Etiket: Değişikliği

  • Kalkınma Bakanı Lütfi Elvan: “Anayasa değişikliği ile milleti siyasetin merkezine oturtuyoruz”

    Kalkınma Bakanı Lütfi Elvan, anayasa değişikliği ile milleti siyasetin merkezine oturttuklarını belirterek, milleti daha fazla söz sahibi yaptıklarını kaydetti.

    Kalkınma Bakanı Lütfi Elvan, cazibe merkezleri bilgilendirme toplantısına katılmak için Elazığ’a geldi. Bakan Elvan, önce valiliği, daha sonra ise AK Parti İl Başkanlığını ziyaret etti. İl Başkanı Ramazan Gürgöze’den çalışmalarına ilişkin bilgi alan Elvan, gazetecilere açıklamalarda bulundu.

    Türkiye’nin birliğinden ve düzeninden asla taviz vermeden FETÖ, PKK, DEAŞ ve cümle terör örgütleriyle sonuna kadar mücadele edileceğini belirten Elvan, ayaklarına kim pranga oluyorsa bir bir temizleyip, yollarına devam ederek Türkiye’yi geleceğe birlikte hazırlayacaklarını ifade etti.

    “Milletimizi daha fazla söz sahibi yapıyoruz”

    Referandum sürecine girdiklerini anımsatan Bakan Elvan, “Nisan ayında bir bütün olarak Türkiye’nin daha hızlı kalkınması, büyümesi ve gelişmesi için hep birlikte ‘evet’ diyeceğiz. Güçlü Türkiye için ‘ben de varım’ ve ‘biz de varız’ diyeceğiz. Aslında biz anayasa ve mevcut hükümet sisteminde yapacağımız değişiklikle milletimizi siyasetin merkezine oturtuyoruz. Milletimizi daha fazla söz sahibi yapıyoruz. Milletimiz bir taraftan yürütmeyi seçecek ve yürütmenin başının kim olduğuna karar verecek, diğer taraftan meclisimizi de temsil edecek olan milletvekillerimizi seçecek. Çok daha hızlı karar alma süreçlerini başlatacağız” dedi.

    “Türkiye çok daha güçlü bir konuma gelecek”

    Yatırımların çok daha hızlı ve kısa sürede sonuçlanacağını anlatan Bakan Elvan, şunları kaydetti:

    “Özellikle dünyada belirsizliğin ve ciddi krizlerin yaşandığı bir dönemde güçlü liderliğin önemi daha da artıyor. 15 yıllık süre içerisinde ekonomik ve sosyal açıdan son derece zayıf olan Türkiye’yi güçlü konuma getirmiş olan Recep Tayyip Erdoğan önderliğinde yapılan referandumda Türkiye çok daha güçlü bir konuma gelecek. Ülkemiz hızlı büyüyecek ve refahımız daha artacak.”

    “Güçlüyüz ve güçlü olmaya devam edeceğiz”

    Hep halkla bütünleşip dertleştiklerini de dile getiren Elvan, “Halkımızın derdi neyse bizimde o oldu. Gerçek anlamda milli irade dediğimizde budur. Eğer hükümet bir yana millet bir yana giderse buna milli irade denmez. Bunun adına vesayet odaklarına hizmet denir. Ama AK Parti Hükümetleri döneminde milletle devlet bütünleşmiştir. Artık bu vesayet odakları tamamıyla ortadan kaldırılmıştır. Milletin gerçek sözcüsü AK Parti hükümetleridir. Biz güçlüyüz ve güçlü olmaya devam edeceğiz. Bizim inancımız tamdır. İnanıp da yapamayacağımız hiçbir şey yoktur. Yeter ki sizin o güçlü desteğiniz devam etsin. Buna da devam edeceğine inancımız tamdır” ifadelerini kaydetti.

  • AK Parti’li Sorgun: “Anayasa değişikliği rejim değişikliği değildir”

    AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Sorgun, anayasa değişikliğine ilişkin “Ne yazık ki bunu rejim değişikliği gibi adlandırmak isteyenler bilerek veya bilmeyerek çıkıyor. Böyle bir şey asla söz konusu değildir” dedi.

    AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Sorgun, bir dizi temas ve ziyaretlerde bulunmak üzere, beraberinde AK Parti Konya Milletvekili Abdullah Ağralı, Aydın Milletvekili Abdurrahman Öz, İzmir Milletvekili Hamza Dağ ile birlikte Mardin’e geldi. Beraberindeki heyet ve Mardin Milletvekili Ceyda Bölünmez Çankırı ile birlikte Mardin Valiliğini ziyaret eden Sorgun, daha sonra Birinci Cadde esnafıyla bir araya geldi. Ziyaretin ardından Ulucami’ye geçen Sorgun, burada cuma namazını kıldı.

    Cuma namazı sonrası tekrar esnaf ile ayaküstü sohbet eden Sorgun, bazı vatandaşların sıkıntılarını ve taleplerini dinledi. Bir esnafın daveti üzerine bir kafeye geçen Sorgun, kendisine ikram edilen mırra kahvesini içti. Sorgun, burada gazetecilere açıklamalarda bulundu.

    “Toplumsal olarak da bahar gelecek”

    Anayasa değişikliğine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Sorgun, şunları kaydetti:

    “Önümüzde önemli bir süreç başlıyor. 18 maddelik değişiklik her madde birbirinden önemli maddeler içeriyor. Artık yeni bir hükümet etme sistemini getiriyor. Ama bazen ne yazık ki bunu rejim değişikliği gibi adlandırmak isteyenler bilerek veya bilmeyerek çıkıyor. Ama asla böyle bir şey söz konusu değildir. Yasama ile yürütmenin birbirinden net bir şekilde ayrılmasıdır. Bu sistemin adı Cumhurbaşkanlığı sistemidir. Yasama, meclis kendi görevini yapacak, kanunlar çıkartacak yürütme de meclisin çıkardığı bu yasaları etkin, hızlı, kararlı bir şekilde uygulamaya sokacak. Böyle hem ülkemizde hem de bölgemizde güçlü, hukuk temellerine dayanan ve adaletli bir Türkiye’nin yolunu açmış olacağız. Önümüz bahar, inşallah hem mevsimler hem de toplumsal olarak bahar gelecek.”

    “Halkımız çukur siyaseti yapanlar ile arasına bir mesafe koydu”

    Herkesin özgür iradesinin sandığa yansıması gerektiğini ve bunu sağlamak için ellerinden geleni yapacaklarını aktaran Sorgun, “Herkes kendi iradesiyle ‘hayır’ diyebilir, buna saygı duymak lazımdır. Ama kimsenin baskı kurmasına razı olmayacağız, bunu kabullenemeyiz. Milletimiz kimler ‘hayır’ diyor ve kimler ‘evet’ diyor diye bakıyorlar ve anlıyorlar. Doğu ve Güneydoğu’da halkımız ferasetiyle çukur siyaseti yapanlar ile arasına bir mesafe koydu” dedi.

  • Başbakan Yıldırım: “Doğru, bir rejim değişikliği var. Adana Kebabı yiye yiye rejim de bozuldu, her şey bozuldu”

    Başbakan Binali Yıldırım, Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) anayasa referandumundan evet çıkması halinde ülkedeki rejimin değişeceği iddialarına esprili bir yanıt vererek, “Doğru, bir rejim değişikliği var. Çünkü milletvekilleri anayasa değişikliğinde gece gündüz çalıştılar. Her ilde değişik yemekler yiyorlar. Ne rejim kaldı ne bir şey. Adana Kebabı yiye yiye rejim de bozuldu, her şey bozuldu” dedi.

    Başbakan Yıldırım, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Mersin’de Şehir Hastanesinin açılışını yaptıktan sonra karayoluyla geldiği Adana’da Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci Ömer Çelik ile birlikte partisinin Adnan Menderes Spor Salonu’nda düzenlediği Sandık Yönetim Kurulu Toplantısı’na katıldı. Toplantının açış konuşmasını yapan AK Parti Adana İl Başkanı Fikret Yeni, yapılacak olan anayasa referandumunda evet oyunun kentte birinci sırada çıkacağına ilişkin Başbakan Yıldırım’a söz verdi.

