Etiket: Değildir”

  • Aktürk: “Tabipler Birliğinin bildirisi düşünceyi açıklama özgürlüğü değildir”

    Erzincan Barosu Başkanı Avukat Adem Aktürk Türk Tabipler Birliğinin yayınladığı bildirinin düşünceyi açıklama özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesinin asla kabul edilemez olduğunu belirtti.

    Baro Başkanı Aktürk açıklamasında: “Ülkemiz; uluslararası hukuktan kaynaklanan hakları, BMGK’nin terörle mücadeleye yönelik özellikle 1624 (2005), 2170 (2014) ve 2178 (2014) sayılı kararları ve BM sözleşmesinin 51’inci maddesinde yer alan Meşru Müdafaa Hakkını kullanarak, bölgeye güven ve huzur getirmek amacıyla bir harekât başlatmıştır. Bu harekât, meşrudur ve uluslararası hukuka uygundur. Kahraman Ordumuzun yanında ve tüm gücümüzle destekçisiyiz. Türk Tabipler Birliği Merkez Konseyi yöneticileri hakkında, sınırlarımız dışından Ülkemize saldıran, güvenliğimizi tehdit eden terör örgütlerine karşı Devletimizin uluslararası hukuka dayanan meşru savunma hakkı kapsamında başlattığı Afrin Harekatı sebebiyle, yayınladıkları bir bildiri üzerine Ankara Cumhuriyet Başsavcılığında soruşturma açılarak gözaltı işlemleri yapılmıştır. Anayasamızın 26’ncı maddesi uyarınca; herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Fakat her açıklama; düşünceyi açıklama özgürlüğü kapsamında değerlendirilemez.

    Anayasamızda düşünceyi açıklama özgürlüğünün sınırları belirtilmiştir. Şöyle ki; Anayasamızın 26/2’nci maddesinde; “Düşünceyi açıklama hürriyetlerinin kullanılması, millî güvenlik, kamu düzeni, kamu güvenliği, Cumhuriyetin temel nitelikleri ve Devletin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğünün korunması, suçların önlenmesi, suçluların cezalandırılması, Devlet sırrı olarak usulünce belirtilmiş bilgilerin açıklanmaması, başkalarının şöhret veya haklarının, özel ve aile hayatlarının yahut kanunun öngördüğü meslek sırlarının korunması veya yargılama görevinin gereğine uygun olarak yerine getirilmesi amaçlarıyla sınırlanabilir.” Hükmü mevcuttur. Açıklanan bildiri; düşünceyi açıklama özgürlüğü sınırını aşan, eyleme çağrı sayılabilecek tarzda ve milli güvenliğimizi ihlal eden niteliktedir. Bu nedenle tabipler birliğinin açıklamasını, özgürlük saymak, kabul etmek mümkün değildir. devletin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğü esastır. Mevzuatımız; hiç kimseye düşünceyi açıklamak suretiyle suç işleme hakkı tanımamıştır. Terör ve tüm destekçileri; hakkında yapılacak yasal tüm süreci desteklemekteyiz. Ve onların karşısında gönüllü olarak avukatlık yapmaya hazırız. devletimizin bekası, bizim için herşeyin önündedir. Gün; birlik ve beraberlik günüdür. Her zaman lanetlediğimiz terörü bitirmek için; Afrin ve bölgesinde başlatılan Zeytin Dalı Harekâtı’nın sonuna kadar arkasında ve Devletimizin yanındayız.” dedi.

  • ATSO Başkanı Çetin: “Yılbaşı dini bir konu değildir”

    Antalya Sanayi ve Ticaret Odası (ATSO) Başkanı Davut Çetin, her yılbaşı ışıklandırma konusunu tartışmaktan yorulduklarını belirterek, “Yılbaşı, dini bir konu değildir. Yılbaşı Çin’de de Afrika’da da insanlığın ortak kutladığı, dinle ilgisi olmayan bir kutlamadır” dedi.

    ATSO’nun Aralık ayı olağan meclis toplantısı, Meclis Başkanı Süleyman Özer başkanlığında gerçekleştirildi. Toplantıda gündeme ve ekonomiye dair değerlendirmelerde bulunan ATSO Başkanı Davut Çetin, geçtiğimiz günlerde hayatını kaybeden İstanbul Ticaret Odası Başkanı İbrahim Çağlar’ın yakınlarına ve sevenlerine baş sağlığı dileğinde bulundu. CHP eski Genel Başkanı ve Antalya Milletvekili Deniz Baykal’ın sağlık durumuyla ilgili de bilgi veren Davut Çetin, “dün haber aldım Deniz Baykal’ın sağlığı hızla düzeliyor, bilinci açık, konuşuyor, Şubat ayı ortasında Türkiye’ye dönmesi bekleniyor’’ dedi.

    Dünya gündeminde Antalya’yı çok etkileyecek gelişmeler olduğunu belirten Çetin, “Antalya, turizm dolayısıyla dünyadaki siyasi gelişmelerden etkilenen bir kent, bu nedenle gelişmeleri yakından izlemek ve ona göre önlem almak durumundayız’’ diye konuştu.

