Etiket: Davası

  • Abdullah Cömert Davası 15 Ocak Tarihine Ertelendi

    Hatay’daki Gezi Parkı eylemlerinde Abdullah Cömert’in hayatını kaybetmesine ilişkin, tutuksuz sanık polis memuru Ahmet K.’nın yargılanmasına Balıkesir’de devam edildi. 1 saat süren dava 15 Ocak tarihine ertelendi.

    Balıkesir 2’nci Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya Abdullah Cömert’in ailesi ve yakınları katılmazken, 11 avukat hazır bulundu. Sanık Ahmet K. ise duruşmaya Mersin’den Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla katıldı. Mahkeme heyeti, sanığın tutuklanması talebini reddederek, dosyadaki eksiklerin giderilmesi için duruşmayı 15 Ocak 2016’ya erteledi.

    Sanığın mahkemeye getirilmemesinden dolayı davaların kağıt üzerinde kalacağını iddia eden Avukat Ömer Kavili, Cömert ailesinin, Adli Tıp Kurumundan beklenen belgenin yetiştirilemediği ve erteleneceğini bildikleri için duruşmaya katılmadıklarını ifade etti. Avukat Kavili, “Bugün duruşmada mahkeme başkanı tarafından bir hakim değişikliği olmuş, bu hakim değiştiği zaman gerek kanunda gerek AHİM’de duruşmada daha önceki belgelerin hepsinin eksiksiz yeniden okunmasını emretmektedir. Bunu yapmadığında Türkiye Cumhuriyeti mahkum edilmektedir. Turhal Asliye Ceza Mahkemesi’ne bir tanığı dinlemek için evrak göndermiş, oradaki hakim buradaki mahkemenin yerine geçerek tanığı dinlemiş. Bakın, devletin kağıtları beyazdır, Ankara’ya giden raporların rengi beyazdır. Bu memlekette toroslarında rengi beyazdır. Beyaz toros vardı yeniden gündeme gelen. Rengi beyaz olan kağıtların içi düzgün değildir. Yerleşik hukuk kültürü içerisinde o yargıcın neleri yapması gerektiğini tek tek sıraladık. Söylediklerimizi hepsi duydu, ama anladı mı derseniz ona garanti vermem” şeklinde konuştu.

    Dava 15 Ocak 2016 tarihine ertelendi.

  • Ağrı Belediye Başkanı Sakık Hakkında ’Propaganda’ Davası

    Ağrı Belediye Eş Başkanı Sırrı Sakık hakkında, Twitter hesabından yaptığı paylaşımlarda “örgüt propagandası” yaptığı gerekçesiyle 1 yıl ile 7,5 yıl arasında değişen hapis cezasıyla dava açıldı.

    Ağrı Belediye Eş Başkanı Sırrı Sakık hakkında, Vali Musa Işın’ın basın mensuplarıyla yaptığı bir toplantıda sarf ettiği söylemlere Twitter hesabında tepki göstererek yaptığı paylaşımlarında “örgüt propagandası” yaptığı gerekçesiyle Ağrı Ağır Ceza Mahkemesi tarafından dava açıldı. Sakık’ın paylaşımları arasındaki “40 yıllık savaş” ve “Kürt özgürlük mücadelesi” ifadeleri, hazırlanan iddianamede “propaganda” gerekçesi olarak gösterildi. İlk duruşması 10 Aralık 2015 tarihinde görülecek olan davada Sakık için 1 ile 7.5 yıl arasında hapis cezası isteniyor.

  • Bakan Kılıç: “AK Parti Davası Medeniyetimizin Ve İnancımızın Köklerinden İlham Alır”

    Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç, Uluslar arası oynanan oyunlar ve algı operasyonlarının yanı sıra paralel yapıyla mücadelelerinin devam edeceğini belirterek, “Devletimizin içerisinde alternatif yapılanmaya çalışılanların karşısında biz varız. Hiçbirisine pabuç bırakmayız” dedi.

