Etiket: Darbecilerin

  • Çavuşoğlu’ndan Danimarkalı Milletvekiline Sert Cevap: “Darbecilerin, teröristlerin yanında olmayın”

    Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, AKPM’de yaptığı konuşmada, Türkiye’yi eleştiren, soru soran ve daha önce de Avrupa Birliği’nin Türkiye ile üyelik müzakerelerini sonlandırması gerektiğini savunan Danimarkalı Milletvekili Michael Aastrup Jensen’e verdiği cevapta, “Darbecilerin, teröristlerin değil, Türk halkının ve TBMM’nin ve buradaki Türk parlamenterler arkadaşlarımızın yanında olmanızı tercih ederim” dedi.

    Türkiye’deki demokratik durumun kötüye gittiğini ve medyaya baskı uygulandığını iddia ederek binlerce kişinin tutuklandığını ifade eden Danimarkalı milletvekili Jensen’e sert cevap veren Bakan Çavuşoğlu, “Türkiye’de demokrasi sizin söylediğinizin tam tersine daha da güçleniyor. Yargı bağımsızlığı daha da güçleniyor. Ordumuz daha etkili hale geliyor. Polisimiz daha güvenilir hale geliyor. Çünkü ordu, yargı, polis içindeki bu terör örgütüne bağlı kişileri temizliyoruz. Siz gazetecilerden bahsediyorsunuz. Biraz önce Oda TV’nin hapse atılan gazetecilerinden bahsettim. Dün onlardan bir tanesinin açıklamasını gördüm. O gazeteciler hapse atıldığı zaman bu terör örgütünün gazetesi Zaman şöyle söylüyordu: ‘Gazeteci olmak dokunulmaz anlamına gelmez ve suçlardan muaf olmanız anlamına gelmez’ Bu başlıktı. Şimdi o gazeteci Nedim de diyor ki, ‘Bu FETÖ’cüleri gazeteci olarak tanıyanlara saygım yok’ diyor. Şimdi darbe girişiminin içinde aktif yer alan, başkalarını hapse atmak için sahte deliller üreten kişilerin siz gazeteci olduğu için tutuklandığını söylüyorsanız, ben size katılmam. Ama basın özgürlüğü, şu anda Türkiye’de Cumhurbaşkanımızı ve bizi an ağır şekilde eleştiren Sözcü var, Korkusuz var, Hürriyet var, CNN Türk var. Bir sürü gazete ve televizyonlar var ve hiç birisine de dokunulmuyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan da bu uzlaşı kültürünün oluştuğu ortamında kendisine yapılan hakaretlere yönelik açtığı davaların hepsini de geri çekti. Şimdi böyle bir ortam var. O gece darbe girişiminde darbeciler CNN Türk’ü işgal etti. Bize oy veren vatandaşlar bizi en çok eleştiren CNN Türk’e giderek kurtardı. Bu anlayış yerleşmeye başladı. Ama FETÖ’ye bağlı kişileri gazeteci diye attılar derseniz, biz buna katılmayız” dedi.

    “Maalesef siz de Türkiye’ye gelmeden uzaktan bakışınızla bir önerge vermişsiniz”

