Etiket: değeri

  • UNESCO’nun iki değeri, birbirine bağlanacak

    UNESCO Dünya Mirası Yolunda organizasyonuyla 250 amatör bisiklet sporcusu, Selçuk’ta bulunan Efes Antik Şehri’nden hareket ederek Bergama Akropol’e kadar olan 185 kilometrelik mesafeyi pedal çevirerek aşacak. Projeyle ilgili belediye başkanları basın toplantısı düzenledi.

    İzmir’de bu yıl ilk kez gerçekleştirilecek ’UNESCO Dünya Mirası Yolunda’ projesi Tarihi Havagazı Fabrikası’nda tanıtıldı. Toplantıya ev sahibi İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, Selçuk Belediye Başkanı Zeynel Bakıcı, Bergama Belediye Başkanı Mehmet Gönenç ve Karşıyaka Belediye Başkanı Hüseyin Mutlu Akpınar katıldı. Bergama ve Selçuk Belediyeleri tarafından İzmir Büyükşehir Belediyesi, Karşıyaka Belediyesi ve İzmir Kalkınma Ajansı’nın (İZKA) desteği ile yapılacak olan UNESCO Dünya Mirası Yolunda organizasyonu, 24-25 Eylül tarihlerinde gerçekleştirilecek. Bu organizasyon ile UNESCO Dünya Mirası listesine giren Türkiye’nin iki kültür varlığı birbirine bağlanırken, tarihe geçecek bir ilk yaşanacak. 250 amatör bisiklet sporcusu Selçuk’ta bulunan Efes Antik Şehri’nden hareket ederek Bergama Akropol’e kadar olan 185 kilometrelik mesafeyi pedal çevirerek aşacak.

    “Diğer kültür mirasları ile ulusallaşacak”

    Toplantıda konuşan Bergama Belediye Başkanı Mehmet Gönenç, “UNESCO için bir farkındalık oluşturmak için bu projeye başladık. İzmir’in kuzey ve güneyindeki iki dünya mirası İzmir’i öne çıkaran yerlerdir. UNESCO bir koruma projesi. Bu tarihi varlıkların korunarak uzun yıllar devam etmesini sağlayan bir proje. Bisiklet projesi ile UNESCO dünya mirasını kaynaştıracağız. Bu proje ilerleyen senelerde diğer kültür miraslarıyla birleşmesini, ulusallaşmasını sağlayacağız. İlerleyen yıllarda Bergama’dan Truva’ya, Çanakkale’ye, Edirne’ye kadar uzatmayı planlıyoruz” dedi.

    “UNESCO’ya girecek daha çok yerlerimiz var”

    Selçuk Belediye Başkanı Dr. Zeynel Bakıcı da hem Selçuk Efes’in hem Bergama’nın UNESCO içinde yer aldığını belirterek İzmir’in bu açıdan çok zengin olduğunu söyledi. Bakıcı, “Şu an 30 ilçeden iki tanesi bu listede ama müracaatını gerçekleştirmiş olan çok ilçemiz var. Bizim bu listede bulunması gereken daha çok yerlerimizin olduğunu biliyoruz. Sadece listeye girmek yetmez bizim bu alanları gelecek nesillere koruyarak aktarmamız lazım” diye konuştu.

    “Sadece Bergama ve Selçuk’un yer alması yeterli değil”

    Toplantıda konuşan Başkan Aziz Kocaoğlu ise şunları söyledi:

    “Kenti ayağa kaldırmak, kenti ileriye taşımak, önce kendi coğrafyasında sonra dünyada bilinilirliği arttırmak için çalışmalarımızı yapıyoruz. Bu kadim coğrafyada bu kadar tarihe sahip olan bir bölgenin merkez kenti olan İzmir’in hem bilimsel açıdan hem kültürel açıdan hep birlikte gelişmesini sağlamalıyız. Kültür Bakanlığı önceliğinde, belediyelerimizin desteği ile çalışmaları sürdürmek zorundayız. Bu köklü medeniyetlere ev sahipliği yapmış kentlerimizden sadece Bergama ve Selçuk’un yer alması yeterli değil. Ödemiş Birgi, Foça münacatı var. Biz de Kadifekale, Agora ve Kemeraltı için müracaat hazırlıyoruz. Çandarlı Kalesi aynı şekilde. Bir yandan listeye girmeye çalışırken bir yandan bunu insanlara sunmamız gerekiyor.”

