Etiket: Demir

  • AK Parti Kastamonu Milletvekili Demir: “Bir Müdür İle Şefe, Sözüm Geçmeyecekse Yemin Ederim Bu Görevi Bırakırım”

    AK Parti Kastamonu Milletvekili Murat Demir, Kastamonu’da, halkın oylarıyla seçilmiş bir kişi olarak, bir müdür ile iki şefe sözüm geçmeyecekse, görevi bırakacağını söyledi.

    Milletvekili Demir, ’Kastamonu’da özellikle sahil bölgesini etkisi altına alan kar yağışı sonrası köylerde ve yol güzergahlarında mahsur kalan vatandaşlara ve araçlara, Karayolları 15. Bölge Müdürlüğünün yeteri kadar yadımda bulunmadığı gerekçesiyle sorumlu şef ve müdürlerin hesap vereceği’ şeklinde yaptığı açıklamasına, Karayolları Genel Müdürlüğü’nün yazılı cevap yapması üzerine tekrar bir açıklama yaptı.

    Demir, “Polemiğe girmek istemezdim. Fakat yapılan açıklamaya cevap verme lüzumu gördüm. Çünkü şahsım perşembe günü, Kastamonu’dan Cide’ye geçiş yaptım. Yolda çalışma yapan personelle sohbet ettim. Bir ihtiyaçları var mı diye sordum. Şenpazar’da durdum ve İl Özel İdare ekipleri ile çay içerek bir süre sohbet ettik. Cide’den kendi köyüme gideceğimi bildirdim, yolun açık olup olmadığını sordum. Bana ekipler açık olduğunu söyledi. Bunun üzerine bende, Cide’den köyüme gitmek için yola çıktım ama maalesef yolda 20 santimetre kalınlığında kar vardı. Aracım dört çeker jeep olduğundan dolayı Aydos bölgesinde bir minibüse rastladım. İçinde ailesi olan şahıslar, 4 saattir yolda kalmışlar. Bende, telefonla Karayolları ekiplerine ulaşmaya çalıştım ama ulaşamadım. Cide Kaymakamımızdan yardım istedim. Bunun sonucunda 4 saattir yolda kalmış kişileri ancak bu şekilde kurtarabildik” dedi.

    Karayolları 15. Bölge Müdürünün dünyadan haberi olmadığını ileri süren Demir, “Karayolları ekiplerinde özverili çalışanlar bizlerin her zaman baş tacıdır. Ama sahildeki durum olağan değil, olağanüstü bir durumdur. Olağanüstü durumlarda ne yapılacağını bizlere anlatmasına gerek yok, bunu herkes biliyor. Otobüsün yolda kaldığı yere gittiğimde yine bana yanlış bilgi veriyorlar. Ben bizzat kendim ordaydım ve yol genişletilmesi falan yok. Taşeron firmanın araçları var ama yakıt yok deyip park etmiş gitmişlerdi. Hatta otobüs şoförü, karayollarını kaç saattir arıyorum ilgilenen olmadı dedi. Türkiye Cumhuriyetine bağlı Karayolları, Türkiye’de büyük işler yapmıştır ve yapmaya da devam etmektedir. Ama görevlerini yapmayan şef ve müdürler mazeret altına sığınmamalıdırlar. Süreç boyunca bölgede bulundum ve bir acil hasta için 100 metre içeri girmeyin talimatı veren müdür, saat 21.00’da yatan ve vekilin telefonuna çıkmayan şef, araç parklarında tüm araçların yatarak İnebolu Kaymakamının talebini, ricasını geri çeviren şeflere seslenmek istiyorum. Tüm süreçte bölgedeydim ve bizzat canlı tanık olarak yaşadım ve gördüm. Bölge Müdürüne sormak istiyorum, acaba kar yağışından sonra hiç sahil bölgesine inmiş mi? En az bir buçuk metre, en çok üç metre olan kardan bahsediyoruz. Sayın vekilim, ‘Karayolları, bizi ölüme terk etti’ diyen köylülerden bahsediyoruz. Hangi görev alanından bahsediyorsunuz. Burası Kastamonu, bizler vekil olarak o kapılardan oy istedik. Böyle bir durumda vekil olarak topyekun halkımızın yanında olacağız. Buna kimse engel olamaz ve olamayacaktır. Karayolları, ana yol güzergahını açık tutması zaten asli görevidir. Bu zaten Karayollarının işidir. Ama bizlerde, bir örf ve adet vardır. Bizler, nerede, hangi ülkede, hangi şehirde dil, din, ırk fark etmez bir afet yaşansa yardımına koşarız. Nerede zorda olan birisi varsa yardımına koşarız, yanında oluruz. Bunun sonucu ne olursa olsun fark etmez. Karayolunu açık tuttuk diyorsunuz ama Cide-İnebolu yolu Pazar günü saat 15.00’da kapalı kaldı. Bu yolu da açan Kastamonu İl Özel İdaresi ekipleri oldu. Karayollarının taşeron firmasına ait araç, tek kepçe takmadan yoldan geçti. Bizzat ben yolda karşılaştım. Cide’de kendi köyümde açılan yol, tek şerit tabandan kazıma değil, 15 santimetre üstten tartarak açılan yoldur. Çift şerit ise, Salı akşamı saat 17.00’da açıldı. Bizim, özverili çalışan Karayolları ekiplerine biz sözümüz yok. Sayın Karayolları Bölge Müdürüm ile Cide ve İnebolu’da Karayolları şeflerine çok sözüm olacak. Sayın Bölge Müdürümüzden ricamız, lütfen kendileri köylülerimizle, kaymakamlarımızla ve belediye başkanlarımızla bir istişare toplantısı yapsın” diye konuştu.