    “Antalya insanların barış ve huzur içinde tatil yaptığı bir kenttir” Kudüs konusunun Orta Doğu’da gerginliği artıracak bir konu olduğunu söyleyen Davut Çetin, “Kudüs konusu bizi de etkileyen, tahrik edici, Orta Doğu’da gerginliği artıracak bir konu oldu. Filistin derken, biraz daha iyi bilmemiz gerekiyor. İsrail hükümeti Filistin halkını esaret altına almış durumda. Filistin halkı topraklarından çıkarılmış bir halktır. Büyük kısmı göç etmiş, kalanlar İsrail içinde Batı Şeria ve Gazze şeridinde, yeşil işaretli alanlarda esir gibi kalmışlardır. İsrail hükümeti Filistinlilerin yaşadıkları yerleri duvarlarla çevirmiştir. Filistinliler belirli kapılardan kontrol altında girip çıkmaktadırlar. Burada İsrail halkına karşı hiçbir olumsuz duyguda olmadığımızı ifade etmek isterim. İsrail halkının bir kesimi de bu karara karşıdır. Politikalar zamanla değişir, halklar arasındaki bağlar baki kalır. Bizim dileğimiz İsrail halkının ve Filistin halkının kardeşçe, barış içinde yaşamasıdır. Biz her iki toplumun da güvenini kazanmalı ve İsrail ile Filistin arasında adil bir barışın mimarları arasında olmalıyız. Bu yıl Antalya’ya 170 bine yakın İsrailli, 100 binden fazla İranlı, ayrıca Arap ülkelerinden de on binlerce ziyaretçimiz olmuştur. Antalya insanların barış ve huzur içinde tatil yaptığı bir kenttir, Antalya markasının bu başarısına hepimiz dikkat etmeliyiz’’ diye konuştu.

    Cadde ve sokakların ışıklandırılması

    Her yılbaşında ışıklandırma meselesini konuşmaktan yorulduklarını kaydeden Çetin, “Bugünlerde yılbaşı konusu ve Antalya’da yılbaşı ışıklandırması yeniden gündeme geldi. Her yılbaşında ışıklandırma tartışmaktan biz yorulduk. Bizim 3 yıl önce yaptığımız ışıklandırmadan dolayı çektiğimiz sıkıntıyı herkes biliyor. Antalya’da bütün kurum ve kuruluşlar ve esnaf birlik içinde bunu yapacak olursak, biz de aktif olarak destek veririz. Hep birlikte yapılmadan, esnafımızın gönülden katılımı olmadan olmuyor. Antalya olarak biz bir dünya kentiyiz, turizmin gelişmesini, kışın da canlanmasını istiyoruz. İlimizde yaşayan binlerce Avrupalı var. Otellerimiz yılbaşı programları yapıyor ve önemli sayıda kişi diğer illerden geliyor. Antalya’da bu nedenle yılbaşı daha canlı olmalıdır, alışveriş indirimleriyle ticaret canlandırılmalıdır’’ dedi.

    ’’Eğlenmeyen bir toplum stresli ve öfkeli oluyor’’

    Eğlenmeyen bir toplumun stresli ve öfkeli olduğunu savunan Davut Çetin, “Toplum olarak eğlenme konusuna da önem vermeliyiz. Eğlenmeyen bir toplum haliyle stresli, öfkeli olur. Sürekli çatık kaşlı, ciddi, birbirinde kusur arayan değil, güler yüzlü ve eğlenen bir toplum olmalıyız. Yılbaşı, dini ve milli bayramlar, kutlama günleri bu nedenle önemlidir, bir fırsattır’’ diye konuştu.

    ’’Yılbaşı ve Noel karıştırılmasın’’

    Yılbaşı ve Noel’in karıştırıldığını belirten Çetin, “Yılbaşı dini bir konu değildir. Hristiyan dininde Katoliklerin Noel’i 24 Aralık gecesidir, Ortodoksların Noel’i 6 Ocak gecesidir. Yahudiler’in Hanuka bayramı farklıdır. Yılbaşı Çin’de de, Afrika’da da insanlığın ortak kutladığı, din ile ilgisi olmayan bir kutlamadır. Anneler günü gibi bir gündür’’ dedi.

    2017 yılının dünya ekonomisine yüksek bir büyümeyle, borsalarda rekorlar kırarak bitirmek üzere olduğunu ve Dünya ekonomisinin 2008’den sonraki en iyi dönemini yaşadığını belirten Çetin, “Gelişmiş ülkelerde ortalama işsizlik yüzde 5’in altına inmiştir. Enflasyon yok denecek düzeydedir. 2018 yılına girerken önemli bir gelişme ABD’de vergi reformudur. Bu vergi reformuyla kurumlar vergisi yüzde 35’den yüzde 21’e çekilmiştir. Makine ve teçhizat amortisman süreleri kısaltılmıştır. Bu kararların Amerikan şirketlerinde büyük bir yenileme yatırımı başlatacağı beklenmektedir. Avrupa ekonomisi de en iyi dönemdedir.”

    Türkiye ekonomisinde 2017 yılının, son 4-5 yılın en iyi yılı olduğunu ifade eden Davut Çetin, “Türkiye ekonomisinde de 2017 yılı son 4-5 yılın en iyi yılı olmuştur. Üçüncü çeyrek büyümesi yüzde 11’dir, Hizmet sektöründe üçüncü çeyrek büyümesi yüzde 20’dir, yıllık büyüme yüzde 10’u bulmaktadır. Tabii ki, büyümenin yüksek olmasında geçen yılki düşüş rol oynamıştır. Geçen yıl normal büyüme olsaydı, bu büyüme yüzde 5 civarı bir büyümeye karşılık gelmektedir’’ diye konuştu.

    2016 Ekim ayından bu yana ekonomide 500 milyar lira kredi artışı olduğunu belirten ATSO Başkanı Davut Çetin, bunun 400 milyarını özel sektörün kullandığını söyledi. Çetin, Asgari ücret desteği, istihdam desteği, KOSGEB kredisi gibi diğer destekler de ekonomiyi canlandırdığını belirtti.

