Etiket: demokrasisi

  • Türkiye’nin Priştine Büyükelçisi Kılıç: “Kazanan Türkiye ve Türk demokrasisi olmuştur”

    15 Temmuz hain darbe teşebbüsünün 1. yılı münasebetiyle Türkiye’nin Priştine Büyükelçisi Kıvılcım Kılıç düzenlediği basın toplantısında, “Kazanan Türkiye ve Türk demokrasisi olmuştur” dedi.

    Basın toplantısı, darbe girişiminin bütün çirkinliğini yansıtan fotoğrafların sergilendiği Büyükelçilik Resmi Konutu’nda düzenlendi. Çok sayıda medya mensubunun katıldığı basın toplantısının açılışında Büyükelçi Kıvılcım Kılıç, 15 Temmuz 2016 tarihinde Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) tarafından gerçekleştirilen hain darbe teşebbüsünde şehit düşen vatandaşlarımızı ve gazilerimizi andığımız bu günde, Demokrasi ve Milli Birlik Günü’nde birlikte olmaktan dolayı herkese teşekkürlerini ifade etti.

    Büyükelçi Kılıç basın toplantısına “Bildiğiniz gibi geçen sene bugün, ülkemiz haince planlanmış bir darbe teşebbüsüyle karşı karşıya bırakıldı. Devletimize, demokratik yollarla seçilmiş hükümetimize ve kurumlarımıza ve anayasal düzene karşı yapılan bu darbe teşebbüsü, FETÖ terör örgütünün içinde bulunduğu gafleti ve hıyaneti tüm boyutlarıyla ortaya koydu” sözleriyle başladı. Ardından da o menfur darbe teşebbüsüne kalkışıldığı gece neler olduğu, neler yaşadığı, Türk halkının o gece bu hainliği yapanlara karşı ne büyük bir cesaretle karşı koyduğunu hatırlatan video izlendi.

    Video gösteriminin ardından konuşmasına devam eden Büyükelçi Kıvılcım Kılıç, 15 Temmuz’un alışılagelmiş türden bir askeri kalkışma olmadığını, söz konusu teşebbüsün , Türkiye Cumhuriyeti’nin tarihindeki en kanlı terör eylemini teşkil ettiğini belirtti.

    “ O gece, 250 vatandaşımızı öldürdüler ve 2000’den fazla insanımızı yaraladılar. 15 Temmuz, Türk demokrasisi ve Devleti için bir güç ve sebat sınavıydı. Bu sınavı geçtiğimiz için gurur duymaktayız. Bunun da ötesinde, her kesimden ve siyasi görüşten Türk halkı, özveriyle tankların önüne çıkarak ve demokratik haklarını talep ederek direndi ve tarihi bir dayanışma örneği gösterdi. 15 Temmuz, Türk demokrasisinin zaferidir” ifadelerini kullanan Büyükelçi Kılıç, FETÖ’nün bertaraf edilmesi için dış ülkelerden beklentilerini de dile getirdi.

    Büyükelçi Kıvılcım Kılıç, “Bu süreçte dost ve kardeş ülkelerden beklentimiz, ülkemizle dayanışma içerisinde olmaları ve bu yönde somut adımlar atmalarıdır. Ülkemize gösterilecek en faydalı ve samimi destek, sözde eğitim kuruluşları başta olmak üzere, adeta FETÖ mümessili olarak faaliyet gösteren kuruluşlarla mücadele etmek ve ülkemize yönelik suiniyetli girişimleri engellemek olacaktır. Bu gayretimizin arkasında, geleceğimizin garantisi olan çocuklarımızın, FETÖ’nün çarpık ideolojisinin birer parçası haline gelmelerini engellemek yatmaktadır. Unutmamak gerekir ki, FETÖ terör örgütünün bu denli genişlemesinde, FETÖ’ye bağlı okullarda beyinleri yıkanmış çocukların ve gençlerin FETÖ ideolojisine gösterdikleri sadakat etkili olmuştur. Dost ve kardeş ülke olarak bildiğimiz Kosova’yı da, tüm bu çabalarımızı destekler bir tutum içerisinde görmek bizlere memnuniyet verecektir” dedi.

    Basın toplantısında medya mensuplarının sorularını da yanıtlayan Büyükelçi Kılıç, Türkiye’nin bugüne kadar hukuk devleti sınırları içerisinde sürdürdüğü mücadelesini bundan sonra da aynı kararlılıkla devam ettireceğini kaydetti. Kılıç, “FETÖ’nün, içinde bulunduğu aczin tezahürü niteliğindeki karşı eylemleri muvaffak olamayacaktır.Nihayetinde kazanan Türkiye ve Türk demokrasisi olmuştur” diye belirtti.

