Etiket: Değişen

  • Okulu değişen öğrencinin velisi, müdürü darp etti

    İzmir’de bir öğrencinin sosyal medyada yaptığı uygunsuz paylaşımlar nedeniyle okulunun değişmesine tepki gösteren velisi, okul müdürünü darp etti.

    İzmir’in Aliağa ilçesinde eğitim veren Mehmet Saka İlköğretim Okulu’nda bir öğrencinin velisi okul müdürünü darp etti. Edinilen bilgiye göre, yaklaşık bir ay önce okulda eğitim gören iki öğrenci sosyal medya hesaplarından uygunsuz paylaşımlarda bulundu. Öğrencilerin bu paylaşım ve davranışları üzerine, konu okulun Öğrenci Davranışları Değerlendirme Kurulu’na intikal etti. Kurul, iki öğrencinin okulunun değiştirilmesine karar verdi. Bunun üzerine öğrencilerin velilileri karara itiraz etti. İtirazın ardından kuruldan yine aynı karar çıktı.

    Dosyayı ararken bir anda saldırdı

    Öğrencilerin velilerine karar tebligatını vermek için okula davet eden Okul Müdürü Mehmet Ali Karaavcı (45), velilere durumu anlattı. Okul müdürü masasına koyduğu tebligatı velilere vermek için aradığı sırada, öğrencilerden birinin velisi saldırarak müdürü darp etti. Kafası, kaşı, kulağından yara alan ve kanlar içinde kalan okul müdürü bir anda yere yığıldı. Okuldaki diğer öğretmenlerin emniyete haber vermesi üzerine olay yerine gelen polis ekipleri, veliyi gözaltına aldı.

    Okul müdürü Mehmet Ali Karaavcı ise kaldırıldığı Aliağa Devlet Hastanesi’nde tedavi altına alınırken, öğretmen arkadaşları da hastaneye akın etti. Durumunun iyi olduğu öğrenilen okul müdürünün bir müddet müşahede altında tutulacağı öğrenildi.

    “Emeğini verdiği öğrencinin velisi darp ediyor”

    Hastaneye ziyarete giden Memur-Sen İzmir İl Temsilcisi ve Eğitim-Bir-Sen İzmir 1 No’lu Şube Başkanı Ali Musa Bina olay hakkında bilgi vererek, “Müdür bir evrak tebliği yapacak. Veli okula çağrılıyor, evrak tebliği edilirken bir anda okul müdürüne saldırıyor. Başından yaralandı, şu anda hastanede müşahede altında tutulacak. Umarım herhangi bir olumsuzluk yaşamadan kısa sürede atlatılacak. Ama işin sadece fiziksel boyutu değil bir öğretmenin canını, emeğini sarf ettiği öğrencileriyle alakalı böyle bir pozisyonla karşı karşıya kalması, bir veliden böyle şiddet görmesi üzücü” dedi.

  • Afrin Operasyonu Sonrasında Orta Doğu’da Değişen Dengeler Paneli Düzenlendi

    Kilis 7 Aralık Üniversitesi ile Orta Doğu Stratejik Araştırmalar Merkezi’nin (ORSAM) ortaklaşa Afrin Operasyonu Sonrasında Orta Doğu’da Değişen Dengeler konulu panel düzenlendi.

    ORSAM ile 7 Aralık üniversitesi Tarih Bölüm Başkanı Prof. Dr. Metin Akis’in moderatörlüğünü yaptığı panele ORSAM Başkanı Prof. Dr. Ahmet Uysal, ORSAM Suriye Uzmanı Oytun Orhan ve ORSAM Filistin Uzmanı Dr. Öğretim üyesi Gökhan Boşbaş konuşmacı olarak katıldılar.

    ORSAM Başkanı Prof. Dr. Ahmet Uysal, Orta Doğu politikalarında Türkiye’nin bir doğallaşma ve normalleşmeye öncülük ettiğini belirterek, bölgede Amerika, Rusya ve Çin gibi ülkelerin çıkarlarının olduğunu, Irak’ta kırk yıldan fazla süredir savaş yaşandığını, pek çok petrol kaynağına rağmen 80 bin Telaferli’nin mülteci konumunda Türkiye’de yaşadığını ifade etti.

    Uysal, Mısır’ın darbeye direnmemesine rağmen Türkiye’nin darbe girişimine asla müsaade etmediğinin altını çizdi.