    Başbakan Yıldırım, AK Parti’nin kurulduğu 2001 yılından bu yana karşılaştıkları zorluklardan bahsetti. Karşılaştıkları tüm vesayet odaklarını birer birer yok ederek bu günlere geldiklerini anlatan Başbakan Yıldırım, 2007’de yapılan cumhurbaşkanlığı seçimlerine atıfta bulunarak, “Mecliste 363 milletvekilimiz aslanlar gibi oyunu verecek cumhurbaşkanını seçecekti. Ama ne oldu? Bir icat çıkardılar. İcat ne? 367 milletvekili olmadan Meclis toplanmaz, cumhurbaşkanı seçilemez. Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan beri hiç olmamış bir şeyi yapmaya karar verdiler. Yapılacak şey belliydi. Dedik ki arkadaşlar biz vekiliz, bu kararı biz vermiyorsak bunu asıl olan verir, vatandaşın kendisi verir. Bunu Türkiye’ye soralım dedik. Hatırlayın, 21 Ekim 2007 Cumhurbaşkanı’nın halk tarafından doğrudan seçilmesi için sandık başına gittik. Orada Adana, yüzde 61’le evet dedi. 2017 geldi. 10 yıl geçti. Her yıl için 1 puan. 10 yıl geçti, üzerine 10 daha koyarsak yüzde 71 en az. Tamam mı? Hedef yüzde 71. Plaka bir de sıfır bir Adana olunca birinciliği de başkasına kaptırmak yok, tamam mı?” şeklinde konuştu.

    Sözleri partilileri tarafından sık sık tezahüratlarla kesilen Başbakan Binali Yıldırım şöyle devam etti:

    “Diyorlar ki ’Ya bu anayasa değişikliğine ne gerek var? Bu anayasa değişikliğini ne yapacaksınız?’ Onlar 2007’de anlamamışlar. 2011’de de anlamadılar. 2014’te de anlamadılar. 2015’te de anlamadılar. 2016’da hiç anlamadılar ama şimdi anlayacaklar. Bu yapılan değişiklik aslında 2007’deki değişiklik. Dolayısıyla eksik kalan işlerin tamamlanmasıdır. Ondan başka bir şey değil. Eğer siz cumhurbaşkanını doğrudan seçiyorsanız görevi de, sorumluluğu da, yetkiyi de ona vereceksiniz. Hesabı da ondan soracaksınız. Yarın önünüze geldiği zaman ne diyeceğiz? Yetki verdim. Şunları yapacağım diye söz verdin niye yapamadın? E bana engel oldular. Anayasa’da engel var, sorumsuzluk var, itidal yetkisi yok. Olur mu öyle bir şey? Tabii ki olmaz. Nisanda yapacağımız halk oylaması 2020’de cumhurbaşkanımızın halk tarafından seçilmesinin gereği olan mecburi değişikliktir. Onun için bundan böyle. İşler gecikti. Mazeret arkasına sığınma yok” ifadelerini kullandı.

    15 Temmuz darbe girişimini hatırlatan Başbakan Yıldırım’a partilileri “Öl de ölelim, vur de vuralım” diye seslendi. Başbakan Yıldırım ise, “Bizim görevimiz yaşatmak. Öldürmek bizim işimiz değil. Biz Adalet ve Kalkınma Partisiyiz. AK Partiyiz. AK Parti’ye yakışan yaşatmaktır ama alçaklık varsa haddini de bildirecektir” şeklinde karşılık verdi.

    Referandumda ’evet’ için destek isteyen Yıldırım, Adana’nın yarım kalmış metrosunun tamamlanması için söz verdi. Yıldırım, bir partilinin tramvay isteğini de kırmayarak, “Ne üzüyorsun kendini. Tramvay da tamam. O da olur merak etme. Ne dedik yapmadık? AK Parti ne söz verdi de yapmadı?” diye konuştu.