    Biz Ortadoğu’yla ilişkileri çok iyi şekilde sürdürdüklerini ifade eden Bakan Çavuşoğlu, “Ortadoğu’ya yakın olmaktan da gurur duyuyoruz. Türkiye bulunduğu coğrafik pozisyondan dolayı hem Avrupa ülkesidir, Asya ülkesidir, Akdeniz ülkesidir, Karadeniz ülkesidir ve Asya ülkesidir. Dolayısıyla Ortadoğu’yla ilişkilerimizi güçlendireceğiz ama Türkiye demokratik değerlerinden, hukukun üstünlüğünden hiçbir zaman taviz vermeyecektir. Maalesef siz de Türkiye’ye gelmeden uzaktan bakışınızla bir önerge vermişsiniz. Saygım var, milletvekilinin özgürlüğü. Ama post monitoring dialogue (Türkiye için izleme sürecinin bir alt aşaması) sürecinde Türkiye’yle AKPM ve denetim komisyonu arasında çok iyi bir diyalog var. Böyle durumda verdiğiniz önerge sizin, yani Türkiye’deki algısını söylüyorum, darbecilerin yanında yer aldığınızı söylüyor vatandaşlarımız. Bu pozisyona lütfen düşmeyin. İki tane raportörümüz var her türlü imkanlar var. Bu çerçevede Türkiye’yle diyalog devam etsin. Böyle durumda darbecilerin, teröristlerin değil, Türk halkının ve TBMM’nin ve buradaki Türk parlamenterler arkadaşlarımızın yanında olmanızı tercih ederim” dedi.

    Danimarka’da iktidardaki Liberal Parti’den milletvekili ve aynı zamanda Avrupa Parlamentosu’ndaki Avrupa Liberal ve Demokratlar İttifakı (ALDE) grubunun üyesi olan Michael Aastrup Jensen, daha önce yaptığı açıklamada Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın “demokratik olmayan inisiyatifleri” ve idam cezasını geri getirmeye olan desteğinden dolayı Avrupa Birliği’nin Türkiye ile üyelik müzakerelerini sonlandırması gerektiğini belirtmişti.

  • (Özel haber) Darbecilerin tablosu ayaklar altında

    Düzce Gençlik Merkezi tarafından açılan ve Türk milletinin demokrasiye sahip çıkışını anlatan 30 fotoğraftan oluşan sergide darbecilere ait fotoğraf yerde sergileniyor.

    FETÖ’nün 15 Temmuz darbe girişimine Türk milletinin tek ses olarak gösterdiği tepkiyi, vatandaşların darbe girişimini engellemek için silahların karşısına çıkışlarını ve dik duruşlarını göstermek için açılan sergide 15 Temmuz akşamına ve demokrasi nöbetlerine ait 30 fotoğraf sergileniyor. Düzce Gençlik Merkezi Müdürü İsmail Atay, 15 Temmuz’u unutturmamak adına 30 adet tablo ile sergi açtıklarını belirtti.

    Darbecilerin fotoğrafı yerde sergilendi

    15 Temmuz darbe girişimine öncülük eden askerlerin yakalandıktan sonraki hallerini gösteren bir fotoğraf ise yerde sergileniyor. Fotoğrafın, diğerlerinin yanına yakışmadığı için yerde sergilendiği belirtildi.

    Gençlik Merkezi Müdürü İsmail Atay sergi hakkında bilgiler vererek, sergide yer alan tabloların 15 Temmuz darbe girişimi gecesinde ve sonrasında verilen demokrasi mücadelesine dair tablolardan oluştuğunu söyledi. İsmail Atay, darbecilerin fotoğraflarının ise şanlı mücadeledeki kahramanlarla aynı yerde gösterilmesinin doğru olmayacağını, o nedenle tablonun yerde sergilendiğini dile getirdi.

    Atay, “Bilindiği üzere 15 Temmuz ihanet kalkışmasını yaşadık. Gençlik Merkezi olarak 30 adet tablo yaptık. Tablolar da o gece yaşanan ve demokrasi nöbetinde yaşananları anlatıyor. Tabloların altına gece ile ilgili olarak klasikleşmiş sözleri yazdık. 15 Temmuz bizim için, ülkemiz, milletimiz için bir milattır. Sergimizi öncelikli olarak Gençlik Merkezinde açtık sonraki süreçte okullarımızın tamamında sergi açmayı düşünüyoruz. Yine Spor Sokak da, Alışveriş merkezlerinde ve Anıtpark Meydanında da sergimizi açacağız. Milletimize, gençlerimize 15 Temmuz’un ne olduğunu, insanların hangi şartlar altında meydanlara çıktığını her platformda, her şartta anlatacağız. Darbe teşebbüsüne kalkışan hainlerin resimlerini oluşturan tabloyu özellikle yere koyduk. Çünkü diğerlerinin yanında olmayı hak etmiyorlar. Hainlerin resminin aşağıda olmasını istedik. Anlı şanlı Türk milletinin resimlerinin yanında olmayı hak etmiyor bunlar” dedi.

