Etiket: Dair

  • Putin: “ABD’nin Şam’ın güneyini vuracağına dair duyum aldık”

    Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, “ABD’nin Şam’ın güneyini vuracağına dair duyum aldık” dedi.

    Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, İtalya Cumhurbaşkanı Sergio Mattarella ile Moskova’da bir araya geldi. Putin, İtalyan mevkidaşı ile gerçekleştirdiği görüşmenin ardından ortak basın toplantısı düzenledi. Putin, basın mensuplarına yaptığı açıklamada, Rusya’nın Şam’dahil olmak üzere ülkenin bazı bölgelerinde kimyasal silah provokasyonları yapıldığına dair güvenilir kaynaklardan istihbarat sağladığını kaydetti. Putin, “ABD’nin Şam’ın güneyini vuracağına dair duyum aldık” dedi. Vladimir Putin, İdlib’te kimyasal silah kullanıldığına dair saldırının araştırılması için Birleşmiş Milletlere başvuracaklarını ifade etti.

  • AKAUM’dan “Kadına Dair” sergi ve tiyatro

    Anadolu Üniversitesi Kadın Çalışmaları Araştırma ve Uygulama Merkezinin 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında düzenlediği “Karma” adlı sergi ve “Ne Dirilerle Yoldaşım Ne de Ölülerle” adlı tiyatro gösterimi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi (İİBF) Sergi Salonunda sanatseverlerle buluştu.

    “Ne Dirilerle Yoldaşım Ne de Ölülerle” adlı tek kişilik tiyatro gösterimi, Anadolu Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Öğretim Elemanı Arş. Gör. Fatma Kandemir tarafından sahnelendi. Alkışlarla biten gösterimin ardından Anadolu Üniversitesi Kadın Çalışmaları Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Doç. Dr. Zerrin Sungur Taşdemir günün anlam ve önemine dair, “Öncelikle buraya katılım sağlayan tüm hocalarımıza ve öğrenci arkadaşlarımıza, etkinlikte emeği geçen tüm ekibe çok teşekkür ediyorum. Şiddetin olmadığı, kadın ve eşitlik adına normalleşen bir dünya diliyorum. Umarım sanatla ve edebiyatla daha çok uğraşabildiğimiz bir dünyaya kavuşuruz” ifadelerini kullandı.

    Doç. Dr. Taşdemir’in konuşmasının ardından katılımcılar, sergilenen eserleri inceledi.

  • Dr. Tanser Şenses, gebeliğe dair her şeyi anlattı

    Özel Ümit Hastanesi Kadın Doğum Uzmanı Dr. Tanser Şenses, anne adaylarına yönelik gebelik ve gebelik izlemi konusunda bilgiler verdi.

    Kadın Doğum Uzmanı Dr. Tanser Şenses, gebelik takibi, gebelik sürecinde yapılması gereken testler, anne adayının nelere dikkat etmesi gerektiği gibi pek çok hayati konuda anne adaylarını bilgilendirdi. Öncelikle gebeliğin oluşum sürecinden söz eden Şenses, “Her ay çoğunlukla bir yumurtalıktan bir yumurta gelişir ve karın boşluğuna atılır bu, sadece 2 gün canlı kalabilir. Erkek tohum hücreleri yani spermler sadece 3 gün yaşarlar ve kanalda yumurta ile karşılaşır. Milyonlarca spermden sadece bin tanesi kanala ulaşır, bunlardan sadece biri kanalda yumurtanın içine girer ve döllenme gerçekleşir” diye konuştu.

    DOĞUM TARİHİ NASIL HESAPLANIR?