    Kastamonu halkının oylarıyla seçilen bir milletvekili olduğuna dikkat çeken Demir, şunları kaydetti: “Tüm Kastamonu halkına şunu söylemek istiyorum. Ben, sizlerin oylarınızla seçilen bir vekiliyim. Sizin sesiniz olamayacaksam, derdinizle dertlenmeyeceksem, bir müdüre, bir şefe sözüm geçmeyecekse, yemin ediyorum bu milletvekilliğini yapmam. Bu süreçte özverili bir şekilde gecesini gündüzüne katan Karayolları ekiplerine teşekkür ediyorum, ama görevini layıkıyla yapmayanlara da sitemde bulunuyorum”.

    Öte yandan, Demir, İlçe Kaymakamlarından yapılan çalışmalarla ilgili olarak bilgi ve belge istediğini, kendisinde bulunan belgelerle birlikte bunları Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım’a da bizzat sunacağını sözlerine ekledi.

  • Muhammet Demir İçin Fenerbahçe Ve Trabzonspor Devrede

    Gaziantepspor’un Futbol Şube Sorumlusu Mustafa Kızıl, Muhammet Demir için Trabzonspor ile görüştüklerini belirtti. Kızıl, ayrıca yıldız oyuncuyla menajer aracılığıyla Fenerbahçe’nin de ilgilendiğini açıkladı.

    Gaziantepspor’un Futbol Şube Sorumlusu Mustafa Kızıl, kırmızı-siyahlıların yıldızı oyuncusu Muhammet Demir için Trabzonspor ile görüştüklerini söyledi. Fenerbahçe’nin de menajer aracılığıyla Muhammet Demir ile ilgilendiğini kaydeden Kızıl, “Muhammet için Batur Altıparmak aracılığıyla Fenerbahçe’nin ilgilendiğini öğrendik. Ama ne Fenerbahçe Kulübü ne de Galatasaray ile hiç görüşmemiz olmadı. Muhammet için Trabzonspor ile görüştük. Başkan Muharrem Usta ile Muhammet için konuştuk ama anlaştığımız bir şey yok” dedi.

    “CİDDİ BİR TEKLİF GELİRSE MUHAMMET’İ SATARIZ”

    Kızıl, ciddi bir teklif gelirse Muhammet’i satacaklarını kaydetti. Mersin İdmanyurdu’nda geçen hafta yaşanan ekonomik krizin ardından Gaziantepspor, Mersin İdmanyurdu ve Eskişehirspor’dan sözleşmesini tek taraflı fesih eden hiç bir futbolcuyu almama kararı aldıklarını belirten Kızıl, “Bundan sonra Mersin ve Eskişehir’den tek taraflı feshetmiş hiçbir futbolcuyu transfer etmeyeceğiz. Futbolcular ve kulüpler barışık olmalı. Kulüp futbolcuların kötü gününde, futbolcularda kulüplerin zor anlarında yanında olmaları gerekiyor” diye konuştu.

