Etiket: Değildir”

  • Dr. Necati Bulut; “Organ bağış kartı tek başına yeterli değildir”

    3-9 Kasım 2018 Organ Bağış Haftası münasebetiyle Erzincan Mengücek Gazi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekim Yardımcısı ve Organ Nakil Koordinatörü Dr. Necati Bulut tarafından Erzincan Çağrı Merkezi çalışanlarına eğitim verildi.

    Çağrı merkezi çalışanları, Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Sosyal Hizmetler branşında öğrenim gören öğrenciler tarafından bağış standında bilgilendirilerek, kendi rızaları doğrultusunda organlarını bağışlama imkânı bulurken, ayrıca Erzincan Mengücek Gazi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekim Yardımcısı ve Organ Nakil Koordinatörü Dr. Necati Bulut tarafından da organ bağışına yönelik merak edilenler cevaplandırıldı.

    Erzincan Mengücek Gazi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekim Yardımcısı ve Organ Nakil Koordinatörü Dr. Necati Bulut çalışanlara hitaben yaptığı konuşmada, ülkemizde organ bağışı bekleyen çok fazla hasta olduğunu belirterek bu anlamda çalışmaların yoğunlukla sürdüğünü bildirdi. Önceki günlerde ise Erzincan Park AVM içerisinde bağış standı açıldığını bildiren Dr. Necati Bulut, önümüzdeki günlerde de bu standı Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi kampüsüne taşıyacaklarını kaydetti.

    Bu yıl itibariyle Erzincan’da gerçekleşen 6 beyin ölümünden 3 tane kadavra donör alındığını bildiren Dr. Necati Bulut, önceki günlerde de Erzincan Mengücek Gazi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde kadavra donör çıktığını hatırlattı.

    Dr. Necati Bulut konuşmasının devamında; “Organ bağışı yapılsa bile her ölümden sonra organ naklinin mümkün olmadığını belirterek, örneğin evde yada yolda vefat eden bir kimse bağış kartı ve ailesinin rızası olsa bile organlarının alınamayacağına dikkat çekti. Yalnızca hastane yoğun bakım ortamında tıbben ölümü gerçekleşen insanlardan organ nakli yapılabileceğini aktaran Dr. Bulut, sıkça duyulan deprem ve felaketlerden sonra cesetlerin organlarının alınması gibi bir durumun söz konusu olmadığını kaydetti.

    Öte yandan merak edilenler arasında Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu’nca organ bağışının insanın insana yapabileceği en büyük yardım olarak tanımlandığını söyleyen Dr. Bulut, 6.3.1980 tarih 396 sayılı karar ile organ naklinin caiz olduğunu hatırlattı.

    Organ bağışı kartına sahip olan kişinin, bağış kartını her zaman üzerinde taşıması gerektiğine değinen Dr. Bulut, bağış kartının hiçbir zaman tek başına yeterli olmadığını aile yada yakınların rızası olmadan organların alınamayacağına dikkat çekerek, bu sebeple bağış yapılan andan itibaren bağış yapan kişinin bu kararı aileleriyle paylaşması gerektiğini söyledi.

    Dr. Necati Bulut, kişilerin bir bedel karşılığı organlarını vermelerinin 2238 sayılı yasaya göre yasak olduğunu bildirerek, bağışlanan organların, Ulusal Koordinasyon Sistemi tarafından tıbben acilliği ve doku uyumuna göre en uygun alıcıya nakil edildiğini söyledi.

  • Obama “Demokrasimin düşmanları Beyaz Saraydaki biri, bir kongre üyesi veya lobici değildir, Demokrasinin en büyük düşmanı umursamaz insanlardır, evde oturan ve katılmayan kişilerdir”

    Kasım ayı içerisinde ABD genelinde yapılacak seçimlerde Demokratları desteklemek için Eski Başkan Barack Obam Milwaukee, Wisconsin ‘de düzenlenen mitinge katıldı.