    AK Parti Samsun İl Başkanlığı’nın organizesinde Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Samsun Milletvekili Çiğdem Karaaslan, Samsun milletvekilleri Ahmet Demircan, Fuat Köktaş, Hasan Basri Kurt, Orhan Kırcalı, Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Ziya Yılmaz, AK Parti İl Başkanı Muharrem Göksel ve il teşkilat yöneticilerinin katıldığı teşekkür ziyaretlerinin üçüncü gününde ilk durak Çarşamba ilçesi oldu. Çarşamba Göl Restaurant’ta düzenlenen kahvaltı programında konuşan Bakan Kılıç, sandığa giden herkese teşekkür etti. Bakan Kılıç, 1 Kasım seçimleri sonrasında üzerlerinde büyük bir sorumluluğun olduğunu belirterek, “Milletimiz bize bu görevi layık gördü. İnşallah biz de aldığımız bu görevi sonuna kadar götürmek ve üzerimizdeki sorumluluğun bilinciyle bu görevi taşımak üzere yoldayız. Uzun bir seçim süreci yaşadık. Bu sürece 7 Haziran öncesini de dahil edersek yaklaşık 6 ayı aşan bir seçim süreci yaşadık. Bu dönem içerisinde çalışmalarından dolayı teşkilatımıza teşekkür ediyorum. Allah sizden razı olsun. Sizlerin ortaya koyduğu bu büyük gayretle ve çalışmayla bu başarı elde edildi” diye konuştu.

    AK Parti’nin 13 yılı aşkın bir süredir iktidar olduğunu vurgulayan Bakan Kılıç, “Türkiye’deki değişimlerin nasıl olduğunu birinci elden sizler yaşadınız. Genel Başkanımız ve Başbakanımız Sayın Ahmet Davutoğlu, 1 Kasım seçim sürecine giden mitinglerin ilkini meşale şehir olarak adlandırdığı Samsun’da düzenledi. Bu meşale şehir adlandırmasını da genel başkan olarak göreve başladıktan sonra ilk kez katıldığı Samsun 19 Mayıs Üniversitesi akademik yılı açılış konuşmasında dile getirdi” şeklinde konuştu.

    Samsun’un cumhuriyet tarihindeki önemine değinen Bakan Kılıç, sözlerine şöyle devam etti:

    “Samsun ilklerin, başlangıçların şehridir. 1 Kasım seçim sürecine giden yolda yine başlangıçların şehri olmuştur. Hizmet yolcuğundaki bu çabamız, çalışmamız gece gündüz demeden devam edecek. Dört seçimimizden birinci olarak çıktık. 7 Haziran’da belki tek başımıza iktidar olmadık ama seçimden yine birinci parti olarak çıkmıştık. Biz o zaman da ‘milletimizin verdiği karar başımızın üstündedir’ demiştik. Hiçbir zaman bunu sorgulamadık.”

    AK Parti’nin davasının gücüne değinen Bakan Kılıç, bu davanın köklerinin çok eskiye dayandığına dikkat çekerek, “Bu dava medeniyetimizin ve inancımızın köklerinden ilham alır. Dolayısıyla bizim bu yolda çok sağlam yürümemiz gerekiyor” ifadelerini kullandı.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Diklenmeyeceğiz ama dik duracağız” sözü ile AK Parti Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu’nun “Gece demeyeceğiz gündüz demeyeceğiz, 24 saat yetmiyorsa 25 saat çalışacağız” sözlerini hatırlatan Bakan Kılıç, Türkiye ve AK parti üzerine oynanan uluslararası algı operasyonlarına dikkat çekti. Kılıç şöyle konuştu:

    “Uluslararası anlamda oynanan oyunlar, algı operasyonları, paralel yapılar, dikey yapılar bunların hepsi cevabını 1 Kasım’da en üst seviyede aldı. Şunu da söyleyelim devletimizin içerisinde alternatif yapılanmaya çalışılanların karşısında biz varız. Hiçbirisine pabuç bırakmayız. Bu devletin, bu milletin emaneti bizim sırtımızdadır ve bu emaneti sonuna kadar taşıyacağız.”

