Etiket: dayanıklılığı

  • Saltuklu Yılı etkinlikleri öncesi tarihi eserlerin depreme karşı dayanıklılığı ölçülüyor

    Saltuklu Yılı etkinlikleri öncesi tarihi eserlerin depreme karşı dayanıklılığı ölçülüyor

    Yakutiye Belediyesi’nce 2021 yılında ilan edilmesi planlanan Saltuklu Yılı etkinlikleri öncesi, 3 Kümbetler Tarihi Yapılarının İnşaat Mühendisliği Bakış Açısıyla İncelendi.

    Yakutiye Belediyesi sınırları içerisinde bulunan 3 Kümbetler tarihi yapıları üzerinde Erzurum Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Dr. Dilek Okuyucu ve araştırmacı ekibi tarafından bir yapısal inceleme çalışması başlatıldı.
    Çalışmanın kendi alanında bir ilk olma özelliği taşıdığına vurgu yapan Yakutiye Belediye Başkanı Mahmut Uçar, hem Saltuklu Yılı etkinlikleri için hazırlık yapmak, hem de ilçede bulunan ecdat yadigarı tarihi eserlerin fiziki durumlarını değerlendirmek amacıyla, ETÜ’nün uzman ekibiyle bir ilki gerçekleştirdiklerini söyledi.

    Erzurum Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Dilek Okuyucu ve ekibine çalışmalarından ötürü teşekkür eden Başkan Mahmut Uçar, “Kadim Erzurum şehri tarih boyunca sayısız medeniyete ev sahipliği yapmıştır. Öyle ki; Tebrizkapı’dan Havuzbaşı’na doğru yapılacak bir yürüyüş insanları tarihte bir yolculuğa çıkarmaktadır. Şehrimizin en önemli özelliklerinden birisi Saltukoğulları tarafından 1072 yılında Erzurum’ da kurulan Saltuklu Devleti’ne başkentlik yapmış olmasıdır. Bu Devletin tarihimizde çok önemli iki özelliği vardır. Bunlardan birincisi Saltuklu Devleti’nin Anadolu’ da kurulan ilk Müslüman-Türk Beylik Devleti olması; diğeri ise belirli bir dönemde kadın bir hükümdar tarafından yönetilmiş olmasıdır. Erzurum kadınının tarih boyunca cesaret ve özgürlük timsali olmasının kökenleri Saltuklu Devlet Başkanı Mama Hatun’a kadar uzanmaktadır.
    Yakutiye Belediyesi sınırları içerisinde Saltuklu Devleti döneminde inşa edilmiş tarihi yığma yapılar bulunmaktadır. Bu yapılar, adeta bölgedeki Türk-İslam varlığının tapu senetleridir. Bu kültür mirasımıza gözümüz gibi bakmak, gençlere tanıtmak, güvenle geleceğe taşımak bizlerin sorumluluklarındandır. Bu kapsamda 2020 yılı, Yakutiye Belediyemiz tarafından Saltuklu yılı olarak ilan edilmiştir. Ancak yaşanan Covid19 pandemisi nedeniyle pek çok etkinlik ilerleyen tarihlere ertelenmişse de yapılacak çalışma kapsamı bakımından bir ilk olma özelliği taşıyan önemli bir çalışmaya Yakutiye Belediyesi’nin himaye ve destekleri, Erzurum İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü’ nün sağlamış olduğu yasal izinler dâhilinde başlanmıştır.
    Belediyemiz sınırları içerisinde bulunan 3 Kümbetler tarihi yapıları üzerinde Erzurum Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Dr. Dilek Okuyucu ve araştırmacı ekibi tarafından bir yapısal inceleme çalışması başlamıştır. Bu çalışma kendi alanında bir ilk olma özelliği taşımaktadır. Bölgedeki kümbet yapılarından birisi Saltuklu Devleti kurucusu Emir İzzettin Saltuk’a ait olabileceği bilgisi mevcuttur ve bu kümbet Emir Saltuk Kümbeti olarak anılmaktadır. Kümbetler Türk-İslam Mimarisi’ ne özel abidevi mezar yapılarıdır. Mühendisler sahada yapacakları çalışma ile kümbet yapılarının dinamik davranış parametrelerini deneysel olarak, yapıya hiçbir zarar vermeden elde etmeye çalışacaklardır” diye konuştu.
    Öğretim Üyesi Dr. Dilek Okuyucu ise çalışmayı şöyle açıkladı; “Her insanın kendine has kalp ritmi, nabzı vardır. Benzer durum tüm yapılar için de geçerlidir. İnsanın kalp ritmindeki her türlü değişiklik sağlığına ilişkin bilgiler sunarken; benzer durum yapılar için de geçerlidir.
    İnsanın kalp ritmi vücuduna, ritmin sağlıklı bir şekilde ölçülebileceği bölgelere, bağlanan sensörler yardımıyla alınmaktadır. Mühendisler, benzer bir uygulamayı 3 Kümbetler bölgesindeki kümbet yapıları üzerinde gerçekleştireceklerdir. Yapının titreşim tepkilerini ölçecek şekilde yapıya hassas sensörler bağlayacaklar ve kümbet yapısının nabzını almaya çalışacaklardır. Yapılar, özellikler tarihi yapılar, genellikle nazlanmakta ve mühendislere kendilerini kolay kolay açmamaktadırlar. Öyle ki; duvar yapılarının içinde ne olduğunu dahi tam olarak bilemiyoruz? Yapılacak çalışma ile kümbet yapılarının bir nevi kalp ritimleri kayıt altına alınacak ve sağlık durumları incelenecektir. Bu çalışma kendi alanında, kümbet yapılarına uygulanması bakımından bir ilk olacaktır. Kendisi Saygın bir hekim olan Yakutiye Belediye Başkanımız Dr. Mahmut Uçar’ın saha çalışmalarımıza teşrif ederek yapıların sağlığını incelerken bizleri bilgileri ile desteklemesi ekibimiz açısından çok önemlidir; bizlere güç verecektir” diye konuştu.
    Çalışma Saltuklu Yılı etkinlikleri kapsamında gerçekleştiriliyor. Emir Saltuk Kümbeti başta olmak üzere bölgedeki diğer kümbetler teknik olarak incelenecek. Kümbetler, mühendislere bilgi sunacak. Mühendisler bu bilgiye erişme gayesiyle çalışmayı gerçekleştirecekler. Çalışma kapsamında 3 yüksek lisans tezi üretilecek. Araştırma sürecinin pek çok kuruma örnek olacağını düşünülüyor.