    Genç oyuncu Orkan Çınar’a da Trabzonspor’dan teklif olduğu iddialarını yalanlayan Kızıl, “Orkan, çok yetenekli bir oyuncu. Geleceği yıldız adaylarından biri. Bize gelen hiçbir teklif yoktur” ifadesini kullandı.

    Benfica, Porto gibi takımlardan futbolcu alabilmelerine rağmen üç büyük diye tabir edilen takımlardan futbolcu alamadıklarını söyleyen Kızıl, üç büyük takımların transfer politikalarının yanlış olduğunu kaydetti.

  • AK Parti Kastamonu Milletvekili Murat Demir;

    AK Parti Kastamonu Milletvekili Murat Demir, İnebolu Limanı’nın gelecekte AK Parti’nin siyasetine etki edeceğini belirterek, “Liman, AK Parti’nin siyasetini ya yukarıya taşıyacak yada belirli bir seviyeye çekecek” dedi.

    Demir, Şerife Bacı Öğretmenevinde düzenlediği basın toplantısında gündemi değerlendirdi. İlk etapta yapılması gereken işleri planladıklarını ve öncelikle bu işlerden başlayacaklarını söyleyen AK Parti Kastamonu Milletvekili Murat Demir, “Başbakanımızı ziyaret ederek eksiklerimizi ve isteklerimizi başlıklar halinde sunduk. En önemli konu benim için buranın kalkınmasıydı. En önemli olanı İnebolu Limanıyla alakalı bizzat görüştük. Konuyu direk kendisine ilettik. İhalesinin yapılmasıyla bizzat kendimiz ilgileneceğiz. Bu süreç artık iyi bir noktaya gidiyor. Olumlu olumsuz bütün gelişmeleri sizlerle paylaşacağız. İnebolu’nun Dünya ya Kastamonu’dan açılan bir kapı olduğunu Başbakanımıza ilettik. Kendisi de bize bu konuda çok çok yardımcı oldu” dedi.

    “LİMAN, AK PARTİ’NİN SİYASETİNİ İLERİYE TAŞIYACAK”

    Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun Kastamonu’nun önceden alamadığı yatırımları alacağının sözünü verdiğini belirten Demir, “Başbakanımız bizlere Kastamonu’nun önceden gerektiği kalkınma için yardımların alınmadığını ve bundan sonra hak ettiği ödenek ve çalışmaları alacağını bizzat söyledi. Kalkındırmak için ne gerekiyorsa yapılacağını ilettik ve takipte olacağız. İnebolu Limanı, benim için, Kastamonu için, Türkiye için emin olunki çok önemlidir. İnebolu Limanı, bizler için çok şey ifade ediyor. Aksi taktirde AK Parti’nin siyasetini gelecekte çok ileri taşıyacak bir liman yada siyasetini belirli bir seviyeye düşürecek bir limandır. Burası bizlerin, herkesin vicdanı, İnebolu Limanından bir sıkıntı çıkarsı ki çıkmayacağını çok iyi biliyorum, Sayın Başbakanımız Ahmet Davutoğlu son imzalayacak olan kişidir. Başbakanımız, imza atmayınca zaten özelleştirme gerçekleştirmiyor” diye konuştu.

    “GELECEK HESABI YAPMADAN SİYASET YAPACAĞIM”

