Etiket: Davası

  • Nihat Kazanhan Davası Ertelendi

    Şırnak’ın Cizre ilçesinde 14 Ocak’ta 12 yaşındaki Nihat Kazanhan’ın ölümüne ilişkin 1’i tutuklu 5 polisin yargılandığı davanın duruşması ileri bir tarihe ertelendi.

    Şırnak’ın Cizre ilçesinde 12 yaşındaki Nihat Kazanhan’ın 14 Ocak 2015’te evinin önündeki boş arazide oynarken öldürülmesine ilişkin Cizre 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen ve 1’i tutuklu 5 polisin yargılandığı davanın görülmesine bugün devam edildi. Sabah saat 10.00’da başlayan ve saat 15.00’e kadar devam eden duruşmada, tutuklu sanık M.N.G.’nin tutukluluk halinin devamına, tutuksuz sanıklar komiser yardımcısı U.İ. ve özel harekat polisleri H.V., O.Ç. ve G.T. hakkındaki tutuklama talebinin reddine karar verilerek, dava 12 Şubat 2016 tarihine ertelendi.

    Mahkeme sonunda gazetecilere açıklamalarda bulunan Şırnak Baro Başkanı Nuşirevan Elçi, Nihat Kazanhan davasının 4 duruşması yapıldığını belirterek, “Dava 12 Şubat 2016 tarihine ertelendi. Bu duruşmaya her geldiğimizde duygusal ve üzüntülü gelirdik. Ama bugün üzüntümüz çok daha farklı. Diyarbakır Baro Başkanımız Sayın Tahir Elçi’nin katledilmesi ve aramızda olmaması önceki duruşmalardaki üzüntümüzü ve elemimizi katlayarak bize maksimum bir şekilde yaşattı. Bugünkü duruşmada bilindiği gibi keşif tutanakları gelmemişti. Malum görüntülerle ilgili görüntülerin ham halinin incelenmek üzere TUBİTAK’a gönderilmesi. Onun dışında keşif tutanakları geldikten sonra silah menzilinin belirtilmesi için bilir kişiye başvurulması ve tanık bir çocuğun dinlenmesi sağlanacak. Onun içinde duruşma 12 Şubat 2016 tarihine ertelendi. Ayrıca tutuklu sanığın tutukluluk halinin devamına karar verildi. Biz diğer duruşmalarda olduğu gibi bu duruşmada da tutuksuz yargılanan sanıklarında tutuklu olarak yargılanmasını talep ettik ama talebimiz reddedildi. Bilindiği gibi Tahir Elçi, Nihat Kazanhan davasının ilk günden bu yana avukatı ve takipçisiydi. İnsan hakları ihlallerinin yaşandığı tüm dosyaları da muhakkak takip eder, avukatlığını yapar, sonuna kadar da takipçisi olurdu. Tahir Elçi’nin aramızda olmaması hepimiz için büyük bir eksikliktir. Hem biz hukukçular için hem bölge aydınları için hem de Türkiye’de Barışı savunan herkes için” dedi.

    Ardından Diyarbakır Barosu Çocuk Hakları Merkezi adına açıklama yapan avukat Çiğdem Ertak, şunları söyledi:

    “Faili meçhul davalarının avukatı, yılmaz hak mücadelecisi ve barış elçisi Baro Başkanımız Tahir Elçi, 28 Kasım 2015 günü yapmış olduğu basın açıklaması sonrasında karanlık güçlerce katledilmiştir. Elinin uzanabildiği nerede bir mağdur varsa yetişmeye çalışan, mağdurların yanında yer alan, savunan Elçi, Nihat Kazanhan’ın faillerinin cezalandırılması için de mücadele yürütüyordu. Bilindiği üzere Cizre’de 2014 yılı Ocak ayında 6 çocuk öldürüldü. Yaşamı ellerinden alınan çocuklardan biri olan Nihat Kazamhan’ın diğer çocuklardan farklı olarak net bir şekilde güvenlik güçlerince öldürüldüğü ana ilişkin görüntüler basına yansıdı. Bu görüntülere ilişkin sanık kolluk güçleri hakkında olası kastla adam öldürme ve delillerin gizlenmesi suçlarına ilişkin başlatılan yargılamanın bugün 5.duruşması yapıldı. Dava ile ilgili vermiş olduğu röportajda, yargılamanın sağlıklı, adil ve etkin bir şekilde yapılmasını isteyen ve bunun takipçisi olacağını belirten sevgili başkanımız, bizler Diyarbakır Barosu Çocuk Hakları Merkezi olarak buradayız. Bizlere miras bıraktığın hukuku, barışı ve özgürlükleri savunma, tarihimize-değerlerimize sahip çıkma iradesiyle bayrağını devralıyoruz.”