    Gebelik ve doğum tarihinin nasıl hesaplandığı hakkında da bilgi veren Şenses, konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “Gebelik son adetin ilk gününden itibaren hesaplanır ve 40 haftadır. Beklenen doğum tarihini hesaplamak için, son adet kanamasının birinci gününden itibaren 7 gün ileri gidilir ve 3 ay çıkarılır. Örneğin, adetin birinci günü 4’üncü ayın 9’u olan gebenin beklenen doğum tarihi 1’inci ayın 16’sı olacaktır. Bu kural, düzenli adeti olan kadınlar için geçerlidir. Adetleri genelde gecikenlerde, beklenen doğum tarihleri daha geç olacaktır. İlk kontrolde ultrason ölçümüne göre son adet ve tahmini doğum tarihinde doktor tarafından düzeltme yapılabilir.”

    İLK BELİRTİLER

    Dr. Şenses, gebeliğin ilk belirtilerini şöyle sıraladı:

    “Adet kanamasının gecikmesiyle birlikte ortaya çıkan ek bulgular, bize gebeliği düşündürür. Bunlar meme ağrısı hassasiyeti, akıntıda artma, hafif bel, kasık ağrısı, sık idrara gitme, halsizlik gibi belirtilerdir. Daha sonrada sabah bulantıları ve kusmalar bazen ortaya çıkabilir. Günümüzdeki gebelik testleriyle idrarda birkaç gün gecikmeyle, kanda ise gecikme olmadan gebelik saptanabilir.”

    Gebelikte ilk muayenede ultrason ile teyit edildiğini söyleyen Şenses, gebelikte 32’nci haftaya kadar ayda bir, 32-36 haftalar arası 2- 3 haftada bir ve 36’ncı haftadan sonra 40 ya da 41 haftaya kadar her hafta kontrole gidilmesi gerektiğinin altını çizdi.

    ON GEBELİKTEN BİR TANESİ DÜŞÜKLE SONUÇLANMAKTADIR

    İlk 3 ayda gerçekleşen düşükler hakkında detaylı bilgiler veren Şenses, şunları söyledi:

    “Ne yazık ki gebeliklerin ancak yüzde 90’ı 12 haftayı tamamlamaktadır. On gebelikten bir tanesi düşükle sonuçlanmaktadır. Düşüğün en önemli belirtisi kanamadır, bu nedenle kanaması olan gebe hastaneye başvurmalıdır. Ama unutulmaması gereken diğer durum ise yaklaşık 2 gebeden birinin gebelikte kanama atağı geçirebileceği çoğu kanama durumunda düşük olmayacağı gerekli tedbir ve ilaçlarla önlenebileceğidir.”

    KAÇINCI HAFTADA HANGİ TEST YAPILMALI?

    Gebelik sürecinde yapılması gereken testler hakkında anne adaylarını bilgilendiren Şenses, “İkili test 11- 14. gebelik haftaları arasında yapılmaktadır. En sık önerilen ve kullanılanıdır. Amaç anne karnında Trizomi 21 (Down sendromu), Trizomi 13 ve 18 riskini belirlenmesidir. Ense kalınlığının ölçüldüğü gün anneden alınan kan örneğinin incelenmesine ikili test denir. Ultrasonografi ölçümü ve ikili testin birlikte değerlendirilmesi sonucu Down sendromlu bebeklerin yüzde 85’i saptanabilir. Bu testin yapılamaması durumunda 16- 20 hafta arası anneden alınan kan örneğiyle üçlü test ya da dörtlü test yapılabilir. Gebelerimiz ve aileleri en çok tedirgin eden konuların başında, bebeğin herhangi bir sakatlığıyla karşılaşma durumudur. Dünyanın her yerinde doğabilecek çocukların ortalama yüzde 3’ünde yaşamı tehdit edebilen veya etmeyen sakatlık bulunmaktadır. Bu anomalilerin ancak yüzde 60 -70’i rutin ultrasonografi ile tespit edilebilmektedir. 20- 22’nci haftalar arasına ise detaylı ultrasonogafi yapılması önerilir. İlerleyen gebelik haftalarında NST ile bebek hareketleriyle kalp atımında artış ve rahimde kasılma takibi, ultrasonda bebeğin büyüme hızının, sıvısının takibi bebek hareketlerinin gözlemi, göbek kordonu ya da beyin damarları gibi yapılarda kan akımının ölçümü gibi testlerle bebeğin anne karnında iyilik hali takip edilir. 24-28’inci gebelik haftalarında şeker yükleme testi yapılmalıdır” dedi.