    İzmir tanıtılıyor

    İzmir’in tanıtımı ile ilgili de bilgi veren Kocaoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Bir yandan eksiklerimizi tamamlarken, diğer taraftan da hem tanıtımı gerçekleştirmeli, yeni değerlerimizi gün ışığına çıkarmalıyız. Bu sene ilk defa üç koldan tanıtım hamlesini başlattık. İZKA yurt dışındaki etkinliklere katılarak yurt dışı faaliyetleriyle tanıtım yapıyor. İZFAŞ Fuar İzmir’le birlikte gerçekleştirilen fuar organizasyonlarıyla tanıtıyor. İZTAV da görüldüğü gibi İzmir’e doyamazsınız kampanyasıyla tanıtım gerçekleştiriyor. ‘İzmir’e doyamazsınız’ gayet başarılı gidiyor, devam edecek. Ülkemizdeki kara bulutlar kalkınca bu çalışmalarımızı yurt dışına açacağız.”

    “Fuarı hak ettiği yere çıkaracağız”

    Şu anda ‘İzmir’de gelecek var’ sloganıyla İEF’nin tanıtımını yaptıklarını ifade eden Kocaoğlu, “İEF dünya ölçeğinde en eski fuarlardan birisi. İlk uluslar arası fuarımız. Fuar 85 yılda savaşlar gördü zorluklar gördü, ayakta kaldı. Şimdi yeni bir yaklaşımla, eğlence yönünü maksimuma çıkararak 600 sanatçıyı buluşturuyoruz. Diğer taraftan da inovasyon konusunu işleyerek ‘İzmir ilklerin kenti’ sloganıyla yola çıkıyoruz. Fuarı hak ettiği yere çıkararak kentimizi kalkındırmaya çalışıyoruz” dedi.

    “Önemli bir potansiyelimiz var”

    İzmir’in bir iki sektörle kalkınacak bir şehir olmadığını vurgulayan Kocaoğlu, “Dışarıdan bakanlar ‘İzmir ne olduğunu bilmiyor’ diye eleştiriyor. İzmir ne olduğunu çok iyi biliyor. İzmir önemli bir sanayi kenti. Yüz yıllardır süren bir kültür başkenti. İzmir bir tarım şehri, fuarı, turizmi ama hepsinden önemlisi de dünyaya ile barış içinde yaşayan, kucaklayan insanlara sahip bir kent. İzmir’i birden bire ayağa kaldıracak olan şey hizmet ve turizm sektörüdür. Önemli bir potansiyelimiz var. İzmir hizmet ve turizmle ayağa kaldıracağız. Ülkemize çok önemli bir katma değer sağlayacak elimizde değerlerimiz var” diye konuştu.

    “Hiçbirinizin tahmin edemediği kadar İzmir’i kalkındıracağız”

    İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin kültür çalışmalarını da anlatan Kocaoğlu, şöyle devam etti:

    ”Kemeraltı, Agora Roma Antik Tiyatrosu ve Kadifekale’nin belirlediğimiz hedefe ulaşması için bugüne kadar kamulaşma dahil olmak üzere 500 milyon TL para harcadık. Sadece 270 hektar tarihi kent merkezine yatırım yaptık. Çalışmalarımızı sürdürüyoruz. İlçelerde yapılan kazılarımızı İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak destekliyoruz. İzmir’de bütün sektörleri izleyen ama tarımın, hizmet sektörünü ve turizmi çok daha yakından izleyen bir belediye var. Göreceğiz ki her gün hiçbirinizin tahmin edemediği kadar İzmir’i kalkındıracağız.”

    “Proje daha da büyüyecek”

    İzmir’in tarımsal ve gayrı safi milli hasıladaki payını da rakamlarla açıklayan Kocaoğlu, “Emin olun biz buralarda olmayacağız ama İzmir önümüzdeki yıllarda çok daha ileriye gidecek. 2010’da başlayan büyüme trendinin kat ve kat üstünde büyüme sağlayacak. Adnan Menderes Havalimanı, Ankara İzmir Hızlı Treni, İzmir-İstanbul Otoyolu gibi merkezi hükümetlerin yaptığı projeler, hepimizin desteklemesi ve sahip çıkmasıyla daha da büyüyecek, İzmir’e katkı sağlayacaktır. Bizlere düşen bu gelecek olan potansiyellere kendini hazırlamaktır. Biz İzmirli hemşehrilerimizle beraber bunu yapıyoruz. Bu bisiklet projesi bu bütünü ortaya çıkaracak bir projedir. Bu proje sadece 250 bisiklet Bergama’ya gidecek meselesi değil. Bu doğrultuda projeyi değerlendirirsek çok önemlidir. Bu proje hepimizin titiz davranmasıyla daha da büyüyecek” açıklamasında bulundu.