    “Yapının belirli yerlerine sensörler yerleştirdik”
    Erzurum Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü Yapı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Dilek Okuyucu üç kümbetlerde yapılan çalışmalar hakkında şu bilgileri verdi; “Bulunduğumuz yerde ki çalışmalarımıza 10 kişilik lisansüstü araştırmacı grubu ile Erzurum’da bulunan Üç Kümbetler yapılarında yapısal incelemeler yapmaktayız. Yapılan çalışma kendi alanımızda da bir olma özelliğini taşıyor. Kümbet yapılarının beton davranışı, teknik olarak ta modern analizlerini yapmak için Üç Kümbetlerde bulunuyoruz. Daha basit bir ifade ile anlatmamız gerekirse, daha doğrusu her vatandaşın kolayca anlayabilmesi açısından, nasıl ki hepimiz insanız ve her birimizin de birer nabzı var. Her insanın kendine has kalp atma ritmi varsa, bunun gibi bu durumlar yapılarda da bulunmaktadır. Bizler bunlara yapıların periyodu diyoruz. Yani yapının periyodu diyoruz. Model davranış periyotları da diyoruz. Üç Kümbetler yapılarını sensörleri bağlayarak yapının nabzını yani parametresini ölçüyoruz. Bu çalışmalara deneysel model analiz deriz. Kümbet yapılarının onarılmaları bakımından bir ilk yapılıyor. Temel amaç kümbet yapılarının davranışlarını incelemek, 600 veya 800 yıllık yapılar bulunuyor. Zamanımıza kadar da çok az müdahale görmüşler. Erzurum’da depremsel bölgede bulunduğundan dolayı özellikle 1850 ve 1870 yılları arasında çok yıkıcı depremler yaşanmış. Bu yapılar yıkıcı depremlere rağmen ayakta kalmayı başarmışlar. Mutlaka ufak tefek hasarlar elbette olmuştur. Bizler de bu yapıları incelemek için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Erzurum Yakutiye Belediyesi, Kültür ve Turizm İl Müdürlüğü, Anıtlar ve Tarihi Yapıları Koruma Kurulu, Milli Emlak Dairesi, bizlere yasal izinleri sağladılar. Çalışmalara üç gün önce başladık. Bir kaç gün daha yapıları incelemek için burada bulunacağız. Çalışmalarımız lisansüstü düzeydedir. Esas burada olmamızın bir başka amacı ise Saltuklu Devletinin başkenti olan Erzurum’a dikkat çekmek, burada Saltuklu Devlet Başkanının da türbesi burada bulunuyor, o yapıyı da inceleme fırsatı bulacağız. Anadolu’da kurulan ilk Türk Beyliğidir. Bizler buna da dikkat çekmek istiyoruz. İlk kez bir kamu kuruluşu bizleri davet ederek birlikte çalışma imkanı sundular. Sonuçlarını da bilim dünyası ile en kısa zamanda da paylaşırız. Yapılara yerleştirilen sensörler ile o yapıyı bir günlük bir izleme yapıyoruz. Yapının belirli yerlerine sensörler yerleştirdik. Nasıl ki hastaneye gittiğimiz de nabzımı ölçmek için kardiyografi çekilirken vücudumuza sensörler bağlanır ve ölçüm yapılırsa, bizlerde aynısını yapıyoruz. Ölçüm alınacak noktalar belirlenir, belirlenen noktalara sensörler bağlanır yani kablolu bağlamalar yapılıyor. Bir günlük bir ölçüm ile farklı şekillerde o yapıdan titreşimleri alıyoruz, yani zeminden gelecek farklı titreşimlere yapının verdiği tepkiyi ölçmektir. Gelen tepki ile yapının davranışlarını ölçmüş oluyoruz. Üç kümbet bulunuyor, her bir kümbet için birer günlük çalışmalar yaparak o yapıların davranışlarını ölçüyoruz.”

