Etiket: Değil

  • Çatlaklar ve kırışıklar artık dert değil

    Çatlaklar ve kırışıklar artık dert değil

    Dermatec Polikliniği Dermatoloji Uzmanı Dr. Ata Nejat Ertek, Cildin vücudun en geniş, aynı zamanda güzelliğin dışa vurulduğu en önemli organ olduğunu belirterek, “Cilt yaşlanması diğer organlardan farklıdır seyreder. Cilt sadece içten değil, dıştan da yaşlanır. Vücudunuzun en büyük organını, cildinizi diğer organlardan ayıran başlıca fark onun dış etkilere de açık olmasıdır. Bu nedenle de çevresel faktörler deri yaşlanmasını etkilemektedir. Ultraviyole, hava kirliliği, enfeksiyonlar, sigara içmek ve bazı hormonal faktörler yaşlanma sürecini hızlandıran en önemli etkenlerdir” diye konuştu.

    Ciltte kırışıklık probleminin dışında aynı zamanda cilt çatlakları oluşabildiğini anlatan Dermatoloji Uzmanı Dr. Ata Nejat Ertek, “Bu çatlaklar karın, göğüs, uyluk ve üst kol bölgelerinde görülür.Bu çatlaklar,neredeyse her 3 kadından birinde görülür, sık sık kilo alıp verme dönemleri ve hamilelik sırasında ortaya çıkar.Cildin alt dokularında yoğun ve sürekli gerilme sonucu ortaya çıkmaktadırlar. Cildin gerilmesi ciltteki bazı hücrelerden kimyasal maddelerin ortaya çıkmasını tetiklemektedir. Bunun sonucu olarak alt ciltteki kollajen ve elastik lifler zarar görmektedir” diye konuştu.

    Dermatoloji Uzmanı Dr. Ata Nejat Ertek, ciltte oluşabilecek bu tarz sorunların çözümünün artık acısız ,ağrısız ve kolay olduğunu ifade ederek, gelişen teknoloji ile bir çok sorunun çözümünün daha da kolaylaştığını anlattı.

  • Giresunlu balıkçılardan “Av yasağı Eylül’de değil Ekim’de kalksın” önerisi

    Giresunlu balıkçılardan “Av yasağı Eylül’de değil Ekim’de kalksın” önerisi

    Doğu Karadenizli balıkçılar av yasağının bitişinin Eylül’den Ekim’e çekilmesini istiyorlar.

    Eylül ayından bu yana hamsi avı olduğunu ve fazla avcılık yapıldığını söyleyen Giresunlu balıkçı Mustafa Aydın, denizin kotasının dolmaya başladığını kaydetti.

    Yılbaşına gelmeden hamsinin Karadeniz’de biteceğini iddia eden Aydın, günlük 100 ton hamsi avlandığını ve fazla avlanan hamsinin fabrikalara satıldığını belirterek “100 ton hamsi yakalıyorlar, onun yerine 10 ton yakala günlük yakala. Bu şekilde hamsi yılbaşını görmeden kaybolur. 2,5 aydan bu yana hamsi çıkıyor. Önceden Kasın ayının 15’inde çıkardı ama Eylül’ün 15’inden bu yana hamsi avlanıyor. Denizin de bir kotası var. Böylelikle bitecek gibi duruyor” dedi.

    Fazla yapılan avcılığın sonucu olarak palamudun bu yıl az çıktığını ifade den Aydın, “Palamut denizlerimizde azda olsa var. Palamudun fiyatları boyutuna göre değişiyor, 15, 20, 25 ve 30 lira arasında. Bu yıl tanesi 30 lira olan palamut geçtiğimiz yıllarda 5 liraydı 1,5 kilogram geliyordu. Bunun da nedeni fazla avlanmaktan dolayı. Devletin uyguladığı bir kota var ama uygulayan yok” diye konuştu.

    Av sezonun Eylül’de değil Ekim ayında açılması gerektiğini ifade eden Aydın, “Balıklara büyümeye fırsat olmuyor, Ekim ayında kalksın yasak o zaman kadar balıklar büyür” ifadelerini kullandı.