    1 Kasım seçim sonuçlarının AK Parti teşkilatlarının özverili çalışması sonucunda elde edildiğini dile getiren Bakan Kılıç şu ifadeleri kullandı:

    “Bir olacağız, beraber olacağız, el ele, kol kola olacağız. Görevlerimiz ne olursa olsun beraber olacağız. O zaman başarı geliyor. Ayır gayrı olursak olmaz. Biz 7 Haziran’da analizlerimizi yaptık ve sonuçlarını gayet güzel değerlendirdik. 1 Kasım seçim sonuçlarını da değerlendiriyoruz. 1 Kasım seçim sonuçlarının değerlendirmesinde ise milletimiz bize ‘biz size güveniyoruz. Sizin ülkemizi 2023, 2053 ve 2071 hedeflerimize taşıyacağınıza inanıyoruz. Ama sorumluluğu da sırtınıza yüklüyoruz. Sorumluluk karşısında da gece demeyecek, gündüz demeyecek çalışacaksınız’ dedi. O zaman çalışacağız. Niyetimiz hayır, inşallah akıbetimiz de hayır olur. Hepinizin yol arkadaşı olmaktan, bu davanın bir neferi olmaktan, sizlerle bu yolu yürümekten gurur duyuyorum.”

    “GIDA OSB KONUSUNDA ÇALIŞMALARIMIZ SÜRÜYOR”

    Bakan Çağatay Kılıç, konuşmasının sonunda Çarşamba ilçesinde yapılması planlanan Gıda OSB’ye de değinerek, “Çarşamba’ya yapılacak çalışmalarımız var. Gıda OSB konusunda çalışmalarımız sürüyor. İnşallah çok kısa zamanda imzaları atacağız. Çarşamba’ya Gıda OSB’yi kazandıracağız” dedi.

    “DAHA FAZLA ÇALIŞMAMIZ LAZIM, DAHA MÜTEVAZİ OLMAMIZ LAZIM”

    Programda konuşan Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Ziya Yılmaz ise, 1 Kasım’da alınan sonuçtan dolayı duyduğu mutluluğu dile getirerek, “1 Kasım seçimleri, buna yönelik bir çaba içerisinde olan bir siyasetçinin bir ülkede elde edebileceği, dünya ortalaması ölçeğinde en güzel sonuçlardan birisidir. 7 Haziran seçimlerinde beklemediğimiz bir durumla karşılaşmıştık. Aşağı yukarı 5 aylık bir travma yaşadık. O travma koalisyon hazırlıkları ile ilgili bir travmaydı. Koalisyon kurulsaydı da bu travma bitmeyecekti. Koalisyon döneminde, tek başına iktidar dönemlerinde bile zaman zaman yaşanan bürokratik oligarşi yönetilemez duruma geliyor” dedi.

    Koalisyon döneminde Samsun Belediye Başkanlığı döneminde yaşadığı bir anısın aktaran Başkan Yılmaz, “Koalisyon döneminde ben sahil yolu çalışmalarını yaparken o zamanın MHP İl Başkanı bir heyet kurmuş. Devam eden bu çalışmayı durdurmanın hukuki bir yolunu ve gerekçelerini bulmak için Samsun Limanı içinde geziyor. Yani hükümetin bir il başkanı yine hükümetin ortağı olan bir partinin belediye başkanının yaptığı işi ben nasıl durdururum diye çaba gösteriyor. Türkiye buna müsait değil. Bir başarı elde ettik ama bu başarı bizleri havalara sokmasın. Bundan sonra daha fazla çalışmamız lazım, daha mütevazi olmamız lazım, daha alçak gönüllü olmamız lazım. Halkımızın hizmetkarı olduğumuzu her davranışımızda hissettirmemiz lazım. Kanunsuza, yasa tanımayana değil, sıradan vatandaşa, hak ve hukuk arayana ve onların isteğine dert ve deva olmamız lazım” şeklinde konuştu.