    Dört bin civarında kişinin katıldığı mitinge “Burada olmak için tek bir sebebim var, Buradayım çünkü sizden oy vermenizi istiyorum” diyerek başladı.

    Politikacıların her seçim için önemli dediğini ancak bu seçimin gerçekten önemli olduğunu söyleyen Obama, Amerika’nın bir yol ayrımında olduğunu milyonlarca Amerikalının sigortasının, çalışan Amerikalının haklarının bu seçimle belirleneceğini ifade etti. Obama “Ülkemizin karakterinin ne olduğu oy pusulalarında” dedi.

    Amerikalıların bu tarz seçimlerde her zaman doğru karar verdiğini ancak her zaman bunu yeterince hızlı yapmadığını söyleyen Obama karar verilirken doğru kararların bunu savunanlar sayesinde alındığını belirtti. Obama köleliği kaldırmanın, işçi haklarının ortaya çıkmasının, kadın haklarının arttırılmasının hep bu şekilde olduğunu hatırlattıktan sonra Amerikan tarihinin bunun örnekleri ile dolu olduğunu ve ülkenin gelişiminin hiçbir zaman kolay olmadığını belirtti.

    Güçlü ve zenginlerin her zaman ellerinde olanı tutmak için çalıştığını ifade eden eski başkan, bunu yaparken insanları ayıran tarihteki etnik, dini ayrışmaları kullandığını, kişileri birbirine düşürmeye çalıştığını kendilerini korumak için kimin zarar gördüğünü umursamadıklarını söyledi. Bundan kurtulmak için en iyi yolun oy kullanmak olduğunu bir kez daha hatırlattı.

    Bugün Cumhuriyetçilerin reklamını yaptıkları güzel ekonominin, kendi döneminde temellerinin atıldığını ve başladığını hatırlatan Obama “Hadi Doğruyu söyleyin”” diyerek meydan okudu.

    Onlarca yıldır yapılan yanlışların tamamını arzu ettikleri gibi 8 yılda düzeltemediklerini ancak çok başarılı olduklarını ve kendisinin başkanlı yaptığı dönemin son yirmi ayında yaratılan iş imkanının, ayrıldıktan sonra yaratılan iş imkanından iddiaların tersine daha fazla olduğunu söyleyerek “isterseniz bakabilirsiniz” dedi. Obama ayrıca bunu Cumhuriyetçilerin kongredeki tüm engellemesine karşı başardıklarının altını çizdi.

    Cumhuriyetçilerin Trump ile birlikte iki yıldır zenginler için vergileri azalttığını, çevre koruma kanunlarını kaldırdıklarını ve borçlanmayı arttırdıklarını bu sırada da sosyal ayrışmayı körüklediklerini belirtti.

    Cumhuriyetçilerin zenginlere 1.5 trilyon dolar vergi indirimi getirdiklerini, mali açığı arttırdıklarını sonrada Cumhuriyetçi Senato Lideri Mitch McConnell ‘ın “bu bütçe açıklarından çok rahatsızım, bunu aşağı çekmeliyiz. Sağlık programlarının, sosyal güvenliğin bütçelerini düşürelim” dediğini paylaşan Obama,” inanmıyorsanız kendiniz araştırabilirsiniz. Bu durum bana dolandırıcılık gibi gözüküyor” dedi.

    “Bu en kötüsü değil” diye söze devam eden Obama, politikada politikacıların zaman zaman söz verdiklerini ve bazen gerçekten deneseler bile sözlerini yerine getiremediklerini ifade eden Obama “Ama yakın politik hayatta daha önce görmediğimiz bir şey görüyoruz. Yüzsüzce, utanmazca, gerçekleri çarpıtarak bilerek yalan söyleyen politikacılar. Siyaha Beyaz, beyaza siyah diyen bir hükümet “dedi. Obama, Başkan Trump’ın seçimlerden önce orta sınıf için vergi indirimi yasasını geçirdiğini söylediğini ancak bunu söylediği dönemde kongrenin kapalı olduğunu ve Trump’ın uydurduğunu söyledi.