  • Bakan Elvan: “15 Temmuz sadece bizim için değil, dünya demokrasisi için bir derstir”

    Kalkınma Bakanı Lütfi Elvan, 15 Temmuz darbe girişiminin yıl dönümü öncesinde Mersin’den dünyaya mesaj verdi. 15 Temmuz’un sadece Türkiye için değil, dünya demokrasisi için bir ders olduğunu belirten Elvan, terör örgütlerini barındıran Batılı ülkelere tepki göstererek, “Bir taraftan terör örgütlerini barındıracaksın, diğer taraftan da demokrasiden bahsedeceksin. Biz de diyoruz ki, hadi oradan” dedi.

    Mersin Valiliği tarafından 15 Temmuz Şehitlerini Anma, Demokrasi ve Milli Birlik Günü etkinlikleri kapsamında Yenişehir Atatürk Kültür Merkezi’nde “Demokrasi ve Milli Birlik” konulu konferans düzenlendi. Konferansa konuşmacı olarak Kalkınma Bakanı ve Mersin Milletvekili Elvan katıldı. Bakan Elvan, Mersin Valisi Ali İhsan Su, Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Burhanettin Kocamaz, il protokolü ve partililer tarafından kapıda karşılandı. Kültür merkezinin fuayesinde düzenlenen “15 Temmuz” konulu resim sergisini gezen Elvan, ardından salona geçti. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan konferansta 15 Temmuz darbe gecesini anlatan film ve Ömer Halisdemir için yazılan şiirin klibi, salonda bulunanlar tarafından alkışlarla izlendi.

    “Ömer Halisdemir, Türkiye’nin kaderini değiştiren öncü şehitlerimizden biridir”

    Daha sonra kürsüye çıkan Bakan Elvan, Mersin’e gelirken Niğde’ye uğrayarak şehit Ömer Halisdemir ve geçen aylarda vefat eden annesi Fadime Ana Halisdemir’in kabirlerini ziyaret ettiğini söyledi. Elvan, “Şehidimiz, o yiğit adam, kahraman Ömer Halisdemir, iman dolu göğsünü vatan için siper ederek Türkiye’nin kaderini değiştiren öncü şehitlerimizden biridir. Ömer Halisdemir, milletimiz için bir sembol olmuştur. İstiklalimizin sembolüdür. Belki bir Ömer Halisdemir şehit olur ama Türkiyemizde milyonlarca Ömer Halisdemir var. 15 Temmuz’da adeta bir demokrasi destanı yazarak şehit olan, milletimize öncü olan 250 şehidimiz başta olmak üzere tüm şehitlerimizi rahmetle, minnetle anıyorum. Onlar bu asil milletin asil evlatlarıdır. Kıyamete kadar bu ay yıldızlı bayrağımızın dalgalanması, milletimizin istiklali, vatanımızın ve devletimizin birliği ve bütünlüğü için öncü olmaya, yol gösterici olmaya devam edeceklerdir. Bugün 80 milyon olarak huzur ve barış içinde, aynı bayrağın gölgesi, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin çatısı altında başı dik, alnı ak, hür ve onurlu yaşıyorsak onlar sayesindedir” diye konuştu.

    “Milletimiz adeta ikinci bir İstiklal Harbi vererek, kendisine zincir vurulamayacağını tüm dünyaya gösterdi”

    İstiklal Harbi günleri için Halide Edip Adıvar’ın “Türk’ün ateşle imtihanı” sözlerini anımsatan Elvan, “O zaman burada bir Türk devletinin varlığına son vermek için ne gerekiyorsa yaptılar, ancak başarılı olamadılar. O ateşle imtihanı millet olarak geçtik. Aradan 100 yıla yakın bir zaman geçti. Milletimiz adeta ikinci bir İstiklal Harbi vererek, yine küresel üst aklın yerli maşalarının, FETÖ’cü hainlerin istiklalimize ve irademize kasteden girişimlerini akim bıraktı. Kendisine zincir vurulamayacağını tüm dünyaya gösterdi. Nasıl İstiklal Harbi bir ateşle imtihansa 15 Temmuz da bir ateşle imtihandı. Sayın Cumhurbaşkanımızın çağrısıyla milletimiz, hangi kökenden, hangi inançtan, hangi sosyal katmandan olursa olsun bir ve bütün olarak meydanlara indi, dünyaya, demokrasiye nasıl sahip çıkılacağını gösterdi. Düşman Çukurova’ya geldi diye ayağa kalkan İstiklal Harbi’nin torunları, yani sizler aynı dedelerinizden aldığınız mirası 15 Temmuz’da yaşattınız. Sizlere teşekkürler sunuyorum. Sizdeki bu ruh İstiklal ruhudur. Sizdeki bu bilinç demokrasi bilincidir. Milletimiz hamdolsun tarih boyunca bu şuurda olmuş, bundan sonra da olmaya devam edecektir” ifadelerini kullandı.

