hangi sorununu çözecek?” diyen Kılıçdaroğlu, “Terör sorununu çözüyor mu? Hayır. İşsizlik sorununu çözecek mi? Hayır. Türk parasının değerini koruyor mu? Hayır. Kuzey Kore gibi olacak. Komşularımızla bozulan ilişkilerimizi düzeltecek mi? Gıda fiyatları düşecek mi? Hayır. Ekonomik istikrar sağlanacak mı? Hayır. Bozulan eğitim sistemi mi düzeltilecek mi? Hayır. O zaman biz bu referandumda ne yapmalıyız? Hayırlarımızı çoğaltmalıyız. Bu referandum bir parti meselesi değildir, bu referandum memleket, demokrasi meselesidir. Bu karar bir siyasi partinin olayı kararı değildir. Bu karar bir propaganda kararı da değildir. Eskiden sandığa giderken herkes kendi partisine oy verirdi. Ama bu referandum bir seçim referandumu değildir. Bu referandumda biz iktidar belirlemiyoruz. O nedenle bu referandumda sandığa giderken hepimizin düşünmesi lazım. Bu seçimin sağı solu, sosyal demokratı, muhafazakarı, ülkücüsü, milliyetçisi yoktur. Bu seçim hepimizin ortak seçimidir. Referanduma gidip demokrasiyi oylayacağız. Ya demokrasi ya tek adam rejimi. Ben bunları attığım zaman diyorlar ki ‘Kılıçdaroğlu, söyleyince milletin kafası karışıyor.’ Bunu söyleyenlere şunu söylüyorum, hiçkimse edişe etmesin. Kılıçdaroğlu söylerse doğruyu söyleyecek. Çünkü sorun Kılıçdaroğlu’nun sorunu değil, hepimizin sorunudur. Bu ülkede yaşayan herkesin sorunudur. Ben anlatıyorum, onlar da desinler ki Kılıçdaroğlu’nun şu cümlesi yanlış. Diyemiyorlar. Ne diyorlar sakın onu dinlemeyin diyorlar. Niye korkuyorsunuz? Allah akıl vermiş, hayatı sorgulayacağız ne doğrudur ne yanlıştır öğreneceğiz” değerlendirmesinde bulundu.

  • Başbakan Yıldırım’dan Kılıçdaroğlu’na: “Demokrasiyi sindireceksin kardeşim”

    Başbakan Binali Yıldırım, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun ’bu anayasa değişikliği dayatmadır’ sözlerine ilişkin, “Demokrasiyi sindireceksin kardeşim. Öyle dayatmaydı, bilmem neydi, Meclis iradesini yok saymak. Günü gelir millet de sizi yok sayar. Onun için bu talihsiz beyanatı düzeltmesi yerinde olur diye düşünüyorum” dedi.

    Başbakan Binali Yıldırım, AK Parti Genel Merkezi’nde gerçekleştirilen ’Yılın Sivil Toplum Farkındalık Ödülleri Töreni’nde açıklamalarda bulundu. Yeni anayasaya ilişkin açıklamada bulunan Yıldırım, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na bu konuda, öneri getirmeleri noktasında yaptığı çağrıyı hatırlattı. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun ’bu anayasa değişikliği dayatmadır’ sözlerini değerlendiren Başbakan Yıldırım, “Buna yanaşmayacaksınız, bizim getirdiğimiz teklife hayır diyeceksin ona da itirazımız yok ama demokrasiyi sindireceksin kardeşim. Öyle dayatmaydı, bilmem neydi, Meclis iradesini yok saymak. Günü gelir millet de sizi yok sayar. Milletin iradesini yok saymanın sonu budur. Onun için bu talihsiz beyanatı düzeltmesi yerinde olur diye düşünüyorum” ifadelerini kullandı.

    Vesayetçilerin CHP’yi 367 icadıyla kullandığını anlatan Yıldırım, “Böyle bir hukuk garabetini önümüze koydular. Biz de dedik ki kavga edecek halimiz yok. Emaneti millete tekrar götürelim, sorunu millete götürelim. Sorunu millet çözsün. Referandum yaptık, o tarihten itibaren alınan anayasa değişikliği kararı referandumda kabul gördü, kabul gören karar, ’bundan böyle artık Cumhurbaşkanını vekillere bırakmıyorum, ben seçeceğim’ dedi millet. Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi dediğimiz bu değişiklik de o gün yapılan işin eksik kalan kısmıdır” diye konuştu.

    “20 bin kilometre yolu siz görmüyorsunuz ama bu millet görüyor”

    Başbakan Yıldırım, “diktatörlük geliyor” tartışmalarına işaret ederek, “Kıyamet kopuyor, neler neler. İki sandık arası yetkiyi alıyorsun. İyi yapıyorsan bir daha devam ediyorsun, üçüncü yok. Ne kadar iyi yaparsan yap. Yeni yüzler gelsin. Yeniler gelsin. Yeni liderler, yeni ekipler yetiştirelim” dedi.

    “Koca koca parti başkanlarının çıkıp, gerçekleri saptırmaya çalışması toplumda bir itibar kaybına da sebep oluyor” diyen Yıldırım, “Her şeyi doğru söyleyelim. Abartmayalım. Kendi lehimize ayrı ayrı senaryolar üretmeyelim. Her şeyi topluma doğru söyleyelim. Millet de herkesi dinlesin kararını versin” şeklinde konuştu.

    İcraatların eleştirilmesine de değinen Yıldırım’ın, “Gözünüze dizinize dursun, 20 bin kilometre yolu siz görmüyorsunuz ama bu millet görüyor. Hadi geri aldım, gözünüze dizinize durmasın, o kadar da demiyorum ama görün. Bugün diyor ki, siz iktidardasınız diyor, niye şikayet ediyorsunuz? Bu işler niye olmuyor? Oldu da senin haberin yok. SSK’da kuyruk yok, çünkü başında Kemal Kılıçdaroğlu yok, AK Parti var. İlaç kuyruğu, muayene kuyruğu yok. Hastanelerde hizmet var. Yollar kaymak gibi, basıyorsun gidiyorsun. İzmit’i bir buçuk saatte dolanmıyor, 6 dakikada geçiyorsun, denizin yüz altı metre derininden göremez, çünkü bakınca bir şey gözükmüyor, geçince gözüküyor hayatta da geçmez Kılıçdaroğlu. Geç be kardeşim ya, ne kaybedersin?” şeklindeki ifadeleri salonda gülüşmelere neden oldu.

    Yeni anayasa konusundaki tartışmaları değerlendiren Yıldırım, “Milletin beklentisine, milletin isteklerine karşı durulmaz. Durduğunuz zaman milletin önüne sandık geldiğinde gereken cevabı verir. Sivil toplum örgütleri olarak tabiatıyla bu konular önünüze gelecek, sizin platformunuzda değerlendirilecek, sizlere de sorular sorulacak, sizin de bu soruları en doğru şekilde cevaplandırmanız gerekiyor, bunun için de bazı açıklamalar yapma ihtiyacı duydum. Sizler Türkiye’nin hem aklı hem de vicdanısınız, sizin başında olduğunuz örgütleri güçlendirmek için gereken her şeyi yaptık, bundan sonra da yapmaya devam edeceğiz” dedi.

    Başbakan Yıldırım ve AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Fatih Şahin, törende ödüllerini sahiplerine verdi.