    Yıldırım, şöyle devam etti:

    “Ulukışla-Pozantı yolunu bilirsiniz. O yolun ne halde olduğunu bilirsiniz değil mi? Oradaki o kamyoncular seyahat edenler ne kadar büyük acı yaşadığını biliyorsunuz değil mi? Şimdi buradan gidiyorsunuz Pozantı’dan viyadük tünel, ver elini Niğde. Oradan da Ankara. İşte ne için evet? Adana’ya hızlı tren için evet. Adana Mersin arasında yeni demiryolu hattı kurmak için evet. Adana’nın geleceği için evet. Refahı için evet. Türkiye’nin birliği, beraberliği, kardeşliği için evet. Terörün bir daha ülke gündeminde kalmaması için evet. Yarım kalan metronun tamamlanması için evet. 4 bin 415 sandık var. 1.5 milyona yakın seçmen var. Sandık deyip geçmeyelim. Seçim, sandıkta kazanılır. Seçim sandıkta kaybedilir. Siz sandık yöneticileri olarak vatandaşlarımızı, hemşehrilerimizin verdiği oyların çalınmaması için gereken dikkati göstereceksiniz tamam mı? Dikkatli olacağız, gözümüz gibi sandıklara bakacağız.”

    “Elitaş tıraş olmaya bile vakit bulamadı”

    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Referandumdan evet çıkarsa rejim değişecek” çıkışına da esprili bir dille cevap veren Başbakan Yıldırım, şunları söyledi:

    “Doğru, bir rejim değişikliği var, çünkü milletvekilleri Anayasa değişikliğinde gece gündüz çalıştılar. Her ilde değişik yemekler yiyor. Ne rejim kaldı ne bir şey. Adana kebabı yiye yiye rejim de bozuldu, her şey bozuldu. ’Bu bir dayatmadır’ diyorlar. Be kardeşim. Gözüm. Kemal Bey. 1 ay boyunca bu vekiller gece demedi, gündüz demedi Mecliste çalıştılar. Ne söyleyeceklerse hepsini söylediler. Bizim Mustafa Elitaş tıraş olmaya bile vakit bulamadı. Sakallı. Hala anlamadınız mı? Bunun neresi dayatma? Milletin vekilleri görüştü kararını verdi. Siz, milletin vekillerinin verdiği kararı tanımazsanız millet sizi tanır mı? Tanımaz değil mi? Bu da evet. Şimdi, önümüzde 2 ayımız var. 2 ay boş durmak yok. Sokak sokak dolaşacağız. Her hemşehrimizin kapısını çalacağız. Gerçekleri anlatacağız. Var mısınız? Milletin kafasını karıştıranlar, Türkiye’nin hızını kesenler, Türkiye’nin geleceğini geciktirenler, aydınlık yarınlarına engel olanlara hesap sormaya var mısınız? Bu millet o kadar şeye evet dedi ki sayıyorum, 12. En son Türkiye’yi karanlığa gömmek isteyen alçak FETÖ hainlerine dur diyen, demokrasiye evet diyen de sizsiniz. Allah sizden razı olsun. 15 Temmuz gecesi darbeye dur dediniz. Aydınlığa, demokrasiye evet dediniz. İşte bizim hedefimiz böyle bir milletin, şanlı milletin önünü açmak, önündeki engelleri kaldırmaktır.”

    AB Bakanı Ömer Çelik ise, karşılaştıkları kumpaslara karşı Adana’nın her daim bir adım önde olduğunu söyleyerek, “Devletimize milletimize, varlığımıza, birliğimize, dirliğimize kast eden 15 Temmuz’daki darbe girişimi karşısında da o hainlerin karşısına Adana’da en önce bu teşkilat çıkmıştır. Bizi yasaklarla engelleyemediler. Siyasi suikastlerle engelleyemediler. Darbelerle engelleyemediler. 15 Temmuz darbe girişimiyle yıkamadılar. Şimdi 2002’den beri yürüttüğümüz büyük mücadelenin önemli bir aşamasına geldik. Sayın Başbakanımızın güçlü liderliğiyle Milliyetçi Hareket Partisi ile yürütülen görüşmeler sonucunda Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu anayasa değişikliğini yapmak üzere TBMM’den bu değişikliği geçirdik. Şimdi aziz milletimizin huzuruna geldi. Bu Türkiye için tarihi bir şanstır. Türkiye 200 yıldır bu konuları tartışıyor. Bugün artık millet karar verecektir. Millet bu sistem değişikliğiyle karar verecektir. Ve kendi içimizde bütün bu zaafları aşmak işin önümüzde büyük bir fırsat var. Yapmamız gereken şey şudur; Adana’da sandıklardan evet çıkaracağız ama bu yetmez. Adana’da sandıklarda eveti patlatacağız ama bu yetmez. Adana’da, Türkiye’de en çok evet çıkan il olmaya hazır mıyız?” dedi.

