Etiket: Demeyin

  • Çocuklarınıza “Ders çalış” demeyin

    Çocuklarının başarılı bir eğitim dönemi geçirmesini isteyen birçok anne-baba, ders çalışmaları için onlara sürekli baskı yapıyor. Ancak uzmanlar, farklı nedenlerle ders çalışmayan çocuklar üzerinde “ders çalış” diyerek baskı kurmanın çok da faydası olmadığını belirtiyor. Uzmanlar, çocuğa sürekli komut vererek onu derse yönlendirmeye çalışmak yerine, ders çalışmasına engel bir durum olup olmadığını araştırmanın daha etkili bir yol olduğunu vurguluyor.

    Bu alanda önemli çalışmaları olan Yaprak Psikiyatrik ve Psikolojik Danışmanlık Merkezi kurucusu Dr. Sabri Yurdakul, çocukları ders çalışma konusunda istekli olmayan anne-babalara bazı uyarılarda bulundu. Çocuklara “ders çalış” demenin etkili bir yöntem olmadığını belirten Yurdakul, “Aileler, ’Demesi kolay. Çalış demezsek çalışmıyor’ diyecek ama aslında ‘çalış’ deyince de çocuklar çalışmıyor. Kendi hallerine mi bırakacağız? Tabii ki hayır. Önemli olan bir yolunu bulup onları çalıştırabilmek” dedi.

    “Çocuklar ‘çalış’ demeyle çalışmazlar”

    Çalışkan ve motive öğrencilerin “çalış” sözüne ihtiyacı olmadığını vurgulayan Psikiyatrist Yurdakul, “Onları bir kenara bırakıyorum. Çünkü onlar ‘çalış’ demeseniz de çalışacakları gibi ‘hadi bırak’ deseniz de dersin başından ayrılmayabiliyorlar. Bizim için asıl önemlisi dersin başında oturamayan, ders çalışamayan öğrencilerimiz. Dersin başına oturmadıkları gibi telefon, bilgisayar ellerinden düşmüyor. Hadi bilgisayarı yasakladık diyelim, telefonu ellerinden düşürmüyorlar. Bu çocuklar genel olarak sıkılan çocuklar. Dersin başında oturamayan, çabuk sıkılan, dikkati çabuk dağılan, ders çalışma isteği olmayan çocuklar” ifadelerini kullandı.

    “Onları anlamaya çalışmalıyız”

    “Tembel öğrenci yoktur, ders çalışamayan öğrenci vardır” diyen Yurdukul, şöyle devam etti:

    “Yapılması gereken iş öncelikle ders çalışmalarına engel bir durum olup olmadığını araştırmaktır. Dikkat sorunu mu var? Moralleri mi bozuk? Bize tepki olarak mı çalışmıyorlar? Bunu bulalım. Gerekirse bir psikolog ya da psikiyatriste başvurup dikkat testi yaptıralım. Dikkat eksikliği varsa bunun düzelmesini sağlayalım. ‘Git ders çalış’ demek yerine çalışacağımız bir konuyu ya da okuyacağımız bir kitabı yanımıza alıp onun yanına oturalım. Bizi görünce derse daha çok motive olacaklardır. Üniversite öğrencisi bir ağabey ya da abla bulup onunla ders çalıştıralım. Kendinden büyük biriyle daha güzel çalışabiliyorlar.”

    Uzun süreli ders çalışan çocukların sıkıldıkça ara vermelerine de izin verilmesi gerektiğinin altını çizen Psikiyatrist Dr. Sabri Yurdakul, “Yapabildiğimiz kadar derslerine engel olmayacak düzeyde sporunu destekleyelim. Spor yaptıklarında enerjilerini atıp dersin başına oturmaları daha kolay olacaktır. Bütün bunları yapın, yine çalışmıyorsa kızmayın, çok üzerine gitmeyin. İmkanınız varsa etüde gönderin, orada öğretmenlerin nezaretinde, arkadaşları ile birlikte dersini bitirip eve öyle gelsin” önerilerinde bulundu.

  • “Erkeğim, bende olmaz” demeyin

    Medical Park İzmir Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Dr. İsmail Özsan, kadınlara özgü bir hastalık olarak bilinen meme kanserinin erkeklerde daha agresif ve hızlı ilerlediğini söyledi. Uzman Dr. Özcan, erken tanı konulabilmesi için erkeklerin de ayda bir kez elle meme kontrolü yapmasını önerdi.

    Genel Cerrahi Uzmanı İsmail Özsan, en yaygın görülen belirtinin meme dokusunda hissedilebilen kitle olduğunu kaydederek, “Erkeklerde az da olsa bir meme dokusu vardır. Bu meme dokusu kadınlarda olduğu gibi meme hastalıklarına açıktır. Meme kanseri, meme başında akıntı, çatlak, şekil bozuklukları ve elle anlaşılabilen kitleler olarak belirti verir. Meme dokusu az olduğu için tanısı kolaydır ancak genelde ileri evrede anlaşılır. Hastalık meme dokusu az olduğu için daha hızlı yayılır. Erkeklerde kadınlara göre daha agresiftir ve ölümcül sonuçlar doğurur” dedi.