    Değerlerin farkına varılması gerektiğini ve Batı’nın, sömürdüğü ülkeleri cahil ve yoksul bırakma politikası uyguladığını ifade eden Uysal, eğitime önem vererek kendi kaynaklarımızı en iyi şekilde kullanmamız gerektiğini vurguladı.

    ORSAM Suriye Uzmanı Oytun Orhan, Suriye’de yaşanan olayların Angajman dönemi, Adaptasyon dönemi ve Operasyon dönemi olmak üzere üç başlık altında değerlendirilebileceğini belirtti.

    Orhan, Zeytin Dalı operasyonunda, başlangıçta hava şartlarının olumsuzluğuna rağmen Türkiye’nin deneyimli ordu gücü sayesinde kısa sürede başarı sağladığını, bunda özellikle SİHA’nın (Silahlı İnsansız Hava Aracı) etkili olduğunu söyledi.

    Orhan, Türkiye’nin DAEŞ ve YPG tehdidiyle karşılaştığını, öncelikle Afrin ve Münbiç operasyonlarının engellenmeye çalışıldığını ancak Astana sürecinin önemli bir dönüşüm meydana getirdiğini sözlerine ekledi.

    ORSAM Filistin Uzmanı Dr. Gökhan Boşbaş, Türkiye’nin Filistin’i tanıyan ilk ülke olduğunu vurgulayarak başladığı konuşmasına, özellikle “Filistinlilerin ülkelerini para ile sattıkları” şeklindeki karalama kampanyalarının yersiz ve maksatlı olduğunu, İsrail’in son yıllarda iki binden fazla yeni yerleşim merkezi kurduğunu, bunları da planlı bir şeklide işgal maksadıyla yaptığını söyledi.

    Son yıllarda hem İsrail’e hem de Batı’ya karşı doğru tepki verilmeye başlanması ile yeni bir döneme girildiğini ifade eden Boşbaş, Kudüs’ün İsrail’in başkenti olmasının Amerika tarafından kabulü ve elçiliğini buraya taşıyacağını bildirmesinin bir tavır olmasına rağmen, BM’deki oylamanın önemli bir tepki olduğunu ve bunun bir başlangıç olduğunu sözlerine ekledi.

    Panel sonrasında Prof. Dr. Metin Akis konuşmacılara teşekkür ettikten sonra İlahiyat Fakültesi öğretim üyelerinden Prof. Dr. Osman Türer, konuşmacılara Kilis 7 Aralık Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Doğan Karacoşkun adına plaket verdi.

  • Değişen diş rengine dikkat

    Diş Hekimi Zafer Kazak, değişen diş rengi problemlerine dikkat edilmesi konusunda uyarılarda bulundu.

    Medicadent Diş Klinikleri Kurucusu Ve Global Diş Hekimleri Derneği Başkanı Diş Hekimi Zafer Kazak, “Diş renginin göz rengi ve saç rengi gibi kişiye özgüdür. Dişin içerdiği elementlerin birbirine göre oranı dişin rengini belirler. Mine yüzeyi porlu (gözle görülemeyen küçük delikli) bir yapıya sahiptir. Bu nedenle dişin doğal rengi zaman içerisinde dış etkenlerden etkilenerek değişebilir” dedi.

    Diş Hekimi Zafer Kazak, diş rengi tedavisi konusunda iki tip tedavi yöntemi bulunduğunu ifade ederek, “Bunlardan ilki dişhekiminizin muayenehanesinde daha hızlı sonuç alınan yöntemdir (Office bleaching), diğeri de eviniz de kendinizin uygulayacağı yöntemdir. (Home bleaching). Er:YAG lazer cihazları ile yeni geliştirilen Fotona TouchWhite el aleti ile yaklaşık 30 dakikada hassasiyet oluşturmadan beyazlatma sağlanabilir. Bu lazer dalga boyu çalışılan dokularda sadece 100 mikrometre emilim sağlar ve suda emilir. Bu sebeple beyazlatma jelinin en üst tabakasında emilerek derin tabakaya gitmeden jelin hemen aktif olmasını sağlar. Bu da işlemin hızlanmasını ve aynı zamanda dişte ısı oluşmamasını sağlar. Böylece işlem sonrası hassasiyet de alternatif yöntemlere göre en aza indirgenir” diye konuştu.