    “Dünya da ve ülkemiz de böyle bir çalışma belki de bir ilk olacak”
    Yakutiye Belediye Başkanı Dr. Mahmut Uçar ise Erzurum’un tarihi eser bakımından zengin bir il olduğunu ifade ederek, “Birçok medeniyete ev sahipliği yapmış ve ilimizde de birçok tarihi eseri bünyesinde bulundurmaktadır. Geçen sene Pandemiden önceki dönemde Erzurum’da Saltuklulara dair eserleri gün yüzüne çıkarmak, onları yeni nesillere aktarabilmek için çalışmalar yapılacaktı. Bunun içindir ki 2020 yılını da Saltuklu yılı ilan etmiştik. Ancak yaşanılan Pandemi nedeniyle 2021 yılına ertelendi. Çalışmalarda tarihi eserleri incelemek ve onların bakımı yapmaktı, Erzurum Teknik Üniversitesi İnşaat Bölümünden hocalarla iş birliği yaparak binaların durumunu ele aldık ve inceleme fırsatı bulduk. İnşaat Mühendisi arkadaşlarla Üç Kümbetlerin adeta kardiyografisini çekiyoruz. Yapıların durumlarını, davranış biçimlerini inceleme fırsatı buluyoruz. Depremlerde yaşanan refleksleri inceleme fırsatı buluyoruz. Doğa olaylarını inceleme fırsatı buluyoruz. Yakutiye Belediyesi olarak her türlü lojistik desteği sağlamış bulunuyoruz. Saltuklu yılı çalışmaları kapsamında çalışmalara başladık. Kümbetlerin hareketliliğini incelemek açısından Dünya da ve ülkemiz de böyle bir çalışma belki de bir ilk olacak. Yapılan tetkikler neticesinde alınacak bilgileri değerlendirme fırsatı bulacağız. Bizden sonraki nesillere de aktarmak amacıyla çalışmalarımıza başladık. Diğer tarihi eserlerde de bu tür çalışmalar yapılacak. 2021 yılını Saltuklu yılı olarak neden ilan ettik, bilindiği gibi Saltuklular Anadolu’ya ilk gelip ilk yerleşen Müslüman Türk Beyliğidir. O zaman da Erzurum başkent olarak yapılmış. Bunun içindir ki Saltuklular da ilk eserlerini Erzurum’da vermiştir. Bizlerde bu eserleri gelecek nesillere aktarmak amacıyla 2021 yılını Saltuklu yılı olarak ilan ettik. Tarihi eserlere fiziki çalışmalar yapılacak” diye konuştu.