    “Kastamonu’da, artık ‘ben’ yok, ‘biz’ var” diyen Demir, şunları kaydetti: “Kastamonu’da ki benlik duygusu artık biz olarak değişmekte ve birlik sesleri çıkmaktadır. Bunu net bir şekilde gelişerek de ortaya koyacağımızdan eminim. Bütün ilçelerimize dosya açarak her sorununu yazılı bir şekilde iletiyor ve ilgileniyorum. Birimlerden yazılı bir şekilde de olumlu olumsuz cevap alıyorum. Ve ne gerekirse vekil ve danışman arkadaşlarla takibini sağlıyoruz. Ben seçim zamanı da söylediğim gibi 1 dönem vekilliğe talibim. Niye derseniz ben Kastamonu için buradayım. Sizin için çalışmaya söz vermiş sizden izin almışım. Kastamonu’nun bizden sonrada en ufak sıkıntısına koşacak bir yapıdayım. Görevim bu. Kim engel olursa Kastamonu yararına yapılacak bir işe karşısında beni bulacak. Bunu açık dille söyleyebiliyorum. Kendime siyasi bir hesap çıkarmadan çalışacağım. Gelecek hesabı yapmıyorum. Bu görevi bir kere yapıp adam gibi yapıp çalışmak istiyorum. Önüme Kastamonu için geçecek babam dahi olsa emin olun tanımam. Bunu da önümüzdeki günlerde göreceksiniz. Vekil arkadaşlarımızla birlikte Kastamonu 1 tık ileri gidebiliyorsa ne mutlu bize diyorum. Halkımızın bize net bir görev verdi bizde bu görevi en layıkıyla yapmaya çalışıyoruz. Karayolları Genel Müdürü İsmail Kartal ile görüştük. Kastamonu yollarını masaya yatırdık. Yeni projeleri sunduk. Acil olan konularımızı bizzat konuşurken müdahale edip ilgilendi. Kendisi Kastamonu’da görev yapmış bir müdür olarak da sıkıntıları bilmesi ve ilgilenmesi bizi onurlandırdı”

    “KASTAMONU’DA ARTIK BEN YOK, BİZ VAR”

    “Kastamonu’da artık ben yok, biz var” diyen Demir, “En azından biz, milletvekilleri arasında ben diye bir şey yok. Eğer bizde de yoksa Kastamonu’da bu ben duygusu hiçbir kurumda da olmayacak. Zor olacak ama bunu yapacağız. Buda olma zorunda, ben olarak hareket eden hiç kimse başarıya ulaşamaz. Üç tane milletvekiliyiz, birimiz aradan sıyrıldı diyelim, tek başına gidiyor. Emin olun o, tek milletvekili hiçbir şey yapamaz. Yapmaya çalışırım ama bu halkın gözü önünde, insanların gözünde güzel bir itibar bırakmaz. Onun için ben değil, biz olacağız. Milletvekilleri olarak biz duygusunu aramızda başlattık, kurumlarımızda da bu biz duygusu zamanla olacak. Benlik duygularımızı bir kenara bırakıp Kastamonu için enerjimizi harcamalıyız. Bu kısa dönemde Kastamonu’da gelecekte bir şeylerin değişeceğinin göstergesi olduğunu unutmayalım” ifadelerini kullandı.

    “24 SAAT TELEFONUM AÇIK, HERKES ARAYABİLİR”

    Kastamonu’nun milletvekili olarak, Kastamonu için var güçleriyle çalışacaklarına dikkat çeken Demir, şöyle konuştu: “Bize oy vermiş veya vermemiş fark etmez. Ben, seçildikten itibaren herkesin vekiliyim artık. Bize oy vermemiş bile olsa kimin ne sorunu varsa onunla ilgilenmek ve sorunun çözmek bizlerin temel görevidir. Telefonum, 24 saat açık. Telefonumu hiçbir zaman kapatmadım. Beni, bir şey sormak için veya bir konu iletmek için herkes istediği zaman arayabilir. Bunda kimse hiç şüphe etmesin. Zaman buldukça ilçelerimizi ziyaret edeceğiz ve buradaki teşkilatımızla, vatandaşlarımızla bir araya gelerek istek ve taleplerini dinleyeceğiz. Her ilçe için ayrı bir klasör oluşturdum. Tüm ilçelerimizin sorunlarıyla ve istekleriyle ayrı ayrı ilgilenip takibini sürdüreceğim. Talep ve isteklerini bizzat takip ederek söylemde değil, icraata dökerek sonucu ulaşması için ben ve arkadaşlarım birlikte çalışıyoruz. Biz, Kastamonu’da değişik ve alışkın olmadığı bir sistemle çalışıyoruz ve çalışacağız. Tek amacımız hizmet. Hizmet ederken de daha önce söylediğim gibi bir döneme talibim, adam gibi bu bir dönemi yapacağım. Bu zaman zarfında tüm Kastamonu dinamikleri, kamu kurumlarındaki, tüm yetkililerle bu süreci getireceğiz”

  • Demir Yüklü Kamyon Devrildi: 1 Yaralı

    Antalya’nın Manavgat ilçesinde demir yüklü kamyonun devrilmesi sonucu 1 kişi yaralandı.

