Etiket: Danıştay

  • Danıştay acele kamulaştırma kararını iptal etti

    Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, Tunceli’nin Çemişgezek ilçesi Tagar Çayı üzerinde yapımı planlanan Tagar Hidro Elektrik Santrali için alınan acele kamulaştırma kararını yapılan başvuru üzerine iptal etti.

    Tunceli’nin Çemişgezek ilçesinde bulunan Tagar Çayı üzerinde yapımı planlanan Tagar Hidro Elektrik Santrali Projesi için Bakanlar Kurulu tarafından 2014 yılında acele kamulaştırma kararı alınmıştı. Bunun üzerine avukat Barış Yıldırım tarafından yurt savunması ihtiyacı veya olağanüstü bir durum şartları ile acele şartı gerçekleşmediğinden kararın iptali amacıyla ilk derece mahkemesi sıfatıyla Danıştay’da dava açılmıştı.

    Davayı görüşen Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, acele kamulaştırmanın ancak ve ancak yurt savunması ihtiyacı ile olağanüstü durumlarda başvurulabilecek bir yöntem olduğunu belirterek, dava konusu Bakanlar Kurulu kararında hukuka uyarlılık bulunmadığı gerekçesiyle acele kamulaştırmayı iptal etti.

    Avukat Barış Yıldırım, kararın geçtiğimiz gün Munzur Suyu üzerinde yapımı planlanan baraj ve HES’ler için alınan acele kamulaştırmalar için de emsal teşkil edeceğini söyledi. Yıldırım, “Danıştay idari Dava Daireleri Kurulu kararı başta Munzur Suyu üzerinde yapımı planlanan Konaktepe Barajı ve Konaktepe HES I – Konaktepe HES II projesi için alınan Acele Kamulaştırma Kararı olmak üzere diğer HES Projeleri için alınan Acele Kamulaştırma kararları için de emsal nitelikte bir karardır. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, acele kamulaştırmanın ancak ve ancak yurt savunması ihtiyacı ile olağanüstü durumlarda başvurulabilecek bir yöntem olduğunu açıkça belirtmektedir. Bu bakımdan baraj ve HES projeleri için acele kamulaştırma kararı alınmasının hukuksal dayanağı bulunmadığı gibi Acele Kamulaştırma kararları çevre ve toplum yaşamı üzerinde telafisi mümkün olmayan zararlara sebebiyet verebilecektir” dedi.

    Tunceli’nin Çemişgezek ilçesinde bulunan ve gerek bitki gerekse de yaban hayatının zenginliği ile bilinen Tagar Çayı üzerinde yapımı planlanan HES projesine karşı ilçe sakinleri tarafından sık sık eylemler gerçekleştiriliyordu.

  • Danıştay Sur için savunma istedi

    Diyarbakır Barosu Başkan Vekili Ahmet Özmen’in Sur için alınan acele kamulaştırma kararına yaptığı itirazın ardından Danıştay, Başbakanlık ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığından savunma ve kamulaştırmaya ilişkin belgelerin gönderilmesini istedi.

    Bakanlar Kurulu’nca Sur ilçesi için verilen acele kamulaştırma kararı, Özmen tarafından geçtiğimiz aylarda mahkemeye taşınmıştı. Özmen’in, Başbakanlık ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı aleyhine yürütmenin durdurulması ve iptali istemiyle yaptığı başvuru, Danıştay 6. Dairesi tarafından görüşüldü. Dosyayı inceleyen Danıştay hakimi, ivedi yargılama usulü kapsamındaki davada yürütmenin durdurulması isteminin davalı idarelerin savunması ve ara kararı cevabı alındıktan veya 15 günlük yasal savunma süreleri geçtikten sonra incelenmesi gerektiği yönünde görüş bildirdi. Ara kararlarını açıklayan Danıştay 6. Dairesi, uyuşmazlığın çözülebilmesi için Başbakanlık’tan bahsi geçen riskli alan ilanının kabul edildiği Bakanlar Kurulu kararına ilişkin bilgi ve belgelerin istenilmesine karar verdi. Danıştay 6. Dairesi bunun yanında Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’ndan dava konusu Bakanlar Kurulu kararının içeriğinde yer alan 16 Mart 2016 tarihli yazının ve varsa eklerinin istenilmesine de hükmetti. Ara kararların yerine getirilmesi için taraflara 15 gün süre veren Danıştay, davanın ivedi yargılama usulü kapsamında inceleneceğini ifade etti.

  • Danıştay Başkanı Güngör Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Danıştay Başkanı Zerrin Güngör’ü kabul etti.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, Danıştay Başkanı Zerrin Güngör ile Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde bir araya geldi.

  • Ayı Saldırısında Son Kararı Danıştay Verecek

    Erzurum’un İspir ilçesinde Halk Eğitim Merkezi Müdürü Ömer Yılmaz ile Miyase Yılmaz’ın 31 Ağustos 2011 günü Yeşilyurt köyünde bahçede dut toplarken ayının saldırısında öldürülmesi ile ilgili olayda son kararı danıştay verecek.

