Etiket: “demokrasi

  • Soğanda: ‘‘28 Şubat, Demokrasi Tarihine Kara Bir Lekedir’’

    AK Parti Van İl Başkanı Av. Zahir Soğanda, 28 Şubat postmodern darbesinin 19. yıldönümü dolayısıyla bir açıklama yayımladı.

    Başkan Soğanda, yayımladığı mesajında, “28 Şubat 1997 tarihinin en büyük mağdurlarından biri olarak, demokrasimizin rafa kaldırıldığı, katledildiği bir dönem, ülke tarihimizde kara bir leke olarak hafızalarda yer almıştır. Bu müdahale sadece siyaseti, seçilmişleri hedef alan darbe girişimi olarak değil, vatandaşımıza, memurlara, iş dünyasına, öğrencilere yaptığı zulümle de her zaman hatırlanacaktır. Bin yıl sürecek denilen 28 Şubat, çok şükür ki on yıl içinde çürümüştür. Darbe ile kısa bir süreliğine başarılı olduklarını zannedenler bugün aslında kendileri gerici ve irticaidir ve kaybettiklerini anlamışlardır. Milleti, ülkeyi ve manevi değerlerimizi hedef alan her oluşum ve herkes, kaybetmeye mahkûmdur. Çünkü halka dayanmayan, milletten ve onun değerlerinden beslenmeyen hiçbir yapı varlığını sürdüremez. Derin devlet eliyle manevi değerlerimizi ülkemizde en büyük tehdit olarak göstermek için, akla hayale sığmayan yollara başvurulan 28 Şubat süreci, yapılan provokasyonlar, fişlemeler, ikna odaları, üniversitelerde ve imam hatip okullarına negatif ayrımcılıklar, başörtü sıkıntıları, katsayı zulmü, kesintisiz eğitim adı altında imam hatiplerin ortaokullarının kapatılması bugün AK Parti’nin elde ettiği başarılar ile tamamen tarihe gömülmüştür’’ dedi.

    Bu başarıların halkın darbecilere ve destekçilerine verdiği en büyük cevap olduğunu ifade eden Soğanda, ‘‘Allah bir daha bu ülkeye 28 Şubat’ın karanlık günlerinin bir benzerini daha görmeyi nasip etmesin. Bu vesileyle 28 Şubat’ın tüm mağdurlarını da anmak istiyor, vefat edenlere Allah’tan rahmet diliyor, hayatta kalanlara da uzun ve sağlıklı ömürler diliyorum” ifadelerini kullandı.

  • Demokrasi Platformundan “Cerattepe”ye Destek

    Zonguldak Demokrasi Platformu Artvin Cerattepe’de yapılmak istenen maden işletmesine tepki gösterdi. Madenci Anıtı önünde toplanan kalabalık Ceratepe halkının yalnız olmadığını açıkladı.

    Madenci Anıtı önünde gerçekleştirilen eyleme Zonguldak Demokrasi Platformu üyesi olan sivil toplum kuruluşları temsilcileri, YARSAV Eski Başkanı Ömer Eminağoğlu da katıldı. Platform Sözcüsü Erdoğan Kaymakçı, Ceratepe halkının yalnız olmadığını söyledi.

