Etiket: Demlerini

  • Sinop’ta palamut son demlerini yaşıyor

    Sinop’ta palamut son demlerini yaşıyor

    Sinop’ta az miktarda avlanan palamudun tanesi 40 liraya kadar yükseldi. Son demlerini yaşayan palamut Karadeniz’i terk ederken, yerini Karadeniz’in incisi hamsiye bırakıyor.

    Sinoplu balıkçılardan İbrahim Çoskun Aslan yaptığı açıklamada, palamut avcılığının bu sezon için sona ermek üzere olduğunu söyledi. Aslan, “Palamut bu sene hem balıkçının yüzünü güldürdü hem de vatandaşın karnını doyurdu. 2 aydır bolca çıkan palamut, göç etmeye başlayınca fiyatı da yükseldi. Tanesi 40 TL’ye kadar çıkan palamudun yerini hamsi almaya başladı. Fiyatı 30 TL’den 10 TL’ye düşen hamsiye vatandaşlar yoğun ilgi gösterirken, balıkçılar ise havaların soğumasıyla birlikte hamsinin çoğalıp, fiyatının düşmesini bekliyor” dedi.

    Az miktarlarda avlanan palamudun fiyatının da her geçen gün arttığını söyleyen Aslan, 1 kilogramın üzerindeki palamudun tanesinin 40 liradan satıldığını dile getirdi.

    Palamudun sonuna gelindiğini ifade eden Aslan , “2 aydır palamut satıyoruz. Her şeyin bir mevsimi var. Palamut yavaş yavaş göç ediyor. Efsanenin biri gidip, biri geliyor. Karadeniz’in efsanesi hamsi geliyor. Bu sene inşallah palamut gibi hamsi de bol olur. Hamsi bol olursa hem biz kazanırız hem de vatandaşlar ucuza hamsi yerler. Hamsinin kilosu bu sıralar 10-15 TL arasında satılıyor. Daha yeni yeni gelmeye başladı. Havalar biraz daha soğuyunca hamsinin bollaşacağını düşünüyoruz” diye konuştu.

  • Sobacılık mesleği son demlerini yaşıyor

    Malatya’da son yıllarda insanların sobalı evler, yaygınlaşan doğal gaz doğalgazlı evlere tercih etmesinden dolayı sobacılık mesleği yok olmakla karşı karşıya.

    İnsanlığın en eski mesleklerinden biri olan sobacılık mesleği, dünyada her geçen gün gelişen teknoloji ve enerji kullanımının artması dolayısıyla can çekişen meslekler arasındaki yerini almaya çoktan başlamış durumda. Malatya’da bakırcılar çarşısında da durum farksız değil. Şehirde bir zamanlar en gözde mesleklerden birisi olan sobacılık mesleği şimdilerde sayıları bir elin parmaklarını geçmeyen ustalar tarafından icra ediliyor. Ustalar her şeyin üstüne bir de çırak bulamamalarının mesleği kısa sürede tarihin tozlu sayfalarına iteceğini düşünüyor.

    Malatya’da 15 yıldır sobacılık yapan Murat Akçil satışlarının eskisi gibi olmadığını aktararak, “Doğalgazdan dolayı şuanda piyasanın da durumu kötü ama bizim malzemelerimiz pahalandı ve bizim kar oranımız düştü. Sobacılık mesleğinin eski tadı kalmadığı gibi bir malzemenin üstüne de 50 TL fark koyamayız. İşlerin tadı tuzu yok eskiden olsaydı biz burada 5 dakika bile oturamazdık. Kış sezonunda gördüğünüz gibi ne gelen var ne de giden şuanda doğalgaz var her tarafta. Genelde biz köylülere çalışıyorduk ama şimdi onların da yüzde yetmişi şehirde oturuyor” şeklinde konuştu.

    30 yıllık soba ustası Sadık Yarar ise, “Doğalgazın gelmesi ile baya bir şekilde satışlarımız etkilendi. Soba satışları artık yavaş yavaş tarihe karışıyor. Köylere de aynı şekilde doğalgaz gidince sobacılık mesleği baya etkilendi. Nasıl ki kalaycılık bakırcılık mesleği teknolojiye yenik düştüyse bizimki de öyle olacak herhalde” diye konuştu.