    Büyümeden büyük şirketlerin daha fazla pay aldığını söyleyen Davut Çetin, “Bu büyümeyi kendi işinde göremeyen sektörlerimiz ve şirketlerimiz olduğu da bir gerçektir. Çünkü büyümeden büyük şirketler daha fazla pay alıyorlar. Büyük şirketler artık fiyattan değil, sürümden kazanmaya başladılar. Bazı üreticiler girdi kalitesini düşürüp maliyet düşürüyorlar. Bazıları maliyeti toptancıya, tedarikçiye yüklüyorlar. KOBİ’lerin büyük çoğunluğu bunları yapamıyor’’ dedi.

    Enflasyonun yansımaları

    Enflasyonda artışın bazı sektörlerde karları azalttığını belirten Davut Çetin, “Enflasyonda artış bazı sektörlerde karları azaltmıştır. Enflasyonu konuşurken tüketici enflasyonu konuşuluyor, oysa girdi maliyetleri de çok artmıştır. Geçen yılın Ekim ayından bugüne demir fiyatlarındaki artış yüzde 100’e yakındır. Geçen ay mobilya sektöründeki maliyetleri söylemiştim. Zaten bu yıl genel ortalama üretici maliyetleri artışı yüzde 18’e yakın, yani tüketici enflasyonunun yüzde 6 üzerinde. Bazı sektörlerde ise çok daha yüksek maliyet artışları var. Satışı canlı olan, maliyeti fiyata yansıtabilen ayakta kalabiliyor’’ şeklinde konuştu.

    2018 yılında yüzde 4-5 arasında bir büyüme beklediklerini söyleyen Davut Çetin, “Şimdi önemli olan konu 2018’in nasıl olacağıdır. 2017 yılının toplam büyümesi yüzde 6’nın üzerinde olacak, fakat 2018 yılında yüzde 4-5 arasında bir büyüme bekliyoruz. Kasım ayında otomobil satışı geçen yıla göre yüzde 20 düşmüştür. Önceki aylar hızlı artan beyaz eşya satışları kasımda yüzde 15 azalmıştır. Konut satışları ekim ve kasımda geçen yıla göre düşüş gösterdi’’ dedi.

    Kur, döviz ve faiz artışları

    Kur, enflasyon ve faiz artışının tüketici güvenini etkilediğin belirten Davut Çetin, “Antalya’da düşüş kasım ayında daha az, fakat 11 aylık dönemde geçen yılla aynı düzeydedir. Vergi indirimlerinin bitmesi, kur, enflasyon ve faiz artışı tüketici güvenini etkiledi ve etkilemeye devam ediyor. Bu nedenle 2018’e yavaşlamayla girmekteyiz. Başbakan da 2018’in ekonomide zor yıl olacağını söylemiştir. Gelecek yıl enflasyonun dövize bağlı olsa da tek haneye dönmesi mümkündür. Dövizdeki durum yumuşak karnımız olmaya devam edecektir. Eğer merkez bankası faiz konusunda, ekonomi yönetimi yabancı sermaye konusunda güven verirse döviz artışı yavaşlar. Dış koşullar iyi olursa ve reform adımları atılırsa fazla sorun yaşamayız’’ diye konuştu.

    ATSO Başkanı Davut Çetin, Cumhurbaşkanı’nın, İstihdam Seferberliği Ödül Töreni’nde yeni istihdam teşviklerini açıkladığını ve geçen yıldan çok daha önemli teşvikler geleceğini belirtti.

    Esnafa her yeni istihdam için ücret, prim ve verginin bir ayını devletin karşılayacağını söyleyen Davut Çetin, ‘’3 kişiden daha az çalışanı olan esnafa her yeni istihdam için ücret, prim ve verginin bir ayını esnaf bir ayını devlet ödeyecek. Bu destek bir yıl sürecek. Diğer şirketler için ek istihdam desteği daha önce asgari ücret prim desteği şeklindeydi. Yeni teşvikte 4bin740 liraya kadar ücretin primini devlet karşılayacak ve 2020’ye kadar devam edecek. İşkur yetiştirme destekleri devam edecek. Engellilere yeni teşvikler geldi. Mesleki eğitim kursuna katılan annelere kreş ücreti desteği geldi. Çok önemli destekler getirilmiştir. Bu teşviklerin hem istihdama hem büyümeye katkısı olacaktır’’ şeklinde konuştu.

    Antalya’ya gelen yabancı turist rakamları

    Yıl sonu itibarıyla Antalya ve Gazipaşa havalimanlarına gelen yabancı turist sayısının 10.5 milyon olduğunu belirten Çetin, 2017 yılını Antalya ekonomisinde de olumlu verilerle tamamladıklarını söyledi.

    Antalya’nın en fazla istihdam sağlayan iller arasında ikinci olduğunu belirten Çetin, ‘’Bilindiği gibi bu yıl en fazla istihdam artışı sağlayan iller arasında ikinci olduk. Oda olarak istihdam teşvikleri konusunda birçok çalışma ve toplantı yaptık. Ben Antalya’da 150 bin artış tahmin etmiştim, Valimiz 200 bin demişti, ikisi arasında bir gerçekleşmeyi başardık. Bu istihdam artışının bir kısmı mevsimlik artıştır, bir kısmı teşviklere bağlı istihdamdır. Kuşkusuz en önemli başarı bu artışı sağlayan Antalyalı işadamlarıdır. İstihdam artışında başarı sağlayan bütün üyelerimizi ve işadamlarımızı kutluyorum’’ diye konuştu.