    Edinilen bilgiye göre, Manavgat’ın Örenşehir Mahallesi’nde sera inşaatına demir profil götüren Kamil Yılmaz idaresindeki 07 US 014 plakalı kamyon, dikkatsizlik ve tedbirsizlik nedeniyle dolgu yolda devrildi. Kazada kamyonun şoför mahallinde sıkışan sürücü Kamil Yılmaz, Antalya Büyükşehir Belediyesi Manavgat İtfaiye amirliği ekipleri tarafından bulunduğu yerden çıkarıldıktan sonra ambulans ile Manavgat Devlet Hastanesine kaldırıldı. Sürücü Yılmaz’ın hayati tehlikesinin bulunduğu belirtildi.

  • Hitit Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hilmi Demir:

    Hitit Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hilmi Demir, selefiler ve Avrupa’daki bir çok devletin Irak ve Suriye topraklarında bir Kürt devletinin kuruluşu için mücadele ettiğini ve özellikle selefi Arapların Kürt devleti istediğini belirterek, “IŞİD’in asıl fonksiyonu burada Sünni bir devlet kurmak değil. IŞİD’in asıl fonksiyonu bir Kürt devletinin kuruluşunu meşru hale getirmek. Ve buna zemin hazırlamak” dedi.

    Türk Ocakları Çorum Şubesi tarafından “İslam Coğrafyası’nda Radikalizm ve Radikalist Eğilimler” konulu konferans düzenlendi. Konferansa konuşmacı olarak katılan Prof. Dr. Hilmi Demir, Ortadoğu’da yaşanan değişimler, bu değişimlerin İslam dünyası ve Türkiye’ye yönelik etkileri üzerine açıklamalarda bulundu.

    19. yüzyıldan itibaren Selefilik ile Vahhabilik akımlarının sürekli geliştiğini, Vahhabilikle Şii hareketinin de büyümeye başladığına işaret eden Prof. Dr. Demir, bu hareketler sürekli alan kazandıkça Ehli Sünnet’in erimeye başladığına dikkat çekti.

    Bu akımların güçlendiği dönemde Amerika’nın Saddam’a müdahale ettiğini ve Irak’ı yerle bir ettiğini hatırlatan Prof. Dr. Demir, “Amacı demokrasi getirmekti. Irak’ta yapısal bir hata yaptı. Irak ordusunu tamamen dağıttı. Irak ordusu Arap Sünnilerden oluşuyordu. Irak ordusunda Baas Partisi çok güçlüydü. Biz bunları bertaraf etmedikçe Irak’ta Saddam’ı ciddi anlamda temizleyemeyiz dediler. Askerle tasfiye etmekle birlikte Sünni nüfusu da ciddi anlamda baskı uygulamaya başladı. Ülkenin büyük çoğunluğu Şii olmasına rağmen Saddam yönetimi Sünni olduğu için Irak’ta Sünni egemenlik vardı. Amerika geldi Sünnileri tasfiye edince Şiiler dediler ki biz sizinle çalışırız dediler. İkinci partneri kimdi Kürtler. Bu süreçte Sünnileri tasfiye ederken ezmeye başladı. Bunların bir çoğu askerdi. Yeraltına çekilerek direnmeye başladılar. Irak’ta direniş örgütlerinin hepsi Sünni değil. Araların da Kürt örgütler vardı. Sünni Kürtler Amerika ile birlikte çalışmaya biraz direndiler. Direniş örgütleri kurdular. Bunlardan bir tanesi Irak El Kaidesi. El Kaide’yi biz nerden biliyoruz Afganistan’dan. Afganistan’da kurulmuştu. 11 Eylül saldırıları ile birlikte dünyada El Kaide bir marka haline geldi. Bu markayı daha sonra başka yerlerde gördük. Bütün savaşlarda El Kaide’yi gördük. Bütün savaşlarda öne çıktılar. Irak’ta da hemen anında geldiler ve buradaki direnişe katıldılar. ABD’ye karşı direndiler. Irak El Kaidesi’nin başında isim dikkat çekiyor. Ebu Musa El Zerkavi. Aslında Zerkavi, Afganistan’da idi. Usame Bin Ladin’e en yakın isimlerdendi. 2003 yılında Irak’taki direnişe örgütlemek için buraya geçti. 2004 yılında bir eyleme damgasını vuruyor. Boğazı kesilen bir esirin videolarını başladı. Şimdi kim kesiyor IŞİD. Zerkavi bunu Bağdat’ta yapmıştı. Bu olmayan bişey değil. El Kaide’nin kullandığı önemli eylem tarzlarından birisiydi. Zerkavi, 2006 yılında öldürüldü” dedi.

