Etiket: Değişikliğine

  • Eski CHP Milletvekili Tunay: “Bu anayasa değişikliğine ‘evet’ diyorum”

    Samsun’da Atakum Belediyesinin düzenlediği konferansta konuşan 24. Dönem CHP İstanbul Milletvekili Faik Tunay, Türkiye’nin koalisyonlardan çok çektiğini, ülkenin 100 yılını ilgilendiren bu anayasa değişikliğine “evet” dediğini söyledi.

    Eski CHP İstanbul Milletvekili Faik Tunay, Atakum Belediyesi ve İş Dünyası Ekonomik ve Stratejik Kalkınma Derneği(İDEKAD)’nin ortaklaşa düzenlediği “Güçlü Türkiye Yolunda, Birlik Beraberlik Buluşmaları” isimli konferansa konuşmacı olarak katıldı. Yalı Kafe’de düzenlenen programa Atakum Belediye Başkanı İshak Taşçı ile eşi Fatma Taşçı, İDEKAD Başkanı Elçin Çelebi Işık ve vatandaşlar katıldı.

    “16 Nisan’ın ne kadar önemli olduğunun hepimiz farkındayız”

    Programdan önce bir selamlama konuşması yapan Atakum Belediye Başkanı İshak Taşçı, “16 Nisan’ın ne kadar önemli olduğunun hepimiz farkındayız. Güçlü Türkiye yolunda yerel yönetimler olarak katkı vermek istiyoruz. Bu kapsamda Atakum Belediyesi olarak birçok etkinlik düzenledik. Sayın Faik Tunay’ı bu kapsamda davet ettik. İnanıyorum ki onun düşüncelerinden faydalanacağız” dedi.

    “Referandumda evet dediğimiz zaman koalisyonlar dönemi sona erecek”

    Referandum ve anayasa değişikliğini anlatan Faik Tunay, “Benim partim yok. Hiç bir partiye üye değilim. Sade bir vatandaş olarak Türkiye’nin 100 yılını ilgilendiren bu anayasa değişikliğine evet diyorum. Türkiye ne çekti ise koalisyonlardan çekti. 1999 yılında siyasete başladığımda ANAP-MHP-DSP koalisyonu vardı. Ben ANAP Gençlik Kolları Başkanıydım. Ben siyasette gözümü açtığımda benim partim koalisyon ortağıydı. O yüzden koalisyonun ne olduğunu en iyi ben bilirim. Türkiye’de kurulan koalisyonların en kısası 3 ay. En uzunu 3,5 yıl. Türkiye’deki koalisyonların ortalama ömrü 1,5 yıl. 1,5 yıl içerisinde ne bir kimse hizmet yapabilir ne de ülkeyi ileri götürebilir. Şunu söyleyenler olabilir: ’Dünyanın en zengin 30 ülkesi koalisyonla yönetiliyor. Koalisyonlar demek ki çok kötü değil. Bizde neden olmasın’. Hemen cevabını verelim 50 zengin ülkenin 30 tanesi koalisyonla yönetiliyor doğru ama buların 20 tanesi Avrupa üyesi. Avrupa’nın geçirdiği tarihle bizim geçirdiğimiz tarih bir değil. Avrupa’da daha seçimler yapılmadan hangi partinin koalisyon kuracağı baştan bellidir. Biz de nasıl yapılıyor? Seçim yapılıyor sandıklar açılıyor kimse tek başına iktidarı kuramıyor, sizin belki hiç tasvip etmediğiniz bir partiyle sizin oy verdiğiniz parti koalisyon yapıyor. Türkiye’de sistem bu. Bu olunca ilerlememiz mümkün değil. Öyleyse referandumda evet dediğimiz zaman koalisyonlar dönemi sona erecek” diye konuştu.