    Vergi gelirlerinde iyi bir düzelme olduğunu söyleyen Davut Çetin, ’’Antalya vergi gelirine baktığımızda bu yılki düzelmeyi daha iyi görebiliyoruz. 2014’te vergi gelirimiz yüzde 15 artmış, 2015’de yüzde 9’a yakın, 2016’da artış yok azalış var, bu yıl yeniden yüzde 11.5 artış gerçekleşmiş. Kurumlar vergisi afla birlikte önemli ölçüde arttı’’ dedi.

    Sebze ihracatında artış olduğunu ancak narenciye ihracatında düşüş görüldüğünü belirten Çetin, ‘’İlimizin ihracat artışı yüzde 20’yi aşmıştır. Domates gibi ürünlerde geçen yıldan daha iyi olduğumuzu söyleyebiliriz. Bu yıl sebze ihracatımızda artış olumludur, ancak narenciye ihracatında düşüş görüyoruz. Narenciye üreticimize hepimiz destek olmalı, portakal bahçelerinin sökülmesini önlemeliyiz. Belediyelerimiz geçen yıl portakal, nar alımları yapmışlardı, bu yıl da böyle kampanyalar yapmalıyız. Geçen yıl söylemiştim, okullarda çocuklara portakal suyu içirsek hem çocuklar daha sağlıklı olur hem de üretici ayakta kalır’’ diye konuştu.

    Türkiye’nin Alman pazarının yarısını kaybettiğini belirten ATSO Başkanı Davut Çetin, “2018 yılı için turizmde çok daha ümitliyiz, ekonomide Antalya olarak Türkiye genelinden daha iyi bir yıl bekliyoruz. Turizmde bu yıl yüzde 58 artış kaydettik, fakat halen 2014’ün gerisinde olduğumuzu unutmayalım. Bu yıl Almanya pazarında biz kaybettik, Mısır yüzde 55, Yunanistan yüzde 30 artış sağladı. Yunanistan Alman pazarında bizim yerimize ikinci sıraya yerleşti. Fas ve Tunus canlanırken, Türkiye son iki yılda Alman pazarının yarısını kaybetmiş oldu. Son dönemde artık dipten dönüşün başladığını görüyoruz’’ dedi.

    Hükümetin, destek bütçesini artırmasıyla turizme büyük destek olacağını belirten Davut Çetin, ‘’Hükümetimizin turizme destekleri gelecek yıl devam edecektir. Bakanlığın destek bütçesi yüzde 41 artırılmıştır. 2018’de acentelere uçak ve kruvaziyer gemi desteği için 800 milyon lira ödenek ayrılmıştır. Artık uçak destekleri yoğun sezonda daha az, diğer dönemlerde daha yüksek olacaktır. Sayın Bakan 1500 dolardan başlanıp 9 bin dolara kadar çıkacak bir kademelendirme olacağını açıklamıştır. Kruvaziyer yolcu başına da 30 dolar destek verilecektir. Böylece turizmde başka engel çıkmamasını ve çok daha iyi bir yıl olmasını diliyorum’’ diye konuştu.

    Antalya Ekonomisi

    Antalya ekonomisini canlandıracak bir diğer sektörün inşaat sektörü olduğunu söyleyen Çetin, “Önümüzdeki yıl turizm dışında inşaat sektöründe de canlanma olacağı görülmektedir. Antalya’da kentsel dönüşüm projeleri başlamıştır. Antalya ekonomisinin bu şekilde canlanmasından mutlu oluyoruz, fakat bizim için sayısal büyümeden daha önemli olan konu kalite ve katma değer artışıdır. Antalya’da konut fiyatları olması gereken yerde değildir. Antalya’nın İzmir, hatta İstanbul düzeyinde olması gerekir. Bu bir arz ve talep meselesidir. Çok konut yerine az, fakat değerli konut inşaatı esas alınmalı, emsaller yüksek tutulmamalıdır. Ayrıca yeni imara açılan ve açılacak yerlerden gelecek konut, nüfus ve ulaşım yükünün nasıl karşılanacağına da dikkat etmeliyiz. Kentsel dönüşüm gibi konuları ve önemli projeleri de Belediyelerimiz ve uzman STK’larla birlikte ele almamız gerekiyor’’ şeklinde konuştu.

    Ülkemizdeki hane gelirleri hakkında da bilgi veren Çetin, ‘’Türkiye’de geçen yıl ortalama hane yıllık kullanılabilir geliri 19 bin lira olmuştur. Bu gelir vergiden sonra kalan, sosyal yardımı gibi unsurları da kapsayan gelirdir. İstanbul’da ortalama 26 bin liradır. Bizim bölgemizde ise ortalama 19 bin liradır. İstanbul’da en yoksul yüzde 10’un ortalaması 7 bin lira, bizim en yoksul yüzde on ortalamamız yılda 5 bin liradır. İstanbul’da en üst kesimdeki yüzde on ortalaması 88 bin lira, bizim ortalamamız 59 bin lira. Antalya’da hane geliri neredeyse İstanbul’un üçte ikisinde kalmaktadır’’ dedi.

    Daha iyi kalkınma ve ticaretin şifresini ‘katma değer’ olarak belirten Çetin, ‘’Antalya’da daha hızlı kalkınma, daha iyi ticaret istiyorsak, kaliteyi ve katma değeri artırmalıyız. İmar ve konut planlamasında asıl hedef yüksek gelir gruplarını çekmek olmalıdır. Antalya konutta ve diğer sektörlerde sürümden değil, değerden kazanmalıdır. Lara bölgesinde bir firmamız müstakil konut projesiyle ödül almıştır, bu tür projeler örnek olmalı, Antalya kaliteyle yarışmalıdır’’ şeklinde konuştu.