    “Elle kontrol edin”

    Erkeklerin her ay elle meme kontrolü yapmasını öneren Genel Cerrahi Uzmanı İsmail Özsan, “40 yaşı geçen erkeklerde risk artmaktadır. Bu nedenle elle muayene erken tanı için çok önemli. Erkekler elle meme kontrolünü bilmeli ve uygulamalılar. Ayda bir kez ayna karşısında meme kontrolü yapılarak hissedilebilen bir kitle olup olmadığına bakılmalıdır. Her kitle tehlikeli olmayabilir ama bunun kararını hekimler vermelidir” diye konuştu.

    “Sigara meme kanseri riskini arttırıyor”

    Özsan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Erkeklerde meme kütlesi olmadığı için koruyucu ameliyat yapılamıyor. Tedavi, bütün meme dokusunun çıkarılmasıyla gerçekleşiyor. Kol altındaki lenf bezleri ve yağ dokusu temizleniyor. Bazı durumlarda meme altında bulunan kasların alınması gerekebiliyor. Sigara içen erkekler risk grubunda yer alıyor. Ailede erkek meme kanseri öyküsü olan kişiler mutlaka hekime başvurmalı.”

    “Jinekomasti kanser sanılıyor”

    Erkekte meme dokusunun büyümesi (jinekomasti) durumunun meme kanseri sanılabildiğini anlatan Medical Park İzmir Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Dr. İsmail Özsan, “Erkeklerde meme büyümesi meme kanseri sanılabiliyor. Ancak bu hastalık kanser değildir. Kullanılan ilaçlar, genetik yapı ve testis tümörleri erkekte meme büyümesine neden olabilir” diyerek sözlerini sonlandırdı.

  • Bakan Zeybekci; “FETÖ’nün köpekleri diyor. Sakın ha demeyin, onlar köpek dahi olamazlar”

    Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci , 15 Temmuz’da meydana gelen darbe girişiminin ardından, her akşam meydanları dolduran binlerce Uşaklı’ya eşlik etti.

    Demokrasi nöbetinin 17’inci gecesinde belediye önünde toplanan vatandaşlar ve protokol mehteran eşliğinde yürüyerek 15 Temmuz Şehitleri Meydanı’ndaki darbeye karşı mitinginde bir araya geldi. Gecenin onur konuğu Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci oldu. Uşak Valisi Ahmet Okur, Belediye Başkanı Nurullah Cahan, Milletvekilleri Mehmet Altay ve Alim Tunç, AK Parti Uşak İl Başkanı Servet Kuş, Uşak’taki oda ve kurumların temsilcileri ile binlerce vatandaşın katıldığı demokrasi nöbeti, mehter takımının gösterileriyle başladı.

    Burada vatandaşa bir konuşma yapan Bakan Nihat Zeybekci, “Bu zalim ve hainler, milyonlarca vatandaşı fark edemediler. O hain gecede, bu toprağın evladı olmayan bu hainler, aklını ve ruhunu başkalarına satmış. Bazıları FETÖ’nün köpekleri diyor. Sakın ha demeyin, onlar köpek dahi olamazlar. Millet burada, darbeciler deliklerinde ve millete burunlarından gelene kadar fitil fitil hesap verecekler. Peygamberimizin adını alan Peygamber Ocağı’na ihanet edenler, tanklar ve uçaklarla saldırdıklarında zannettiler ki bu millet korkar kaçar. Bizler kaçar, korkar mıyız? Biz efeyiz dedik. Zeybek oyununda bir kere diz vurulur, diz vurma karşıdakileri selamlamadır. Diz vururken sakın ola millete sırtınızı dönmeyin. O diz ancak millete selam için eğilir. Biz milletin önünde ve bir de Hakkın huzurunda, rükuda eğilir başımız” dedi. Darbecilerin idamla cezalandırılmasını istediğini ifade eden Bakan Zeybekci, şöyle söyledi: “Halkımız idamını istiyor ve ben bunların ölümden daha ağır cezalara çarptırılmasını istiyorum. Öyle bir hale gelsinler ki; bizi öldürün demek için yalvar yakar olsunlar. İdam, önümüzdeki günlerde Meclis’e gelecektir. Vatandaşımız ne isterse onu yapacağız. Bana sorarsanız da idamdan yanayım” dedi.

    Türk milletinin tarih boyunca köle olmadığını söyleyen Nihat Zeybekci, “Bu millet asla köle olmadı. Hele hele hainin önünde asla eğilmedi ve bükülmedi. Bu hainler 15 Temmuz gecesi, 40 hainle milletin adamını, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı şehit etmeye gittiler. Onların bir hesabı varsa, Allah’ın da hesabı var. Onlar oraya inmeden Recep Tayyip Erdoğan bir telefonla milleti meydanlara çağırdı. Sokakları, havaalanlarını ve bunların kışlalarının tutulmasını istedi. Bu millet uçaktan atılan bombalar önünde göğsünü siper etti. O satılmış hainler, bayrağa ve masum gençlerimize ateş etti. O masum gençlerimizin 8’i ilk anda şehit oldu. Şehitlerimiz oldu ve bir tanesi dahi kaçmadı. Millet ellerini kaldırdı ve onlara meydan okudu. 140 demokrasi şehidimizi Allah rahmet eylesin ve mekanları cennet olsun. Geçtiğimiz gün Hakkari’de 8 şehidimiz vardı ve bu hainlerin 38’ini orada lağım faresi gibi geberttiler” diye konuştu.

