Etiket: Deaş’ı

  • Milli Savunma Bakanı Canikli: “ DEAŞ’ı erken öldürdükleri için pişmanlık yaşıyorlar”

    Milli Savunma Bakanı Nurettin Canikli, “Sanırım şuanda biraz DEAŞ’ı erken öldürmenin pişmanlığı içerisindeler. Neden? Çünkü DEAŞ’ı hep malzeme olarak kullanıldı, koz olarak kullanıldı. Şimdi de efendim Afrin Operasyonu güya DEAŞ’la mücadelede dikkat dağıtıyormuş” dedi.

    Milli Savunma Bakanı Nurettin Canikli, Türkiye Gençlik Vakfı (TÜGVA) Giresun temsilciliği tarafından düzenlenen ve Milli Savunma Bakanlığı ile Giresun Üniversitesinin ortaklaşa düzenlediği ’’Milli Mücadelede Milli Savunma’’ panelinde konuştu.

    Rize’deki programının ardından memleketi Giresun’a gelen ve burada ki programda konuşan Bakan Canikli, Türkiye’nin müttefiklerine seslendi. Zeytin Dalı Harekatı’nda “Amerika’nın DEAŞ’la mücadelemizi yavaşlatıyorsunuz” söylemlerine yönelik Bakan Canikli, “Dostlarımız olarak bildiğimiz ülkelere bir kez daha sesleniyorum Giresun’dan. Türkiye’yi hedef alan terör örgütleriyle ortaklık yapamazsınız eğer müttefikseniz. Böyle bir şey olmaz, böyle ilişki yürümez. Bunun anlamı şudur; ya bize dost değilsiniz, ya da onlara dost değilsiniz. Birinden biri tercih edilmek zorunda. Aksi halde hiç kimse bizden geçmişte olduğu gibi oyalama amacını güden bir takım içi boş söylemlere inanmamızı beklemesin. Biz bu kararlılığımızı göstermek için yapıyoruz operasyonları zaten. Diyorsunuz ki ben PDY, YPG terör örgütü ile geçici bir ittifak içindeyim. DEAŞ’ı halledelim ondan sonra bu ilişki bitecek, diyorsunuz ve dediler. Bana da söylediler, diğer arkadaşlarımıza da söylediler. DEAŞ’ın öldüğünü bittiğini onlar ilan etti. Hem Amerikalılar hem Iraklılar resmi olarak ‘Irak ve Suriye’de DEAŞ bitmiştir’ çok küçük şeyler dışında DEAŞ’ın kalmadığını açıkladılar. Sanırım şu anda biraz DEAŞ’ı erken öldürmenin pişmanlığı içerisindeler. Neden? Çünkü DEAŞ’ı hep malzeme olarak kullanıldı, koz olarak kullanıldı şimdi de efendim Afrin Operasyonu güya DEAŞ’la mücadelede dikkat dağıtıyormuş. Bizde diyoruz ki; DEAŞ kalmadı. Siz kendiniz diyorsunuz neyin mücadelesi dah, hangi DEAŞ’ın mücadelesi. Hiç kimseden bir talebimiz yok, biz halledelim, diyoruz ona da yanaşmıyorlar” ifadelerini kullandı.