    İlan reklam tarifesi konusunda yakınmaların devam ettiğini belirten Çetin, ‘’Büyükşehir Belediyesi ilan reklam tarifesi konusunda yakınmalar devam etmektedir. Belediye kanun gereği bir bedel almak zorunda olduğunu açıklamıştır, bu nedenle alınmasın diyemeyiz, indirim yapılsın diyebiliriz. Nitekim Büyükşehir belediyesi ile görüşmemiz sonucunda tarife 12 kuruştan 8 kuruşa düşürüldü. Daha fazla indirim için görüşeceğiz’’ dedi.

    Antalya’nın sorunlarını önümüzdeki günlerde TOBB olarak Hükümetle bir araya geldiklerinde aktaracağını belirten Çetin, ‘’Önümüzdeki günlerde TOBB olarak Hükümetle bir araya geleceğiz ve illerimizin, sektörlerimizin sorunlarını konuşacağız. Antalya’nın sorunlarını da tekrar dile getireceğiz. Sayın Başbakan ve bütün Bakanlar orada olduğu için yararlı bir toplantı oluyor. Geçen seçimlerden önce Alanya yolundaki trafik lambaları gibi konuları da konuşmuştuk, Alanya-Antalya otoyol projesi ortaya çıkmıştı. Bu toplantıda da İlimiz ve bölgemiz oda ve borsalarıyla istişare ederek en önemli konuları gündeme taşıyacağız’’ dedi.

    “ATSO’nun 2018 Yılı Bütçesi Belirlendi’’

    Öte yandan 2018 bütçesinin görüşülmesinin ardından tekrar söz alan ATSO Başkanı Çetin, yeni yıl bütçesinde yüzde 4,5- 5 oranında artış yaptıklarını belirterek, yeni yıl bütçesinin 29 milyon 20 bin lira olduğunu aktardı. Bütçe, yapılan oylamada oy birliğiyle kabul edildi.

  • Diyanet İşleri Başkanı Erbaş: “Şiddetin karşısında susmak, mümine yakışan bir tavır değildir”

    Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, “Dini Referanslar Bağlamında Aile İçi Şiddete Çözüm Odaklı Bakış” başlıklı panelde, “Şiddetin karşısında susmak, mümine yakışan bir tavır değildir” dedi.

    Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından Ankara’da Neşat Ertaş Kültür ve Kongre Merkezi’nde düzenlenen panelde konuşan Diyanet İşleri Başkanı Erbaş, “İnsanın içinde doğup büyüdüğü, ilk eğitimi aldığı, karakterinin şekillendiği aile içindeki manevi bağlar ne kadar kuvvetliyse, toplum da o denli güçlü ve sağlıklı olmaktadır. Şayet bu bağlar zedelenirse aile kendi içinde çözüldüğü gibi, toplum da zayıflar ve toplumda huzur diye bir şey kalmaz” dedi.

    Aile içi şiddetin toplum açısından oluşturduğu tehlikeye dikkat çeken Erbaş, şiddetin aile bağlarını zayıflatarak toplumu huzursuzluğa sevk eden, toplumun birliğini ve dirliğini tehdit eden en ciddi tehlikelerden birisi olduğunu söyledi. Kadın ve erkeğin hak ve sorumluluk açısından eşit olduğuna işaret eden Erbaş, “Dinimiz, hak ve sorumluluk konusunda hiçbir şekilde cinsiyet farkı gözetmemiştir. Bu doğrultuda İslam, özgür bir birey olarak tanıdığı kadına büyük değer atfedip, ona yönelik ayrımcılık gibi haksız uygulamaları yasaklamıştır” diye konuştu.

    Can taşıyan her varlığa karşı merhametle davranılması gerektiğini vurgulayan Erbaş, panelde yaptığı konuşmada şu hususların altını çizdi:

    “Sorumluluk ve değerlerin ihmal edildiği günümüzde sabır, anlayış ve akl-ı selim ile çözülebilecek sorunlar ve krizler yönetilememekte ve neticede hepimizin yüksek sesle şikâyetçi olduğu şiddet gerçeğiyle karşı karşıya kalmaktayız. Bu noktada onurlu yaşamı idealize eden bir dinin mensupları olarak bizlere büyük sorumluluklar düşmektedir. Buna göre, can taşıyan her varlığa karşı merhameti merkeze alarak hareket edip, öfkemizin aklımızı, vicdanımızı, merhametimizi esir almasına asla fırsat vermeyeceğiz. Fıtrata uygun tavır, tutum ve davranışlar ile akıl ve sağduyuyu hayatına hâkim kılan, kendisi ve çevresiyle barışık dengeli bir insan modelini tahkim etmeliyiz. Bu çerçevede, cinsiyet ayrımına dayalı yaklaşımlarla hareket ederek kadınlarımızı değersizleştirmenin, aşağılamanın ve onlara şiddeti reva görmenin dinî bir yönü, dayanağı ve mazereti asla olamaz. Zira şiddetin beslendiği hiçbir referans; insani,İslami ve ahlaki olamaz. Rabbimizin en güzel örnek olarak bize tanıttığı Hz. Peygamberin yaşantısına baktığımızda kadına şiddete dair ondan sadır olan en ufak bir söz, tutum ve davranış numunesi görmek mümkün değildir. Nitekim rahmet peygamberi olan Efendimiz bu hususta, ‘Sizin en hayırlınız, ailesine karşı en hayırlı olanınızdır. Ben de aileme karşı en hayırlı olanınızım’ buyurmaktadır. Fakat ona ümmet olmakla iftihar eden Müslümanlar olarak kendimizi, İslam’ın rahmet ve esenlik dünyası ve Efendimizin nezaket ve zarafet ahlakı açısından gözden geçirmemizin gerektiği aşikârdır. Karşısındakine zarar vermeyi ve zarara başka bir zararla mukabelede bulunmayı men eden Allah Resulü’nün âlemlere rahmet olarak gönderilişi, bugün daha da anlam kazanmaktadır. Şu halde bizler toplumumuzda ve dünyada kadına şiddeti reva gören her türlü anlayış, inanış, gelenek ve törenin karşısında yer almalı, şiddetle mücadelede Hz. Peygamberin merhamet yüklü mesajlarını kendimize şiar edinmeliyiz.”