  • Zonguldak’ta piyasa değeri 30 bin lira olan kaçak içki ele geçirildi

    Zonguldak’ın Çaycuma ilçesinde jandarma ekipleri, durdurdukları lüks bir araçta piyasa değeri 30 bin lira olan 290 adet kaçak içki ele geçirdi.

    Alınan bilgiye göre, Zonguldak İl Jandarma Komutanlığı İstihbarat Şube ekipleri, yasa dışı yollardan içki getirildiği ihbarı üzerine soruşturma başlattı. Satışı yapılmak üzere İstanbul’dan Zonguldak’a getirilen kaçak içki dolu lüks araç, Saltukova beldesinde durduruldu. Yapılan aramada aracın arka koltuk bölümü ve bagaj bölümünde kolilere gizlenmiş 290 adet kaçak içki şişesi bulundu.

    Piyasa değeri yaklaşık 30 bin lirayı bulan kaçak içkilere el konuldu. Araç sürücüsü ve yanındaki yolcu ise jandarma ekiplerince gözaltına alındı.

  • İznik’in 630 yıllık değeri Büyükşehir ile gün yüzüne çıktı

    Bursa’ya değer katan hizmetlerini şehrin bütün ilçelerine taşıyan Büyükşehir Belediyesi tarafından İznik’te restorasyonu tamamlanan Yeşil Cami dualarla ibadete dualarla açıldı. Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepe, İznik’in önemli tarihi yapılarından biri olan 630 yıllık eserin orijinal kimliğine kavuştuğunu söyledi.

    Büyükşehir Belediyesi, Bursa’daki tarihi ve kültürel mirası geleceğe taşıyan çalışmalarını ilçelere de ulaştırmaya devam ediyor. Büyükşehir Belediyesi tarafından İznik’te restorasyonu tamamlanan Yeşil Camii, Cuma namazı öncesinde dualarla ibadete açıldı. Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepe, İznik’in önemli tarihi yapılarından biri olan 630 yıllık eserin özgün kimliğine kavuştuğunu söyleyerek, ilçenin Büyükşehir Belediyesi ile daha da değer kazandığını vurguladı. İznik’in UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’ne girmesi için alan başkanlığının oluşturulduğunu hatırlatan Altepe, ilçedeki 630 yıllık bir eser olan ve restorasyonu tamamlanan İznik Yeşil Camii’nin ilk günkü değerine Büyükşehir Belediyesi ile kavuştuğunu belirterek, “İznik’te her alanda çalışıyoruz. İznik’te sadece tarihi miras çalışmalarına 51 proje başlatıldı, tüm projelerin sayısı da 200’i geçti. İlçeler gelişsin, İznik kalkınsın. İznik, önemli bir dünya şehri ve tarih başkenti. Bu değerler yüzyıllardır var” dedi.

    Altepe, geçen yıl çalışmalarına başlanan caminin ibadete açılmasından dolayı mutlu olduğunu ifade ederek, “Ecdadın bize emaneti için ne yapsak azdır. 630 yıllık heyecanı özgün özelliğiyle gerçekleştirdik. İlçede çalışmalar devam ediyor. Büyükşehir ile birlikte İznik en önemli turizm destinasyonlarından olacak. Hem kendi kültürümüze hem de diğer kültürlere sahip çıkıyoruz” diye konuştu.