    “Bir yıl önce bu ülkenin birliğine, bütünlüğüne yönelik bir kalkışma olacağı söylense birçoğumuz inanmazdık”

    Bir yıl önce bu ülkenin birliğine ve bütünlüğüne yönelik bir kalkışma olacağı söylense kendisi dahil birçok kişinin inanmayacağına dikkat çeken Elvan, şunları söyledi:

    “Bundan tam bir yıl önce tam bugün, şahsım da dahil olmak üzere burada bulunan herhangi birine, 4 gün sonra vatanın birliğine ve bütünlüğüne yönelik bir kalkışma olacağı, tıpkı 1. Dünya Harbi’nden sonra olduğu gibi Türk yurdunun işgal edilmeye çalışılacağı söylense sanırım birçoğumuz inanmazdık. Hele bu işgalin içeriden geleceği, dışarıdan güdümlü olan içimizdeki hainlerin milletin silahlarını millete doğrultacağı söylense büyük ihtimalle birçoğumuz güler geçerdik. Ancak, ne acıdır ki geçen sene 15 Temmuz gecesi tam da bunlar oldu. Ancak, tüm bunlara rağmen o gece bu hainlerin hesaplamadığı bir şey daha oldu; Türk halkı, şairin dediği gibi iman dolu göğsü ile bir destan yazdı. Sizler destan yazdınız.”

    “Mustafa Kemal, ‘Mevzu bahis vatansa gerisi teferruattır’ sözünü söylerken neye güvendiyse ona güvenerek Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan o çağrıyı yapmıştır”

    Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘Mevzu bahis vatansa gerisi teferruattır’ sözünün bir günde ortaya çıkmış alelade bir söz olmadığını vurgulayan Elvan, “Hain darbe girişiminin yaşandığı gece Sayın Cumhurbaşkanımız, Türk halkını meydanlara çağırırken acaba ne düşünüyordu? Cevabı da ben vereyim. Tam olarak Mustafa Kemal, ‘Mevzu bahis vatansa gerisi teferruattır’ sözünü söylerken neye güvendiyse ona güvenerek Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan o çağrıyı yapmıştır. Yani Türk halkının kadim ve şanlı tarihinde tekrarı defalarca yaşanmış olan, vatanı için canı pahasına mücadele edebilen o ruha güvenmiştir Sayın Cumhurbaşkanımız. İşte bu ruh, sadece yakın Türk tarihinin değil, bütün dünya tarihinin gördüğü bir kahramanlık destanını yazmıştır. Sizler, yakın tarihin görmediği, bir daha da kolay kolay göremeyeceği bir kurtuluş destanına imza attınız” şeklinde konuştu.

    “Dünyaya özgürlük, insan hakları, demokrasi ihracı yapma iddiasında olanlar, bugün o darbecilere sahip çıkıyorlar”

    Gözü dönmüş, kökü dışarıda FETÖ’cü hainlerin darbe teşebbüsünde milletin ‘gavur bile yapmaz’ dediği melanetleri işlediklerini dile getiren Elvan, şöyle devam etti:

    “Milletimiz o gün o hainlere aynı İstiklal Harbi’nde olduğu gibi öyle bir cevap verdi ki, bunun pek çok anlamı vardır. Bu cevap, sadece devlet içerisine sızan çetelere, devleti teslim almaya çalışan terör örgütlerine değildir. Bu cevap aynı zamanda bu coğrafyada güçlü bir Türkiye Cumhuriyeti Devleti istemeyen, huzur, demokrasi, istikrar istemeyen küresel karanlık odaklaradır. Türkiye’ye demokrasi dersi vermeye kalkanlar adeta ‘niye darbe olmadı’ diye üzüldüler. Dünyaya özgürlük, insan hakları, demokrasi ihracı yapma iddiasında olanlar, bugün o darbecilere sahip çıkıyorlar. İnsan haklarına kaseden hainlere yine o batıdaki ülkeler sahip çıkıyorlar. Millet iradesine kasteden hainlere yine onlar sahip çıkıyorlar. Bu yaptıkları yetmezmiş gibi hala adeta milletimizle dalga geçercesine Türkiye’deki demokrasiyi sorgulamaya devam ediyorlar. Kusura bakmasınlar, 15 Temmuz’da milletimizin soylu direnişi ve demokrasiye sahip çıkması, sadece bizim demokrasi tarihimiz için değil, dünya demokrasi tarihi için de ders olarak okutulacak bir demokrasi destanıdır. Türk milletinin demokrasi bilinci, demokrasisi gelişmiş olan batılı ülkelerin demokrasi bilincinden daha yüksektir.”

