Etiket: değmeden

  • Harput kirazı hasattan sonra el değmeden müşteriye gidecek

    Harput kirazı hasattan sonra el değmeden müşteriye gidecek

    Elazığ’ın kendine has Harput kirazı için özel olarak tasarlanıp üretilen ve dağıtımı yapılan ambalajlar sayesinde, ürün artık hasattan sonra el değmeden müşteriye gidecek.

    Elazığ’a özgü ‘Harput Kiraz’ında hasat başladı. Hasatla birlikte üreticileri de tatlı bir heyecan sardı.Mevsimlik çalışanlara da ekmek kapısı olan kiraz üretimi için, üreticiler de desteklenmeye başlandı. Bu kapsamda Elazığ Ticaret ve Sanayi Odası (Elazığ TSO), Fırat Kalkınma Ajansı (FKA) ile İl Tarım ve Orman Müdürlüğünün organizesiyle üreticiler için özel olarak tasarlanan kiraz ambalaj kutuları hazırlandı. Demonstrasyon olarak hazırlanan ilk ambalajlar ise Harput Obuz köyünde hasada başlayan çiftçilere dağıtıldı. Bununla birlikte üreticiden sonra, kirazlar sofralara kadar el değmeden tüketiciye gitmesinin planlandığı aktarıldı.

    Ambalajları çiftçilere ücretsiz olarak dağıtmaya başladıklarını belirten Elazığ TSO Başkanı Asilhan Arslan, “Yaş sebze, meyvemizin yüksek katma değere ulaştırılması, standart olması ve marketlere ulaşabilmesi adına ambalajlama ve marka çalışmalarımızı yürütüyoruz. Bugün de demonstrasyon olarak çalıştığımız ambalajları çiftçimize ücretsiz bir şekliyle Fırat Kalkınma Ajansının da destekleriyle takdim edeceğiz.Özellikle pandemi ile birlikte malumunuz hijyen çok önemli, el değmeden gıdaya ulaşabilme çok önemli. Aynı zamanda ürünlerimize marka değerini katma, ürünlerimizin raflarda, evlerde daha az zayiatla, daha kaliteli ve lezzetli bir şekliyle buluşması adına ambalajlama çok önemli. Biz de onu sağlama adına özellikle köylülerimiz bilinçlendirmek istiyoruz. Belki biraz emek sarf edeceğiz ama bu işin geleceği olacak, diyoruz” dedi.

    Elazığ TSO’nun tarımsal örgütlenme için çok ciddi çalışmalar ortaya koyduğunu ve ajans olarak destek verdiklerini belirten FKA Genel Sekreteri Abdulvahap Yoğunlu, “2019 yılında Elazığ TSO ile birlikte geliştirmiş olduğumuz teknik desteğimiz kapsamında ilimizdeki yöresel zenginlikleri önemli pazara ulaştıracak gerek hijyenik koşullarda pazarlara ulaştıracak gerekse tüketicinin daha iyi koşullarda yöresel ürünümüzü tüketmesini sağlayacaktır. Ürün ambalajları tasarlamaya çalıştık. Gerçekten Harput kirazı bölgede çok önemli bir değer. Bunu önce ulusal daha sonra da küresel pazarlara girmesini amaçlıyoruz. Şuanda belli bir ölçekte üretim var. Biz de bu ölçekteki üretimin tasarımını ambalajını yapıp katma değerini arttırmaya çalışıyoruz” şeklinde konuştu.

    İl Tarım ve Orman Müdürü Turan Karahan ise “Elazığ’da bir çok ürün var, bu ürünler arasında önemli olan ve Harput’un sahip olduğu toprak yapısı ve rakımdan dolayı burada yetişen ve Türkiye’nin en kaliteli kirazı diyebileceğimiz Harput kirazını da üreticilerimizle ürünlerimizi yetiştiriyoruz. Bu kirazın yetiştirilmesinden öte bunun hak ettiği değerde üreticiye para kazandıracak şekilde pazara da sunulması çok önemli. Dolayısıyla bu eksikliği giderme adına Elazığ TSO’nun hazırladığı ve FKA’nın da destekleriyle bizlerin de ortak olduğu yeni nesil ambalaj sistemlerinin üreticiyle buluşturulması, pazardaki değere kavuşması için böyle bir çalışma yaptık” diye konuştu.

