Etiket: değilse

  • Dadaş Ortaokulu öğretmenleri “Şimdi değilse ne zaman” dedi

    Dadaş Ortaokulu öğretmenleri “Şimdi değilse ne zaman” dedi

    Erzurum Yakutiye İlçe Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı Dadaş Ortaokulu Öğretmenleri anlamlı bir etkinliğe imza attılar.

    Öğretmenler Covid-19 adlı virüs salgını sebebiyle tüm dünyanın ve ülkemizin içinde bulunduğu bu sıkıntılı dönemde ihtiyaç sahibi insanlara ulaştırılmak üzere hazırladıkları gıda paketlerini ve yardım zarflarını kapı kapı dolaşarak sahiplerine teslim etti.

    Gıda kolilerini ulaştırdıkları insanlara, bu süreçte evde kalmanın çok önemli olduğu vurgusunu yapan öğretmenler alınan tedbirlerle kısa sürede bu sıkıntıdan kurtulmayı ümit ettiklerini ifade ettiler.

  • Halloum: “Biz değilsek torunlarımız, torunlarımız değilse onların torunları elbet bu zafere tanıklık edecekler”

    Konya Büyükşehir Belediyesi, Necmettin Erbakan Üniversitesi (NEÜ) ve Kudüs Açık Üniversitesi ortaklığında düzenlenen Filistin Meselesi ve Türkiye Uluslararası Kongresi kapanış programıyla son buldu.

    Kapanış programında ilk konuşmayı NEÜ Uluslararası İlişkiler Bölümü Başkanı ve Kongre Düzenleme Kurulu Başkanı Prof. Dr. Murat Çemrek yaptı. Çemrek, Kongrenin yapılış sürecinde emeği geçen herkese teşekkür ederek böylesi önemli bir konunun NEÜ ev sahipliğinde gerçekleştirilmiş olmasından duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

    Eski Filistin Büyükelçisi Rıbbi Halloum ise konuşmasında kongrede farklı oturumlarda başarılı sunumların yapıldığını, başta NEÜ olmak üzere kongreye destek veren herkese teşekkürlerini sundu. Konya’da 1980 yılında Filistin için düzenlenen yürüyüşü hiç unutmadığını kaydeden Halloum, Konya’nın bu anlamda kendisi için başka bir öneme sahip olduğunu hatırlattı. Arap rejimlerinin kendilerine sırt çevirdikleri dönemde, Filistin’in yanında yalnızca Türkiye’nin olduğunun altını çizen Halloum, “Filistin’e verilen bu desteklerden şunu anlıyorum ki biz zafer elde edeceğiz. Biz değilsek torunlarımız, torunlarımız değilse onların torunları elbet bu zafere tanıklık edecekler” ifadelerini kullandı.

    İslam İşbirliği Teşkilatı İslam Ülkeleri İstatistik, Ekonomik ve Sosyal Araştırma ve Eğitim Merkezi Genel Direktörü Musa Kulaklıkaya da konuşmasında Filistin halkının her uyandıkları gün bin bir çeşit insanlık dışı zulme uğradıklarını, Müslümanlar olarak aynı acıyı paylaşmak gerektiğini ifade etti. Kulaklıkaya, dünya üzerinde hiçbir işgalin bu kadar uzun sürmediğini hatırlatıp, Kudüs’ün en büyük barış ve hoşgörü şehri olduğunu sözlerine ekledi. Yazar Levent Baştürk ise 20 Arap 40 İslam ülkesinin İsrail karşısında aciz kaldığını söyleyerek bu durumdan üzüntü duyduğunu, tüm Müslüman ülkelerin Filistin meselesine karşı daha dik bir duruş sergilemesi gerektiğinin altını önemle çizdi.

    NEÜ Rektörü Prof. Dr. Muzaffer Şeker ise kongreye katkı sunan konuklara ve kongrenin hazırlanmasında emeği geçen herkese teşekkür ederek konuşmasına başladı. Birçok açıdan söylenecek çok söz olduğunu belirten Şeker, Filistin meselesinin daha özel başlıklar altında ele alınması gerektiğinin önemine değindi. Filistin davasının bir hak ile batıl mücadelesi olduğunu kaydeden Prof. Dr. Muzaffer Şeker, durdukları safın net olduğunu, bu duruşun gelecek nesillere aktarılmasının da son derece önem arz ettiğini sözlerine ekledi.