    “Şiddetin karşısında susmak, mümine yakışan bir tavır değildir”

    “Kadın onurunun hiçe sayılarak aile değerlerinin tahrip edildiğine gerek bizzat, gerekse sosyal medya ve kitle iletişim araçları vasıtasıyla şahit olmaktayız” diyen Diyanet İşleri Başkanı Erbaş, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Hemen hemen her gün tanık olduğumuz ve ne yazık ki artık kanıksamaya başladığımız bu kötü görüntüler, vicdanı diri olan herkesi derinden yaralamakta ve toplumsal hassasiyet ve farkındalığımızın da zayıfladığını göstermektedir. Nihayetinde yıkım, acı, gözyaşı ve nedametle neticelenen şiddetin vicdan ve insaftan yoksun fotoğrafı karşısında susmak, mümine yakışan bir tavır değildir. Dolayısıyla insan onurunu zedeleyen, yaşama, inanç, düşünce ve tercihte bulunma hakkını gasp eden, insanlığa tahakküm edici bir düşünceyi dayatmaya çalışan her türlü oluşum, yaklaşım ve anlayışla hep birlikte mücadele etmek, her şeyden önce insanî ve İslami bir ödevdir.

    “İnsanlara merhamet etmeyene Allah da merhamet etmez”

    “Şiddetin her türlüsünün önlenmesi noktasında aile hayatımızda ve toplumsal yaşantımızda üzerimize düşen görev ve sorumluluklar bulunmaktadır” diyen Erbaş, “Nitekim huzur ve güvene dayalı bir toplum inşası, birtakım güvenlik tedbirlerine başvurmaktan ziyade, şiddetin gündelik hayatımızdan tamamen çıkması gerektiğine dair ahlaki temellere dayalı bir iç disiplin kazanımı oluşturmakla mümkün olacaktır. Bu meyanda, şiddetin mükerrem bir varlık olan insandan sadır olmaması gerektiği, öfke ve nefretin aile ve toplum hayatımızda çok ciddi tahribatlara yol açtığı, genç kuşaklarımıza henüz çocukluk dönemlerinden itibaren bir değer olarak kazandırılmalıdır. Bir insanı yaşatmanın bütün insanlığı hayatta tutmaya, bir cana kıymanın ise bütün insanlığın canına kastetmeye eşdeğer olduğunu belirten ilahi hitap gereği; yeryüzünde akan kanın, ağlayan çocukların, çaresiz bırakılan kadınların vebalini; şiddetten beslenen, güç ve imkânını insanlığı tüketmek için kullananlar üstlenecektir. Güçlünün güçsüze haksız muamelede bulunup zulmettiği bu tablo, insanlığın topyekûn yara aldığını göstermektedir. Sebebi ve mazereti ne olursa olsun, yeryüzündeki mazlum ve mağdurlara uygulanan zulümle kimse âbâd olamayacaktır.Hiçbir gelenek, örf ve inanış şiddetin mazereti olamaz” diye konuştu.

    Erbaş’ın konuşmasının ardından panelin oturum başkanlığını yapan Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Huriye Martı, panelin sadece aile içinde değil çevremizde insanların canını yakan ne kadar şiddet davranışı varsa onları durdurmak için neler yapılabileceğine dair düşünme fırsatı oluşturacağını söyledi. Başkanlık Müşaviri Prof. Dr. Mustafa Karataş ve Psikiyatr Dr. Mustafa Merter’in konuşmacı olarak katıldığı panele Ankara İl Müftüsü Mehmet Sönmezoğlu, çok sayıda din görevlisi ve vatandaş katıldı.

  • Türkiye’nin ABD Büyükelçiliği: “Yargı süreci devam eden dosyalarla ilgili olarak hükümetimizin herhangi bir güvence vermesi söz konusu değildir”

    Türkiye’nin ABD Büyükelçiliğinden yapılan yazılı açıklamada, “Yargı süreci devam eden dosyalarla ilgili olarak hükümetimizin herhangi bir güvence vermesi söz konusu değildir. ABD’de Türk vatandaşlarıyla ilgili süren davalara ilişkin de Türklerin çok ciddi endişeleri bulunmaktadır” ifadelerine yer verildi.