    HAMİLELİKTE KAÇ KİLO ALINMALI?

    Anne adaylarının gebelik sürecinde kaç kilo almaları gerektiği konusunda açıklama yapan Şenses, şöyle konuştu:

    “Doğum zamanı bebek yaklaşık 3- 4 kilo, amnion sıvısı 900 gram, plasenta 900 gram, rahmin ağırlığı 900 gram, memelerde süt üretimi için değişim 1-2 kg, kan hacminin artması 1- 1 buçuk kilo ve vücut yağında öngörülebilen bir artma 1-2 kilo olursa beklenen kilo artışı 10-12 kilo olacaktır. Zayıf gebelerde kilo artışı 12 buçuk ile 18 kg arasında, normal kilodaki gebelerde 11 buçuk ile 16 kilo ve şişman gebelerde ise 7 ile 11 buçuk kg arasında olmalıdır. Genellikle ilk 3 ay bulantı nedeniyle kilo verilebilir ancak gebeliğin 24- 25 haftasına kadar toplam 4- 5 kg alınabilir. Sonraki haftalarda yarım kilogramdan fazla kilo alınmamalıdır.”

    ANNE ADAYI NE YAPMALI, NE YAPMAMALI?

    Son olarak annelere gebe kalmadan önce ve gebelik sürecinde yapılması gerekenler hakkında uyarılarda bulunan Şenses, şunları söyledi:

    “Gebelik öncesinde doktor kontrolü önemlidir. Hamile adayı folik asid kullanımına başlar ve gebeliğin 12 haftası sonuna kadar devam eder. Hamile adayı sigara, alkol ve kafein alışkanlığından vazgeçmelidir. Hamile her dönemde havuza ve denize girebilir. Yüzme ve yürüyüş, pilates hamileler için en iyi sporlardır. Uzun süre güneş altında kalmak ve güneşlenmek önerilmez. Cinsel beraberliğe, risk grubunda olmayan hastalara gebelik başından itibaren 32’nci haftaya kadar izin verilebilir. Gebe kadının dar pantolon giymesi ve dar kemer takması rahme giden kan dolaşımını etkileyeceği için önerilmez. Dik durmak ve oturmak, orta yükseklikte topuklu ayakkabılar önerilir.”

  • Meclisten Turgutlu’ya Dair Önemli Kararlar Çıktı

    Turgutlu Belediye Meclisi, Mayıs ayı toplantısıyla ilçeye trap ve skeet sahası kazandırılması amacıyla imar plan değişikliği, Derbent Mahallesi’nde emeği geçen şahısların isimlerinin muhtelif yerlere verilmesi, iş makinesi ve hizmet aracı için kredi kullanma yetkisini görüşerek karara bağladı.

    Turgutlu Belediyesi Mayıs ayı belediye meclis toplantısı gerçekleştirildi. Gündem maddelerinin görüşülüp karara bağlandığı toplantıda Turgutlu Belediye Başkanı Turgay Şirin, meclis üyelerinin Miraç Kandili’ni kutlayarak, mübarek gecenin hayırlara vesile olmasını diledi. Meclisin ilk gündem maddesi olarak 2015 yılı kesin hesap cetveli görüşüldü. Buna göre Turgutlu Belediyesi 2015 yılında 69 milyon 622 bin lira gelir hesaplarken, bunun 56 milyon 496 bin lirası tahsil edebildi ve yüzde 81’lik tahsilat ortalaması yakaladı. Ayrıca 94 milyon 880 bin lira olarak belirlenen giderler kapsamında 56 milyon 641 bin lira ödeme yapıldı.