  • Pandemi sürecinde ruhsal dayanıklılığı arttırma yöntemleri

    Pandemi sürecinde ruhsal dayanıklılığı arttırma yöntemleri

    Medical Park Gaziantep Hastanesi Psikoloji Kliniği, Uzm. Klinik Psikoloğu Işınsu Erbudak, Pandemi sürecinde insanların yaşadığı duygu durum değişikliklerini, stres faktörlerini ve yaşanılan tahammülsüzlüğü değerlendirdi.

    Hayatın iniş ve çıkışlardan oluşan bir yolculuk olduğunu belirten Uzm. Klnk. Psk. Erbudak, ani duygu değişikliklerinin ruhsal dayanıklılık ile ilintili olduğuna dikkat çekti. Ruhsal dayanıklılığın, değişen durumlar karşısında esneyerek adapte olabilme yetisi olduğunu ifade eden Uzm. Klnk. Psk. Erbudak, ruhsal dayanıklılığın çevresel ve kişisel unsurlara göre değişkenlik gösterebildiğinin altını çizdi.

    Psikolog Erbudak, ‘’Barınma, beslenme, güvenlik gibi temel ihtiyaçlarımızın karşılanamaması, sağlığın her an bozulması riskine aralıksız şekilde maruz kalmak, yakın çevreden insanların ve kişinin kendi can güvenliğinden tedirgin olması ‘kayıp endişesini’ tetikleyerek depresif duygulanımlara sebep olur ve ruhsal dayanıklılığı olumsuz yönde etkiler. Günlük hayattaki rutin işler bireylere güven duygusu hissettirir. Aniden değişen koşullar, rutinleri bozarak tedirgin edicidir. Rutinlerin bozulması ile ortaya çıkan belirsiz durumlar, birçok insanın baş etmekte en çok zorlandığı ve yeniden kontrol altına alabilmek için ekstra çaba sarf etmek zorunda kaldığı durumlardır. Bu gibi durumlar ruhsal dayanıklılığı tehdit ederken, bir yandan da bireylere her an yeniden tekrarlanacakmış gibi hissettirerek onları diken üstünde tutar ve rahatlama hissine engel olur. Ruhsal dayanıklılığımızı son 6 aydır en zorlayan konu nedir diye düşünsek, şüphesiz hepimizin aklında Covid-19 gelecektir. Sevdiklerimizin ve hatta tanımadığımız insanların sağlığı hakkında çok kaygılandığımız; planlarımızın sürekli değiştiği, ertelendiği, düzenimizin bozulduğu; çok beklenmedik bir şekilde gelişen bir krizin ortasındayız. Bu krizi nasıl yöneteceğimizi keşfetme konusunda umutlu ve gayretli olsak da, tükenmiş, bıkkın, öfkeli hissetmek de çok doğal’’ ifadelerinde bulundu.