    Amerika’mın Rakka’da DEAŞ’ın temizlenmesi adına bir silah dahi sıkılmadığını kaydeden Canikli, “DEAŞ militanları oradaki koalisyon kuvvetlerinin gözetiminde PKK ve PYD’nin uygulamasında oradan çıkıp başka yerlere gitmelerine müsaade edildiğini vurguladı. Bakan Canikli, “Rakka’nın DEAŞ’tan temizlenmesi için Suriye Demokrasi Güçleri (SDG) uydurulan esasında PKK terör örgütünün Suriye uzantısı YPG’nin kontrolünde olan bu örgüt tarafından koalisyon güçleri ile birlikte Amerika başta olmak üzere yapılan operasyon neticesinde DEAŞ’ın Rakka’dan temizlendiğini kamuoyuna aktarıldı. Böyle bir algı oluşturulmaya çalışıldı ama orada DEAŞ’ın temizlenmesi için bir tane silah sıkılmadı. DEAŞ kendisi bırakıp gitti. Bunu çok net bir şekilde söylüyoruz. Bütün dünyanın gözü önünde DEAŞ militanları oradaki koalisyon kuvvetlerinin gözetiminde PKK ve PYD’nin uygulamasında oradan çıkıp başka yerlere gitmelerine müsaade edildi. Hani DEAŞ dünyanın en kanlı terör örgütüydü? DEAŞ şöyle tehlikeliydi, insanlık için böyle tehlikeliydi, bu nasıl iş? Oradan çıkmalarına izin veriyorsunuz” şeklinde konuştu.

    Rakka’dan çıkan DEAŞ’lıların sakallarını keserek PYD ve YPG’ye katıldığını söyleyen Canikli şöyle devam etti: “Bundan daha önemlisi nereye gönderiliyor biliyor musunuz? Afrin tarafına gönderiliyor Türki Silahlı Kuvvetlerine (TSK) karşı mücadele etsin diye. Sakalını kesip geçiyor PYD’nin, YGP’nin PKK’nın saflarına birlikte hareket ediyorlar.”

    “Afrin’i 2 haftada toz duman ederdik ama..”

    Sivillerin zarar görmemesi için operasyonun yavaş ilerlediğini ifade eden Canikli, Afrin Harekatı’nda TSK’dan kaynaklanan bir tane sivil zayiatı olmadığını ve bunun da dünya harp tarihinde dahi örneği olmadığını kaydetti. Bakan Canikli, “Operasyonun başlangıcında yalan yanlış birçok bilgi aktarılmaya başlandı. Böyle bir ortamda dahi şu milletin asaletine bakın bir masum insan zarar görmesin diye harekatı yavaşlatıyor. Yoksa 2 haftaya toz duman eder ve terör örgütünü tarumar ederdik” dedi.

    “Kötü komşu ev sahibi yaparmış.”

    Eskiden peşin parasıyla silah satmaları için ülkelere dil döktüklerini vurgulayan Canikli, şöyle devam etti: “Dostlarımız, müttefiklerimizden satın alamıyoruz ama çok kısa süre içerisinde biz onları yerli ve milli olarak üretmemiz konusunda bizi motive ediyorlar. Bu açıdan bakıldığından bakıldığında belki amaçları o değil ama teşekkür ediyoruz kendilerine. Kötü komşu ev sahibi yapar derler ya ne kadar benzete bildik ama öyle. Artık sınırda tanımıyoruz.”

    İnsansız savaş uçağı için tarih: 2023

    Bakan Canikli, insansız savaş uçağı konusunda çalışmaların başladığını da belirterek, “İnsansız savaş uçağında da çalışmalar başladı ve sözleşme inşallah yakında yapacağız. Onu da tam tarih olarak bağlamayalım ama 2023-2024 yıllarında insansız savaş uçağını çok büyük yerlilik oranlarıyla Türkiye gerçekleştirmiş olacak” dedi.

  • Peşmerge, Başika operasyonunda DEAŞ’ı havadan ve karadan vurdu

    Musul’u kurtarma operasyonunda cepheyi genişleten Peşmerge birlikleri Başika ve çevresinde yuvalanan terör örgütü DEAŞ mensuplarına operasyon düzenledi.

    Musul’u kurtarma operasyonunda 4’üncü gün geride kalırken şiddetli çatışmalar yaşanmaya devam ediyor. İlk 3 gün içinde birçok köyü terör örgütü DEAŞ’tan alan Peşmerge birlikleri, cepheleri genişleterek operasyonlarını sürdürüyor. Başika ve İmam Rıza köyüne operasyon düzenleyen Peşmerge güçleri, DEAŞ’ı hem havadan hem de karadan vurdu.