    Darbecilerin Türk ekonomisini de hedef aldıklarını kaydeden Bakan Nihat Zeybekci, şunları söyledi: “Türkiye daha önceki iktidarlar döneminde yaşanan olayları iyi hatırlıyor. 2001’deki krizde ekonomi bakanını ithal ettik. O dönemde devletlere para için yalvaran yöneticilerimiz vardı. Bugün ekonomi bakanı bu milletin içinden çıkıyor mu? Bu 15 Temmuz’daki darbecilerin niyetleri darbe yapıp, doları 5 TL’ye çıkarmaktı. Fakat millet buna fırsat vermedi ve ilk gün 3 milyar dolar para bozduruldu. Son 15 gün içinde yaklaşık 12 milyar dolar para, Türk Lirası’na çevrildi. 15 Temmuz gecesi, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın bize verdiği en önemli talimatlardan biri de, pazartesi sabahı saat 8:30’da hayatın kaldığı yerden devam etmesiydi. Çarkların dönmesi ve mesainin aksatılmamasıydı. İşte bugünün güçlü Türkiyesi’ndeyiz. Hiçbir güç ve hain bizi yıkamayacak. Türkiye’nin 2023, 2053 ve 2071 hedeflerine engel olamayacak”

    Öte yandan Bakan Zeybekci, Uşak’taki programının ardından karayoluyla kentten ayrıldı.

  • Bakan Zeybekci: “Köpek demeyin, haksızlık edersiniz, bunlar başka bir yaratık”

    Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, darbe kalkışmacılarını insanın en sadık dostu köpeklerle eşdeğer tutulduğunun altını çizerek, bunun köpeklere haksızlık olduğunu, bunların başka yaratıklar olduğunu söyledi.

    TGRT Haber Televizyonunda Gündem Özel programına katılarak TGRT Haber ve İhlas Haber Ajansı Ankara Temsilcisi Batuhan Yaşar’ın sorularına cevap veren Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, darbe kakışması gecesinde yaşadıklarını anlattı. Kendisinin kalkışma esnasında Meclis’e gittiğini belirten Zeybekci, Meclis bahçesinde yürürken darbe girişimcilerinin bizzat kendilerini hedef alarak ateş ettiklerini anlattı.

    Darbe girişiminde bulunan gözü dönmüş canilerin insanın en sadık dostu köpeklerle eşdeğer tutulduğunun altını çizen Bakan Zeybekci, “Sakın öyle bir şey yapmayın, köpeklere haksızlık yaparsınız, köpek insanların dostudur. Sahibini ısıran köpek yoktur, mahallesini koruyan köpekler vardır, sokak köpeği bile başını okşadığınız zaman günlerce peşinizde dolaşır. Bunlar başka bir yaratık, korku filmlerindeki gibi, bir anda uzaylıların vücuda nüfuz ettiği gibi, bir anda insanın içinden başka bir yaratığın çıkması gibi çıkan yaratıklar bunlar” dedi.

    Rusya ile normalleşme sürecine ilişkin bilgiler de veren Bakan Zeybekci, 24 Kasım uçak düşürme olayı öncesi ilişkilere dönmek için mutabakat olduğunu belirterek, hedefin 100 milyar dolar olduğunun altını çizdi.

    “Bu, dünya demokrasi tarihine altın harflerle yazılacak olan Türk sivil demokrasi devrimidir”

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın halkı sokağa davet etme çağrısının dönüm noktası olduğunu vurgulayan Zeybekci, “Cumhurbaşkanımızın, TSK’mızın onurlu üniformalarını giyerek bu milletin silahlarıyla darbe yapmaya kalkışan, millete karşı katliam kararı alıp da bunu uygulamaya koyanlara karşı yapılan bir çağrısıdır o. Ama bu dünya demokrasi tarihine altın harflerle yazılacak olan Türk sivil demokrasi devrimidir, halk devrimidir. Bu Türk sivil demokrasi devriminin en önemli aktörlerinden bir tanesi de o akşam Cumhurbaşkanımızın, liderimizin, başkomutanımızın mesajlarını halka aktarma anlamında fonksiyon üstlenen medyadır. Başta siz olmak üzere bütün basın kuruluşlarına sizin nezdinizde teşekkür ediyorum. Milletim adına da minnet ve şükranlarımı sunuyorum. Bu sivil devrimin, demokrasi devriminin siz de bir parçasıydınız. Millet dendiği zaman basın, medya kuruluşları da bunun bir unsuru. O gece Cumhurbaşkanımızın ilk cep telefonuyla bağlandığı gün biz de Meclisten ilk cep telefonu yayınla bağlandık” diye konuştu.