    Türkiye’nin Washington Büyükelçiliği, ABD Büyükelçiliğinden vize konusunda yapılan açıklama hakkında değerlendirmelerde bulundu. Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Büyükelçi İbrahim Kalın’ın sosyal paylaşım sitesi Twitter üzerinden paylaştığı açıklamada, “Türk ve ABD vatandaşlarının iki ülkedeki temsilcilikleri tarafından kısıtlı şekilde yeniden vize başvurularının alınmaya başlaması olumlu bir gelişmedir. Türkiye bir hukuk devletidir ve yargı süreci devam eden dosyalarla ilgili olarak hükümetimizin herhangi bir güvence vermesi söz konusu değildir. Türkiye’de hiçbir temsilcilik görevlisi kendi resmi görevinin icrası sebebiyle adli soruşturmaya tabi tutulmamıştır. ABD tarafından istihdam edilen söz konusu personel de keza resmi görevleri çerçevesinde değil, hakkında çok ciddi suçlamalar olduğu için adli sürece tabi tutulmuştur. Bundan sonraki süreçte de Türkiye’deki konsolosluk görevleri dışına çıkarak suç işleyen kişilerle ilgili yargı süreci başlatılması bağımsız yargının gereğidir” denildi.

    18 Ekim 2017 tarihinde Ankara’da Türk ve ABD yetkililerinin katıldığı toplantıda adli konularda ve konsolosluk işbirliğiyle ilgili olarak karşılıklı daha iyi bilgilendirme yapılması konusunda mutabık kalındığı hatırlatılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Türkiye’deki tüm diplomatik ve konsüler temsilcilikler için olduğu gibi ABD’nin temsilciliklerinin güvenliğiyle ilgili de gereken tüm tedbirler alınmışken ve bu hususta her vesileyle ABD tarafından ilave ihtiyaç olmadığı bildirilmişken, söz konusu açıklamada güvenlik durumuna atıfta bulunulması yadırganmıştır ve gerçeği yansıtmamaktadır.”

    “ABD’de Türk vatandaşlarıyla ilgili süren davalara ilişkin de Türklerin çok ciddi endişeleri bulunmaktadır”

    Açıklamada, ABD’de Türk vatandaşlarıyla ilgili süren davalara ilişkin de Türklerin çok ciddi endişelerinin bulunduğu, Türk yetkililerin bu davaların tatmin edici bir şekilde çözüme ulaştırılması için Amerikalı muhataplarıyla görüşmeyi sürdüreceği vurgulandı.

  • Bakan Çavuşoğlu: Kürtlerin temsilcisi YPG değildir”

    Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Rusya’nın YPG’yi ilk olarak Suriye toplantılarına çağırması ve Türkiye’den gelen tepki üzerine toplantıyı ertelemesiyle ilgili olarak, “Herkesi kapsayıcı olmak lazım. Buraya katılacakların dikkatlice belirlenmesi gerekiyor. Kapsayıcı olmak demek terör örgütlerini de içine almak demek değildir. Dolayısıyla YPG gibi bir terör örgütünün bu tür bir oluşum içinde olmasına biz karşıyız. Karşı olduğumuzu da Ruslarla paylaşıyoruz. Suriye Ulusal Koalisyonu’nda herkes temsil ediliyor Kürtler dahil. Kürtlerin temsilcisi YPG değildir. Bir halkın temsilcisi terör örgütü olamaz” dedi.

    Golfte Avrupa Turu Rolex Serisi’ndeki 8 turnuvadan biri olan ve Türk Hava Yolları (THY) ana sponsorluğunda gerçekleştirilen Turkish Airlines Open 2017 sona ermesinin ardından Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Rusya’nın YPG’yi ilk olarak Suriye toplantılarına çağırması ve Türkiye’den gelen tepki üzerine toplantıyı ertelemesiyle ilgili olarak, “YPG gibi bir terör örgütünün bu tür bir oluşum içinde olmasına biz karşıyız. Karşı olduğumuzu da Ruslarla paylaşıyoruz. Suriye Ulusal Koalisyonu’nda herkes temsil ediliyor Kürtler dahil. Kürtlerin temsilcisi YPG değildir. Bir halkın temsilcisi terör örgütü olamaz” diye konuştu.

    “4 günlük golf turnuvası başarılı şekilde sona erdi”

    4 günlük süren golf turnuvasının sona erdiğini ifade eden Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, “Başarılı bir şekilde sona erdi. Olimpiyat şampiyonu Justin Rose, burada da şampiyon oldu. Bu turnuva 5 senedir devam ediyor. Her sene de özellikle Türkiye’yi dünyaya tanıtımında katkısı oluyor. Gençlik ve Spor Bakanlığı, bakanlığın bütün imkanlarını seferber etti. Buraya her sene daha iyi oyuncu getiriyoruz. Her sene daha kaliteli oyuncu getiriyoruz. THY her sene sponsor oluyor. Amatörlere yardımcı oluyor. Bu sene de 110 tane dünyanın her yerinden sporcu getirdi. Takdire şayan bir çalışmadır. Golfte de alt yapıya önem veriyoruz. İleride de bu tür turnuvalara arkadaşlarımız katılacak. Justin Rose, bizi çok iyi tanıttı diye kendisine üstün hizmet belgesi verdik” dedi.

    “Başbakan Binali Yıldırım ile 8 Kasım’da ABD’ye gideceğiz”

    Başbakan Binali Yıldırım ile beraber 8 Kasım’da Amerika’ya gideceklerini söyleyen Bakan Mevlüt Çavuşoğlu, “Başbakanımızın Amerika’ya ziyareti daha önceden planlanmıştı. Afetler döneminde özellikle tarihlerde belli olmuştu. Fakat o süreçte ziyaret gerçekleşememişti. 8 Kasım’da inşallah Washington’da olacağız. Daha sonra New York bölümü de var. Burada Başbakanımız, Amerika Başkan Yardımcı Pence ile görüşecek. Amerika Başkanı Trump, Asya gezisinde. Bunun dışında Başbakanımızın bir dizi temasları da olacak. Bende kendisine eşlik edeceğim. İlişkilerimizin iyileşmesi bakımından ve var olan sorunları aşmamız bakımından bana göre faydalı bir ziyaret olacak” diye konuştu.