  • Darbecilerin sıkıyönetim komutanı kurmay albay ile yüzbaşı tutuklandı

    Darbecilerin hazırladığı atama listesinde Karaman’ın sıkıyönetim komutanı olarak gösterilen kurmay albay ile bir yüzbaşı, çıkarıldıkları mahkemece tutuklandı.

    Edinilen bilgiye göre, Fethullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) darbe girişimine ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında Ankara’da polise teslim olan ve daha sonra Karaman’a getirilen sözde atama listesinde Karaman’ın sıkıyönetim komutanı olacağı iddia edilen Kurmay Albay Necip A. ile Karaman İl Jandarma Komutanlığı’nda görevli Yüzbaşı Erhan D, emniyetteki işlemlerinin tamamlanmasının ardından adliyeye sevk edildi. Kurmay Albay Necip A’nın emniyetteki ifadesinde, darbecilerle hiçbir alakasının olmadığını söylediği öğrenildi. Kurmay albayın kısa süre önce açığa alındığı öğrenilen Yargıtay Tetkik Hakimi olan eşi Seçil Özmen A. ise, adliye girişinde kocasına sarılarak yanaklarından öptü. Hakim karşısına çıkan Kurmay Albay Necip A. ile Yüzbaşı Erhan D, tutuklanarak Karaman M Tipi Kapalı Cezaevi’ne gönderildi.

  • Polat, darbecilerin yaraladığı Enes’i ziyaret etti

    Yeşilyurt Belediye Başkanı Hacı Uğur Polat, darbeci askerlerin açtığı ateş sonucu yaralanan Enes Gün’ü ziyaret etti. Burada konuşan Polat, “Darbecilerin karşısına Rabia işaretiyle çıktı. Duyarlı bir vatandaşımızın yapması gerekeni yaptı. Enes kardeşimiz ile gurur duyuyoruz” dedi.

    Darbe girişiminin ertesi günü 2. Ordu Komutanlığı’nda darbeci askerlerin ateş ile yaralanan Enes Gün’ü tedavi gördüğü Turgut Özal Tıp Merkezinde ziyaret eden Yeşilyurt Belediye Başkanı Hacı Uğur Polat geçmiş olsun dileklerini iletti.

    Darbeciler tarafından vurulduktan sonra Turgut Özal Tıp Merkezi Karaciğer Nakil Hastanesi’nde tedavisi devam eden Enes Gün, hasta yatağında Rabia tişörtünü hiç çıkartmıyor. Enes Gün’ün sağlık durumu hakkında doktorlardan bilgi alan Başkan Polat, Gün ve ailesine geçmiş olsun dileklerini iletti.

    Darbeye dur demek için meydanlardaki gösterilere katılan Enes’in tanka ve tüfeğe karşı mücadele vermesinin anlamlı olduğunu ifade eden Polat, “Vatan için, millet için, demokrasi için bedenini tankın, tüfeğin karşısına siper eden bu halkın ferdi olmaktan onur duyuyorum. Enes kardeşimizde üzerindeki Rabia işaretiyle kurşunların hedefi oldu. Kardeşimizi bu hassas davranışı nedeniyle tebrik ediyorum. Rabia işaretinin bizdeki anlamı, tek devlet, tek millet, tek bayrak ve tek vatandır, dört değerimizden de taviz vermeyeceğiz” diye konuştu.