    Şimdide hükümetin insanları gelen göçmenlerden korkutmaya çalıştığını söyleyen Obama, bunun gerçekleri çarpıtmak ve seçimlerden önce asıl sorunlardan insanları uzaklaştırmak için ortaya atıldığını iddia etti. Cumhuriyetçilerin her seçim dönemi korku sattığını sözlerine ekleyen Obama bunun önüne geçmenin tek yolunun oylar olduğunu yineledi.

    Obama sözlerini Amerika’nın insanların haklarını, koruyacak, ayrımcılığa izin vermeyecek ve dik duracak vatan severlere ihtiyacı olduğunu söyleyerek sözlerini tamamlayan Obama, “Demokrasimin düşmanları Beyaz Saraydaki biri, bir kongre üyesi veya lobici değildir, Demokrasinin en büyük düşmanı umursamaz insanlardır, evde oturan ve katılmayan kişilerdir” dedi ve herkesi aktif olmaya ve oy vermeye çağırdı.

  • Her burun kanaması masum değildir

    Çocuklarda burun kanamasının tehlikeli olduğunu söyleyen Medical Park Gaziantep Hastanesi Kulak Burun Boğaz hastalıkları uzmanı Doç. Dr. Cengiz Çevik, konuyla ilgili açıklamalar yaptı.

    Burun kanamasının çocuklarda sıklıkla gözlemlenen bir durum olduğunu ifade eden Medical Park Gaziantep Hastanesi Kulak Burun Boğaz hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Cengiz Çevik, konuyla ilgili bilinmesi gerekenleri anlattı.

    Doç. Dr. Çevik, Söz konusu çocukları olduğunda çok daha dikkatli ve özverili olan ebeveynler, bir anda ortaya çıkan burun kanamaları karşısında endişe ve stres yaşayabileceğini, Özellikle de herhangi bir hastalıktan farklı olarak yaşanan kanamalar, ailelerin paniğe kapılmasına yol açtığını söyledi.

    Burun Kanamasının Sebepleri

    Burun kanamaları hakkında açıklamalarda bulunan Dr. Çevik, “Ön burun kanamaları burun boşluğunun hemen girişinde, orta hatta kılcal damarlar mukoza örtüsünün içinde özel bir bölgede toplanırlar. Çocuklarda en sık görülen burun kanamaları bu bölgeye ait olanlardır. Çoğu kanama, buradaki kılcal bir damarın çatlaması dolayısıyla tek taraflı olur. Kanama genel olarak kısa süreli olmakla birlikte az kanamalardır. Muhtemel burun kanamalarının sebepleri aşağıdaki gibidir, Buruna alınan darbe, Burun kırıkları, Yüz ve kafatası kırıkları, Burun karıştırma, Üst solunum yolu enfeksiyonları” şeklinde konuştu.

    Yapılması gerekenler

    Burun kanamalarında yapılması gerekenler hakkında bilgi veren Dr. Çevik, “Burun kanamalarında ilk yapılması gereken sakin olmaktır. Endişeli ve kaygılı bir şekilde davranmak asıl yapmanız gerekenleri unutturabilir. Burun kanaması anında yapılacakları şöyle sıralamak mümkün; Baş hafif öne eğik ve iki parmakla iki burun kanadı bastırılır. Üç-dört dakika sonra burun lavaboda soğuk su kullanılarak hafif sümkürmeyle temizlenir. Burun içinde oluşan pıhtılar çıkartılır. Tekrar buruna baskı uygulayarak tutulur ve kanama devam ediyorsa doktora başvurulur. Hafif burun kanamaları dışında çocuklarda arka burun kanadında meydana gelen ciddi kanamalarda meydana gelir. Dolayısıyla yaşanan her kanamanın basit olduğu kanaatine varılmamalıdır. Çocuklarda ise kanama, pıhtılaşma sorunları dolayısıyla meydana gelebilir. Burnumuzun içinde arka üst bölgelerden kaynaklandıkları için burun ön tarafına uygulanan parmak baskısı burada kanamayı durdurmaz. Ağız ve boğaza doğru kanama devam eder. Bu bölgenin kanamaları mutlaka bir Kulak Burun Boğaz uzmanının müdahalesini gerektirir” ifadelerine yer verdi.