    Altepe, İznik Yeşil Camii hakkında bilgiler de vererek, “Yeşil Cami, Yeşil Cami Mahallesi’nde ve İznik Surları dâhilinde Lefke ve İstanbul kapıları arasında, Lefke Kapı’nın kuzey batısında kalmakta. İznik’in Osmanlı dönemi yapıları içinde en önemli ve abidevi mimari eseri olan Yeşil Cami kitabesi, planı, üslubu, süslemeleri, kullanılan malzemenin kalitesiyle Osmanlı mimarisinin erken döneminde inşa edilen yapıların arasında özel bir yere sahiptir. Kitabesinde Çandarlı Hayrettin Paşa’nın inşasını başlattığı ancak vefat etmesi sebebiyle oğlu Ali Paşa tarafından 1392’de tamamlattırıldığı belirtilmektedir. Kitabelerinin en önemli yanı ise yapının mimarı olarak Musa Oğlu Hacı isminin geçmesidir. Bu özelliği yapıyı mimarı bilinen İkinci Osmanlı Dönemi eseri yapmaktadır” diye konuştu.

    İznik Yeşil Cami restorasyon çalışmalarını anlatan Başkan Altepe, “Çalışmalar sırasında cephe temizliği yapıldı. Yakın dönemde yapılan çimento eklentili derzlerin kaldırılması sağlandı. Nitelikli ve çini malzemelerden oluşan minaresinin temizliği yapıldı. Yaklaşık olarak 12 bin adet çiniden oluşan minarenin envanteri çıkarılarak mevcut durum projeleri hazırlandı. Yapının kubbe ve çatısında bulunan, yıpranmış olan kurşun malzemenin yenilenmesi sağlandı. Mevcut kubbe merkezinde olan bezemelerin korunma kararı verilmesi ile birlikte yeri ihya edilerek bırakıldı. Mihrap ve sütun başlıklarında olan mermer erimelerinin desenleri çıkarılmış ve özgün malzemeler ile tamamlanma yöntemi tercih edildi” şeklinde konuştu.

    İznik Belediye Başkanı Osman Sargın da Büyükşehir Belediyesi’nin destekleriyle İznik’in ayrı değer kazandığını söyleyerek, ilçeye hizmetleriyle değer katan Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepe’ye teşekkür etti. İznik’te devam eden çalışmaları anlatan Sargın, İznik’in Büyükşehir desteği ile sil baştan yenileneceğini ifade etti. Konuşmaların ardından Başkan Altepe, protokol mensupları ve İzniklilerle birlikte restorasyonu tamamlanarak gün yüzüne çıkarılan Yeşil Camii’yi dualar eşliğinde ibadete açtı ve ardından cuma namazını da burada kıldı.

  • Doğu Karadeniz’in Bitki Florası Katma Değeri Yüksek Ürünlere Dönüştürülecek

    Doğu Karadeniz’in zengin bitki florasının değerlendirilerek ekonomik olarak katma değeri yüksek ürünlere dönüştürüleceği belirtildi.

    Trabzon Sanayici ve Girişimci İşadamları Derneği (TSGİAD) iftar yemeğinde konuşan TTSO Başkanı M. Suat Hacısalihoğlu, Trabzon’da gelişen sektörlere bağlı olarak yapacak işin çok fazla olduğunu hatırlattı. Hacısalihoğlu “Şehrimizde turizm sektörü ön plana çıktı ama özellikle yüksek teknolojik üretim konularına dikkat çekmek istiyorum. Bu konuda biraz daha proje hazırlamanızı arzu ediyorum. Odamız tarafından kurulan ve Teknokent’te 4 yıldır devam eden İnovasyon merkezi var. Eğitimle başladı ve devam ediyor. Prototip üretimler de yapılabiliyor. Güdümlü projeyle teknolojik ürünlerin üretilmesi konusunda altyapının hazırlanması, makine ve teçhizatın alınması konusunda da çalışmalar yürütüyoruz. Buradaki amaç proje geliştirildiği takdirde bunu üretecek makine ekipmanın el altında olmasıdır. Yeni firmaların kuluçka merkezi tarzında burada türemesidir” dedi.