    Sert doku lazerleri ile yapılan beyazlatma işleminde jel dentine gelmediği ve minede mikro çatlaklar olmadığı sürece ağrı oluşmayacağını anlatan Diş Hekimi Zafer Kazak, “Diğer yöntemlerde çok az bir hassasiyet duyulabilir ve genellikle bu durum 24 saat içerisinde geçer. Bunu gidermek için beyazlatma işlemi sonuna diş hekiminiz fluorid uygulaması yapabilir. Beyazlatma sonrası çay, kahve, sigara, kırmızı şarap, vişne suyu gibi dişi renklendirebilecek gıdalardan uzak durmakta fayda vardır. Genel ağız bakımına dikkat edilmesi de renklenmelerin tekrarlamasını önleyecektir” ifadelerini kullandı.

  • Kilolarını eritip yaşamları değişen obezite hastaları Antalya’da buluştu

    Obezken geçirdikleri mide ameliyatıyla 50 kilonun üzerinde zayıflayarak yeni bir hayata kavuşan ve sosyal medyada açtıkları ‘Obezite Portal’ adıyla örgütlenen grup, Antalya’da buluştu.

    Aralarında yurt dışından ve Türkiye’nin farklı illerinden obezite ameliyatı geçirerek büyük bir değişimle sağlığına kavuşanlar, 1 Şubat 2006 yılında sosyal medya üzerinde ‘Obezite Portal’ adlı bir grup kurdu. 8 bin 500 üyesi olan gruptan bazı üyeler, bugün Antalya Lara’da bir araya geldi. Aralarında mide ameliyatı sonrası 50-90 kilo verenlerin de olduğu grup üyeleri, etkinlikte yemek sonrası müzik eşliğinde doyasıya oynadı.

    Grubun 90 kilo vererek en çok kilo verenlerinden olan portal kurucusu 34 yaşındaki Burak Karadaş, 1 yılda 90 kilo verdiğini söyledi. Zayıfladıktan sonra yakınlarının kendisini tanımadığını aktaran Karadaş, “Hayat kalitem arttı, oturmam, kalkmam, yürümem, nefes almam, kısacası her şeyim değişti. Tek pişmanlığım neden bu kadar süre beklediğim oldu” dedi.

    İkinci ameliyatını olan 26 yaşındaki Şefika Ulu, “120 kilodan 72 kiloya düştüm. Ameliyat olduğumuz için zayıflamıyoruz, yiyemediğimiz için zayıflıyoruz. İnsanların özgüveni artıyor, çevremde Vizontele’deki gibi yanındakine bir şey olmazsa sen de ye hesabı söylüyorlardı, artık öyle bir durum söz konusu değil” dedi.

    “İstediğim her şeyi yiyebiliyorum”

    Grup üyelerinden 1 senede 150 kilodan 65 kiloya düşen 24 yaşındaki Ramazan Kaya ise, daha önce yaşadığı sağlık sorunlarına değindi. Çocuğu olduktan sonra 130 kiloya yükseldiğini söyleyen 29 yaşındaki Pelin Kunar ise, “En son kızım doğduktan sonra 130 kiloya ulaştım. Kızım yürümeye başlayınca oyun istiyordu, ben de peşinden gidemiyordum, ona eşlik edemiyordum ve ilgilenemiyordum. Şuanda 8 ayı tamamladım ve yaklaşık 52 kilo verdim. Şuanda 76-78 kiloda gidip geliyorum ve istediğim her şeyi yiyebiliyorum” dedi.

    “130 kilo öleceğine 60 kilo öl, en azından cenazeni kaldırabilirler”

    Mide ameliyatı sonrası 118 kilodan 63 kiloya kadar düşen 37 yaşındaki Nuray Yılmaz Yüceoğlu da, “Öncesinde psikolojiniz yeterince bozuluyor kilodan dolayı. İkinci sınıf insan oluyorsunuz. İçiniz ne kadar iyi olursa olsun dışınıza bakılıyor. Zayıflayınca insanların bakışları değişti. Şu anda insanlar gülümseyerek takdir eder gibi bakıyor” derken, kendisi gibi ameliyat olan ve 128 kilodan 6 ayda 64 kiloya kadar düşen eşi Obezite Portal Antalya sorumlusu Eray Yüceoğlu, “Sabah uyanabiliyorum en azından, gece uyurken horlamıyorum. Kilonun eksileri çok, sağlıksız bir insansın nihayetinde. Adı üzerinde obezite. Obezite portalı sayesinde evlendim. Ailemizin ameliyat olma diye baskıları oluyordu, ölüm riski var şeklinde. 130 kilo öleceğine 60 kilo öl daha iyi. En azından cenazeni kaldırabilirler” dedi.