  • Yeşildal’dan anayasa değişikliği açıklaması

    Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) Hatay Milletvekili ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Anayasa Komisyonu Üyesi Adem Yeşildal, ortak değerlere karşı yapılan en ufak bir saldırıda AK Parti’nin o saldırıyı yapanların karşısında olacağını söyledi.

    Yeşildal, Hatay Gazeteciler Cemiyetinde yaptığı basın toplantısında anayasa değişikliği ve başkanlık süreciyle ilgili değerlendirmede bulundu.

    Yoğun, meşakkatli ve tartışmalı bir komisyon ile Meclis süreci yaşadıklarını belirten Yeşildal, “Ancak tabi, bizi üzen bir takım tablolar oldu. Bizler Hatay milletvekilleri olarak o tabloların içerisinde sadece barışa, hoşgörüye, kardeşliğe davet eden insanlar olarak rol aldık. Ve o şekilde de neticelendi. Buradan açıkça ve net olarak ifade etmek istiyorum. Bu anayasa değişikliği sadece ve sadece yürütme erkinin seçim sisteminin değişimi ile alakalıdır. Birileri çıkıp ’cumhuriyet elden gidiyor, demokrasi elden gidiyor’ diye bir takım söylemler içerisindeler. Bizim açımızdan cumhuriyet de, demokrasimiz de tartışma konusu yapılamaz. Bu değerler hepimizin ortak değerleridir. Dolayısıyla 1923 yılında Sayın Başbakanımızın ifade ettiği gibi bu tartışmalar nihayete ermiştir ve son nokta 1923’te konulmuştur. Ortak değerlerimize karşı yapılan en ufak bir saldırıda AK Parti olarak o saldırıya yapanlar en başta bizi karşılarında bulur. Bunu samimiyetle ifade etmek istiyorum. Dolayısıyla buradan ’acaba bu şekli ile toplumumuzda bir bloklaşma sağlar mıyız. Cumhuriyet elden gidiyor, Atatürkçülük elden gidiyor, demokrasimiz elden gidiyor, Türkiye’nin bütün yetkileri tek bir makama, tek bir şahsa veriliyor.’ Bu tür söylemlerin hiçbirinin ama hiçbirinin altı dolu değil arkadaşlar. Tamamen sloganvari, tamamen halkı tereddüde düşürme, kafasında soru işareti oluşturmaya yönelik söylemler. Ve bunu da doğru bulmuyoruz. Çünkü arkadaşlar bizim en önemli varlığımız toplumsal barışımızdır. Bunu çeşitli vesilelerle, toplu platformlarda ifade ettim. Toplumumuzu yalan yanlış ve sıkıntıya sokan, bloklaştıran söylemlerden başta siyasi partilerin, en başta onların uzak durması lazım” dedi.

    “Halkımız sağduyulu davranıyor”

    Adem Yeşildal, toplumsal huzurun ve kardeşlik ikliminin bozulmasının Türkiye’nin sıkıntıya girmesi demek olduğunu ifade ederek, “Eğer bizim toplumsal barışımızı, huzurumuzu, barış içerisinde yaşayan insanlarımızın kardeşlik iklimini bozarsak Türkiye’yi sıkıntıya sokarız. Zaten 15 Temmuz’dan bu yana hain darbe girişimiyle başarıyı elde edemeyenler toplumumuzu kutuplaştırmak, farklı renklerimizin hassasiyetlerini kaşımak suretiyle Türkiye’de farklı bir kaos ortamı oluşturmak istediler. Bunu da başaramadılar. Çünkü toplumumuz gerçekten sağduyulu. Gene başaramayacaklar” şeklinde konuştu.