    “Amerika Dışişleri Bakanı Tillerson ile PKK’ya yönelik Irak’ta da operasyonlarla ilgili de konuştuk”

    Amerika Dışişleri Bakanı Tillerson ile telefon görüşmeleri hakkında da Bakan Mevlüt Çavuşoğlu, şunları söyledi:

    “Kendisiyle iki gün önce de telefonla görüştüm. Vize konusu var. İnşallah o konuda da bir noktaya geleceğiz. Sürekli konuşuyoruz önemli bir mesele olduğu zaman. Bu son terör saldırısından sonra PKK yönelik Irak’ta da operasyonlarla ilgili de konuştuk. İkili ilişkilerimizi rayına koymak için hangi adımları atmamız gerekiyor bunları değerlendirdik. Bazı konsolosluk meseleleri vardı, yine burada değerlendirdik. İki ülke arasında bu tür diyaloğun devam etmesi lazım. Ziyaretler, telefona diplomasisi bu hafta bu bakımdan da çok yoğun geçti gerçekten. Bir taraftan Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın temasları keza Başbakanımızın yine muhataplarıyla mevkidaşlarıyla telefon görüşmeleri.”

    “Almanya’dan da Türkiye’ye saygı bekliyoruz”

    Antalya’da Almanya Dışişleri Bakanı Sigmar Gabriel’i ağırladıklarını dile getiren Çavuşoğlu, “Bazı diğer konuklarımızı da burada ağırladık. Hem telefonla birçok dışişleri bakanıyla görüştük. Libya’da kaçırılan vatandaşlarımızın durumunu çok yakından takip ettik. Türkiye ile ilgili tüm konularda hepimiz yoğun bir şekilde çaba sarf ediyoruz. İnşallah Almanya ile de ilişkilerimizi eski günlerine döndüreceğiz. Bizde her zaman bu kararlılık var. Biz Almanya’dan da Türkiye’ye saygı bekliyoruz. Ön koşulsuz, ortaya kabul edilemez şartlar kimse koymamalı. Hele hele Türkiye’ye kimse dayatmada yapmamalı. Karşılıklı adımlarla ilişkilerimizi de düzelteceğimize inanıyoruz. Gabriel’e de bu anlamda da çok samimi, verimli bir görüşme gerçekleştirdik” dedi.

    “Kürtlerin temsilcisi YPG değildir”

    Rusya’nın Suriye toplantılarına YPG’yi çağırmasının ve toplantıyı ertelemesiyle ilgili soruya Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, şu şekilde cevap verdi:

    “Halkla Konseyi’nin oluşturulması konusunda aceleci olmamak lazım. Elbette herkesi kapsayıcı olmak lazım. Herkesi kapsaması lazım. Buraya katılacakların dikkatlice belirlenmesi gerekiyor. Kapsayıcı olmak demek terör örgütlerini de içine almak demek değildir. Dolayısıyla YPG gibi bir terör örgütünün bu tür bir oluşum içinde olmasına biz karşıyız. Karşı olduğumuzu da Ruslarla paylaşıyoruz. Keza Astana sürecinde de bu çizgimizi her zaman koruduk. Tavrımızı da ortaya koyduk. Herkesi kucaklamak lazım, Arap, Sünni, Şii, Türkmen, Kürt kardeşlerimiz aynı şekilde ve ya Yezidiler, Süryaniler kim olursa olsun Suriye’nin tüm halkları, zaten Suriye Ulusal Koalisyonu’nda herkes temsil ediliyor Kürtler dahil. Kürtlerin temsilcisi YPG değildir. Bir halkın temsilcisi terör örgütü olamaz. YPG ile PKK arasında bir farkın olmadığını Rakka operasyonunda gördük. Öcalan posterleriyle pozlar verdiler. Bunu Amerikalılara telefon görüşmemizde söyledik. Onlara sizde gördünüz, biz size söylüyorduk. Biz zaten biliyorduk ama sizi ikna etmeye çalışıyorduk. Bunların onlarla farkı yok diye. Sizde gözünüzle gördünüz dedik. Bu terör örgütlerine karşı mesafeli olmanız gerekiyor. Terör örgütüyle ancak mücadele edilir ki insanlık suçu olan terör eylemlerini engelleyelim.”

    Bak: “Antalya’da golf etkinliğinin yapıldığı çok önemli bir merkez”

    Turnuvada emeği geçen herkese teşekkür eden Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak da, “ülkemizin tanıtımı açısından çok önemli bir etkinlik gerçekleştirdik. Spora yaptığımız yatırımlarla beraber dünya da ne kadar üst düzeyde olduğumuzu gösteriyoruz. Sporun birleştirici gücü ve ruhu çok önemli. Spor uluslararası bir dil ve pek çok şeyi anlatabilmek açısından önemli bir araç. Antalya’dan tüm dünyaya bu turnuva vasıtasıyla şunu gösterdik, Türkiye bir spor ülkesi. Antalya’da golf etkinliğinin yapıldığı çok önemli bir merkez. Antalya golf tesisleriyle, Türkiye’nin ne kadar üst düzeyde olduğunu gösteriyor. Bu tür etkinlikler Türkiye’nin gücünü dünyaya gösteriyor” diye konuştu.