    “Bir taraftan terör örgütlerini barındıracaksın, diğer taraftan da demokrasiden bahsedeceksin”

    15 Temmuz’da millete saldırının da, milletin kendisini savunması ve saldırganları derdest etmesinin de dünyanın gözü önünde olduğunu söyleyen Elvan, “Birileri hesap yapmış, milletimiz bu hesabı zamanında bozmayı bilmiştir. Buradan başka bir sonuç çıkarmaya çalışmak doğru değildir. Şimdi Türkiye’den rahatsız olanlar, seçilmiş iktidarı utanmadan diktatörlükle suçlayanlar, Türkiye’de özgürlükleri, demokrasimizi sorgulamaya kalkanlar önce kendilerine baksınlar. Terör örgütlerini barındıran onlardır. PKK terör örgütünü barındıran onlardır. Fetullahçı Terör Örgütü’nü barındıran yine onlardır. Bir taraftan terör örgütlerini barındıracaksın, diğer taraftan da demokrasiden bahsedeceksin. Biz de diyoruz ki, hadi oradan. Bu millet bir kabile devleti değildir, bir üçüncü dünya ülkesi değildir. Türkiye Cumhuriyeti Devletimiz büyük ve güçlü bir millettir. Siz istediğiniz kadar başka hesaplar peşinde koşun. Millet asla kendi birliğinden, kendi iradesinden taviz vermeyecek, bu coğrafya kıyamete kadar Türkiye olarak, bir huzur, bir istikrar adası olarak ilelebet devam edecektir. İşte 15 Temmuz’un anlamı budur” dedi.

  • Kılıçdaroğlu: “Kazanan bu ülkenin insanı, bu ülkenin demokrasisi”

    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Yüzde 51 ile kazanıldı deniliyor ama hiçbirisi hayatından memnun değil. Niçin? Kaybettiklerini çok iyi biliyorlar. Dünyanın gözü önünde kaybettiklerini çok iyi biliyorlar. O kadar ki, şimdi birbirlerini suçluyorlar. Düne kadar yol arkadaşları olanlar şimdi birbirlerini ’hain’ olarak suçluyorlar” dedi.

    CHP Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu partisinin il başkanları toplantısında yaptığı konuşmada, halk oylamasına değinerek, “Haksız, adaletsiz ve huzursuz bir süreç. Bunu sadece biz söylemiyoruz. Bütün dünyanın gözü önünde yaşadığımız bir süreçti. Bu süreçte devletin bütün kadroları kullanıldı. Bütün imkanları, araçları, parası, forsu, televizyonları kullanıldı. Ama bunların hiçbirisi bizi yıldırmadı. Hiçbirisini gerekçe göstermedik. Çünkü biz bir demokrasi davasına inanıyoruz ve mücadelemiz buna ilişkin. Anayasa görüşmelerinden itibaren bu tür baskıların olacağını zaten biliyorduk. Ama biz sıradan bir parti değiliz. Biz dünyanın en köklü 4 partisinden biriyiz. Bütün zor koşullara rağmen demokrasiyi inançla ve kararlılıkla savunan bir gelenekten geliyoruz. Bütün baskıları savuşturan, bütün baskılara karşı direnen bir gelenekten geliyoruz. Hiçbirimiz baskılara boyun eğmedik. Bütün arkadaşlarıma, bütün örgütüme yürekten teşekkürlerimi sunuyorum. Bir kez daha CHP’nin demokrasi için ne kadar önemli bir parti olduğu gerçeğini sadece Türkiye değil, bütün dünyaya anlatmış olduk” diye konuştu.