    “Doğrudan bizi hedef aldılar”

    Batuhan Yaşar’ın, 15 Temmuz darbe gecesinde ve Meclis’te yaşanılanları sorması üzerine Zeybekci, darbe gecesinde kızının mezuniyet töreninde olduğunu belirterek, şunları kaydetti:

    “Saat 20.00’a kadar onlarla beraberdim ve beraber yemek yemeğe çıktık. Daha sonra benim bakanlıkta bir işim vardı ‘siz gidin ben geleceğim’ dedim ve daha sonra onlara katıldım. Oturduk 21.40 sıralarında uçaklar uçmaya başladı. Uçakların o kadar alçaktan uçması ve gece uçması üzerine sorduk. Dediler ki; ‘gece tatbikatı.’ Ama niye bu kadar insanları rahatsız edecek şekilde oluyor. Meclise ve Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ne doğru çok alçaktan uçuş gerçekleştiriyor. Saat 22.00 gibi de oradan ayrıldık. Eve geldiğim zaman ‘ne oluyor’ diye arkadaşları aramaya başladım. Temas edebildiğimiz yerlerde, Başbakanlıkla, Cumhurbaşkanımızın yakınındaki arkadaşlarla. Öğrendik ki birileri bir kalkışma içerisinde. Köprü ile ilgili haberleri aldık. Ankara’da daha böyle hareketler yoktu ama sonradan başladı. Sonra biz Çankaya’daki Başbakanlık konutuna gidelim dedik. Gelirken baktım ki TRT’de bir ayaklanma var ve TRT’yi işgal etmişler. Yoldayken de bildiri okunduğu haberini aldık.

    Kendisinin Meclise gitmek için hareket ettiğini, meclise girdiğinde kalkışmacıların direk kendisini hedefe alarak ateş açtıklarını söyleyen Bakan Zeybekci “Polislerle de bir temas olduğunu, çatışma altında olduğu görünce arkadaşlarla Meclise gitmeye karar verdik. Meclisin milletin iradesi olduğu için ve tepkinin koyulması gereken yerin orası olduğu için Meclise gittik. Genelde Çankaya tarafından Meclise giriş yaparız ama bu sefer tesadüfen Dikmen kapısından giriş yaptık. Geldiğimizde orayı otobüslerle kapatmışlardı içeriye askeri araçlar ya da darbeciler giremesin diye. Biz oradan indik ve Meclise doğru yürümeye başladık. Nizamiye binasını geçer geçmez açık alana geldik ve sanırım Jandarmanın çatısından olduğunu tahmin ettiğimiz, silah sesi değil ama yan taraftaki duvarda bir kıvılcımlanma oluştu. ‘Ne oluyor’ derken oradaki güvenlikçi arkadaşımız ‘çökün, çökün’ demeye başladı ve ardından ağaçların dalları düşmeye başladı. Doğrudan biz hedef alındık. Aynı yerden aynı şekilde giren Hatay Milletvekilimiz Hacı Bayram Türkoğlu’na da orada ateş ediyorlar. Yanında eşi ve kızı vardı ve onlar yaralandı. Ardından Meclisin içerisine girdiğimizde bazı arkadaşlarımız gelmişti” dedi.

    “Darbe gecesinden bir gün sonra Başbakanımızla çok önemli bir ekonomik paketi açıklayacaktık”

    Darbe girişiminin olduğu gece 23.50 uçağı ile Başbakan Binali Yıldırım’ın başkanlığında İstanbul’a önemli bir ekonomik paketin son rötuşlarını atmak için gideceklerinin bilgisini veren Zeybekci, “16 Temmuz saat 13.00’da Başbakanımızın başkanlığında Türk ekonomi tarihinin en önemli yatırım teşvikleri, Güneydoğu Anadolu’daki cazibe merkezi iller, ihracat destekleri ve teşvikleri ile ilgili çok inanılmaz, çok önemli bir pakete son halini verecektik. 45 günden beri Sayın Başbakanımızın riyasetinde çalıştığımız bir paketin son rötuşlarını yapacaktık. Pazartesi günü de Bakanlar Kurulunda açıklanacaktı. Darbe girişiminden sonraki haftada Türkiye bunu konuşuyor olacaktı, bütün dünya bunu konuşuyor olacaktı. Biz de onun hazırlığındaydık. Meclise geldiğimiz zaman arkadaşlarımızla istişareler yaptık. Cumhurbaşkanımızın insanlarımızı sokağa çağıran, ‘ülkemize, demokrasimize, milli irademize sahip çıkın, sokağa çıkın talimatıyla’ bu arada Meclis taranmaya devam ediyordu. Uçaklar alçaktan uçuyordu ama bombalama yoktu daha. Helikopterler tarıyordu ve Genelkurmayın olduğu yerde bekleyen insanları tarıyorlardı. Biz ilk cep telefonuyla bağlantılarla medya gruplarına, sizlere ulaştık. Sonra düzeni kurarak da Mecliste toplantıya geçtik. Bütün arkadaşlarımız orada konuştu ve bu konuşmalardan sonra, biz sonuna kadar orada duracağımızı, Meclisin ve milli iradenin ayakta olduğunu, hayatımız pahasına meclisi terk etmeyeceğimizi, bunlara meydanı bırakmayacağımızı ilan edince bunlar iyice kudurdu. Daha sonrada Meclis bombalanmaya başladı. 3 bomba ile saldırdılar bir tanesi de ana binaya atıldı. Bizim oturduğumuz salonun doğu tarafına gelse direk salona girecek bir bombaydı ve çok etkili bir bombaydı” ifadelerini kullandı.