    “Ruhsal dayanıklılığımızı nasıl artırırız”

    Uzman Klinik Psikolog, Işınsu Erbudak, ruhsal dayanıklılığımızı artırmaya yönelik yaptığı açıklamada, ‘’Koşullar aniden değişmiş ve bir süre daha bizim istediğimiz yönde değişmeyecek olabilir. Böyle zamanlarda olumsuz düşüncelere ve duygulara odaklanmak kendimizi daha da kötü hissetmemize, olayların içinden çıkılmayacak biçimde, yani olduğundan daha kötü algılanmasına sebep olabilir. Olumlu düşünmek ve hissetmek hemen mümkün olmasa da, olumsuzlukların her an her koşul için geçerli olmadığını düşünmek ve güçlü yanlarımız için kanıtlar aramak iyi bir başlangıç olacaktır. Gelişen yeni koşullar istediğimiz gibi olmasa da, uyum sağlayabilmek için neler yapabileceğimiz hakkında yeni fikirler geliştirmeye açık olmak çok önemlidir. Kontrol edemediğimiz şeylere odaklanmak çaresizlik hissini daha da artıracaktır. Her şeyi kontrol edemeyebiliriz, ama kontrol edebildiğimiz şeyleri fark etmek ve değişimi başlatmak bizi daha da güçlendirecektir. Düzen bozulduğunda mevcut koşullar çerçevesinde yeni düzenler oluşturmak gerekir. İş çıkışı yapılan yarım saatlik bir yürüyüş, yeni bir hobi, ailece bir dizi seyretmeye başlamak gibi rutinleşen davranışlar tanıdıklık ve ait olma hissini pekiştirerek kendimize güvende hissedebileceğimiz yeni bir çevre oluşturmamıza yardımcı olur. Değişen koşullar karşısında düşüncelerimizi ve duygularımızı fark ederek tanımlamamız, ihtiyaçlarımızı keşfetmemize yardımcı olur. Kendimizden ve çevremizden beklentilerimizin ne olduğunu daha iyi anladıkça ihtiyaçlarımız için yardım isteyebilir ve gücümüz yettiğince yardım edebiliriz’’ diye konuştu.

  • Çok katlı ahşap yapıların depreme karşı dayanıklılığı araştırılıyor

    Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Orman Fakültesi’nce yürütülen proje kapsamında çok katlı ahşap yapıların depreme karşı dayanıklılığı araştırılıyor.

    Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Orman Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Gürsel Çolakoğlu, Öğretim üyeleri Prof. Dr. Semra Çolak, Prof. Dr. İsmail Aydın, Doç. Dr. Cenk Demirkır, İnşaat Müthendisliği öğretim üyelerinden Doç. Dr. Ahmet Can Altunışık, TUBİTAK tarafından desteklenen proje kapsamında, kontrplak kaplı ahşap yapı perde duvarlarının yapısal davranışları ve simsik dayanım performanslarının belirlenmesine yönelik bir çalışma yapıyor.

    Konuyla ilgili bilgiler veren Orman Fakültesi Orman Endüstri Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Cenk Demirkır, söz konusu proje sayesinde Türkiye’nin ulusal anlamda ahşap yapılara verdiği önemin daha da artmasını hedeflediklerini belirterek “Pek çok deprem ülkesi tarafından kullanılan ahşap yapılar, depreme dayanıklı yapıların en önemlileri olarak gösterilmektedir” dedi.