    “BUKKA KAMPI IŞİD’İN KURULUŞ KAMPIDIR”

    Bukka kampının IŞİD’in kuruluş kampı olduğunu anlatan Prof. Dr. Hilmi Demir, “IŞİD’in kurucusu Ebu Bekir El Bağdadi El Huseyni El Kureyşi o tarihlerde nerdeydi. 2003 yılında üniversiteden yeni mezun olmuş bir öğrenciydi. O dönemde bir protesto gösterisine katılmış 2004 yılında tutuklanarak Irak’ın güneyindeki Bukka kampına gönderildi. Bukka kampı ilginç bir kamp. 2009 yılında kapatıldı. Bağdadi 2009 yılında bu kamptan gönderiliyor. Serbest bırakılıyor. 2003-2009 yılları arasında ne kadar El Kaideci, Baas generali, komutanı askeri varsa hepsi bu kampa gönderiliyor. Bukka kampı IŞİD’in kuruluş kampıdır. Bugün IŞİD gibi bir çok örgütün üst düzey yöneticisi Bukka kampında bulunmuştur. 2010 yılında Bağdadi IŞİD’in başına geçiyor. Bu kadar rastlantı ilginç bir şeydir. Irak El Kaidesi’nin başına geçer geçmez örgütün ismini değiştirerek Irak Şam İslam Devleti’ne çeviriyor. Artık hedefimiz sadece Irak değil Şam’ı da istiyoruz diyorlar. Peki nedir hedefiniz? El Kaide örgütünün en temel özelliklerinden bir tanesi düşmanı zarara vermektir. Devlet kurma ideolojisi yoktur. Fakat IŞİD örgütü kurulduğu andan itibaren hilafet devleti kuracağı iddiasını gündemine alıyor. Merkezine taşıyor. Hilafet devletini Şam ve Irak’ta kurmaya çalışıyor. Niye burada kuruyorsunuz. Niye Afganistan’da değil. Niye Pakistan’da değil. Neden geldiniz bu coğrafyaya. Neden burada İslam Devleti kurmaya çalışıyorsunuz. Bu sorular Ortadoğu’yu anlamamız açısından çok önemli” diye konuştu.

    Terör örgütü IŞİD’in 2014 yılında Musul eylemiyle en büyük başarısını elde ettiğini anlatan Prof. Dr. Demir, “Musul, Irak’ın en büyük şehirlerinden bir tanesi. Güçlerin dağıldığı bir şehir. Musul’da IŞİD’e lazım olan para, silah ve petrol var. Musul’u ele geçirir geçirmez Irak ve Şam ile bütün uluslararası anlaşmaları kaldırdığını, hilafet devleti kurduğunu, Ebu Bekir El Bağdadi’nin de halife olduğunu kabul ediyorlar. İsim ne Ebu Bekir El Bağdadi El Huseyni El Kureyşi. Huseyni neyi ifade ediyor şiayı. Hz. Ali soyundan, peygamber soyundan. Kureyşi, halife Kureyşi’den olacak iddiası var ya onu taşıyor. Bu bize mesaj. Bu Türkler hilafeti gasp etmişlerdi. Bizim elimizden aldılar. Halife bundan sonra Araplardan olacak. Türkiye’ye de mesaj yolluyorlar, isterseniz size de bir emirlik verelim diyorlar. Boşuna hilafet hayali falan kurmayın. Dolaysıyla hilafet bizim hakkımız Arapların hakkı diyorlar. İlginç bir şekilde bu coğrafyada güç kazanıyorlar. IŞİD kimlerle savaşıyor. IŞİD en çok muhalif gruplarla Suriye hükümeti arasında gidip geliyor. Kimlerle savaşmadı Kürtlerle. IŞİD’i anlama kılavuzlardan en önemli birisi burada. Kürtlerle savaştı. Nerede Kobani’de. Peki ne oldu. Yenildi. Geri çekildi, kim geldi. Kürtlerle savaşması ve yenilmesi neyi değiştirdi. Bu da çok ilginç” ifadelerini kullandı.