    Teknokent’te önümüzdeki günlerde yapımına başlanacak olan Biyoteknoloji ve İnovasyon Merkezi’yle ilgili de bilgiler veren Hacısalihoğlu “Biyoteknoloji merkezini önemli görüyoruz. Bölgemizde yaklaşık 3 bin 500 çeşit olan flora faunanın değerlendirilmesi, katma değeri yüksek hale getirilmesini amaçlıyoruz. Bölgemizdeki bu işle uğraşan firmalarımız 50-60 yıllık kuruluşlar olmasına rağmen bitkilerin hala soğan veya yaprağını satıyoruz. Dolayısıyla katma değer oluşturamıyoruz. Her zaman şikayet ettiğimiz, yabancıların, Almanlar’ın, İsrailliler’in gelip bitkilerimizi toplayıp değerlendirmesinin önüne geçme projesidir bu. Bu ürünleri işleyecek olan makine ve teçhizatı da binaya koyacağız. İnovasyon merkezinde de sanayiye dönük projelerin hayata geçmesi konusunda yeni firmaların kurulması için çalışacağız. Amacımız bu merkezde 100 firmaya ulaşmak ve yüksek teknolojik ürünleri üreten bir şehir haline gelmek” diye konuştu.

    Trabzon’da turizm sektörünün de çok önemli konuma geldiğini, fiziki altyapıların büyük oranda tamamlandığını belirten Hacısalihoğlu, “Amacımız turizmi 3 veya 4 aya değil, yıl boyuna yaymak. Kış, kongre, doğa ve kurvaziyer turizmini geliştirerek ileri seviyeye götürmek. Tüm alanlarını canlandırmak suretiyle turizmi bölgemizin geleceğine dönük bir lokomotif haline getirmek istiyoruz. Bu işi yapacak olan özel sektördür” diyerek sözlerini noktaladı.

  • Ömer Gülamoğlu: “Ahşap Fuarı Türkiye’nin Marka Değeri Olma Yolunda İlerliyor”

    SFC Entegre Orman Ürünleri Yönetim Kurulu Üyesi Ömer Gülamoğlu, 6. Kastamonu Ahşap Fuarı’nın Türkiye’nin marka değeri olma yolunda ilerlediğini söyledi.

    6. Kastamonu Ahşap Fuarı hakkında değerlendirmede bulunan SFC Entegre Orman Ürünleri Yönetim Kurulu Üyesi Ömer Gülamoğlu, bu yıl Ahşap Fuarı’nın 6’ıncısını düzenlediklerini ifade ederek, “Bana göre ahşabın başkenti Kastamonu’dur. Kastamonu, 7 bin yıllık tarihe sahip bir ildir. Bugün yeryüzünde hiçbir yerde nasip olmayan organik dokusu bozulmamış bir ilin yetiştirmiş olduğu bir ağaç ve öyle bir şey ki 250 çeşit sadece Kastamonu ve yöresine ait endemik bitkilerimiz var. 250 çeşit endemik bitkinin o mistik kokusunu, o dağlarımızda yetişen ağaçların içerisinde sinmiş olduğu o mistik kokusunu bunlar mobilyayla dönüştüğünde evde yaymış olduğu rahatlığı hissedebiliyor musunuz? Her yerde ahşap var, her yerde yetişebiliyor. Doğal da yetiştirilebiliyor ama esas organik olarak yetişen, bunun görselliğinden ziyade insan sağlığına vermiş olduğu doku çok farklı. Bunun için Ahşap Fuarı Kastamonu için can damarı. Çünkü organik dokusu bozulmamış dünyadaki ender yörelerden bir tanesi. İnşallah altıncısını yaptık, yedi, sekiz, on gidecektir diye düşünüyorum” dedi.

    Kastamonu Ahşap Fuarı’na sadece Kastamonu’nun değil Türkiye’nin de sahip çıkması gerektiğini söyleyen Gülamoğlu, “Çünkü yeryüzünün en büyük sıkıntısı erozyon ve ormansız bitkisiz ortamların olmasıdır. Burada tükettiğimiz kadar ürettiğimiz fazlasıyla ağaç, doğal olarak yetiştirdiğimiz Orman Bölge Müdürlüğümüz, Orman Genel Müdürlüğümüz ve Bakanlığımız sayesinde ormanlık alanlarımız var. Küre Dağlarımız var, hiç dünyada olmayan kanyonlarımız var. Zaten Kastamonu’ya girdiğinizde ahşabın ne demek olduğunu görüyorsunuz. Gördüğünüzde dokusu bozulmamış, her taraf ahşap, betonla hiç karşılaşmıyorsunuz. Demek ki Kastamonu ahşabın başkenti. Ahşabı hissetmek isteyen atalarımızda söyler ya hepimizde biliriz. Beşikten mezara kadar ihtiyaç duyduğumuz ağacın merkezi. Betonlaşmış illerdeki bana göre sahillere gidenler, denizlere gidenler, bunlar suni bir tatil oluyor” diye konuştu.