    “67 yılda 5 darbe”

    16 Nisan akşamı ’evet’ çıkarsa vesayet sisteminin son bulacağını söyleyen Tunay, “1950 yılında çok partili hayata geçtik. 1960 darbe, 1971 muhtıra, 1980 darbe, 28 Şubat darbe, 15 Temmuz darbe. 67 yılda 5 darbe yaşadık. Türkiye’de 13 yılda bir darbe olmuş. El insaf. Avrupa, Amerika örneğini veriyorlar. ’Neden oralardaki başkanlık sistemini getirmediniz. Türk tipi başkanlık mı olur’ diyorlar. Tabii ki olur. Senin ülkende 13 yılda bir darbe oluyorsa başkanlığın da coğrafyanın koşullarına göre olur. Bizim kafanıza siyasetçilere güvenilmez düşüncesini işlediler. Neden? ’Siyaset kurumu görevini yapamaz yap darbeyi at siyasetçiyi hapse, ülkeyi 50 yıl geriye götür’. Referandumdan evet çıktığı takdirde cumhurbaşkanını da meclisi de halk seçecek tek söz sahibi meclis olacak. Buradan darbe çıkmaz. Fakat darbe yapmak isteyenler çıkmayacak mı tabii ki çıkacak. Bu birilerinin genlerine işlemiş kolay söküp atamazsınız. Ama evet çıktığında Türkiye’de bir daha darbe olması minimize olacak” şeklinde konuştu.

    “Bu ülke lider ülkesidir”

    Türkiye’nin en iyi dönemlerini güçlü liderler zamanında yaşadığını belirten Tunay, “Bu ülke lider ülkesidir. Yalnız cumhuriyet değil! Osmanlı’da da böyledir. Selçuklu da böyledir. Türk tarihinde kurulmuş devletlerde sistem bu. Güçlü bir lider, arkasından giden geniş halk kitleleri, hata yaparsa onu cezalandıran yine aynı halk kitlesi. Sistem bu. Parlamenter sistem falan bu tamamen algı operasyonu. Türkiye en büyük atılımları, en güçlü dönemlerini tek başına iktidarlar döneminde yaşamıştır. Niye? Hem koalisyon yok hem de güçlü bir lider var. Bizim tarihsel gerçekliğimize en uygun sistem bu olduğu için 16 Nisan referandumunda evet” ifadelerini kullandı.

    Konferansın ardından hediye takdimi yapıldı.

  • Adil Öksüz’ün kardeşinin soyadı değişikliğine mahkemeden ret

    Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) “Hava Kuvvetleri imamı” olarak aranan Adil Öksüz’ün Karabük’te tutuklu bulunan kardeşi Karabük Üniversitesi (KBÜ) Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Başkan Yardımcısı Yrd. Doç. Dr. Ahmet Öksüz’ün soyadını değiştirmek için açtığı davada mahkeme ret kararı verdi.

    15 Temmuz darbe girişimi sonrası Karabük Üniversitesinde akademisyenlere yönelik soruşturma kapsamında gözaltına alınan Adli Öksüz’ün kardeşi Ahmet Öksüz, 3 Ağustos’ta çıkarıldığı mahkemece tutuklanmıştı. Tutuklu bulunan Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Başkan Yardımcısı Yrd. Doç. Dr. Ahmet Öksüz, avukatı aracılığıyla mahkemeye başvurarak soyadının ‘Berrak’ yapılmasını talep etmişti. 12 Ekim tarihinde Safranbolu Asliye Hukuk Mahkemesine yapılan başvuruda avukatı, Ahmet Öksüz’ün ağabeyinin FETÖ ile yakınlığını ve ona uşaklık ettiğini bildiğinden 10 yıla yakın bir zamandır görüşmediğini, vatan haini olan kardeşi ile aynı soyadı taşımak istemediğinden kendisi, eşi ve çocuklarının Öksüz olan soyadlarını taşımak istemediklerinden soyadlarının ‘Berrak’ olarak değiştirilmesi talebinde bulunmuştu. Önceki gün görülen mahkemede Öksüz’ün soyadı değişikliği talebi reddedildi.

  • Erzincan Barosundan anayasa değişikliğine evet

    Erzincan Baro Başkanlığı tarafından Anayasa değişikliğine ilişkin açıklamalarda bulundu.

    Erzincan Barosu Başkanı Adem Aktürk ve yönetim kurulu üyeleri tarafından Baro Başkanlığı makamında yapılan açıklamada TBMM’de kabul edilerek yasalaşan ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından referanduma sunulacak olan Anayasa değişikliğinin ana hatları ile yaptıkları değerlendirme neticesinde yapılacak referandumda anayasa değişikliğine ve Cumhurbaşkanlığı sistemine evet dediklerini belirttiler.