    Olay, 31 Ağustos 2011 günü öğle saatlerinde meydana geldi. İspir Halk Eğitim Merkezi Müdürü Ömer Yılmaz (54), akrabalarıyla bayramlaşmak için Yeşilyurt Köyü’ne geldi. Akrabalarıyla görüşen Ömer Yılmaz köy içerisinde bulunan bahçesine gitti. Elindeki sepetle yere dökülen dutları toplayan Ömer Yılmaz, aniden karşısına çıkan ayının saldırısına uğradı. Ayının pençelerinin boğazına isabet ettiği Ömer Yılmaz hayatını kaybederken, 60 yaşındaki Niyese Yılmaz, Ömer Yılmaz’ın cesedinin bulunduğu yere yaklaşık 500 metre mesafede, Yedigöze Köyü Koptur mevkiinde kendisine ait bahçede dut topluyordu. Ayının saldırdığı kadın hayatını kaybetmişti.

    Olay sonrası Yılmaz ailesinin 83 bin TL maddi, 120 bin TL manevi tazminat davası talebi üzerine, Erzurum 2. İdare Mahkemesinde iki üyeli hakim ile tek üye hakimden farklı görüş kararı çıktı. İki üyeli hakim, “Olayın yaban hayatı koruma sahası içerisinde olmadığı” görüş belirtirken, tek üyeli hakimin ise “Yaban hayatını koruma görevlilerinin görevini yerine getirmediği ve idarenin kusurlu bulunduğu” yönünde görüş belirtti.

    İKİ ÜYELİ HAKİM: “ÖLÜM OLAYI YABAN HAYATI KORUMA SAHASI İÇERESİNDE DEĞİL”

    Erzurum 2. İdare Mahkemesininin iki üyeli hakimin verdiği kararda, “Yasal düzenlemeler ile birlikte yapılan değerlendirmede davalı idarenin ’yaban hayatı korumak ve kollamakla’ ilgili yükümlülükleri ve idarenin bu yükümlülüklerin yerine getirilmesi sırasında 3. kişiler verdiği zararlardan sorumluluğu bulunmakla birlikte, idare faaliyetle ilgisi bulunmayan yaban hayvanlarının verdikleri zararlardan idarenin sorumlu tutulamayacağı açıktır. Bu nedenle Bakılan uyuşmazlıkla, idarenin koruma altına almış olduğu, kendi bakım, gözetim ve denetim altında tutmakta olduğu yaban bir hayvanın topluma açık bir alana kaçarak çevreye ve insanlara zarar vermesi gibi bir durumun dava konusu uyuşmazlıkta söz konusu olmadığı doğada yaşayan her bir hayvanın gerçekleştireceği veya gerçekleştirmesi muhtemel zararlı fiillerden Devletin doğrudan sorumlu tutulmasının söz konusu olamayacağı, Orman ve Su İşleri Bakanlığı’nın yaban hayvanlarının bunların yaşam alanlarının korunması ile ilgili görevleri bulunmakla birlikte doğal ortamda yaşayan bütün hayvanların özellikle de yaban hayvanlarının kontrol altında tutmanın olanağı olmadığı, ayrıca olayın meydana geldiği bölgenin yaban hayatı koruma sahası içerisinde yer almadığı, bu haliyle davalı idarelere atfedilecek kusur bulunmadığından, idareler açısından gerek kusura dayalı gerekse kusursuz sorumluluk şartlarının gerçekleşmediği sonucuna varılarak, İçişleri Bakanlığı ve Erzurum Valiliği’ni sorumlu tutulmasını gerektirir bir durumun söz konusu olmadığı kanaatine varılarak açıklanan nedenlerle birlikte davanın reddine karar verilmiştir” görüşlerine yer verdi.

    TEK ÜYELİ HAKİMİN KARŞI OYU: “İDARE KUSURLU, TAZMİNAT HÜKÜMLÜLÜĞÜ DOĞAR”

    İdare Mahkemesi’nin bir üye hakimin verdiği ’red’ kararında ise, İdarenin kusurlu bulunduğu yönünde görüş belirten üye hakim, “İdarenin yaban hayvanlarını koruma görevi kapsamında boz ayıları mutlak koruma altına alması, insanların ya da kendilerini, canlılar ile mallarının korunması bakımından avlanmaya herhangi bir istisna öngörmemesi halinde kişilerin uğradıkları zararı tazmin yükümlülüğü doğacaktır. Davacılar köyün girişinde bulunan kendisine ait bahçede çalışırken ayı saldırısına maruz kaldığı, saldırıya maruz kaldığı, olayın olduğu bölgeye yakın yaban hayatı geliştirme sahasının bulunduğu, bu tür saldırı olasılığına karşı risk altında bulunan köylerde yaşayanlara gerekli ve yeterli bilgilendirme yapılmadığı gibi önlemlerinde alınmadığı, ayı saldırısına karşı kendisinin koruyabilmesinin ya da saldırıyı mukavemet gösterebilmesinin olanağı olmadığı anlaşılmıştır. Bu nedenle yaban hayatı koruma görevini yerine getirmediği görülen Orman ve Su İşleri Bakanlığı’nın söz konusu davayla ilgili ortaya çıkan zarar arasında uygun illiyet bağının bulunduğu, olayda hizmet kusuru oluştuğundan davacıların maddi ve manevi zararları hesaplanarak tazminata hükmedilmesi gerektiğini görüşü ile çoğunluk iki üyenin kararına katılmıyorum” görüşünde bulundu.