    Burun kanamaları tedavi edilebilir

    Burun kanamalarının tedavi edilebileceğini ifade eden Dr. Çevik, “Basit kılcal damar kanamaları için çok fazla test yapılmasına gerek yoktur. Aşırı kanamalarda ise kanama ve pıhtılaşma faktörleri için kan sayımı yeterli olacaktır. Burun içi muayenesi en iyi yöntemdir. Kan testleri dışında radyolojik tetkikler de yapılabilir, özellikle hastanın travma hikayesi yoksa sistemik bir hastalık araştırılır” diye konuştu.

  • AK Parti’li Kurtulmuş: “Hükümetin aldığı kararın yerinde olup olmadığına karar verme yetkisi yüksek yargıda değildir”

    AK Parti Genel Başkan Vekili Numan Kurtulmuş, andımız konusunda yüksek yargıya sert eleştiride bulundu. Kurtulmuş, “Bu uygulamayla ilgili olarak hukukun yüksek yargının yapacağı tek şey hükümetin aldığı bu kararın anayasalara uygun olup olmadığıdır. Yoksa hükümetin aldığı kararın yerinde olup olmadığına karar verme yetkisi yüksek yargıda değildir” dedi.

    AK Parti Konya İl Başkanlığı tarafından eğitim programının gerçekleştiği otelde düzenlediği basın toplantısında konuşan AK Parti Genel Başkanvekili Numan Kurtulmuş, andımız konusunda yüksek yargıya sert eleştiride bulundu. Kurtulmuş, “Okullarda okutulan andımızın kaldırılmasıyla alakalı ilgili 2013 yılında Türkiye Cumhuriyeti hükümeti tarafından verilen kararın yüksek yargı tarafından Danıştay tarafından bozulması reddedilmesi bu kararın bir şekilde kaldırılması konusundaki karardır. Bunun önümüzdeki günlerde de tartışılacağını görüyoruz. Öncelikle şunu ifade etmek isterim. Biz konunun içerik kısmıyla ilgili tartışmayı bir kenara koyarak konuşmak zorundayız içerik meselesi ayrı bir şey ama buradaki esas mesele siyaseti kim yapacak sorusudur. Halkın oylarıyla seçilmiş olan bir hükümet herhangi bir konuda karar verebilir, uygulamada bulunabilir. Bu uygulamayla ilgili olarak hukukun yüksek yargının yapacağı tek şey hükümetin aldığı bu kararın anayasalara uygun olup olmadığıdır. Yoksa hükümetin alıp kararın yerinde olup olmadığına karar verme yetkisi yüksek yargıda değildir. Demokrasinin temel kurallarından birisi budur” dedi.

    “Türkiye’nin bir daha hiçbir şekilde eski dönemlere de dönmeyeceğinin bilinmesini isterim”