    Erzincan Barosu Başkanı Adem Aktürk tarafından yapılan açıklamada; “10.12.2016 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında değişiklik yapılmasına dair kanun teklifi sunulmuş olup 18 maddeden oluşan teklifin tümü 20.01.2017 tarihinde TBMM’de kabul edilerek yasallaşmıştır.

    TBMM’de kabul edilerek yasalaşan ve Cumhurbaşkanımızca referanduma sunulacak olan Anayasa değişikliğinin ana hatları ile yaptığımız değerlendirme neticesinde; Erzincan Barosu Başkanı Adem Aktürk ve Yönetim Kurulu olarak yapılacak referandumda Anayasa değişikliğine ve Cumhurbaşkanlığı sistemine evet diyoruz.

    Anayasa değişikliği ve cumhurbaşkanlığı sistemine anayasamızın ilk üç maddesine ve başlangıç hükümlerine dayandığı, cumhuriyetimizin niteliklerini, özellikle demokratik devlet ve hukuk devletini daha güçlendirdiği için, yasama ve yürütme organları arasında kesin bir ayrım ve denge getirdiği, her iki organın fiili birlikteliğine son vereceği için, yürütme organından bağımsız etkin ve daha güçlü yasama organı olacağı için, daha güçlü, istikrarlı, hızlı karar alan, tek başlı ve siyasi sorumluğu olan yürütme organı olacağı için, yürütme organı halk tarafından seçileceği için, tam millet iradesi ve millet egemenliğine dayanacağı için, devlet başkanı hem milletimiz millet hem de meclis tarafından denetleneceği için, yargı organının tarafsız ve bağımsızlığı güvence altına alınacağı için, yargı organı, milli egemenlik meşruiyetine dayanacağı için,1961 ve 1982 Anayasalarının vesayet sistemi sona ereceği için, cumhurbaşkanlığı sisteminde, siyaset dışı güçlerin meclisi kullanarak milletin iradesini yansıtan hükümetlere operasyon yapılmasını engelleyen mekanizmalar var olduğu için, parlementer sistemin hükümet istikrarsızlığı ve yürütmenin güçsüzlüğüne sebebiyet veren tıkanıklıklarını; ortadan kaldırdığı ve koalisyon hükümetlerine yol açmayacağı için, siyasi, ekonomik istikrarı ve büyümeyi sağlayacağı için, darbe teşebbüsleri, terör ve ekonomiye yönelik saldırılarında, daha güçlü mücadele ve seri karar alabileceğimiz için, uzlaşı, birlik ve beraberlik kültürünü getireceği için evet diyoruz.

    Cumhurbaşkanlığı sistemine yönelik halkımız iradesini, 15 Temmuz hain darbe girişimi gecesi Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın “sokağa çıkın” çağrısına uyarak ortaya koymuştur.

    Devletimiz; Anayasa değişikliği ve Cumhurbaşkanlığı sistemi ile yeniden medeniyeti değiştiren dünya devleti haline gelecektir. Başbakanımız Sayın Binali Yıldırım’ın memleketinde, Erzincan barosu başkanı olarak, daha güçlü Türkiye için; anayasa değişikliğine ve cumhurbaşkanlığı sistemine referandumda evet diyoruz.

    Referandum sürecinde; milletimizin, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın ve Başbakanımız Binali Yıldırım’ın yanındayız. Bu süreçte elimizden gelen her türlü desteği vereceğiz.” diye konuştu.

  • İş dünyasından Anayasa değişikliğine tam destek

    MÜSİAD Genel Başkanı Nail Olpak, Anayasa değişikliğinin iş adamları için büyük artılar getireceğini belirterek, “Yarın bakıldığında hükümet başka partiden cumhurbaşkanı başka partiden olduğu zaman bir çekişme olacak. İş dünyası çekişme arzu etmez. İş dünyası huzur, güven ortamının devamını arz eder” dedi.