    MECLİSTE DUYGU DOLU ANLAR YAŞANDI

    Gündemin 3. Maddesi olarak 6 Eylül 2015 tarihinde Dağlıca’da şehit düşen Uzman Çavuş Tolga Artuğ’un annesi Sevcan Artuğ’un dilekçesi mecliste duygusal anların yaşanmasına neden oldu. Turgutlu’da yaşadıkları evde oğullarının pek çok anısının olduğu ve bundan dolayı büyük üzüntü yaşadıklarını belirten anne Sevcan Artuğ, Urganlı’da mülkiyeti Turgutlu Belediyesi’ne ait arazinin kendisine satılması için belediyeye başvurdu. Daha önce belediye tarafından 3 kez 75 bin lira bedel ile satışa çıkarılan ve satılamayan araziye şehit ailesi 50 bin lira bedel ile bu arazini kendilerine satışının yapılmasını talep etti. Oğlunun anılarıyla dolu evde yaşamanın zorlaştığını ve her gün daha da üzüntü yaşadıklarını belirten anne Artuğ, bu arazide küçük tarımsal faaliyetler yaparak acısını bir nebze olsa dindirmek istediğini ancak bedelsiz olarak bu araziyi almayacağını ve kabul etmeyeceğini, ekonomik anlamda buraya 50 bin lira ödeyebileceğini dilekçe ile belirtti. Meclis şehit annesinin talebine duyarsız kalmadı ve arazinin 50 bin lira karşılığında aileye satılmasına oy birliği ile karar verdi. AK Parti Meclis Üyesi Tamer Dizman’ın bedelsiz verilebilir, destek olunabilir sorusu üzerine, Turgutlu Belediye Başkanı Turgay Şirin, konuya açıklık getirerek ailenin bedelsiz satışı kabul etmediğini ifade ederek, “Ailemizin hassasiyeti diğer şehit ailelerimiz nezdinde hakkaniyeti ölçmüş olmasıdır. Kendi ekonomik güçlerinin yettiği ölçüde bu araziyi bedel ödeyerek satın almak istiyorlar. Kendilerinin bu şekildeki talebi söz konusudur. O açıdan burada oy birliği ile kadar alan meclis üyelerimize teşekkür ediyorum” dedi.

    İŞ MAKİNESİ İÇİN KREDİ KULLANILACAK

    Gündemin 5. Maddesi doğrultusunda Turgutlu Belediyesi iş makinesi ve hizmet aracı alımı amacıyla İller Bankası’ndan kredi kullanımı konusunda meclise başvurdu. 4 milyon lira tutarında kredi için meclisten yetki istendi ve meclis AK Parti red, MHP kabul oylarıyla bu maddeyi oy çokluğu ile mecliste kabul etti. Başkan Şirin, 4 Milyon lira değerinde araç almayacaklarını sadece ihtiyaç duyulduğu anlarda Fen İşleri’nde kullanılmak üzere araç alımı yapabileceklerini ifade etti.

    BELEDİYESİ İLÇEYE TRAP SAHASI KAZANDIRIYOR

    Turgutlulu trap sporcusu Erdinç Kebapçı’nın 2016 Rio Olimpiyatları’na katılması Turgutlu’da büyük yankı uyandırırken, Turgutlu Belediyesi konuyla ilgili ilk girişimini yaptı ve Irlamaz’da bulunan bir alanın spor ve otopark alanına çevrilerek alanın trap sporuna uygun hale getirilmesi için meclise sunum yaptı. Bu alanda kurulacak tesis ile Turgutlu yeni bir spor alanı kazanacak hem de Turgutlu’daki atıcılar ve trap sporcuları kendi tesislerinde çalışma imkanı bulacak. İlgili madde belediye meclisinde oy birliği kabul edilerek büyükşehir belediyesi meclisine sevk edildi.