    Operasyonu en ön cephede takip eden İhlas Haber Ajansı muhabirleri de yaşananları saniye saniye kaydetti.

  • Batuhan Yaşar: “Hangi El PKK Ve Deaş’ı Kontrol Ediyor?”

    İhlas Haber Ajansı ve TGRT Haber Ankara Temsilcisi Batuhan Yaşar, Türkiye Gazetesi’ndeki köşesinde Ankara, İstanbul ve Brüksel saldırılarını masaya yatırdı.

    İhlas Haber Ajansı ve TGRT Haber Ankara Temsilcisi Batuhan Yaşar, Türkiye Gazetesi’ndeki köşe yazısında “Hangi el PKK ve DEAŞ’ı kontrol ediyor?”, “Yüksekova neden bu kadar önemli?”, “Baronlar niye Cemil Bayık’ı konuşturdu?”, “Avrupa DEAŞ’ın PKK DHKP-C ile aynı havuzdan beslendiğini niye görmek istemiyor?”, “Batıya yönelin talimatı nereden geldi?”, “Erdoğan’ın sözleri kimi rahatsız etti?”,” Efkan Ala niye hedefte?” sorularına cevap aradı. Yaşar’ın yazısı şöyle:

    “Yazının başlığı aslında Yüksekova’daki son operasyonla çok ilgili. O zaman isterseniz gelin sondan başlayalım. Sur, Cizre, Silopi operasyonları devam ederken birileri araya girip, gelin masaya dönelim, filan hiç dedi mi?.. Koridor açılsın, ateşkes ilan edilsin, lafları edildi mi?

    – HAYIR tabii ki..

    Peki, neden Yüksekova bu kadar önemli?

    Nedeni şu; Yüksekova’daki operasyon, aynı zamanda terör örgütünün finansal kaynağına da büyük darbe indirecek.

    Yüksekova’daki operasyonla PKK’nın uyuşturucu trafiği de ciddi darbe alacak.

    Biraz daha bekleyin evlerden neler çıkacak neler, deniyor!

    Birileri ayıkınca apar topar Cemil Bayık’a, ne yap ya durdur bu Yüksekova operasyonunu, demişler.

    Cemil Bayık’ı uyuşturucu baronları konuşturuyor.

    Belçika, Hollanda ve Almanya’daki uyuşturucu baronlarını kastediyorum.

    Söylenti değil, istihbarat bilgisi bunlar.

    Van’da PKK’nın yönettiği uyuşturucu trafiği durdurulunca, terör örgütü işi tamamıyla Yüksekova’ya kaydırmış.

    Hem PKK hem de baronlar para kaynaklarını kaybedecek..

    Kandil, Sur’un, Cizre’nin ve Silopi’nin bu kadar çabuk temizleneceğini ve sıranın kısa sürede Yüksekova’ya gelebileceğini öngöremedi. Cemil Bayık ve avanelerine göre, devlet bir şekilde pes edecek, buralara kadar hiç gelemeyecekti.

    Hatta, gerekirse halk devletine karşı ayaklandırılacaktı.

    Bırakın ayaklanmayı bölge halkı sokağa çıkma yasağını bile desteklemeye başladı.

    Halk ayaklanacaktı, derken, şu soruyu da atlamayalım:

    – Ne oldu, hani 19 bin kişi Nevruz öncesi toplu saldırıya geçecekti, ayaklanacaktı, devlet binalarına yürüyecekti.

    Bunların hiçbiri olmadı..

    Laf aramızda, HDP’nin Diyarbakır’daki “çok küçük Nevruz topluluğu” Kandil’i iyice çileden çıkartmış.

    O yüzden telsizlerde, ’bitiyoruz artık’ sözleri kaydedilmeye başlanmış.

    Doğu’da, Güneydoğu’da zemin kaybedilince Kandil’den, Şengal’den ‘Batıya yönelin’ talimatı geldi.

    Asker, polis el ele vermiş sahada müthiş bir iş birliği ile gerçek bir başarı hikâyesi yazıyor.