  • İki yılda değişen bir şey olmadı

    Eskişehir Bilecik Tabip Odası (EBTO) Yönetim kurulu üyesi Dr. Seçil Biçer, hekimlerin, sağlık çalışanların ve kadınların güvende olmadıklarını söyledi.

    Hastanede bir kadını erkek şiddetinden korumaya çalışırken öldürülen doktor Aynur Dağdemir’in ölüm yıld önümü nedeniyle açıklama yapan Dr. Seçil Biçer, iki yılda değişen bir şey olmadığını iddia etti. Hekimlere, sağlık çalışanlarına yönelik şiddetin devam ettiğini vurgulayan Dr. Seçil Biçer, “Bir yıl içinde iki hekim arkadaşımız iş yerinde öldürüldü. Şiddete uğrayanlar on binlerle ifade ediliyor. İşyerlerimiz bugün de hiçbirimiz için korunaklı değil. Hekimler de toplumun çoğunluğu gibi mutsuz, umutsuz. Daha geçen ay ikisi kadın üç meslektaşımızın aynı gün içinde intiharıyla sarsıldık. 2016 yılında 328 kadın öldürülmüştü. 2017 yılının ilk on ayında öldürülen kadın sayısı 339 oldu. Kadın kırımı hızla artarak sürüyor. Her zaman olduğu gibi kadınlar en çok kendi hayatlarına dair karar aldıkları, boşanmak, ayrılmak istedikleri için öldürüldü” dedi.

    “En çok genç kadınlar öldürüldü”

    Kadınların çoğunlukla en yakınları olan eşleri, sevgilileri, babaları, oğulları, kardeşleri tarafından öldürüldüğünü ifade eden EBTO Yönetim Kurulu üyesi Dr. Seçil Biçer şunları söyledi:

    Kadınlar en çok ateşli silahlarla, işkence ve eziyetle öldürüldü. Kadınlar şiddet uygulayan eşleri tarafından, korunma uygulanmadığı için ya da koruma süresi dolar dolmaz öldürüldü. Geçtiğimiz günlerde iki baba, eşlerinden intikam almak için öz çocuklarını öldürdü. Kadınların öldürülmeleriyle sonuçlanan süreçlerin ve öne sürülen gerekçelerin incelenmesi, kolaylaştırıcı etkenlerin, ortak özelliklerin belirlenmesi, kadına yönelik şiddetin önlenmesinde uygulanacak politikaların yöntem ve içeriğini de ortaya koyuyor. Kadınlar boşanma, çalışma, eğitim görme, bağımsız yaşama gibi en temel haklarını kullanırken korunmuyorlar ve kararlarını engellemek isteyenler tarafından öldürülüyorlar. Kadınların çocuk yaşta evlendirilmeleri, eğitim süreçlerinin dışında bırakılma ve hukuksal mekanizmalar başta olmak üzere çeşitli yöntemlerle meşrulaştırılıyor, kolaylaştırılıyor. Kız çocukları erişkinliğe hazırlanacakları yaşlarda evlendirilerek kocanın baskısına, insafına, şiddetine, egemenliğine terk ediliyorlar. Erken yaşta zorla evlilikleri onaylayanlar öldürülmek de dahil şiddetin her türünü kadınlara reva görüyor. Kadına yönelik şiddetin bütün hızıyla sürdüğü günümüzde, Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair 6284 Sayılı Kanun’daki eksikliklerin giderilmesi ve yaşama geçirilmesi gerekirken, söz konusu kanun tümüyle ortadan kaldırılmaya çalışılıyor. Kamuoyunda boşanma komisyonu olarak bilinen Meclis Araştırma Komisyonu raporunda nafaka süresinin evlilik süresiyle sınırlanması, koruyucu tedbir kararı için kanıt şartı ve kararın 15 günle sınırlandırılması, arabuluculuk süreci gibi kadınların mağduriyetine yol açacak önerilerde bulunuluyor. Yerelde büyük emek ve mücadele ile oluşturulmuş olan kadına destek ve dayanışma kurumları ortadan kaldırılarak kadınlar güçsüzleştiriliyor. Kadınların bugünü ve geleceği için umut sağlayan İstanbul Sözleşmesi, “imzalandıktan sonra rafa kaldırılan sözleşmeler” arasında çoktan yerini almış görünüyor. Öldürülen ve şiddete uğrayan tüm kadınlar için, tek bir kadının daha öldürülmemesi, şiddet görmemesi için adalet istiyoruz.”