    Kaymakçı, “2012 yılında ihaleyi kazanan bir inşaat şirketi önce kapalı işletme olarak bakır madeni işleteceğini beyan etmiş ve bu kapsamda bir ÇED raporu hazırlamıştır. Ancak ihaleyi alan inşaat şirketi 12 Mayıs 2014 tarihinde aynı ruhsat sahası içinde “Cerattepe Maden Sahası Açık İşletme” adıyla bu kez altın işletilmesi konusunda Artvin Valiliği’ne müracaat ederek proje tanıtım dosyası sunmuştur. Bu başvuru sonucunda açık işletme konusunda “ÇED Gereklidir” kararı verilmiştir. Karar ile birlikte 9 Haziran 2014 tarihinde inşaat şirketi tarafından yeni bir müracaatta bulunulmuş, mevcut altın madeninin açık işletme yöntemiyle üretileceği bildirilmiştir. Söz konusu projeye ilişkin halkı proje hakkında bilgilendirmek, görüş ve önerilerini almak amacıyla ÇED toplantısı planlanmış ancak toplantı gerçekleştirilmemiştir. Buna karşı halkın katılımı toplantısı yapılmamasına rağmen kapsam belirleme ve özel format alınarak 28 Ağustos 2014 tarihinde “ÇED” raporu hazırlanmıştır. Yapılması gerekli görülen her proje toplumsal uzlaşı ile yapılmalıdır. Böylesi bir yaklaşık sosyal kalkınmaya, ekonomik büyümeye, siyasetin gereklerine ve toplumsal barışa hizmet edecektir. Kamu yararı içermeyen, çevresel sorunların giderilmediği ve yöre halkının onayının alınmadığı Cerattepe bölgesinde bu koşullarda madencilik faaliyeti yapılması uygun değildir” dedi.

    Grup, basın açıklamasının ardından sloganlar atarak Valilik binası önüne yürüdü. Grup yürüyüşün ardından olaysız dağıldı.

  • Adalet Ve Demokrasi Haftası

    Samsun’da, “Adalet ve Demokrasi Haftası” dolayısıyla Uğur Mumcu Parkı’nda anma etkinliği düzenlendi.

    Atatürkçü Düşünce Derneği(ADD) Samsun Şubesi üyeleri ile Adalet ve Demokrasi Komitesi üyeleri Uğur Mumcu Parkı’nda toplanarak Gazeteci-Yazar Uğur Mumcu ile Prof. Dr. Muammer Aksoy’un öldürülmelerinin yıl dönümü günlerini içine alan 24-31 Ocak “Adalet ve Demokrasi Haftası” ile ilgili anma etkinliği yaptı. Anma töreni, saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunması ile başladı. Üyeler daha sonra şiirler ve şarkılar seslendirdi.

    Grup adına basın açıklamasını okuyan ADD Samsun Üyesi Evre Kabadayı, “Uğru Mumcu da dahil birçok gazetecimizi, aydınımızı, bilim adamımızı ve daha nice yurtsever insanımızı acımasızca ve hunharca katleden caniler henüz yakalanmış değillerdir. Şüphesiz ki ölümü emirlerini verenler, bu pusuları ve kumpasları kuranlar, Türkiye’yi Sevr Anlaşması’ndan bu yana parçalayıp yok etmek isteyen emperyalizmin ve onun yerli işbirlikçileridir. Bu aydınlanma düşmanları, 1930’larda Mustafa Fehmi Kubilay’ı aramızdan alanlardı. Biz bugün acımızı ve gözyaşımızı içimizde yaşayacağız. Onların anıları ile daha da güçlenerek, daha kararlı bir şekilde tam bağımsız Türkiye hedefine doğru ilerleyeceğiz” dedi.

    Grup, basın açıklamasının ardından Uğur Mumcu Anıtı’na karanfil bıraktı.

  • Cumhurbaşkanlığı Sofrası’nda ’Terör Ve Demokrasi’ Konuşuldu

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bir grup akademisyen ve gazeteci-yazarı misafir ettiği Cumhurbaşkanlığı Sofrası’nda ’terör ve demokrasi’ konuşuldu.