    “Başta Meclis Başkanı olmak üzere AK Parti’li, CHP’li, MHP’li milletvekilleri o bombalamalar sırasında ayaktaydı”

    Darbe ile ilgili tespit edilmesi gerekenin bu ülkenin kazanımları olduğuna dikkat çeken Zeybekci, “O gece orada başta Meclis Başkanı olmak üzere AK Parti’li, CHP’li, MHP’li milletvekilleri o bombalamalar sırasında ayaktaydı, ‘terk etmeyeceğiz gerekirse burada öleceğiz ve devam edeceğiz’ dediler. Muhteşem bir demokrasi destanıdır bu. Gelecekle ilgili de siyasette ülke menfaatlerinde ortak eylemler söz konusu olduğunda birlikte siyaset hareket edebilme kabiliyetinin tekrar uyanışı orada oldu. Son derece güzel bir tabloydu. Musibetten çıkan en önemli hayırlardan biri buydu. Sonrasında bunun devamını görüyorsunuz. Sayın Cumhurbaşkanımız inisiyatifi ele alması, Sayın Kılıçdaroğlu’na ve Devlet Bahçeli’ye millet adına teşekkür etmesi, onlara darbeye karşı dik duruşlarından dolayı teşekkür etti. Onları Cumhurbaşkanı Külliyesine çağırarak 3 saate yakın son derece pozitif, olumlu, katılımcı ve milli menfaatler etrafında buluşan bir Türkiye’ye doğru atılan güzel bir adım ve görüntüydü” değerlendirmesinde bulundu.

    (TGRT Haber ve İHA Ankara binası) “Eğer helikopterle buraya inecek yer bulsalardı, yaklaşabilselerdi buralara da gelirlerdi. Çünkü burası da odak noktası haline gelmişti”

    Darbe gecesinde FETÖ terör örgütüne mensup darbeci askerler tarafından medyaya yönelik büyük operasyonlar olduğunu vurgulayan Zeybekci, “O gecenin devamında diğer kalkışmaları gördük. Basın medya kuruluşlarına, TRT’nin ele geçirilmesi ile ilgili. Daha sonra TRT Genel Müdürümüzü aradım ve ‘ne oluyor’ diye sordum. O da TRT dışındaymış ve oraya ulaşmaya çalışıyormuş. Onlar o sırada dedi ki, ‘şuanda oraya gidiyorum. Hakkını helal et abdestimi aldım. Ya ben orayı alacağım ya da orada kalacağız’ dedi. ‘Biz de aynı şekilde çıktık Meclise gidiyoruz dedim’ ve helalleştik. Daha sonra içeriye giriyorlar ve arkadaşlarıyla TRT’yi ele geçiriyorlar. Daha sonra Süleyman Soylu ile telefonla görüşüyoruz ve ‘TRT işi tamam’ dedi. Daha sonra da özel televizyonlara yönelikte girişimleri oldu. Burada da size özellikle özel davrandılar bunu da biliyorum. F.16’larla sonic patlamalarla camlarınızı indirdiler aşağıya ve tehdit ettiler. Eğer helikopterle buraya inecek yer bulsalardı, yaklaşabilselerdi buralara da gelirlerdi. Çünkü burası da odak noktası haline gelmişti. Bu milletin yazdığı sonra anlaşılacak bunun değeri, tarih yazacak bunu. Dünya demokrasi tarihinde çok nadir halkların devrimleri vardır. Fransız Devrimi vardır. Şimdi muhteşem bir şekilde Türk halkının sivil demokrasi devrimi oldu” şeklinde konuştu.

    “Sahibini ısıran köpek yoktur”

    Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, 15 Temmuz gecesinden itibaren bu ülkede milletin demokrasiye sahip olduğunun altını çizerek, “Millet milli iradeyi aldı, hukukun üstünlüğünü ve özgürlükleri aldı, millet basın özgürlüğünü aldı. Bundan sonra da bir daha kalkışılamaz. Noktasal anlamda bu gözü dönmüşleri, bazı arkadaşlarımız insanın en sadık dostu olan köpeklerle eşdeğer tutuyor. Sakın öyle bir şey yapmayın, köpeklere haksızlık yaparsınız, köpek insanların dostudur. Sahibini ısıran köpek yoktur, mahallesini koruyan köpekler vardır, sokak köpeği bile başını okşadığınız zaman günlerce peşinizde dolaşır. Bunlar, başka bir yaratık, korku filmlerindeki gibi, bir anda uzaylıların vücuda nüfuz ettiği gibi, bir anda insanın içinden başka bir yaratığın çıkması gibi çıkan yaratıklar bunlar. Sansasyonel veya bazı noktasal şeylerle ilgili hala böyle bir yaratıklık yapabilecekleri konusunda benim endişem devam ediyor ama diğer anlamda şunu söyleyeyim, bundan sonra Türkiye’de demokrasi halkın garantisi altındadır. Türkiye’de milli irade Türk halkının garantisi altındadır. Bundan sonra bu ülkenin bütün kurumları, devletin kendisi bile bu halkın kontrolü ve halkındır artık diyorum” diye konuştu.