  • 15 İşçinin Öldüğü Trafik Kazası Davası

    Manisa’nın Gölmarmara ilçesinde tankerin kamyonete çarpması sonucu 15 tarım işçisinin öldüğü kazayla ilgili tanker sürücüsünün yargılanmasına başlandı.

    Manisa’nın Gölmarmara ilçesinde 6 Temmuz 2015 tarihinde asma yaprağı toplamaya giden tarım işçilerini taşıyan kamyonete tankerin çarpması sonucu 15 işçi hayatını kaybetmişti. Tanker sürücüsü E.İ.’nin Akhisar Adliyesi Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanmasına başlandı. Hakkında 22 buçuk yıla kadar hapis cezası istemiyle açılan tanker şoförü E.İ. “Taksirli Ölüme ve Yaralanmaya Neden Olma” sebebiyle hakim karşısına çıktı. İlk duruşmaya Manisa Baro Başkanı Ali Arslan, CHP Grup Başkan Vekili ve Manisa Milletvekili Özgür Özel, CHP İl Başkanı Mustafa Ada, CHP Akhisar İlçe Başkan’ı İsmail Şahin, kazada can veren tarım işçilerinin yakınlarından Ali Kars, Gürbüz Çetin, Ersan Yaşar, Kamil Uysal, Mehmet Aydın, Mehmet Orhan, Veli Zengin, Ertuğrul Uysal ile tarafların avukatları katıldı.

    “YAŞANANLARDAN DOLAYI ÜZGÜNÜM, KEŞKE KİMSEYE ZARAR GELMESEYDİ DE BEN ÖLSEYDİM”

    E.İ. yaptığı savunmada, şunları söyledi:

    “Bir gün önce 5 Temmuz günü saat 16:00 civarı yola çıktım ve saat 21:00 sıralarında İstanbul Ümraniye’ye geldim. Burada süt boşaltımı gerçekleşirken bir kaç saat uyudum daha sonra boş olarak Salihli’ye yola çıktım. Eskihisar da feribota bindim, Yalova indim, feribot yolculuğu 45 dakika sürdü. Sonra Bursa ve Balıkesir üzerinden devam ettim. Balıkesir Susurluk da durup iftar etmek istedim ancak kamyoncuların yerlerinde boş yer olmayınca yola devam ettim. Balıkesir merkezde aynı sorun vardı. Akhisar’da çorba içmeyi planladım ama duramadım, Gölmarmara’ya doğru yola devam ettim, bu arada yanımda bulunan akşamdan kalan yiyecekleri yedim. Gölmarmara’yı geçtikten sonra virajı aldığımda karşı yönden gelen bir aracın benim şeridime doğru geçtiğini gördüm. Benim şeridime geçtiğinde aramızda ortalama 300 ila 400 metre vardı. Ancak tamamen benim şeridime geçmemişti. Onu gördükten sonra kendimi onun şeridine attım o sırada 60 ile 70 km hızla gidiyordum bu arada yaklaşık 200 metre mesafe kalmıştı aramızda. Daha sonra ben korna basınca direksiyonu önce sağa sonra sola çevirdi şeridine geçti. 15 metre kalınca frene bastım ve o sırada benim sağ tarafım ile onun sağ tarafı çarpışması sonucu kaza meydana geldi. Çarpışma sol şeritte meydana gelmiştir. Çarpma etkisi ile Kafamı takoğrada vurdum. Aşağı indim yerde yatan insanları görünce telefonu almak için tekrar arabaya girdim. Dağılmış olan eşyalar içerisinde telefonu bulunca Jandarma ve polisi ararım ve hemen yaralılarla ilgilenmeye başladım. Bu sırada karşı taraftaki araçta yangın çıktığınızı gördüm ve söndürmeye başladım. Yaşananlardan dolayı üzgünüm. Keşke kimseye zarar gelmeseydi de ben ölseydim” dedi.