    “’Hayır’ diyenlerin fikrine saygılıyız”

    Fikirlere saygılı olduklarını ama farklı boyutlara taşınmaması gerektiğini söyleyen Yeşildal şöyle devam etti:

    “Ama siyasi partilerin çıkıp ama şunu açık ve net söyleyebilirim evet diyenler ne kadar saygıdeğer ise hayır diyenler de fikir itibariyle saygı duyulması gereken insanlar. Ama meseleyi tutup farklı boyutlara çekip insanımız içerisinde huzursuzluk ve gerginlik oluşturmak kesinlikle yanlış bir şey. Bizlere düşen ’evet’in arkasında olan ve bu anayasa değişikliğinin güçlü Türkiye, yarınlara emin adımlarla yürüyen, yürüyecek olan Türkiye’yi inşa etmenin önemli bir adımı olarak gören bizler nasıl kendi argümanlarımızı ortaya koyuyorsak, ’hayır’ için uğraşanlar da aynı argümanları anlatsınlar. Çıksınlar bu maddenin hangisi diktatörlük oluşturuyor, hangisi tek adamcılık oluşturuyor, hangisi bütün yetkileri tek kişiye devri söz konusu oluyor, hangisi demokrasiyi ortadan kaldırıyor, böyle bir şey olabilir mi? Bakın açık ve net söylüyorum. Şu anda vatandaş Türkiye Büyük Millet Meclisi seçimlerini yapıyor. Yasamayı yapıyor. Yasamanın fertlerinin, milletvekillerini seçmek suretiyle yasamayı oluşturuyor. Ve seçmiş oldukları milletvekillerini, millet adına meclis içerisinde hükümeti oluşturuyor. Biz bunu bu halinden ayırıp diyoruz ki, ’ey vatandaş gel birinci sandıkta meclisi seç, ikinci sandıkta da gel yürütmeyi seç’ diyoruz. Yani milletvekillerinde şu anda uhdesinde olan mevcut sistemde hükümeti oluşturma yetkisini tutup vatandaşa iade ediyoruz. Vatandaştan aldığımız bu yetkiyi tekrar vatandaşa veriyoruz. Tıpkı 2007 yılında yapmak zorunda kaldığımız Cumhurbaşkanlığı seçme yetkisini verdiğimiz gibi.”

    “Derslerini aldılar ama akıllanmadılar”

    Benzer çabaların daha önce de gösterildiğini belirten Yeşildal, “2007’de Anayasa Mahkemesini devreye sokmak suretiyle 367 garabetini oluşturanlar, Meclis’i tıkayanlar, seçilmiş 10 tane cumhurbaşkanı varken 11’inciyi ’Abdullah Gül’ü seçemezsiniz’ deyip Meclisi Anayasa Mahkemesi kanalı ile tıkayanlar o dönemde bunun dersini aldılar ama akıllanmamışlar anlaşılan. Ne yaptık o dönemde hatırlayın ey vatandaş ’Meclisi kilitliyorsunuz öyle mi, Anayasa Mahkemesini devreye soktunuz ve bu Meclis’i cumhurbaşkanını seçemez hale getirdiniz. Buyurun hodri meydan. Yani cumhurun başkanını seçiyoruz. Bizi seçen halk adına seçiyoruz.’ Biz bu yetkiyi götürdük halka veriyoruz. 50 milyon seçmeni gidin baskı altına alın dedik. Tıpkı 2007 21 Ekim referandumu ile hayata geçen 14 Ağustos’ta da uygulaması olan o uygulamanın tıpkısının aynısı arkadaşlar. Şimdi vatandaş sandığa gidip milletvekilini seçiyor mu seçiyor. O milletvekili yani yasamanın üyesi Meclise gittikten sonra Meclis içerisinden hükümeti kuruyor mu, kuruyor, kime vekaleten halka vekaleten. Biz bunu birbirinden ayırıyoruz. Diyoruz ki vatandaş gitsin, sandıkta seçim günü iki sandık olacak, yasamayı da vatandaş doğrudan seçsin, yürütmeyi de vatandaş doğudan seçsin” diye konuştu.