    “Sandıklardan ıslak imzalı tutanakların geliş oranı yüzde 97.44 bu çok önemli”

    Kılıçdaroğlu, konuşmasına şöyle devam etti:

    “Biz çocuklarımızı baskının olduğu bir Türkiye’de değil, demokrasinin yaşadığı bir Türkiye’de yetiştirmek istiyoruz. Bunun için bizim yaptığımız mücadele bizim demokrasi tarihimizin dönüm noktalarından birisidir. Eğer bu ülkede seçmenin yüzde 50’den fazlası demokrasiyi savunup, tek adam rejimine karşı ‘hayır’ diyorsa ‘bu sadece ve sadece CHP’nin başarısıdır’ dersek doğru olmaz. Ana aktör CHP’dir ama arkasında milyonlar vardır. Dolayısıyla başarı bu ülkenin başarısıdır. Başarı bizim insanımızın başarısıdır. 1982 Anayasasını düşünün, aynı koşullarda neredeyse halk oylamasına gittik. O dönem yüzde 94 oranında ‘evet’ çıkmıştı. Şimdi en azından seçmenin yüzde 50’sinden fazlası ‘hayır’ diyebildi. Demokrasi açısından geldiğimiz bu nokta çok önemlidir. Halk oylamasının yapıldığı ve genel merkezde değerlendirildiği akşam, sandıklardan ıslak imzalı tutanakların geliş oranı yüzde 97.44 bu çok önemli. Bu nedenle bizim tarihimizde bir ilktir bu. İl başkanlarımız, ilçe başkanlarımızı, kadın kollarımız, gençlik kollarımız ve gönüllülerimiz artı diğer siyasi partilerin sandık görevlileri yüzde 97.44 oranında ıslak imzalı tutanakları o akşam CHP Genel Merkezinde girdi. Bu başarı hepimizin ortak başarısıdır.”

    “Oylar sandıkta değil Yüksek Seçim Kurulunda çalınmış”

    “Vatandaşlarımıza şunu söyledik; sandığa gidin oy kullanın, sandığın güvenliği bize ait” diyen Kılıçdaroğlu, “Biz bunu yaptık halkımıza verdiğimiz sözü sonuna kadar tuttuk. Ama bir geriye dönüp baktık ki oylar sandıkta değil Yüksek Seçim Kurulunda çalınmış. Hırsızlığın adresi başka bir yer olmuş. Aklımıza gelmedi mi? Emin olun gelmedi. Çünkü orada hakimler var, hakimlerin siyasal görüşleri olabilir ama vicdanı, ahlakı olmayan bir hakim olmaz diye düşündük. Bu kadar saygısız bir grubun YSK’da kümelendiğini hiç düşünmedik. Bu ağır konuşmayı onların hak ettiğini çok iyi biliyorum. Eğer bir hakim cübbe giyiyorsa düğmesi ve iliği olmalı. Bu halk oylaması bize şu gerçeği gösterdi, orada kümelenen bir grup hakimin cübbesi var, ilikleri var ve düğmeleri yok. Siyasi otoritenin önünde eğilen ve talimatla hareket eden kişiye hakim denmez, ondan olsa olsa toplumun en zavallı kişileridir. YSK’ya niye güvendik? Şunun için güvendik. Kanun maddeleri o kadar açık ki bu kanun maddelerini anlamak için hukuk fakültesini bitirmeye gerek yok. İlkokulu bitirmeye bile gerek yok. Okuma yazma bile bilmeye gerek yok. Nohut kadar akıl varsa bu maddeleri anlar” ifadelerini kullandı.

    “Bu okuyacağım iki maddeyi cebinize koyacaksınız”

    Seçim kanunun iki maddesini okuyan Kılıçdaroğlu, “Bu okuyacağım iki maddeyi cebinize koyacaksınız. Gittiğiniz her kahvede, lokantada, oyunda, parkta, fabrikada, tarlada çıkaracaksınız vatandaşa okuyacaksınız. YSK’nın nasıl bir kanunsuzluğa imza attığını vatandaşa anlatacaksınız. Ne diyor; ‘Üzerinde ilçe seçim kurulu mühürü bulunmayan zarflar geçersiz sayılır.’ Bunu anlamak için nohut kadar akıl yeterli. Ama bunlar cübbe giyenler, ilikleyenler ve siyasi otoritenin emrinde olanlar bunu anlamazlıktan geldiler ve geçerli saydılar. Aynı şekilde 101.madde, ‘ Arkasında sandık kurulu mührü bulunmayan oy pusulaları geçersizdir.’ Ama bunlar geçerli yaptı. Vatandaş sandığa gitti 49 milyon vatandaş oy kullandı evet veya hayır. Herkesin evetine ve hayırına hep saygı duydum. Ama bir şeye inandık, hukukun üstünlüğüne. Vicdanı olmayan, ahlakı olmayan hakim olmaz dedik. Ama bir gördük ki vicdan sahibi ve ahlak sahibi olmayan hakimler. Bunları da gördük” açıklamasında bulundu.