  • Toplu intiharlara suçlu değil çare arayalım

    Toplu intiharlara suçlu değil çare arayalım

    Toplu intiharlar üzerine değerlendirme yapan Tüketici Hak Arama Derneği Genel Başkanı ve Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkan Yardımcısı Nihat Altay; “İntiharların sadece ekonomik veriler üzerine değil tüm yönüyle ele alınması gerekmektedir” dedi

    İstanbul Fatih’te kardeş oldukları öğrenilen ve yaşları 48 ile 60 arasında değişen dört kişinin siyanürle intihar etmesinin ardından, Antalya’da dört kişilik bir ailenin de geçim sıkıntısından dolayı intihar etmesi kamuoyunda büyük yankı uyandırdı.

    İntihar olaylarının çok vahim ve içler acısı olduğunu belirten Nihat Altay, “Türkiye’de her geçim sıkıntısı çeken intihar edecekmiş gibi algı oluşturmak doğru değil. ’Dünya Sağlık Örgütü raporlarına göre; İntihar nedeniyle her yıl yaklaşık bir milyon kişi hayatını kaybediyor. Japonya, Litvanya, Finlandiya, Güney Kore, Rusya intihar oranı yüksek ülkeler arasında yer alırken Türkiye nispeten düşük intihar oranına sahip ülkeler arasında’. İlk sıralarda ekonomik refah düzeyi iyi olan ülkeler gözümüze çarpıyor. Demek ki intiharların, “sadece ekonomik veriler” üzerine değil, psikolojik, sosyolojik, adli ve idari olarak da incelenmesi ve tüm yünüyle ele alınması gerekiyor. Bunun yanında komşuluk ilişkileri, manevî değerler, sosyal hizmetler üzerine farkındalığı artırmak için neler yapabiliriz üzerine yoğunlaşmak yerine, birilerini suçlamak daha vahim sonuçlar ortaya çıkaracaktır. Siyanürü temin etmeyi, depresyonun doğurduğu kötü sonuçları ve aşırı tüketimin insanlar üzerindeki etkileri araştırılıp üzerine gidilmelidir. Antalya’da bir aileyi yok eden babanın kendi ile beraber masum iki çocuğunu ve eşini öldürmesine, değil ekonomik sıkıntı hiç bir neden gerekçe gösterilemez. Hangi psikolojik akılla hareket ettiği belli olmayan baba, üç masum kişinin kanını eline bulaştırarak katil olmuştur. Sabır ve metanet yerine bir şeyleri bahane edip öfke ile hareket edilirse, dönüşü olmayan yola girilir” dedi.

    “İstanbul’da intihar ederek hayatına son veren kardeşlerden birisi olan Oya Yetişkin’in yakın arkadaşının anlattıklarına göre; Oya Yetişkin, şarkı söylüyormuş, modellik yapıyormuş, karate ve aerobik dersleri veriyormuş” diyen Nihat Altay açıklamasını şöyle sürdürdü; “Bu kadar ek iş yapmasına rağmen, alışveriş yapmayı çok sever, hiç para biriktirmezmiş. Aşırı tüketimden dolayı vatandaşlar ödeyemeyeceği kredi, kredi kartı veya farklı bir borç ile felakete sürüklendiğinin farkında değiller. Yaptığım pek çok basın açıklamasında üzerinde durduğum en önemli konulardan biri de tüketicilerin ayaklarını yorganlarına göre uzatması olmuştur. On günlük tatil için bir yıl borca giren tüketicileri, yeni aldığı bir aracı yok fiyata satıp, daha modelli olsun diye kredi çekip değiştirenleri, iphone’nin yeni modeli çıktığında kuyruğa girenleri çok kez gözlemliyoruz. Tüketicilere harcama yapmayın demiyorum. Ancak imkanların elverdiği sürece harcama yapılması gerekir. Sonra borç, borçla kapatılıyor. Bakın 23 Ağustos 2019 itibariyle bankalara olan borç, geçen yılın aynı dönemine göre 9.9 milyar lira artarak 528.11 milyar lira olmuş. Bu borcun 416.4 milyar lirası tüketici kredilerinden, 111.7 milyar lirası kredi kartlarından kaynaklanıyor. Takibe alınan tüketici kredisi ve kredi kartı borcu ise 2.8 milyar lira daha artarak 21.5 milyar lira olmuş. Sadece kredi kartı borcu yüzünden yasal takibe düşen 3 milyon kişi var. Hal böyle olunca ve borç ödenemez hale gelince tüketici icralık oluyor. Bu durumun ortaya çıkardığı içler acısı sonuçta, intiharlarla, facialarla pek çok aileyi ve hayatı yerle bir eden acılarla son buluyor. Bu nedenle vatandaşımız çok dikkat etmeli, hesabını iyi yapmalı ve bütçesine göre hareket etmelidir.”