    Demirkır, Türkiye’de 1999 yılında yaşanan depremlerin ardından betonarme yapılarda izlenen ağır hasarların ahşap yapılarla ilgili Türkiye’deki yaygın anlayışların sorgulanmasını gündeme getirdiğini hatırlatarak, “Türkiye’de de ahşap taşıyıcı sisteme sahip yapılar yaklaşık 40 yıl öncesine kadar yaygın bir şekilde geleneksel olarak inşa edilmişlerdir. Yangınlar, çürüme, malzeme darlığı, ormanların azalacağı düşüncesi ve hızlı kentleşmeye bağlı olarak betonarme yapıların artması ahşap yapılardan vazgeçilmesine neden olmuştur. Oysaki ABD, Kanada, Japonya ve Avustralya gibi deprem tehdidi altındaki ülkeler, gelişen teknolojik imkanlardan da yararlanarak ahşap yapı inşasına devam etmişlerdir. 1999 yılı depremi sonrasında betonarme yapılarda izlenen ağır hasarlar, geleneksel ahşap karkas yapıların depremi hasarsız ya da az hasarlı aşmaları, ahşap yapılarla ilgili Türkiye’deki yaygın anlayışların sorgulanmasını gündeme getirmiştir. Depreme hassas bölgelerde özellikle ahşap yapıların tercih edilmesi bir deprem ülkesi olan Türkiye’de ise bu kültürden vazgeçilmesi bir tezat oluşturmaktadır. Ahşap yapıların gösterdiği performans ve ülkemizde yaşanan depremler sonrası can kayıpları dikkate alındığında ahşap yapı kültürünün yeniden canlandırılması bir zorunluluk olarak görülmektedir. Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı 2012-2023 Deprem stratejisi ve eylem planında depreme dayanıklı binaların tasarım, malzeme ve standartlarını içeren çalışmaların destekleneceğini açıklayarak Türkiye’de deprem bilincinin artırılması ve depreme dayanıklı yapıların geliştirilmesi konusunda çalışmalara ağırlık verilmesi gerekliliği vurgulanmıştır. Pek çok deprem ülkesi tarafından kullanılan ahşap yapılar, depreme dayanıklı yapıların en önemlileri olarak gösterilmektedir. Ahşabı yapı maksatlı kullanan ülkelerin hemen hepsi kendi ülke şartlarına göre ahşap ve yapı için pek çok standart ve el kitabı geliştirmiştir. Bu tür standart ve el kitapları ahşap mimarisinde ortaya çıkabilecek sorunların çözümünü inşa aşamasında ortadan kaldırmak için en önemli yollardan biridir. Ülkemizde ahşap yapı üzerine çok sınırlı çalışmalar yapılması nedeni ile bu tür kaynak ve bilgiler Türkiye koşulları için mevcut değildir. Bu proje ile ülkemizde yetişen ve yapı maksatlı kullanım amacına uygun ağaç türlerinden üretilen kontrplak levhaların ahşap yapılarda dayanım üzerine etkisi ortaya konularak böylesi bir kaynak oluşumuna temel oluşturmak planlanmıştır” diye konuştu.

    “Ülkemizde ahşap yapılar yeteri kadar ilgi görmüyor”

    Projenin TÜBİTAK tarafından desteklendiğini de kaydeden Demirkır, “Bu bir TUBİTAK projesi. Bu proje kapsamında özellikle Türkiye’nin ulusal anlamda ahşap yapılara verdiği önem daha da artması gerektiğini düşündük. Son dönemlerde ülkemizde ahşap yapı sektörünün gelişmesi, inşaat sektörünün canlanmasına bağlı olarak ahşabın da ele alınarak iyi bir yapı malzemesi olarak değerlendirilmesi düşünüldüğünde böyle bir projeyi yapma kararı aldık. Ulusal olarak çok özgün bir proje olarak görüldü ve TUBİTAK tarafından ve desteklendi. Osmanlı’dan beri gelen bir mimarı anlayışa sahip olmamıza rağmen ahşap mimarı neredeyse unutulmaya yüz tutmuş. Bizde bunları göz önüne alarak özellikle Avrupa’da ve Amerika’da yapılmış çalışmalara baktığımızda buralarda sürekli bir standartlaşmaya gidilmiş. Bizim ülkemizde ahşap yapılar henüz yeteri anlamda ilgi görmediğinden böyle bir kataloğumuz böyle bir ürün yelpazemiz bunu üreticilere sunacak bir bilgimiz yok. Buradan yola çıkarak ülkemizdeki ağaçlarımızı kullanarak kendi ahşap yapımızı üretelim. Bunun içinde üreticilere bir fırsat sağlayalım. Sonuç olarak Türkiye için ulusal anlamda ahşap yapılara yönelik olarak bir alt yapı hazırlayalım. Projemiz bu şekilde başladı” şeklinde konuştu.