    TBMM Genel Kurulunda görüşmeleri devam eden Anayasa değişiklik teklifinin iş dünyası için önemli kazanımlar sağlayacağına dikkat çeken MÜSİAD Genel Başkanı Nail Olpak, “İş alemi bir ülke için ne değerlendirir, ülke iş aleminden ne değerlendirir. Bir ülke iş aleminden daha fazla istihdam daha fazla yatırım ister. Peki biz bunları yapabilmek için ne isteriz? Bir defa istikrar, ikincisi huzurlu ortam üçüncüsü de güvenin olmasını isteriz. Yarınlara baktığımız zaman kafamızdaki soru işaretleri olabildiğince az olsun isteriz. Böyle bakıldığında bu Anayasa değişikliği Türkiye açısından kaçınılmazdır. Mevcut durumun daha yasal hale getirilmesinden bahsediyoruz. Yani fiilen Sayın Cumhurbaşkanımız mevcut yetkilerini kullanırken yasal olmayan bir yetki kullanmıyor, yasal yetkileri kullanıyor. Yarın bakıldığında hükümet başka partiden cumhurbaşkanı başka partiden olduğu zaman bir çekişme olacak. İş dünyası çekişme arzu etmez. İş dünyası huzur, güven ortamının devamını arz eder. Bu açıdan bakıldığında biz ülkemiz açısından sorunlarımıza daha hızlı çözüm bulabilmek, güzel hedeflere ulaşabilmek açısından önemli ve gerekli olduğunu düşünüyoruz” diye konuştu.

    Cumhurbaşkanının mevcut sistemde zaten birçok yetkiye sahip olduğunu belirten Olpak, yetkilerini dilediği gibi kullanacağı yeni sistem ile farkın çok belirgin olmayacağını ifade etti.

    “Kurdaki dalgalanma da Anayasa ile bitecek”

    Kurdaki hareketlenmelerin de Anayasa değişiklik görüşmelerinin tamamlanması ile birlikte ortadan kalkacağına inandığını belirten Nail Olpak, “Hangi para biriminden geliriniz varsa o para biriminden borçlanın. Eğer bunu yaparsanız oynamalar sizi etkilemez. Bir sanayici bir tüccar buradan para kazanmak yerine paradan para kazanmaya giderse risklerle karşı karşıya kalır. Şu anda piyasadaki sıkıntıyı böyle görmek lazım. Bir kur tahmini yapmak hiçbir zaman mümkün değil. Kurun iki etkeni var. Birincisi iç şartlardan kaynaklanan etkisi ki bu minimaldir. Diğeri yurt dışından kaynaklanan etkileridir. Ben yurt içinden kaynaklanan minimal sevideki dalgalanmanın Anayasa değişikliği görüşmeleri tamamlanıp, referandum biterse en az seviyeye ineceğinin kanaatini taşıyorum” ifadelerini kullandı.

  • Kılıçdaroğlu: “Anayasa değişikliğine karşı durmak namus borcumuzdur”

    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, anayasa değişikliğiyle rejimin değiştirilmek istendiğini öne sürerek, “Anayasa değişikliğine karşı durmak namus borcumuzdur” dedi.

    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Uşak’ta sivil toplum kuruluşlarının başkanlarıyla bir araya geldi ve ardından Atatürk Kapalı Spor Salonu’nda düzenlenen “CHP Uşak’ta Üreticiye Sahip Çıkıyor” çalıştayına katıldı.

    Bir yerin sorununu en iyi orada yaşayanların bileceğini iddia eden Kılıçdaroğlu, “Uşaklı köylü rahatsız esnaf rahatsız, sanayici rahatsız, ev kadını rahatsız, sokakta yürüyen insanı rahatsız ve hepsinin kafasında şu soru var. Ne olacak bu memleketin hali? Nereye gidiyoruz? Çiftçi ektiği ürünün karşılığını alamıyor. İnsanlar bir kentin sokaklarında caddelerinde rahat gezemiyorlar. Anneler çocuklarını güler yüzle okula gönderemiyorlar. Ben sizinle dertleşmeye geldim. Sivil toplum örgütleriyle konuştum. Şimdi sizlerle konuşmaya geldim. Sizlerle dertleşmeye geldim. Benim derdim aynı zamanda sizin derdiniz. Sizin derdiniz de benim derdim” dedi.