  • (Özel Haber) Yorgancılık son demlerini yaşıyor

    Eskiden genç kızların çeyizlerini süsleyen geleneksel yün ve pamuk yorganların yerini fabrikaların sentetik malzemelerden ürettiği yorganların almasıyla yorgan ustalığı da unutulmaya yüz tutan mesleklerden biri haline geldi. Yorgan ustası Hamit Bozkurt, mesleğin son temsilcileri olduklarını ve yeni usta yetişmediğini söyledi.

    Genç kızların çeyizlerinin olmazsa olmazları el emeği yün yorganlar, geçmişte daha kızlar gelinlik çağa gelmeden hazırlanır, çeyiz sandığındaki yerlerini alırdı. Günümüzde ise sentetik malzemelerden üretilen yorgan ve yastıkların ucuz ve ulaşılabilir olmaları dolayısıyla yün yorganlar unutulmaya yüz tuttu. Tekirdağ’ın Süleymanpaşa ilçesinde yorgan ustalığının son temsilcilerinden olan 62 yaşındaki Hamit Bozkurt, ilkokulu bitirdikten sonra iki yıl ortaokula gittiğini ve o günlerden beri yorgancılık yaptığını anlatarak, “Allah razı olsun ustalarım bu mesleği bana öğrettiler, yardımcı oldular. Çıraklık dönemi ve kalfalıktan sonra 1972 yılında kendi iş yerimi açtım. O yıldan beri 45 yıldır bu mesleği devam ettiriyorum” dedi.

    “Bizler bu meslekte sonuz”

    Bozkurt, eskiden bir aileye 8-10 adet yorgan, bir o kadar yatak ve yastık hazırladıklarını, ancak günümüzde rağbet görmediklerini belirterek, “Mesleğimiz biz başladığımız yıllarda çeyizlik yorganlarımız doğal, pamuk, yün olmak kaydıyla en modern şekilde, yatak örtülerimiz, çarşaf takımlarımız gençlerimize çeyizlik olarak tüm imkanları sunuyorduk. Fakat şu son zamanlarda mesleğimiz bitmek üzere ve bitti diyebiliriz. Bizlerde bu meslekte son olan kişileriz. Kalfa, çırak yetişmiyor. Hatta kalfalarımız bile mesleği terk ettiler. Çünkü karın doyurmuyor mesleğimiz. Adam bu mesleği yapacağıma gider herhangi bir yerde çalışırım, sigortam ödenir diyor. Biz şu anda eleman çalıştırmak için en azından devletin tanıdığı asgari ücreti yerine getirmemiz gerekiyor ama bunu yerine getirecek gücümüz yok, kazancımız da yok. Mesleğimizde bu yüzden çok zor durumdayız. Artık bizler bu meslekte sonuz, bizden sonra bu mesleği yapacak ne elemanımız var ne de çırağımız var. Bende zaman veremem ama Allah’ın verdiği ömrü tamamlayana kadar devam edeceğim” diye konuştu.

    Yeni nesil ailelere çağrıda bulunan Bozkurt, “Bu konudaki istirhamım, şimdiki gençlere, ailelere. Bu mesleğin ayakta durması için çocuklarına suni değil, doğal olan yorgan, yatak, yastık yaptırmaya, almaya devam etsinler. Bu konuda bizlere yardımcı olsunlar, yoksa mesleğimiz bitti. Sokakta gezen çocukları bize çırak versinler, yetiştirelim. Gelecekte biz yetiştirmeye eleman bulamayacağız. Bizlerden sonra yetişecek kimse yok. Mesleğimiz iyi bir meslektir, el emeği göz nurudur, sanatımız da iyidir. Gelecekte belki de antika yerine geçecek bu meslek” ifadelerini kullandı.