    Sanık İ.E. daha önceki verdiği ifadelerinde olayın sıcaklığı ve korku nedeniyle yanlış beyan verdiğini ifade etti. Akhisar Ağır Ceza Mahkemesi, E.İ.’nin tutukluluk halinin devamına, 15 Ocak’ta keşif yapılmasına karar verip duruşmayı 10 Mart tarihine erteledi.

    “BU DAVA BİR TRAFİK KAZASI DAVASI DEĞİLDİR”

    Mahkeme sonunda adliye Binası önünde açıklama yapan CHP Grup Başkan Vekili ve Manisa Milletvekili Özgür Özel, “Olay yerinde keşif yapılacak, bu konuda özellikle kamuoyunun dikkatini çekmek istediğimiz nokta bu dava bir trafik kazası davası değildir. Bu dava aslında kamu görevlileri açısından devlet tarafından bir görevi ihmal davasıdır. İkinci boyutu ile bu dava bir iş cinayeti, iş kazası davasıdır. Üçüncü boyutu ile de bu bir kadın cinayeti davasıdır. Oradaki 13 kadın hayatını kaybetti, çünkü artık o kadınların köylerinde eşlerinin ve kendilerinin topraklarında ürettikleri ürünler para etmiyor” dedi.

    Manisa Baro Başkanı Ali Arslan ise yaptığı açıklamada, “Burada Manisa Barosu olarak gerçeğin ortaya çıkması meydana gelen bu kazada gerçekten suçluların cezalandırılması için bu olayı yakinen takip ediyoruz. Mahkeme 15 Ocak 2016 tarihinde kaza mahallinde keşif yapmaya karar verdi, tabii ki o keşifte de yine bulunacağız, keşfi birlikte takip edeceğiz. Daha sonrasında da dosya bu keşiften sonra bilir kişi raporu gelince İstanbul Teknik Üniversitesine gönderilip bilirkişiden yeniden rapor alınacak ve bilhare 10 Mart’ta da tekrar duruşması yapılacak. Sanık Vekili doğal olarak sanığın tahliyesini talep etti. Mahkeme de mevcut tutukluluğun suç delillerine göre tutukluluğunun devamına karar verdi” dedi.

  • Passolig Davası Ertelendi

    Passolig için açılan iptal davasında Anayasa Mahkemesi’nin gerekçeli kararının beklenmesine karar verildi. Dava ileri bir tarihe ertelendi.

    Ankara 16. Tüketici Mahkemesi’nde görülen Passolig’in iptaline ilişkin davada Anayasa Mahkemesi’nin gerekçeli kararının beklenmesine karar verildi. Dava ileri bir tarihe ertelendi. Ankara Adliyesi’nde görülen dava sonrası, Adliye önünde toplanan taraftarlar basın açıklaması yaptı. Taraftarlar daha sonra meşale yakarak kararı protesto etti.

  • Çökelek Davası Yarın Başlıyor

    Gölmarmara ilçesinde, asma yaprağı toplamaya giden 13’ü kadın 15 tarım işçisinin can verdiği kazanın ilk duruşması yarın yapılacak. Akhisar Ağır Ceza Mahkemesinde görülecek dava saat 15.45’te başlayacak.