    “Allahın yarattığı bu güzel coğrafyada neden huzur içinde yaşayamıyoruz?” sorusunu soran Kılıçdaroğlu bunun için dertleşmeye geldiğini söyledi. Uşak’ın tarihin derinliklerinden gelen bir kent olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, “Uşak kurtuluş savaşının önemli kilometre taşlarından birisi olan bir kent. Geri dönüşüm sanayinde Türkiye’nin bir numarası olan bir kent. Tarımda hayvancılıkta söz sahibi olan bir kent. Ama burada geçerli olan sorunlar sanmayın ki sadece buraya özgü. Sizin yaşadığınız sorunlarla Tekirdağ’daki, Trabzon’daki, İzmir’deki vatandaşlarımızda karşı karşıya. Herkes kendisine aynı soruyu soruyor ne olacak bu memleketin hali” şeklinde konuştu.

    Türkiye’yi bu hale getirenlerden kurtaracaklarını belirten Kılıçdaroğlu, bunu CHP teşkilatının yapacağını söyledi. Kılıçdaroğlu konuşması şu sözlerle sürdürdü:

    “Kin ve öfke beslemeden yüreğimizde insan sevgisiyle ülkemizin ve çocuklarımızın geleceği için çalışacağız. Bunu yaptığımız zaman emin olun şehitlerimize karşı, bu ülkeyi kuranlara karşı en büyük görevimizi yerine getirmiş olacağız. Kinden öfkeden uzak huzur içinde, barış içinde, her evde bereketin olduğu, işsizliğin olmadığı, yoksulluğun olmadığı, çiftçinin ektiği ürünü rahatlıkla satabildiği bir Türkiye’yi yaratmak çok mu zor? Böyle bir Türkiye’yi kurmak çok mu zor? Diğer ülkeler kuruyor da biz niye kuramıyoruz? Diğer ülkeler huzur içinde de biz neden kavga içindeyiz? Neden anneler her zaman gözyaşı döküyor? Neden? Üzerimize düşen görevleri yerine getirmemiz lazım.”

    Kılıçdaroğlu Türkiye’nin inanç, kimlik, yaşam tarzı bağlamında bölmek istendiğini ancak bütün bunlara rağmen Türkiye’nin bölünmediğini omuz omuza birlikte bunun için mücadele ettiklerini vurguladı. Kılıçdaroğlu, sözlerine şu şekilde devam etti:

    “Bölünmeyeceğiz. Birlikte bu ülkede huzur içinde yaşamanın yollarını arayacağız. 35 yıldır bir terör var. Geldiler 2002’di iktidar olduklarında bu ülkede terör yoktu. Şimdi Türkiye kan gölüne dönüştü. Bir annenin evladını askere gönderirken duyduğu acıyı acaba kim duyuyor yüreklerinde. Eline kına yakıp gencecik fidan gibi evlatlarımızı askere gönderirken onların dönmesini umutla beklemiyor muyuz? Huzur içinde dönmelerin beklemiyor muyuz? Bir babanın evladını toprağa vermenin acısını kim bilebilir? Bakın bizim kültürümüzde çok önemli bir laf vardır. Deriz ki: ’ Allah kimseye evlat acısı vermesin?’ evlat acısı kadar yüreklerimizi yakan derin bir acı yoktur. Terörle mücadele, elbette yapacağız. Bu konuda ortak payda oluşturmak zorundayız. Terör kimden gelirse gelsin, amacı ne olursa olsun, hep beraber karşı çıkmak zorundayız. Terör bir insanlık suçudur. Terörün malzemesi insandır, insanı öldürür. Kandan beslenir terör. Teröre karşı çıkmak bir namus borcudur. Bir insanlık görevidir.”

    Gündemdeki anayasa değişikliğini bir baş belası olarak niteleyen Kılıçdaroğlu, “Başkanlık sistemini getireceğiz, rejimi değiştireceğiz diyorlar. Efendim diyorlar ki 1923 yılında rejim kuruldu biz rejim değişikliği yapmıyoruz. Bal gibi rejim değişikliği yapıyorsunuz. Cumhuriyeti ve demokrasiyi kaldırarak yerine bir dikta yönetimi getirmek istiyorsunuz. Getirecek misiniz? Bir kişi kalsak dahi mücadelesini vereceğiz. Bunun mücadelesini vermek namus borcumuzdur. Bunun altını çiziyorum. CHP Genel Başkanı ve Milletvekilleri olarak söylüyorum, hepsinin adına söylüyorum bunun mücadelesini vermek CHP’nin namus borcudur” şeklinde konuştu.