    Türkiye’yi sonuna kadar savunacaklarının altını çizen Polat, “Bir kısım teröristin yaptığı bu alçak eyleme karşı duran insanlarımızdan Allah razı olsun. Bu ülkenin birliği ve bütünlüğü için nice insanımız şehit düştü, gazi oldu. Bayrağımızı en yüksek şekilde dalgalandıran şehitlerimiz, gazilerimiz ve bu uğurda mücadele eden insanlarımızdan Allah razı olsun. Tarih işte bu cesur yürekli, onurlu insanları altın harflerle yazacak. Rabbim dinine, vatanına, milletine sahip çıkan insanların sayısını artırsın. Bu aziz milletimiz yiğittir ve bayrağı katiyen yere düşürmeyecektir” şeklinde konuştu.

    Darbenin asıl amacının Türkiye’nin Suriye ve Irak gibi parçalanması olduğunu belirten Polat, “Ülke olarak Suriyelilere ve Iraklılara evimizi, yurdumuzu açtık, misafir olarak kabul ediyoruz. Darbenin amacı bizim de Suriye ve Irak gibi olmamızdı. FETÖ de, PKK da, İŞİD de ve tüm terör örgütlerinin de temel hedefi budur. Dünyanın dört bir tarafındaki İslam Ümmeti bizimle beraber ve bize dua ediyorlar. Biz ümmetin son kalesi durumundayız. Bu millet öyle kolay kolay teslim olmaz. Demokrasiyi, özgürlüğü, milli iradeyi, sokakları bırakmayan bir halkımız var Allah’ıma hamd olsun. Şehitlerimizin de gazilerimizin de aileleri bize emanetler. Şehitlerimiz al bayrağımızın rengini biraz daha kırmızılaştırdı, gazilerimiz de al bayrağımızın yere düşmemesi için canlarını ortaya koydular. Enes kardeşimiz de gurur dolu bir şekilde hayatını sürdürecek, şimdi daha güçlü. Rabia işaretiyle darbecilerin karşısında duran kardeşimizin bu duyarlılığını takdir ediyorum” ifadelerini kullandı.

    Darbecilerin yaraladığı Enes Gül ise “Rabbim herkese şehitlik ve gazilik nasip etsin. Darbeciler bize karşı müdahale ederken onlara Rabia işareti yaptım ve ardından vuruldum. Şu anda çok iyiyim, biz özgürlüğümüzden asla taviz vermeyiz” dedi.

    Oğlu Enes ile gurur duyduğunu ifade eden baba Abdullah Gün, “Benim yedi çocuğum var, hepsi bu ülkeye feda olsun, evlatsız yaşarız ama vatansız yaşayamayız. Vatanımızı ve bayrağımızı kimseye çiğnetmeyiz. Bu uğurda bizim de canımız feda olsun” diye konuştu.

  • Aşut: “2008 krizine teslim olmayan Türk iş dünyası, darbecilerin ekonomik savaşına da teslim olmayacak”

    Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) Başkanı Şerafettin Aşut, Türk iş dünyasının darbe girişiminin ardından da işinin başında olduğunu belirterek, “2008 krizinde bile teslim olmayan Türk iş dünyası, bu darbecilerin ve dış mihrakların ekonomik savaşına teslim olmamıştır, olmayacaktır. Bu konuda vatandaşlarımız müsterih olmalıdır” dedi.

    MTSO Başkanı Aşut, Yönetim Kurulu Üyeleri ile birlikte düzenlediği basın toplantısında, FETÖ tarafından 15 Temmuz’da gerçekleştirilen darbe girişiminin ekonomik yansımalarını değerlendirdi. MTSO Meclis Salonu’nda düzenlenen toplantıda bir araya gelen Aşut ve Yönetim Kurulu Üyeleri, 15 Temmuz şehitleri anısına 1 dakikalık saygı duruşunda bulundu.