    “Bütün baskılara rağmen çok önemli bir sonuç aldık”

    Türkiye ile ilgili, halk oylamasıyla ilgili yazılan bütün raporlarda adaletsizliklerin sıralandığını söyleyen Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:

    “En son Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisinde de Türkiye 3.lige düşürülürken, 2004’te çıkmıştık denetim sürecinden, yeniden denetim sürecine girerken, o denetim sürecine girmenin nedenlerinden birisi de maalesef bu. Bu referandum süreci bize şunu gösterdi; çalışırsak kesinlikle kazanırız. Referandum süreci bu gerçeği bize gösterdi. Çalıştık ve sonuç aldık. Bütün baskılara rağmen çok önemli bir sonuç aldık. Çalışırken hiç kimseyi bu süreçte ötekileştirmedik. İlk kez CHP olarak siyasi parti ayrımı gözetmeksizin, sivil toplum ayrımı gözetmeksizin, inanç farkı gözetmeksizin, kimlik farkı gözetmeksizin, hiç kimseyi ötekileştirmeden herkesle tokalaşma imkanı yakaladık. Bunu yaptığımız ve devam ettirdiğimiz sürece Türkiye’nin birleştirici gücünün CHP olduğunu geniş kitlelere aktarabiliriz. Bu bizim ilk adımımız bu adımı sürdüreceğiz. Bu süreçte hiç kimsenin kimliği, inancı, yaşam tarzını siyasete, referanduma malzeme etmedik. CHP’liler hiç kimsenin kimliğiyle, yaşam tarzıyla, inancıyla uğraşmazlar. Onlar hepimizin birlikte Türkiye’de onur ve gururla yaşamasını ister. Bu algı toplumun geniş belleğine yerleştirilmiş vaziyette. Ayrıştırıcı bir dil kullanmadık. Bizi en acımasız şekilde eleştirdiler, hakaret ettiler, küfür ettiler ama biz duymadık, görmedik. Öfke üzerine siyaset kurmadık. Öfkeye teslim olmadı hiçbir arkadaşım. Sandık başında kurşunlanarak ölen CHP’liler oldu referandum sırasında. CHP Türkiye’yi en sağlıklı, en tutarlı yönetecek olan partidir. Bunun mücadelesini hep birlikte vereceğiz. Bu süreçte elde ettiğimiz en büyük kazanımlardan birisi körü körüne muhalefet değil, bilgiye dayalı muhalefet yapmaktı. Böylece ilk kez CHP’li olmayan veya hayatında hiç CHP’ye oy vermeyen vatandaş bize kulak kabarttı. Can ve mal güvenliği, demokrasiye olan bağlılık, bizim gibi düşünmeyen insanların haklarını savunmak bu bizim temel görevlerimizden birisidir. Bu süreçte biz bunu geniş kitlelere aktarma imkanı bulduk.”

    “Nezaket ziyaretleri süreciniz başlıyor”

    Bir demokrasi ortak paydasını oluşturduklarını ifade eden Kılıçdaroğlu, “Şimdi bu paydayı büyütmek, genişletmek zorundayız. Ne yapacağız? Önümüzdeki iki ay içinde her bir il başkanı ve ilçe başkanı bu halk oylaması sırasında gittiğiniz her yere bir kez daha gideceksiniz. Nezaket ziyaretleri süreciniz başlıyor iki ay. Hiçbir yorum yapmadan ister vatandaş evet oyunu kullansın ister hayır oyunu kullansın. Size sandığa gittiğiniz için teşekküre geldik diyeceksiniz. Demokrasi için önemli bir sınav verdik biz vatandaş olarak görevimizi yaptık sizde vatandaş olarak görevinizi yaptınız. Ama süreci gayri meşru hale getiren siz değilsiniz, siyasi otoritenin emrinde olan YSK” şeklinde konuştu.

    “Onlar kavga ediyorlar, birbirlerine ’hain’ diyorlar”