    Manisa Barosu Başkanı Ali Arslan, 6 Temmuz 2015 günü sabah saat 05.00 sıralarında Gölmarmara’da meydana gelen trafik kazasını Manisa Barosu olarak takip ettiklerini söyledi. Baroda yaptığı açıklamada, kazada 14 işçi ve aracı kullanan şoförün hayatını kaybettiğini hatırlatan Ali Arslan, “O süreçten sonra biz bu ölen işçilerimizin yakınlarına, ailelerine yardımcı olmak amacıyla Manisa Barosu tarafından avukat görevlendirdik. Salihli’deki meslektaşlarımız bu davayı üstlenmiş ve bu davalarla ilgili hukuki süreci yürütmektedir. Bununla ilgili iddianame hazırlanmış, mahkemece kabul edilmiş ve yarın saat 15.45’de Akhisar Ağır Ceza Mahkemesinde ilk duruşması yapılacak. Yine Manisa Barosu olarak da biz bu davayı yakinen takip edeceğiz. Meslektaşlarımız bu davada müdahil olarak yer alacak. Ölen kişilerin yakınlarına yardımcı olma anlamında Manisa Barosu gerekli katkıyı sağlayacak” diye konuştu.

    “TANKER SÜRÜCÜSÜ ŞERİT DEĞİŞTİRMİŞ”

    Baro Başkanı Arslan, yapmış oldukları araştırmada işçileri taşıyan araç şoförünün ehliyetinin 6 ay önce alındığını, fakat kazanın olduğu tarihte ehliyetinin iadesi için gerekli sürenin dolduğu hatta bir haftalık bir süreç geçtiği, aslında isteseydi ehliyetini alabilecek konumda olduğu şeklinde bir sonuca ulaştıkları anlattı. Arslan, zaten orada ehliyetsiz araç kullanmaktan kaynaklanan bir kusur olmadığını belirterek şunları söyledi: “Yani ehliyetsiz araç kullanmakla onun ayrı bir cezası söz konusu. Orada meydana gelen kazadaki kusurun değerlendirilmesi daha farklıdır. Zaten adli tıp tarafından sunulan bilirkişide de tanker sürücüsünün şerit değiştirerek kazada tamamen kusurlu olduğu sonucuna varılmıştır. Yani bu anlamda ehliyetsiz araç kullanmaktan dolayı işçileri taşıyan araca bir kusur yüklenilmesi söz konusu değildir.”

    KAZA

    Kaza, Gölmarmara’ya bağlı Hacıveliler köyü yakınlarında 6 Temmuz sabahı meydana geldi. E.İ.’nin kullandığı 10 P 8765 plakalı süt tankeri ile Seydi Aydın yönetimindeki 45 SA 3779 plakalı kamyonet çarpıştı. Kazada, kamyonette bulunan ve Salihli’nin Çökelek köyünden bağ yaprağı toplamaya giden sürücü Seydi Aydın (52)’ın yanı sıra eşi Ayşe Aydın (47), Nesrin Aydın (27), Kezban Uysal (67), Fadime Orhan (48), Zeynep Uysal (32), Ümmühan Uysal (30), Durdane Kaya (40), Burak Kaya (15), Ümmühan Demirkol (38), Zeynep Zengin (35), Azize Kars (52), Ayşe Yaşar (40), Zekiye Çetin (54) ve Yıldız Öztürk (41) hayatını kaybetmişti.

    Kazanın ardından tutuklanan tanker sürücüsü E.İ. hakkında, ’Bilinçli taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma’ suçundan 15 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açılmıştı.

  • Prof. Dr. Bahri Öztürk’ten Özgecan Davası Yorumu: ‘Gecikmiş Adalet, Adalet Değildir’

    İstanbul Kültür Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Bahri Öztürk, Mersin’in Tarsus ilçesinde bindiği minibüsün şoförü tarafından 11 Şubat 2015’te öldürülen Özgecan Aslan davasında 3 sanığa ağırlaştırılmış müebbet ceza verilmesini değerlendirdi. Türk Ceza Kanunu’nun tek celse anlayışına vurgu yapan Öztürk, “Gecikmiş adalet, adalet değildir” dedi.