    Cumhurbaşkanlığı Sofrası’nda “terör ve terörle mücadele” ile “güvenlik- demokrasi dengesi” konuları ele alındı. IŞİD ve PKK başta olmak üzere terör örgütleriyle mücadelenin ve son terör saldırılarının da değerlendirildiği programda ayrıca kamu güvenliği ile özgürlükler arasında dengenin korunması, Suriye’deki savaş ortamının etkileri, terörle mücadele çerçevesinde Türkiye’nin aldığı tedbirler üzerinde duruldu. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde gerçekleşen yemeğe, Sabancı Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Halil Berktay, Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Öz, Kemerburgaz Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Çağrı Erhan, Güvenlik Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yılmaz Çolak, İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyesi Adem Sözüer, Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Birol Akgün, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Nihat Ali Özcan, Medipol Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Selman Öğüt, Siyaset Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETA) İstanbul Genel Koordinatörü Doç. Dr. Fahrettin Altun, Yenişafak Gazetesi Yazarı Prof. Dr. Erol Göka, Sabah Gazetesi Yazarı Mehmet Barlas, Radikal Gazetesi Yazarı Oral Çalışlar, Sabah Gazetesi Yazarı Hilal Kaplan ve Star Gazetesi Yazarı Orhan Miroğlu katıldı.

    14 ismin konuk olduğu toplantıda Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Fahri Kasırga, Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın ile Cumhurbaşkanlığı Özel Kalem Müdürü Hasan Doğan da hazır bulundu.

  • Yılmaz:“ne Kadar Demokrasi, O Kadar Ekonomi”

    Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz, kalkınma süreciyle demokratikleşme sürecinin aslında el ele giden projeler olduğunu belirterek, “Ne kadar demokrasi, o kadar ekonomi” dedi.

    Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz, TGRT Haber ekranlarında yayınlanan “Neler Oluyor” programına konuk oldu. İhlas Haber Ajansı ve TGRT Haber Ankara Temsilcisi Batuhan Yaşar’ın sorularını cevaplayana Yılmaz, gündeme dair önemli açıklamalarda bulundu.

    Devletin, terörle mücadelede önceliğinin halkın güvenliği olduğunu söyleyen Bakan Yılmaz, “Bizim güvenlik konseptimiz artık farklı. Devlet güvenliği mantığından öte, halkın emniyetini sağlamaya yönelik bir yaklaşımımız var. Devletin de birinci vazifesi aslında halkın emniyetini sağlamaktır. Güvenlik hizmeti olmadan diğer hizmetler de olmuyor; ne yaşam kalitesi oluyor, ne iş yatırımı oluyor. Burada aslında biz bütün illerimizde, halkın emniyeti için, kamu düzenini sağlamak için oradayız. Bazen terörle mücadele ederken biraz uzuyor. Bu tıpkı vücutta sıhhatli olan bir dokuyu ortadan kaldırırken vücuda zarar vermemek gibi bir şey. Sivillerimize, insanlarımıza zarar vermemek için büyük hassasiyet gösteriliyor. Zaten teröristler de halkın arasına girip, halka zarar gelmesini istiyor. Bir taraftan bu mücadeleyi yaparken, bir taraftan halka zarar gelmemesi için elimizden geleni yapıyoruz” diye konuştu.

    “HALK KESİNLİKLE BU ŞİDDET HADİSELERİNE PRİM VERMEDİ”

    Doğu ve Güneydoğu’da yaşayan halkın, terör olaylarını tasvip etmediğinin altını çizen Yılmaz, “Ben buradan Doğu’da, Güneydoğu’da yaşayan insanlarıma görüşü ne olursa olsun, hangi partiye oy vermiş olursa olsun şükranlarımı sunuyorum. Bu yaşananları halk tasvip etmiyor. En büyük maliyeti de o bölgede yaşayan halk ödüyor. Terör örgütü halkı sokağa döküp bir isyan, bir şehir savaşı oluşturma gayreti içine girdi ama bu tutmadı ve tutmayacak. Bir taraftan güvenlik güçleri görevlerini yapıyor ama bizim asıl dayanağımız, halkımızın burada gösterdiği tavır. Halk kesinlikle bu şiddet hadiselerine prim vermedi ve bundan rahatsızlık duyuyor. Terörle mücadeleden doğan birtakım sıkıntıları da hissediyor halkımız, bunu da görmemiz lazım. Elbette hiçbirimiz arzu etmeyiz böyle sıkıntılar yaşanmasını. Sonuçta sokağa çıkma yasağı koymak zorundasınız, mücadele ederken ister istemez bir takım yan etkiler ortaya çıkıyor ama esas mesele halkın bakış açısıdır. Burada da halkımız doğru yerde duruyor, bu olayları tasvip etmiyor” ifadelerini kullandı.