    Turizme ahşaplı destek

    Ahşap yapıların turizme canlılık kazandıracağına dikkat çeken Demirkır, şunları söyledi:

    “Yaylalarda ve köylerde insanları ahşap yapıları teşvik eder yönlendirirsek bir bakıma turizmi de hareketlendirmiş olacağız. Şu an Karadeniz Bölgesi depremde uzak olarak gözükse de ülkemiz bir deprem ülkesi. Bunu çok acı tecrübelerle yaşadık. O nedenle depreme daha çok dayanıklı olan depremde daha iyi performans gösterebilen iyi bir mühendislik ürünü sergilendiğinde, ahşap yapıyla birleştirildiği zaman depremde daha da avantajlı olacak. Ahşap yapıların yönlendirilmesi ve bunlara olan ilginin artırılması bizim ve ülkemiz içinde çok önemli olduğunu düşünüyorum. Şu an ülkemizde ahşap yapılarda 3-4 kattan yüksek olan yok. Özellikle uluslararası anlamda Avrupa’ya, Amerika’ya baktığımızda 8-9 katlı hatta gökdelen şeklinde ahşap yapıların üretimine geçtiğini görüyoruz. Bizim bundan sonraki aşamalardaki amacımız daha yüksek katlı yapılara yönelik olarak çalışma yapmak. Ülkemizde bunların dayanımlarını kontrol ederek ’Ahşap yapılar konusunda yüksek katlı binalara geçilebilir mi ?’ sorusuna cevabını bulmak olacak.”

  • (Özel Haber) Binaların depreme dayanıklılığı ’çivi atıcı’ ile ölçülecek

    Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) ile Ankara Üniversitesi’nden (AÜ) bilim adamları, geliştirdikleri yeni bir yöntemle hem binalarda kullanılan beton kalitesini hem de depreme dayanıklılığını kısa sürede ekonomik yollarla ölçebilecekler.

    YYÜ Mühendislik Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Levent Selçuk, Ankara Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kamil Kayabalı ile geliştirdikleri bu yöntemle yapıya verdikleri hasarın sadece bir çivi çakmaktan ibaret olduğunu söyledi. İHA muhabirine konuşan Doç. Dr. Levent Selçuk, söz konusu yöntemin hem kaya hem de betonda kullanılabileceğini ifade ederek, “Burada hem binalarımızın depreme dayanıklılığını hem de binalarımızda kullanılan beton kalitesini çok basit bir yöntemle ortaya koyabiliyor. Ayrıca binaların depreme dayanıklılığının ölçülmesi için karot (zemin, beton, asfalt gibi yapımlardan, özel aygıt ile alınan silindirik örnek) alımıyla da yapıyı zayıflatmamız söz konusu olmayacak. Bir yapı eleman taşıyıcısından karot almamız durumunda belirli sayıda örnek almamız gerekiyor. Dolayısıyla bu yapıyı zayıflatıyor. Bu yöntem hiçbir şekilde bir tahribat oluşturmuyor ve yapı taşıyıcısının dayanımını etkilemiyor. Buradaki hasar sadece bir çivi çakmaktan ibarettir” dedi.

    “Yerinde ve hızlı bir şekilde betonun dayanımını değerlendirebiliyoruz”

    120 Joule gücünde çalışan çivi atıcısı ile bu araştırmaya başladıklarını anlatan Selçuk, “Deprem sonrası hızlı bir çalışmayı gerektirmesi durumunda bu yöntem bize hızlı sonuç vermesinden dolayı kısa sürede binayı kontrol etme ve dayanım anlamında sonuç elde etmek oldukça hızlı olacaktır. Çünkü anında yerinde hızlı bir şekilde betonun dayanımını değerlendirebiliyoruz. Yöntem bir çivi atıcısından ibaret herhangi bir elektrik aksamı söz konusu değil. Gaz basınçlı ve şarjla çalışan bir ünite. Dolaysıyla bir yapıya uygulama sırasında çivinin batma derinliği bizim için önemli. Bunu elde edebilmek için çivi atıcısının uç kısmını namluyu duvara dik olacak şekilde bir değer atış pozisyonu oluşturuyoruz. Atış pozisyonunu dik ayarladıktan sonra çivi atıcısının atışa hazır pozisyonun içerisinde atışını gerçekleştiriyoruz” diye konuştu.