    Yüksek yargı geçmiş dönemlerde olduğu gibi çok sayıda kararın yüksek yargının bozduğunu başörtü kararını imam hatip liselerinin katsayı kararını hatırlatan Kurtulmuş, “O zaman eski Türkiye’nin alışkanlıkları itibariyle bürokratik oligarşi devreye girmiş. Tam manasıyla jüristokrasi dediğimiz yani yargıç egemenliğine dayalı bir yapının oluşması için birileri düğmeye basmıştır. Türkiye bu anlamda çok mesafe kat etti. AK Parti kurulduğu günden itibaren vesayetlerle mücadele eden bir siyasi parti olarak herkesin kendi işini yapması konusunda büyük bir mücadele verdi. Türkiye’deki sivil ve asker bürokrasi bunun içine Türk Silahlı Kuvvetleri ve yüksek yargı da olmak üzere herkes kendi işini yapacak. Siyaset yapmak siyasetin işidir. Siyasetin dilini ayarlamak da siyasetin işidir. Siyaset değişen şartlara göre değişen konjektüre göre kararını verebilir. Siyasetin ortaya koyduğu kararlardaki kullandığı dile de karar verecek olan yüksek yargı değildir. Aksine o zaman derler ki buyurun Yüksek Yargı siz Türkiye’yi yönetin. Dolayısıyla demokrasinin çok temel prensiplerinden biri olan yargının kendi işini bürokrasinin kendi işini siyasetin kendi işini yapmayı rencide eden bir karar olmuştur. Ve bu anlamda tabiri caizde bu kararıyla yüksek yargı siyaseti imkansız hale getirmiştir. Siyaseti imkansız hale getirmenin kimsenin hakkı yoktur. Türkiye’nin bir daha hiçbir şekilde eski dönemlere de dönmeyeceğinin bilinmesini isterim. Bu anlamda devam eden bir yargı süreci var yapılan itirazlar olacaktır, bunlar bir kez daha gözden geçirilecektir. Bu vesileyle ben bu konunun herhangi bir şekilde siyasi istismar vesilesi yapılmasını doğru bulmam. Bütün siyasi partileri andımızın içeriğiyle ilgili tartışmaya girmek yerine alınan bir hükümet kararına yüksek yargının vermiş olduğu bu kararın demokrasinin ruhunu rencide eden bir husus olduğunun demokrasi bakımından daha doğru olduğu kanaatindeyim. İçerik konusu ise başka bir tartışmadır, onun başka bir şekilde tartışırız. Bu tartışmada herkesin kullandığı siyaset diline de bir şekilde ayar vermesini temenni ediyoruz. Herkesin özenli bir şekilde konuşması gerektiğini hatırlatmak istiyoruz” ifadelerini kullandı.

    “Cumhur İttifakı’nın bir şekilde ruhuna sahip çıkmak Türkiye’nin milli menfaatleri bakımındandır”

    Konuşmasının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Numan Kurtulmuş, Cumhur İttifakı’yla ilgili bir soruya ise “Milliyetçi Hareket Partisi’nin FETÖ’ye karşı mücadelede terör örgütlerine karşı mücadelede DEAŞ, YPG’ye karşı mücadelede ayrıca Türkiye’nin temel meselelerinde AK Parti hükümetine vermiş olduğu bu desteği son derece önemli ve anlamlı olduğunu biliyoruz. Ve milli konularda, milli hassasiyetlerimiz noktasında müşterekliğin devam etmenin korumanın da iki parti içinde ama bunun da ötesinde Türkiye içinde çok önemli ve faydalı bir alan olduğuna da inanıyoruz. Yapılan müzakereler de gerek genel başkanlar düzeyinde gerekse bizim gruplar halinde yaptığımız hep bunun altını çizdik. Yani Cumhur İttifakı’nın bir şekilde ruhuna sahip çıkmak Türkiye’nin milli menfaatleri bakımındandır. Ancak AK Parti ve Milliyetçi Hareket Partisi programları itibariyle stratejileri itibariyle, öncelikleri itibariyle iki ayrı partidir yani iki farklı parti bir kimlik altında birleşiyor değildir. Dolayısıyla AK Partinin Milliyetçi Hareket Partisi’nin iki farklı parti olarak belli konularda ayrı düşünmeleri kadar da doğal bir şey olamaz. Örneğin af konusunda örneğin emeklilikte yaşa takılanlar konusunda diğer bazı konularda farklı yaklaşımların olması da eşyanın tabiatı gereğidir. Seçim ittifakı da Cumhur İttifakı’ndan ayrı ele aldığımız bir konudur. Cumhur İttifakı’nın ruhunu korumak ama yerel seçimlerde bir işbirliği yapılabilmesi için de samimiyetle bir gayret sarf etme noktasındayız. Bu samimiyetle her iki tarafta bu iradeyi korumaktadır. Bir yol bulunabilir mi bir ittifak imkanı bir iş birliği imkanı olabilir mi bunlarla ilgili olarak görüşlerimizi karşılıklı paylaşıyoruz” şeklinde konuştu.