  • Zeliha Elvan: “Kadın eli değmeden medeniyet inşa edilemez”

    Kalkınma Bakanı Lütfi Elvan’ın eşi Zeliha Elvan, kadın-erkek eşitliğinin olmadığı toplumların uygar toplumlar olamayacağını belirterek, “Kadın eli değmeden medeniyet inşa edilemez” dedi.

    Elvan, Mersin GİAD Kadınlar Kurulu tarafından ’8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne özel olarak düzenlenen ’Hikayesi Olan Kadınlar’ plaket törenine katıldı.

    Mersin Valisi Ali İhsan Su’nun eşi Zeliha Su, Mersin GİAD Başkanı Mehmet Serkan İzol, Kadınları Kurulu Başkanı Nalan İzol ile sektör temsilcilerinin katıldığı törende konuşan Zeliha Elvan, dünyada bir çok ülkede herkesin yüreğini dağlayan savaşlar, çatışmalar ve zulümler yaşandığını belirterek, bu durumun en çok kadınları ve çocukları etkilediğini söyledi.

    Milyonlarca kadın ve çocuğun bu bölgede acı çektiğine dikkat çeken Elvan, “Türkiye olarak insani yardımlarda, dünyanın dört bir tarafındaki mazlumları, mağdurları ve özellikle de kadın ve çocukları yalnız bırakmıyoruz ve bırakmayacağız. Onların dertlerine bir nebze de olsa ortak olmaya çalışıyoruz” diye konuştu.

    “Yarının kadınları, bugünkünden çok daha girişimci, çok daha başarılı olacaktır”

    Cumhuriyetle birlikte Atatürk’ün, kadınları, ülkenin geleceği için vazgeçilmez olarak gördüğüne ifade eden Elvan, “Geçmiş dönemlerde fırsat eşitliği tam anlamıyla sağlanamıyordu. Elbette kadınların sosyal hayatta hak ettikleri yeri alması yönünde engeller vardı. Bütün bu olumsuzlukların gerek yasal düzenlemelerle, gerekse pozitif ayrımcılıkla kaldırılması adına son 15 yılda büyük adımlar atıldı. Bu adımların sonuçlarını şimdiden görebiliyoruz. Ama bundan sonra daha çok gelecek kuşaklar istifade edeceklerdir. Yarının kadınları, bugünkünden çok daha girişimci, çok daha başarılı ve çok daha hayat dolu olacaktır. Bu açıdan sizlerin örnekliliği her türlü taktirin üstündedir” ifadelerini kullandı.

    “Kadın eli değmeden medeniyet inşa edilemez”

    Kadın-erkek eşitliğinin olmadığı toplumların uygar toplumlar olamayacağını vurgulayan Elvan, şöyle devam etti; “Kadın eli değmeden medeniyet inşa edilemez. Bu açıdan milletimizin kadını baş tacı eden değerleri vardır. Unutmayalım ki biz, eş ile eşitin aynı kökten geldiği bir dile sahibiz. Kadın erkeğin nasıl eşi ise erkek de kadının eşidir. Kadın erkeğin nasıl eşiti ise erkek de kadının eşitidir. Dünyanın hiçbir ülkesinde Türkçe’de olduğu gibi böyle bir incelik yoktur. Kadınların istismarı, kadına yönelik şiddet, baskı, kadınların haklarının engellenmesi gibi tamamen insanlık dışı durumlarla maalesef karşılaşıyoruz. Bütün dünyada olduğu gibi Türkiye’de de bu tür durumlarda sadece kadına yönelik bir suç değil, bir insanlık suçudur. Eşi dahi olsa, babası dahi olsa, kadınlarımız haklarından mahrum edilemez. Onlara hukuka aykırı olarak keyfi muamelede bulunamaz. Kadınlarımız bu tür durumlarda devletimizin ciddi korunmasına alınmış ve onlara destek verilmiştir.”