    Program hediye takdimleri ve toplu fotoğraf çekilmesi ile son buldu.

  • Prof. Dr. Arı: “Suriye bir CIA projesi değilse Trump bu savaşı bitirebilir”

    Osmangazi Belediyesi tarafından düzenlenen konferansta, Suriye krizi ve Türkiye’nin Ortadoğu politikası değerlendirildi.

    Ördekli Kültür Merkezi’ndeki konferansa konuşmacı olarak katılan Uludağ Üniversitesi İİBF Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı Prof. Dr. Tayyar Arı, “Suriye ve bölgede yaşanan savaşların bir CIA proje olma ihtimalini kimse reddetmiyor. Eğer bu bir CIA projesi değilse, yeni ABD Başkanı Trump bu savaşı bitirir” dedi.

    Arı, “Bugüne kadar yüzünü batıya çevirmiş, batının bizi terk etmesi, dışlaması durumunda yapayalnız kalacağını düşünen Türkiye yerine artık yeni bir Türkiye var. Son dönemde sergilediği tutuma aslında Türkiye’nin kendini keşfetmesi diyebiliriz. Vatanına ve egemenliğine hakim düşünce yapısına sahip Türkiye, bu haliyle içeride ve dışarıda birtakım çevreleri paniğe sevk ediyor” diye konuştu.

    Türkiye’nin sergilediği duruşu, Türk milletinin gücünün farkına varması olarak değerlendiren Prof. Dr. Tayyar Arı, “Artık nasıl bir kültür ve medeniyete sahip olduğunu bilen ve bu gücünü bölgede kullanan bir Türkiye var. Batı ülkeleri, artık bölgede aktör olma iradesini ortaya koyan bir Türkiye görünce, yıllardır alışık olmadıkları bu tavır karşısında şaşkına döndü diyebiliriz. Bugüne kadar yönetilebilen bir Türkiye için her türlü entrikayı uygulayan batı, son dönemde oldukça panikledi. Türkiye ve Türk halkı son yıllarda çizmiş olduğu gelecek vizyonu ve buna sahip çıkması ile gelecekte sıradan değil, başarılı ve sıra dışı bir ülke olacağını gösterdi” dedi.

    Bugün önemli bir yol ayrımında olan ülkemizin, kendi köklerini ve kültürünü keşfettiğini, artık her şeyi kabul eden bir ülke olmayacağını söyleyen Tayyar Arı, “Son dönemde gündeme gelen Lozan tartışması da bunun bir göstergesi. Bu tartışma bir zihniyet, yeni bir coğrafya tartışması aslında. Çünkü Lozan, Türkiye’yi geçmişi olmayan, 1923’te kurulmuş herhangi bir devlet gibi gösteren bir anlaşma. Oysa Türkiye Cumhuriyeti, dünyada 16 devlet kurmuş, binlerce yıllık geçmişi olan Türk milletinin kurduğu son devlettir. Dünyada aynı topraklar üzerinde, yine aynı milletler tarafından farklı devletler kurulabilir. Bu onun köksüz yeni yetme bir devlet olduğunu göstermez. Yani, 1923’te kurulan Türkiye Cumhuriyeti’ni sıradan, köksüz bir devlet gibi düşünemezsiniz” diye konuştu.

    Konuşmasında, Suriye’de yaşananların emperyalizmin bir tezahürü olarak değerlendiren Prof. Dr. Tayyar Arı, “Suriye’de mezhep ve etnik kimlikler kullanılıp meseleler çözümsüz bırakılıyor. Eğer Suriye’de yaşananlar, bir istihbarat, daha doğrusu bir CIA projesi değilse, Amerika’nın yeni lideri Trump ile birlikte bu değişebilir. Ancak ABD dünyanın barış ve istikrarı ile hiçbir zaman ilgilenmedi ve ilgilenmeyecek. ABD son yıllarda bölgede ciddi bir itibar kaybetti. Türkiye olmazsa bölgeye huzur ve barış gelmeyecek. 400 yıl boyunca huzur ve güven içinde yaşayan bölge kan gölüne döndü” dedi.