    Kılıçdaroğlu, “Tam kanunsuzluğun bütün koşulları oldu. Her yaptıkları açıklamadan sonra biraz daha batıyorlar. Yüzde 51 ile kazanıldı deniliyor ama hiçbirisi hayatından memnun değil. Niçin? Kaybettiklerini çok iyi biliyorlar. Dünyanın gözü önünde kaybettiklerini çok iyi biliyorlar. O kadar ki, şimdi birbirlerini suçluyorlar. Düne kadar yol arkadaşları olanlar şimdi birbirlerini ’hain’ olarak suçluyorlar. Kaybettiklerini, yanlış yaptıklarını biliyorlar. Eşkıya dünyaya hükümdar olmaz. Yargıyı ayarlayacaksın, onlara bir şeyler vaat edeceksin, sonra geleceksin ’Ben kazandım’ diyeceksin. Kim yutacak? Kazanan biziz. Her yerde gururla söyleyeceksiniz. Kazanan bu ülkenin insanı, bu ülkenin demokrasisi. Bütün baskılara rağmen kazanan biziz. Onlar kavga ediyorlar, birbirlerine ’hain’ diyorlar. Çünkü kaybettiklerini çok iyi biliyorlar. Bütün dünya biliyor. O açıdan biz önümüzdeki iki ay teşekkür ziyaretleri yapacağız. Ben dahil, gittiğim her yere bir daha gideceğim, konuştuğum herkesle tekrar konuşacağım. Demokrasinin ne kadar önemli bir kavram olduğunu, özgür yaşam tarzını demokrasiyle elde ettiğimizi, düşünce özgürlüğünü, medya özgürlüğünü demokrasi ile elde ettiğimizi anlatacağız. Tek adam rejiminin Türkiye’ye hangi felaketleri getireceğini de hep birlikte yaşayacağız, hep birlikte göreceğiz” diye konuştu.

    “Kadın kollarına destek verin”

    İl başkanlarından kadın kollarına önem vermelerini ve hangi talepte bulunuyorlarsa taleplerini mutlaka karşılamalarını rica eden Kılıçdaroğlu, “Çalmadığımız kapıları, giremediğimiz evlere onlar giriyor. Hepimize düşen görev kadın kollarına destek vermektir. Biz vatandaşın kapısını çalacağız, biz oturacağız, çayını, kahvesini biz içeceğiz, derdini biz dinleyeceğiz, bir emrin var mı diyeceğiz. Süreç şuanda demokrasiden yana, ibre demokrasiden yana. İnsan haklarından yana” dedi.

    “Hayır diyen demokrasiye bağlı bütün siyasal partilerle yakın ilişkilerimizi sürdüreceğiz” ifadesini kullanan Kılıçdaroğlu, “Onlara da teşekkür borçluyuz. Onlarda mücadele ettiler” değerlendirmesinde bulundu.

  • Obama’dan Trump’a gönderme: “Amerikan demokrasisi, tek bir kişiden daha büyük”

    ABD Başkanı Obama, Atina’daki temasları kapsamında yunan halkına hitaben gerçekleştirdiği konuşmasında Donald Trump’ın daha farklı olamayacağını dile getirerek, “Amerikan demokrasisi, tek bir kişiden daha büyüktür” dedi.

    Ocak ayında görevi Donald Trump’a devredecek olan ABD Başkanı Barack Obama, veda turunun ilk ayağı olan Atina’da temaslarına bugün de devam etti. Bugünkü temasları kapsamında Akropolis’i gezen Obama, daha sonra Stavros Niarchos Kültür Merkezi’nde bir konuşma gerçekleştirdi. Konuşmasında Yunanistan tarihinde önemli yer edinen liderler filozofların isimleri sayarak başlayan Obama, 8 yıllık görev süresince, ülkenin farklı yerlerindeki insanların kendi hayatlarının ve toplumlarının kontrol etmeyi arzuladığına inandığını dile getirdi. “Bu arzu evrenseldir” diyen ABD Başkanı Obama, ABD’nin transatlantik ittifaka olan bağlılığının devam edeceğine inandığını söyledi. İttifakın hem Cumhuriyetçiler hem de Demokratlar tarafından desteklendiğini vurgulayan Obama, NATO’nun güvenliğin sağlanması noktasında hiç olmadığı kadar hazır olduğunu sözlerine ekledi.

    Barack Obama, Yunanistan’ın mültecileri kabulünün dünyaya ilham verdiğini ancak Yunanistan’ın Avrupa’nın mülteci sorununu tek başına çözemeyeceğini savundu. bu krizin yalnızca Avrupa ve dünyanın ortak çabası sonucunda çözüleceğini vurgulayan Obama, Donald Trump’ın daha farklı olamayacağını dile getirerek, “Amerikan demokrasisi, tek bir kişiden daha büyüktür” dedi. Görev geçişi boyunca Trump’ın ekibi ile çalışacağını bildiren Barack Obama, “Demokrasinin böyle işlemesi gerekiyor” ifadesini kullandı. Özgür seçimlerin vatandaşların kendi liderlerini seçmeleri nedeniyle her zaman kritik olduğunu dile getiren Obama, “Adayınız her zaman kazanmasa da “ açıklamasını yaptı.

  • Kosova halkı Türkiye demokrasisi için yürüdü

    Binlerce Kosovalı, 15 Temmuz darbe girişimini protesto etmek ve Türkiye’de demokrasine destek için yürüdü.