    Mersin GİAD Kadınlar Kurulu Başkanı Nalan İzol ise kadın kavramının kelimelere sığdırılamayacağını belirterek, “Bizler Mersin GİAD Kadınlar Kurulu olarak son 2-3 yıl içerisinde bir çok projeyi hayata geçirdik ve ürettiklerimizle derneğimize değer kattık. Bugün de ’Hikayesi Olan Kadınlar’ için buradayız. Her kadının yüreğe dokunan bir hikayesi vardır. Öncelikle evlattır kadın, anlatacak çok şeyi vardır. Sonra eştir, dinlemek gerekir. Sonra annedir, kimisine sevgi, kimisine hasret kokan hikayeler anlatır. İşverendir kadın, ülkenin gücüne güç katar. İşçidir kadın, varlığı ile yaşama değer katar. Yalnızdır kadın, konuşacak, anlatacak çok şeyi vardır da dinleyeni yoktur. Dolu doludur kadın, hikayesi ile tüm insanları mutlu eder. Yani her kadının bir hikayesi vardır” dedi.

    ’Hikayesi Olan Kadınlar’ın tanıtımını içeren sinevizyon gösterinin de yer aldığı tören, kadınlara plaketlerinin verilmesiyle sona erdi.

  • Sütler el değmeden sağılarak şişeleniyor

    Manisa’da bir iş adamı tarafından kurulan çiftlikte sütler hiç el değmeden ineklerden sağılarak şişelendikten sonra soğuk zincire sokularak evlere teslim ediliyor.

    Manisalı işadamı Salim Yavaş, Manisa’nın Şehzadeler ilçesinde 20 yıl önce kurduğu çiftliğinde Manisa’da bir ilk sayılabilecek bir uygulama başlattı. Manisa’da yaklaşık 25 yıl önce 20 inekle başladığı çiftliğinde şu an için 300 inek bulunuyor. Eski süt sağma yöntemlerini değiştirerek Avrupa standartlarına yükselten Yavaş’a ait çiftlikte sütler ineğin memesinden el değmeden sağılarak şişeleniyor. Sonrasında ise soğuk zincir arabalarına yerleştirilen sütler evlere servis ediliyor. Bu işe başladıkları günden beri hep modern sistemleri kullanmaya çalıştıklarının altını çizen Yavaş, “Çiftliğimizde temizlik ve dürüstlük hep prensibimiz olmuştur. İnsan sağlığı bizler için daima ön planda tutulmuş ve sağlığımıza zarar verecek yem ve katkı maddelerini şimdiye kadar hiç kullanılmamıştır. Sütlerimiz sağlıklı ineklerimizden hijyenik şartlarla sağılarak hiç el değmeden şişelenmektedir” şeklinde konuştu.

    Manisa’daki tesisi basın mensuplarına tanıtan Yavaş, Manisa’nın emektar gazetecilerinden Aydın Besen’e de doğum günü sürprizi yaptı. Yavaş, 75 yaşına giren Besen’le birlikte pastasını keserek ikram etti.

  • (Özel Haber) El değmeden paketleniyor öğrenciye ulaşıyor

    Çekirdeksiz üzüm diyarı Manisa’da üretilen ve haftanın belli günlerinde milyonlarca öğrencinin tükettiği enerji kaynağı okul üzümleri, Manisa’daki tesislerde el değmeden paketlenerek okul sıralarına ulaştırılıyor.

    Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı tarafından ortaklaşa yürütülen ’okul üzümü’ projesiyle hem öğrenciler sağlıklı besleniyor, hem de çiftçinin üzümü değerleniyor. ’Okul üzümü’ projesinde okullara kuru üzüm temini ve dağıtımı Türkiye Tarım Kredi Kooperatifleri Merkez Birliği tarafından sağlanıyor. Okul üzümünün üretim tesisleri de kapılarını ilk kez İhlas Haber Ajansı’na açtı. Manisa’daki en kaliteli ve sağlıklı üzümlerin seçilerek getirildiği tesislerde tamamen otomatik sistemlerle üzümler paketleniyor. Hijyene büyük bir önem verilen tesislerde çalışanların tamamı önlük ve bone kullanırken, öğrencilere ulaştırılan okul üzümleri el değmeden paketlenerek koliler içine konuluyor.