    Selamlama konuşmasını Konya AK Parti İl Başkanı Hasan Angı’nın yaptığı programda konuşan AK Parti İnsan Haklarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Leyla Şahin Usta, “AK Parti gördüğünüz gibi her yönüyle, her alanda çalışmalarına hızla devam ediyor. Bizi diğer siyasi partilerden farklı kılan dinamik ve herkesin sahasında yapmış olduğu çalışmalarla her daim aktif ve alandayız. Konyalı olarak AK Partiyi temsilen bu güne kadar bu davada ne kadar hizmet ettiysek bundan sonrası için de daha fazla hizmet etmek için her fırsatta bir arada olmaya çalışmaya Rabbim birlik ve beraberliğimizi daim kılsın diyerek günümüzün hayırlı olmasını temenni ediyorum” dedi.

    Numan Kurtulmuş ve beraberindeki heyet, Mevlana Müzesi’ni ziyaret etti. Müze ziyaretinin ardından Tarihi Bedesten Çarşısı’nda esnaflarla bir araya gelen Kurtulmuş vatandaşların sorunlarını dinledi.

  • “Pet şişe çöp değildir” dediler 2 haftada binlerce pet şişe topladılar

    Balıkesir’in Ayvalık ilçesinde, Mehmet Akif Ersoy Ortaokulu öğrencileri, ‘Pet şişe çöp değildir’ sloganıyla sadece iki haftada binlerce adet pet şişe topladı.

    Ayvalık Mehmet Akif Ersoy Ortaokulu’nun çevreci öğrencileri; “Mis gibi okulumuz, Mis gibi çevremiz” başlığı altında gerçekleştirdikleri proje kapsamında, okul içinde stant kurarak önce okul arkadaşlarını bilinçlendirmeye çalıştılar.

    Yaptıkları araştırmalarda sadece Ayvalık’ta 50 bin adet pet şişenin her gün çöpe atıldığını belirleyen öğrenciler, bu pet şişelerin pek çoğunun denize atıldığını tespit ettiler.

    Bunun üzerine harekete geçen çevreci öğrenciler, öğretmenleri Yurdaer Altınöz’ün öncülüğünde, okul idaresinin de destekleriyle hemen kolları sıvadılar.

    Hem toprakta hem de denizde büyük bir pet şişe çöplüğünün her geçen gün büyümekte olduğunu topluma anlatabilmek adına çalışmalarına başlayan Ayvalık Mehmet Akif Ersoy Ortaokulu’nun çevreci öğrencileri, kullanıldıktan sonra çöpe atılan pet şişelerin çöp olmadığının mesajlarını verdi.

    Ayvalık genelinde, ilçe merkezi başta olmak üzere neredeyse adım atmadık yer bırakmayan öğrenciler, atıl haldeki binlerce pet şişe topladılar.

    Bu şişelerin çöpe atılması yerine, geri dönüşüme kazandırılması gerektiğine işaret eden öğrenciler, bu yolla ülke ekonomisine de dev kazançlar sağlanabileceğini gözler önüne serdiler.

    Konuyla ilgili muhabirimizin sorularını yanıtlayan Mehmet Akif Ersoy Ortaokulu öğretmenlerinden ve projenin koordinatörü Yurdaer Altınöz, öğrencilerden gelen talep doğrultusunda başladıkları projenin, vatandaşların takdirini topladığını kaydetti.

    Okul idaresi başta olmak üzere velilerin de projeyi desteklerini belirten Altınöz, “Çevreci bir anlayışla yola çıkan gençlerimiz, 2 hafta içinde binlerce pet şişe toplayarak yine örnek bir projeye imza attıkları için çok mutlu olduklarını ifade etti.