    Kosova’nın tek Türk belediyesi Mamuş’ta “Milli İrade için Demokrasi Yürüyüşü” gerçekleştirildi. Yürüyüşe öğrenciden siyasetçiye kadar binlerce Kosovalı katıldı. Mehteran takımı eşliğinde Mamuşa caddelerinde düzenlenen onurlu yürüyüşte Türk bayraklarını dalgalandıran katılımcılar, yürüyüşe ayrı bir renk kattı. Mamuşa Belediyesi Başkanı Arif Bütüç’ün ev sahipliğinde gerçekleştirilen ve Türkiye’de demokrasiye tam destek verilen yürüyüşe Türkiye’nin Priştine Büyükelçisi Kıvılcım Kılıç, Kosova Türk Temsil Heyet Başkanı Albay Cem Şen, TİKA ve Yunus Emre Enstitüsü, Düzce, Keçiören ve Çanakkale Belediyeleri temsilcileri ile TBMM 24. Dönem AK Parti İzmir Milletvekili Rıfat Sait yanı sıra Türkiye ile Kosova’nın diğer kurum ile kuruluş temsilcileri de katıldı.

    Demokrasi yürüyüşü Türkiye ile Kosova’nın milli marşlarının okunmasıyla devam etti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 5 yıl önce açılışını yaptığı Mamuşa merkezindeki Anadolu İlköğretim Okulu avlusunda toplanan davetlilere seslenen Mamuşa Belediye Başkanı Arif Bütüç, darbe teşebbüsünde bulunanları şiddetle kınadığını belirterek, “Doğusundan batısına, kuzeyinden güneyine güçlü bir Türkiye, güçlü bir balkanlar olacağına inanıyoruz, güçlü bir Kosova, güçlü bir Mamuşa olacağına inanıyoruz. Biz Türkiye ile gurur duyuyoruz. Daha güçlü bir Türkiye olacaktır ve ve daha güçlü bir Türkiye ortadadır” ifadelerini kullandı.

    Türkiye’nin Priştine Büyükelçisi Kıvılcım Kılıç da yaptığı konuşmada, 15 Temmuz 2016 gecesi Fetullahçı terör örgütünün, Türk Silahlı Kuvvetlerine sızmış elemanları vasıtasıyla başlattığı meclisin bombalandığı, sokaklarda masum sivillerin tanklarla, uçaklarla, helikopterlerle, her türlü askeri silahla katledildiği hain darbe girişiminin, dünyada bile örneği az bulunur şekilde, Türk milletinin gösterdiği büyük tarihi dayanışmayla bu hainliğe cesurca karşı koyması ve devlet kurumlarının kararlılığı sayesinde çökertildiğini anımsattı.

    Büyükelçi Kılıç, “Bizler o gece Kosova’daki tüm dostlarımızın ve tabii siz değerli Mamuşalı kardeşlerimizin bizimle, halkımızla, Türk demokrasisiyle büyük bir dayanışma içinde olduğunuzu yakından hissettik. Mesajlarınız ve dualarınız bize güç verdi. Bu vesileyle ben, Türk demokrasisine, demokratik yollarla seçilmiş kurumlarımıza, anayasal düzenimize göstermiş olduğunuz bu destek ve sergilediğiniz dayanışma için hepinize teşekkürlerimi sunma istiyorum. O gece devletin, milletin bekasına yönelik hain saldırıya hayatı pahasına karşı koyan ve büyük bir demokrasi mücadelesi vererek şehit düşen tüm demokrasi şehitlerimizi rahmetle, minnetle, saygıyla anıyorum” dedi.

    Türkiye’nin o zor günleri artık geride bıraktığını, Türkiye’nin bugün demokrasiye, hukuk devletine, temel hak ve özgürlüklere bağlılığını daha da güçlendirerek kalkınmasını, gelişmesini sürdürdüğünü belirten Büyükelçi Kılıç, “Bizler de o günden bu yana Türkiye’yi milletimizin verdiği büyük demokrasi mücadelesini anlatıyoruz, anlatmaya da devam ediyoruz” ifadesini kullandı. Büyükelçi Kılıç, bugünkü demokrasi mitinginin 15 Temmuz gecesi eşsiz bir demokrasi mücadelesi veren halka daha da büyük bir güç verdiğine inandığını vurguladı.

    Demokrasi yürüyüşü bağlamında Mamuşa’da Çanakkale Şehitler Anıtı Parkı’nda 15 Temmuz darbe girişiminde şehit düşenler için Kur’an-ı Kerim okundu ve dualar edildi.