  • Bakan Soylu: “Yeni anayasa değişikliği devleti darbe modundan çıkartacak”

    İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, yeni anayasa değişikliğinin devleti darbe modundan çıkartacağını belirterek, “Önümüzdeki referandum 21. asırda başlayan büyük bir yürüyüşün temel adı olan büyük Türk milletinin en büyük adımlarından biridir” dedi.

    İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, memleketi Trabzon’da AK Parti’nin Ocak ayı Genişletilmiş İl Danışma Meclisi Toplantısına katıldı. Bakan Soylu, buradaki konuşmasında yeni anayasa sürecine değinerek, “Acımız vardır ancak korkumuz yoktur. Başımız diktir. Terör örgütleri artık son demlerini yaşamaktadır. Özellikle son 2 ayda PKK’ya katılan kişi sayısı sadece 5 kişi. Ne kadar istismar ederlerse etsinler ne kadar oradaki insanlarımızı evlatlarımızı çocuklarımızı hem de illegalle korkutarak dağa götürmek isterlerse istesinler bu milletin birliğini bozamayacaklar. Yapmamız gereken ilk iş ülkemizi ve şu hükümet sistemimizi hızlı karar alabilen birlik ve bütünlüğümüzü sağlayabilecek daha demokratik ve güçlü bir liderlik ortaya koyabilecek bir hale getirmektir. İşte bunun ilk adımı gazi meclisimiz atmıştır” şeklinde konuştu.

    “Önümüzdeki referandum Türk milletinin en büyük adımlarından biridir”

    Yeni anayasa değişikliğinin devleti darbe modundan çıkartacağını dile getiren Bakan Soylu, “Kapsamlı bir anayasa teklifini milletimizin onayına sunulmak üzere kabul etmiştir. Bu yeni anayasa değişikliği devletimizi darbe modundan çıkartarak hem başlangıç ayarlarına ve Cumhuriyetimizin 100. yılı olan 2023 rotasına döndürecektir. Artık direksiyon başına geçmenin zamanı gelmiştir. Bu önerdiğimiz sistem milletimize sunduğumuz sistem elbette ki ismi Cumhurbaşkanlığı sistemidir. Ama bunun bir ismi vardır ki bu demokrasi ile bezenmiştir, bunun bir ismi vardır ki bu milletin hür ve özgürlüğü ile bezenmiştir. Bunun bir ismi vardır ki, ne kadar zorluk çıkarsalar çıkarsınlar hangi darbe anlayışını ortaya koymaya çalışırlarsa çalışsınlar. Gezi olaylarıyla, 17-25 Aralık darbesiyle ve 6-7 Ekim olaylarıyla ardından 15 Temmuz hain darbe girişimiyle bu ülkeyi siz yönetemezsiniz siz bu ülkeyi yarına taşıyamazsınız diye bizi bir anlayışa sevk etmeye ve bizi bir anlayışla karşı karşıya bırakmaya çalışırlarsa çalışsınlar 21. asrın başından itibaren bu millet demokrasiye sahip çıkan, bu millet istiklaline ve hürriyetine sahip çıkan bu sistemin adını koymuştur. Bu sistem milletin sistemidir. Bu sistem milletin talebidir. Siz kimsiniz de 50 gramlık oy pusulasıyla beraber bütün dünyadaki gelişmiş ülkelerin ortaya koymuş olduğu bir süreci tersine çevirmeye çalışıyorsunuz. Mücadele bir siyaset mücadelesi değildir. Buradan net bir şekilde söylüyorum. Önümüzdeki referandum 21. asırda başlayan büyük bir yürüyüşün temel adı olan büyük Türk milletinin en büyük adımlarından biridir” ifadelerini kullandı.