    DERBENT’TE EMEĞİ GEÇENLERE AHDE VEFA

    Meclise gündeme ek olarak Milliyetçi Hareket Partili Üyeler İlteriş Yağcıoğlu ve Mustafa Yavaş tarafından verilen dilekçede Derbent Mahallesi’nin gelişiminde büyük katkı sağlayan isimlerin mahalledeki muhtelif yerlere verilmesi talebi görüşüldü. Derbent’in ilk belediye başkanı olan Ahmet Tosun, eski muhtar Hüseyin Çah, Köfteci Mesut markasını yaratan Mesut Yıldız ve belediye başkan yardımcılığı yapan Ali Rıza Sarı’nın isimlerinin Derbent Mahallesi’nde muhtelif yerlere verilmesi görüşüldü ve bu gündem maddesi oy birliği ile kabul edilerek Manisa Büyükşehir Belediye Meclisi’ne havale edildi. Başkan Şirin bu gündem maddesiyle ilgili olarak Büyükşehir yasası nedeniyle mahalle, sokak isimlerinin değişikliği büyükşehir meclisi tarafından karara bağlandığı hatırlatarak, “Verilen teklif için teşekkür ediyorum. Elbette bu 4 isim Derbent Mahallemiz’e emeği geçenlerdir. İsimlerinin yaşatılması yönünde oy birliği ile karar alan meclis üyelerimize teşekkür ediyorum” dedi.

  • Prof. Dr. Hamza Duygu Kalp Damar Hastalıklarına Dair Bilgiler Verdi

    Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Hamza Duygu, kalp damar rahatsızlıklarında obezite, hipertansiyon ve sigara kullanımının en büyük risk faktörleri olduğunu söyledi.

    Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Hamza Duygu, 12-18 Nisan Kalp Sağlığı Haftası nedeniyle, kalp ve damar hastalıklarına yol açan etkenler, bilinen kalp damar hastalığı olan veya yüksek risk grubuna dahil edilen bireylerde korunma tedavisi ve bu hastalıklardan korunmada eğitimin önemi ile ilgili bilgiler paylaştı.

    Yakın Doğu Üniversitesi Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü’ne açıklamalarda bulunan Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Hamza Duygu, ‘’Kalp ve damar hastalıkları günümüzde, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde başta gelen ölüm ve işgörmezlik nedenlerindendir. Kalp – damar hastalıkları birçok Avrupa ülkesinde orta ve ileri yaş grubunda en önemli ölüm nedenidir. Avrupa’da tüm ölümlerin yüzde 49’u, 65 yaş altındaki ölümlerin ise yüzde 30’u kalp – damar hastalıkları nedeniyledir’’ dedi.

    Prof. Dr. Hamza Duygu sözlerini şu şekilde sürdürdü: ‘’Dünya Sağlık Örgütü kan basıncı, obezite, kolesterol ve sigara içiminin kontrolü ile kalp ve damar hastalıkları görülme sıklığının yarıya indirilebileceğini bildirmektedir. Bu anlamda koruyucu hekimlik kalp ve damar hastalıklarından ölümlerin azaltılmasında çok önemli role sahip. Buradaki amaç, kalp damar tıkanıklığı için yüksek risk taşıyan bireylerin saptanması ve bu kişilerdeki ilk veya tekrarlayan kalp damar tıkanıklıklarının önlenmesidir.’’

    ‘’OBEZİTE, HİPERTANSİYON VE SİGARA KULLANIMI EN BÜYÜK RİSK FAKTÖRLERİ’’

    Kalp ve damar hastalıklarındaki risk faktörlerini değiştirilemez ve düzeltilemez olarak ikiye ayıran Prof. Dr. Hamza Duygu, ‘’Kalp ve damar hastalıkları ile ilgili risk faktörleri arasında yaş, cinsiyet, genetik ve etnik etkenler “değiştirilemez etkenler” grubuna girerken; sigara, sağlıksız beslenme alışkanlıkları, aşırı alkol, oturgan (sedanter) yaşam, şişmanlık, kan yağlarının yüksekliği, kan basıncı yüksekliği ve kan şekeri yüksekliği “düzeltilebilir risk faktörleri” olarak ayrılabilir. Özellikle düzeltilebilir risk faktörleri kalp ve damar hastalıklarının önlenmesi stratejilerinin temelini oluşturur. Başta gelen üç risk faktörü olan obezite (aşırı kilo), hipertansiyon ve sigara içimi kalp ve damar hastalıkları ile savaşta ana hedef olmalıdır’’ diye konuştu.