    Tarsus’ta 11 Şubat 2015’te minibüs şoförü Suphi Altındöken (26) minibüste Özgecan Aslan’a tecavüz etmeye çalışmış, kendisine direnen kadını öldürmüş ve babası Necip Altındöken. (50) ve arkadaşı Fatih Gökçe’nin (20) yardımıyla kadınını cesedini üzerinde zanlının DNA örneği kalmaması için ellerini kestikten sonra ormanlık bölgede yakmıştı. Tarsus 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yürütülen davanın ilk duruşması 12 Haziran’da, ikinci duruşma 9 Eylül’de, 3. duruşması da bugün görüldü. bugünkü duruşmada, katil zanlıları Suphi Altındöken, Necip Altındöken ve Fatih Gökçe ağırlaştırılmış ömür boyu hapisle cezalandırıldı.

    Prof. Dr. Bahri Öztürk, “Bu tür davalar ispatı zor olaylar değildir. Türk Ceza Muhakemesi Kanunu’nda tek celse esası benimsenmiştir. Bu mücadele içinde başarılı olunması için böyle bir davanın daha kısa sürede bitirilmesinin çok önemli olduğunu düşünüyorum” dedi.

    2. duruşmada tepki gösterilen SEGBİS (Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi) uygulamasının kullanılma nedenlerine değinen Prof. Dr. Bahri Öztürk,

    “Toplumun vicdanını derinden yaralamış olan bu davada ilgili kişilerin mahkeme salonuna getirilmesi belki linç girişimini beraberinde getirebilirdi. Devletin görevi en ağır suçları işlemiş olsalar bile yaşama hakkını belli bir ölçüde korumaktır. Mesele, yargılama düzenini korumak, adil yargılama için de kin, his, nefretten uzak olunması gerekir. Hem de kişilerin yaşama hakkını, vücut bütünlüğünü teminat altına almak gerekir” diye konuştu.

    ‘SUÇU ÖNLEMEK İÇİN ÖNCE ONU BİLMENİZ GEREKİR’

    Cinsel saldırı suçlarının artık gizli kalmadığını söyleyen Öztürk, eskiden beri olmuş olsa da kimsenin haberdar olmadığından söz etti. Suçun önlenmesi için en önemli noktada suçun öğrenilebilir olması geldiğini söyleyen Bahri Öztürk, “Bugün bir kadının burnu kanasa, bu öğreniliyor, bu suçun önlenmesi açısından olumlu gelişmelerdir. Suçu önlemeniz için önce bilmeniz gerekir. Bilinen bu suçların az olmadığı görülüyor” dedi.

    Kadına yönelik şiddetin evrensel bir sorun, bir insan hakları meselesi olduğuna dikkat çeken Öztürk, “İtalya’da, Sırbistan’da, İspanya’da da durum bizdekinden farklı değil. Bu nedenle mücadeleyi global bir şekilde yapmak lazım. İnsan hakları sorunu olarak algılayıp yapmak lazım. İtalya’da var, burada da var diye bunu basitleştirmemek lazım. Eğer kadına yönelik şiddet engellenecekse önce erkeklerin bu fiilleri işlememeleri için mutlaka eğitilmesi lazım. Bazen eğitim de yetmiyor, vicdanı, ahlakı üstte tutmak lazım. Türkiye’de bu fiillerin artması bizi çok kaygılandırıyor” ifadelerini kullandı.

    Kadına yönelik şiddetle mücadelede yasanın yerini anımsatan Öztürk, “Her şeyi yasayla çözemezsiniz. Yasalara istediğiniz kadar düzenleme koyun, farklı neticeler de verebilir. Kriminalistik araştırma sonuçlarında çıkacak verilere göre mücadele yürütülmelidir. Bu alanda çok konuşuluyor ancak çok az araştırma yapıldığını görüyorum.

    Yasal düzenlemeleri illa ki yapacaksınız, yargıyla bu mücadelenin nasıl yürütüldüğünü süratle göstermek lazım. O zaman daha müessir daha etkili olabilir, yaptığınız yasaların uygulanacağı hususunda insanların kafasında netlik olması lazım. Yasaların uygulanacağı hususunda insanlarda mutlak bir inanç göremiyoruz. Nasılsa bir yerden bir şey olur diye düşünenler var. Bunu ortadan kaldırmanın an kolay yolu bu yargılamaları süratle, doğru ve adil yapmaktır” dedi.