    Samsun milletvekilleri Orhan Kırcalı, Hasan Basri Kurt, Fuat Köktaş, Ahmet Demircan ve Çiğdem Karaaslan da 1 Kasım seçimlerinde partilerine duyulan teveccühten dolayı teşekkür ettiler. Kahvaltıya ayrıca Çarşamba Belediye Başkanı Hüseyin Dündar ve AK Parti Çarşamba İlçe Başkanı Halit Doğan da katıldı.

  • Cizre’deki Faili Meçhul Cinayetler Davası

    Cizre’de 1993-1995 yılları arasında işlenen 20 faili meçhul cinayetle ilgili Eskişehir’de görülen davada, aralarında emekli Albay Cemal Temizöz ve eski Cizre Belediye Başkanı Kamil Atak’ın da bulunduğu 8 tutuksuz hakkında beraat kararı verildi.

    Dava dosyasında sanıklar, Yargıtay 5. Ceza Dairesi tarafından ‘Dosyanın Güvenliği’ gerekçesiyle Eskişehir’e nakledilmişti. Şırnak Ağır Ceza Mahkemesi’nden Eskişehir 2. Ağır Ceza Mahkemesine nakledilen dosyada bulunan sanıklar, “Cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak, adam öldürmeye azmettirmek, adam öldürmek ve devletin birliği ve ülke bütünlüğünü bozmak’ suçlarından yargılanıyordu.

    YAKINLARININ KÜRTÇE KONUŞMALARI TERCÜMANLA TÜRKÇE’YE ÇEVRİLDİ

    Kamuoyunda ’Cizre JİTEM davası’ olarak bilinen ve güvenlik nedeniyle Eskişehir 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın bugünkü duruşmasında sabah saatlerinde başlanıldı. Duruşma nedeniyle Eskişehir Adalet Sarayı çevresinde polisler geniş güvenlik önlemi aldı. Duruşmaya tamamı tutuksuz olan sanıklardan emekli Albay Cemal Temizöz, eski Cizre Belediye Başkanı Kamil Atağ ile Burhanettin Kıyak, Fırat Altın, Hıdır Altuğ ve Adem Yakin ile avukatlar katıldı. Sanıklardan Kukel Atağ ve Temel Atağ ise duruşmaya katılmadı.

    Görülen karar duruşmasında mağdur yakınları ile tutuksuz sanıklar ve yaklaşık 25 avukat katıldı. Duruşmada Kürtçe konuşan müştekilerin konuşması tercüman aracılığıyla Türkçeye çevrildi. Duruşma kamera ile kayıt altına alındı. Müşteki avukatlarının savunmalarının ardından sanıklar karar duruşmasında son kez ifade verdi.

    “MAHKEMENİN VERECEĞİ KARARA SAYGI DUYUYORUM”

    Duruşmada konuşan Cemal Temizöz, Haklarında verilen mütalaaya katıldıklarını ifade ederek, “Yıllarca terör örgütleri ile mücadele ederek, tehditler altında yaşadım. Bu dava sadece burada devam etmedi. Duruşma dışarıda yargılamalar oldu. 1992 yılında PKK’nın ilk kalkışma programı yaptığı yer Cizre’ydi. Arabasında, evinde vahşice boğazları kesilerek öldürülenleri kim öldürdü? Bunların hiçbiri bugün yargılanmıyor. Ben bu şartlar altında Cizre’ye geldim. Cizre’de görev yaptığım sürede huzurlu bir yer haline getirdim. Önceden Cizre’de ne oluyorsa, şimdide o oluyor. Zamanında kurturulmuş bölgeydi, şimdide böyle. Adli Tıp Raporlarında aleyhe bir durum yok. Aldığım Üstün Cesaret Madalyasını bu dava ile bir idam ipi gibi boynuma dolanmıştır. Terör örgütlerle yaptığım mücadeleden dolayı ve devleti kullananların hedefi oldum. Suçlamaları kabul etmiyorum. Beraatımı talep ediyorum.