    İlk olarak 2014 yılında başlanan uygulamanın çiftçinin elindeki üzümünün değerlendirilmesi açısından büyür bir katkısı olduğunu belirten 144 Nolu Saruhanlı Tarım Kredi Kooperatifi Müdürü Harun Akdemir, “Okul üzümü projesi, çiftçinin üzümünü değerlendirme aşamasına baktığımızda çok faydalı. En azından bunun tedarikçisi olarak burada Tarım Kredi Kooperatiflerinin devreye girmesi gerçekleştirilerek paketleme konusunda hizmet vermesi çiftçimizin elindeki mahsulün fiyat artışına sebebiyet verdi. Bu konuda da çiftçimizi fiyat yönünden desteklemiş olduk. İkinci aşama, çocuklarımızın bu konuda beslenme ihtiyacında okullarda çocuklarımızın enerji ve dayanıklılık konusunda, besleme konusunda çocuklarımıza çok büyük bir faydası var” dedi.

    “50 kuruşluk artış yaşandı”

    Tarım Kredi Kooperatiflerinin üzüm alımına girmesiyle birlikte piyasada kuru üzümün kilosunda 50 kuruşluk bir yükselmenin yaşandığını belirten Akdemir, “Tarım Kredi Kooperatifleri bu aşamada alıma girdiğinde piyasada 50 kuruş civarında bir artış yaşandı. Bu da Tarım Kredi Kooperatiflerinin bu okul üzümü projesinde çiftçiden üzümü alarak işleme konusunda piyasada aktif bir rol oynamasından kaynaklandı” diye konuştu.

    Çiftçiler projeden memnun

    Tarım Kredi Kooperatiflerinin üzüm alımlarıyla birlikte mahsulleri değerlenen üzüm üreticileri de projeden memnun kaldı. Okul üzümü projesinin piyasada bir etki yaptığını söyleyen üzüm üreticisi ve aynı zamanda emekli öğretmen Argun Hamret, öğrencilerin de bu sayede sağlık beslenmelerinden dolayı mutlu olduklarını söyledi. Hamret, “Üretici olarak memnuniyetle karşılıyor. Artı piyasa bir etki yaptı. Diğer firmalar da o fiyatlara yaklaşmak durumda kaldı. Dolayısıyla biz çiftçileri memnun etti. Benim elimde bulunan üzüm miktarını kooperatife vermekle ben 13 bin lira gibi bir para kazandım. Tüccara vermiş olsaydım 13 bin lira benim zararım olacaktı. Dolayısıyla Tarım Kredi Kooperatifinin her zaman ’Evimiz’ diye baktığımız Tarım Kredi Kooperatifimiz, böyle bir uğraşın içine girerek de bizim birim fiyatlarda artış sağlayarak bizi ekstra memnun etmiştir. Önümüzdeki yıl daha iyi bir fiyat politikasıyla bizi daha da memnun etmelerini canı gönülden tüm çiftçiler adına bekliyoruz” şeklinde konuştu.

    Okul üzümü projesiyle birlikte çocukların beslenme ve enerji kazanma ihtiyaçlarının da giderildiğini dile getiren Hamret, “Çocuklarımızın en büyük sorunu beslenme. Sabah bir çok öğrencimi çok iyi biliyorum sağlıklı beslenmiyorlar. Beslenmedikleri için de bir kansızlık var bütün öğrencilerimde. Böyle bir proje öğrencilerimizi en azından beslenmeye müthiş bir katkıları olacağına dinamik bir nesil yetişeceğini inanıyorum ve sürekli olmasını temenni ediyorum” ifadelerini kullandı.

    Okul üzümü projesiyle öğrencilerin doğal gıdalarla beslendiğini söyleyen üzüm üreticisi ve emekli öğretmen Hüseyin Yaralı, “Öğrencilerimiz genelde yapay yiyeceklerle besleniyordu. Bu üzüm olayı girdiğinde, süt olayı girdiğinde öğrencilerimiz doğal yiyeceklerle besleniyor, hem de kendi ürünümüzü yiyorlar. Hem sağlık yönünden hem de çiftçileri maddi yönden destek sağlamıştır. Bunu sağlayan en alt birimden en üst birime kadar herkese teşekkür ediyorum. Üretici en azından tüccarların belirlediği fiyatla değil devletin alım fiyatını değerlendirmek durumunda kaldılar. Fiyatları da dolaylı yönde etki etti” dedi.