    “Ülkeyi normalleşme sürecine sokmamız gerekiyor”

    Konuşmasında, demokrasi vurgusu yaparak birlik mesajı veren Başkan Aşut, Türk iş dünyasının darbe girişiminin ardından da işinin başında olduğunu söyledi. 15 Temmuz darbe girişimini, “Türk Silahlı Kuvvetleri içinde yıllardır yapılanan bir grup hainin ve ona çeşitli kurum ve kuruluşlarda destek veren destekçilerin bir kalkışma eylemi” olarak niteleyen Aşut, bu kalkışmanın laik Cumhuriyetin temel ilkelerine, bedeller ödeyerek elde edilen demokrasiye ve aziz millete karşı yapıldığını vurguladı. Ancak, bu sefer Türk milletinin demokrasisine ve Cumhuriyetine sahip çıktığının altını çizen Aşut, “Demokrasi nöbetleri ile vatana, Cumhuriyete, demokrasiye nasıl sahip çıkılır gösterdik. Ancak, bir yandan meydanlarda demokrasi nöbeti tutarken, diğer yandan her birimiz kendi çalışma alanlarımıza sahip çıkmaya, eskisinden daha çok çalışmaya devam etmeliyiz. Memleket ve millet adına sorumluluklarımızı yerine getirmeye devam etmeliyiz. Herkes kendi işinde üstüne düşen sorumluluğu yerine getirerek, çalışarak, üreterek ülkeyi normalleşme sürecine sokmamız gerekiyor” ifadelerini kullandı.

    Ülkemize zarar vermelerine izin vermeyeceğiz”

    Başbakan Binali Yıldırım’ın da söylediği gibi ilan edilen Olağanüstü Hal’in (OHAL) milletle bir ilgisi olmadığını dile getiren Aşut, “OHAL bu alçak terör şebekesi, bu gerici, laiklik ve demokrasi düşmanı örgüt için ilan edilmiş bir süreçtir. Mersin iş dünyası olarak bugünden sonra bizim işimiz üretime, ihracata, istihdama odaklanmaktır. Siyaseten hedeflerine ulaşamayan çevrelerin, ekonomik anlamda ülkemize zarar vermesine izin vermeyeceğiz. Mersin olarak, her alanda ve özellikle ekonomisi ile mükemmeli yakalamak azminde ve karalılığındayız” diye konuştu.

    “Mersin iş dünyası işinin başındadır”

    Darbe girişiminin milleti birbirine kenetlediğini, sanal kutuplaşmaları bir gecede bitirdiğini ifade eden Aşut, şöyle konuştu:

    “Mersin iş dünyası işinin başındadır, dünyaya entegredir, üretmeye, yeni pazarlar bulmaya, ihraç etmeye ve iş ve aş vermeye devam etmektedir. Bu olay 2023, cumhuriyetimizin 100’üncü kuruluş yılı hedeflerimiz adına bizleri daha da kamçılamıştır. Bu millet, arkasında küresel güçlerin oyunu olduğuna inandığımız bu belayı tek yumruk olarak def ettikten sonra, bu hedefler bize az bile gelir. Gerekirse daha az uyuyacağız, daha çok çalışacağız, daha çok gayret edeceğiz. Çünkü bu, bizler daha güzel yaşayalım, demokrasimiz ve cumhuriyetimiz sonsuza dek sürsün diye canını bu olayda verenlere, şehitlerimize borcumuzdur.”

    Aşur, 15 Temmuz gecesi yaşanan olayların arkasında son 40 yıldır cumhuriyetin kuruluş ilkelerinden uzaklaşmanın bedelleri olduğunu öne sürdü.