    Karar aşamasında son sözünü söyleyen Temizöz, “Mahkemenin kararına saygı duyuyorum” dedi.

    Duruşmada konuşan sanık Hıdır Altuğ ise, “Ne Cizre’de bulundum. Ne de bu olayla alakam var. Beraatımı talep ediyorum” diye ifade verdi.

    Bir diğer sanık Adem Yakin ise verdiği ifadede şunları söyledi:

    “Ben Kürt’üm. Dünü unutup, bugünü yaşamak vatana ihanettir. Köyleri bastılar, çocukları, anne, babaları hatta havyaları öldürdüler, bunları yapan asker miydi? 5 yıl yattık. Ben görevimi yapmaktan başka hiçbir şey yapmadım. Dava ile ilgili yaptığım tüm savunmaları tekrar ederim” dedi.

    Fırat Altın ise, “Cinayetlerin işlendiği tarihte ben fiilen tutukluyum. O tarihten evvelki olaylardan haberimin olmasının imkanı yok. Bu olayların içinde olmadığımı her zaman söyledi. Bunlar yalan ve düzmecedir” diye konuştu.

    Burhanettin Kıyak da duruşmada, “PKK’nın yoğunluk gösterdiği bir ortamda kelle koltuklarda görev yapmamın bedeli 33 ay tutuklu kalmak olmamalı. Suçlamaların hiç birini kabul etmiyorum. Beraatımı talep ediyorum” şeklinde konuştu.

    Kamil Atağ ise, Dağlarda operasyonlara katıldıklarını belirterek, “Hukuk devletiyiz. Hukuka sonuna kadar güveniyoruz. Kürdüm, bu vatan hepimizin vatanı. Birileri bu durumdan rahatsız oluyorsa istediği kadar rahatsız olsun. O halk bizim halkımızdır. Bu olaylarla ne alakam var ne ilgim. Devletime sağdığım ve sağdık kalacağım” diye konuştu.

    MAHKEME HEYETİ İDDİA EDİLEN TÜM SUÇLARDAN BERAATLERİNE KARAR VERDİ

    Mahkeme heyeti karar öncesinde sanıklara son sözlerini sorması üzerine, suçsuz olduklarını ifade eden sanıklar, beraatlarına karar verilmesini istedi. Ardından sanık avukatları savunmalarını yaptı. Mahkeme heyeti karar vermek için duruşmaya ara verdi. Ara ardından kararını açıklayan heyet, sanıkların haklarında iddia edilen suçlardan ayrı ayrı beraat etmelerine karar verdi.

    “FAİLİ MEÇHUL CİNAYETLER DEVLET POLİTİKASI ALTINDA İŞLENMİŞTİR”

    Duruşma sonrasında açıklama yapan müşteki avukatı Ahmet Özmen, uzun ve yorucu bir duruşmanın ardından çıkan kararın Türkiye demokrasisi için kara bir gün olduğunu belirterek sözlerine şöyle devam etti:

    “Faili meçhul cinayetler olarak adlandırdığımız, 90’lı yıllarda kamu görevlileri tarafından işlenen cinayetlere ilişkin en kapsamlı dava olan, kamuoyunda ’Temizöz ve arkadaşları” davası olarak geçen davada maalesef bugün mahkeme heyeti tüm sanıklara yargılanmış oldukları tüm suçlardan beraat ettikleri yönünde bir kara verdi. Bununla da yetinmedi, davanın sanıklarından Kamil Atağ’ın kardeşi Mehmet Nuri Binzet’in vermiş olduğu tanıklık beyanları için dosyanın kesinleşmesini beklemeden yalan tanıklıktan hakkında suç duyurusunda bulunmasına karar verdi. Faili meçhul cinayetler, hep söyledik yine söylüyoruz, planlı, sistematik bir şekilde, bir devlet politikası olarak işlenmiş ve uygulamaya konulmuştur. Eğer bu sistematik ve planlı olmamış olsaydı, İstanbul’dan Van’a, Şemdinli’den Kocaeli’ne kadar Türkiye’nin bütün illerini kapsayacak şekilde faali meçhul cinayetler yaşanmazdı. Biz JİTEM gerçeğini biliyoruz. Bugün dava da JİTEM’i ispat eden birçok ispatta bulunduk. Devlet politikasının bir diğer ayağı ise bu suçları işlemiş JİTEM mensuplarının korunuyor olmasıdır. Yapılan yargılama maalesef gönülsüz bir yargılamadır. Faili meçhul cinayetlerin aydınlatılması noktasında gerekli adımlar atılmamıştır.”

  • Tansel Çölaşan’ın “Evet” Hakareti Davası

    Hatay’da 5 yıl önce düzenlenen bir panelde 12 Eylül referandumunda “evet” oyu veren 22 milyon seçmene “gaflet, delalet ve hıyanet içinde” diyerek hakaret ettiği ileri sürülen Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Genel Başkanı Tansel Çölaşan hakkında sivil toplum örgütleri tarafından açılan hakaret ve tazminat davasının ikinci duruşması yapıldı.

    Hatay 6. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görülen duruşmanın ardından açıklama yapan Anayasaya Evet Platformu Adana Sözcüsü Bekir Fevzi Yıldırım, duruşmanın ertelendiğini söyledi.

    Çölaşan’ın açıklamalarını hatırlatan Yıldırım, “Tansel Çölaşan anayasaya evet diyenlerin hepsini yani yüzde 58’lik kesimi, bizleri hıyanet içinde dalalet içinde göstermiştir. Bizler sivil toplum örgütleri olarak Adana Başsavcılığı’na şikayette bulunmuştuk. Bugün onun duruşması vardı. Duruşma ertelendi. Biz sivil toplum örgütleri sözcüleri olarak Tansel Çölaşan’dan şikayetçiyiz. Özür bekledik dilemedi. Bizler sivil toplum örgütleri olarak o zaman da talep ettiğimiz sivil toplum örgüt başına biner lira manevi tazminat olmak üzere dava açmıştık. Açılan dava sonucunda alacağımız tazminatımızı Türk Kızılayı’na bağışlayacağımızı beyan etmiştik” dedi.

    “Türkiye’de maalesef namuslular namussuzlar kadar cesur olmuyor” ifadesini kullanan Yıldırım, şöyle devam etti:

    “Biz namuslu kesimler cesaretimizi göstereceğiz. Haklı olan davamıza devam edip Çölaşan’dan bu davada özür bekledik gelmedi. Bu yüzden davamızın arkasında olduğumuzu belirterek bizlere anayasaya evet dedik diye hıyanet içinde dalalet içinde diyen Çölaşan’ın en yakın zamanda cezalandırılmasını istiyoruz.”

    Çölaşan’ın, 18 Eylül 2010 tarihinde, ADD Hatay Şubesi tarafından düzenlenen “Türkiye Nereye Gidiyor” konulu panelde, “Çözüm bizlerdedir. Yani sizlerdedir. Yani oylarımızdadır. O oylar bilinçliyse de hala bilinçli olmayan yani yüzde 42’nin dışında olan oylar bana göre, gaflet, delalet ve hıyanet içindedir. Hıyaneti hepimiz biliyoruz” sözlerini sarf ettiği öne sürülmüştü.