  • Vali Memiş: “Atatürk yalnızca Türk tarihi değil, dünya tarihi açısından da müstesna şahsiyetlerden biridir”

    Vali Memiş: “Atatürk yalnızca Türk tarihi değil, dünya tarihi açısından da müstesna şahsiyetlerden biridir”

    Erzurum Valisi Okay Memiş, “Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, ölümünün 81. yılında rahmetle, minnetle ve şükranla anıyoruz” dedi.

    10 Kasım Atatürk’ün ölüm yıldönümü dolayısıyla bir mesaj yayınlayan Vali Okay Memiş, “Eşsiz devlet adamı, Baş Komutan Cumhuriyetimizin banisi, Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, aramızdan ayrılışının 81. yıl dönümünde rahmet, minnet ve şükranla anıyoruz.

    Milletine duyduğu sonsuz güven ve inancıyla, önüne çıkan engelleri birlik ve beraberlik içinde aşarak, istiklal ve istikbaline canı pahasına sahip çıkmış olup, bağımsızlık Mücadelemizi Cumhuriyetimizin kuruluşuyla taçlandırmıştır” dedi.

    Memiş mesajında şu ifadelere yer verdi;

    “Yalnızca Türk tarihi değil, dünya tarihi açısından da müstesna şahsiyetlerden biri olan Gazi, elde ettiği zaferler ve kurucusu olduğu Cumhuriyetimizle saygın ve unutulmaz bir lider olarak, tarihteki yerini almıştır.

    Bugün O’nun işaret ettiği çağdaş ve aydınlık yolda, milletçe birlik ve beraberlik içinde kenetlenerek, Cumhuriyetin kazanımlarının bilinciyle, gösterdiği hedef ve muasır medeniyet yolunda yürümeye devam etmeliyiz. Gazi’nin mücadeleci ve kurucu vasıflarını gençlerimize ve çocuklarımıza iyi anlatmalı, onun en büyük eserim dediği Cumhuriyetimizi ilelebet yaşatmak ve daha ileriye taşımak için üzerimize düşen sorumlulukları hep birlikte yerine getirmeliyiz.

    Hızlı değişimlerin ve çeşitli olayların yaşandığı dünyamızda, birlik ve beraberliğimizi her zamankinden daha çok koruyarak, ülke kalkınmasını sağlamanın yolu, asil Türk milletine yakışır şekilde, saygın ve onurlu bir duruş sergilemeliyiz.

    Bunun içinde geçmişten ders alarak; hangi düşünceden, hangi partiden, hangi renkten, dilden, dinden ve hangi mezhepten olursa olsun birbirimize saygılı olmayı, birbirimizi kabullenmeyi ve kucaklamayı milli bir görev bilmeli ve şiar edinmeliyiz.

    Bu vesileyle, en büyük özlemini dile getirerek, en veciz bir ifadeyle, “Yurtta sulh, cihanda sulh” diyen, büyük önderimiz Atatürk’ü ve silah arkadaşlarını, vatan uğruna canlarına feda eden şehit ve kahraman gazilerimizi rahmet, minnet ve şükranla anıyorum. Ruhları şad, mekânları cennet olsun.”

  • Büyükşehir’den “Adetlerle değil Ayetlerle Çocuk Eğitimi” programı

    Büyükşehir’den “Adetlerle değil Ayetlerle Çocuk Eğitimi” programı

    Erzurum Büyükşehir Belediyesi’nin düzenlediği “Adetlerle değil Ayetlerle Çocuk Eğitimi” yoğun ilgi gördü.