    “Türk Ekonomisi muhteşem bir destan yazdı”

    “Bir başka muhteşem destan da Türk ekonomisinde yazıldı” diyen Bakan Zeybekci şunları kaydetti:

    “Ekonomide çok dağılmadık kontrolümüzdeydi her şey, her attığımız adımımızı biliyorduk başta Başbakanımız olmak üzere ki Cumhurbaşkanımızla da toplantı yaptık, o süreçte ekonomi ile ilgili onun da öneri ve tavsiyelerini aldık. Kurumlarımızla, Merkez Bankası ile Borsa İstanbul ile STK’lar ile beraber ortak istişarelerimizle, bakanlıklarımızla beraber zaten bütün yollar çizilmişti ama bütün piyasalara da şöyle baktığımız zaman piyasalarımız hiçbir şey olmamış gibi hareket edebilecek güçteydi. Şu anki haline bakarsanız piyasalar bir kahramanlık destanı yazdı. Tepkilerini çok iyi buluyorduk, yerel yatırımcılarımızın vereceği tepkileri gayet iyi buluyorduk. Vatandaş bu ülkenin bütün hücrelerini elinde tuttuğu için neyin gerçek dışı olduğunu neyin spekülatif olduğunu gördüğü anda elindeki dolarını satmaya başladı. Normalleşme olduğu anda, olması gereken şey 2015 ve 1 Haziran seçimlerinden önce Mayıs ayında biz Dolar endeksini oluşturan para birimlerinin Dolar karşısındaki değerini kapattık. Altı para biriminin bir sepeti var bu sepet dolar karşısında yüzde 21 değer kaybetmişti 2015 Mayıs ayında. Biz yine onlardan hatta biraz daha iyiydik bizde yüzde 20 civarındaydık. Şimdi dolar endeksini oluşturan para birimleriyle bizim aramızdaki fark yüzde 13-14. Bu açığın kapanması son derece normal olur, son derece reaslist olur.”

    “Merkez Bankamız tefecinin tehditlerine boyun eğmemiştir”

    Bakan Zeybekci, Türkiye’nin neden bu kadar güçlü olduğu ile ilgili, “Avrupa’daki ülkelerin tamamından daha iyi noktada bütçe açığınız var hemen hemen sıfıra yakınsınız. İşsizlikle ilgili çok büyük rakamlar almışsınız, büyümeyle ilgili de dünyanın en iyi büyüyen 3-4 ülkesinden birisiniz. 26 çeyrekten beri ekonomide büyümeniz yüzde 5.3, dış ticaret açığımız karşılama anlamında, hizmetler, turizm bunları da eklediğiniz zaman artık bine bir seviyesine doğru gidiyorsunuz. Bütün bunları gördüğünüz zaman bütün Türkiye’nin kısa vadeli borçlarına bakıyorsunuz, kamu demiyorum, kamu ve özel toplam kısa vadeli 1 yıl içinde ödemeniz gereken borçlara bakıyorsunuz 120 milyar dolar civarında. Böyle bir şirketiniz olsa paniğe kapılır mısınız? Tefecinin şartlarına veya tehditlerine boyun eğer misiniz? Merkez Bankamız da bunu yapmıştır. Dolayısıyla Türk ekonomisine baktığımız zaman da hakikaten bu anlamda son derece sağlam para politikaları konusunda, bütçe açığı, bütçe disiplini, cari açık, dış ticaret açığı ile ilgili dengelerin tamamını kontrolümüz altında tutuyoruz zaten” açıklamasını yaptı.

    “S&P sabıkalı”

    S&P’nin, kendisine abone olunmadığı halde kredi notunu düşürmesi üzerine ise Zeybekci, “S&P ile ilgili çok dikkat çekici bir şey söyleyeyim, S&P sabıkalı, 7 Haziran 2015’ten önceki haftaya dönün, S&P hafta başında pazartesi günü açıklama yaptı. Hafta sonunda pazar günü seçim yapılacak olan hafta sonu Türkiye’nin kredi notuyla ilgili açıklama yapacağını duyurdu. Bu doğrudan siyasi ve provakatif amaçlı Türkiye’ye kasıtlı bir şekilde atılan bir adımdı. Hemen o hafta başında biz kendilerine bunun bir ihanet kokusu olduğunu, Türkiye’nin siyasetine, halkın iradesine ekonomi ile ilgili istikrarsızlık sinyali vererek müdahale etme girişimi olduğunu, onları erkenden açık ettiğimiz için o açıklamayı yapamadı. Acele bir şekilde açıklama yapmak istiyor. 15 Temmuz, bu cinayet operasyonunun hemen arkasından salı günü. Allah aşkına bana biri söylesin hangi arada derede tüm Türkiye ekonomisini, tüm Türkiye’yi değerlendirdin de ne zaman yaptın sen bunu da salı günü Türkiye’nin kredi notunu düşürüyorsun? Bunu anlatamazsın, senin arkanda sana bunu yaptıran, Türkiye zarar görsün de ne olursa olsun diyen biri var” ifadelerini kullandı.