    “IŞİD, İSLAMİ DEĞİL. SÜNNİLİĞİN İZZETİNİ KİRLETTİ”

    IŞİD’in Suriye’de yaptığı değişimleri de anlatan Prof. Dr. Demir, “Batı’nın İslam’a karşı düşmanlığını kışkırttı mı? Bugün İslam dünyası, İslam dendiği zaman kelle kesen eli kanlı bir terör örgütü olarak anılıyor mu? Ve İslam terörle eş anlamlı hale geldi mi? IŞİD, İslami değil. Sünniliğin izzetini kirletti. İkincisi, İslam dünyasında temsil krizi yarattı. Müslümanları kim temsil ediyor. Geçen karşılaştığım batılı gazeteciler ve büyükelçilerin ilginç bir çıkışı oldu. dediler ki ’Siz böyle Sünnilik, Hanefilik diyorsunuz ama Şiilik inanın sizinkinden daha ılımlı bir mezhepmiş’ dediler. Sünnilik eşittir IŞİD. Şiilik öyle değil. Hiç siz Batı’ya saldıran bir Şii gördünüz mü? Temsil krizi derken kast ettiğim o. İslam dünyasında Şiiliği güçlendirdi. Batı medyasında Şiilik çok güçlü. Ne kadar Batı’da sahada IŞİD’le mücadele eden tek güç Kürtler gözüküyor. Bu ister istemez Kürtleri ciddi anlamda batı medyasında meşru hale getiriyor. IŞİD, Suriye topraklarının yüzde 67’sini elinde tutarken şuanda hızla geri çekiliyor. IŞİD’in geri çekildiği yerlere kim yerleşiyor? Kürtler. 7-8 yıldır iddiam buydu. Dedim ki hem Selefiler hem de Avrupa’daki bir çok devlet burada bir Kürt devletinin kuruluşu için mücadele ediyor. Boşuna umutlanmayın özellikle Selefi Araplar Kürt devleti istiyorlar. Ve IŞİD’in asıl fonksiyonu burada Sünni bir devlet kurmak değil, olabilir de. IŞİD’in asıl fonksiyonu bir Kürt devletinin kuruluşunu meşru hale getirmek. Ve buna zemin hazırlamak. Irak ve Suriye coğrafyasında bir Kürt devleti kurarsanız İran önünde bir tampon oluşturursunuz. İran’a karşı hem Selefi Vahhabileri hem de İsral’i korursunuz” ifadelerini kullandı.

    “İSLAM, TERÖRLE ANILAN BİR DİN HALİNE GELDİ”

    Bugün Müslümanların, Batı’da rahat hareket edemediğini, artık İslam’ın terörle anılan bir din haline geldiğini vurgulayan Demir, “Paris saldırısıyla bunlar iyice keskinleşmeye başladı. Dünyanın her yerinde sıkıntılarımız var. Müslüman Türk kimliği pasaportu taşısanız bile sorgulanıyorsunuz. Bir zamanlar Avrupa İslamlaşacak Avrupa Müslümanlaşacak hayali görüyorduk. Oysa şimdi Avrupa’da ciddi sıkıntı içerisindeyiz. Müslüman olmak artık bir marka olmak değil. Radikalleşen İslam dünyası bir taraftan Selefilik bir taraftan IŞİD’le birlikte nasıl bir kuşatmanın içerisine düştü. Osmanlının yıkılışıyla birlikte Sünni dünyada adaletin temsil özelliği kaybedildi. Ehli Sünnetin yerini Selefilik ve Şiilik doldurmaya başladı. Coğrafyada bizden başka herkes mezhepçilik yapıyor. Ama biz Ehli Sünneti hala mezhep zannediyoruz. İslam dünyası Selefilik ve Şiilik arasına sıkıştı. İkisi kavga ediyor olan bize oluyor. Olan İslam’ın izzetine oluyor. Bu kavgadan sürekli Müslümanlar zarar örüyor. Sorunun kaynağını arıyorsak 19. yüzyıla gitmeliyiz. Çare bugün İstanbul. Eğer 18-19. yüzyılda düştüğümüz İstanbul’u yeniden Ehli sünnetin merkezi haline getirirseniz İslam dünyasına büyük bir iyilik yapmış olursunuz. 19. yüzyılda neler kaybettiğimiz iyi tetkik edilmeli. Kılavuzumuz ehli sünnetin ışığı olsun” sözleriyle konuşmasını tamamladı.