    Peki, bir anda ne oldu da, bölge halkı keskin bir kararla, devletinin, askerinin ve polisinin yanına geçti dersiniz?

    Verilen onlarca şehide rağmen, sivil vatandaşlarının kılına bile zarar gelmemesi için gösterilen yüksek hassasiyet!

    PKK, bu kez kalbinden vuruldu.

    Kullanabileceği bütün argümanlar elinden alındı.

    Türkiye, yıllardır batıdaki stratejik ortaklarına, senin teröristin benim teröristim ayrımının yanlış olduğunu söylüyor.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan belki de her konuşmasında bu vurguyu yapıyor.

    Peki, anladılar mı?

    Hayır tabii ki..

    Geçen Cuma Başbakan Davutoğlu ile birlikte Brüksel’de idik.

    Kafeye de gitseniz, konsey binasına da gitseniz Brüksel’de karşınıza Euronews Kanalı çıkar.

    Son dakika KJ’si şöyleydi:

    “Erdogan warned EU leaders..”

    Erdoğan, Avrupa Birliği liderlerini uyardı..

    Uyar uyar da nereye kadar?

    Cumhurbaşkanının uyarısı yine terör ve Brüksel’in orta yerinde duran PKK çadırı ile ilgiliydi.

    Türkiye ne diyor, bu DAEŞ ve PKK aynı havuzdan besleniyor. Hacivat-Karagöz misali ikisinin de ipini yukarıdan tutan aynı akıl, aynı odak, diyor..

    Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın her sözü, sanki bir GPS sistemi ile direkt adrese teslim ediliyor.

    Hedefini 12’den vuruyor.

    Cuma günü de bu sözler AB Konsey binasının koridorlarında uzun süre yankılandı.

    Gündem oluşturdu.

    Bir zamanlar Erdoğan’a hayranlığını açık açık dillendirmekten çekinmeyen Jean-Claude Junker, bu aralar bu eleştirileri duymaktan pek hazzetmiyor..

    Çünkü, işine gelmiyor..

    Ankara, İstanbul ve Brüksel aynı üst aklın hedefindeydi.

    DAEŞ’le mücadeleyi dostlar alışverişte görsün tarzında sürdüren batılı dostlarımızın, DHKP-C, DAEŞ ve PKK’nın iş birliği ve güç birliğinin farkına varmaları umarız uzun sürmez.

    DAŞE’in içinden PKK veya DHKP-C çıkınca sadece aaaa demek yetmeyecektir bu kez.

    Bu aralar sosyal medyada hedefe konulan bir isim daha var..

    İçişleri Bakanı Efkan Âlâ..

    Terörle mücadelenin her aşamasını yaşamış ve buralara tırnaklarıyla gelmiş bir isim..

    Yeni terörle mücadele konseptinin hazırlayıcılarından..

    Asker-polis iş birliğinin mimarlarından..

    Geri adım atmadığı için.. Temizliğe ara vermediği için Yüksekova’da koridor açılsın önerisini kabul etmediği için hedefte..

    Hem paralel yapı hem de terör örgütü yandaşları acımasızca saldırıyor.

    Demek ki Efkan Bey doğru yolda..

    Bu noktada 2 soru geldi aklıma:

    – Belçika muhalefeti dünkü saldırının ardından Belçika İçişleri Bakanını istifaya mı çağırdı?

    (Hayır, böyle bir şey olmadı. Belçika iktidarıyla muhalefetiyle teröre karşı tek ses verdi.)

    – Belçika ve Fransa polisi gelen istihbaratı neden değerlendiremedi?

    (Terörle mücadelede maalesef hiçbir ülke yüzde 100 başarı sağlayamıyor.)

    CHP Lideri dün aynen şu ifadeyi kullandı:

    “Brüksel ve Paris de dahil bütün terör saldırılarının tek bir sorumlusu vardır; AKP hükümeti.”

    Artık sözün bittiği yer..

    İnsan gerçekten hayret ediyor.”