    “Dizleri üzerine çökmüş bir Türkiye, onların işine gelen bir Türkiye”

    Gezi olaylarında da Türkiye ekonomisinin iyi olduğu bir dönemde bu olayların çıkması ile ilgili ise Bakan Zeybekci şöyle konuştu:

    “Üst akıl, alt akıl, orta akıl, hangi akılsa bunlar, Gezi olaylarında o günün Türkiye’si IMF’ye tüm borçlarını ödemişti, ortalama faiz yüzde 4.6’ya düşmüştü, enflasyonda tarihin dip noktasındaydık, Türkiye’de tüp geçidin inşaatına başlamıştık, üçüncü köprünün inşaatına başlanacaktı, Marmara denizi üzerinden köprü Osman Gazi Köprüsü’nün projesi bitmişti, ihale aşamasına gelmiştik, Türkiye inanılmaz bir motivasyon süreci içindeydi. Türkiye 2008 krizinden en hızlı çıkan ülkeydi, ortalama yüzde 6-7’ler civarında dünyada en hızlı büyüyen 2-3 ülkeler pozisyonundaydık ve Gezi olayları diye çıktı. Yıl 2016, Türkiye’de şu an Türk halkının alın teriyle, ödediği vergilerin yüzde 87’si, 88’i yatırıma ve milletin ihtiyaçlarına gidiyor, yüzde 12’si faize gidiyor. Biz buna da karşıyız, o da inecek aşağıya, uluslararası standartlarda, yüzde 3-4 veya 5 neyse oralara kadar getirebildiğimiz kadar. Dizleri üzerine çökmüş, el aleme el açan, birileri tarafından gönderilmiş olan ekonomi bakanına bu ülkede Başbakan üstü yetkilerle donatma acizliğinde olan bir Türkiye onların işine gelen bir Türkiye oldu hep. Türkiye hem büyüyor, hem gelişiyor hem daha güçlü hale geliyor hem de ellerinden kaçıyor. Bu sabotajlarla, komplolarla bu hain soysuz operasyonu başlatanlar halka karşı o gece 250’nin üzerinde şehidimiz var. Bu millet bundan sonra elindeki hiçbir delili bunlara teslim etmez çünkü millet ’yeter’ dedi. Yani kavganın aslı ekonomiydi.”

    “Rusya ile 24 Kasım öncesine dönmek gibi bir mutabakatımız var, hedefimiz 100 milyar dolar”

    Batuhan Yaşar’ın bundan ekonomik anlamda yapılacak çalışmaların ne olacağını sorması üzerine, Başbakan Binali Yıldırım’ın “Laf yetiştirme, laf üstüne laf koyma değil, taş üstüne taş koyma, iş yapma zamanı” sözünü hatırlatan Bakan Nihat Zeybekci, 16 Temmuz günü çok önemli bir teşvik, destek ve ihracat ile ilgili paket açıklama hazırlığında olduklarını söyledi. Bu paketi bir iki hafta için kamuoyunun gündemine getireceklerinin altını çizdi.

    Darbe girişiminden 1 hafta önce Çin’de G-20 Ekonomi Bakanları Zirvesinde önemli temaslar kurduğunu kaydeden Bakan Zeybekci, “AB, Rus, Mısır, Suudi, Çin ekonomi bakanları ve ABD Ticaret Temsilcisi ile çok önemli temaslarımız oldu Çin’de. Hemen onun arkasından Başbakan Yardımcımız Mehmet Şimşek Bey ile Rusya’ya gittik, Rusya’da 9 Ağustos’ta Erdoğan-Putin zirvesine kadar hazırlıkları konuştuk. 24 Kasım 2015 uçak krizinden sonraki süreçte tüm alınan negatif yaptırımlarının kaldırılması ile hemfikiriz. 24 Kasım öncesine dönmek gibi bir mutabakatımız var. Bununla ilgili süreçleri ve teknik detayları konuştuk. Muhtemelen 6 Ağustos’ta Rusya Ekonomi Bakanı bir ekip ile buraya gelecek, tekrar son halini görüşeceğiz. İran ile şuanda çok önemli bir noktaya geldik, tercihli ticaret anlaşmamızı daha genişleterek iki ülke arasındaki ticareti hedefimiz olan 50 milyar dolara çıkartacağız. Rusya ile hedefimiz 100 milyar dolar. Güney’de Irak ile ilgili tekrar bir düzelme daha iyi olacak. Oraya gideceğiz ‘daha başka bu aksaklıkları nasıl giderebiliriz’ diyeceğiz. İsrail bizim ticari anlamda müttefikimiz. Bu bölgede ittifak edebileceğimiz, ortak işbirliği yapabileceğimiz ülkelerden bir tanesi. Ben Ekonomi Bakanıyım, ülkemin, halkımın menfaatlerine bakarım. Bu menfaatlerim İsrail ile ekonomik anlamda bazı işbirlikleri söz konusuysa bunun sonuna kadar ülkemin önceliklerini dikkate alarak değerlendiririm” dedi.