    Günümüzde teknolojinin hızla ilerlemesinin getirdiği değişimler nedeniyle toplumun gün geçtikçe farklılaşan bir yaşam tarzı sürdüğünü dile getiren Prof. Dr. Hamza Duygu, ‘’Modern yaşamın getirdiği olanaklar nedeniyle insanlar daha az hareket eder hale geliyor. Değişen yaşam tarzı insanların beslenme alışkanlıklarını da kötü yönde etkiliyor. Beslenmenin daha çok hayvansal kaynaklı gıdalara dayanması, sebze ve meyvenin yeterince tüketilmemesi, aşırı yağlı, soslu, yüksek enerjili gıdalar tüketilmesi, fiziksel aktivite eksikliği ile birleştiğinde kalp damar hastalıklarına yakalanma riskini arttırıyor. Son yıllarda, yirmili otuzlu yaşlarda da kalp damar tıkanıklıklarına günlük pratiğimizde daha sık rastlıyoruz. Bunun en önemli nedeni sigara alışkanlığı. Buna ek olarak fiziksel aktivitedeki azalma, kilo artışı, beslenmeye yeterince dikkat edilmemesi ve stres de katkıda bulunan faktörler olabilir’’ ifadelerinde bulundu.

    BESLENMENİN KALP DAMAR HASTALIKLARI ÜZERİNDEKİ ETKİSİ

    Sağlıklı beslenme sayesinde kalp – damar hastalıklarına neden olan risk faktörlerinden aşırı kilo, kolesterol yüksekliği, şeker hastalığı ve yüksek tansiyon gelişiminin geciktirebileceği veya azaltılabileceğini söyleyen Prof. Dr. Hamza Duygu, ‘’Toplumun giderek yerleşen batı tipi diyet ve fastfood alışkanlığı ile mücadele etmek bu hedeflere ulaşmak için gereklidir. Diyet alışkanlıkları çocukluk yaşlarında başladığından, bu yaşlardan itibaren sağlıklı diyet alışkanlığının yerleştirilmesi ile toplumun kalp – damar hastalığı riski azaltılabilir. Aşırı kalori ve tuz tüketilmesinin önlenmesi, hayvansal yağların azaltılarak bitkisel yağların, taze sebze, meyve, lifden zengin yiyecekler ve balığın daha çok tüketildiği bir diyetin benimsenmesi kalp damar hastalığı riskini azaltmaktadır. Nitekim zeytinyağı ve balık tüketiminin daha fazla olduğu bölgelerde kalp – damar hastalıklarından ölüm daha az görülür. Toplam tüketilen enerjinin yüzde 30’dan azının hayvansal yağlardan köken alması gerekir’’ diyerek sözlerini sürdürdü.