    Aile Danışmanı ve Yazar Hatice Kübra Tongar’ın gerçekleştirdiği konferansa ebeveynler adeta akın etti. AK Parti Genel Merkez Yerel Yönetimler Başkan Yardımcısı Mücahit Yanılmaz’ın da katıldığı programda konuşma yapan Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen, “Yeni çocuk sahibi olmuş anne ve babalara biz hep şöyle deriz: ‘Gözünüz aydın’ Sebebine gelince. Evlatlarımız ve çocuklarımız bizler için aslında göz aydınlığıdır ve Sevgili Peygamberimizin sık sık etmemizi istediği dualardan birisi de şöyledir:

    ‘Allah’ım! Sen evlatlarımızı bize göz aydınlığı kıl’ Çünkü hayırlı evlat, sadece hayırlı bir neslin oluşumu demek değildir. Hayırlı evlat, anne ve babalar için aynı zamanda iki cihan saadetidir” dedi. Başkan Sekmen, “Hayırlı evlat, kapanmayan amel defteridir. Hayırlı evlat, anne ve baba için dünya hayatında sıhhat ve selamet, uhrevi hayatta da misliyle mükâfattır. Bu yüzden evlatlarımızı dosdoğru bir istikamet üzere yetiştirmeli, onları anne ve babalarına, ailelerine, akrabalarına ve topluma faydalı olacak bireyler haline getirmeliyiz” diye konuştu.

    “Dünyaya yeni gelen her çocuk, İslam fıtratı üzere doğar”

    Başkan Mehmet Sekmen, dünyaya gelen her bir çocuğun İslam fıtratı üzere doğduğunu kaydetti.

    Sekmen, şöyle devam etti:

    “Çocuğun bu halini, bu saflığını ve bu özelliğini koruyup, kollamak ve muhafaza etmek ise, anne ve babaya düşer. Çocuklar, nasıl ki ailenin huzuru, neşesi ve saadet meyvesi ise, aynı şekilde toplumun bekası ve yarınların umudu anlamına da gelirler. Dolayısıyla Müslümanlar olarak bizler, çocuklarımızı yetiştirirken, onların talim ve terbiyesini dini ve ahlaki temeller üzerine oturtmalı, onları birer pırlanta ve cevher gibi işlemeliyiz. Bu manada bizler için en büyük örnek; kuşkusuz İki Cihan Serveri olan Allah Resulü’dür. Çünkü O, evlatlarına karşı sevgiyi, saygıyı, şefkati ve merhameti asla elden bırakmamış, ümmeti olan bizlere de, bu konuda sayısız tavsiyelerde bulunmuştur. Yine Yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim’de de, çocuklarımıza karşı tutum ve davranışlarımızın nasıl olması gerektiğine dair sayısız ayetler vardır. Bebeklerin emzirilmesinden, miras haklarının pay edilmesine varıncaya kadar birçok konuda ilahi emir ve buyrukların yer aldığı bu ayetleri, yaşamımıza rehber edinmeli ve çocuklarımızın yarınlarını sağlam temeller üzerine kurmalıyız.” “Ve şunu asla aklımızdan çıkarmamalıyız. Çocuklarımız bizlere sırf keyfiyet olsun diye verilmemiştir. Bu yüzden onların bizlere Allah’tan birer emanet olduğunu bilmeli, onları iyi birer kul ve ümmet şuuruyla yetiştirmeliyiz” diyen Başkan Sekmen, sözlerini şöyle tamamladı: “Bilmeliyiz ki; çocuklarımız için elbette hayalleri de olmalıdır. Mesela Cennet-i Ala onlar için bugünün hayali, yarın ise ulaşacakları ve buluşacakları bir hakikat olmalıdır. Bunu neyle mümkün kılacağız? Elbette örnek bir hayat yaşayarak. Çünkü çocuklarımızı terbiye edip eğitirken, onlara nasıl ki ödül ve ceza, helal ve haram, cennet ve cehennemi anlatmamız gerekiyorsa, bu hususlara evvela kendimizin riayet etmesi gerekir. Böylece çocuklarımızla Rabbimiz arasında bir bağ kurmuş olur; dolayısıyla evlatlarımızı hedefsiz ve sahipsiz bırakmamış oluruz. Çünkü manevi yönden zayıf ve boşlukta bulunan bir çocuk, boşa geçecek bir hayat ve çöpe atılan bir gelecek demek olacaktır.”