    Üç adımda yapılan işlem

    YYÜ’de yapımı devam eden bir binada uygulamalı olarak projeyi anlatan Selçuk, konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “Söz konusu penetrasyon miktarını değerlendirmek amacıyla bu çivinin boylarını biz önceden biliyoruz. Dolaysıyla dışta kalan kısmı ölçerek çivinin ne kadar penetre olduğunu değerlendirebiliyoruz. Çivi penetrasyon değerinden yola çıkarak kullanımı çok kolay olan penetrasyon dayanım eşitliklerinden betonun veya kayaların dayanımına geçiş yapılmaktadır. Söz konusu eşitliklerin güvenilirliği ve doğruluğu diğer tahribatsız yöntemlere göre çok daha yüksektir.”

    “Proje için yerli çivi atıcısı üretiliyor”

    Projede kullanılan çivi tabancasının son derece önemli olduğunu anlatan Selçuk, “Bizim çalışmış olduğumuz çivi atıcıları herhangi bir yapı şirketinde alabileceğimiz çivi atıcılarıdır. Şu anda bizler hem kayalar için hem de betonlar için yeni bir tasarım üzerinde çalışıyoruz. Yakın gelecekte hem kayalar için hem de betonlar için kullanabileceğimiz ve kendi tasarımız olan milli bir ürünümüzü hem ülkemizde hem de yurtdışında kullanmaya başlayacağız” şeklinde konuştu.

  • Darbeye karşı dayanıklılığı artıracak buluş

    İbrahim Babacan isimli mucit tarafından geliştirilen buluş ile darbeli çalışan veya darbeye karşı korunması gereken makinelerde darbe etkisi sıfıra yaklaşacak.

    Adres Patent’den yapılan açıklamaya göre, İbrahim Babacan isimli mucit tarafından geliştirilen buluş ile darbeli çalışan makinelerde veya darbeye karşı korunması gereken ve istenen sistemlerin tümünde kullanılmak üzere geliştirilen makine ile sistemlerdeki darbe etkisi tarihe karışıyor.

    Bir nevi amortisörlü sistemlerin geliştirilmiş hali olarak adlandırılan yeni buluş ile birlikte makine ve sistemlerinin darbelerden korunmasını sağlandığına işaret eden mucit İbrahim Babacan, darbelerin makinenin bozulmasına, kullanım ömrünün ve veriminin düşmesine neden olabildiğini belirterek buluşuyla birlikte makinelerin oluşturduğu darbelerden veya dış darbelerden korunmaları gerekliliği için koruyucular geliştirdiğini dile getirdi.

    Bu buluşla birlikte mevcut sistemlere oranla daha az parçadan oluştuğundan bakımı ve montajı çok daha kolay olduğunu belirten Babacan,”Böylelikle ek olarak işçilik ve zaman kayıplarına neden olmamaktadır. Ayrıca boyutları mevcut sistemlere göre daha küçük olduğundan dolayı makine etrafında gereksiz alan kaybına yol açmıyor.

    “Köprülerde de Kullanılabiliyor”

    Yeni sistemle birlikte darbeli sistemler haricinde köprülerde, katlı işyerlerinde, patlayıcı, yanıcı veya zehirli tank veya depoların depremden zarar görmemesi için zemin bağlantılarında Limanlarda geminin park ederken karaya çarpma etkisini gidermede kullanılabilir” şeklinde bilgi verdi.