    “NE KADAR DEMOKRASİ, O KADAR EKONOMİ”

    “Terörle mücadeleye kararlı bir şekilde devam edeceğiz. Hiçbir ilçemizi, hiçbir mahallemizi, hiçbir beldemizi terör örgütünün insafına bırakmayacağız” diyen Yılmaz, şöyle devam etti:

    “Burada devlet olarak, hükümet olarak üzerimize düşen görevi yerine getireceğiz. Terör olsun olmasın, yapılması gereken işler var. Sosyoekonomik kalkınmaya ilişkin atılması gereken adımlar var. GAP var, DAP var, yatırımlarımız var, reformlarımız var. Kalkınma süreciyle demokratikleşme süreci aslında el ele giden projelerdir. Ne kadar demokrasi, o kadar ekonomi. Bunları da bizim devam ettirmemiz lazım. Bir taraftan güvenliği sağlayacağız, bir taraftan kalkınma sürecini sürdüreceğiz, diğer taraftan demokratikleşme sürecini devam ettireceğiz. Bunu yaparken belli bir kesimi muhatap alma yanlışlığına da düşmeyeceğiz. Bu konular bütün toplumu ilgilendiren meselelerdir. Hiç kimse bunu tekelleştirmeye çalışmasın. Hele hele bir örgüt, kalkıp da ‘ben Kürtler’in temsilcisiyim’ diyorsa, bu kesinlikle reddedilmesi gereken bir tavırdır. Kürtler hiç kimsenin tekelinde değil. Çok farklı düşünen, farklı inançlara sahip, farklı siyasi tercihlere sahip Kürt vatandaşlarımız var. Bu çoğulculuğu hiç kimsenin öldürmesine izin vermememiz lazım. Biz, buna müsaade etmeyeceğiz.”

    Özellikle terör olaylarının yaşandığı kentlerde planlı bir kentsel dönüşüm yaşanması gerektiğini belirten Bakan Yılmaz, “Kentsel dönüşümü bizim artık daha nitelikli hale getirmemiz lazım. Kentsel dönüşüm, sadece bina yapmak değildir. Mesleki eğitiminden, okuluna, kültürel boyutuna, ticari alanlarından, sosyal donanımına, spor alanlarına kadar, yaşam ve iş alanları sağlama anlamında daha bütüncül bir kentsel dönüşüm perspektifini hayata geçirmemiz lazım” değerlendirmelerinde bulundu.

    HAKKARİ VE ŞIRNAK İL MERKEZLERİNİN DEĞİŞTİRİLMESİ

    Hakkari ve Şırnak il merkezlerinin değiştirilmesi gerektiğini vurgulayan Yılmaz, “İller değişmeyecek ama merkez ilçe değişmiş olacak. İlin merkez ilçesi taşınmış olacak. Hakkari’nin toplam nüfusu 276 bin 287, merkez ilçesinin nüfusu 79 bin 335, Yüksekova’nın nüfusu 117 bin 440. Arada çok ciddi bir fark var. Yüksekova’ya havaalanı yaptık, Hakkari’de böyle bir alan yok. Yüksekova gelişmeye müsait. Yaptığımız havaalanının merkeze uzaklığı 82 kilometre, Yüksekova’ya uzaklığı 5 kilometre. Şırnak’ın toplam nüfusu 488 bin 966, merkez ilçesinin nüfusu 91 573, Cizre’nin nüfusu 132 bin 857. Çok ciddi bir fark var. Havaalanına merkez ilçenin uzaklığı 60 kilometre, Cizre’nin uzaklığı 15 kilometre. Cizre çok tarihi, çok muazzam geçmişi olan bir mekan. Aslında zamanında yanlış yapılmış, şimdi normale dönüyoruz” şeklinde konuştu.