    KALP DAMAR HASTALIKLARINDAN KORUNMADA FİZİKSEL AKTİVİTE EĞİTİMİNİN ÖNEMİ

    Diğer bir öncelik verilmesi gereken konunun şeker hastalığı sıklığındaki korkutucu artıştan sorumlu şişmanlık ve hareket azlığı ile mücadele olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Hamza Duygu, ‘’Bu mücadele de toplum düzeyinde verilmeli ve topluma bu bilinç eğitim yoluyla kazandırılmalı. İlk ve orta dereceli okullarda fiziksel aktivite ve beslenmeyle ilgili eğitimlere daha çok önem verilmeli ve okullarda öğrencilerin günde 1 saat beden eğitimi yapma olanağı sağlanmalı. Erişkinlerin beden eğitimi yapabileceği merkezlerin sayısı ve kalitesinin arttırılması devletçe desteklenmelidir. Yerleşim alanlarında insanların güvenle yürüyüşlerinin sağlanabileceği parkurlar sağlanmalı, varolanların kaliteleri yükseltilmelidir. Haftanın beş günü günde en az 30 dakika süre ile yapılacak yürüyüş, koşu, jogging, step, yüzme gibi yarışmalı olmayan aerobik spor ve aktiviteler kalp kasının oksijenlenmesini artırmasının yanısıra, kişinin ideal kilosuna ulaşmasına, kolesterol düzeyinin düşmesine, kan basıncının kontrol altına alınmasına yardımcı olur; bu durum ayrıca kişinin stres düzeyini de azaltır. Şişmanlık ile mücadelede medyaya önemli görevler düşüyor. Çikolata, gofret, bisküvi gibi atıştırmalık ürünlerin televizyondaki reklamlarına, okullarda satışına kısmi kısıtlamalar getirilmelidir. Abdominal obezitenin (yağın göbek çevresinde toplanması) genel obeziteden daha zararlı olduğu kavramı halka ve hekimlere benimsetilmelidir. Bel çevresinin ölçülmesi hekimlerimizin kan basıncı gibi yaptığı rutin ölçümlerden biri olmalıdır’’ dedi.

    SİGARA KULLANIMININ KALP DAMAR HASTALIKLARI ÜZERİNDEKİ ETKİSİ

    Düzenli olarak sigara içenlerin yüzde 50’sinin sigara içimi ile ilişkili nedenlerden kaybedildiğine dikkat çeken Prof. Dr. Hamza Duygu, ‘’Bu ölümlerin yaklaşık yarısı orta yaş grubunda görülmektedir. İçilen sigara miktarı ile kalp damar hastalıkları, kanser ve solunum sistemi hastalıkları ile doğrudan bir ilişki mevcuttur. Avrupa’daki veriler sigara kullananların yaklaşık 20 yıl daha az yaşadığını göstermektedir. Pasif içicilik de benzer riskleri getirmektedir. Sigara kullanımının önlenebilmesinde ilk basamak eğitimdir. Hedefler okullar, işyerleri ve sağlık kuruluşları olmalı, her aşamada yoğun çabalar harcanmalıdır. Sigaranın bırakılması ile kalp damar hastalıkları riskinin azaldığı kanıtlanmıştır. Sigaranın bırakılması sonrası kalp damar hastalıkları riski 10 yıl içinde azalarak hiç içmeyenler seviyesine inmektedir. Kalp krizi geçirenlerde sigaranın bırakılması ile krizin tekrarlama riski yarı yarıya azalmaktadır’’ diye konuştu.

    KALP-DAMAR HASTALIKLARINDAN KORUNMAK İÇİN NELER YAPILABİLİR?

    Kalp-damar hastalıklarından korunmak için alınabilecek önlemleri de değinen Prof. Dr. Hamza Duygu bu tedbirleri şu şekilde sıraladı: ‘’Sigara dumanından uzak durulmalı, sağlıklı beslenme alışkanlığı kazanılmalı, hergün düzenli spor yapılmalı, kilo almamaya dikkat edilmeli, ideal kilo korunmalı, kan basıncının yükselmemesine özen gösterilmeli, fazla tuzdan uzak durulmalı, kötü huylu kolesterol yüksekliğine dikkat edilmeli, kan şekeri kontrolü sağlanmalı, günde ortalama 7 saat uyumaya dikkat edilmeli, stresli yaşamdan uzak durulup, iyimser olmaya gayret edilmeli, fazla alkol tüketiminden kaçınılmalı ve mümkün olduğunca kirli havanın olduğu yerlerden uzak durulmalı.’’