    “İsterse gitsinler Mars’ta yuvalansınlar, tepelerindeyiz”

    FETÖ mensuplarının Mısır’da yuvalanmaya çalıştıkları iddiasına cevap veren Bakan Zeybekci, “Bundan sonra nerede yuvalanırlarsa yuvalansınlar, isterse gitsinler Mars’ta yuvalansınlar, tepelerindeyiz. Bundan sonra artık bu satıh tüm dünyadır. Bu hainlerle, yaratıklarla tüm dünyada mücadele edeceğiz” diye konuştu.

    Türkiye’nin negatif algısına yönelik bir program başlattıklarının altını çizen ve İngiliz Daily Telegraph gazetesinde Türkiye’nin darbe yapanlara açlık, işkence ve tecavüz edildiği yönünde başlık atıldığını kaydeden Bakan Zeybekci, “Bu korkunç algıyı, dünyada ekonomik anlamda da Türkiye’ye yapılabilecek olan bu tip saldırıları, karşı propagandayı, negatif propaganda ile topyekun… Dün onun toplantısını yaptık İstanbul’da STK’larla ortak hareket etme, Dışişleri Bakanlığımız ile mutabakatımız var, Cumhurbaşkanlığımızın koordinasyonu var, Ekonomi Bakanlığının sürdürücülüğü ile tüm dünyada bizi anlattıracağız. Biz anlatmayacağız, bizi bilenler, bizimle beraber işbirliği içinde olanlar, Türkiye’de yatırımı olanlarla birlikte bir seferberlik başlatacağız Ağustos’un 10’undan önce. Önemli olarak gördüğümüz 24 merkez ülkede; Japonya’da, Çin’den Kanada, New York’tan Londra’ya, Atina’dan Riyad, Kuveyt’e kadar topyekun propaganda başlayacak. Hemen ardından da birlikte ziyaretlerimiz başlayacak. Dünyanın en önde gelen gazetecilerini Türkiye’ye çağıracağız, onlara ‘gelin yerinde görün’ diyeceğiz” şeklinde konuştu.

  • Şevki Yılmaz: “Ona Fethullah demeyin, onun adı lanetullah”

    Kağıthaneli vatandaşlarla ’Demokrasi Nöbeti’ tutan Refah Partisi Rize eski Milletvekili Şevki Yılmaz, “O, Amerika’daki kukla, sakın ona Fethullah demeyin, onun adı lanetullah” diye konuştu.

    Kağıthaneli vatandaşlar, Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) üyesi bir grup asker tarafından yapılan darbe girişimine tepki göstermek için günlerdir tuttuğu ’Demokrasi Nöbeti’ne devam ediyor. Ellerinde bayraklarıyla Kağıthane Meydanı’nda toplanarak nöbet tutan vatandaşlara; Refah Partisi Rize eski Milletvekili Şevki Yılmaz, Kağıthane Belediye Başkanı Fazlı Kılıç da eşlik ederek, ’’Demokrasi Nöbeti’ne destek verdi.

    Kağıthaneli vatandaşlarla birlikte ’Demokrasi Nöbeti’ tutan Refah Partisi Rize eski Milletvekili Şevki Yılmaz, “Türkiye’nin büyümesini ve güçlenmesini çekemeyenler, sen mi hızlı tren yaparsın, sen mi ordunun silahının yüzde 80’ini Türkiye’de üretirsin, sen mi insansız hava aracı yaparsın, sen mi füze yaparsın, sen mi otobanlar yaparsın, Sen mi kişi başına milli gelirin 2 bin dolara düşmüş bir toplumu 12 bin dolara yükseltirsin, sen mi yüzde bin gece faizlerini yüzde altılara kadar düşürerek faiz lobisine savaş açarsın, dediler ve ona da darbe yapmaya kalktılar. 17-25 Aralık darbesi, arkasından da 15 temmuz darbesi. Ne oldu, bizim yaşımızdakiler bilir, 12 Eylül 1980 sabahı Amerikan basını sabah şu mesajı geçiyordu, “Bizimkiler başardı. Türkiye’de bizim çocuklar başardı”. Ama 16 Temmuz sabahı aynı Avrupalı haçlı medya, “Bizimkiler yenildi. Bizim çocuklar yenildi” diye başlık attı” dedi.

    “Ona Fethullah demeyin, onun adı lanetullah”

    Eskiden Müslümanların şuurlanmasına darbe yapılırdı diyerek sözlerini sürdüren Yılmaz, “Şimdi ise darbeyi gece teheccüd namazına kalkan, namaz kılan insanlar eliyle o ülkeye yapma planını yaptılar. Ama tutmadı. Neden ? Çünkü darbeyi yapan adam, yaptıran adam O, Amerika’daki kukla, sakın ona Fethullah demeyin, onun adı lanetullah” diye konuştu.

    “Vatan sevgisi imandandır”

    Günlerdir Kağıthane Meydanı’nda vatandaşlarla bir arada olan Kağıthane Belediye Başkanı Fazlı Kılıç ise “Vatan sevgisi imandandır. Ben sizleri vatan sevginizden, imanınızdan dolayı bir kere daha kutluyorum” dedi.