    Turizm acentelerine de seslenen Gülamoğlu, “Bundan sonra doğaya yani doğanın merkezine gelmeleri gerek. Doğa turizmi bakın Kastamonu öyle bir özelliği var. Yöremizin yerine göre günde dört mevsimi yaşıyoruz. Dört mevsim turistik amaçlı hizmet veren bir beldemiz, insanlığın bozulmadığı bir beldemiz. Çanakkale’de 295 bin şehitten en fazla şehit veren birinci il olduğunu biliyor musunuz? Buradaki esas amacımız ilk yapıldığında o zamanki dönemimizin Erdoğan Bektaş valimiz bu fikri attığında tabi bizler içeride göremiyoruz, dışarıdan gözlemci olarak ahşabın Kastamonu’da potansiyele sahip olduğunu gördüğünde böyle bir fikri ortaya attı. Bizler de destek verdik. Odamız olsun, bütün sivil kuruluşlarımızla başlattık. Hedefimiz şuydu; o zamanki merdiven altı ustalarımız var, yani kendini geliştirememiş mükemmel el oyma işçiliği yapan ustalarımız var, fakat kendini ispatlayamıyordu. Biz bunları merdiven altından çıkarmak, onları kümeleştirmek, kooperatifleştirmek ve servis etmek amacımızdır. Bunu da yavaş yavaş daha tam olarak ağacı yeşerttiğimizi sanmıyoruz, daha bunu damlatıyoruz, solmaması için çaba gösteriyoruz. Nasip ederse bunlar büyüyecek, bugün yeryüzündeki en eski anıtsal ağaçlara sahip bir il olarak onları da yeşerteceğiz diye düşünüyorum. Amacımız esas ustalarımızı öldürmemekti” şeklinde konuştu.

    Fuarı düzenlemekteki amaçlarının ahşap ustalarını ortaya çıkarmak olduğunu vurgulayan Gülamoğlu, “İlk başlandığında yurt içine zor satış yapıyorlardı, bugün yurt dışına giden bir sürü ustalarımız var. Bugün tarihimizdeki konakları restore eden ustalar hep buradan gitmiştir. Osmanlı dönemindeki ahşap işlerinin ustaları hep buradan gitmiştir. Osmanlı saltanat kayıkları hep bizim ilçe Cide’den giderdi, yani neden bu ahşap dediğiniz zaman ahşap bu zamana kadar içeride sıkışmıştı. İnşallah herkese servis edilecek, herkesin istifade etmesi gerektiğini düşünüyorum” ifadelerini kullandı.

    SFC Entegre orman ürünlerinin sadece Türkiye’de değil, Avrupa’da, bilhassa Orta Asya’da, Uzak Doğu’da marka haline gelmiş dünyaca ünlü bir marka olduğuna dikkat çeken Gülamoğlu, şöyle konuştu:

    “Endemik bitki ve ağaçlarından ürettiği mamulleri daha çok tercih edilen bir fabrika, bugün kendi bünyesinde 9 çeşit fabrika vardır. Bunları şöyle sayarsak; bu 76 yılında, 78 yılında yonga tesis olarak kurulmuştu. Akabinde kaplama fabrikası, akabinde MDF, akabinde lam hattı, akabinde OSB hattı. Bugün depreme dayanıklı ülkeler, hatta bizim ülkemizde depreme dayanıklı olduğu için en çok tercih edilen, iç ve dış mekanlarda kullanılan suni tahta OSB üretmeye başladı. Bunun yanında parke üretmeye başlandı. Dünyanın üçüncü, Avrupa’nın tek bir numaralısı olan Dortek kapı üretmeye başladı. 30, 60, 90 dereceye kadar özel isteğe bağlı, yangına dayanıklı kapılar üretilebiliyor, bugün üç boyutlu kapılar üretilebiliyor. Yani ahşabın merkezinde ahşaba dayalı gerek doğal, gerek suni her şey üretilebiliyor. SFC’de bu suni üretimde en büyük firma diye düşünüyorum. Kastamonu’yu görmeden başka yere gitmeyin. Ahşaba ihtiyacı olan herkes bunu burada bulacaktır.”