    “Türk iş dünyası darbecilere de teslim olmayacak”

    Darbe girişiminin Mersin ekonomisine yansımalarını da değerlendiren Aşut, Temmuz ayı bitmediği için ellerinde veri olmadığını söyledi. Ancak, reel göstergelere bakıldığında, mikro anlamda Mersin özelinde bu olaya bağlı yaşanan sıcak bir olumsuzluk olmadığını belirten Aşut, şunları söyledi:

    “Mersin girişimcisi işine odaklanmış, üreticisi işine odaklanmış çalışıyor. Dünya ekonomisine entegre bir kent olarak küresel anlamda da olumsuz bir dönüş yok. Makro anlamda baktığımızda ise böylesine büyük bir olay yaşamamıza rağmen dövizde basit bir yükselmenin dışında ki bu da geçici olacaktır, ciddi bir olay yok. 2008 krizinde bile teslim olmayan Türk iş dünyası, bu darbecilerin ve dış mihrakların ekonomik savaşına teslim olmamıştır, olmayacaktır. Bu konuda vatandaşlarımız müsterih olmalıdır.”

    “Irkçı ve düşmanlık içeren sloganları reddediyoruz”

    Mersin iş dünyası olarak tarım, sanayi, lojistik, turizm alanlarında ülkenin öncü kenti olmaya, bu alanlarda devam eden projeleri tamamlamaya yılmadan devam edeceklerinin altını çizen Aşut, Mersin’in hiçbir zaman ağlayan bir kent olmadığını, yaptıklarıyla aldığından fazlasını ülkesine veren bir kent olduğunu vurguladı. Mersin’in Suriyeli sığınmacılara kucak açtığını da anımsatan Aşut, “Bu kent kısa sürede nüfusunun neredeyse dörtte biri kadar göç aldı. Bunu hazmetmek, sorunsuz bir şekilde bu süreci geçirmek kolay değil. Elbette sorunlar var, uyum çabaları henüz yeterli değil, küçük esnafta sıkıntı var, çalışma izinleri, oturma izinleri gibi birçok konuda sıkıntılar var. Ancak, biz en başından beri ’bu bir ekonomik sorun değil, insanlık sorunudur’ dedik. ’Bize kucak açmak yakışır’ dedik. Sorunları el ele çözmek görevimizdir ama bu masum insanlar için kullanılan ve yaygınlaştırılmaya çalışılan ’Mersin’de Suriyeli istemiyoruz’ gibi yakışıksız, ırkçı ve düşmanlık içeren sloganları reddediyoruz. Mersin’in tarihine, ruhuna, kültürüne aykırı olan bu ifadeleri kınıyoruz. Çözüm, bu kardeşlerimizin vatanlarında huzur sağlanana kadar bu kente uyumunu sağlamaktır. Öte yandan Suriyelilerin MTSO’ya kayıtlı şirket sayısı 700’e yakındır. Bunlar çok çeşitli alanlarda üretim yapan, istihdam sağlayan, yasalara göre kurulmuş şirketleridir. Düşmanlığın bize yararı olmadığı gibi, bize yakışan bir şey de değildir. Biz veren el olalım, biz insanlığı kucaklayalım. Eğer 15 Temmuz faciasını def ettiysek, bu hayırların karşılığı olan bu duaların, mazlumun yanında olmanın manevi etkisi unutulmamalıdır” dedi.

    “Türkiye’yi ekonomik olarak çökertmek istenen bir proje”