    İRAN AMBARGOSUNUN KALDIRILMASI

    İran’a karşı ambargo kararının kaldırılmasının İran ekonomisiyle birlikte Türkiye ekonomisine de olumlu yansıyacağını kaydeden Yılmaz, “Biz bölgemizde nükleer silahlanmaya karşıyız. Kim olursa olsun karşıyız. Aynı şekilde herkesin de barışçıl amaçlarla nükleer teknolojiden faydalanma hakkına sahip olduğuna inanıyoruz. Bugün uluslararası camia da bu noktaya geldi. Bunun getirdiği yeni ortam için de İran’ın ekonomik olarak daha güçlü bir performans sergileyeceğini düşünebiliriz. Bir taraftan da petrol fiyatlarının ciddi anlamda düştüğü bir ortamdayız. Ambargo kalkmış olsa bile İran’ın bir anda çok büyük gelirler elde etmesini beklememek gerekir. Daha ziyade yurtdışındaki kaynaklarını harekete geçirebilirse bu İran’a olumlu yansır. Hangi ülke olursa olsun, komşularımızdaki ekonomik anlamda iyi bir gelişme bizi de iyi etkiler. Avrupa’da bütün ülkeler çok akıllı oldukları için mi geliştiler? Orada bölgesel bir dinamik var. Bölgemizde ekonomi düzeliyorsa, size de mutlaka bir pay düşer. Ortadoğu’da demokrasi ve ekonomik düzey artarsa, bu bize de olumlu yansır. Dolayısıyla İran’ın ekonomik olarak daha iyi bir performans sergilemesi, bizim için de olumlu bir gelişme olur” diye konuştu.

    “RUSYA’DA FARKLI BİR SİYASİ ZİHNİYET VAR”

    Rusya’nın Türkiye’ye karşı aldığı ambargo kararlarının, Rus halkına zarar vereceğini dile getiren Yılmaz, “Türkiye, Pazar çeşitlenmesine, ürün çeşitlenmesine gitmiş, çok dinamik bir girişimci sınıfı olan bir ülke. Yani bir pazarda sorun çıktığı zaman, bir başka pazara rahatlıkla erişebilen, alternatifler üretebilen bir ekonomik yapımız var. Serbest piyasa öyle bir ortam ki, ne kadar yasaklarsanız yasaklayın, bir şekilde mal ve hizmet akımları da gerçekleşiyor. Rusya’da farklı bir siyasi zihniyet var. Halkın menfaatlerini düşünüyorlarsa, bu ambargoları yapmamaları gerekiyor. Zaman içinde inşallah bu ilişkiler normalleşir” ifadelerini kullandı.

    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun, partisinin kurultayında Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yönelik sarf ettiği sözleri eleştiren Yılmaz, şunları kaydetti:

    “Olmaması gereken, siyasetin kalitesini düşüren bir üslup bu. Bu, halkın yüzde 50’sinin seçtiği, demokratik yollarla gelen bir Cumhurbaşkanına açık bir saygısızlık, siyasetin itibarını da zedeleyen bir tutum. Bir taraftan Cumhurbaşkanını taraflı olmakla suçlayacaksınız, siyasete müdahil olmakla suçlayacaksınız, diğer taraftan adeta Cumhurbaşkanını siyasete çekmek için tahrik edici bir üslup kullanacaksınız. Cumhurbaşkanımızla aynı fikirleri taşımayabilirsiniz ama Cumhurbaşkanımız halkın seçtiği bir lider ve devletin başıdır. Siyasetimizin bunlardan kurtulması lazım, daha seviyeli siyasi tartışmalarımızın olması lazım. Bu hakaretler aynı zamanda milli iradeye de yapılmış hareketlerdir.”