    İdare Mahkemesi’nin temyiz edilen kararı Danıştay’a gönderildi. Şimdi Danıştay’ın bu kararı onaylayıp onaylamayacağı merak konusu oldu.

  • Anayasa Mahkemesi, Danıştay Ve Asliye Hukuk Mahkemesi’nin Ardından, İdare Mahkemesi De Ankara Mimarlar Odası’nı Haksız Buldu

    Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ne karşı açtığı davalar bir bir reddedilen TMMOB’a bağlı Mimarlar Odası’na bir cevap da Ankara 17. İdare Mahkemesi’nden geldi. Mahkeme, Mimarlar Odası Ankara şubesinin, Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ne verilen ruhsatın iptal edilmesi için açtığı davayı, “davacının dava açma ehliyeti olmadığı” gerekçesiyle reddetti.

    Ankara Mimarlar Odası, Atatürk Orman Çiftliği arazisinde 63886 ada 5-6 sayılı parsellerde yapılan Cumhurbaşkanlığı Hizmet Binası için Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından verilen ruhsatın, “İmar Kanunu’nun 26. Maddesi’ne ve kamu yararına aykırı olduğu” gerekçesiyle iptalini istedi.

    Oda tarafından açılan davanın duruşmasına Ankara Büyükşehir Belediyesi adına katılan Avukat Canan Işık da yaptığı savunmada, “Davacının dava açma ehliyetinin bulunmadığı, dava konusu edilen ruhsatın; imar planına, plan notlarına, yasa ve yönetmeliklere uygun olduğunu” belirterek, davanın reddini istedi.

    “DAVANIN EHLİYETİ YÖNÜNDEN REDDİNE”

    Ankara 17. İdare Mahkemesi de iptal davasının, “kişisel, meşru, güncel bir menfaatin bulunması halinde gerçekleşebileceğini” vurgulayarak, kararında şu ifadelere yer verdi:

    “Olayda; dava konusu yapı ruhsatının, davacının kişisel, meşru ve güncel menfaatini ihlal etmediği, davacı yönünden hukuki bir sonuç da doğurmadığı dikkate alındığında, bakılan davanın ehliyet yönünden reddi gerekmektedir.”

    DAHA ÖNCEKİ KARARLAR HATIRLATILDI

    Mahkeme kararında ayrıca, daha önce de Danıştay tarafından benzer kararlar verildiği hatırlatılarak, Danıştay 6. Dairesi’nin 31.10.2014 ve 22.01.2015 tarihli kararlarının da bu yönde olduğu bildirildi.

    Söz konusu davayla benzer nitelikte bulunan ve TMMOB’a bağlı 5 oda tarafından daha önce açılan davanın da hatırlatıldığı kararda, Anayasa Mahkemesi’nin, 10.12.2014 tarihli kararıyla, “AOÇ arazisi üzerinde uygulamaya geçirilen plan ve projelerin, başvurucuları güncel ve kişisel olarak doğrudan etkilediğinin, başvurucular tarafından ortaya konulamadığı görüldüğünden, başvurucuların mağdur statülerinin bulunmadığı’ gerekçesiyle başvurunun kabul edilemez olduğunun” belirtildiği ifade edildi.

    Mahkeme, İdari Yargılama Usulü Kanunu uyarınca davanın “ehliyet yönünden” reddine karar vererek, 750 TL avukatlık ücretinin de davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine hükmetti.

    Geçen ay da TMMOB’a bağlı 4 odanın, “Atatürk Orman Çiftliği arazisine, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi ve Ankapark inşa edilmesi suretiyle Atatürk’ün vasiyetinin ihlal edildiği” iddiasıyla açtığı dava, Ankara 26. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından reddedilmişti.

    BAŞKAN GÖKÇEK, TWITTER’DAN DUYURDU

    Davanın kazanıldığını twitter hesabından takipçileriyle paylaşan Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek de şu mesajları paylaştı:

    “Bunlar güzel haber… Anayasa Mahkemesi ve idari mahkemeler, Mimarlar Odası’nın AOÇ hakkında dava açma ehliyeti olmadığına karar verdi…

    Bundan böyle Mimarlar Odası’nın show ehliyeti de kalmadı… Bu husus, kanunla da net metin haline gelmeli…”