    Toplantıda gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Aşut, doların 3 liranın üzerine çıkması, ihracatta düşüşün devam etmesi ve OHAL’in, önümüzdeki süreçte ekonomide olumsuzluğa yol açıp açmayacağını yönündeki soruya, “Kısa vadelerde ekonominin ani hareketler yapmasının, ülkeyi çok önemli şekilde rahatsız etmeyeceği yönünde. Türkiye, daha farklı şeyleri daha farklı şekilde yaşadı. Şu anda yaşadığımız olay gerçekten dış mihraklı bir gövde gösterisi. Türkiye’yi ekonomik olarak çökertmek istenen bir proje. Burada bize düşen, biz kendi görevlerimizi yapmak zorundayız. Herkes kendi görevini yaparsa, iş dünyası ihracatını yükseltmek için eskisi gibi valizi elinde devamlı dolaşırsa bu işi çok rahat atlatırız. Sıkıntı yok mu, var ama bunlar geçecek. Kısa sürede olan sıkıntılar bizi yıldırmamalı, ekonomiye uzun vadede bakmalıyız. Çünkü yatırımımız, her şeyimiz Türkiye’de. Bir tane vatanımız ve bayrağımız var, bırakıp gidecek halimiz yok. Demokrasiye, cumhuriyete, vatana sahip çıktığımızda ihracattaki küçük düşüşleri de atlatacağız. Rusya krizinde de aynı sıkıntıları yaşadık ve o süreçte arkadaşlarımın hepsi elinde valizleriyle farklı ülkelere giderek, farklı ürünler sunmaya çalıştılar ve başarılı da olduk. Ama bu kez üzerimize farklı boyuttan geliyorlar. Onun için bizim daha güçlü, daha çok çalışarak bu işi daha çabuk atlatmamız lazım. Herkes kendi işini yapacak. Siyasetçi siyasetini, iş dünyası kendi işini yapsın. Bu olay bizi 2023 hedefi için daha çok kırbaçladı. Yılmadan hükümetimizin yanında olarak daha rahat atlatacağımızı düşünüyorum” yanıtını verdi.

    Kasım Tanrıöver: “Standard&Poor’s siyasi mühendislik yapıyor”

    Kredi derecelendirme kuruluşlarının, darbe girişimi sonrasında Türkiye hakkındaki değerlendirmelerine yönelik bir başka soruya ise MTSO Başkan Yardımcısı Kasım Tanrıöver yanıt verdi. Standard&Poor’s kuruluşunun Türkiye raporunun İngilizce metninin tamamını okuduğunu belirten Tanrıöver, şunları söyledi:

    “Bizim Standard&Poor’s ile bir anlaşmamız yok, onun görüşlerinin bizim açımızdan herhangi bir değeri yok. Ama yurtdışı bir firma olduğu için yurt dışında önem taşıyor. Raporda, çok ilginçtir, sadece Türkiye hakkında bir tane ekonomik veri var, kısa vadeli dış borç. Onun dışında raporun tamamı bizde siyasi istikrarsızlık olabilirmiş, hükümet düşebilirmiş, gösteriler artabilirmiş. Bunun bu şekilde olacağını sen nereden biliyorsun? İşte tam tersi oldu, bütün ülke kilitlendi. Siyasi mühendislik yapıyor. Sadece, Türkiye’nin kısa vadede ’2016 sonuna kadar ödemesi gereken 168 milyar dolar borcu var’ diyor ki, bu doğrudur. Bu da bütün AB kriterlerine göre birçok Avrupa ülkesinden daha iyi konumdadır. Yalnız bunu bile hatalı söylüyor. Rakamlar biraz oynayabilir ama bu 168 milyar doların 100 milyar doları devletin, 68 milyar doları özel sektörün. Bu 100 milyar dolarlık devlet parası da bir sene içinde ödenmeyecek zaten. Adamlar bunu bile yazmamış. Bunun 50 milyar doları nakit, şu anda rezervlerimizde var, diğer 50 milyar doları da hazine garantileri, devlet tahvilleri vesaire. Bunların hemen nakde çevrilmesi mümkün değil. Özel sektörün ödeyeceği 68 milyar doların ise belli bir kısmı nakit ödenecek, kalanı da firmaların yurt dışından aldığı malzemelerin borçları. O borçların teminatı var. Onun için biz iyi gidiyoruz. Türkiye çok önemli bir ülke. Türkiye, Almanya’ya 16 milyar dolar ihracat yapıyorsa, Almanya da Türkiye’ye 25 milyar dolar ithalat yapıyor. Bunlar vazgeçilecek rakamlar değil.”