    “Eskiden kız beşiğe, çeyiz sandığa”

    Bozkurt’un müşterilerinden Kadriye Sezgin, artık çeyizlerin fabrikasyon ürünlerden hazırlandığını aktararak, “Eskiden ‘kız beşiğe, çeyiz sandığa’ diye bir söylem vardı. Anneler doğar doğmaz kız çocuklarına çeyiz hazırlamaya başlıyorlardı. Dantel, havlu kenarı, yatak örtüsü, vitrin dantelleri gibi. Şimdi de hazırlanıyor ama maalesef ne kıymet biliniyor ne de sergileniyor evlerde. Her şey hazıra, kolaya kaçtı. Hepsinin yıkaması var, ütüsü var, kolası var. Dolayısıyla gençlere de mana bulmamak lazım. Çünkü hepsinin işi var gücü var. Eve geldiklerinde yemek hazırlayacak vakitleri olmuyor. O yüzden eskiden kullanılan birçok şey artık sandıkları bekliyor maalesef. Ama biz anneler, kızlarımız, oğlanlarımız için yaptıklarımızı gene de çocuklarımıza veriyoruz. Kıymet bilirler bilmezler, onların kendilerinin bilecekleri iş. İnşallah saklarlar, onlar da torunlarına kalır, her şey eskiye döndüğü gibi belki bunlarda eskiye dönecek” şeklinde konuştu.

    Gelini için hazırladığı nevresim takımına yorgan diktirmek için Hamit ustaya geldiğini anlatan Sezgin, “Ben gelinim için 20 sene önce kasnak sallayarak yaptığım bir nevresim takımım var, ona yorgan diktirmiştim, onu almaya geldim. Ayriyeten dantelden ördüğüm bir pike takımı vardı, onun pikolarını yaptırmak ve hazırlanması için buraya getirdim. İnşallah kıymet bilirler. Çünkü bizim çok göz nurumuz var. Hatta eskiden ışık yoktu, büyüklerimiz bunları gaz lambalarının altında yapardı. Dediğim gibi inşallah kıymeti bilinir” ifadelerini kullandı.

  • Bakır ustalığı Malatya’da son demlerini yaşıyor

    Gelişen teknoloji, mutfakların vazgeçilmezi olan bakır eşyalara ilgiyi azaltırken, eski bir sanat olan bakır ustalığı da Malatya’da artık son demlerini yaşıyor.

    Malatya’da bakırcılık mesleğinin son temsilcilerinden olan İsmet Demirhan 49 yıldır sürdürdüğü mesleği ile adeta zamana meydan okuyor.

    Bakırcılar Çarşısında eskiden en az 70-80 tane bakır ustasının bulunduğunu belirten Demirhan, bu sayının giderek azaldığını şu anda da çarşıda 7-8 tane bakırcı ustasının kaldığını ifade etti.

    Meslekte çırak yetişmemesinden de yakınan bakır ustası Demirhan, mesleğin kaybolmaması için devletten destek istedi.

    Bir zamanlar evlerin vazgeçilmezi olan bakır eşyaların yerini alüminyum, çelik ve porselen türü eşyaların aldığını ifade eden Demirhan, bu durumun bakırcılığı bitirdiğini belirterek, “Bakırcılık mesleği de ne yazık ki kaybolmaya yüz tutan meslekler arasına girdi. Mutfaklarda eskiden sadece barkı vardı, şimdi bakır hariç her şey var. Artık çırak da yetişmiyor, çarşıda sadece 7-8 tane usta var. Eskiden en aşağı 70-80 usta vardı. Bu mesleğin ölmemesi için çırak yetişmesi lazım ancak gelen çıraklar hem iyi bir maaş hem de sigorta istiyorlar bizim de buna gücümüz yok. Devletin bize destek vermesi lazım” ifadelerini kullandı.

    49 yıldır bu mesleği yaptığını kaydeden 65 yaşındaki Demirhan, kendisinin mesleği babasından devraldığını da dile getirerek, “Ben hiç okula gitmedim, küçüklükten beri bu mesleğin içindeyim. Mesleğimizin zorluğu da var kolaylığı da. El mahareti isteyen bir iş, her şeyi en ince ayrıntısına kadar düşünüyor ve uyguluyorsunuz. Gönül isterdi ki bu güzel meslek 100 yıl daha yaşasın ama maalesef gelişen şartlar bu mesleği bitiriyor. Devletimiz bize de destek verirse hem bu meslek yaşar hem de yeni istihdam alanları açılır” şeklinde konuştu.

  • (Özel Haber) Futbolcu gibi transfer oluyorlardı şimdi son demlerini yaşıyorlar

    TEKİRDAĞ (İHA) – Eskiden futbolcu gibi transfer olurken şimdi ise bir elin parmaklarının sayısını geçemeyecek kadar kalan Tekirdağ’daki ayakkabı ustaları teknolojiye direniyor.

    Geçmiş dönemlerde en parlak meslekler arasında olan ayakkabı tamir ve imalatçılık mesleğinin ustaları, eskiden futbolcu gibi transfer olurken şimdi ise teknolojiye direnerek son demlerini yaşıyor. Tekirdağ’da eskiden bu işi 100 kişiyle yaptıklarını ve İstanbul’un ayakkabı ihtiyacını gidermek içinde dönem dönem futbolcu gibi transfer olduklarını belirten ayakkabı ustaları, şimdi ise bu mesleği yapan 3-4 kişi kaldıklarını belirtti.

    “Bazı arkadaşlarımız vefat etti”

    İmalata İstanbul’da başladıklarını ifade eden ayakkabı tamir ustası Ayhan Kantarcılar, seneler sonra teknolojinin getirdiği şartlar dolayısıyla atölyelerin kapandığını belirterek, “Bazı arkadaşlarımız vefat etti. Tekirdağ’da birkaç tane tamirat yapan arkadaşlar var. Hatırladığım kadarıyla, Tekirdağ’da 15-20 tane atölye vardı, tahminim imalatta çalışan en azından 100 kişi vardı. Şu anda saysanız 10 kişi yok yani. Tamirat yapan imalat bitti. İşte teknoloji, dünya pazarı, bunlar bu hale getirdi. 20-30 liraya ayakkabı mı olur, imalatta yapmaya kalksan normal şartlarda en azından 50-60 lira, bunu en azından 100 liranın üzerinde satılması lazım. 20-30 liraya ayakkabı olursa bu atölyeler nasıl kapanmasın” dedi.

    “Futbolcu gibi transfer olurduk”

    Eskiden ustaların değeri olduğunu, mesleğin çok parlak olduğunu ifade eden ayakkabı tamir ustası Rasim Erim ise, “Eskiden ustalar değerliydi, futbolcu gibi transfer olurduk. Bizim Tekirdağ’lı ustalar birinciydi. Sık sık İstanbul-Tekirdağ arası gidip gelirdik. Meslek ustalığı değerliydi. Şimdi hep teknolojik, fabrikasyon. Rafta 150-200 çift ayakkabı var bunun hepsi fabrikasyon, el yapımı ayakkabı kalmadı. Biz zamanında yaptık yaranamadık. Şimdi kaça aldın 300-400 lira biz yapmış olsak burada sorun yaşarız. Tamir yapıyoruz burada. El yapımı ayakkabı kalmadı yani. Her şey fabrikasyon. Vatandaşın yüzde 90’ı marka peşinde. Marka ama fabrikasyon, her şey Çin malı. El yapımı kalmadı” şeklinde konuştu.

    Ayakkabı tamir ustası Tolga Atmacalar da eskiden alınan ayakkabının daha sağlıklı olduğunu ifade ederek, “Tabi şimdi teknoloji ile beraber üretimin artışı var. Üretim artışı insanların ayakkabıya kolay ulaşmasını sağlıyor ama bu kalite ve sağlamlık olarak yansımıyor. Tabi eski sistem olmuş olsa, elde yapılan sade deri ve kösele kullanılırdı. Naylon ya da imitasyon ürün yoktu. Yani teknoloji insanlara fayda sağlıyor, ama onun yanında getirdiği olumsuzluklar da var tabi. Eskiden bir ayakkabıyı aldığın zaman ne ayağın terler, ne kokar ne su girerdi. Şimdi adam yeni ayakkabı alıyor, giyiyor ayağı su içinde oluyor. Böyle bir teknoloji olsa ne olur olmasa ne olur” ifadelerini kaydetti.